Köpek Kalbi

8,2/10  (45 Oy) · 
95 okunma  · 
41 beğeni  · 
1.111 gösterim
Köpek Kalbi, hem Rusya'da hem de Batı'da geçen yüzyılın sakıncalı kitaplarından. 1925'te yazılan, ülkesinde ancak 1987'de yayımlanabilen bu roman, 1917 Rus Devrimi'nin toplumsal sonuçlarına odaklanmış. Yer yer Frankenstein'ı andıran, gerçeküstü atmosferiyle kendisini bir distopyanın eşiğinde tutan bir kara mizah, Köpek Kalbi. Oldukça sağlam iplerle birçok metne bağlanan anlatısı, Rus bir doktorun elinden ortaya çıkan tehlikeli bir insan-hayvan türünün, insan doğası üzerinden burjuva ve proleterya görünümlerini yakalayıp hicvediyor. Postmodern romanın unsurlarını, yazıldığı döneme rağmen içinde saklayan Köpek Kalbi; Gogol'un hemşehrisi ve en önemli mirasçısı, Usta ile Margarita'nın yazarı Bugakov'un komünist devrime ve dünyaya bakışını yansıtan küçücük bir roman.
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2016
  • Sayfa Sayısı:
    136
  • ISBN:
    9786053325949
  • Orijinal Adı:
    Hearth Of A Dog
  • Çeviri:
    Mustafa Yılmaz
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
İbrahim PÜSKÜL (Hiçbir şey yok!) 
03 May 13:39 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 8/10 puan

Bulgakov. Yaklaşık bir ay önce ismini ilk defa duyduğum bir yazar. Gerçi ben de yeniyim Rus edebiyatında. Dostoyevski ile bile tanışmam yaklaşık 3 ay öncesine dayanır. Tabi bir hayli sevdim ülke edebiyatını ve yazarlarını. Tüm dünyadan çok farklı olsalar da yine de en çok benzedikleri insanlar biziz sanırım. Köylüleriyle, deyimleriyle, deyişleriyle, içsel dünyalarıyla. Belki de bu yüzden çok sevdim kendilerini. Puşkin’i, Gogol’u, Dostoyevski’yi si ve son tanıştığım Bulgakov ’yla beraber.

Bir gün abim Metin T. ‘nin bir yorumunu görüyorum. Diyor ki “Ruslar için önce Puşkin sonra Bulgakov gelir. Diğer yazarlar onlardan sonradır.” , “Gogol’dan da mı önce abi?” diyorum, “Gogol’dan da önce” diyor. Özellikle Rus edebiyatını ilişkin yorumlarına çok önem verdiğim abimin etkisi altında aklıma yeni bir yazar düşüyor, Bulgakov. Biraz araştırıyorum, merakım daha da artıyor. En son bu meraka dayanamayıp kitabı temin ediyorum hem de aldığım kitapları bitirmeden yeni kitap edinmeyeceğime ilişkin kendime söz vermişken.

Merakla beklediğim an dün akşam geliyor. Yeni bir yazarla tanışmak için hazırım. Zaten yeni nefeslere de ihtiyacım var. Aldığım kitaplarına bakıyorum. Köpek Kalbinde karar kılıyorum. Başlıyorum okumaya daha ilk sayfadan tanışmak için doğru kitabı tercih ettiğimi anlıyorum. Sayfalar ilerledikçe çılgın bir yazar buluyorum karşımda köpekleri konuşturan ve konuşmalarından da bu güzel hayvanların bizden neler çektiklerini anlattıran. Sonradan da insanlaştırıyor bu Şirkov denen köpeği. Zaten hikaye de buradan sonra hızlanıyor, enteresanlaşıyor ve daha eğlenceli hale geliyor. Bu arada yazarın ince ince eleştirdiğini söyleyen arkadaşlara sitem ediyorum. Fark ediyorum ki Bulgakov SSCB’yi ince ince değil doğrudan açık açık eleştiriyor. Hem de herşeyiyle. Yarattığı yeni kurumlardan, ürettiği ürünlere, çıkardığı kararnamelerden, değiştirdiği sokak isimlerine kadar.

