Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog

·
Okunma
·
Beğeni
·
1211
Gösterim
Adı:
Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog
Baskı tarihi:
Kasım 2015
Sayfa sayısı:
76
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053326083
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
"Pek anlamadım. Hele konuşmanın böylesine büyük bir sorun yumağı olabileceğini hiç anlayamıyorum. Ayrıca gereksiz de buluyorum. Abartılı da-" "Evet, ilk bakışta, konuşmak gibi basit bir eylemin böylesine karmaşık bir şeymiş gibi ele alınması saçma. Ama ilk bakış yanıltıcı olabilir, değil mi? Sanırım sen konuşmayı tek yönlü bir aktarım olarak anlıyorsun da ondan. Hâlbuki konuşma, merkezdeki bir noktadan dışarıya akıtılan bir ifade değildir. Aksine en az iki merkez noktanın karşılıklı birbirine akmasıdır. Yani 'ego'ların kendi kabuklarını çatlatması, o zırhta yarıklar açmasıdır. Konuşmak, bu anlamda insanın kendini yenmesini de gerektirir. Tehlikeli bir girişimdir bu; yani konuşmak tehlikeli bir girişimdir. İnsanın kendi varlığını tehlikeye atmasıdır." "Allah Allah, şimdi de konuşmanın tehlikeli bir şey olduğunu söylüyorsun-"
despina
despina Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog'u inceledi.
71 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Bu saatte inceleme yazma şevkimi dizginleyemedim, her ne kadar iyi bir yazıcı olmasam da. Bakalım ne kadar saçmalayacağım. :)

Bu kitapla olan ilk buluşmamızı anlatarak başlayayım. :)
Yaşadığım yerde olan oldukça büyük bir kitap fuarına oradaki kitapları eve taşımak adına gitmiştim. Aradığım biyografi kitabını buldum, Zweig'e uğradım ve klasiklerin yanına gittim, yol üzerinde de bazı yazarlarla iki çift lafın belini kırdım tabi. Her neyse, klasiklerin bana baktığı en yakın tezgaha uğradım. Gogol ile bakışırken bu ince, sarı- turuncumtrak renkli kitapları fark ettim, başlığı da ilgimi çekti. Yanlarına doğru yol aldım ve kitabı incelerken satış elemanı yanıma geldi: " okumanı tavsiye ederim, sayfa sayısı az ama anlam derinliği var. Hatta bir kez değil bir kaç kez okursun, diyalog halinde yazılmış güzel bir kitap." Dedi.

Tesadüfün güzel yanı; konuşmanın, insanların birbirini anlamasının ne kadar zor şey olduğunu düşünmeye başladığım ve toplumdan kendimi soyutlama ihtiyacı hissettiğim sıra karşıma çıkmasıydı.

"İki insanın asla tam olarak anlatmak istediğini birbirine anlatamaması" çevresinde gelişen soru cevaplar ile başlıyor diyalog. Bir kişi bu düşünceyi savunur ve açıklarken diğer kişi de sorduğu sorular ile diğerinin söylediği şeyleri açıklamasını sağlıyor.
Herkesçe​ aynı kabul edilen ama her kullanımda bir diğerinden farklı olan sözcükler, kişilerin bunlara gerekli-gereksiz yere yüklediği anlamlardan bahsediliyor. Hem anlatmak imkansız diyor hem söz olmasaydı diyerek örnekler de sıralıyor. İroni hakim fakat bunu diğer kişi "çelişkili değil mi" gibisinden sorunca açıklama da hemen geliyor. Bazen tekrara düşüyor gibi gelebilir ve biraz bunu hissettiriyor zaten. Daha fazla sayfa sayısına sahip olsaydı belki sıkabilirdi.

