·
Okunma
·
Beğeni
·
37446
Gösterim
Adı:
Komünist Partisi Manifestosu
Baskı tarihi:
Mart 1976
Sayfa sayısı:
68
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilim ve Sosyalizm Yayınları
128 syf.
·3 günde·8/10
Öncelikle herkese merhabalar. Karl Marx ve Friedrich Engels tarafından hazırlanan ve komünizmin ilk bildirgesi olan bu kitabı elimden geldiğince incelemeye çalışacağım.

Önce kitabı okumaya başlama hikayemden bahsetmek istiyorum.

Komünizm ve destekçilerine(komünistler) ülkemizde benim çocukluğumdan beri gözlemlediğim kadarı ile genel anlamda iki şekilde yaklaşılıyor. Bu iki yaklaşım da birçok zaman büyük tartışmalara neden olmuyor değil.

İnsanların bir kısmı komünizmi benimsemişken, bir kısmı ise ismini duyduklarında bile tövbe çekiyor.

Ben küçük yaşlardan beri bu kutuplaşmanın içerisinde büyüdüm. Baba tarafım daha muhafazakarken, anne tarafım bunun tam zıttı. Yani benim anne ve baba tarafım aslında komünizme olan bakış açıları açısından, genel anlamda ülkemiz insanlarının komünizme olan iki birbirine zıt yaklaşımını temsil ediyor.
Bu da benim gözlem yeteneğimi arttırıyor tabiki. Örneğin dayım gönül rahatlığı ve büyük bir açık yüreklilik ile "Ben komünistim!" diyebilirken, amcam komünistleri "gavur" olarak nitelendiriyor. Aslında iki tarafın da komünizm hakkında herhangi bir bilgiye sahip oldukları söylenemez.

Ben de yıllardır "Komünizm ve komünist" kelimelerine ister istemez aşina olmuş bir insan olarak bu kavramlar hakkında detaylı bilgi edinmek istedim. Lisedeyden felsefe öğretmenimin kullandığı bir cümle kulaklarımda çınladı,"Marx komünizmin babasıdır" ve bu cümleden yola çıkarak burada bir ileti paylaşıp Karl Marx ve komünizm ile ilgili bilgi edinebileceğim kitap önerileri aldım. Aldığım önerilerin etkisi ile kitabı okumaya başladım.

Yavaş yavaş incelememize geçebiliriz...

Öncelikle kitabımız, kitabın yazarları olan Karl Marx ve Friedrich Engels'in kısa yaşam öykülerinin anlatıldığı bir 20 sayfa ile başlıyor.

Marx ve Engels'i asıl konuya geçmeden önce az çok tanımış oluyoruz yani. Bu kısımda özellikle Engels'in yaşamı, büyük bir dava adamı oluşu ve davasındaki hassasiyeti benim ilgimi çekti. Babasının fabrikaları olan bir adam (yani babası burjuva iken, dolayısıyla da kendisi... )hayatını proletarya haklarını savunmaya adıyor. Başta babasının fabrikasında herhangi bir kademede görev almayı da red ediyor. Ömür boyu rahat bir hayat sürebilme imkanından yüz çeviriyor kısacası. Sonraları katıldığı bir devrimin başarısızlıkla sonuçlanması kendisinin ve dava arkadaşı olan Marx'ın maddi yönden belini büküyor. İkisi de bir süre parasızlıkla boğuşuyor. Bu sefer de davasının uğruna amiyene tabirle "tükürdüğünü yalıyor" ve fabrikada alt kademede görev almayı kabul ediyor. Daha sonra zamanla fabrikaya ortak olup Marx'a ve kendisine uzun yıllar yetecek kadar para kazanıyor. Bu parayı da davasında kullanıyor tabiki. Kısacası tam bir dava adamı oluşu hoşuma gitti.

Devam ediyoruz...
Kitabımız 20. sayfadan 49. sayfaya kadar kitabın doğuşundan ve çevirisinin hikayesinden bahsediyor. Asıl konu 49. sayfada başlıyor yani.

Şimdi, biraz sonra sıkça kullanacağım iki kelimeyi anlamları ile beraber yazmak istiyorum ki okuduğunuzun ne anlama geldiğini anlamakta sıkıntı yaşamayasınız.

