·
Okunma
·
Beğeni
·
36,7bin
Gösterim
Adı:
Köpek Kalbi
Baskı tarihi:
8 Ağustos 2019
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057803771
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Собачье Сердце
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karbon Kitaplar
Köpek Kalbi, hem Rusya'da hem de Batı'da geçen yüzyılın sakıncalı kitaplarından. 1925'te yazılan, ülkesinde ancak 1987'de yayımlanabilen bu roman, 1917 Rus Devrimi'nin toplumsal sonuçlarına odaklanmış. Yer yer Frankenstein'ı andıran, gerçeküstü atmosferiyle kendisini bir distopyanın eşiğinde tutan bir kara mizah, Köpek Kalbi. Oldukça sağlam iplerle birçok metne bağlanan anlatısı, Rus bir doktorun elinden ortaya çıkan tehlikeli bir insan-hayvan türünün, insan doğası üzerinden burjuva ve proleterya görünümlerini yakalayıp hicvediyor. Postmodern romanın unsurlarını, yazıldığı döneme rağmen içinde saklayan Köpek Kalbi; Gogol'ün hemşehrisi ve en önemli mirasçısı, Usta ile Margarita'nın yazarı Bulgakov'un komünist devrime ve dünyaya bakışını yansıtan küçücük bir roman.
136 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Bulgakov. Yaklaşık bir ay önce ismini ilk defa duyduğum bir yazar. Gerçi ben de yeniyim Rus edebiyatında. Dostoyevski ile bile tanışmam yaklaşık 3 ay öncesine dayanır. Tabi bir hayli sevdim ülke edebiyatını ve yazarlarını. Tüm dünyadan çok farklı olsalar da yine de en çok benzedikleri insanlar biziz sanırım. Köylüleriyle, deyimleriyle, deyişleriyle, içsel dünyalarıyla. Belki de bu yüzden çok sevdim kendilerini. Puşkin’i, Gogol’u, Dostoyevski’yi si ve son tanıştığım Bulgakov ’yla beraber.

Bir gün abim Metin T./Duvar/ ‘nin bir yorumunu görüyorum. Diyor ki “Ruslar için önce Puşkin sonra Bulgakov gelir. Diğer yazarlar onlardan sonradır.” , “Gogol’dan da mı önce abi?” diyorum, “Gogol’dan da önce” diyor. Özellikle Rus edebiyatını ilişkin yorumlarına çok önem verdiğim abimin etkisi altında aklıma yeni bir yazar düşüyor, Bulgakov. Biraz araştırıyorum, merakım daha da artıyor. En son bu meraka dayanamayıp kitabı temin ediyorum hem de aldığım kitapları bitirmeden yeni kitap edinmeyeceğime ilişkin kendime söz vermişken.

Merakla beklediğim an dün akşam geliyor. Yeni bir yazarla tanışmak için hazırım. Zaten yeni nefeslere de ihtiyacım var. Aldığım kitaplarına bakıyorum. Köpek Kalbinde karar kılıyorum. Başlıyorum okumaya daha ilk sayfadan tanışmak için doğru kitabı tercih ettiğimi anlıyorum. Sayfalar ilerledikçe çılgın bir yazar buluyorum karşımda köpekleri konuşturan ve konuşmalarından da bu güzel hayvanların bizden neler çektiklerini anlattıran. Sonradan da insanlaştırıyor bu Şirkov denen köpeği. Zaten hikaye de buradan sonra hızlanıyor, enteresanlaşıyor ve daha eğlenceli hale geliyor. Bu arada yazarın ince ince eleştirdiğini söyleyen arkadaşlara sitem ediyorum. Fark ediyorum ki Bulgakov SSCB’yi ince ince değil doğrudan açık açık eleştiriyor. Hem de herşeyiyle. Yarattığı yeni kurumlardan, ürettiği ürünlere, çıkardığı kararnamelerden, değiştirdiği sokak isimlerine kadar.

Ve kitabın son bulmasıyla Bulgakov ile ilk sohbetimiz tamamlıyoruz. Yazmış olduğu diğer eserlerini de keyifle okuyabileceğim bir yazar olduğu hissiyatını alıyorum ilk tanışmamızdan. Görüşürüz Sn. Bulgakov bir başka güzel zamanda bir başka eserinde. Beni Bulgakov ile tanıştıran abime tekrardan teşekkürlerimi iletiyorum.