İlerleyen sayfalarda okuyunca durakladığım bir cümle oldu: " sanat bize bir başkası olabilmeyi öğretir." Yahu bu adam ne diyor, sanat kişinin kendini bulması değil mi diye düşünerek okumaya devam ettim. Ardından şu satırlar geldi: " lanetli şair Arthur Rimbaud, ateşi çalan şair, 'Ben bir başkasıdır' demişti. Bu ne demektir​? Şu: Ben Dünyayı sadece kendi bulunduğum yerden, kendi duyarlılığımın izin verdiği ölçüde görmemeye çabalıyorum. Demek kendi varlığımın sınırlarından taşmaya çalışıyorum. Böylece dünyayı algılamakta kaskatı kesilmiyorum. Velhasılı sanat bize bir başkası olmayı öğretir. Belki kendi sınırlı öngörümüzde, kendi sınırlı algılayışımızla, kendi yaşantılarımızla asla far edemeyeceğimiz 'ruh halleri'ni yaşamamızı sağlar. ......" (Syf 40) Mesela bir romanı okurken o romanın içindeki karakterlere büründüğümüzü ve anlık olarak o olduğumuzu söylüyor. Bu açıdan bakınca evet, sanat bize bir başkası olmayı öğretiyor. Bonus olarak bu farklı bakış açısı var.

-Ayrıca sayfalarında anlam yükleyemediğim resimler mevcut fakat bunlara bir diğer okumamda kafa yoracağım sanırım. -

Aslında konuşmak güzel bir şey fakat insanoğlu bunu pek beceremiyor.. Bunun sebeplerinden en başlıca olanı ise " EGO "


"İlk önce şunu söylemeliyim ki günümüzde, özellikle günümüzde egolar şişiriliyor. Demem o ki, tıpkı bir balonun şişmesi için nasıl ağızdan hava üfleniyorsa ve balon böylece şişiyorsa, egolar da dışarıdan üflenerek şişiriliyor. Ama sen de bilirsin ya, fazla hava üflenince balon pat! Patlar. ... " (Syf 52)
Egoyu Amerikan fast-food sanayi üretimine benzeterek insanların ihtiyaçlarına uygun olan/olmayan ego alımı ile sonuca bağlayarak bünyeye ters tepenlerin bireyin kişiliğini bozduğuna dem vuruyor.
Başka bir sayfada ise şu sözler yer almakta: " Biz, kendi şişkin, hem şişirdiğimiz hem de şişirilen egolarımızı söndürmedikçe, sadece kendimizi anlatmaya devam edeceğiz."

Kafa karışıklığı olan yerde ise soru soran kişi tarafından fener çakılıyor.

Bireyin kendine duvarlar örerek anlamları kısıtlamaya uğrattığından da bahsetmiş.

Kafanızın sakin olduğu bir zamanda okumanızı tavsiye ederim. Ben tekrar okuyacağım ama herkese hitap etmeyebilir.


Daha bu kısa kitap hakkında çok şey yazılır fakat çok uzattım sanırım.
Son olarak yazarla beraber kapanışı yapalım.

"Kendi egomu söndürerek diğer varlıklarla hemhâl olmak, Doğanın ve Dünyanın duymamız mümkünsüz sesine, ritmine, müziğine katılmak istiyorum. Konuşmak işte böyle bir söyleşidir. "


"Konuşmak, konuşmanın imkansız olduğunun fark edildiği yerde, o an başlıyor. "

