Köpek Kalbi

8,3/10  (82 Oy) · 
177 okunma  · 
62 beğeni  · 
1.504 gösterim
Köpek Kalbi, hem Rusya'da hem de Batı'da geçen yüzyılın sakıncalı kitaplarından. 1925'te yazılan, ülkesinde ancak 1987'de yayımlanabilen bu roman, 1917 Rus Devrimi'nin toplumsal sonuçlarına odaklanmış. Yer yer Frankenstein'ı andıran, gerçeküstü atmosferiyle kendisini bir distopyanın eşiğinde tutan bir kara mizah, Köpek Kalbi. Oldukça sağlam iplerle birçok metne bağlanan anlatısı, Rus bir doktorun elinden ortaya çıkan tehlikeli bir insan-hayvan türünün, insan doğası üzerinden burjuva ve proleterya görünümlerini yakalayıp hicvediyor. Postmodern romanın unsurlarını, yazıldığı döneme rağmen içinde saklayan Köpek Kalbi; Gogol'un hemşehrisi ve en önemli mirasçısı, Usta ile Margarita'nın yazarı Bugakov'un komünist devrime ve dünyaya bakışını yansıtan küçücük bir roman.
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2016
  • Sayfa Sayısı:
    136
  • ISBN:
    9786053325949
  • Orijinal Adı:
    Hearth Of A Dog
  • Çeviri:
    Mustafa Yılmaz
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
İbrahim PÜSKÜL (Hiçbir şey yok!) 
03 May 13:39 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 8/10 puan

Bulgakov. Yaklaşık bir ay önce ismini ilk defa duyduğum bir yazar. Gerçi ben de yeniyim Rus edebiyatında. Dostoyevski ile bile tanışmam yaklaşık 3 ay öncesine dayanır. Tabi bir hayli sevdim ülke edebiyatını ve yazarlarını. Tüm dünyadan çok farklı olsalar da yine de en çok benzedikleri insanlar biziz sanırım. Köylüleriyle, deyimleriyle, deyişleriyle, içsel dünyalarıyla. Belki de bu yüzden çok sevdim kendilerini. Puşkin’i, Gogol’u, Dostoyevski’yi si ve son tanıştığım Bulgakov ’yla beraber.

Bir gün abim Metin T. ‘nin bir yorumunu görüyorum. Diyor ki “Ruslar için önce Puşkin sonra Bulgakov gelir. Diğer yazarlar onlardan sonradır.” , “Gogol’dan da mı önce abi?” diyorum, “Gogol’dan da önce” diyor. Özellikle Rus edebiyatını ilişkin yorumlarına çok önem verdiğim abimin etkisi altında aklıma yeni bir yazar düşüyor, Bulgakov. Biraz araştırıyorum, merakım daha da artıyor. En son bu meraka dayanamayıp kitabı temin ediyorum hem de aldığım kitapları bitirmeden yeni kitap edinmeyeceğime ilişkin kendime söz vermişken.

Merakla beklediğim an dün akşam geliyor. Yeni bir yazarla tanışmak için hazırım. Zaten yeni nefeslere de ihtiyacım var. Aldığım kitaplarına bakıyorum. Köpek Kalbinde karar kılıyorum. Başlıyorum okumaya daha ilk sayfadan tanışmak için doğru kitabı tercih ettiğimi anlıyorum. Sayfalar ilerledikçe çılgın bir yazar buluyorum karşımda köpekleri konuşturan ve konuşmalarından da bu güzel hayvanların bizden neler çektiklerini anlattıran. Sonradan da insanlaştırıyor bu Şirkov denen köpeği. Zaten hikaye de buradan sonra hızlanıyor, enteresanlaşıyor ve daha eğlenceli hale geliyor. Bu arada yazarın ince ince eleştirdiğini söyleyen arkadaşlara sitem ediyorum. Fark ediyorum ki Bulgakov SSCB’yi ince ince değil doğrudan açık açık eleştiriyor. Hem de herşeyiyle. Yarattığı yeni kurumlardan, ürettiği ürünlere, çıkardığı kararnamelerden, değiştirdiği sokak isimlerine kadar.

