Adı:
Köpek Kalbi
Baskı tarihi:
21 Şubat 2019
Sayfa sayısı:
132
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053325949
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Köpek Kalbi, hem Rusya'da hem de Batı'da geçen yüzyılın sakıncalı kitaplarından. 1925'te yazılan, ülkesinde ancak 1987'de yayımlanabilen bu roman, 1917 Rus Devrimi'nin toplumsal sonuçlarına odaklanmış. Yer yer Frankenstein'ı andıran, gerçeküstü atmosferiyle kendisini bir distopyanın eşiğinde tutan bir kara mizah, Köpek Kalbi. Oldukça sağlam iplerle birçok metne bağlanan anlatısı, Rus bir doktorun elinden ortaya çıkan tehlikeli bir insan-hayvan türünün, insan doğası üzerinden burjuva ve proleterya görünümlerini yakalayıp hicvediyor. Postmodern romanın unsurlarını, yazıldığı döneme rağmen içinde saklayan Köpek Kalbi; Gogol'un hemşehrisi ve en önemli mirasçısı, Usta ile Margarita'nın yazarı Bugakov'un komünist devrime ve dünyaya bakışını yansıtan küçücük bir roman.
136 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Bulgakov. Yaklaşık bir ay önce ismini ilk defa duyduğum bir yazar. Gerçi ben de yeniyim Rus edebiyatında. Dostoyevski ile bile tanışmam yaklaşık 3 ay öncesine dayanır. Tabi bir hayli sevdim ülke edebiyatını ve yazarlarını. Tüm dünyadan çok farklı olsalar da yine de en çok benzedikleri insanlar biziz sanırım. Köylüleriyle, deyimleriyle, deyişleriyle, içsel dünyalarıyla. Belki de bu yüzden çok sevdim kendilerini. Puşkin’i, Gogol’u, Dostoyevski’yi si ve son tanıştığım Bulgakov ’yla beraber.

Bir gün abim Metin T./Duvar/ ‘nin bir yorumunu görüyorum. Diyor ki “Ruslar için önce Puşkin sonra Bulgakov gelir. Diğer yazarlar onlardan sonradır.” , “Gogol’dan da mı önce abi?” diyorum, “Gogol’dan da önce” diyor. Özellikle Rus edebiyatını ilişkin yorumlarına çok önem verdiğim abimin etkisi altında aklıma yeni bir yazar düşüyor, Bulgakov. Biraz araştırıyorum, merakım daha da artıyor. En son bu meraka dayanamayıp kitabı temin ediyorum hem de aldığım kitapları bitirmeden yeni kitap edinmeyeceğime ilişkin kendime söz vermişken.

Merakla beklediğim an dün akşam geliyor. Yeni bir yazarla tanışmak için hazırım. Zaten yeni nefeslere de ihtiyacım var. Aldığım kitaplarına bakıyorum. Köpek Kalbinde karar kılıyorum. Başlıyorum okumaya daha ilk sayfadan tanışmak için doğru kitabı tercih ettiğimi anlıyorum. Sayfalar ilerledikçe çılgın bir yazar buluyorum karşımda köpekleri konuşturan ve konuşmalarından da bu güzel hayvanların bizden neler çektiklerini anlattıran. Sonradan da insanlaştırıyor bu Şirkov denen köpeği. Zaten hikaye de buradan sonra hızlanıyor, enteresanlaşıyor ve daha eğlenceli hale geliyor. Bu arada yazarın ince ince eleştirdiğini söyleyen arkadaşlara sitem ediyorum. Fark ediyorum ki Bulgakov SSCB’yi ince ince değil doğrudan açık açık eleştiriyor. Hem de herşeyiyle. Yarattığı yeni kurumlardan, ürettiği ürünlere, çıkardığı kararnamelerden, değiştirdiği sokak isimlerine kadar.

Ve kitabın son bulmasıyla Bulgakov ile ilk sohbetimiz tamamlıyoruz. Yazmış olduğu diğer eserlerini de keyifle okuyabileceğim bir yazar olduğu hissiyatını alıyorum ilk tanışmamızdan. Görüşürüz Sn. Bulgakov bir başka güzel zamanda bir başka eserinde. Beni Bulgakov ile tanıştıran abime tekrardan teşekkürlerimi iletiyorum.