Burjuva(Üretim araçlarının sahibi olan ve ücretli emekçi çalıştıran modern kapitalist sınıf.)

Proletarya(Hiçbir üretim aracına sahip olmadıkları için ancak iş güçlerini satarak yaşayabilen modern ücretli emekçi sınıf)

~Bunlar kitaptaki tanımları bu arada~

"Kitabın konusu nedir?" diye soracak olursanız cevabım şu şekilde olacaktır;Burjuva ve proletaryanın, iş veren ve emekçinin savaşımı.

Burjuva sınıfı sermaye ve üretim araçlarını elinde tutuyor. Proleter sınıf ise vücut gücünden başka bir şeye sahip değil. Aslında çalışan, emek sarf eden ve alın teri akıtan sınıf olan proletarya;makinelerin ve üretim araçlarının gelişmesi ile burjuva sınıfına daha kısa sürelerde daha fazla para kazandırırken kendisi hep karın tokluğuna, yaşayabilmesi için gereksinim duyduğu minimum ücretler karşılığında çalıştırılıyor.

Marx, bu durum karşısında proleteryalara "Tüm ülkelerin işçileri, birleşin!" önerisinde bulunuyor. Bu öneri gerçekleştiği taktirde ne kadar işe yarar görünse de ütopik bir fikir olmaktan da öteye gidemiyor tabiki.

Marx ve Engels düzene boyun eğmiyor, karşı çıkıyorlar. Sanayileşmenin etkisi ile hep daha fazla ezilen işçi kardeşlerini savunuyorlar.

Ama aslında komünizm, toplumdaki tüm üyelerin, (en ayrıcalıklı olanlar da dahil) yaşam koşullarını iyileştirmek istiyor.

Yani Marx ve Engels'in proleter destekçisi olmasının nedeni burjuvaların yaşam koşullarının hep iyiye giderken, proleterlerin yaşam koşullarının hep kötüye gitmesidir. Komünizm sınıf ayrımı yapmaksızın ezilen kim ise onu destekliyor yani.

"Emekçinin fabrikatör tarafından soyulması, ücretinin nakit olarak ödenmesi ile tamamlanır tamamlanmaz, burjuvazinin bir başka kesimi, ev sahibi, dükkan sahibi, tefeci vb. dört bir yandan onun üstüne saldırır." (Sayfa 58)

Mesela bu görüntü bana tanıdık geliyor, size de tanıdık geliyordur muhtemelen.

" Ücretli emekçinin emeğiyle kazandığı kıt kanaat geçinmesine, yaşamını güç bela sürdürmesine ancak yeter. "

Ve bu da çok tanıdık!

Eee Marx ve Engels bu vahim durumdaki insanların haklarını aramakla kötü mü ediyor?
Bunun değerlendirmesini sizlere bırakıyorum.

Ayrıca kitabımızda" Özel mülkiyet, aile kurumu, ücretli emek, sınıf savaşımı"gibi kavramlarla da sık sık karşılaşıyoruz.

Komünistlerin, burjuva ve proleterlerin derinlemesine ele alındığı kitabımız, "Egemen sınıflar, bir komünist devriminin korkusuyla tir tir titreşir. Proleterlerin zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi yoktur. Oysa kazanacakları koskoca bir dünya vardır" cümleleri ile gazlı bir şekilde bitiyor.

Evet, kitabımız bahsettiklerimden ve daha fazlasından ibaret. Sen de benim gibi komünizm hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak istiyorsan kesinlikle okumalısın. Önemli uyarımdır:Can Yayınları'ndan başka yayın tercih etme.

Bu arada, sayfamızda takıldığım bir nokta oldu. Alıntı paylaşırken eserin yazarının adının yazdığı kısımda sadece Marx'ın adı yazıyor. Engels'in de kitapta payı büyük,bunun düzeltilmesi de şart.

Fazla uzadı.
Buraya kadar okuyan oldu ise çok teşekkür ediyorum. :)
128 syf.
·Puan vermedi
İncelemenin ilk iki paragrafı kitabı okuyan Tarihsel Maddeci nin anlattıklarıdır. Gerisi kitabi okuyamadığımı söylediğim halde tepki gören yazımdan oluşmakta. Yazının amacı sadece kitabı okuyabilecek birine göndermekti.

