Korkunç Yıllar Bütün Eserleri 4

8,9/10  (26 Oy) · 
67 okunma  · 
20 beğeni  · 
981 gösterim
Korkunç Yıllar ve Yurdunu Kaybeden Adam, Yazarın kendi hayat hikâyesine dayanan savaş romanlarıdır. Henüz öğrenci iken, askere alınan ve ikinci Dünya Savaşı'na sürülen Kırım'lı bir gencin hikâyesidir. Roman, Teğmen Sadık Turan'ın hatıraları olarak anlatılmaktadır. Almanlara karşı savaşırken, birliklerindeki Rusların zulmünü göre Sadık Turan esir düşer. Alman esaret kamplarında birbirleriyle ilgilenmeye çalışan bir avuç Türk soylu askerin ayakta kalmak için girdikleri mücadeleler anlatılır. Savaşın ve esaretin bütün acıları, karanlık yüzü bu insanların çektiklerinde yansıtılır. Otuz bin kişilik esir kampında ayakta kalabilenlerin sayısı sınırlıdır ve bir kısmı da Yahudi sanılarak Alman askerleri tarafından öldürülmüştür.

Derken, bir gün Almanların esir kamplarındaki Türk soyluları ayırarak bir birlik kuracakları ve Sovyetlerin işgali altındaki Türk yurtlarını kurtarmak üzere savaştıracakları duyulur. Şüpheler, endişeler, tereddütler, büyük bir heyecan ve ümide karışır. Rus üniformaları çıkartılır, Alman elbiseler giyilir; Türkistan Kurtuluş Lejyonu kurulmuş olur.

Ancak, ümitlerin hayal olması için fazla zaman gerekmez. Almanların savaşı kazansalar bile Türk yurtlarını kurtarmak gibi bir meseleleri olmadığını çabuk anlarlar.

Teğmen Sadık Turan, savaş sonunda, yurdunu, bütün insanlarıyla birlikte kaybetmiş, Kırım'ı ancak hayalinde yaşatabilecek olan genç insan, italya'da bir otelde otururken, bütün bu olup bitenlerden sonra yaşamak isteğini kaybediyor gibidir; içinde hayat ve umutsuzluk çarpışıyor: ""Onların boğuşması bütün varlığımı temelinden sarsıyor. Beni yavaş yavaş yıkıyor. Korkuyorum. Ben artık sokaklara çıkıp, sevdiğim insanlarla bir arada yaşayamayacağım. Elimden tutup beni dünyada gezdirecek birini araştırıyorum. Öyle biri var mı acaba? Belki var. Ya yoksa? Kalbim ve düşüncelerimle, gene de yer yüzünde her şeyi, canlıyı, cansızı yaratmış olan Allah'ıma uzanıyorum. Allah'ım sen beni bırakma. Sen beni koru Allahım.
Muhammet Çelik 
01 Ara 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Korkunç Yıllar --- Cengiz DAĞCI

Kırım Türklüğü, Türkiye Türklüğü ile neredeyse eş zamanlı Milliyetçilik akımlarının başladığı hatta bazı noktalarda bizi geçtiği bir yer. Bunun sözüm ona ceremesini ise yaklaşık 100 yıldır çekmektedirler.

İlk Önce Çar rejiminin yoğun baskısı ve eğitim engelleme çalışmaları, daha sonra menşevikler ve en sonunda ise Bolşeviklerin yaptıkları.

Hiç şüphesiz bu baskıda en büyük hainliği ise Bolşevikler yapmıştır.
Devrimden önce Kırım Türklerine her türlü özeklik ve hakları vereceklerini tahahhüt etmişler, daha sonra önce kısmı katliyamlara ve göçlere daha sonra 2. Dünya savaşında sorgusuz askere almalara ve en nihayetinde ise bütün Kırım Türklüğünü göçe zorlayarak Kırım'ı Türksüzleştirmeye neden olmuşlardır.

Bu kitapta 2. Dünya Savaşında SSCB tarafında savaşan bir teğmenin başından geçenler yukarıdaki tarihin küçük bir özeti olarak anlatılmaktadır.