Ve kitabın son bulmasıyla Bulgakov ile ilk sohbetimiz tamamlıyoruz. Yazmış olduğu diğer eserlerini de keyifle okuyabileceğim bir yazar olduğu hissiyatını alıyorum ilk tanışmamızdan. Görüşürüz Sn. Bulgakov bir başka güzel zamanda bir başka eserinde. Beni Bulgakov ile tanıştıran abime tekrardan teşekkürlerimi iletiyorum.

Keyifli okumalar dilerim.

EsengüL 
16 May 13:39 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 10/10 puan

Köpek Kalbi, Bulgakov’dan okuduğum ikinci eser olsa da ilk okuduğum eseri Üstat ile Margarita’yı 250’li sayfalardayken yarım bıraktığımı hatırlıyorum. Haliyle Köpek Kalbi, benim için ilk Bulgakov deneyimi oluyor.

Köpek Kalbi’ni bitirdiğim an bu kitapla başlamakla doğru bir seçim yaptığım kanaatine vardım. Çünkü Köpek Kalbi, Üstat ile Margarita’ya göre daha hafif kalırdı ve keyif alamazdım.

Sovyet yazar Bulgakov, Köpek Kalbi’ni kaleme alırken ince imalarını ve hicivlerini geri çekmeden, gerek dolaylı gerekse doğrudan mesajlar vermiş. Bu mesajların temelini ‘dönem Sovyet’inin gerek siyasal gerek toplumsal yapısı teşkil etmiştir. Zaten kitap, bu özelliği sebebiyle 1960’lı yıllarda yasaklanmıştır da.

Bulgakov’un kitabını kaleme aldığı çizgiye değinecek olursam;

Reelin yani gerçek olanın sanata olduğu gibi yansıması temelini oluşturmak gerekir. Her ne kadar Platon sanattaki gerçekliğe bir taklit ya da imaj dünyası olarak baksa da Çernişevski’nin deyimiyle sanat gerçekliğin yansıtılmasıdır.

Sanattaki gerçeklik, gerçekçilik akımının bir üst jenerasyonu olan Marksist estetikle uyum içerisinde olması sebebiyle Bulgakov’u da bir temsilci olarak varsayıyorum. Kitabın fantastik özelliğini gözardı edecek olursam başından sonuna kadar Marksist estetiğin izlerini fark ettim.

Çünkü Bulgakov, Köpek Kalbi’nin arka planına Sovyet burjuvasını yerleştirmiş, köpek Şarik’in toplum hakkındaki görüşlerini ‘kişileştirme’ sanatı üzerinden aktarmış. Ardındansa geçirdiği değişimle birlikte Sovyet insanının hayat standartlarını yansıtmış.

Kitapta anlatılmak istenenler yukarıda işaret ettiğim noktalar olsa da kitabın asıl konusu hakkında birkaç kelam etmeli.

Kitabın ilk sayfalarında bir köpeğin çevresi hakkındaki fikirlerini okurken ‘kitabın sonu hakkında aklımda bazı sorular oluşmuş, yazar ne yapmak istemiş’ gibi düşüncelere kapılmıştım. Fakat okudukça işin rengi değişti.

İlk sayfalarda fikirlerine yer verilen köpek Şarik’e bir ‘ayna’ görevi üstlendirerek topluma dair fikirlerini beyan ediyor, Bulgakov. Ardındansa bir adamın Şarik’i alıp eve götürdüğü, ona iyi davrandığı, Şarik’in ilk günlerde yadırgar bir tavır takındığı izlenimi yansıyor. Şarik’i evine alan kişi hatırı sayılır bir doktor olan Filip Filipoviç’tir ve gençleşmenin yollarını aradığı için Şarik üzerinde yapacağı başka planları vardır. Tabi ilerleyen sayfalarda doktor bu konu hakkında derin pişmanlığa düşecek, çaresiz bir hal takınacaktır.

Filipoviç, adi bir suçlu olan bir başkasının hiperfiz ve er bezlerini köpek Şarik’e nakletmek ister ve bunu da yapar. Sadece her şey istediği gibi olmayacaktır artık. Çünkü naklin gerçekleşmesiyle değişen Şarik olayların ipini eline alır. Şarik’in geçirdiği bu değişim ona öyle bir hal verir ki kimi zaman gülümsüyor, kimi zaman acıyor, kimi zamansa ‘köpek’ haklı diyorsunuz.