Buraya kadar okuduysan eğer teşekkürler​ ettiğimi bil isterim. :)
Buket
Buket Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog'u inceledi.
76 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
Merhabalar.🤗
"Konuşmak imkânsızdır, bu kesin. Ama işte bunun için konuşmak gerekir."
"Yani?" Dediniz mi siz de? Konuşmanın imkansızlığının nedeni olarak aslında konuşsak da birbirimizi anlamayacağımız gösteriliyor. Şöyle ki kullandığımız kelimelere, yaşanmışlıklarımızla anlam kattığımız için ve karşımızdaki de yaşadıklarımıza tam anlamıyla hakim olamayacağı için o bizim anlattığımız şeyi anlamayacaktır. Anlamanın sözcüklerle değil duyarlıkla olabileceğini, duyarlık alanının genişletilmesi için de sanatın büyük katkısı olduğu savunuluyor. "Sanat bize bir başkası olmayı öğretir. Belki kendi sınırlı ömrümüzde, kendi sınırlı algılayışımızla, kendi yaşantılarımızla asla fark edemeyeceğimiz 'ruh hâlleri'ni yaşamamızı sağlar." Yani sanat sayesinde kendinize başka yaşamlar, farklı bakışlar katabilirsiniz böylece konuşmanın ilk kuralı olan yaşanmışlığı çoğaltabilirsiniz diyor. Ben anladığımı anlattım ama eminim her okuyanın farklı şeyler çıkarabileceği bir kitaptır. Özellikle müziğin diliyle ilgili kısım çok etkileyiciydi.
*
Dinlenme kitabı olsun diye seçtim fakat beynimde ufak çaplı bir fırtına kopuyor. Ama aldığım hazla fırtınaya göğüs gerebilirim diye düşünüyorum.
Aimée
Aimée Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog'u inceledi.
76 syf.
·Beğendi·8/10
Konuşmak, insanın kendi varlığını bile bile tehlikeye attığı bir oyundur. Harflerle oluşan kelimeler, cümleler insanın duygularını, hislerini ifade eder mi? Yapay yollarla kurmaya çalıştığımız sistem bizi uzaklaştırıyor birbirimizden. Ruhlarımızın derinlerinde, zindana atılmış mahkum 'ben'lerimizin çıkardığı çığlıkları duymuyor artık kulaklarımız. Konuşmak imkan dahilleri dışından atıyor kendini surlardan alaşağıya. Heyhat! Konuşmak imkansız bu doğru ve bundan dolayı konuşacağız..
İrem Nur
İrem Nur Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog'u inceledi.
%57 (40/71)
·Puan vermedi
Kısa olduğu için 1 günde bitiririm dedim ama yarıda bırakmak ve başka zamana ertelemek zorunda kaldım. Kesinlikle sakin kafayla okunması gerek bir kitap! Konuşmanın imkansızlığının yanında sanatın ve dilin felsefesini çok derin bir şekilde yapılmış.
Seda Ediz
Seda Ediz Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog'u inceledi.
76 syf.
·5 günde·9/10
Şimdi buraya ne yazsam diye düşünüyorum. Hani hep derler ya, "insanlar konuşa konuşa anlaşır" diye. Yok o öyle değilmiş. Aslında mevzu çok derin ve bu kitap harika Kitaptan alıntılayacağım birkaç cümle var ama yine de bu hacmi küçük fakat içeriği derya deniz olan kitap hakkında söylenecekleri toparlamama yardımcı olmaz herhalde.. İyisi mi, yakın zamanda tekrar baskısı yapılan bu güzel kitabı alın ve okuyun derim.
arifsahin
arifsahin Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog'u inceledi.
76 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Bu kısa kitap, 1998 yılında Radikal İki'de yayımlanmış. Kitabın adından da anlaşılacağı üzere, diyalog halinde yazılmış ve bu açıdan Platon eserlerini akla getiriyor diyebiliriz. Çakmakçı'nın en önemli başarısı, lafı dolandırmadan esas meseleye odaklanması ve mesajlarını net biçimde vermesi olmuş. Yazarın, insan ve insan varlığı ile ilgili yaklaşımları da Fromm'u akıllara getirdi.Türk yazarlardan pek görmeye alışık olmadığımız bir tarz, kişisel gelişim alanında kesinlikle önemli bir eser olmuş.
76 syf.
·70 günde·2/10
Uzun zamandır elimde olan bir kitaptı. Hep başlayıp bi kaç sayfa sonrasında kenara koyup birazdan devam ederim diyerek günlerce yanımda kaldı. Çok ince bir kitap ama bitmeyince bitmiyor işte.. Kendini sürekli tekrar eden zayıf diyaloglardan oluşuyor. Yeterli cevapları alamadım, tam bir sonuca varacağım diyorum ama konu tekrara sarıyor. Bu yüzden beni etkilemedi..
Gece
Gece Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog'u inceledi.
76 syf.
·Beğendi·8/10
Bir kaç ay önce bu kitabı rafta gördüğümde ismi ilginç geldiğinden üstün körü inceledim ve alıp almak koşunca kararsız kaldım. Fakat şimdi iyiki almışım diyorum. Samimi, basit ve samimi bir dili var ve sıkıcı değil. Muhakkak okumanızı tavsiye ederim.
Ayşen Erdal
Ayşen Erdal Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog'u inceledi.
76 syf.
·Beğendi·10/10
Öncelikle unutmayın ki karşımızda psikoloji ve felsefe okumuş bir yazar var ve ciddi şekilde konuşma üzerinden daha doğrusu konuşamama üzerinden bir diyalog başlatacak. Hazır mısınız?
72 sayfalık bir kitap, Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog… Fakat yazıya vursanız en fazla 50 sayfa denebilir. Boşluklar ve Bora Başkan’ın eşsiz desenleri çıkınca. 50 sayfalık bu kitabı 3 günde okudum zira cümleleri hazmetmek çok mutlu etti beni nitelikli bir okuyucu olarak.