Ve kitabın son bulmasıyla Bulgakov ile ilk sohbetimiz tamamlıyoruz. Yazmış olduğu diğer eserlerini de keyifle okuyabileceğim bir yazar olduğu hissiyatını alıyorum ilk tanışmamızdan. Görüşürüz Sn. Bulgakov bir başka güzel zamanda bir başka eserinde. Beni Bulgakov ile tanıştıran abime tekrardan teşekkürlerimi iletiyorum.

Keyifli okumalar dilerim.

Hiç Yok 
 30 May 21:36 · Kitabı okudu · 12 günde · 9/10 puan

Kitap, bir sokak köpeği olan Şarik'in gözünden anlatılanlarla başlıyor. Şarik'in gözünden anlatılan bölümlerde, ki yaklaşık emin olamamakla beraber kırk elli sayfaydı, Mihail Bulgakov'un çok büyük bir yazar olduğu kanısına vardım. Bunun asıl sebebi yazarın dili ustalıkla kullanmasının yanı sıra dönemin SSCB hükümetini eleştiren cesur dili de etkili olmuştur. Fakat daha sonra Şarik'i sahiplenen Filip Filipoviç'in Şarike yaptığı tıbbi deney bende kitabın bitmesine neden oldu. Kitabın o andan itibaren bana sıkıcı gelmesinin nedeni sınav haftasında olup kitaba tam konsantre olamamın da etkisi olabilir. Fakat dediğim gibi kitap o noktada milatı yaşadı. Öncesinde 10 yıldız, sonrası ise anlatamayacağım bir değerlendirmeye giriyor. Yazarın kaleminin üstünlüğüne birşey diyemem fakat başlangıçtaki güzel kurguyu mahvetmemesi gerektiğini düşünüyorum. Buradan kitabın kötü olduğu kanısına varılmasını istemem ki, yazarın ne istediğini bilerek kalemi ele aldığını hissettiğime eminim, yazarın kitabın sonunu daha yavaş bir şekilde ve insanın aklına daha yatkın olmasını sağlamak için vurgulayarak anlatması gerektiğini siz de bu kitabı okuduğunuz da anlayacağınızı düşünüyorum. Yoksa kitap okunmaya 'kesinlikle' değerdi. Siz de keşfetmefiğiniz bir yazara şans vermek isterseniz bu kitaba uğrayabilirsiniz. Hayat kitaplarda güzel... İyi okumalar...

gökçe türkkan 
01 May 16:22 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Köpek Kalbi, Sovyet yazar Mihail Bulgakov'un, yaşadığı dönemdeki Sovyet yaşamına yaptığı politik göndermeler ve eleştiriler yüzünden yasaklanan eseriydi. Eserleri 1962'den sonra ancak yayımlanma imkanı ve rahatlığı buldu. Bu hiciv dolu kitapta, bilim kurgu var, mizah var, düşündürme özelliği var. Okurken çok keyif aldım. Sokak köpeği Şarik, bir gece yüce gönüllü doktor Filipoviç tarafından evine getirilir. Burada bakılır, temizlenir. Fakat doktorun amacı başkadır. Bir deney için Şarik'i ameliyat ederek hipofiz ve er bezlerini bir insanınkiyle değiştirir. Köpek artık değişmiştir. Arsız, küfreden, açgözlü, şehvet düşkünü biri olup, doktorun hayatını karartmaya başlar. Kitapta köpeğin konuşmaları insanı düşüncelere sürüklediği gibi garip biçimde güldürüyor. Hele ameliyattan sonraki ismine bayıldım; Şarikov! Yazarla tanışmak adına iyi bir adım olacağı kanaatindeyim...

ebru cemre 
16 Mar 22:54 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kitapta,bilimadamı/profesör Filip Filipovich,bir sokak köpeğini bulur ve üzerinde bir kısım deneyler yaparak onu insanlaştırır.Bunun sonucunda ortaya tam olarak hayvan olma özelliklerini yitirmemiş bir canlı belirir. Belki de yaratık diyebileceğimiz bu varlık üzerinden Bulgakov,sovyet devrimi sırasında insanların yaşamlarını ve devrimin kendisini en olması gerektiği şekli ile gözler önüne seriyor. yer yer dramatik,yer yer komik,bazen de kara mizahsal kısa bir roman.Mihail Bulgakov’un rus devrimini kendi mizah anlayışı ile eleştirdiği bu kitabını da diğer okuduğum #gencbirdoktorunanilari eseri gibi çok sevdim