Keyifli okumalar dilerim.
103 syf.
·2 günde·9/10 puan
Çocukluğumda hayvan sevgisini bana aşılayan La Fontaine'in fabl eserleri sayesinde istisnasız her hayvana karşı içimde aşırı derece bir hassasiyet oluşmuştu. (bir tek fareleri sevemedim, bir de çakalları) Okuduğum her La Fontaine hikayesinden sonra öyle etkilenirdim ki, bazı hayvanlarla konuşmaya çalışır, cevap alamayınca da ''geri zekalı bu galiba'' derdim. Aileden, arkadaşlardan falan değil yani hayvan sevgim, o hikayeler sayesinde ve bazı insanlar sayesinde düşkün oldum hayvanlara. İnsanları tanıdıkça hayvanları daha çok sevdim klişesi ve arabeski yapmayacağım :)

Kitabı aşırı derece merak etmiştim ve bazı meraklarım sayesinde kırıkları çoğalsa da hayallerimin merak etmekten vazgeçer miydim ben? Geçmezdim tabi ki! O merakla kitabı okumaya başlamadan önce isminden dolayı dedim ki kendi kendime, ''sanırım köpek kalbinin bir özelliği var ve o özelliğe sahip olan bir insanın hikayesi anlatılıyor'' hani bazı metaforlar vardır ya, filin hafızası, örümceğin sabrı, gelinciğin kini, aslanın cesareti, gergedanın şeyi...gibi. Bu özelliklerle anlatılan bir insan hikayesi sandım ama eksik kalmış. Bulgakov koca bir düzeni, koca bir sistemi eleştirmiş bu enfes kitapla. Ve evet, çocukluğumda okuduğum La Fontaine hikayeleri gibi masum ve eğlenceli değildi. Biz büyüdük ve hikayeler de kirlendi, çirkinleşti her şey gibi!

Sonuç olarak ortada bir Pavlov var ve köpekler başta olmak üzere bazı hayvanların bazı uzuvları insanların hizmetine sunuluyor ve asıl sistem eleştirisi tam da o anda yumruğu yiyor burnunun üzerine. Artık bu Sovyetler Birliği'nde nasıl bir sistem varsa, dünya dönene kadar Rusya adı altıyla da sorgulanıp yargılanmaya devam edecek. Bir şey değişir mi? Sanmıyorum. Farkında olmak için okumak gerek. Bir köpeğin iç sesinden yapılan anlatım çok ustacaydı. Şimdi ben nerde bir hayvan görsem yine onun konuştuğunu sanacağım iyi mi? Olsun, bir canlı olduğu ve konuşmasa da hisleri, duyguları olduğunu bilmek uzun yıllardır bildiğim en iyi şey olarak kaldı bende. Darısı bazı insanların başına :) Yine tavsiye ediyorum ama yine de siz bilirsiniz. İyi okumalar :)
132 syf.
·5 günde·7/10 puan
“Her şeyden habersizsin. Köpeği bıçak altına yatırıp, üzerinde deney yapan ve işkence eden düzeni ne zaman fark edeceksin? Seni sürekli “şey”ler için zorlayanlara gözlerini yumamazsın, uyanık olmak zorundasın.” Der gibi Bulgakov. “Söylediklerinizden tiksiniyorum ama ifade özgürlüğünüzü ölümüne savunuyorum” diye bir söz vardı sahibi mühim değil. İfade özgürlüğü ama hangi ifade özgürlüğü? Özgürlük bir görüşü veya bir tezi belirlenen temellere dayanarak anlatılırsa özgürlüktür. Bir toplumun dinine, değerlerine, inançlarına hunharca yapılan saldırı, bu tanım içerisinde yer almadığı gibi fitne tohumlarını ekmekten öteye de gitmez. Özgürlük, tarih boyunca insanoğlunun aradığı bir şeydir. Gerek coğrafi şartlarda, gerek siyasi ve toplumsal buhranların yaşandığı ortamda, gerekse kendi ruhuyla barışmayan bireyin “Kimsenin müdahalesi olmaksızın kendi özgür hür iradesiyle yaşayabilme” arayışıdır. Sürekli bir şeylerin değişmesiyle baş gösteren uyutma stratejisi işte bu özgürlüğün kısıtlanmasıdır. Özellikle medya, gazete, edebiyat döngüsü içinde boy gösteriyorsa, birileri çıkıp “Dur bakalım” diyor. Mizahla harmanlayarak, ince mesajlar veren o kişilerden biri Bulgakov.

