Geri Bildirim

Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir DiyalogOsman Çakmakçı

·
Okunma
·
Beğeni
·
485
Gösterim
Adı:
Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog
Baskı tarihi:
Kasım 2015
Sayfa sayısı:
76
ISBN:
9786053326083
Kitabın türü:
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
"Pek anlamadım. Hele konuşmanın böylesine büyük bir sorun yumağı olabileceğini hiç anlayamıyorum. Ayrıca gereksiz de buluyorum. Abartılı da-" "Evet, ilk bakışta, konuşmak gibi basit bir eylemin böylesine karmaşık bir şeymiş gibi ele alınması saçma. Ama ilk bakış yanıltıcı olabilir, değil mi? Sanırım sen konuşmayı tek yönlü bir aktarım olarak anlıyorsun da ondan. Hâlbuki konuşma, merkezdeki bir noktadan dışarıya akıtılan bir ifade değildir. Aksine en az iki merkez noktanın karşılıklı birbirine akmasıdır. Yani 'ego'ların kendi kabuklarını çatlatması, o zırhta yarıklar açmasıdır. Konuşmak, bu anlamda insanın kendini yenmesini de gerektirir. Tehlikeli bir girişimdir bu; yani konuşmak tehlikeli bir girişimdir. İnsanın kendi varlığını tehlikeye atmasıdır." "Allah Allah, şimdi de konuşmanın tehlikeli bir şey olduğunu söylüyorsun-"
despina
despina, Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog'u inceledi.
@Kriyus·08 Haz 2017·Kitabı okudu·1 günde·Beğendi·9/10
Bu saatte inceleme yazma şevkimi dizginleyemedim, her ne kadar iyi bir yazıcı olmasam da. Bakalım ne kadar saçmalayacağım. :)

Bu kitapla olan ilk buluşmamızı anlatarak başlayayım. :)
Yaşadığım yerde olan oldukça büyük bir kitap fuarına oradaki kitapları eve taşımak adına gitmiştim. Aradığım biyografi kitabını buldum, Zweig'e uğradım ve klasiklerin yanına gittim, yol üzerinde de bazı yazarlarla iki çift lafın belini kırdım tabi. Her neyse, klasiklerin bana baktığı en yakın tezgaha uğradım. Gogol ile bakışırken bu ince, sarı- turuncumtrak renkli kitapları fark ettim, başlığı da ilgimi çekti. Yanlarına doğru yol aldım ve kitabı incelerken satış elemanı yanıma geldi: " okumanı tavsiye ederim, sayfa sayısı az ama anlam derinliği var. Hatta bir kez değil bir kaç kez okursun, diyalog halinde yazılmış güzel bir kitap." Dedi.

Tesadüfün güzel yanı; konuşmanın, insanların birbirini anlamasının ne kadar zor şey olduğunu düşünmeye başladığım ve toplumdan kendimi soyutlama ihtiyacı hissettiğim sıra karşıma çıkmasıydı.

"İki insanın asla tam olarak anlatmak istediğini birbirine anlatamaması" çevresinde gelişen soru cevaplar ile başlıyor diyalog. Bir kişi bu düşünceyi savunur ve açıklarken diğer kişi de sorduğu sorular ile diğerinin söylediği şeyleri açıklamasını sağlıyor.
Herkesçe​ aynı kabul edilen ama her kullanımda bir diğerinden farklı olan sözcükler, kişilerin bunlara gerekli-gereksiz yere yüklediği anlamlardan bahsediliyor. Hem anlatmak imkansız diyor hem söz olmasaydı diyerek örnekler de sıralıyor. İroni hakim fakat bunu diğer kişi "çelişkili değil mi" gibisinden sorunca açıklama da hemen geliyor. Bazen tekrara düşüyor gibi gelebilir ve biraz bunu hissettiriyor zaten. Daha fazla sayfa sayısına sahip olsaydı belki sıkabilirdi.

İlerleyen sayfalarda okuyunca durakladığım bir cümle oldu: " sanat bize bir başkası olabilmeyi öğretir." Yahu bu adam ne diyor, sanat kişinin kendini bulması değil mi diye düşünerek okumaya devam ettim. Ardından şu satırlar geldi: " lanetli şair Arthur Rimbaud, ateşi çalan şair, 'Ben bir başkasıdır' demişti. Bu ne demektir​? Şu: Ben Dünyayı sadece kendi bulunduğum yerden, kendi duyarlılığımın izin verdiği ölçüde görmemeye çabalıyorum. Demek kendi varlığımın sınırlarından taşmaya çalışıyorum. Böylece dünyayı algılamakta kaskatı kesilmiyorum. Velhasılı sanat bize bir başkası olmayı öğretir. Belki kendi sınırlı öngörümüzde, kendi sınırlı algılayışımızla, kendi yaşantılarımızla asla far edemeyeceğimiz 'ruh halleri'ni yaşamamızı sağlar. ......" (Syf 40) Mesela bir romanı okurken o romanın içindeki karakterlere büründüğümüzü ve anlık olarak o olduğumuzu söylüyor. Bu açıdan bakınca evet, sanat bize bir başkası olmayı öğretiyor. Bonus olarak bu farklı bakış açısı var.

