Korku Benim SahibimFiliz Özdem

·
Okunma
·
Beğeni
·
153
Gösterim
Adı:
Korku Benim Sahibim
Baskı tarihi:
2007
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750812835
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Filiz Özdem, Korku Benim Sahibim'de iç içe geçen arayışlarla iç içe geçen korkuları anlatıyor.
Etnik kimliğinin peşine düşen Sude, dedesinin izini çocukluk anılarında sürerken gerçek, anılar ve düşler birbirine karışıyor. Her uyanış ise, kaybedilmiş bir sevgiliye sonsuza kadar kavuşamayacak olmakla bir yüzleşme. Anlatılanların izlendiği yolda uzun bir merdiven tırmanılmış olsa da, son basamak Escher'in bir gravüründeki gibi ilk basamağın zeminine bağlanıyor. Korku, romanın da sahibi.
Yıllar sonra bir nisan ayında, dedemin bana hediye ettiği, artık keçeleşmiş, güvelerin yediği kırmızı kazağımı yastığımın altına koyarak rüyalara duruyorum. Ölüp gitmiş insanların ardından... Onların ağızları yok ki anlatsınlar, elleri yok ki göstersinler. Benim ağzım var, düş gören ellerim var. Onların yerine mi görüyorum, onlar mı bana gösteriyorlar, bir düş işte.
Escher'in gravürlerine benzeyen bir Ortaçağ şehriymiş... Yüksek duvarların ardında büyük ve yıkık bir kilise varmış. Bir sur gibi yükselen, geçit vermeyen duvarın dibinde birkaç taş yerinden oynamış, bir gedik açılmış. Oradan içeriye bakıyormuşum.

Filiz Özdem, Korku Benim Sahibim'de iç içe geçen arayışlarla iç içe geçen korkuları anlatıyor. Etnik kimliğinin peşine düşen Sude, dedesinin izini çocukluk anılarında sürerken, gerçek, anılar ve düşler birbirine karışıyor. Her uyanış ise, kaybedilmiş bir sevgiliye sonsuza kadar kavuşamayacak olmakla bir yüzleşme. Şimdiki zamandan üç kuşak öteye gidip gelen düşüncelerin dehlizinde "...taştan kapılar, her kapının üzerinde yazılar, yazılarda sesler var..." Yazar bu kapıları aralıyor.

Romanda genç bir kadın, sevgiyi kaybetme korkusuyla babasının gölgesinin saldığı korku arasında büyüyen bir çocuğun gözleriyle dünyaya bakıyor. Rüyaları da korku dolu. Ölüm korkusunu bile bastıran, arkadaşlarının, yakınlarının, ailesinin yok edilmesi korkusu, kimliğini ve geçmişini yitirme korkusunun izdüşümü olan kaybolma korkusu, bunlardan kaçmaya çalışmanın belleğindeki yansıması olan düşten çıkamama korkusu elinin yüzünün görünümü, konuşması, edası, davranışları, geçirdiği hastalıklar, geçireceği hastalıklar gibi genetik şifrelerle varlığına sızmış.

Yazar, kahramanının çocukluk anılarını onun hayal dünyasını da resmederek anlatıyor. Bağ evi, ot yastıklar, bahçelerin arasından geçen yollar, yazlık sinema, limonlu dondurma, haşlanmış mısır, uyumadan önce torununun sırtını kaşıyan dede... ve bir çocuk masalı, genç kadının sevgilisinin peşinde sonuçsuz kalan arayışıyla acılı bir tekerlemeye dönüşüyor. "Pusuda bekleyen yırtıcı bir hayvan gibi fırlayan ayrılık", artık sadece düşlerde görülebilen sevgili, korkuların ve kâbusların eşlik ettiği, bütün duyuları ters yüz eden bir arayış daha, hayatı zamanın geçmesini beklemekten ibaret kılıyor.