Kitap boyu süren ikili bir diyalog var eserde. Soru cevap şeklinde denebilir ilk bakışta ama soru soran tarafında soruları can yakan cinsten.
İlk cümle şu şekilde başlıyor; “İki insan arasında konuşmanın imkânsız olduğuna inandığını sanıyordum. Ama baksana sen benimle söyleşmeyi istediğini söylüyorsun. Bu bir çelişki değil mi?’’
Asıl karakterimiz bu soruyu çok baskın ve sağlam şekilde cevaplıyor ve kitap başlıyor akmaya. Sözcüklere herkes ihtiyaç duyar ve herkes aynı sözcüğe bile farklı anlamlar yükleyebilir. Yazara göre konuşma sözcükler ile değil duyarlıkla olmaktadır. Yani konuşmak bir nevi göreceliliktir. Herkes aynı şeyi anlamaz aynı sözcükten. ‘’Dil anlamı taşımaz, anlam dilden taşar.’’
Benim en çok üzerinde durduğum ve aslında hayatımda da uyguladığım kısım ‘’EGO’’ kısmı oldu. O bölümleri çok enfes anlatmış. Sıfır egoya sahibim ve etrafımdaki egolu insanlardan da uzak duruyorum. Bunun ne denli doğru olduğunu inanılmaz cümleler ile anlatmış Osman Çakmakçı. Demiş ki; ‘’Çatlatın Egolarınızı’’ Ne güzel demiş ama dimi ya Etrafımda egolu insanlar varsa da çaktırmadan terk etsin beni
Kitap hakkında çok fazla cümlem var ruhuma dokunan ama bence okumalısınız bu güzel eseri. Okunmayı kesinlikle hak ediyor. Çok başarılı buldum ben. Herkese tavsiyemdir. Aşkla okunacak bir kitap kendileri
"Konuşma, merkezdeki bir noktadan dışarıya akıtılan bir ifade değildir. Aksine en az iki merkez noktanın karşılıklı birbirine akmasıdır. Yani egoların kendi kabuklarını çatlatması, o zırhta yarıklar açmasıdır. Konuşmak, bu anlamda insanın kendini aşmasını da gerektirir."
Herkese egosuz bir hayat dilerim dostlar ve edebiyatla kalınız. Işığınız edebiyat olsun. Keyifli okumalar dilerim edebiyat sever güzel insanlar.
76 syf.
·Beğendi·10/10
Konuşmanın imkasızlığını anlatmaya dair bir imkansızı gerçekleştirmeye çalışarak, kitapla bizzat konuşarak şu sonuca varıyorsunuz, en azından benim vardığım sonuca dair sözlerimdir :)
'Öyle ise ben asıl benliğimi değil, adlandırılmış ve anlamlara bezenmiş sözcük dünyasında, asıl dünyaya değil"insan" olarak adlandırılan varlığın adlandırıldığı, asıl gerçek mananın içselliğinin anlaşılamadığı dünyada, halihazırdaki anlamlandırılan sözcüklerin içinde kaybolmuş bir özneyim.
Öyle ise ben neyim, kimim? Hiçbir zaman asıl anlamını ve derinliğini bilemeyeceğim bu dünyaya kendi sözcüklerim ile anlam katmanın önemi ne? Hiç bilmeden, adlandırılmış bir anlamı yaşamanın varlığıma faydasını ne olacak? "(Ö. Y)
—A—
—A— Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog'u inceledi.
76 syf.
·2 günde
Bu eseri 18 Mart günü İş Bankası Kültür Yayınları'nın Kadıköy'deki şubesinden satın aldım. Aslında bu aralar çok fazla okumam gereken eser vardı. Fakat kitabın incecik olması ve uygun fiyatı-sanırım 6 TL- beni satın almaya sürükledi. Dün akşam ve bugün eseri okudum. Eser Wittgenstein, Schopenhauer, Buddha, Aristoteles, Foucault Heidegger, Camus gibi filozofların veya düşünürlerin -fakat özellikle Wittgenstein'ın- felsefi sistemlerine ilgisi olan bir okur için bu eseri okumak veya eser ile sohbet etmek gerçekten çok keyifli bir deneyim olmuş. Ben okumakta olduğum felsefe bölümü dolayısıyla bu filozoflara ve eserlerine az buçuk aşina olduğum için 'Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog'tan çok keyif aldım. Bu filozofları tanımayan fakat özgürlük, sanat, diyalog, bilinç, mantık gibi konularda keyifli bir eser okumak isteyen okur kitlesi için de, gayet tavsiye edebileceğim bir eser olmuş.
Mucit Tin
Mucit Tin Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog'u inceledi.
76 syf.
·Puan vermedi
Ludwig Wittgenstein'in "Üzerine konuşulamayan konusunda susmalı" sözünü işitmişler, dil felsefesi meraklıları, konuşmanın imkansızlığının nasıl olup da konuşulacağını merak edenler okusun. Diğerleri de okuyabilir. Neticede benim okuyun veya okumayın dememin pek önemi yok. Ne haliniz varsa görün. :)
"...Yani, anlamak, sözcüklerle değil, duyarlılıkla mümkündür​ diyorum."
Osman Çakmakçı
Sayfa 21 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Sanat, duyarlılık​ alanının genişletilmesinde çok büyük katkılarda bulunur.
Osman Çakmakçı
Sayfa 33 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Aşırılık ilginçtir elbette, ama bir süre sonra her ilginç şey gibi can sıkıcı olabilir;olur!
Osman Çakmakçı
Sayfa 28 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Özgürlük uzaklarda bir yerde bizi bekleyen, ulaşılması gereken, mistik ya da ideal bir şey değildir; o buradadır; hemen yanı başımızda; gerçekleştirilmeyi, özgür bırakılmayı bekliyordur. Bir hülya değil yani.
Osman Çakmakçı
Sayfa 15 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Dünyayla konuşurken mantık kekemedir de sanat su gibi konuşur!