Bir köpeğin gözünden acınası yaşamını; bir yandan da şehri ve şehrin insanlarını, Sovyet Rusya’daki genel yaşamın bize aktarmasıyla başlıyor kitap.

“Sizde her şey planlı ve sıkıcı. peçete şuraya, kravat oraya… Affedersiniz, lütfen, teşekkürler! Hayat bu değil! Gerçek yaşam bambaşka. Bütün bu davranış biçimleri işkenceden başka bir şey değil. Çarlık döneminde yaşamıyoruz ki!”

Stalin’in her fırsatta uyguladığı sansür eserin tefrikasını çok sonralara bıraktı. Bir gerçek var ki Stalin’in kalbi 1953’te durdu fakat Köpek Kalbi hala atmaya devam ediyor…
132 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Elinizdeki kitap sadece bir bilimkurgudan ibaret değil demekle başlamak istiyorum incelememe sevgili arkadaşlarım. Sovyet toplumunun bir eleştirisi, Bulgakov'un gerçekleri bir köpek aracılığı ile biz okuyuculara aktarmasıdır Köpek Kalbi.

Etkinlik nedeniyle birçok inceleme okudum kitap hakkında. Her birimizin fikirleri, kitaptan çıkarımları benim için çok önemli. Görmediğim, o an farketmediğim bir ayrıntıya rastlıyorum etkinliklerde yapılan incelemelerde.
Kitabın yasaklanmış olması zaten ilgimi çekmişti. Daha dikkatle okudum bu nedenle eseri. (1925'de yazılan eser ancak 1968'de yayınlanmış.)

Konu kısaca şöyle,
Ünlü bir bilim insanının sokakta bulduğu köpeği alıp, insanın erbezi ve hipofiz bezini nakletmesi ile başlıyor eser. Proletaryayı simgeleyen Şarik ve burjuvayı simgeleyen Filip Filipoviç var karşımızda. (Birçok kaynağa göre Filip Filipoviç Lenin'i temsil etmektedir.) İlk bölümü Şarik'in ağzından okuyoruz ve birçok eleştiri ile karşılaşıyoruz. Sokaktaki yaşamını, halkın tutumunu, proleterlerin yaşam biçimini anlatıyor konuşma aralarında Şarik. Bir bakıma köpek aracılığıyla hiciv yapıyor Bulgakov.
Yeni evindeki rahat yaşamına ve şımartılacak derecede iyi bakılmasına şahit oluyoruz Şarik'in.
Ve sonra her şeyin bir anda değiştiğini, doktorun yaptığı ameliyat sonrası köpek-insan olan Şarik'in nasıl kötü birine dönüştüğünü görüyoruz. Bu şartlarda dahi kendisine toplumda yer bulabiliyor Şarik tıpkı bu dönemde yaşayan insanlar gibi... (hayretle okudum bu kısımları)

