Korku ve Titreme

8,5/10  (22 Oy) · 
64 okunma  · 
18 beğeni  · 
1.218 gösterim
İbrahim'in seyahati Kierkegaard'ın Korku ve Titreme'sinin merkezî temasıdır. Kierkegaard'ın İbrahim'i, iman sınavında çektiklerinden dolayı yücedir. Ve İbrahim'in bu ıstırabı çekişi ve yüceliği, sosyal değerlerin tipik örneği olmasının aksine, onu kendi toplumundan ve sosyal usullerinden çok radikal bir biçimde koparmaktadır. Kierkegaard'ın bizi İbrahim'in yüceliği ile etkilemesinin çok özel bir amacı vardır. Aslında Korku veTitreme'nin İbrahim ve İbrahim'in Öyküsü ile ilgili olmadığı rahatlıkla söylenebilir. Söz konusu öykü, okuyucunun dikkatini bazı çok temel sorulara çekmek için kullanılmaktadır. Eser tartışma amaçlıdır ve bunu gerçekleştirmek için Kierkegaard, bizim öyküde anlatılan ıstırabın doğasına odaklanmamızı istemektedir. Korku ve Titreme'nin en kucaklayıcı genel mesajı; mevcut tartışmada iman nosyonu o kadar ucuzlatılmıştır ki, hakkında konuştuğumuz şey artık iman olmaktan çıkmıştır ve eğer İbrahim gibi kutsal figürleri ya da imanın Babası olması nedeniyle bilhassa İbrahim'i yüceltmek istersek, iman sınavından geçen İbrahim gibi olmanın nasıl bir şey olduğunu anlamak zorundayız.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2013
  • Sayfa Sayısı:
    200
  • ISBN:
    9786054533534
  • Çeviri:
    İbrahim Kapaklıkaya
  • Yayınevi:
    Araf Yayınları
  • Kitabın Türü:
Gulan 
14 Tem 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

((Çocuğunu Tanrı için kurban etme bilinen en eski dinlerde de rastlanmış olan çok eski ve yaygın bir ibadet türüdür. (Aynı hayvanları kurban etme gibi.) İbrahim'in İshak'ı Tanrı buyruğuyla kurban olarak sunması süregelen bu ibadet şeklinin bir devamı mıdır ?- Bu soru aklımın ucunda asılı dururak - )) İbrahim ile başlamayan ama İbrahimin noktalamış olduğuna inandığım çocuğunu kurban sunma olayı Kierkegaard' ın bu kitabının ana konusunu oluşturuyor olsa da inanç meselesine genel bakış açısını aktarmıştır. İnancın nasıl bir gözü karalılık gerektiğini açık yüreklilikle dile getiriyor. Aynı Andre Gide' de (inançlı biri olarak ) günlüklerinde şöyle yazmıştır : " inançla inkar etmek için inkar edilene hiç bakmamış olmak gerekir." Yani bu konu nezdim de çok uzundur benim için. Kierkegaard inanç meselesinde anlamsız ve saçma olanın sınırında ki kabullenmeden bahseder ve erdemliliğin orada gerçekleştiğinden. Gide bakmayı reddetmekten bahseder.. islamiyet'te de sorgulama -kişiyi yanıltabilir düşüncesinden olsa gerek (!) - hoş karşılanmaz. Bu sene bir üniversite rektörü yardımcısı da okumanın zihni bulandırdığını ve yoldan çıkardığını, cehaletin daha faydalı olduğunu açıklayarak skandal yaratmıştı. Tabii ki o şahsı munasırı Kierkegaard ve Gide ile aynı anda anmak doğru değil, çıkışları ve gayeleri ortak olamaz lakin çıkarılacak sonuç korkunç derecede birbirine benzeyebilir. Soren'in inançlı insanı, kendisinin tam tersi olan Nietzsche'nin üstün insanı kadar gerçekleşmesi zor görünendir. iki zıtlık arasında da böyle trajedik bir benzerlik buldum bravo bana :) Biri Tanrı ile üstün insanı, biri tanrıyı yok ederek üstün insanı hayal etmiştir diyebilir miyiz? Biri tüm saçmalıklara ve anlamsızlıklara rağmen ve hatta bu anlamsızlıklar ve imkansızlıklarla inancın ortaya çıkarabileceği üstün erdemi, biri salt (doğru) aklın ortaya çıkarabileceği üstün erdemi dile getirir. Hangisi size cazip gelirse gelsin bence ikisi de o erdeme en yakın olan kişilerdendir. Çok fazla şeyi iç içe kattım farkındayım ama bu incelemem kendim için burada durmalı.

