Köpekler İçin Gece Müziği

·
Okunma
·
Beğeni
·
1777
Gösterim
Adı:
Köpekler İçin Gece Müziği
Baskı tarihi:
Eylül 2014
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750723223
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Vaktin zamanın birinde bir adam tam işte bu yolda yürümeye başlamış. Evi de şurada bir yerdeymiş. Adam yürümüş, yürümüş, ormanda görülecek işleri varmış. Ne işi varmış da bütün günü bu koca ağaçların arasında geçirmiş de havanın karardığının farkına varamamış dersen, onu ben bilemem. Neticede adamın işi varmış; herif akşama kadar çalışmış. Hava iyice zifiri olunca da fenerimi yakayım da evime döneyim, demiş. Dönmüş de. Ama dönünce ne görmüş? Ev başka bir evmiş. Yani, ev aynı evmiş de, anlayacağın, kapıyı tanımadığı biri açmış.

"Hep denir: 'Doğayı çok severim!..' Tanımadan, doğayı uzaktan sevmek olası mı? Doğa 'kimdir'? Doğa 'sever' mi? 'Öç' alır mı? 'Başına buyruk' mudur? Bir 'avcı' kimliğine bürünür mü doğa? Sonra ormanlar, sonra yağmurlar... Ürpererek okudum Köpekler İçin Gece Müziği'ni. Her sözcüğü özenle seçilmiş, dili, anlatımı yalın, duru; gerilimi yüksek; her an gerçekliğe dönüşebilecek bir kara masal!"
-Selim İleri-
(Tanıtım Bülteninden)
136 syf.
·1 günde·10/10
Aylar sonra Faruk Duman okuduğumda şunu gördüm: gerçek edebiyat kadar lezzetli çok az şey olabilir. Hele de okurken her yanınız yapraklarla doluyor ve günışığının kalmadığı, daha kesif, hatta korkutucu bir karanlığın içine doğru koyuluyorsanız. Şu geçen bir sene içerisinde okuduğum en güzel eserler, nice güzelini de es geçmeden, Faruk Duman'a aitti. Bu yazar hakikaten gurur duymamız gereken çok önemli bir isim. Bu kitabını okumayı sürekli erteliyordum, araya zaman girdikçe, tadını hatırlamama rağmen, yine de, aynen Çehov gibi meselâ, Çehov ki Gusev'i anlatabildi, Çehov meselâ bozkırı böylesine inanılmaz güzel anlatırken, ama Gusev'in mazlum vücudu okyanusun diplerine gide dursun, işte aynen onun gibi, aylardır okumayıp, küslükten değil de daha çok tembel bir sevgiden, ve son ayların nice acıyla dolu olmasından, gece yatamamaktan, duvardaki resimleri öpmekten geçen bunca zaman, ve elbette iş güç, ama bir gün, bilimkurguların dünyasında dolaşmaya çıktığımda elim uzanıp alıverdi, ve böylece bu fazlasıyla uzamış hasret de bir anda sona erdi.