Daha önce Saydam ve Seyirci adıyla şiirleri yayımlanan Filiz Özdem'in bu ikinci kitabı. Urfa, Balıkesir, Mersin, Mardin, Kars illeri için şehir monografileri hazırladı. Pasolini'nin Fildişi Kulenin Dışından ve Luigi Malerba'nın İçimdeki Şahmaran adlı kitaplarını İtalyanca'dan Türkçe'ye çevirdi. Ressamlarla ilgili yirmiye yakın kataloğun metinlerini yazan Özdem'in birçok gazetede yayımlanmış yazıları, çeşitli dergilerde çıkmış şiirleri, yorumlayıcı sanat metinleri ve çevirileri var.
Okuduğum ilginç kitaplardan bir tanesi. Filiz Özdem, varoluşsal sancı ile umudu birarada barındırmış ender yazarlardan olduğu kesin. Kitabın gelişme bölümünde agnostisizm ve nihilizmin kırıntıları da var ayrıca. Kurgu- örgü, giriş- gelişme ve sonuç bağlantısı zayıf olsada, asıl eleştiriyi kötü Türkçe üzerine almalı bence. Türkçe konusunda sıkıntıları var anladığım kadarıyla. Başka kitaplarını okur muyum, kesinlikle. Yazarı topyekûn toprağa gömmek adil olmaz diye düşünüyorum. ~~Objektif perspektif ~~
Ben sana ellerden söz ettikçe ve benim yalnızca elleriyle konuşan, elleriyle aşık olup elleriyle sevişen bir kadın olduğuma inandıkça onun gri, pürüzlü, ayın yüzeyini andıran elleri geliyordu aklına. Ben eller dedikçe, uzayın kara boşluğunun içinde hareketsiz duran iki uzun gümüş parçası, iki soğuk aydınlık, iki yorgun yalnızlık geliyordu aklına.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Korku Benim Sahibim
Baskı tarihi:
2007
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750812835
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Filiz Özdem, Korku Benim Sahibim'de iç içe geçen arayışlarla iç içe geçen korkuları anlatıyor.
Etnik kimliğinin peşine düşen Sude, dedesinin izini çocukluk anılarında sürerken gerçek, anılar ve düşler birbirine karışıyor. Her uyanış ise, kaybedilmiş bir sevgiliye sonsuza kadar kavuşamayacak olmakla bir yüzleşme. Anlatılanların izlendiği yolda uzun bir merdiven tırmanılmış olsa da, son basamak Escher'in bir gravüründeki gibi ilk basamağın zeminine bağlanıyor. Korku, romanın da sahibi.
Yıllar sonra bir nisan ayında, dedemin bana hediye ettiği, artık keçeleşmiş, güvelerin yediği kırmızı kazağımı yastığımın altına koyarak rüyalara duruyorum. Ölüp gitmiş insanların ardından... Onların ağızları yok ki anlatsınlar, elleri yok ki göstersinler. Benim ağzım var, düş gören ellerim var. Onların yerine mi görüyorum, onlar mı bana gösteriyorlar, bir düş işte.
Escher'in gravürlerine benzeyen bir Ortaçağ şehriymiş... Yüksek duvarların ardında büyük ve yıkık bir kilise varmış. Bir sur gibi yükselen, geçit vermeyen duvarın dibinde birkaç taş yerinden oynamış, bir gedik açılmış. Oradan içeriye bakıyormuşum.

Filiz Özdem, Korku Benim Sahibim'de iç içe geçen arayışlarla iç içe geçen korkuları anlatıyor. Etnik kimliğinin peşine düşen Sude, dedesinin izini çocukluk anılarında sürerken, gerçek, anılar ve düşler birbirine karışıyor. Her uyanış ise, kaybedilmiş bir sevgiliye sonsuza kadar kavuşamayacak olmakla bir yüzleşme. Şimdiki zamandan üç kuşak öteye gidip gelen düşüncelerin dehlizinde "...taştan kapılar, her kapının üzerinde yazılar, yazılarda sesler var..." Yazar bu kapıları aralıyor.

Romanda genç bir kadın, sevgiyi kaybetme korkusuyla babasının gölgesinin saldığı korku arasında büyüyen bir çocuğun gözleriyle dünyaya bakıyor. Rüyaları da korku dolu. Ölüm korkusunu bile bastıran, arkadaşlarının, yakınlarının, ailesinin yok edilmesi korkusu, kimliğini ve geçmişini yitirme korkusunun izdüşümü olan kaybolma korkusu, bunlardan kaçmaya çalışmanın belleğindeki yansıması olan düşten çıkamama korkusu elinin yüzünün görünümü, konuşması, edası, davranışları, geçirdiği hastalıklar, geçireceği hastalıklar gibi genetik şifrelerle varlığına sızmış.

Yazar, kahramanının çocukluk anılarını onun hayal dünyasını da resmederek anlatıyor. Bağ evi, ot yastıklar, bahçelerin arasından geçen yollar, yazlık sinema, limonlu dondurma, haşlanmış mısır, uyumadan önce torununun sırtını kaşıyan dede... ve bir çocuk masalı, genç kadının sevgilisinin peşinde sonuçsuz kalan arayışıyla acılı bir tekerlemeye dönüşüyor. "Pusuda bekleyen yırtıcı bir hayvan gibi fırlayan ayrılık", artık sadece düşlerde görülebilen sevgili, korkuların ve kâbusların eşlik ettiği, bütün duyuları ters yüz eden bir arayış daha, hayatı zamanın geçmesini beklemekten ibaret kılıyor.

Daha önce Saydam ve Seyirci adıyla şiirleri yayımlanan Filiz Özdem'in bu ikinci kitabı. Urfa, Balıkesir, Mersin, Mardin, Kars illeri için şehir monografileri hazırladı. Pasolini'nin Fildişi Kulenin Dışından ve Luigi Malerba'nın İçimdeki Şahmaran adlı kitaplarını İtalyanca'dan Türkçe'ye çevirdi. Ressamlarla ilgili yirmiye yakın kataloğun metinlerini yazan Özdem'in birçok gazetede yayımlanmış yazıları, çeşitli dergilerde çıkmış şiirleri, yorumlayıcı sanat metinleri ve çevirileri var.

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • İlknur Karabulut
  • Deniz arduç
  • ANIL-©a

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%100 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0