Hem bir yergi hem de mevcut düzene en iyi yapılan eleştirilerden biri "Köpek Kalbi".
Çeviri hakkında da yazmak istiyorum bu kez. Yorumlarda ve araştırırken birçok farklı çeviri olduğunu gördüm. Her birinde farklı bir isimle Türkçeleştirilmiş köpek ismi. İş Bankası ve Tefrika yayınlarında Şarik iken, Kaknüs yayınları çevirisinde önce Topak (2002 çevirisi) sonra Sharikov olmuş. Tutku yayınevinde Boncuk iken Dedalus yayınevinde Tombik olmuş...
Ben yine modern klasiklerden okudum ve çeviri çok iyiydi. Bu nedenle Modern Klasiklerden okumanızı öneririm.
Yine çok beğendiğim, bitmeseydi dediğim bir eser okudum. Usta ile Margarita okuyarak etkinliği değerlendirmeye devam edeceğim. :)
132 syf.
·Puan vermedi
Merhabalar Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları Modern Klasiklerinde okuduğum en sıradışı eser olan Köpek Kalbi ilk okuduğum da bir şey anlayamayıp sıkılmıştır daha sonra tekrar okumaya başladım ve bu eser daha iyi kavrayıp daha kısa bir süre de bitirmiştim.Kitap konu olarak ise bir prof.dr Filipoviç tarafından sahiplenen Şarik adında bir köpeğin suçlu biriyle testis ve hipofiz bezlerinin değiştirilmesiyle köpeğin o suçlunun özelliklerinden olan ikiyüzlü ve arsız birine dönüşür.Prof.Dr. Filipoviç deneyden sonra hayal kırıklığına uğramaktadır ancak kitap sürpriz bir sonla bitiyor.Kitap o dönemin SSCB’sini tanımak için iyi bir eser.Yazar kitapta dolaylı olarak köpek üzerinden devletin bürokrasini eleştirmektedir.
Keyifli Okumalar Dilerim
132 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Avangart bir tarzı var yazarımızın. Yer yer deneysel yer yer yenilikçi... Tek nefeste tüketilen hayatlar gibi. Bir yanı huzursuz eder insanı bir yanı sadaka-i mutluluk. Üzerine sahifelerce edebi sohbetler edebileceğiniz bir kitap değil fakat tek cümleyle de açıklanamayacak kadar önemli. Köpek kalbi bir yönüyle insan zihninin bir ürünü de olduğu için fabldan çok öteye geçemiyor. Kıssadan hisse...
132 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10 puan
Yazarın 1925 yılında yazdığı sansüre uğramaması adına bir sokak köpeği üzerinden bolşevik devrimi ile gelen rejimin uygulamalarına yönelik sosyalizm ve idealizmini eleştirdiği kitabıdır.Tabi Bulgakov'un politik düşünü ve kitabın kurgusunu düşününce sokak köpeği şarik karakteri üzerinden, kara mizah ve politik göndermeleri hasebiyle, 1987 yılına kadar Rusyada yayınlanamadığını anlamışsınızdır.

1917 Devrimi sonrası sovyetlerde yaşayan proleterya sınıfının içinde bulunduğu içler acısı durumu, köpek şarik henüz insanlaşmadan anlatmaya başlamıştır. Köpek Şarik insana dönüşmeye başladığında arsızlığını, ortak mülkiyet üzerinden sınıfsız ve eşit haklara sahip bir toplum yaratılma sloganıyla yola çıkıldığı halde, sonucun oligarşik bir düzen hakimiyetine ve baskıya dönüşmesini hicvetmiştir.

-alıntı-

"işin kötüsü, kalbi artık köpek kalbi değil... insan kalbi! hem de bir insanın sahip olabileceği en adi kalp."

" u u u u hu hu huhu uuu! ah bana bakın ölüyorum! son duamı uğulduyor tipi kemeraltında,ben de onunla birlikte uluyorum. bittim artık, bittim. halk ekonomisi merkez sovyeti çalışanları için yeterli beslenme yemekhanesinin önünde, kafasına kirli bir külah geçirmiş alçak bir aşçı kaynar su döktü üstüme ve sol böğrümü haşladı. adi herif, bir de proleter olacak! tanrım çok acıyor! kemiklerime kadar eritti kaynar su. şimdi uluyorum, uluyorum ama ne faydası var ki ulumanın? "
136 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
Bu kitap bana göre daha çok, ne umduk ne bulduk kitabı olmuş.

Bu kitabı,öyle dümdüz doktor Frankenstain öyküsü gibi okuyabilirsiniz ,gayet mümkün çünkü çok sade bir dille adeta çocuk kitabı gibi yazılmış. İşte tam burda yazarımız Mihail Bulgakov ‘un keskin zekası devreye giriyor.

—Spoiler—

Köpek kalbi, siyasi hicivlerle dolu bir sistem eleştirisi kitabıdır. Bolşevik devriminin ardından Rusya’da siyasi zemin hazırlanmadan komünizmin gelmesiyle halkın yaşadığı zorluk, insan bedenine hapsolmuş bir köpek ile sembolize ediliyor. Orijinal kitapta sharik , Türkçe çevirisinde(benim okuduğum çeviride) Topak farklı çevirilerde Tombik olan köpeğimiz sokakta yaşadığı dönemde işçi sınıfının çarlık Rusya’sının boyunduruğundayken yaşadığı sefaleti, doktor ile tanıştıktan sonra ki süreçte yani 75 günde boğazından geçen yemeği 7 günde yemeye başladıktan sonra ki süreçte, ilk olarak duyduğu minnet ve ardından giriştiği hak arayışı Rusya’da Lenin’in iktidara geldikten sonra işçi sınıfının durumunu kara mizahla gözler önüne seriyor. Siyasi kısmı bir kenara bırakacak olursak Rus insanının çaresizliği,sefaleti, şartların zorluğu Bulgakov’un zekası ile birleşince ortaya gerçekten etkileyici bir kitap çıkmış.
Ayrıca yazarın Pavlov’un deneylerine de ince göndermeler yaptığı da gözümden kaçmadı.