-Ayrıca sayfalarında anlam yükleyemediğim resimler mevcut fakat bunlara bir diğer okumamda kafa yoracağım sanırım. -

Aslında konuşmak güzel bir şey fakat insanoğlu bunu pek beceremiyor.. Bunun sebeplerinden en başlıca olanı ise " EGO "


"İlk önce şunu söylemeliyim ki günümüzde, özellikle günümüzde egolar şişiriliyor. Demem o ki, tıpkı bir balonun şişmesi için nasıl ağızdan hava üfleniyorsa ve balon böylece şişiyorsa, egolar da dışarıdan üflenerek şişiriliyor. Ama sen de bilirsin ya, fazla hava üflenince balon pat! Patlar. ... " (Syf 52)
Egoyu Amerikan fast-food sanayi üretimine benzeterek insanların ihtiyaçlarına uygun olan/olmayan ego alımı ile sonuca bağlayarak bünyeye ters tepenlerin bireyin kişiliğini bozduğuna dem vuruyor.
Başka bir sayfada ise şu sözler yer almakta: " Biz, kendi şişkin, hem şişirdiğimiz hem de şişirilen egolarımızı söndürmedikçe, sadece kendimizi anlatmaya devam edeceğiz."

Kafa karışıklığı olan yerde ise soru soran kişi tarafından fener çakılıyor.

Bireyin kendine duvarlar örerek anlamları kısıtlamaya uğrattığından da bahsetmiş.

Kafanızın sakin olduğu bir zamanda okumanızı tavsiye ederim. Ben tekrar okuyacağım ama herkese hitap etmeyebilir.


Daha bu kısa kitap hakkında çok şey yazılır fakat çok uzattım sanırım.
Son olarak yazarla beraber kapanışı yapalım.

"Kendi egomu söndürerek diğer varlıklarla hemhâl olmak, Doğanın ve Dünyanın duymamız mümkünsüz sesine, ritmine, müziğine katılmak istiyorum. Konuşmak işte böyle bir söyleşidir. "


"Konuşmak, konuşmanın imkansız olduğunun fark edildiği yerde, o an başlıyor. "

Buraya kadar okuduysan eğer teşekkürler​ ettiğimi bil isterim. :)
Konuşmak, insanın kendi varlığını bile bile tehlikeye attığı bir oyundur. Harflerle oluşan kelimeler, cümleler insanın duygularını, hislerini ifade eder mi? Yapay yollarla kurmaya çalıştığımız sistem bizi uzaklaştırıyor birbirimizden. Ruhlarımızın derinlerinde, zindana atılmış mahkum 'ben'lerimizin çıkardığı çığlıkları duymuyor artık kulaklarımız. Konuşmak imkan dahilleri dışından atıyor kendini surlardan alaşağıya. Heyhat! Konuşmak imkansız bu doğru ve bundan dolayı konuşacağız..
arifsahin
arifsahin, Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog'u inceledi.
@AaSs1·14 Nis 23:59·Kitabı okudu·1 günde·Beğendi·10/10
Bu kısa kitap, 1998 yılında Radikal İki'de yayımlanmış. Kitabın adından da anlaşılacağı üzere, diyalog halinde yazılmış ve bu açıdan Platon eserlerini akla getiriyor diyebiliriz. Çakmakçı'nın en önemli başarısı, lafı dolandırmadan esas meseleye odaklanması ve mesajlarını net biçimde vermesi olmuş. Yazarın, insan ve insan varlığı ile ilgili yaklaşımları da Fromm'u akıllara getirdi.Türk yazarlardan pek görmeye alışık olmadığımız bir tarz, kişisel gelişim alanında kesinlikle önemli bir eser olmuş.
Uzun zamandır elimde olan bir kitaptı. Hep başlayıp bi kaç sayfa sonrasında kenara koyup birazdan devam ederim diyerek günlerce yanımda kaldı. Çok ince bir kitap ama bitmeyince bitmiyor işte :) Beklentimi birazcık bile karşılayamadı açıkcası.. Kendini tekrar eden zayıf diyaloglardan oluşuyor. 2/10
Alp Kaan Kara
Alp Kaan Kara, Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog'u inceledi.
@Wakana·22 Mar 19:01·Kitabı okudu·2 günde·Beğendi·9/10
Bu eseri 18 Mart günü İş Bankası Kültür Yayınları'nın Kadıköy'deki şubesinden satın aldım. Aslında bu aralar çok fazla okumam gereken eser vardı. Fakat kitabın incecik olması ve uygun fiyatı-sanırım 6 TL- beni satın almaya sürükledi. Dün akşam ve bugün eseri okudum. Eser Wittgenstein, Schopenhauer, Buddha, Aristoteles, Foucault Heidegger, Camus gibi filozofların veya düşünürlerin -fakat özellikle Wittgenstein'ın- felsefi sistemlerine ilgisi olan bir okur için bu eseri okumak veya eser ile sohbet etmek gerçekten çok keyifli bir deneyim olmuş. Ben okumakta olduğum felsefe bölümü dolayısıyla bu filozoflara ve eserlerine az buçuk aşina olduğum için 'Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog'tan çok keyif aldım. Bu filozofları tanımayan fakat özgürlük, sanat, diyalog, bilinç, mantık gibi konularda keyifli bir eser okumak isteyen okur kitlesi için de, gayet tavsiye edebileceğim bir eser olmuş.
"...Yani, anlamak, sözcüklerle değil, duyarlılıkla mümkündür​ diyorum."
Osman Çakmakçı
Sayfa 21 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
"Yani sözcükler birbirlerinin yabancısı; kendilerinin bile?"
Osman Çakmakçı
Sayfa 4 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Sanat, duyarlılık​ alanının genişletilmesinde çok büyük katkılarda bulunur.
Osman Çakmakçı
Sayfa 33 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Aşırılık ilginçtir elbette, ama bir süre sonra her ilginç şey gibi can sıkıcı olabilir;olur!
Osman Çakmakçı
Sayfa 28 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Dünyayla konuşurken mantık kekemedir de sanat su gibi konuşur!