19-20. Yüzyıllar Türklerin en kara yüzyıllarıdır. Bu kara lekelerden biri bu kitapta gizlidir.

Önemli Not: Filmi ile kitap herzamanki gibi paralel değildir.

Okumanız tavsiyedir.

..Leylâ 
 07 Nis 20:25 · Kitabı okumadı · 7/10 puan

Bize Tatar diyorlar, Çerkez diyorlar, Türkmen diyorlar, Kazak diyorlar, Özbek diyorlar, Azer diyorlar, Karakalpak, Çeçen, Uygur, Kabardı, Başkırt, Kırgız diyorlar. Bunlar hep yalan! Deniz parçalanmaz. Biz Türk-Tatarız. Bunu senin kalbinin bildiği gibi, her Başkırt, her Kırgız, her Kazak'ın, Kırgız'ın da kalbi bilir. Kalbinin hisleriyle hareket et. Dünyanın boş hırslarına kapılma...

Öncelikle Cengiz Dağcı'yı bu romanıyla tanımış olmaktan büyük mutluluk duyduğumu dile getirmek isterim. Bu kitabın yeri sanırım bende hep ayrı bir yerde olacak.
Kitabı okurken öyle etkilendim ki, kitabı ara ara bırakıp nefes vermek istedim kendi kendime. Gerçekten beni çok etkiledi. O yaşanılanlar, o zulümler, o ikiyüzlülükler... Okurken bunu ne midem kaldırabildi, ne de aklım. Kırım Türklerine yapılan bu zulümleri sanki bana yapılıyormuş gibi içim ezildi, her satırda dehşete düşmekten kendimi alamadım. Ve bir de öğreniyorum ki, kitap Cengiz Dağcı'nın gerçek hayat hikâyesiymiş. Buna şaşırdığımı söyleyemem, çünkü o kadar sahici betimlemeler, cümleler mevcuttu ki kitapta, bir yaşanmışlık olduğunu hissediyordum. Çünkü ancak biri yaşamışsa böyle anlatabilirdi benim gözümde. Dediğim gibi yavaş okumak durumunda kaldım, çünkü her olan ya da olacak olayda dayanamayıp kitabı kapattım. Öyle etkiledi yani. 
Sadık'ın o iyi kalpli iman dolu yüreğini kitapta her satırda hissettim ben. Minarelerin yıkılışında dahi, çocuk yüreğiyle içinin kötü olmasını buruk bir hüzünle karşıladım ben de onunla birlikte. Rusların, Almanların yaptığı zulümler bitmek bilmedi... Tarihimizi öğreneceksek bence bu kitaplarla öğrenmeliyiz.
Kitapta en çok etkilendiğim olaysa, kadınların olduğu yerdi hiç şüphesiz. Hamile bir kadın koşarak geliyor, esirlere ekmek vermek adına. Almanlar da hazır olda bekliyor ve kadın ekmeği veremeden onu vuruyorlar. Hiç tereddütsüz........

Sevda 
 24 Oca 2016 · Kitabı okudu · Beğendi

Eserde zaman 2. Dünya Harbi yıllarıdır. Eserin ana karekteri Sadık Turandır. Eserin türü için anı diyebiliriz.Olaylar Sadık Turan çevresinde gelişir. Cengiz Dağcı ile Sadık Turan arasında ortak özellikler vardır: İkiside Kırım Tatar Türküdür. Kırımın Kızıltaş köyünde doğmuştur. Almanlara esir düşmüşlerdir.

Eserde Kırım Tatarların çektikleri zulümler, acılar anlatılır. Ruslar burada yaşayan halkı rahat bırakmamış, köylere baskın düzenleyip halkın canına kastetmişlerdir. Camileri yıkmışlar. Türklere Türkçeyi unutturmaya çalışmışlardır bunun için sık sık alfabe değiştirmişlerdir.