Bulgakov etkinliğini düzenleyip bizi bu yazar ile tanıştıran arkadaşlara teşekkür eder, şimdiden keyifli okumalar dilerim.
132 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10 puan
* Feci yoğun miktar da spoiler !

Tamı tamına 3 kere başlayıp üçünde de yarım bırakıp "bu ne yeaa ne saçmaaağğğ, okuyamıyoğruummm, adapte olamıyooooğğruuumm" diyip, bu süreçte de kitabı hediye ettiğine pişman ettirecek kadar canım Matelda’yı darlayıp, bir gün yine hadi bakalım "ya Allah, Bismillah" diyerek ve 4. Başlangıcım da nihayet elden bırakmayıp sonunda ise "vay anasını beee, ne okudum ben" dediğim bir kitap.


* İlk sayfaların da köpeğin yani canım Şarikov'un kendi kendine konuşması ile karşılaşıyorsunuz. Size sokak da yaşadıklarından, daha doğrusu çektiği eziyetlerden bahsediyor. Kendisi gayet komik olmakla birlikte oldukça da ağzı düzgün (!) bir köpek.

Bknz. Syf 68
Profesör "Yemek artıklarını yere atma!" Diye buyurunca beklenmedik bir yanıt aldı: "Bas git, yavşak!"

Hadi o zaman geliyor spoilerli inceleme !

Profesör Filip Filipoviç'in yolda gördüğü Şarik'i alıp dairesine götürüp beslemesiyle sıradan gözüken olaylar, daireye bavul içerisinde bir cesedin gelmesi ve aralarında geçen diyaloglar ile bambaşka bir şekle girmeye başlıyor.
Koşuşturma ve kargaşayı anlamak için ameliyathaneye bakmaya çalışan Şarik, profesör’ün yardımcısı Zina tarafından dışarı çıkarılınca, “E madem öyle gideyim yemek yiyeyim bari” diye mutfağa yönelirken Filip Filipoviç “yemek yemesine izin vermeyin!” demesiyle Zina köpeği banyoya kilitler ve ameliyat hazırlıkları başlar.
Bizim garip Şarik “bu yaptıkları da ayıp ama aç bırakmak da ne demek” derken daha ne olduğunu anlamadan sürüklenerek ameliyathaneye götürülür. Narkozu yiyip masaya alınan Şarik’in hipofiz bezi insan hipofiz bezi ile değiştirilir. Operasyon bittikten sonraki süreci gözlemlemek için profesörün yardımcısı Bormental düzenli olarak not tutmaya başlar.
Aldığı notlar da ilerleyen tüm süreci, Şarik’in konuşmalarını ve bedenindeki tüm gelişmeleri kayıt eder.
Günden güne bedenen değişip insan görünümüne sahip olan Şarik kendine gelmeye başladığı zaman birkaç kelime telaffuz ettiğini duyarlar. Zamanla konuşacak duruma gelir. Tabiki yıllardır sokak da kalan Şarik’in küfür haznesi de bayaa bi geniştir (:

Artık karşılarında bedeni ile tamamen insan görünümüne kavuşmuş bir oluşum vardır. Üstelik karakter olarak düzgün olmayan, ağzı bozuk, kadınları taciz eden ve sürekli de küfür eden bir canlı…