Bugün tüm Dünya iki temel sınıfa ve iki sınıf arasındaki tabakalara bölünmüş durumda. Birincisi, para babaları, patronlar. İkincisi, işçiler, çalışan ve üretenler... Bir de onların ikisinden de özellikler alan köylüler, aydınlar, memurlar mevcut.

Sosyalizm, işçi sınıfının yani sömürülen, harcadıkları emeğin karşılığı ödenmeyen milyonların söz edindiği yönetim anlamına gelmektedir. Kitap, bu yönetimin nasıl var olacağını, Dünya'da nasıl egemen olacağını (ki bu tamamen egemen oluşa ve sınıfların ortadan kalkışına komünizm diyoruz) anlatıyor. Özet olarak bu hilenin, bu soygunun sona ereceği bir düzeni ortaya koymakta. yine Kapital adlı eser de, bu soygunun nasıl yapıldığını, o süreçte elde edilebilen verilerin en ince detayına kadar ortaya koymaktadır.
------------------------
Küçükken çok aşırı yaramaz oluşumdan dolayı halk arasında lakabım komünistti. Mahallede küçüğünden büyüğüne herkes bana komünist derdi. Komünist onlara göre kötü ve korkunç bir şey demekti. Ve bende böyle biri olmaktan nedense gurur duyardım.

Komünist kelimesini duyunca hala bir aitlik hissederim. Küçüklükten aşılanmışım işte. Sonra dedelerim ki ikisi kardeş olur. Biri annemin babası diğeride amcası. Ben ikisine de dede derim. Biri sosyalisttir diğeri komünisttir. Hızır idi Yunus idi sahnesindeki gibi komünist olacak sosyalist olacak diyerek üzerimden hep iddiaya girerlerdi.

Kitap bir şekilde elime geçince aa kesin beni anlatıyor okuyayım ve gerçek bir komünist olayım dedim. Okumaya başladım ama anlamadım. Hiç tarzım değildir böyle şeyler zaten ağır siyasi düşünceli insanların içinde büyüdüğüm için siyasetten hep uzak durdum. Dolayısıyla kitap ne anlatıyor hiç anlamadım. Üzgünüm dedelerim ne komünist olabildim ne sosyalist. Sadece insan olmaya devam edeyim bu bana yetiyor.

Kitabı sevmedim okumak isteyene gönderebilirim.
136 syf.
·Beğendi·10/10
İncelemeye ciddi bir başlangıç yapalım. Çünkü kırmızı yağan kardan değil katran gibi bir konudan bahsedeceğiz.
Komünist Manifesto yada yayınlandığı adıyla Komünist Parti Manifestosu; uzun ve eserin anlaşılması için elzem olan 'sunu' kısmıyla başlıyor, 4 ana başlık üzerinden devam edip Marx ve Engels'in çeşitli ülkeler ve sonraki basımları için yazdıkları önsözlerle sona eriyor.
Proleterya ile burjuvazi savaşı üzerinden kendi devrinin çoğu olayına geniş bir bakış açısı sunuyor. Tarihin tekerrür ettiğini göz önünde bulundurarak kitabın 'şimdi'yi hatta' geleceği' de anlattığını söyleyebiliriz. Burada Burjuva tabakasını hepimiz biliyoruz,
Proleter ile komünist arasındaki farkı ise geçen gün yaşadığım bir olaydan örnekle anlatayım:
Serin bir öğlen sabahında yemek kuyruğunda düşüncelere dalmış olan Samet, arkasındakilerin yanına kaynak yapan birisini görür. Aldırmaz, önüne bakar. Sonra önüne kaynak yapıldığını fark eden bir vatandaş hakkını aramak için car car konuşmaya başlar. Kaynak yapan kişi, hakkını arayan vatandaşa "Benim sıramı al, yeter ki sus" diyerek tekrar önüne geçirir ve susturur. Arkadakiler ise bunu görür ve hiç sesini dahi çıkarmaz, haklarının ihlal edilmesi onları rahatsız etmez.
Burada 'sadece kendi hakkını' arayan vatandaş proleteryayı temsil eder. Eğer ben yada arkadakilerden birisi "Sıraya kaynamak saygısızlıktır, görgüsüzlüktür" diyerek herkesin, özellikle de ezilenlerin hakkını arasaydı biz de komünistleri temsil etmiş olurduk.