Keyifli okumalar dilerim.
132 syf.
·5 günde·7/10
“Her şeyden habersizsin. Köpeği bıçak altına yatırıp, üzerinde deney yapan ve işkence eden düzeni ne zaman fark edeceksin? Seni sürekli “şey”ler için zorlayanlara gözlerini yumamazsın, uyanık olmak zorundasın.” Der gibi Bulgakov. “Söylediklerinizden tiksiniyorum ama ifade özgürlüğünüzü ölümüne savunuyorum” diye bir söz vardı sahibi mühim değil. İfade özgürlüğü ama hangi ifade özgürlüğü? Özgürlük bir görüşü veya bir tezi belirlenen temellere dayanarak anlatılırsa özgürlüktür. Bir toplumun dinine, değerlerine, inançlarına hunharca yapılan saldırı, bu tanım içerisinde yer almadığı gibi fitne tohumlarını ekmekten öteye de gitmez. Özgürlük, tarih boyunca insanoğlunun aradığı bir şeydir. Gerek coğrafi şartlarda, gerek siyasi ve toplumsal buhranların yaşandığı ortamda, gerekse kendi ruhuyla barışmayan bireyin “Kimsenin müdahalesi olmaksızın kendi özgür hür iradesiyle yaşayabilme” arayışıdır. Sürekli bir şeylerin değişmesiyle baş gösteren uyutma stratejisi işte bu özgürlüğün kısıtlanmasıdır. Özellikle medya, gazete, edebiyat döngüsü içinde boy gösteriyorsa, birileri çıkıp “Dur bakalım” diyor. Mizahla harmanlayarak, ince mesajlar veren o kişilerden biri Bulgakov.

Bir köpeğin gözünden acınası yaşamını; bir yandan da şehri ve şehrin insanlarını, Sovyet Rusya’daki genel yaşamın bize aktarmasıyla başlıyor kitap.

“Sizde her şey planlı ve sıkıcı. peçete şuraya, kravat oraya… Affedersiniz, lütfen, teşekkürler! Hayat bu değil! Gerçek yaşam bambaşka. Bütün bu davranış biçimleri işkenceden başka bir şey değil. Çarlık döneminde yaşamıyoruz ki!”

Stalin’in her fırsatta uyguladığı sansür eserin tefrikasını çok sonralara bıraktı. Bir gerçek var ki Stalin’in kalbi 1953’te durdu fakat Köpek Kalbi hala atmaya devam ediyor…
132 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Elinizdeki kitap sadece bir bilimkurgudan ibaret değil demekle başlamak istiyorum incelememe sevgili arkadaşlarım. Sovyet toplumunun bir eleştirisi, Bulgakov'un gerçekleri bir köpek aracılığı ile biz okuyuculara aktarmasıdır Köpek Kalbi.

Etkinlik nedeniyle birçok inceleme okudum kitap hakkında. Her birimizin fikirleri, kitaptan çıkarımları benim için çok önemli. Görmediğim, o an farketmediğim bir ayrıntıya rastlıyorum etkinliklerde yapılan incelemelerde.
Kitabın yasaklanmış olması zaten ilgimi çekmişti. Daha dikkatle okudum bu nedenle eseri. (1925'de yazılan eser ancak 1968'de yayınlanmış.)

Konu kısaca şöyle,
Ünlü bir bilim insanının sokakta bulduğu köpeği alıp, insanın erbezi ve hipofiz bezini nakletmesi ile başlıyor eser. Proletaryayı simgeleyen Şarik ve burjuvayı simgeleyen Filip Filipoviç var karşımızda. (Birçok kaynağa göre Filip Filipoviç Lenin'i temsil etmektedir.) İlk bölümü Şarik'in ağzından okuyoruz ve birçok eleştiri ile karşılaşıyoruz. Sokaktaki yaşamını, halkın tutumunu, proleterlerin yaşam biçimini anlatıyor konuşma aralarında Şarik. Bir bakıma köpek aracılığıyla hiciv yapıyor Bulgakov.
Yeni evindeki rahat yaşamına ve şımartılacak derecede iyi bakılmasına şahit oluyoruz Şarik'in.
Ve sonra her şeyin bir anda değiştiğini, doktorun yaptığı ameliyat sonrası köpek-insan olan Şarik'in nasıl kötü birine dönüştüğünü görüyoruz. Bu şartlarda dahi kendisine toplumda yer bulabiliyor Şarik tıpkı bu dönemde yaşayan insanlar gibi... (hayretle okudum bu kısımları)