Nihayetinde artık bununla baş edemeyeceklerini anlayıp Şarik’i öldürüp öldürmemeyi düşünmeye başlarlar.
.
.
.
.
* Kitabın sonunda ise eve polisler gelir. İyi ya da kötü bir sona geldim derken son bölümde ise “haydaa ne oldu şimdi yani?” diye düşünürsünüz. Ki ne oldu inanın ben de anlamadım (:
En iyisi siz okuyun ne olmuş ya da neden olmuş olabilecekleri kendiniz tasarlayın. Sanırım yazarda öyle yapmamızı istemiş.
O halde şimdiden iyi okumalar ^_^
132 syf.
·12 günde·9/10 puan
Kitap, bir sokak köpeği olan Şarik'in gözünden anlatılanlarla başlıyor. Şarik'in gözünden anlatılan bölümlerde, ki yaklaşık emin olamamakla beraber kırk elli sayfaydı, Mihail Bulgakov'un çok büyük bir yazar olduğu kanısına vardım. Bunun asıl sebebi yazarın dili ustalıkla kullanmasının yanı sıra dönemin SSCB hükümetini eleştiren cesur dili de etkili olmuştur. Fakat daha sonra Şarik'i sahiplenen Filip Filipoviç'in Şarike yaptığı tıbbi deney bende kitabın bitmesine neden oldu. Kitabın o andan itibaren bana sıkıcı gelmesinin nedeni sınav haftasında olup kitaba tam konsantre olamamın da etkisi olabilir. Fakat dediğim gibi kitap o noktada milatı yaşadı. Öncesinde 10 yıldız, sonrası ise anlatamayacağım bir değerlendirmeye giriyor. Yazarın kaleminin üstünlüğüne birşey diyemem fakat başlangıçtaki güzel kurguyu mahvetmemesi gerektiğini düşünüyorum. Buradan kitabın kötü olduğu kanısına varılmasını istemem ki, yazarın ne istediğini bilerek kalemi ele aldığını hissettiğime eminim, yazarın kitabın sonunu daha yavaş bir şekilde ve insanın aklına daha yatkın olmasını sağlamak için vurgulayarak anlatması gerektiğini siz de bu kitabı okuduğunuz da anlayacağınızı düşünüyorum. Yoksa kitap okunmaya 'kesinlikle' değerdi. Siz de keşfetmefiğiniz bir yazara şans vermek isterseniz bu kitaba uğrayabilirsiniz. Hayat kitaplarda güzel... İyi okumalar...
103 syf.
(Spoiler içerebilir)
Bir Bilal Günaydın klasiğiyle başlamak istiyorum; yazarın okuduğum ilk kitabıydı...
Başlarda tam olarak konuyu idrak edememenin verdiği ilerleyemeyişe uğrasam da konuya girdikten (ameliyat gerçekleştikten) sonra bir gecede bitirdim ki zaten 103 sayfalık kısa bir kitap... Tabii bu uzatmada, benim uzun betimleme sevmeyişimin ve PDF oluşundan kaynaklı yazım yanlışlarının da etkisi çok büyük. Kitabın beni etkileyen kısmı biçimi değil içeriğiydi zaten. Bir kere fikir çok yaratıcı; insanın hipofizini alıp bir köpeğe takıyorsunuz ve hayvan yavaş yavaş insanlaşıyor. (İnsanlaşırken kedi öfkesi devam ediyor.)
Bu işi deneysel amaçla yapan klinik prof. ortaya çıkardığından çok memnun olmasa gerek, kitabın sonunda onu öldürüyor mu yoksa yeniden hayvana mı dönüştürüyor pek anlayamadım. İkinci ihtimal daha olası da olsa, asistanıyla konuşurken vakanın ikinci ameliyatı kaldıramayacağını söylemesi, burada bir mantık hatası doğuruyor olabilir.
Kitap birçok açıdan ele alındığında insana farklı bilgi ve mesajlar veriyor. Gerek tıp, gerek siyaset, gerek kültürel ve statüsel tutumlar olsun, okuyucuya verdikleri bilimsel ve düşünsel olarak azımsanamayacak türden.
Kişi tahlilleri ve hikayesel spoiler vermek yerine hipofiz denen gizemli bezi ele almak istiyorum fakat kitaptaki kadın karakterlerinin pasifliğine de deyinmeden edemeyeceğim. Bu beni biraz incitmiş olabilir, yine de anlatılan Çarlık Rejimine yakın bir dönem olduğu için de biraz makul karşılanabilir. Öyle ki; insana dönüştürdükleri köpek bile bilinçlenip kendi haklarını sorgulamaya, aramaya ve savunmaya başladığında bu koca profesörün hiç de hoşuna gitmedi.
Ve hipofiz...
Beynin kendisi bile modern tıp için gizemini korurken, beyinde 0.5 gram ağırlığında bir bez...
Vücudunuzun ve sizin tüm işleyişinizi dengede tutan, sizin siz olmanızı sağlayan her şey o...
Bir sağlıkçı olarak aldığım anatomi, hastalık bilgisi, gördüğüm vakalar ışığında ve hipofiz adenomundan (tümöründen) opere olan annesine, 3 ay boyunca refakat eden bir evlat olarak söyleyebilirim ki; hipofiz bunların hepsi ve daha fazlası...
Ameliyattan bir süre sonra annem başka biriydi sanki, kitapla karşılaştırınca insana dönüşen köpeğin verdiği tepkiler bu açıdan çok gerçekçiydi. Bunda yazarın doktor oluşunun da etkisi vardır eminim.
Köpek Kalbi, farklı bir bakış açısı ve yeni hayal gücü arayanlar için, uzun bir kitaptan sonra zihnini dinlendirmek isteyenler için hoş bir uğrak olabilir.
Sizi "vhouu, vhouu, vhouu hou houuuuuu" diyerek selamlıyorum ve keyifli okumalar diliyorum.
176 syf.
Ünü ülke sınırlarını aşmış başarılı bir doktor olan profesör Filip Filipoviç’in, sokak köpeği Şarik ile karşılaşmasından sonra gelişen olaylarla birlikte bilimsel bir deney temeli üzerine inşa edilen eserde; Şarik (tabi ki bu deney başarılı sonuçlandıktan sonra) dönemin proleter sınıfını, profesör ise devrim karşıtlığını temsil ediyor.