Peki komünistler ne yapmaya çalışıyor? Mülkiyetin topluma egemen olmasını, işçinin(emekçinin) emeğinin ve işgücünün sömürülmesinin engellenmesini ve bunu ülke yada sendika genelinde değil de 'evrensel' olarak sağlamaya çalışıyorlar.

Türkiye ise okuma konusunda o kadar geride bırakılmış ki komünistlerin bir çoğu proleter kesimde değil de orta-üst kesimde yer buluyor. İşçinin en fazla ezildiği ülkelerden biriyiz ne yazık ki. Lafargue, Tembellik hakkı isimli öncü kitabında bunun sebeplerine iyi değinir. İşçi kesimi zaten asgari ücret denen ölümcül miktarla hayatta kalma savaşı verirken okumak, sanat yapmak, zihnini çalıştırmak için ne gerekli zamana ne de paraya sahip değildir. Bizde komünist kelimesinin ne anlama geldiği dahi bilinmez. Kötü çağrışımlar yapmasının da birilerinin işine gelmemesinin bir etkisi olduğunu söyleyebiliriz.
Bu kadar atıp tuttun iyi güzel de dayanağın nedir diye soran şüpheci beyinler olacak tabii. Asgari ücretle geçinen bir aileden geldiğim ve bizzat tecrübe ettiklerim yanında aşağıdaki rakamlar da bu beyinlere yol gösterecektir:

-Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 1.615 TL, *
- Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı (yoksulluk sınırı) 5.262 TL imiş.*
- Bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyeti ise 1.999 TL(düz 2 bin deseydiniz bari) olarak hesaplanmış.*
Burada dikkati çeken hususlardan birkaçı:
- Asgari ücretin yine 'açlık' sınırının altında olduğu gerçeği
- Türkiyede memurların dahi yoksulluk sınırının altında yaşadığı gerçeği
- Türkiyenin yıllık büyüme oranının borsayla sınırlı kalıp halkı hiç mi hiç alakadar etmediği gerçeği
Ayrıca Türkiye OECD ülkeleri içerisinde %19.2' luk yoksulluk oranıyla en yoksul 2.ülke ! **
İncelemeyi kısa tutmayı düşündüğümden
daha bunun gibi milyon tane hususu saymadan geçiyorum. Ama biliyorum ki bu halk komünistleri hep öcü bilecek, emeğinin sömürüldüğünü görmezden gelecektir.(en azından şu sıralar başımızda olan kimselerden dolayı)
Sebebini ise Kitle psikolojisinin babası Gustave Le Bon'dan nokta atışı bir alıntıyla bitireyim;

"Kitleler hiçbir zaman gerçeğe susamamıştır. Hoşlarına gitmeyen mantıksızlıklar karşısında, gerçekdışı eğer kendilerini çekerse, bunu ilahlaştırarak buna yönelmeyi daha üstün tutarlar. Onları hayallere çekmesini bilenler onlara hakim olurlar ve hülyalarını ortadan kaldıranlar da onların kurbanı olur."

Sizi uyanışa geçiren kitaplar okumanızı temenni eder, iyi okumalar dilerim. Benzine de yine mi zam geldi ne!

*Rakamlar, 2018 Ocak Türk-iş sendikası resmi rakamlarıdır. Dolayısıyla şuanda daha da artmış/artacak olmaları kuvvetle muhtemeldir.
**OECD 2013 verileri kaynak alınmıştır.
192 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Komünist Manifesto, Karl Marx ve Friedrich Engels’in birlikte yazdıkları ve sosyalizmin temel ilkelerini sistemli olarak ortaya koydukları broşür.
Milletler arası emekçiler birliğinin, sosyalist ve komünist partilerin programlarının temelini teşkil eden komünist manifesto, milletlerarası bir işçi teşkilatı olan gizli komünistler birliğinin kasım 1847’de Londra’da yapılan ikinci kongresinde kararlaştırıldığı gibi Karl Marx ve Friedrich Engels tarafından hazırlandı.