Onur Erol 
09 Mar 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitabı okurken çok eğlendiğimi rahatlıkla söyleyebilirim. Mizah ve hicivle harmanlanmış romanda çok farklı olayları okuyacağınız şüphesiz. Bulgakov'un dili kullanmadaki beceresi kitapta çok etkili olmuş. Karakterlerin derinliği muazzamdı. Filipoviç, Bormental ve Şarik romanın baş kahramanları diyebilirim. Kitap hakkında sayfalarca inceleme bile yapılabilir. O derece derinliği olan düşündüren eğlendiren harika bir roman Köpek Kalbi. Daha çok diyalog şeklinde geçen romandan büyük keyif alacağınızı düşünüyorum. Açıkçası kitabı aldığımda bu kitaba bu kadar gülebileceğimi hiç ama hiç tahmin etmezdim. Güzel bir sürpriz oldu benim için.. Mutlaka okuyun derim.. 10/10

Sinan Tütüncüler 
 06 Haz 11:47 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 8/10 puan

“Köpek Kalbi”ni değerlendirmeden önce klişe bir cümle kullanma izni istiyorum; “İyi bir yazar olmak için muhalif olmak gerekir”

Bulgakov, zamanının Sovyetler Birliğinin muhalif yazarlarından birisi. Çatal dilli bir mizah yazarı. İş Bankası Yayınları baskısı olan kitabının arka kapağında, Bulgakov için “Sovyet yazar” tanımlaması yapılmış. Bunun, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) dönemindeki yazarlar için kullanılan ortak bir tabir olduğuna şüphe yok. Ancak bugün, Sovyet çatısı altında yer alan Gürcistan, Estonya, Letonya, Ukrayna, Belarus, Moldova, Rusya gibi ülkeler, edebiyat tarihlerindeki yazarlar için hala aynı tabiri kullanıyorlar mıdır, merak ettim. Bunu merak etme gerekçem ise Bulgakov’un Kiev doğumlu olması. Yani büyük olasılıkla Ukranyalı bir yazar ama İş Bankası Yayınları hala onun için “Sovyet yazar” tanımı kullanmış.

“Köpek Kalbi” Bulgakov’un ilk okuduğum kitabı. Bu kitabı, yazarın diğer bir kitabı olan “Usta ve Margarita” ile birlikte sipariş vermiştim. İkisi arasında ilk okuma tercihimi “Köpek Kalbi”nden yana kullandım. Bu tercihimde “Köpek Kalbi”ni 1925 yılında, “Usta ve Margarita”yı 1968 yılında yazmış olması etkili oldu. Yazarın edebiyatta kat ettiği yolu takip etmek istedim.

“Köpek Kalbi”, Sovyet devriminin ilk yıllarına denk gelen bir eser. 1917 yılındaki devrimden, Lenin’in öldüğü 1924 yılına kadar olan kısmı, devrimin ısınma turları olarak tanımlayabiliriz. Bu dönem, eski Çarlık ile Sovyet devriminin ilk yılları arasındaki geçiş sürecini kapsıyor. Neticede hiçbir devlet ya da toplum bir günde değişmiyor. “Köpek Kalbi” bu dönüşüm ve değişimi görmemizi sağlayan bir eser.