Mantık haddini bilmelidir, zira 'akıl' onun sınırlarını çizer; duyarlılık ise aklın ve onun kendini beğenmiş cihazı mantığın mümkün değil​ tanımlayamadıklarını, tanımlama ihtiyacı duymadan, dışavurur, görünür kılar, Dünya'nın ve onun yüzeyinde​ yaşayan bizim 'gerçek'lerimizin üstündeki kabuğu soyar. Konuşmak işte insanın kendi kabuğunu soymasıdır. Karşılıklı konuşmak ise karşılıklı olarak kabuklarımızı soymamızı gerektirir.
Osman Çakmakçı
Sayfa 37 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Özgürlük uzaklarda bir yerde bizi bekleyen, ulaşılması gereken, mistik ya da ideal bir şey değildir; o buradadır; hemen yanı başımızda; gerçekleştirilmeyi, özgür bırakılmayı bekliyordur. Bir hülya değil yani.
Osman Çakmakçı
Sayfa 15 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
"...Konuştuklarının hiçbir zaman bir başkasına ulaşamayacağını düşünmek, buna inanmak, umutsuzluktan başka ne yaratabilir!..."
Osman Çakmakçı
Sayfa 18 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog
Baskı tarihi:
Kasım 2015
Sayfa sayısı:
76
ISBN:
9786053326083
Kitabın türü:
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
"Pek anlamadım. Hele konuşmanın böylesine büyük bir sorun yumağı olabileceğini hiç anlayamıyorum. Ayrıca gereksiz de buluyorum. Abartılı da-" "Evet, ilk bakışta, konuşmak gibi basit bir eylemin böylesine karmaşık bir şeymiş gibi ele alınması saçma. Ama ilk bakış yanıltıcı olabilir, değil mi? Sanırım sen konuşmayı tek yönlü bir aktarım olarak anlıyorsun da ondan. Hâlbuki konuşma, merkezdeki bir noktadan dışarıya akıtılan bir ifade değildir. Aksine en az iki merkez noktanın karşılıklı birbirine akmasıdır. Yani 'ego'ların kendi kabuklarını çatlatması, o zırhta yarıklar açmasıdır. Konuşmak, bu anlamda insanın kendini yenmesini de gerektirir. Tehlikeli bir girişimdir bu; yani konuşmak tehlikeli bir girişimdir. İnsanın kendi varlığını tehlikeye atmasıdır." "Allah Allah, şimdi de konuşmanın tehlikeli bir şey olduğunu söylüyorsun-"

Kitabı okuyanlar 29 okur

  • Leyla
  • Merve Sulu
  • İrem Nur Ceylan
  • İklim
  • arifsahin
  • Mert Hamdi
  • Alp Kaan Kara
  • Aycan G.
  • Mert Üreğen
  • Sezer Antepli

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%19 (4)
9
%28.6 (6)
8
%14.3 (3)
7
%9.5 (2)
6
%9.5 (2)
5
%9.5 (2)
4
%0
3
%4.8 (1)
2
%4.8 (1)
1
%0