Köpekler İçin Gece Müziği, ancak Faruk Duman'ın anlatabileceği, onun dünyasına aşina olanların kendini hiç ama hiç yabancı hissetmeyeceği bir yerden söz ediyor: ormandan. Bu orman, yazarın tek tek bütün eserlerinde sözü geçen, ima edilen ya da doğrudan hikâye edilen bir yer; bu orman, masalların gerçeklerle kucak kucağa büyüdüğü, sarmaşıklar benzeri herşeyin sarmaş dolaş olduğu, gün ışığını kesen ya da örten bir yer, burası inanılmaz güzellikte renklerle dolu, bambaşka çiçek ve ağaç adlarının, nice hayvanın ve nice kötü avcının dolaştığı bir imalar dünyası, bir paralel evren, bir okyanus; ağaca, çiçeğe, hayvana ve insan ruhuna yazılmış bir dil cümbüşü; ışıltılarıyla insanı sarhoş ederek kitabı okurken ya da bitirdiğinizde ellerinizden, dilinizden, gözlerinizden düşen yapraklarıyla bir orman sarhoşluğu burası. Faruk Duman'ın dünyasına girmek demek, o ormana adım atmak demek. O orman imalar, benzetmeler ve canlandırmaların yanı sıra kendisi olanların da ormanı, orman kimi eserinde bir başkası ya da başkalarını, başka şeyleri temsil ederken kimi zaman da kendisinden başka birşey değil. Yazarın en güzel eserlerinden olan "Ve Bir Pars Hüzünle Kaybolur" ve en güzel hikâye kitaplarından olan "Av Dönüşleri"nde karşılaştığımız kişi ya da canlılarla, meselâ parslarla, meselâ zulüm dolu avcılarla burada da karşılaşıyoruz, ve anlıyoruz ki kitaplar, eserler, masallar farklı bile olsa orman aynı orman, dil aynı, okyanussa aynı okyanusta kulaç atıyoruz ya da Gusev gibi, diplere doğru kayıyor bedenimiz. Ancak bu sefer farklı olan birşey de var: bir fırtınanın içindeyiz. Hızla çalılıklara sıvışan yılanlar, sessiz suspus çiçekler ve ağaçlar bu sefer şiddetle yağmura teslimler; çamur her yanı alıp götürüyor, gök delinmiş ve ölüm her yanı sarmış . Hiç bir eserinde görmediğimiz denli kan akıyor, ve hayvanlar hiç bir eserde olmadığı kadar gerçekler burada. Selim İleri'nin söylediği gibi okuduğumuz bir kara masal olsa da, hayvanların bu ormandaki yaşayışları, hayatı sevişleri, hayattan almak istedikleri, kaybolup gidişleri, benim açımdan hiç bir eserde görmediğim kadar etkileyici, ve iç burkucu. Sırf bu yüzden karamsarlığına rağmen bir yandan da ışık dolu, ışıltılı bir eser bu. Baştan sonra insan övücülüğü gibi görünse de Faruk Duman'ın dil ormanında ve masallarında, gökten ölüm yağarken, yağmur ve çamur herkesi ve herşeyi yutarken dahi hayvanlar, doğalarındaki şiddetle dahi, ne kadar masum görünüyorlar. Dil ormanında hepsi bir aradalar: masumlar, mazlumlar, avcılar ve biz. Üstümüz başımız toprak ve çamurla dolup taşmışken, gün ışığına hasret beklerken günün doğmasını, bizim şansımıza Hızır aleyhisselâmın deresini o av köşkünde beklemek kalıyor; "hayatta insandan daha korkunç birşey yoktur ve de olamaz" diyen anlatıcıya kulak kabartırken bir rahmet ve merhametin dilencisi olarak ümit etmek kalıyor; bu kadar muazzam, güzel edebiyat eserlerini okurken hiç itirazsız o tadın içine gömülüp susmak kalıyor; Hızır'ın deresinin aslında okuduğumuz eser olduğunu anlamak kalıyor, ve böyle olduğunda, yani ister gün ışığı doğsun, ister zifiri kapkaranlık gecede ölümü bekliyor olalım kitaptaki bahtsızlar gibi, yine de ümidimiz var, çünkü hâlâ iyi edebiyat var, gerçek edebiyat bütün basitliklere, sonu gelmeyecekmiş gibi görünen pespayeliklere, işporta yazarlara ve onların sığ dünyalarına rağmen hâlâ var ve o ormanda yaşamaya, nefes almaya devam ediyor. Bu yüzden hiç okumamışlara, okuyup da Faruk Duman'ın diğer eserlerinin masal ve gerçek dolu ormanlarında sürüp giden dil cümbüşlerine girmeyi erteleyenlere bu muazzam güzellikteki eseri, mutlaka, öneriyorum.
136 syf.
·3 günde