Hem bir yergi hem de mevcut düzene en iyi yapılan eleştirilerden biri "Köpek Kalbi".
Çeviri hakkında da yazmak istiyorum bu kez. Yorumlarda ve araştırırken birçok farklı çeviri olduğunu gördüm. Her birinde farklı bir isimle Türkçeleştirilmiş köpek ismi. İş Bankası ve Tefrika yayınlarında Şarik iken, Kaknüs yayınları çevirisinde önce Topak (2002 çevirisi) sonra Sharikov olmuş. Tutku yayınevinde Boncuk iken Dedalus yayınevinde Tombik olmuş...
Ben yine modern klasiklerden okudum ve çeviri çok iyiydi. Bu nedenle Modern Klasiklerden okumanızı öneririm.
Yine çok beğendiğim, bitmeseydi dediğim bir eser okudum. Usta ile Margarita okuyarak etkinliği değerlendirmeye devam edeceğim. :)
136 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Bu kitap bana göre daha çok, ne umduk ne bulduk kitabı olmuş.

Bu kitabı,öyle dümdüz doktor Frankenstain öyküsü gibi okuyabilirsiniz ,gayet mümkün çünkü çok sade bir dille adeta çocuk kitabı gibi yazılmış. İşte tam burda yazarımız Mihail Bulgakov ‘un keskin zekası devreye giriyor.

—Spoiler—

Köpek kalbi, siyasi hicivlerle dolu bir sistem eleştirisi kitabıdır. Bolşevik devriminin ardından Rusya’da siyasi zemin hazırlanmadan komünizmin gelmesiyle halkın yaşadığı zorluk, insan bedenine hapsolmuş bir köpek ile sembolize ediliyor. Orijinal kitapta sharik , Türkçe çevirisinde(benim okuduğum çeviride) Topak farklı çevirilerde Tombik olan köpeğimiz sokakta yaşadığı dönemde işçi sınıfının çarlık Rusya’sının boyunduruğundayken yaşadığı sefaleti, doktor ile tanıştıktan sonra ki süreçte yani 75 günde boğazından geçen yemeği 7 günde yemeye başladıktan sonra ki süreçte, ilk olarak duyduğu minnet ve ardından giriştiği hak arayışı Rusya’da Lenin’in iktidara geldikten sonra işçi sınıfının durumunu kara mizahla gözler önüne seriyor. Siyasi kısmı bir kenara bırakacak olursak Rus insanının çaresizliği,sefaleti, şartların zorluğu Bulgakov’un zekası ile birleşince ortaya gerçekten etkileyici bir kitap çıkmış.
Ayrıca yazarın Pavlov’un deneylerine de ince göndermeler yaptığı da gözümden kaçmadı.

Bulgakov etkinliğini düzenleyip bizi bu yazar ile tanıştıran arkadaşlara teşekkür eder, şimdiden keyifli okumalar dilerim.
132 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Çekiliiiinnnn inceleme yazasım vaaar !

* Feci yoğun miktar da spoiler !

Tamı tamına 3 kere başlayıp üçünde de yarım bırakıp "bu ne yeaa ne saçmaaağğğ, okuyamıyoğruummm, adapte olamıyooooğğruuumm" diyip, bu süreçte de kitabı hediye ettiğine pişman ettirecek kadar canım мaтэлда’yı darlayıp, bir gün yine hadi bakalım "ya Allah, Bismillah" diyerek ve 4. Başlangıcım da nihayet elden bırakmayıp sonunda ise "vay anasını beee, ne okudum ben" dediğim bir kitap.


* İlk sayfaların da köpeğin yani canım Şarikov'un kendi kendine konuşması ile karşılaşıyorsunuz. Size sokak da yaşadıklarından, daha doğrusu çektiği eziyetlerden bahsediyor. Kendisi gayet komik olmakla birlikte oldukça da ağzı düzgün (!) bir köpek.

Bknz. Syf 68
Profesör "Yemek artıklarını yere atma!" Diye buyurunca beklenmedik bir yanıt aldı: "Bas git, yavşak!"

Hadi o zaman geliyor spoilerli inceleme !

Profesör Filip Filipoviç'in yolda gördüğü Şarik'i alıp dairesine götürüp beslemesiyle sıradan gözüken olaylar, daireye bavul içerisinde bir cesedin gelmesi ve aralarında geçen diyaloglar ile bambaşka bir şekle girmeye başlıyor.
Koşuşturma ve kargaşayı anlamak için ameliyathaneye bakmaya çalışan Şarik, profesör’ün yardımcısı Zina tarafından dışarı çıkarılınca, “E madem öyle gideyim yemek yiyeyim bari” diye mutfağa yönelirken Filip Filipoviç “yemek yemesine izin vermeyin!” demesiyle Zina köpeği banyoya kilitler ve ameliyat hazırlıkları başlar.
Bizim garip Şarik “bu yaptıkları da ayıp ama aç bırakmak da ne demek” derken daha ne olduğunu anlamadan sürüklenerek ameliyathaneye götürülür. Narkozu yiyip masaya alınan Şarik’in hipofiz bezi insan hipofiz bezi ile değiştirilir. Operasyon bittikten sonraki süreci gözlemlemek için profesörün yardımcısı Bormental düzenli olarak not tutmaya başlar.
Aldığı notlar da ilerleyen tüm süreci, Şarik’in konuşmalarını ve bedenindeki tüm gelişmeleri kayıt eder.
Günden güne bedenen değişip insan görünümüne sahip olan Şarik kendine gelmeye başladığı zaman birkaç kelime telaffuz ettiğini duyarlar. Zamanla konuşacak duruma gelir. Tabiki yıllardır sokak da kalan Şarik’in küfür haznesi de bayaa bi geniştir (:

Artık karşılarında bedeni ile tamamen insan görünümüne kavuşmuş bir oluşum vardır. Üstelik karakter olarak düzgün olmayan, ağzı bozuk, kadınları taciz eden ve sürekli de küfür eden bir canlı…

Nihayetinde artık bununla baş edemeyeceklerini anlayıp Şarik’i öldürüp öldürmemeyi düşünmeye başlarlar.
.
.
.
.
* Kitabın sonunda ise eve polisler gelir. İyi ya da kötü bir sona geldim derken son bölümde ise “haydaa ne oldu şimdi yani?” diye düşünürsünüz. Ki ne oldu inanın ben de anlamadım (:
En iyisi siz okuyun ne olmuş ya da neden olmuş olabilecekleri kendiniz tasarlayın. Sanırım yazarda öyle yapmamızı istemiş.
O halde şimdiden iyi okumalar ^_^
132 syf.
·12 günde·9/10
Kitap, bir sokak köpeği olan Şarik'in gözünden anlatılanlarla başlıyor. Şarik'in gözünden anlatılan bölümlerde, ki yaklaşık emin olamamakla beraber kırk elli sayfaydı, Mihail Bulgakov'un çok büyük bir yazar olduğu kanısına vardım. Bunun asıl sebebi yazarın dili ustalıkla kullanmasının yanı sıra dönemin SSCB hükümetini eleştiren cesur dili de etkili olmuştur. Fakat daha sonra Şarik'i sahiplenen Filip Filipoviç'in Şarike yaptığı tıbbi deney bende kitabın bitmesine neden oldu. Kitabın o andan itibaren bana sıkıcı gelmesinin nedeni sınav haftasında olup kitaba tam konsantre olamamın da etkisi olabilir. Fakat dediğim gibi kitap o noktada milatı yaşadı. Öncesinde 10 yıldız, sonrası ise anlatamayacağım bir değerlendirmeye giriyor. Yazarın kaleminin üstünlüğüne birşey diyemem fakat başlangıçtaki güzel kurguyu mahvetmemesi gerektiğini düşünüyorum. Buradan kitabın kötü olduğu kanısına varılmasını istemem ki, yazarın ne istediğini bilerek kalemi ele aldığını hissettiğime eminim, yazarın kitabın sonunu daha yavaş bir şekilde ve insanın aklına daha yatkın olmasını sağlamak için vurgulayarak anlatması gerektiğini siz de bu kitabı okuduğunuz da anlayacağınızı düşünüyorum. Yoksa kitap okunmaya 'kesinlikle' değerdi. Siz de keşfetmefiğiniz bir yazara şans vermek isterseniz bu kitaba uğrayabilirsiniz. Hayat kitaplarda güzel... İyi okumalar...
132 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Çok eski tarihlerde ,hiç bilmediğim dönemlerde ve ülkelerde yaşayıp , artık hayatta olmayan yazarların kitaplarını okumak ayrı bir zevkli geliyor bana nedense.

Güncel yazarları ya da Türk yazarları okurken yaşadıkları ortamı ya da coğrafyayı tahmin etmek çok zor olmuyor. Ama bulgakov bu kadar güzel bir eseri nasıl bir ortamda ve hangi şartlarda yazdı bende ayrı bir hayranlık ve merak uyandırıyor. 1925 yılında moskova da yazılmış bir eser... Kitabı okurken dönem incelemesi yaptığınızda, kitabın içindeki söylemleri, hicivleri ve diyaloglardaki eleştirileri daha iyi anlıyorsunuz.

Konusu da kısaca bahsetmek gerekirse; bir bilim adamı olan filip filipovic sokak köpeği şarik e , bir erkek er bezi ve hipofiz bezi nakletmesiyle köpeğin zamanla görüntüsünün ve davranışlarının insana benzemesi üzerine akıl almaz olayları yaşamalarından ibaret.

Her kitabın konusunu arka kapak yazısından anlayabiliriz az çok, ama bu eser yazıldığı dönem ve kurgusu ile fevkalâde. Şiddetle tavsiye ederim, yazarın okuduğum ikinci kitabı sanırım yavaş yavaş her kitabını okuyacağım:)) keyifli okumalar diliyorum:)
132 syf.
·Beğendi·9/10
Youtube inceleme videosu: https://youtu.be/heXhPv4PWM8

Konu itibariyle çok orijinal bir kitap… Bulgakov’un hekim olmasının da etkisi büyük sanırım. Dünyada ün salmış bir profesör olan Filipoviç sokakta perişan halde bulduğu Şarik adlı köpeği ameliyat eder ve üzerinde bir takım deneyler yapar. Hipofiz bezi ve testis gibi insana ait olan bazı parçaları köpeğe nakleder ve köpek sonucunda yarı insana dönüşür. Fakat ortaya ne yazık ki iyi bir insan çıkmaz. Bulgakov bu eserinde aslında dönemin Rusya’sını konu edinmiştir. Buradaki köpek tamamen bürokrasi içerisinde yer edinmiş kan emici insanları simgelemektedir. Çünkü deney sonucunda ortaya çıkan yaratık kötüdür, ağzı bozuktur ve bencildir. Bütün bunlara rağmen bürokrasi içerisinde yer buluyor olması da Bulgakov’un eleştiri getirdiği bir noktadır. Trajikomik bir kitap ve gerçekten muhteşem bir eser, mutlaka giriş kitaplarınızdan biri olmalı.
132 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Dikkat!! İnsanoğlundan tiksinme içerir.

Kitap sevimli bir sokak köpeğinin açlık, yoksulluk ile sürüp giden yaşamını anlatır. Zeki köpek Şarik açlıkla nüktedan bir dille başa çıkmış, kendince okumayı öğrenmiş, iç sesleriyle "ay ne tatlı şeysin sen yaaa" nidaları attıran bir köpekcik. Lütfen böyle sevecekseniz uzak durun. Zira sevilmekten çok yemek yemeye ihtiyacı var. Malum temel basamak.

Nihayetinde bir gün Şarik'in yolu kendisini hem sevip hem doyuracak bir insanla kesişir. Mutluluğu anlatılamaz. Ancak bir hayvan bir insanın eline geçer de başına kötü bir şey gelmez mi. Buyrun önce besle,iyi bak, iyi davran ( koşullamanın kurgulanmış hâlini okuyacağınız bölümler )  sonra deney malzemesi hazır. Hadi bakalım istediğini yapma hakkına sahipsin ne de olsa o bir hayvan sen de bir insan.

Denek olan sevgili köpeğimiz, bir anda insanı özellikler geliştirir. Bir köpekken insan olma, onu yüce bir varlığa mı yoksa ayaklar altında ezilmeye mahkum bir varlığa mı dönüştürmüştür? Tahmin etmek zor olmasa gerek.

Kitap bu kurgu ile sert ve sağlam bir SSCB eleştirisi yapar. Şarik yoksul halkın iyi bir tasviridir. Yenilenen dünya, bu yoksul halkı neye hazırlamaktadır.  Genel manada bu eleştiri okuyucunun gözüne gözüne sokulmuştur. Anlamamak pek mümkün olmaz ki zaten kitapta yazıldığı tarihten nice nice zaman sonra basılmıştır.

Yalnızca sistem eleştirisi yapmıyor kitap. Aynı zamanda bir insanın nasıl rezil bir varlık olabileceğini de yine kurgu üzerinden oldukça somut olarak anlatmış. Elbette Şarik'i denek yapan Sayın profesörün bilime hizmet olsun diye tamamıyla saf ve temiz duygularla çıktığı yolda yine insanî dürtülerine yenik düşüp sahipsiz bir hayvanı istediği gibi kullanması da bireye indirgenmiş sağlam bir eleştiri içerir. Profesör neden bir köpek seçti, köpeğin bu işteki genetik yatkınlığı mı yoksa tamamen tesadüfî bir karşılaşma sonucu mu denek olduğunu bilmiyoruz. Ancak insanların bir anda yaşanan bu durumu çok normal bir şeymiş gibi karşılamaları, köpeğe bir kimlik çıkması, onun bir işte çalışacağı gibi durumlarsa yine hicivsel birer eleştiri niteliğinde...

Daha nice nice insanı yere çalan bölümlerle okudukça karşılaşacaksınız.

Keyifli okumalar...
132 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Mikail Bulgakov’un okuduğum 3. Kitabını kaleme alacağım. Öncelikle bu yazarın kitaplarını okurken hep tebessüm ediyorsunuz bilim kurgu ve mizah birleşince okuması gerçekten keyifli oluyor. Kitapta akıcı anlatımı, zekice kurgusu ve doğal karakter tasvirleriyle sıkılmadan okuyabileceğiniz bir kitap.


Köpek Kalbi ise harika bir kitaptı sokak köpeği olan Şarik’in bilim adamın alıp evine götürmesi ile başlıyor her şey köpeğe ölen bir adamın er bezleri ve hipofiz bezlerini yerleştiriyorlar köpekte oluşan ruhsal bozukluklar (arsız,yüzsüz) Profesör Filipoviç’in hayatını cehenneme çeviriyor. Okurken eğlenip ve sinirlenebiliyorsunuz :)
Eğer duygusal biriyseniz Şarik’e yapılanlar biraz üzüyor, zira Şarik bir sokak köpeği ve bir suçlunun birleşmesi ile oluşmuş bir varlıktır burjuva kesime ayak uyduramaması gayet normal bir davranıştır, zaten ilk öğrendiği kelimelerin genelde hepsi argo konuşmalardır çünkü bunların hepsini sokaktan duyup aklına kazınmıştır.

Şarik iki ayağının üzerine kalkmış olmasina rağmen tam manasıyla insanlaşamama durumu halkın sosyalist rejim karşısında ne yapacağını bilemez. Tabikide sistemi kullanarak bir süre sonra bazı haklar elde eder ve elde ettiği bu haklar Profesör Flipoviç’in itibarını zedelemekten de geri kalmaz tamamen kendi lehine hakları kullanmaya kalkar. Profesör olağanüstü bir buluş yapmış olsa da bu durum onu içten içe tüketmeye ve kendi yaşam alanını kısıtlamaya yönelik farkında olmadan yarattığı bir durumdur.