Şarik, başarılı geçen ameliyat sonrası hipofiz bezini aldığı insanın özelliklerine bürünür ve yavaş yavaş dönüşümünü tamamlayarak kaba, saygısız, çekilmez bir insan olur. Aslında yazar burada bahsi geçen ameliyat ile yapılan devrime atıfta bulunuyor dersek yanlış olmaz. Ve devrimden(ameliyattan) sonra meydana gelen Şarik de doğal olarak komünist sistemden yararlanarak profesörün evini,yemeğini paylaşmaya devam ediyor.

Profesör, her ne kadar tıp dünyasını sarsan bir başarı elde etse de kendini kısıtlayan, sınırlayan, engel olan bu yarattığı şeyin bir yanlış olduğunu çok geçmeden anlıyor. Kendi ülkesinde bile yayınlanması yasak olan, yazıldıktan uzun yıllar sonra kendi dilinde yayımlanabilen sarsıcı bir taşlama. Yazarın, eseri yazdığı döneme ve yaşadıklarına bakacak olursak devrim karşıtı görüşleri, yapıtları dolayısıyla kelimenin tam anlamıyla dışlanmış olduğunu görüyoruz. Kitabı okuduktan sonra 1988 yılı rus yapımı olan aynı adlı film de keyifle izlenebilir.
Şunu anlayın ki, asıl korkunç olan
artık köpek kalbi değil, insan kalbi taşıması.
Mihail Bulgakov
Sayfa 113 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 7.Basım
Size yemin ederim, şu iki haftada yorulduğum kadar yorulmadım, son on dört yılda!
Mihail Bulgakov
Sayfa 84 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 7.Basım

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Köpek Kalbi
Baskı tarihi:
8 Ağustos 2019
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057803771
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Собачье Сердце
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karbon Kitaplar
Köpek Kalbi, hem Rusya'da hem de Batı'da geçen yüzyılın sakıncalı kitaplarından. 1925'te yazılan, ülkesinde ancak 1987'de yayımlanabilen bu roman, 1917 Rus Devrimi'nin toplumsal sonuçlarına odaklanmış. Yer yer Frankenstein'ı andıran, gerçeküstü atmosferiyle kendisini bir distopyanın eşiğinde tutan bir kara mizah, Köpek Kalbi. Oldukça sağlam iplerle birçok metne bağlanan anlatısı, Rus bir doktorun elinden ortaya çıkan tehlikeli bir insan-hayvan türünün, insan doğası üzerinden burjuva ve proleterya görünümlerini yakalayıp hicvediyor. Postmodern romanın unsurlarını, yazıldığı döneme rağmen içinde saklayan Köpek Kalbi; Gogol'ün hemşehrisi ve en önemli mirasçısı, Usta ile Margarita'nın yazarı Bulgakov'un komünist devrime ve dünyaya bakışını yansıtan küçücük bir roman.

Kitabı okuyanlar 6,8bin okur

  • olgu
  • Cansu
  • Burcu
  • Elif Yıldırım
  • Çiğdem
  • Edema Ruh
  • Dilara
  • ahsenn
  • Feriha Temiz
  • Mr.Nobody

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.1 (3)
9
%0.2 (4)
8
%0.3 (8)
7
%0.4 (9)
6
%0
5
%0 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları