Korkudan Korkmak

·
Okunma
·
Beğeni
·
554
Gösterim
Adı:
Korkudan Korkmak
Baskı tarihi:
Temmuz 1998
Sayfa sayısı:
133
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754181494
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Adam Yayınları
Baskılar:
Korkudan Korkmak
Korkudan Korkmak
Aziz Nesin, çocukluğunda dinlediği bir hikâyeyle başlıyor "korku" üstüne düşündürmeye:
"Beş yaşımdayım. Bana daha o yaşımda okuma-yazma, matematik, sarf ve nahiv (dilbilgisi ve sözdizimi) ve tecvit öğreten ve Kur'an'ı ezberleten Galip Amcam şu gülütü anlatmıştı:
Köpeğe sormuşlar:
- Niçin havlayıp duruyorsun?
- Yürekliliğimden... demiş köpek.
- Öyleyse gerin niçin gelip gidiyor?
Köpek yanıtlamış soruyu:
- Korkumdan!
Altmış yedi yıldan beri unutamadığıma göre, ölene dek unutamayacağım bu gülütü duyduğumdan bu yana, yaşamımdaki deneyimlerimde gözlemledim ki, havlayıp hırlayarak, zartzurtla, zorbalıkla, dayak ve işkenceyle başkalarını korkutmak isteyen ve korkutanların kendileri daha çok korkmakta ve korkularından gerileri gidip gelmektedir.
Başkalarını korkutmaya çalışan ve korkutanların kendileri daha çok korkarlar ve korktukça, korkularını yenmek için daha çok korkutmaya çalışırlar. Bu korku kısırdöngüsü böylece sürer. Gerçekten yürekli olanlar, ne başkalarını korkutmaya çalışır, ne kendileri korkarlar."
158 syf.
·Beğendi·9/10
UYARI : İncelemelerimde spoiler yoktur .. Bu platformda okuduğunu anlamayan ve yazdıklarımı spoiler sanan bir takım "ÇOK AKILLI" insanlar vardır !!! Ben spoiler olduğunu düşünmüyorum ama sen olduğunu düşün ve ona göre oku ..

Dün gece yine çok içip küfelik olmuşum ( "Zıkkım" iç diyenler...duydum sizi de !! =) ) .. Sürekli kitap aldığımdan dolayı , artık kitaplığımda ve odaya getirdiğim iki battal boy sehpa üzerinde (ikiz kulelere döndü bunlar hele ! ) kitaba yer kalmadı ..Koli olayında da çığır açtım ; balkon ve odanın dört bir yanı bunlarla dolu ..Yaysat bayisi gibiyim ..Baktım olacak gibi değil yatağa dizmeye başladım .. Sabah kalkınca yatağını düzeltmeyen ben , hergün evde cinnet yaşanmasın diye yatak ve çarşaf düzeltir oldum ..Şimdilik yatak müsait ..İkinci katı çıktık bakalım .. Neyse efenim dün gece ben zil , elimde şişeler zurna olunca artık o kafayla kitapları kaldıramayacağım için alkolün bana verdiği yetkiye dayanarak yere , yani halının üzerine yatmışım .. Yere yatıyorsun , altına birşey sermiyorsun, bari yastık al değil mi ? O da yok ..İki tane t-shirt almışım kafamın altına .. Onlar da gece kağıt helvaya evrilmişler külkedisi masalındaki arabanın balkabağına dönüştüğü gibi.. Alarmı da bir saat evvele kurmuşum .. Sabah dörtte bidibidibidi diye ötünce zifiri karanlığın içine uyandım .. Bir Wolverin pençesiyle ona da "Yolverin" dedim.. Daha 3 saat var diyerek yumdum gözlerimi .. Tekrar bir açtım ki saat yedi !! 10 dakka sonra evden çıkmam lazım .. Kalkmaya çalışmamla beraber olanlar oldu.. Gece boyunca cyborga evrildiğimi anladım.. Boynum , "Sol Ayağım" ve sol omzum ayrı bir konfederasyon kurup, bağımsızlıklarını ilan ederek terki diyar eylemişler beni .. Dün gece yatarken insan formunda uykuya dalan ben, sabahına ROBOCOP olarak gözlerimi açtım .. Topal kargalar misali seke seke , triger kayışı koparmış hacı muratlar misali öksüre tıksıra çaydan geçtim, banyoya koştum hemen el yüz yıka ,default temizlik falan fıstık derken çantama da bugün okuduğum bu kitabı atıverdim ..Geldim işyerineee .. Sabah garibanların iskenderi Ankara simidi ve çayla depoyu fulledim .. Tabi çay alırken ,bizim kekomançilerin muhteşem bir diyaloğu aldı beni benden yine ..

- Olm 14 şubatta ne oldu?!?? (sanki fransız devrimi yaptılar Playboy Mansion' ı basıp!! zohahahahahaha!!! =) gülme gülmee!!! cevaba bak sen asıl!)
- Cemre havaya düşüyor !!! ( DİDİDİDİİİİİUuUuUuuUUUuuUW!!! - Türk filmi şaşırma efekti =) )

Bu diyalogla beynime yıldırımları üçer beşer yiyip geldim kuruldum odaya .. Başladım okumaya ..

Hemen uyarıyı vereyim ki sonrasında neşeniz kaçmasın .. Bu kitap bildiğiniz , sizi güldüren Aziz BABA kitaplarından biri değil .. Bu küçük çaplı bir inceleme , hatta belki de derleme olarak görülmesi gereken bir eser. Toplumda bir kısım tarafından taşa tutulan Aziz Nesin ' in , asıl sevilmemesinin sebebidir bu ve benzeri kitapları..Yavaştan başlayalım isterseniz..
Hepimiz insanız .. Hepimizin korkuları var.. Nelerden korkarız ? Sizi bilmem ama ben misal KT nin 30 - 40 lira olacağı günleri görmekten , o yıllarda hala yaşıyor olmaktan , Norveçte fjordları göremeden ölmekten korkuyorum .. Tabii bunlar kişinin şahsi korkuları .. Bir de şahıs ve kurumlar ve ideolojiler aracılığı ile kişilere güdülenen , empoze edilen korkularımız var toplum olarak.. Aslında pekçoğumuz bu etkinin altındayız ve bu korkuların kölesi olduğumuz halde kendimizi onun efendisi sanıp yaşıyoruz.. Hayatını kıytırık bir 2+1 ev için ipotek eden halkımıza bir bakın .. Kredi kartının pençesine düşenlere bir bakın .. Bu insanlara sorulsa rahat ve huzurlu yaşadıklarını söyleyeceklerdir .. Ama aslen önlerine konan her şartı kabullenmek zorunda kalmış kimselerdir bunlar .. İtiraz edemezler gördükleri haksızlıklara ..Korkuları yoktur sözde ama korkunun sopası onları çoktan hizaya sokmuştur .. Peki bu korkunun yaratıcısı kim ? İşte burda devreye kapitalizm etkisi ile ihraç edilen sistemler giriyor .. Türkiye' de geriye dönüşün yani gerilemenin başladığı yıllardır 2. Dünya Savaşı yılları bitimi ve ellili yıllar.. Ne olmuştur da kendine yetebilir denilen bir ülke , bu denli geniş , ekilebilir tarım alanları ve meraları varken Amerika ' dan süt tozu yardımı alıp ilkokullarda dağıttırmaya başlamıştır ? Ve tesadüf müdür bu süt tozu tüketiminden sonra çocuklarda patlak veren sindirim sistemine dayalı rahatsızlıklara yine aynı Amerika' dan yardım elinin uzanması , bize hastalığı ihraç edip milyonlarca liralık ilaç satması .. Bizi hem zehirleyip tabiri caizse döverken bu yardımlar için Köy Enstitülerinin kapanması şartını koşması ..Bu ve benzeri pekçok olay ile ellili yıllarda yapılan ve ZERRE KAZANCIMIZ OLMAYAN İKİLİ ANTLAŞMALARLA budadıkları toplumumuzu hizaya getirmişler ve sermayeyle kol kola girerek Türk halkını KORKUDAN KORKAR hale getirmişlerdir .. Aziz Nesin ' in kitap içinde bahsettiği terim budur aslen .. "Sermayenin istediği istikrar" enflasyondaki ve düzensiz fiyat artışlarındaki istikrarken halkın buna istikrarlı olarak başeğmesidir , sesini çıkarmamasıdır .. Sermaye , özellikle yabancı sermaye öyle bir kanser hücresidir ki sürekli senden alır maddi bağlamda ama koşulsuz şartsız güvence ister ..Yoksa korkup kaçabilir bavul dolusu yeşillerle ..Yeri gelir özel ve tüzel kişilerin de üstünde yer ister .. Buyur edilir sofraya .. Herkesin elinde çay kaşığı vardır , onun elinde kepçe..Trabzon ekmeklerinin arasına kor da yer katığını.. O zamanı geldiğinde kaçmaya kaçar da emek ulusaldır ve bağlıdır bu topraklara, ulusal olduğu için bırakıp kaçamaz.. Zaten KORKUDAN KORKU ile susturulmuş teslim alınmıştır .. Aslında hepsi bağlıdır birbirlerine bu düzlemde hem de komik bir biçimde ..Nasıl mı ? Toplumu bunca korkutan sermaye aslında bu denklemde en çok korkan sınıftır .. Çünkü kapitalizmin doğası gereği ürettiği , ÜRETMEK ZORUNDA OLDUĞU " KORKUDAN KORKU"nun ana kaynağı hammaddesi sermayedir. Kapitalizm her zaman gittiği her yerde korku üretmek zorundadır.. Yani kapitalizmin ürettiği bu KORKU , birikip sermaye haline dönüşen söz konusu artıdeğerlerin doğası gereğidir .. Velhasılkelam biraz karmaşık gelmiş olabilir buraya kadar anlattıklarım kiminize .. Herkes alsın okusun demiyorum .. Aziz Nesin ' in karakterini öğrenmek isteyenler , onun gerçekten nasıl bir dünya hayal ettiğini görmek isteyenler, hayatı sorgulayarak yaşayanlar , düşünmek isteyenler alsın okusunlar bu kitabı .. Ben tesadüf eseri gördüm aldım.. Bugün bitirmemle kendisine olan saygım beş on kat daha arttı..Bugüne kadar kendisini yedirip , içirip , okuttuğu için borçlu olduğunu belirttiği halkı için büyük bedeller ödemiş bir isim .. Çoğu zaman kendinden verdi ..Yayınevini , hayatından beş buçuk seneyi , evliliğini , pasaportunu , mesleğini ve daha sayamayacağım nice değerlerini söküp aldılar ondan ..Bakın bunlara rağmen O, ne diyor :