Bulgakov’un olayları ve kurguyu bu denli fantastik bir boyuta yaklaştırması, okurken sıkmadığı gibi kitabın asıl arka planı; didaktik bir niteliktir.

Bu özelliği şöyle açıklanabilir:
- İnsan doğasının varoluşu,
- Varoluş serüveni,
- Varoluşunun anlamlanması,
- Ve bu varoluşu şekillendiren dış faktörler…

Bulgakov’un anlatmak istedikleri şöyle bir yana dursun, genel itibariyle çok beğendiğim bir kitap oldu.

Okumanızı tavsiye ederim…

gökçe türkkan 
01 May 16:22 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Köpek Kalbi, Sovyet yazar Mihail Bulgakov'un, yaşadığı dönemdeki Sovyet yaşamına yaptığı politik göndermeler ve eleştiriler yüzünden yasaklanan eseriydi. Eserleri 1962'den sonra ancak yayımlanma imkanı ve rahatlığı buldu. Bu hiciv dolu kitapta, bilim kurgu var, mizah var, düşündürme özelliği var. Okurken çok keyif aldım. Sokak köpeği Şarik, bir gece yüce gönüllü doktor Filipoviç tarafından evine getirilir. Burada bakılır, temizlenir. Fakat doktorun amacı başkadır. Bir deney için Şarik'i ameliyat ederek hipofiz ve er bezlerini bir insanınkiyle değiştirir. Köpek artık değişmiştir. Arsız, küfreden, açgözlü, şehvet düşkünü biri olup, doktorun hayatını karartmaya başlar. Kitapta köpeğin konuşmaları insanı düşüncelere sürüklediği gibi garip biçimde güldürüyor. Hele ameliyattan sonraki ismine bayıldım; Şarikov! Yazarla tanışmak adına iyi bir adım olacağı kanaatindeyim...

ebru cemre 
16 Mar 22:54 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kitapta,bilimadamı/profesör Filip Filipovich,bir sokak köpeğini bulur ve üzerinde bir kısım deneyler yaparak onu insanlaştırır.Bunun sonucunda ortaya tam olarak hayvan olma özelliklerini yitirmemiş bir canlı belirir. Belki de yaratık diyebileceğimiz bu varlık üzerinden Bulgakov,sovyet devrimi sırasında insanların yaşamlarını ve devrimin kendisini en olması gerektiği şekli ile gözler önüne seriyor. yer yer dramatik,yer yer komik,bazen de kara mizahsal kısa bir roman.Mihail Bulgakov’un rus devrimini kendi mizah anlayışı ile eleştirdiği bu kitabını da diğer okuduğum #gencbirdoktorunanilari eseri gibi çok sevdim

Onur Erol 
09 Mar 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitabı okurken çok eğlendiğimi rahatlıkla söyleyebilirim. Mizah ve hicivle harmanlanmış romanda çok farklı olayları okuyacağınız şüphesiz. Bulgakov'un dili kullanmadaki beceresi kitapta çok etkili olmuş. Karakterlerin derinliği muazzamdı. Filipoviç, Bormental ve Şarik romanın baş kahramanları diyebilirim. Kitap hakkında sayfalarca inceleme bile yapılabilir. O derece derinliği olan düşündüren eğlendiren harika bir roman Köpek Kalbi. Daha çok diyalog şeklinde geçen romandan büyük keyif alacağınızı düşünüyorum. Açıkçası kitabı aldığımda bu kitaba bu kadar gülebileceğimi hiç ama hiç tahmin etmezdim. Güzel bir sürpriz oldu benim için.. Mutlaka okuyun derim.. 10/10

eso.okur 
 15 Ara 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bulgakov 'un sayfa sayısı az fakat anlam değeri yüksek bir kitabı. Yazıldıktan 60 yıl sonra basılan bu kitap, Sovyet zamanında yasaklanmıştır içerdiği işçi sınıfına yaptığı göndermelerden, siyasi manalardan dolayı.

Ünlü bir profesör cerrah bir sokak köpeğine, bir işçinin hipofizini (beynin organizasyonunu sağlayan bez) ve testislerini nakletmesiyle başlayan bu novella başta her şey gayet iyi giderken, yaratılan şeyin bir türlü köpek davranışlarını bırakamaması profesörün kabusu olur.