Faruk Duman’in okuduğum kitapları içinde en yalın, en anlasilabilir kitabıydı ki diğerlerine göre daha az konsantrasyonla bile okumak mümkündü. Masalimsi bir anlatım, gizem, heyecan, doğa ve hayvanlar. Hayvanlara takılan isimler ilginçti; kartala verilen timsah ismi gibi. Hayvanların sadakati at ve köpekle çok güzel anlatılmıştı ki finalde köpeğin ağzındaki alabalık on numara bir bağlantıydi. Yağmuru o kadar güzel anlattiki ilk yağmurda iliklerime kadar ıslanmayı kafama koydum. İki veya üç defa çok ince bir şekilde erkeğin kafasinda yer tutan o libidodan gelen tetikleyici düşünceleri hiç olmayacak anda başkarakter üzerinden okuyucuya yansıtması da hoşuma gitti. Kitabın son otuz sayfasını misafir olduğum kardeşimin evinde gece 04 de uyanarak balkonda okudum ki ilginç olan bir şey, evlerinin karsisinda mevcut olan parkta üç tane köpek şımara şımara oyun oynuyordu. Köpekler için gece müziği adlı kitabı okurken böyle tuhaf bir saatte kitap elimde karşımda da üç köpek, Kara Zühre nin kitap içinde sık sık söz ettiği Hızır’ ı hatırlattı bana. Bir çok ayrıntı vardir Kitabın içinde, ben beğendim. Bir bölümde ışık evi, hoca, kapıda bekleyen yaver gibi anlatı son zamanlardaki olayları hatırlattı bana, yazarın bu manada bir göndermesi var mı bilemiyorum.
Büyük harflerle yazılan bazi karakter isimleri başkarakter ve hayvanlar bu şekilde yazılmıştı: “Avcıatmaca”, “Timsah”, “Kahve”, “Akçatopal”, “Tozşeker”... Ayrıca aşağıda Kitabın içinde yazarın büyük harfle yazdığı cümleleri de tırnak içinde paylaştım:
“Zaten her dikenin öbüründen alacağı vardır.”, “Gerçi, bir tavşan yuvasıyla aynı şeydir.”, “İnsan çok başarılı.”, “ Düşmanca davranış bile, yardımlaşma sınıfına girer.”, “İnsan, nefes alıp vermeyi öğrenmiş olsaydı, ölümsüz olurdu.”, “Kimilerine zaman, hak etmedikleri bazı büyüklükler bahşeder.”, “Zaten zaman geçirmek için yağmur birebirdir.”, “Işıma, bir kıpırdanıştır ne de olsa”, “Serinletmeyen ırmak ağlatır, unutmayın.”, “Her at bir hikaye anlatır.”, “İnsan, sesiyle ne yapacağını nasıl bilsin?”, “Kimi zaman kara deliklere seviniriz.”, “İnsanın düşünceden ici bulanır mi?”, “Bir at, kararsız olduğu için attır sonuçta.”, “Kuşlar hep korkunç muydu?”, “Köpeklerden önce sahiplerine bakmak lazım.”, “Süzülen, iplik olsun.”, “İşte zaman zaman içimize şeytan giriyor.”, “Bizimkiler her şeyi hemen unutur.”, “Kökleşmiş köpek işkence edeni sever.”, “Korktuğumuz şeye saygı duyuyoruz ama farkında değiliz.”, “İnsan kendi yüzünün ne menem bir şey olduğunu asla bilemez.”, “Dünya, bildiğimiz bir şey değildir.”, “Kimse aynı anda iki değişik duygusunun var olamayacağını düşünmesin.”, “Ölüp ölüp yeniden doğuyoruz.”
136 syf.
·Beğendi·9/10
Gerilim mi istiyorsunuz, buyrun. Doğa mı istiyorsunuz, buyrun. Kaybolmak ve karanlık mı istiyorsunuz, buyrun. Film gibi bir kitap ama kısa film gibi. Sanki kitap da gece okunmalıymış gibi bir his bırakıyor insanda.
136 syf.
·4 günde·7/10
Herkesten, herşeyden sıkıldıgında seni kimselerin bulamayacagı bir yerlere gitmek istersin ya, işte o yer bu kitap.
Kelimelerin normal anlamlarından öte büyülü olmasını istersin ya, işte bu o kitap.
Okurken odanda degilde, okudugun yerde olmak istersin ya, işte bu o kitap.
Konusu tek cümlelik (yazmayacagım), atmosferi kapkaranlık ve canlı, nefes alan bir ormanda geçen, alacakaranlık gibi bir hikaye arıyorsan işte bu o kitap.
Bitirdikten sonra bile kapagındaki köpegi yanında hissetmek istiyorsan işte bu o kitap.
Kitap kısa ama harika bir edebiyat eseri, okuyun okutun bence. Kitap çok garip oldugu için incelemesi de biraz öyle olsun istedim, astronot da olmak istiyordum gerçi, o olmadı bari bu olsun
136 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kısa bir roman ve ilginç... Karanlık bir ormanın derinliklerinde bir kaza sonuncu yaşamları kesişen kahramanlar, aniden başlayan şiddetli yağmur ve Doğa... Doğayı o kadar güzel anlatmış ki Faruk Duman, canlı... kendinizi içinde hissedeceğiniz, sesleri, rüzgarı, yağmuru duyacağınız kadar canlı. Romanda baştan sona kadar bir gerilim var. Son sayfaya kadar devam ediyor. Bu da okuru hep merakda bırakıyor, bitirmeden kitabı elinden bırakmak istemiyor insan. Bir solukta okunabilecek bir roman.
136 syf.
·2 günde·Puan vermedi
akıcı, okuması zevkli ve anlatımı da çok etkileyici. ormanı yaşıyorsunuz baya baya ama o hikaye o şekilde mi bitirilir allah aşkına? ne yaptın sen faruk duman??
136 syf.
·10 günde·Beğendi·9/10
Faruk Duman'ın okuduğum ilk kitabı. Kesinlikle çok farklı bir anlatımı var. Öncelikle bizim bildiğimizin dışında bir noktalama kullanıyor buna alışmak biraz zaman alıyor. Kalemi çok güçlü ve akıcı. Gerçi bu kitabı en kolay anlaşılanıymış, bu nedenle yazar hakkında fikir sahibi olmak için biraz eksik olabilir.