Mantık haddini bilmelidir, zira 'akıl' onun sınırlarını çizer; duyarlılık ise aklın ve onun kendini beğenmiş cihazı mantığın mümkün değil​ tanımlayamadıklarını, tanımlama ihtiyacı duymadan, dışavurur, görünür kılar, Dünya'nın ve onun yüzeyinde​ yaşayan bizim 'gerçek'lerimizin üstündeki kabuğu soyar. Konuşmak işte insanın kendi kabuğunu soymasıdır. Karşılıklı konuşmak ise karşılıklı olarak kabuklarımızı soymamızı gerektirir.
Osman Çakmakçı
Sayfa 37 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog
Baskı tarihi:
Kasım 2015
Sayfa sayısı:
76
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053326083
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
"Pek anlamadım. Hele konuşmanın böylesine büyük bir sorun yumağı olabileceğini hiç anlayamıyorum. Ayrıca gereksiz de buluyorum. Abartılı da-" "Evet, ilk bakışta, konuşmak gibi basit bir eylemin böylesine karmaşık bir şeymiş gibi ele alınması saçma. Ama ilk bakış yanıltıcı olabilir, değil mi? Sanırım sen konuşmayı tek yönlü bir aktarım olarak anlıyorsun da ondan. Hâlbuki konuşma, merkezdeki bir noktadan dışarıya akıtılan bir ifade değildir. Aksine en az iki merkez noktanın karşılıklı birbirine akmasıdır. Yani 'ego'ların kendi kabuklarını çatlatması, o zırhta yarıklar açmasıdır. Konuşmak, bu anlamda insanın kendini yenmesini de gerektirir. Tehlikeli bir girişimdir bu; yani konuşmak tehlikeli bir girişimdir. İnsanın kendi varlığını tehlikeye atmasıdır." "Allah Allah, şimdi de konuşmanın tehlikeli bir şey olduğunu söylüyorsun-"

Kitabı okuyanlar 110 okur

  • Seyma Toprak
  • Havva Şimşak
  • Burcu
  • Esra Karaaslan
  • Burak
  • Yıldız Çetinyürek
  • Şeyda
  • Dila
  • ş
  • Murat Karahan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18 (9)
9
%28 (14)
8
%20 (10)
7
%12 (6)
6
%10 (5)
5
%6 (3)
4
%0
3
%4 (2)
2
%2 (1)
1
%0