Şeyma çelik 
 20 Mar 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Kierkegaard'ın Johannes de silentio takma adıyla yazmış olduğu bu kitapta iman kavramının etik ve dindarlıkla olan ilişkisi incelenir. İbrahim peygamberin oğlu İshak'ı kurban etmesi olayından yola çıkılarak İbrahim peygamberin imanın babası olduğu anlatılır,bu olay farklı şekillerde ele alınarak, insanlar arasındaki ilişkilerden ve mitolojik olaylerden bahseilerek aslında günümüzdeki insanların gerçek imana sahip olamdığı anlatılmaya çalışılır.Aynı zamanda eseri dili ağır ve çok fazla felsefi terimlere yer verildiği için anlaşılması oldukça zor.
Kitapta Kierkegaard Ibrahim peygambere olan hayranlığından sürekli bahseder çünkü ondaki iman gücüne hayrandır.Sürekli gerçek imana ulaşmak istediğini anlatır.Fakatbir türlü iman kavramını tam olarak anyamadığından da bahseder.Örneğin eserin bir bölümde şunu söyler:"Hegel'i anlamak zordur derler ama İbrahim'i anlamak işten bile değildir.Ben kendi hesabıma Hegelci felsefeyi anlayabilmek için kaydı değer bir vakit ayırdım, aşağı yukarı anladığımada inanıyorum ;onca zahmetime karşılık bir iki noktayı kavrayamamışsam, bunu asıl Hegel'in pek açık seçik olmamasından ileri geldiğinde inanacak kadar da gözükarayım. Bunu rahatça,doğal şekilde yapıyorum, kafam bundan zarar görmüyorum.Ancak İbrahim üzerine düşünecek olsam, sanki mahvoluyorum. İbrahim'in hayatının özü o korkunç paradoks her an gözüme çarpıyor,her dakika geri püskürtülüyorum ve düşüncem tüm ihtirasına karşın içine işleyemiyorum,bir kıl boyu bile ilerleyemiyor.Görebileyim diye her bir kasımı kasıyorum, o anda felce uğruyorum."

Mehmet Ürgün 
15 Haz 17:37 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 9/10 puan

Olayın merkezine, İbrahim peygamberin oğlu İshak'ı kurban etmek için başından geçen olayları ve durumunu çok güzel biçimde analiz ediyor, yeri geldiğinde içinden çıkılmaz sorgulamalarla baş başa kalıyor. En çok istediği şey Tanrının İbrahim peygambere o emri verdikten sonra gelişecek olaylarda orda bulunmak. İncilden çokça alıntı yapıp olası durumları bile sorgulayıp iman kavramını ele alıyor. Çoğu yerde bir çıkılmaza girip olay kurgusu tekrar başa sarsa da çok güzel ve okunması gereken kitaplardan...

Ömer 
 08 May 22:06 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

Sadace etik ve evrensel (gelenek ve ahlak) kavramlarıyla dini kavrayıp bir dine mensup olduğunu sanan gelenekçilerin dünyasında onlara direk sen inanan değil, sadece sıradan, kovulmuş bir Hegelcisin diyemeyiz tabii. Ama ayrıca, Ibrahim"in Ishak'ı kurban etmeye götürdüğü o anı "anlamış gibi yapanlara", "canilik olduğunu düşündüğünden dolayı eleştirenlere", imanın etik ve evrenseli askıya aldığı o zamanı anlamamalarındaki sebebin imansızlık olduğunu da söyleyemeyiz. Kibar olmalıyız. Oturup Kirkigor gibi onlara hegelin çizgisinden öte manevi alanın imkanı ve mantığını anlatmalıyız. Sören doğru olanı yaptı ve bu kitabı yazdı.

tecessüs 
20 May 2016 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 8/10 puan

Korku ve titreme hz İbrahim'in oğlu ishak ı allaha kurban etmesi özelinde hristiyan iman anlayışı üzerine derin felsefi tartışma. günümüzde de geçerliliğini koruyan içi boşaltilmis iman meselesinin korkutucu iç yüzü.

K. Lebedkin 
23 May 23:02 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Şimdi niyetim,imanın ne müthiş bir paradoks olduğunun görülmesi için ,İbrahim'in öyküsünden ,içinde barındırdığı diyaelektik sonuçları çıkarıp sermek ve bunları meseleler biçiminde ifade etmek.Öyle bir paradoks ki bir cinayeti Tanrı'yı memnun kılan kutsal bir eyleme dönüştürebiliyor.Öyle bir paradoks ki hiçbir düşüncenin kavramayacağı şekilde İshak'ı ibrahim'e geri veriyor.Çünkü İmanın başladığı yer,düşünmenin terk ettiği yedir.

Hz.İbrahim'in çektiği elem ve ıstırap ışığında iman meselesinin nakkaş titizliğinde işlendiği eser.Bir müslüman olarak iman mefhumunu vicdan ve kalbimde şekillendirirken üzerimde etkisi olduğunu düşündüğüm aslında bir hristiyan teolog olan Kierkegaard'ın iz bırakan kitabı.

ademı 
01 May 00:09 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Bu dünyadan ibrahim hakkındaki hikayeyi ezbere bilen sayısız insan nesli geldi geçti ama acaba kaçının uykusuna maloldu?" der yazar. İbrahim peygamberin oğlunu kurban etmede gösterdiği teslimiyet ve imanı farklı bir perspektiften işler.