"Hiçbir şeyi olmayanın bile isteyince vereceği çok şey vardır. Aldıkça değil verdikçe mutluyuz.Kendinden vermek mutluluktur , ama KENDİNİ VERMEK EN BÜYÜK MUTLULUKTUR."

Eh bu incelemenin ardından onun anısına iki duble parlatmayalım da napalım ?!?! Sen rahat uyu Aziz BABA !! Gerekirse bugün de senin için yatarız yerde ..
158 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Kitap bilinen Aziz Nesin kitaplarından değil; ama beni çok memnun etti diyebilirim. Özellikle de Nesin Vakfı'nda yaşananları anlattığı ve vasiyetiyle ilgili yazılar bir öğretmen olarak çok dikkatimi çekti. Dikkatimi çekmekle kalmadı, özeleştiri yapmamı ve kendime gelmemi sağladı. Bu anlamda meslektaşlarımın da bu bölümleri dikkatlice okumalarını ve onların da özeleştiri yapmalarını tavsiye ediyorum.
Devletin, sistemlerin insanları neden korkuttuğunu ve korkmanın ne kadar doğal bir durum olduğunu çok iyi ortaya koymuş. Emperyalizmin dayatmalarını, gericiliğin yöntemlerini, sahte Atatürkçülerin ülkede neler yaptığını ve ülke değerleriyle nasıl oynadığını çok iyi ortaya koymuş diyebilirim.
Bu kitaptan alınacak çok dersler var. Kitabı okurken 1987 yılından bu güne değin aslında Türkiye'mizde çok da bir şeyin değişmediğini görüyorsunuz. Aydın Aziz Nesin'den hafızalara kazınacak cinsten tespitler için okunası bir kitaptır diyorum.
Türkiye'de demokrasinin en olmadığı alan eğitimdir. Eğitim alanında demokrasinin olmadığını gösteren olaylar o kadar çok ki... Niçin üniversite sınavlarını kazananların büyük çoğunluğu İstanbul, Ankara, İzmir'den çıkar da, ülkemizin geri kalan illerinden çıkmaz? Üniversite giriş sınavlarında en iyi derece alanlar, niçin bu üç büyük kentin ayrıcalıklı ya da özel okullarının öğrencilerinden çıkar da ,yine bu üç büyük kentin yoksul yerlerindeki okulların öğrencilerinden çıkmaz? Türkiye'de eğitimde demokrasinin olmadığının bundan açık göstergesi olabilir mi ?
Bu insan kendisini ve çevresini sorgulamaz,kendisiyle ve başkasıyla hesplaşmaz,olayları ve kişileri ve kendisini eleştirmez.Korkudan korkuyu içseleştirdiği için bu insan içtenlikle korkmadığını,hatta yürekli biri olduğunu sanmaktadır.Kendini özgür sanan köleler toplumu kurulmuştur.Teslim alındığını bilmeyen esirdir.Örneğin bu insan ,satın aldığı herhengi bişeyi,kendi özgür istenciyle satın aldığını sanır;kapitalist reklam endüstrisinin buyruğuna uyduğunu ayrımsamaz.Örneğin bu insan,seçimlerde kendi özgür istenciyle bir partiye oy verdiğini de sanır.
Aziz Nesin
Sayfa 19 - NESİN YAYINEVİ
Türkiye seçeneksizlikler ülkesi olmuştur. Tek sesin, tek adamın, tek modelin ,tek tipin kısacası tekçiliğin egemen olduğu yerde seçenek yoktur ve seçenek olmayan yerde de demokrasi olamaz. Örneğin bugünkü iktidar, seçeneği olmadığını savlamakta ve şaşılası olanı da şu ki, seçeneği olmamakla övünmektedir. Rakibi olmadığı ya da rakibi yok edildiği için şampiyon olmanın onur kazandırmayacağı bilinmelidir. Türkiye , tek tip örgütlerle , izlenecek tek yolla , yönetecek tek adamlarla, tel modelle , seçeneksiz olarak yönetilmek istenmektedir. Üstelik bu yönetim biçiminin demokrasi olduğu savlanmaktadır.