Roman genel çerçevesi ile bir bilim kurgu kitabı sınıflandırılmasına tabi tutulabilir. Ama yazarın esas amacının politik yergi olduğu, romanın arka planı ve hikaye detaylarından belli oluyor. Bir bilim adamının/doktorun, insanları organ nakilleri ile gençleştirme araştırmaları sürecinde giriştiği bir deneyde, bir köpeğin insanlaştığına tanık oluyoruz. Ölü bir insanın beyninden alınan hipofiz bölgesi, bir köpeğe nakledilince, köpek ameliyatta bir süre sonra insansılaşma eğilimleri göstermeye başlıyor. Tüyler dökülüyor, iki ayak üzerinde ilerliyor, konuşuyor ve düşünüyor. Ama mesele insan olması değil, nasıl bir insan olduğu. Bulgakov’un hiciv yeteneği burada devreye giriyor. Köpekten insana dönüşen varlık, rejimin en sadık, örnek vatandaşlarından birisine dönüşüyor. Aslen serseri, ayyaş, çapkın ve sapık, hırsız, görgüsüz ve vasıfsız bir insana dönüşen köpek, rejime sadakat ve ihbarcılık meziyetleri ile kendi yaratıcısı doktoru zor durumda bırakıyor.

Kitabın arka planında ise Sovyet rejimindeki dönüşümlerin izleri olan, Yeterli Beslenme Merkezlerinde yapılan kokmuş yemekleri, Moskova’da kapatılan geleneksel pazarları, ismi değiştirilen sokakları, apartmanlarda, dairelerin ortak kullanımına imkân veren konut yoldaşlığı projesini, küçük esnaf işletmelerinin devletleştirilmesini görüyoruz. Ama Bulgakov bu gelişmeleri olumlu bir çizgi olarak tanımlamıyor. Daha çok bayağılaşmanın, sıradanlaşmanın, tekdüzeliğin eleştirisi olarak ele alıyor.

Kitabın baş karakterlerinden birisi olan doktor Filip Filipoviç proleterlerden ve proleterleşmeden haz etmeyen bir elit. Bunu hikâyenin her sahnesinde görüyoruz. Diğer baş karakter köpek, doktoru ilk gördüğü an onu tanımlıyor; “Tam bir yurttaş, yoldaş değil. Hatta bir beyefendi demek en doğrusu”. Bulgakov’un, köpeğin gözünden yurttaşı, hatta beyefendiliği yoldaşlığın üzerinde tuttuğu bir gerçek.

Bulgakov’un burada, Sovyet rejimi eleştirisi mi, yoksa Sovyet rejiminin insan kalitesi eleştirisi mi yaptığı tartışılabilinir. Neticede her yeni rejim, emekleme döneminin başlarında yalaka, rejime yaranmaya çalışan kişiler tarafından çevrelenir. İnsanlaşan köpek Şarikov da, benzer bir tabloda resmedilmiş Bulgakov tarafından. Ancak bu durum, bence Bulgakov’un rejimin temel ideoloji ile de sorunlu olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Zaten Bulgakov’un eserlerinin, sovyetlerde 1930’dan itibaren yasaklanmış olması da bu durumu belgeliyor.

Romanda dikkatimi çeken birkaç hususu dile getirecek olursam, Kiev’de Tıp Fakültesinden mezun olan Bulgakov’un, tıp bilgilerini romanında fazlası ile kullandığını söyleyebiliriz. Ameliyat sahnesindeki teknik bilgi donanımı oldukça iyiydi. Romandaki diğer dikkat çekici husus ise, eserdeki sahne tasarımlarının ve diyalogların bir tiyatro oyunu içinde oldukça uygun olduğuydu. Sanki Bulgakov romanın tiyatroda sahnelenmesini de hedeflemiş gibi göründü bana. Sahnelerin oldukça büyük kısmı sadece doktorun aynı zamanda konut olarak da kullandığı muayenehanede geçiyor.

Oldukça akışkan, mizahi dilli olan eserde, Sovyet dönemine geçiş sürecine ait özel anlam ve tanımların kitabın okunmasını zorlaştırma olasılığı varken, İş Bankası Yayınları, çeviri anlamında ve dip notlar konusunda okuru oldukça rahatlatmış.

“Köpek Kalbi”nin, muhalif bir yazarın, yaratıcı bir eserini okumak ve çarlık rejiminden Sovyet rejimine geçişi gözlemlemek için kaçırılmayacak bir eser olduğunu düşünüyorum.

esraaltunerrr 
 15 Ara 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bulgakov 'un sayfa sayısı az fakat anlam değeri yüksek bir kitabı. Yazıldıktan 60 yıl sonra basılan bu kitap, Sovyet zamanında yasaklanmıştır içerdiği işçi sınıfına yaptığı göndermelerden, siyasi manalardan dolayı.