Kitaptan 44 Alıntı

Eğitim nedir? Sanıyorum ki eğitim kişinin kendi kendine izlemesi gereken bir müfredattır ve bu müfredatı izlemeyen kişi, en aydınlık çağda doğmuş olmaktan bile pek az yarar görür.

Korku ve Titreme, Soren Kierkegaard (Sayfa 73)Korku ve Titreme, Soren Kierkegaard (Sayfa 73)

Hizmetkarın sadakati, efendinin hizmetkara mahkumiyetini hazırlar.

Korku ve Titreme, Soren Kierkegaard (Sayfa 11 - N. Ekrem Düzen (Çevirmenin Sadakat Beyanı bölümünden))Korku ve Titreme, Soren Kierkegaard (Sayfa 11 - N. Ekrem Düzen (Çevirmenin Sadakat Beyanı bölümünden))
Ömer 
10 May 03:29 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Birisi...
Birisi mümkün olanı bekleme yoluyla yüceldi, bir başkası sonsuzluğu bekleyerek; ancak imkânsızı bekleyen herkesten daha yüce hale geldi.

Korku ve Titreme, Soren Kierkegaard (Sayfa 62)Korku ve Titreme, Soren Kierkegaard (Sayfa 62)
Gulan 
13 Tem 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Her aptal kendisine hayran olacak daha aptal birini bulur. (Boileau)

Korku ve Titreme, Soren Kierkegaard (Sayfa 59 - say)Korku ve Titreme, Soren Kierkegaard (Sayfa 59 - say)
Gulan 
13 Tem 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Çocuk büyüdüğünde sütten kesilmesi gerekir, annesi utanarak memelerini saklar ve çocuğun annesi yoktur artık Ne mutlu annesini başka türlü kaybetmeyen çocuğa !

Korku ve Titreme, Soren Kierkegaard (Sayfa 14 - say)Korku ve Titreme, Soren Kierkegaard (Sayfa 14 - say)

İbrahim için zorlu bir sınav hazırlanmıştı; İshak'ın kaderi onun elindeki bıçağın ağzındaydı. Ve o yaşlı adam, orada, yanında biricik umuduyla doğruldu. Fakat şüphe etmedi, kaygıyla sağa sola bakmadı, dualarıyla gökyüzüne dava açmadı. Biliyordu ki onu sınayan Kadiri Mutlak Tanrı'ydı. Biliyordu ki bu ondan istenebilecek en zorlu kurbandı. Ve yine biliyordu ki Tanrı dilediğinde hiç bir kurban çok zorlu olmazdı- ve İbrahim bıçağı çekti.

Korku ve Titreme, Soren Kierkegaard (Sayfa 41)Korku ve Titreme, Soren Kierkegaard (Sayfa 41)
Mehmet Ürgün 
07 Haz 19:10 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Eğer insanda ebedî bir bilinç yoksa, eğer her şeyin dibinde yalnızca vahşî bir kargaşa, karanlık tutkularda şekil de­ğiştirerek yüce ya da önemsiz her şeyi üreten bir güç varsa; eğer her şeyin altında akıl sır ermez, doymak bilmez gizli bir boşluk yatıyorsa, yaşam umutsuzluktan başka ne olacaktır? Eğer böyleyse, eğer insanlığı birleştiren kutsal bir bağ yoksa,
eğer ormanın yaprakları gibi bir nesil diğerinin ardından do­ğuyorsa, bir nesil ormandaki kuşların şarkıları gibi bir diğerinin yerine geçiyorsa, eğer insan soyu dünyadan, denizden
geçen bir gemi ya da çöldeki bir rüzgar, düşüncesiz ve meyvesiz bir kapris olarak geçiyorsa, eğer ebedî bir unutkanlık; avı için aç bir biçimde pusuya yatmış bekliyorsa ve onun
pençelerinden kendisini kurtaracak kadar güçlü hiçbir güç yoksa -o zaman yaşam ne kadar boş ve huzurdan yoksun olacaktır! Ancak böyle olmadığı için, Tanrı erkeği ve kadını
yarattığı için, kahramanı ya da şâiri ya da hatibi şekillendirdi.

Korku ve Titreme, Soren Kierkegaard (Sayfa 57 - Anka)Korku ve Titreme, Soren Kierkegaard (Sayfa 57 - Anka)
Şeyma çelik 
20 Mar 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Tanrıyı, iman olmaksızın seven kişi aslında kendini, Tanrıyı imanla sevense Tanrıyı düşünür.

Korku ve Titreme, Soren Kierkegaard (Sayfa 56 - Pinhan yayınevi)Korku ve Titreme, Soren Kierkegaard (Sayfa 56 - Pinhan yayınevi)
5 /