Şiddetli bir yağmur, karanlık gizemli bir orman, enteresan yabani bir çiftin çevresinde dönen olaylar.
Modern bir çiftin arabaları ormanda kaza yapar ve devamında gizemli olayların içinde bulurlar kendilerini. Okurken, adeta bir efektör var ve size sesleri alttan veriyor hissine kapılıyorsunuz. Etkileyici.
136 syf.
·8 günde·7/10
Ormanın kasvetli ortamında, fırtınalı bir havada bir çiftimizin kaza yapmasıyla başlıyor öykümüz. Ormanın gizemli havasında hayatlarına devam edebilecekleri meçhul biçimde beklemeye başlıyorlar ve bazı gizemli durumların içinde ister istemez kendilerini buluyorlar.
Kitap bir kaç listede tavsiye edilenler arasındaydı. Genelde zevkine güvendiğim siteler olduğu için başlamakta imtina etmedim.
Faruk Duman'ın dili fena değil. Betimlemeler kuvvetli. Özellikle kasvet havasını başarıyla verebiliyor. Sadık Hidayet havası alabiliyorsunuz. Öykü anlamında olayların çekiciliği de fena değil. Ancak eksik kalan bir şeyler olmuş bu kitapta. Kurgu ve olay akışında bir şeyler eksik. Bir yere bağlanmayacağını düşünüyorsunuz devam ederken. Merak hissi bir yere kadar götürebiliyor. Yine de farklı bir tarz isteyenler okuyabilir.
136 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Faruk Duman'dan okuduğum ilk kitap oldu. Masalsı bir anlatımla romana girdik. Farklı farklı hayvanlara insan isimleri, insanlara ise hayvan isimleri gibi sizin ilginizi çekiyor. Üstüne üstük gizemli bir ormandasınız ve çaresizsiniz. Tam bir film gibi askıda kalmışsınız ve sizi kurtaranların yanında kalarak bir başlangıç yapıyor.