Profesörün hipofizi köpek vücudunda deneyerek insanların gençleşeceklerini düşünüyor. Fakat işler hiç de profesörün düşündüğü gibi gelişmiyor,( -ok yaydan fırladı bir kere geri dönüşü yok.) Hipotez salgı bezi İnsanları hayvanlaştırıyor ya da hayvanları insanlaştırıyor. Bir köpek olan kobayımız ameliyattan sonra insan davranışları sergilemeye çalışsa da hayvan karakterini de yansıtması profesörün başına çorap örüyor.

Zamanla 'köpek - insan' ın ahlaki davranışlarının olumsuz etkilerinden dolayı yarattığı bu modelin absürt vakaları bir yandan eğlendirirken bir yandan da düşündürmüyor değil ya hani.

Cavanşir Gadimov 
29 Nis 21:29 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 8/10 puan

Sovyetler Birliği'nde 1925 yılıda yazılmış ancak 1987 yılınan kadar basılması yasak olan kitaplardan. Dönemin Sovyet toplumunu hicveden bir kitap. Bunu yaparken de bilim kurgusal bir hikaye ile anlatmayı seçmiş yazar. Ünlü bir Rus profesör bir sokak köpeğine ameliyat ediyor ve insan hipofizi yerleştiriyor beynine. Amacı gençleşmenin sırrını çözmek. Ancak ameliyat sonucu köpek insana dönüşmeye başlar. İşte esas olaylar bundan sonra başlar. Köpek görüntü itibariyle insan olur ama huyu çirkin, hırsız, şehvet düşkünü ve yüssüz bir insan. Profesör bile pişman olur. Bu kadar çalışmayı ben bu "mahluk" için mi yaptım diye yakınır.

http://kitapokurum.blogspot.com.tr/...kov-kopek-kalbi.html

Funda Temel 
18 Nis 16:28 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Bulgakov'un inceden sistemle dalga geçtiği, öyküsünün dönem koşullarındaki yönetime güzelce eleştiri getirdiği iyi bir kitap. Sayfalar boyunca süregelen bir heyecan ve merakla ilerledim.
Şarik'in kaba saba tavırları hem bize çok yakın hem de epey sinir bozucu. Aslının köpek olması nedeniyle hem suçlayamadım, hem de gelişen zekası karşısında biraz daha zarif olmasını bekledim. Bunun gibi nedenlerle kitabın kapağı kapansa bile üzerinde düşünülmeye devam edilecek bir eserdi.

Erkan Ergül 
14 Haz 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Köpek Kalbi… Bu kitabı raflarda gördüğümde aklıma ilk gelen nedense Kafka’nın Dönüşüm’ündeki “Samsa” karakteri oldu. Kitabı okuyunca ise, hayvan-insan dönüşümünün benzerlik gösterdiğini fark ettim. Ama sadece bu dönüşümdür benzerlik olan.

Sokak köpeği Şarik kışın gelmesiyle açlık ile karşı karşıyadır. Bir yemekhaneye yemek bulma ümidiyle yaklaştığında, aşçı üzerine kaynar suyu döker. Suyun yaktığı vücudu ağır yara alarak oradan uzaklaşır ve bir kapıya sığınır. Tam bu esnada iyi giyimli birisi Şarik’e yaklaşır ve ona sucuk ikram eder. Bu ikrama kayıtsız kalmayan Şarik, ikram sahibinin peşine takılır.

Roman böyle başlıyor. Sizlere romanın geri kalanını anlatmak istemiyorum. Verdiği mesajlara değinmek gerekirse, kitap 1927 Rusya’sında yazılıyor. 1968’de ABD’de, 1987’de ise Rusya’da ancak yayımlanabiliyor. Rusya’da bu kadar geç yayımlanmasının temel sebebi ise, Komünizmi şiddetli bir şekilde kara mizah ile eleştirmesidir. Rusyanın yaratmak istediği insan profilinin, olsa olsa ağır aksak şekilde insana dönüşen köpek Şarik gibi olacağını yüksek perdeden dile getirmektedir Bulgakov.

Kitaba başlamadan önce, mutlaka Bulgakov’un yaşam öyküsünü bir şekilde okuyun. Sonra da köpek Şarik’in dönüşümüne şahitlik edin.