Avrupa'da bir hayalet dolaşıyor - komünizm hayaleti. Eski avrupa'nın bütün güçleri bu hayaleti defetmek için kutsal bir ittifak içine girdiler: Papa ile Çar, Metternich ile Guizot, fransız radikalleri ile alman polis ajanları.
İktidardaki hasımları tarafından komünist olmakla suçlanmayan muhalefet partisi nerede vardır? Bu lekeleyici komünizm suçlamasını, gerici hasımlarına karşı olduğu kadar daha ilerici muhalefet kesimlerine de gerisin geriye fırlatmamış muhalefet partisi nerede vardır?

Komünistlerin, tüm dünyanın karşısında, görüşlerini, amaçlarını, eğilimlerini açıkça ortaya koymalarının ve bu komünizm hayaleti masalına partinin kendi manifestosu ile karşılık vermelerinin tam zamanıdır.

Komünistler, kendi görüşlerini ve amaçlarını gizlemeye tenezzül etmezler. Hedeflerine ancak tüm mevcut toplumsal düzenin zorla yıkılmasıyla ulaşabileceğini açıkça ilan ederler. Varsın egemen sınıflar bir komünist devrim korkusuyla titresinler. Proleterlerin, zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyleri yok. Kazanacakları bir dünya var.
Bütün ülkelerin işçileri, birleşin!

Komünizmin ayırt edici özelliği,genel olarak mülkiyetin ortadan kaldırılması değil ,burjuva mülkiyetinin ortadan kaldırılmasıdır.
-Bugün burjuvaziye karşı olan bütün sınıflar içinde,sadece proletarya gerçek devrimci bir sınıftır.Orta sınıflar,küçük sanayici,küçük tüccar,zanaatçı,köylü,bütün bunlar,çöken orta sınıf olarak kendi varlıklarını korumak için,burjuvaziye karşı savaşırlar.Yani onlar,devrimci değil,tutucudurlar.

Aşağıdaki önlemler en ileri ülkelerde genel olarak uygulanabilecektir:
1- Toprak mülkiyetinin kaldırılması ve her türlü toprak gelirinin kamu yararına kullanılması.
2- Ağır bir artan oranlı vergi.
3- Her türlü miras hakkının kaldırılması.
4- Tüm göçmenler ve asilerin mülküne el konması.
5- Kredilerin, devlet ve sermayesiyle işletilen ve kesin bir tekel uygulayan bir ulusal banka aracılığıyla devlet elinde toplanması.
6- Haberleşme ve ulaştırma araçlarının devlet elinde toplanması.
7- Devlete ait fabrikalar ve üretim araçlarının çoğaltılması; çorak toprakların tarıma elverişli duruma getirilmesi ve toprakların ortak bir plan uyarınca ıslah edilmesi.
8- Herkes için eşit iş taahhüdü. Özellikle tarımda sanayi ordularının oluşturulması.
9- Tarımın sanayi işletmeleriyle birleştirilmesi; bütün ülkede daha dengeli bir nüfus dağılımı sağlanarak kent ile köy arasındaki ayrımın giderek ortadan kaldırılması.
10- Tüm çocuklar için devlet okullarında parasız eğitim. Çocukların bugünkü biçimiyle fabrikalarda çalışmalarına son verilmesi. Eğitimin sanayi üretimiyle uyum içinde yürütülmesi ve başkası...

İdeolojide çok sağlam temelleri olan güzel bir felsefesi olan kitap.Ancak pratikte karşılığı yok.Marx'ın daha sonradan bahsettiği bireyciliğin en başta yıkılması gerekiyor ve bunu yıkması imkansıza yakın.Çünkü insan kendi çıkarları için olabildiğinin en iyisi olmaya çalışıyor.Bu nedenle komünizm aynı zamanda tek tip düzen olduğu için insan ırkının devamlılığını da tehdit ediyor.

Kişi ister komünist, ister faşist, isterse başka bir görüşe sahip olsun; mutlaka okuması gerektiğini düşündüğüm 'olağan güncel' döküman.
128 syf.
·11 günde·Puan vermedi
Bir sistemi en iyi o sistemin kurucusundan, liderinden öğrenirsiniz. Bu eser de bunu zihnimde bir kez daha teyid ettirdi. Öncelikle bu kitaba ve yazara karşı olumsuz tavrınızı arkanızda bırakmadan okumanız pek de mümkün olmaz. Okusanız da pek faydasını göremezsiniz. Öğrenme, merak arzusuyla bakınca esere gerçekten komünizmi en sade, öz şekliyle anlatıyor yazar. Kitaba başlamadan çeviriye hazırlayan yazarların kitap, kitabın yazarları ve bu zamana gelmesindeki hukuki süreci aktarması ayrı bir önem katmış esere. Eser bölümlere ayrılıp bizlere sistemin doğuşu, kapitalizme karşı eleştirileri, burjuva ve proleter(işçi) sınıfları arasındaki ilişkiler ve rekabetler, işçi partisinin kurulması ve komünizm hareketi hakkında bilgiler sunmakta ve yeri gelince ağır yeri gelince de nahif eleştiriler yapılmış. Eserdeki kavramlara dipnot çıkıp kitabın sonunda malumat vermesi de yerinde hamle olmuş anlaşılması bakımından. Komünizmi öğrenemek, merak edenler ve bilgilerini pekiştirmek isteyenler adına kaynak eseri mahiyetinde komünist manifesto.
Ayrıca bu eseri okumamdaki temel gayem branşımla (siyaset bilimi) yakından ilişkili olması ve öğrenme güdüsü. Elbette bizim nazarımızda bu sistem itibar görmez. Çünkü bizim dini çizgilerimizi aştığı yerler de mevcut ve okurken şahit olacaksınız. Şimdiden iyi okumalar.
128 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Kitap ile ilgili herhangi bir yorum yapmayacağım. Paylaştığım alıntılar tamamen fikirlerime hitap ettiği için ne düşündüğümü yeterince belli ettim. Sadece şunu söylemek istiyorum; fikriniz, düşünceniz ve inandığınız ideoloji ne yönde olursa olsun bu kitabı mutlaka okumalısınız.
61 syf.
·13 günde·Beğendi·Puan vermedi
Manifest der Kommunistischen Partei bi Kurdî
Di serî de, helbet wergereke pewîstê. Lê ez nikarim binirxînim çêbûye an ji çênebûye. Bi rastî, hin cihên ji min re cuda hat.
Ji aliyê din, ji bo min xwendineke westîner û berhemdar bû.
Ez dikarim bibêjim ku; ji bo li têgînnasîye Marksîzm bi Kurdî hîn bûn û li pergala kapitalîst bi Kurdî fehm kirin destpêteke baş e.
Salix didim.
Kürtçe Manifest der Kommunistischen Partei
İlkin, elbette gerekli bir çeviri. Ancak olup olmadığı konusunda bir değerlendirme yapamam. Açıkçası bazı yerler bana farklı geldi.
Diğer taraftan benim için yorucu ve verimli bir okuma oldu.
Diyebilirim ki; Marksist terminolojiyi Kürtçe öğrenmek ve kapitalist sistemi Kürtçe anlamak için iyi bir başlangıç.
Tavsiye ederim.
105 syf.
·2 günde·9/10
Sosyolog eşimden o ders çalışırken hep ismini duyduğum Karl Marx ve Friedrich Engels'i hep merak etmiştim. Onlarla tanışmak bu kitaba nasipmiş.
Bundan tam 170 yıl önce 1848 yılında yazılmış olan bu manifestoyu okumaya başlayınca şunu hissetmeye başladım. Adamlar o yıllarda öyle düşünceler içerisine girmişler ki birçok konuda halen güncelliklerini kaybetmemiş. Bu kitabı okumak için ille de komünist olmak gerekmiyor, farklı görüşleri de irdeleyip öğrenmemiz gereklidir. Okuduğum kitap "YazılAma" yayınevinden çıkmış ve çeviri yapan G. Doğan GÖRSEV'in orjinalinden çeviri yapmak için uğraşması ve 80 ihtilali sonrası bu sebeplerden dolayı 3 yılı aşkın süre tutuklu kalmasını sağlamış fakat yılmamış 70 yaşına geldikten sonra bile "Komünist Manifesto" üzerinde tüm bilgilerini arşivlemiş.