Sonra masalsı dünyadan paralel bir dünyaya geçip kahramanların beyinlerinden geçen şeyleri ele alarak romana devam ediyoruz. Güncel hayata da buradan devam ediyoruz. Betimlemeler, imgelemeler, mecazlar şahane ki kitap 2014 " Dünya Kitap " ödülü, 2015 " Necati Cumalı Edebiyat ödülü almış.

Eve misafir olanlara farklı bir yaklaşım olacak sandım ama olmadı. Bir cinsel dürtü olacak sandığım bölümler vardı. Hayvanların sadakatı efsane anlatılmış. Yağmurun öyle güzel anlatımı var ki kitabı başınızdan akıtıp suların üstünüze düşmesini istersiniz.

İncelemelerden birinde okudum. Işık evi, ağaçların arasında yaşayan bilge adam gibi farklı bir göndermeyi bende sezdim. Mutlaka devam edeceğim Faruk Duman'a çok güzeldi.
136 syf.
·2 günde·9/10
Faruk Duman, Köpekler İçin Gece Müziği’nde doğayı merkeze yerleştirip; onun sert, hükmedici tarafını yoğun bir simgesel anlatıyla -hatta yer yer masallarla- harmanlayarak etkileyici bir roman ortaya çıkarmış. Hikayenin ortasında zorunlu ya da isteyerek sıkışan insanoğlunun bu haldeyken bile vahşiliği, bencilliği ise fazlasıyla tanıdık.
136 syf.
·5 günde·7/10
İlginç bir şekilde ormanda başlayan Murat ve Filiz'in hikayesi. Okumakta zorluk çektiğim söylenebilir. Bir Avcı'nın hikayesi, bir Murat'ın hikayesi, bir Filiz'in hikayesine odaklanması ara sıra Filizle Murat'ın hikayesine odaklanalım derken hikaye iyice kafa karıştırıcı bir hal aldı. Konu ve fikir güzel ama daha iyi olabilirmiş gibi geldi. Hikaye ile kitabın isminin ne alaka olduğunu hala düşünüyorum.
Her zaman istemediği şeyler yapana, kırk yıl düşünse aklına gelmeyecek şeyleri akıl edene insan denir. Bu nedenle insan korkunçtur. Hayatta insandan daha korkunç bir şey yoktur ve de olamaz.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Köpekler İçin Gece Müziği
Baskı tarihi:
Eylül 2014
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750723223
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Vaktin zamanın birinde bir adam tam işte bu yolda yürümeye başlamış. Evi de şurada bir yerdeymiş. Adam yürümüş, yürümüş, ormanda görülecek işleri varmış. Ne işi varmış da bütün günü bu koca ağaçların arasında geçirmiş de havanın karardığının farkına varamamış dersen, onu ben bilemem. Neticede adamın işi varmış; herif akşama kadar çalışmış. Hava iyice zifiri olunca da fenerimi yakayım da evime döneyim, demiş. Dönmüş de. Ama dönünce ne görmüş? Ev başka bir evmiş. Yani, ev aynı evmiş de, anlayacağın, kapıyı tanımadığı biri açmış.

"Hep denir: 'Doğayı çok severim!..' Tanımadan, doğayı uzaktan sevmek olası mı? Doğa 'kimdir'? Doğa 'sever' mi? 'Öç' alır mı? 'Başına buyruk' mudur? Bir 'avcı' kimliğine bürünür mü doğa? Sonra ormanlar, sonra yağmurlar... Ürpererek okudum Köpekler İçin Gece Müziği'ni. Her sözcüğü özenle seçilmiş, dili, anlatımı yalın, duru; gerilimi yüksek; her an gerçekliğe dönüşebilecek bir kara masal!"
-Selim İleri-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 90 okur

  • nihal
  • Mete Karagöl
  • seçil
  • Murat Sezgin
  • Baturay
  • Tuğçe ışıksaçan
  • Asya Koçak
  • Esen tümer
  • Elif
  • buzulçağınınvirüsü

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%16.7
25-34 Yaş
%29.2
35-44 Yaş
%37.5
45-54 Yaş
%16.7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%45.5
Erkek
%54.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%15.6 (7)
9
%20 (9)
8
%22.2 (10)
7
%17.8 (8)
6
%13.3 (6)
5
%4.4 (2)
4
%4.4 (2)
3
%0
2
%2.2 (1)
1
%0