İnsan canının pahasına da olsa vatanı için mücadele etmelidir. Bir milleti ayakta tutan dili ve dinidir. Bir millet diline sahip çıkmazsa asimile olur başka milletlerin boyunduruğu altında yaşamaktan başka çaresi yoktur. Peyami Safanın sözüyle dilin önemini vurgulayabiliriz: "Dilini kaybeden millet bir millet herşeyini kaybetmiş demektir." Bu din içinde geçerlidir. Milli benliğimizi korumamız için dinimizi ve dilimizi korumalıyız. Ruslar Kırım Tatarlarının diline, dinini yok etmekle onların vatanlarını parçalamaya çalışmışlardır.

Kırım Tatarlarının çektikleri acıları, işkenceleri hakkında bilgi sahibi olmak için okunması gereken kitaplardan biri.

R.T 
 05 Mar 06:37 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Dağcı'nın İlk Kitabı
Korkunç Yıllar, Sadık Turan isimli Akmescitli bir Kırım Türkü'nün Rusya adına Almanlara karşı savaşıp esir düşüşünü anlatıyor. Burada olaylar Sadık Turan'ın kendi hayatını yazdığı 'Hatıralar' üzerinden anlatılıyor. Yaşadığı derin acılar nedeniyle yarınını düşünemeyen, geçmişini düşünmekten kendini alıkoyamayan Sadık, hayatını kaleme alıyor. Daha sonra da kendisini bulan Cengiz'e veriyor. Biliyoruz ki bu kitap Kırımlı bir karakter üzerinden anlatılan bir roman. Ancak hiç kuşku yok ki yaşanmış olaylar aslında. Kitap başta bana karışık geldi. Sadık Turan karakteri üzerinden hatıralar anlatılırken olaydan olaya atlanmış. Çocukluk anıları anlatılırken birden savaş anılarına geçiliyor. Kâh yaşanılan an, kâh geçmiş anılar arasına geçiş yapılmış. Hatta benim söylediğim bu durumu Sadık Turan hatıralarının birinde şöyle aktarıyor:
" ... Şimdi, bütün bunları düşündüğüm zaman kendi kendime, gördüklerim bir rüya mıydı acaba, diyorum. Hayır, rüya değildi. Hepsi hakikatti. Yalnız bu hakikati, acemice yazdığımdan üzüntü duyuyorum." Dağcı da aslında karakterin anılarını karışık bir şekilde anlattığını itiraf ediyor belki de... Ancak bu durum, bize hissettirmek istediklerini aktarmasına engel değil! Süleyman, Grişa, Vasilef çavuş, Akmescitli Mustafa onbaşı, Gözleveli Osman, Özenbaşlı Halil, Bekir... Hepsinin anıları, acıları bir bir canlanıyor içinizde. Bunun dışında kitabı okurken birçok şehir adı geçtiğinden haritalardan yararlandım, geçişleri zihnimde daha iyi canlandırdığımı düşünüyorum. Keşke Atsız'ın 'Türk Tarihinde Toplamalar' (Ötüken Yayıncılık) adlı kitabında olduğu gibi arkada küçük bir harita olsaydı, diye geçirdim aklımdan ne yalan söyleyeyim... Bundan sonrası için aklıma takılan bir noktayı paylaşmak istiyorum, belki benim dışımda birilerinin dikkatini çekmiştir. Bilgilendiren olursa sevinirim. Kitap Cengiz Dağcı tarafından Türkiye Türkçe'siyle 1956'da kaleme alınmış. Kitapta bazı kelimeler günümüz yazımından farklı (etmiyecek, anbar, kaçmağa, döğmeğe, bağırmağa, kalb, yardımiyle...). Acaba o yıllarda bu kelimelere ait yazım kuralları farklıydı ve Dağcı bu şekilde mi yazdı, diye düşündüm. Bu şekilde olmuş olsa bile, sonraki baskılarında günümüz yazım kurallarına göre düzeltilmesi gerekmez miydi? Belki yayınevi kitabın orijinaline sadık kalmak amacıyla değiştirmemiştir, diye geçirdim aklımdan. Ancak kitapta konuşma çizgisi bazı yerlerde eksik, bazı yerlerde fazladan konulmuştu. Bu konuda olması gereken nedir? Kitapla ilgili aklıma gelen birçok cümle var, ancak yazıya dökebildiklerim bunlar. Okunmasını, okutturulmasını kesinlikle tavsiye ediyorum. Değerli okurlara keyifle okumalar dilerim.

Merve 
08 Şub 21:10 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Cengiz Dağcı ile maalesef geç tanıştım. Okumak için önce Korkunç Yıllar kitabını seçmemin sebebi 2014'te vizyona giren Kırımlı filmi. .
Sadık Turan, Kırım'da doğup büyümüş, Rus emperyalizmi altında milli, manevi duygularını muhafaza edebilmiş, Kırım'ın bağımsızlığı hayali ile kendini yetiştirmiş bir Tatar Türk'ü. .
İkinci Dünya Savaşında Rus cephesinde! Almanlara karşı mücadele ederken esir düşer. Esir kampında türlü eziyetlere maruz kalır... .
Türkistan lejyonunu hiç duydunuz mu?
Bir hayaldi belki fakat esirlikten iyiydi. Kendi vatan toprağının bağımsızlığı için.. Tatar, Özbek, Kırgız, Kazak, Türkmen, Azeri hep birlikte Türk'ün bağımsızlığı için.. .
Ortak düşman olan Ruslara karşı, Almanlar ile müttefik olmak.. Vatan bağımsızlığı için Alman üniforması içinde Türkistan hayali ile savaşmak..
Peki müttefik olunan Almanlar sözlerini tutmuş mu? Türkler, Stalin zulmünden kurtulabilmişler mi? .
Bu kitabı okuyun lütfen. Kitabın devamı için de Cengiz Dağcı'nın 'Yurdunu Kaybeden Adam' kitabını okuyun. Sonrasında bir de Kırımlı filmini izleyin.
.
.
Önemli Not: Cengiz Dağcı Kırım'da doğup büyümüş bir Tatar Türk'üdür. Kırım Pedagoji Enstitüsü ikinci sınıfında iken İkinci Dünya Savaşı çıkar. 1941'de Ukrayna cephesinde Almanlara esir düşer. Almanların yenilmesi üzerine esir kampından kurtularak müttefik devletler safına sığınır. ... .
Cengiz Dağcı hatıralarını roman türünde yazarak, yaşananları kayıt altına almış nadide edebiyatçılarımızdandır.

Mehmet Y. 
05 Tem 2015 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Cengiz Dağcı mühim bir yazardı. Eserleriyle üniversite yıllarımda tanıştığım ve adeta fahri bir Kırım Türk’ü olmamı sağlayan bir yazardı. Hatta yazarlığından da öte hayatıyla mühim bir yazardı. O bir Kırım Tatar’ıydı. 1919 yılında dünyaya gelmiş; İkinci Dünya Savaşı’nı cephede yaşamış ve savaş sonrası ülkesinden ayrılmak zorunda kalan yüz binlerce Kırımlıdan biri olarak Londra’ya yerleşmişti. Bütün kitapları Türkiye’de yayınlanmasına rağmen Türkiye’ye hiç gelememiş bir yazardı ve bu haliyle dünyada eşi olmayan bir örnekti belki de. ‘Onlar Da İnsandı’ adlı romanı Milli Eğitim Bakanlığı’nın tavsiye ettiği ‘100 Temel Eser’ arasında yer alıyor. Ayrıca birkaç sene öncesine kadar ‘Korkunç Yıllar’ ve ‘Yurdunu Kaybeden Adam’ merkezli olmak üzere hayatı ve eserleri lise edebiyat müfredatlarında yer alıyordu. Türkiye’deki Kırımlılar tarafından da iyi bilinen bir yazar elbette.

Dağcı’nın eserlerinin hemen hemen tamamı Kırım’da geçen hikâye ve anılardan oluşur. Kırım’ın asli unsuru olan Türklerin bilhassa Stalin döneminde uğradıkları zulümler ve nihayetinde 18 Mayıs 1944 tarihli ‘Büyük Kırım Sürgünü’ ile Türklerin yok edildiği bir Kırım projesinin gerçekleşmesine kadar uzanan hazin süreç anlatılır. Bu anlamda Dağcı, mazlum Kırım
Türklerinin ve hatta sadece Kırım Türklerinin değil, sürgüne maruz bırakılan diğer Kırım halklarının da sesi olmuştur.

Dağcı’nın ilk eseri Sadık Turan’ın Hatıraları’dır. Ancak hacim olarak hayli büyük olan kitap Varlık Yayınevi tarafından 1956 ve 57’de iki kitap halinde yayınlanır; Korkunç Yıllar ve Yurdunu Kaybeden Adam. Dağcı’nın hayatına dair biyografik çizgileri taşıyan eser, edebi değer bakımından Dağcı’nın acemilik dönemi eseri olmasına rağmen etkileyicilik bakımından belki de en iyileridir. Çünkü anlatılanlar gerçeklik hissi vermektedir. Savaş sırasında zorla Sovyet Ordusuna alınan Dağcı, Almanlara esir düşer. Almanlar ilerleyen süreçte esir Sovyet Türk askerlerini toplayarak bir Türkistan Lejyonu oluştururlar ve bu lejyon bu sefer Türk ilkelerinin Rus işgalinden kurtarılması için Alman saflarında çarpışırlar. Ancak Dağcı, Almanların da Ruslardan farklı olmadığını görecektir. Korkunç Yıllar ve onun devamı niteliğinde olan Yurdunu Kaybeden Adam, Cengiz Dağcı’dan kesitler taşısa da sonuçta kurguya dayanan bir roman ikilemesi. Romandaki ana karakter Kırımlı Sadık Turan. Onun macerasını okurken aslında pek de bilmediğimiz II. Dünya Savaşı yıllarına ve o savaşta Türk halklarının yaşadığı acılara şahit oluyoruz.

Bence mutlaka ama mutlaka okunması gereken bir ikilemedir Korkunç Yıllar ve Yurdunu Kaybeden Adam…

Beytullah Ömer DUMLU 
23 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bu kitabı lisede edebiyat hocamız tüm sınıfa okutmuştu.Gerçekten güzel bir kitap elinize aldığınızda bırakamıyorsunuz.Olaylar çok sürükleyici okuru kendine çekiyor.Okumanızı tavsiye ederim.

Emin Aydıncı 
22 Ağu 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

TÜRKİ ülkelerinde yaşayan insanlara yapılan zulümlerin birinci ağızdan anlatımı.

Kitaptan 47 Alıntı

Sevda 
 24 Oca 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi

Vatan
Hey sevdiğim vatanım,
Bu canım kurban sana...

Korkunç Yıllar, Cengiz Dağcı (Sayfa 246 - Ötüken)Korkunç Yıllar, Cengiz Dağcı (Sayfa 246 - Ötüken)
Muhammet Çelik 
28 Kas 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Her işine, Türk'üm; onun için yaşıyorum, onun için yapıyorum diye başlarsan sana lüzumlu kuvveti, kabiliyeti, damarlarındaki kanda bulursun.

Korkunç Yıllar, Cengiz DağcıKorkunç Yıllar, Cengiz Dağcı
İrem 
07 Şub 16:06 · Kitabı okudu · 9/10 puan

"İyi bak bu yıkıntılara! Sen benim evlâdım olmakla beraber, seni bu toprak doğurdu, bu toprak besledi. Bil ki, yalnız değilsin. Büyük bir milletin zengin geçmişi ve parlak geleceği seninle beraber. Bahçesaray'dan Kaşgar'a varana kadar binlerce minaremiz göklere uzanıyor. Bize Tatar diyorlar, Çerkez diyorlar, Türkmen diyorlar, Kazak diyorlar, Özbek diyorlar, Azer diyorlar, Karakalpak, Çeçen, Uygur, Kabardi, Başkırt, Kırgız diyorlar. Bunlar hep yalan! Deniz parçalanmaz! "

Korkunç Yıllar, Cengiz DağcıKorkunç Yıllar, Cengiz Dağcı
Mehmet Y. 
20 Oca 15:15 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Yurduma bir daha dönemeyeceğimi hissediyordum. İstasyonda anam, babam, kardeşlerim, hısım akraba toplanmıştı… Kompartıman penceresinden onlara bakarken hayatımın acı tatlı günlerini düşünüyordum. Bu onları sonuncu görüşümdü. Annem, sağ elini bana doğru kaldırmış, sol eliyle, omuzlarından aşağı sarkan atkısının ucunu tutarak gözlerinin yaşını siliyordu. Tren son bir düdük daha çaldı, sonra lokomotifin bağrından fışkıran kara bir duman aramıza girerek bizi birbirimizden ayırdı.

Korkunç Yıllar, Cengiz DağcıKorkunç Yıllar, Cengiz Dağcı
Mehmet Y. 
16 Şub 22:58 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

İşte biz böyle harb ettik. Bir çoğumuz öldü. Ovalarda, dağ eteklerinde, ıssız çöllerde, yurttan uzaklarda, çok uzaklarda, taşsız, mezarsız unutuldular. Birçoğumuz yaralı, hasta, ayaksız, kolsuz, yarım vücutla yabancı memleketlerde sürünerek ulu Tanrı'dan imdat bekliyoruz.

Yurtta kalmış yavrularımızı, ak sakallı babalarımızı, analarımızı, kızlarımızı Kızıllar hayvan vagonlarına doldurarak uzak, vahşi Sibirya ormanlarına sürüyorlar. Bir millet düşman kamçısı altında 'Vatan! Vatan' diye inleyerek mahvoluyor.

Korkunç Yıllar, Cengiz DağcıKorkunç Yıllar, Cengiz Dağcı
Sevda 
24 Oca 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi

Gazetelere bakıyorum. Hep Tatar sözleri, hep Tatar kelimeleri Rus harfleriyle yazılmış (...) Neden bilmem, bir çocuğun sınıfta karatahtaya Rus harfleriyle Tatarca yazan elini görür gibi oluyorum. Küçük bir el; vücut, kafa, göz yok; yalnız zayıf bir el gözlerimin önünden gitmiyor. Ağlamak, hayır, gülmek istiyorum. Mektuplarında, babama, bana eski destanlarımızdan birkaç satır gönder diye yazacak olsam, babam bana, "Siyer-i Nebi"yi, "Çora Batır"ı bu harflerle mi gönderecek?

Korkunç Yıllar, Cengiz Dağcı (Sayfa 48 - Ötüken)Korkunç Yıllar, Cengiz Dağcı (Sayfa 48 - Ötüken)
Sevda 
24 Oca 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi

Doğru, yanlış; kalbimin bana emrettiğini yaptım. Belki o günler hayatı olduğu gibi gördüm. Ama hayatın başka yolları varmış, ben ne bileyim!

Korkunç Yıllar, Cengiz Dağcı (Sayfa 250 - Ötüken)Korkunç Yıllar, Cengiz Dağcı (Sayfa 250 - Ötüken)

Göğsüm kabarıyordu. Meydanda beş yüz esirin arasında, tek başıma bir memleket gibiydim.

Korkunç Yıllar, Cengiz Dağcı (Sayfa 124 - Ötüken)Korkunç Yıllar, Cengiz Dağcı (Sayfa 124 - Ötüken)
Sevda 
24 Oca 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi

Bir millet düşman kamçısı altında "Vatan! Vatan" diye inleyerek mahvoluyor.

Korkunç Yıllar, Cengiz Dağcı (Sayfa 117 - Ötüken)Korkunç Yıllar, Cengiz Dağcı (Sayfa 117 - Ötüken)
R.T 
05 Mar 09:04 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

"Ölüleri çukura, odun devirir gibi devirip geri, hastaneye dönüyoruz. Kimse konuşmuyor. Gök, renksiz, alçak... Yerle gök aynı yas tutar gibi. Dünya sessiz, sağır. Hayat kiminle beraber gidiyor? Ölülerle mi, yoksa ölüleri çukurlara taşıyanlarla mı?.."

Korkunç Yıllar, Cengiz Dağcı (Sayfa 182 - Ötüken Yayıncılık)Korkunç Yıllar, Cengiz Dağcı (Sayfa 182 - Ötüken Yayıncılık)
5 /