Komünizm iyi bir şey midir? Açıkçası bu kitap ile bunu anlamak zor. Ama en azından o dönemi yaşamış Bulgakov’un düşün dünyasından da görmek, okurun algısına küçükte olsa bir etki bırakmaktadır.

Ne diyelim,
Şarik sizi çağırıyor.

Erkan ERGÜL

M.Y. 
 06 Eki 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · 8/10 puan

Kitaba ilk başladığımda bir sokak köpeğinin kendince gözlemleriyle eğlenceli bir toplum eleştirisi gelecek diye beklemiştim ancak olaylar ilerledikçe -yazarın esasında doktor olmasının da etkisiyle- işin rengi biraz değişmeye başlayıp hiç beklemediğim bir hal aldı. Gerçi sokak köpeğimiz durup dururken zengin birisi tarafından sahiplenince var bir iş diyorsunuz ama en azından ben böyle bir şey beklemiyordum. Kitap konusu itibariyle bence daha uzun ve detaylı bir şekilde anlatılmaya fazlasıyla müsait. Kısa bir Frankenstein öyküsü okumak isteyenler buyursun :)

2 /

Kitaptan 30 Alıntı

Hatice Gümüş 
22 Oca 22:33 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

İnsanın canını en çok sıkan da şu ki, ölçüp biçmeden ve her şeyi bilirmiş gibi konuşuyorsunuz.

Köpek Kalbi, Mihail BulgakovKöpek Kalbi, Mihail Bulgakov
Hatice Gümüş 
19 Oca 12:58 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Kimseyi cezalandırmak yok! Bunu iyi yaz aklına! İnsana da, hayvana da yalnızca telkinle yaklaşılabilir.

Köpek Kalbi, Mihail BulgakovKöpek Kalbi, Mihail Bulgakov
Hatice Gümüş 
19 Oca 12:55 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Bir gün boş vaktim olursa insan beynini araştıracağım ve tüm bu sosyal kargaşanın sayıklamadan ibaret olduğunu ispat edeceğim.

Köpek Kalbi, Mihail BulgakovKöpek Kalbi, Mihail Bulgakov

Canlılar söz konusuysa terörle bir yere varılmaz. Hangi gelişmişlik seviyesinde olurlarsa olsun.

Köpek Kalbi, Mihail Bulgakov (Sayfa 19 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Köpek Kalbi, Mihail Bulgakov (Sayfa 19 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)
Hatice Gümüş 
17 Oca 15:18 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Bazen unutuyordu acısını. Çünkü bir düşünce aklını esir almıştı

Köpek Kalbi, Mihail BulgakovKöpek Kalbi, Mihail Bulgakov
Hatice Gümüş 
17 Oca 15:09 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Ama işte gözlere bakınca, ne uzaktan ne de yakından asla yanılmazsın! En önemli şey gözlerdir! Tıpkı barometre gibidirler. Kimin ruhunda büyük bir kuraklık var, kim durduk yere böğrüne tekmeyi yapıştırabilir, kim kendi gölgesinden bile korkar, hepsini ele verir.

Köpek Kalbi, Mihail BulgakovKöpek Kalbi, Mihail Bulgakov
Hatice Gümüş 
17 Oca 15:17 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Bak sen şu dünyanın haline! Anlaşılan ölmek için çok erken. Umutsuzluğa düşmek gerçekten günah belki de.

Köpek Kalbi, Mihail BulgakovKöpek Kalbi, Mihail Bulgakov
Hatice Gümüş 
 17 Oca 15:24 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

"Sevecenlikle, efendim. Yani canlı varlıklara yaklaşırken mümkün olan tek yöntemle. Canlılar söz konusuysa terörle bir yere varılmaz. Hangi gelişmişlik seviyesinde olurlarsa olsun. Her zaman bunu iddia ettim, ediyorum ve edeceğim. Terörden boşuna medet umuyor onlar. Hayır efendim, hiç faydası olmaz. İster beyaz, ister kızıl, isterse de kahverengi! Terör sinir sistemini tamamıyla felç eder.

Köpek Kalbi, Mihail BulgakovKöpek Kalbi, Mihail Bulgakov
3 /