Ünlü bir profesör cerrah bir sokak köpeğine, bir işçinin hipofizini (beynin organizasyonunu sağlayan bez) ve testislerini nakletmesiyle başlayan bu novella başta her şey gayet iyi giderken, yaratılan şeyin bir türlü köpek davranışlarını bırakamaması profesörün kabusu olur.

Profesörün hipofizi köpek vücudunda deneyerek insanların gençleşeceklerini düşünüyor. Fakat işler hiç de profesörün düşündüğü gibi gelişmiyor,( -ok yaydan fırladı bir kere geri dönüşü yok.) Hipotez salgı bezi İnsanları hayvanlaştırıyor ya da hayvanları insanlaştırıyor. Bir köpek olan kobayımız ameliyattan sonra insan davranışları sergilemeye çalışsa da hayvan karakterini de yansıtması profesörün başına çorap örüyor.

Zamanla 'köpek - insan' ın ahlaki davranışlarının olumsuz etkilerinden dolayı yarattığı bu modelin absürt vakaları bir yandan eğlendirirken bir yandan da düşündürmüyor değil ya hani.

Wise_Owl 
01 Ağu 16:14 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Profesör Filip Filipoviç kemeraltından getirdiği ve adını Şarik koyduğu köpeğinin er bezleri ve hipofiz bezini ölmüş bir suçlunun er ve hipofiz beziyle değiştirir. Profesör bu şekilde gençleşme formülünü aramaktadır. Yalnız işler beklediğinden biraz karmaşık bir hal alacaktır. Kötü ahlak yıkılıp yerine güzel ahlak yerleştirilebilir mi? Profesör Filipoviç'in naif karekteri bu eğitimi kaldırabilir mi?
Mihail Bulgakov ciddi bir hiciv ustası, Sovyet yaşam tarzına yaptığı sert eleştiriler 1930'a doğru eserlerinin yasaklanmasına sebep oldu, 1940'da ölen Bulgakov'un eserleri 1962'den sonra yayımlanmaya başlandı.

nyks 
30 Ağu 21:09 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bulgakov eleştirirken eğlendiren bir adammış demek! Konu olarak çok farklı, merak uyandıran bir kitap Köpek Kalbi. Eleştiriler ustaca yerleştirilmiş, iğneleyen ince bir mizahla süslemiş kitabı. Bir suçlunun davranışları bir köpeğe aktarılırsa neler olur? Dönemi eleştirirken eğlenceli bir hikaye vermiş bize.

Yasemin A. 
29 Tem 21:42 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Köpek Kalbi, 132 sayfada bilimkurgunun kara mizah yönünü ortaya çıkartıyor.
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler döneminde yazılan kitapta, dönemin rejimine ait göndermeler mevcut. Öyle üstü kapalı da değil. Yazar sivri kalemini sakınmadan konuşturmuş. Tabii ki bu kadar net olmasının bedelini de uzun yıllar yasaklı kitaplar listesinde yer almasıyla ödemiş. 1925 yılında yazılan kitap, 43 senelik bir bekleyişin ardından,1968 yılında yazarın memleketinden çok uzaklarda, ABD’de basılmış. Fakat ana vatanındaki okurlar ile buluşması öyle kolay olmamış. Kitap 1987 yılında Rus okuyucularına buluşma imkanı bulmuş.