Kitapta okurken başından sonuna kadar sovyet rejiminin eleştirisini hissedersiniz. Mutlaka herkesin okuması gerek
132 syf.
·14 günde·Puan vermedi
Bulgakov ile tanışma kitabım oldu. Ilk kitap olması doğru müydü bilmiyorum. Bunu bir kaç kitabını daha okuyunca anlayacağız.
Yazarın oldukça iyi bir anlatimi var, kitabin konusu da oldukca ilginc. Lakin kurgu biraz sönük kalmış hissi verdi bana. Sanki daha iyi kurgulayıp biraz daha karakter zenginliği verilerek cok daha ust duzey bir kitap yazılabilirdi zannımca. Kitabi elestitiyor olmam begenmefigim anlamina gelmesin. Çünkü içerdiği mesajlar doğrudan ve net. Okuyan herkes kendine düşeni alacaktır.
En beğendiğim yönlerinden biri de karakterlerin tamamı tam yerine oturmuş. Belki de eksik hissedilrn bir kaç karakter de bundan hissediliyor olabilir. Yazılış zamanını göze alırsak yazarın hayal gücüne bir kez daha hayran oluruz.
Kitapta tasvirler tam yerinde. Ne sıkıcı derecede çok ve uzun ne de gizunuzde canlandirilamayacak kadar az ve kısa.
Konuya gelirsek gençleştirme üzerine çalışan bir profesor ve onun öğrencisi bir doktorun yaptıkları bir ameliyat sonucu bambaşka bir sonuç almalarıyla ne yapacaklarını bilmemeleri. Spoiler şey olmaz bu kadarı.
Yazarın diğer kitaplarında okuyunca nasıl ir fikir değişikliğine uğrarım bilmiyorum. Okuyalım görelim bakalım. Sadece ben degil sizlerde okuyun. Kitaplarla kalın.
Size yemin ederim, şu iki haftada yorulduğum kadar yorulmadım, son on dört yılda!
Mihail Bulgakov
Sayfa 84 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 7.Basım
Şunu anlayın ki, asıl korkunç olan
artık köpek kalbi değil, insan kalbi taşıması.
Mihail Bulgakov
Sayfa 113 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 7.Basım
Biliyor musunuz kliniğimde otuz kere gözlem yaptım. Ne sonuca vardım dersiniz? Gazete okumayan hastalar kendilerini harika hissediyordu.
Mihail Bulgakov
İş Bankası Yayınları
Kim derse, başkası da var, güzellikte sana denk

Aşkınla yana yana, ederim onunla ölümüne cenk...

Sevilla'dan Granada'ya, sessiz alacakaranlığında gecelerin...

İşitilir serenatlar, işitilir şakırtısı kılıçların.

Çok kan dökülür, çok şarkılar söylenir güzeller uğruna.

Ben de kan dökecek, şarkı söyleyeceğim en güzel olana.
Şunu anlayın ki, asıl korkunç olan artık köpek kalbi değil, insan kalbi taşıması. Yani doğada var olanlar arasında en rezilini.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Köpek Kalbi
Baskı tarihi:
21 Şubat 2019
Sayfa sayısı:
132
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053325949
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Köpek Kalbi, hem Rusya'da hem de Batı'da geçen yüzyılın sakıncalı kitaplarından. 1925'te yazılan, ülkesinde ancak 1987'de yayımlanabilen bu roman, 1917 Rus Devrimi'nin toplumsal sonuçlarına odaklanmış. Yer yer Frankenstein'ı andıran, gerçeküstü atmosferiyle kendisini bir distopyanın eşiğinde tutan bir kara mizah, Köpek Kalbi. Oldukça sağlam iplerle birçok metne bağlanan anlatısı, Rus bir doktorun elinden ortaya çıkan tehlikeli bir insan-hayvan türünün, insan doğası üzerinden burjuva ve proleterya görünümlerini yakalayıp hicvediyor. Postmodern romanın unsurlarını, yazıldığı döneme rağmen içinde saklayan Köpek Kalbi; Gogol'un hemşehrisi ve en önemli mirasçısı, Usta ile Margarita'nın yazarı Bugakov'un komünist devrime ve dünyaya bakışını yansıtan küçücük bir roman.

Kitabı okuyanlar 2.221 okur

  • Ozgur Katerli
  • Kemal ŞEKER
  • Btlll
  • Beyza Nur KÜLAH
  • Deniz Tikici
  • SᴜɢᴀʏᴅᴇʀСᴀᴛ
  • a
  • Emre
  • Atay Caner
  • münevver yılmaz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.7
14-17 Yaş
%6.7
18-24 Yaş
%26.7
25-34 Yaş
%32.1
35-44 Yaş
%19.6
45-54 Yaş
%5.4
55-64 Yaş
%0.4
65+ Yaş
%2.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%61.6
Erkek
%38.4

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.7 (145)
9
%19.6 (170)
8
%26.6 (231)
7
%17.3 (150)
6
%5.3 (46)
5
%2.2 (19)
4
%1 (9)
3
%0.3 (3)
2
%0.2 (2)
1
%0.3 (3)

Kitabın sıralamaları