Evde,okulda,camide Tanrı sevgisi yerine,Tanrı korkusu verilir.Oysa,insan kendisine zarar veren şeylerden,kaygı duyduğu şeylerden korkar.Ortadireğin yüreği her yönüyle kaygılarla,korkularla doldurulur.
Aziz Nesin
Sayfa 30 - NESİN YAYINEVİ
"Kapitalizm herzaman ve heryerde korku üretecektir. Çünkü sermaye korkaktır ve korkan hep korkutmak zorundadır."
Nesin Vakfı'nda ceza olmadığı gibi, maddi ödül de yoktur. Çocuk hangi başarıyı gösterirse göstersin, karşılığında maddi ödül alamaz. Çünkü, her başarı onun görevidir. Bunun karşılığında beni ve arkadaşlarını sevindirmiş, mutlu etmiş olur; kendisini kutlarım. Başarı kazananlara maddi ödül verilirse, türlü nedenlerle başarı kazanamayanlar ödül alamayacağı için, dolayı olarak cezalandırılmış olurlar. Bu ödül, çocuklar arasında kıskançlık, sevgisizlik, haset yaratır. Her çocuk üstün başarı gösteremez ve bu yüzden maddi ödülden yoksun kalması haksızlık olur. Başarı karşısında verilen maddi ödülün bir kötülüğü de, ödülün özendiricilik nitemi yüzünden, çocukların salt ödül kazanmak için yarışa alıştırılmaları ve her başarıdan sonra, ödül bekleme gibi bir kötü alışkanlık edinmeleridir. Ayrıca, başarı kazanan çocuğa ödül olarak verilen şeye, başarı kazanamayan çocukların da gereksinmeleri vardır.
Sermaye, yaşamak ve kendini koruyabilmek içinhiç durmadan geometrik olarak artmak zorundadır. Bu artış durmadan sürmelidir. Artmayan, büyümeyen, olduğu gibi kalan sermaye, ölüme yargılıdır. Sermaye, durmadan büyümesi için istikrar ister, barış (iş barışı) ister, güven ortamı ister.
Aziz Nesin
Sayfa 14 - Adam Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Korkudan Korkmak
Baskı tarihi:
Temmuz 1998
Sayfa sayısı:
133
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754181494
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Adam Yayınları
Baskılar:
Korkudan Korkmak
Korkudan Korkmak
Aziz Nesin, çocukluğunda dinlediği bir hikâyeyle başlıyor "korku" üstüne düşündürmeye:
"Beş yaşımdayım. Bana daha o yaşımda okuma-yazma, matematik, sarf ve nahiv (dilbilgisi ve sözdizimi) ve tecvit öğreten ve Kur'an'ı ezberleten Galip Amcam şu gülütü anlatmıştı:
Köpeğe sormuşlar:
- Niçin havlayıp duruyorsun?
- Yürekliliğimden... demiş köpek.
- Öyleyse gerin niçin gelip gidiyor?
Köpek yanıtlamış soruyu:
- Korkumdan!
Altmış yedi yıldan beri unutamadığıma göre, ölene dek unutamayacağım bu gülütü duyduğumdan bu yana, yaşamımdaki deneyimlerimde gözlemledim ki, havlayıp hırlayarak, zartzurtla, zorbalıkla, dayak ve işkenceyle başkalarını korkutmak isteyen ve korkutanların kendileri daha çok korkmakta ve korkularından gerileri gidip gelmektedir.
Başkalarını korkutmaya çalışan ve korkutanların kendileri daha çok korkarlar ve korktukça, korkularını yenmek için daha çok korkutmaya çalışırlar. Bu korku kısırdöngüsü böylece sürer. Gerçekten yürekli olanlar, ne başkalarını korkutmaya çalışır, ne kendileri korkarlar."

Kitabı okuyanlar 31 okur

  • Ezgi Cakir

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0