Bulgakov, Köpek Kalbi ile La Fontaine'in masallarından aşina olduğumuz intak sanatının kalbini yeniden attırmış. Kitabın kahramanı, dönemin kısıtlamarından dolayı açlıkla mücadele ederken hayatta kalma iç güdüsü sayesinde yaşama tutunabilen; bu süre zarfında sokakta tanıştığı ve hayatına giren bir doktor ile bilinmez bir dünyanın kapılarını aralayan bir köpek. Sonrasında yaşananlar ise kan, şiddet ve başkaldırışa gebe…

Özellikle köpek sahibiyseniz veya sokak köpekleriyle iletişim kurmaktan çekinmiyorsanız, bazı satırlar içinizi çız ettirecek türden. Bir köpeğin düşüncelerini ve bazı zamanlarda insanların ne kadar acımasız olduğunu anlatıyor. Köpek kalbi, akıcı anlatımı ve kara mizahı ile kendini hızlıca okutabilen bir kitap. H.G. Wells’in "Doktor Moreau’nun Adası" ve Mary Shelley’in “Frankenstein” adlı kitaplarına aşinaysanız bu kitabı da severek okuyacağınızı düşünüyorum.
İnceleme yazısı blogumdan alıntıdır. https://goo.gl/PosnkR

3 /

Kitaptan 44 Alıntı

Hatice Gümüş 
22 Oca 22:33 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

İnsanın canını en çok sıkan da şu ki, ölçüp biçmeden ve her şeyi bilirmiş gibi konuşuyorsunuz.

Köpek Kalbi, Mihail BulgakovKöpek Kalbi, Mihail Bulgakov
Hatice Gümüş 
19 Oca 12:58 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Kimseyi cezalandırmak yok! Bunu iyi yaz aklına! İnsana da, hayvana da yalnızca telkinle yaklaşılabilir.

Köpek Kalbi, Mihail BulgakovKöpek Kalbi, Mihail Bulgakov

Biliyor musunuz kliniğimde otuz kere gözlem yaptım. Ne sonuca vardım dersiniz? Gazete okumayan hastalar kendilerini harika hissediyordu.

Köpek Kalbi, Mihail Bulgakov (İş Bankası Yayınları)Köpek Kalbi, Mihail Bulgakov (İş Bankası Yayınları)
Hatice Gümüş 
19 Oca 12:55 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Bir gün boş vaktim olursa insan beynini araştıracağım ve tüm bu sosyal kargaşanın sayıklamadan ibaret olduğunu ispat edeceğim.

Köpek Kalbi, Mihail BulgakovKöpek Kalbi, Mihail Bulgakov

Canlılar söz konusuysa terörle bir yere varılmaz. Hangi gelişmişlik seviyesinde olurlarsa olsun.

Köpek Kalbi, Mihail Bulgakov (Sayfa 19 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Köpek Kalbi, Mihail Bulgakov (Sayfa 19 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)
Hatice Gümüş 
17 Oca 15:18 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Bazen unutuyordu acısını. Çünkü bir düşünce aklını esir almıştı

Köpek Kalbi, Mihail BulgakovKöpek Kalbi, Mihail Bulgakov
Hatice Gümüş 
17 Oca 15:17 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Bak sen şu dünyanın haline! Anlaşılan ölmek için çok erken. Umutsuzluğa düşmek gerçekten günah belki de.

Köpek Kalbi, Mihail BulgakovKöpek Kalbi, Mihail Bulgakov
Hatice Gümüş 
17 Oca 15:09 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Ama işte gözlere bakınca, ne uzaktan ne de yakından asla yanılmazsın! En önemli şey gözlerdir! Tıpkı barometre gibidirler. Kimin ruhunda büyük bir kuraklık var, kim durduk yere böğrüne tekmeyi yapıştırabilir, kim kendi gölgesinden bile korkar, hepsini ele verir.

Köpek Kalbi, Mihail BulgakovKöpek Kalbi, Mihail Bulgakov
Hatice Gümüş 
 17 Oca 15:24 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

"Sevecenlikle, efendim. Yani canlı varlıklara yaklaşırken mümkün olan tek yöntemle. Canlılar söz konusuysa terörle bir yere varılmaz. Hangi gelişmişlik seviyesinde olurlarsa olsun. Her zaman bunu iddia ettim, ediyorum ve edeceğim. Terörden boşuna medet umuyor onlar. Hayır efendim, hiç faydası olmaz. İster beyaz, ister kızıl, isterse de kahverengi! Terör sinir sistemini tamamıyla felç eder.

Köpek Kalbi, Mihail BulgakovKöpek Kalbi, Mihail Bulgakov
5 /