Genel olarak güncel hayatta kullanmadığımız, yada kullanamadığımız kelimeler fazlasıyla var. Anlamak zor değil ama. Bu kitapla ilgili V.İ.LENİN'in yazmış olduğu yazıyı paylaşayım.

"Bu yapıtta, yeni bir dünya görüşü, toplumsal yaşamı da kucaklayan tutarlı maddecilik, evrimin en kapsamlı ve en derinlikli bilimi olarak diyalektik, sınıf mücadelesi ve dünya tarihinde yeni bir toplumun yaratıcısı olarak proleteryaya düşen devrimci rol teorisi dahiyane bir açıklıkla ve netlikle sergilenmiştir."

Bilgi edinmek anlamında okumak lazım.
128 syf.
·Beğendi·10/10
Kişi ister komünist, ister faşist, isterse başka bir görüşe sahip olsun; mutlaka okuması gerektiğini düşündüğüm eserlerden sadece bir tanesi.
192 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
"Filozoflar şimdiye kadar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumladılar, oysa aslolan dünyayı değiştirmektir."

Marx'a kadar pekçok filozof yaşamı yorumladı, çalışmalar yaptı, ama hiçbiri dünya tarihinde bu kadar derin izler bırakmadı. Bu da onun tezini doğruluyor. ''Dünya tarihi sınıf savaşlarından ibarettir''. Sadece felsefi anlamda sınıf savaşımlarını, diyalektik materyalizm olarak değerlendirmekle kalmadı, aynı zamanda proletaryayı umutlandırarak harekete geçirdi. Hegel'in diyalektiği bence felsefi yaklaşımlar içerisinde en ilgi çekici olanlardan biridir. Yani tarihsel gelişim, olayların birbirine zincir gibi bağlı olması vs.
Düşünün ki, bir insanın yayınladığı bir makale bütün dünyayı harekete geçiriyor. Tabi ki fransı ihtilali vs. önemli ama Marx adeta fitili ateşliyor.. Muazzam bir olay.. Kapitalizm insanın kendine yabancılaşmasıdır diyor. Ki bunu yaşamlarımızla deneyimliyoruz.
Komünist hareketin tam anlamıyla hayata geçirilmesi mümkün olmadı belki, marx tan etkilenen, Lenin, Stalin, Mao gibi liderler sosyalist yönetimler kurmuş olsalar da, başarılı olamadılar.
Komünizm neden başarılı olamadı ?
Çünkü insan mülkiyet duygusuyla tanıştı, özünde bencil olan insan için sahip olma duygusu paha biçilmezdir. Elbette SSCB düşmanları, kapitalist toplumlar insanın bu acziyetinden fayadalanarak sürekli tahrik ettiler. Birleşmek, belli idealler doğrultusunda hareket etmek , bencilleşmiş insan için ütopyadır.
Marx ve Engels dostluğu olağanüstü etkileyici bir dostluk ilişkisidir. Hayran olduğum bir arkadaşlık.
bir emekçinin üretim maliyeti, nerdeyse tümüyle, yaşayabilmesi ve soyunu sürdürebilmesi için gerekli geçim olanaklarıyla sınırlıdır.
Karl Marx
Sayfa 57 - Can Yayınları - 33. Basım - 2019
Hiç kuşku yok ki, her ülkenin proletaryası her şeyden önce kendi burjuvasiyle hesaplaşmak zorundadır.
Karl Marx
Sayfa 63 - Can Yayınları - 33. Basım - 2019
"Çünkü bu toplumun çalışan üyeleri hiçbir şey elde etmezken, herşeyi elde edebilen üyeleri hiç çalışmamaktadırlar!"
Karl Marx
Sayfa 70 - Can Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Komünist Partisi Manifestosu
Baskı tarihi:
Mart 1976
Sayfa sayısı:
68
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilim ve Sosyalizm Yayınları

Kitabı okuyanlar 3.899 okur

  • Ali Eren Esen
  • Doğanay Hızal

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları