Korkunç Yıllar

·
Okunma
·
Beğeni
·
6,7bin
Gösterim
Adı:
Korkunç Yıllar
Baskı tarihi:
Ekim 2019
Sayfa sayısı:
254
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754370621
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Baskılar:
Korkunç Yıllar
Korkunç Yıllar
Korkunç Yıllar ve Yurdunu Kaybeden Adam, Yazarın kendi hayat hikâyesine dayanan savaş romanlarıdır. Henüz öğrenci iken, askere alınan ve ikinci Dünya Savaşı'na sürülen Kırım'lı bir gencin hikâyesidir. Roman, Teğmen Sadık Turan'ın hatıraları olarak anlatılmaktadır. Almanlara karşı savaşırken, birliklerindeki Rusların zulmünü göre Sadık Turan esir düşer. Alman esaret kamplarında birbirleriyle ilgilenmeye çalışan bir avuç Türk soylu askerin ayakta kalmak için girdikleri mücadeleler anlatılır. Savaşın ve esaretin bütün acıları, karanlık yüzü bu insanların çektiklerinde yansıtılır. Otuz bin kişilik esir kampında ayakta kalabilenlerin sayısı sınırlıdır ve bir kısmı da Yahudi sanılarak Alman askerleri tarafından öldürülmüştür.

Derken, bir gün Almanların esir kamplarındaki Türk soyluları ayırarak bir birlik kuracakları ve Sovyetlerin işgali altındaki Türk yurtlarını kurtarmak üzere savaştıracakları duyulur. Şüpheler, endişeler, tereddütler, büyük bir heyecan ve ümide karışır. Rus üniformaları çıkartılır, Alman elbiseler giyilir; Türkistan Kurtuluş Lejyonu kurulmuş olur.

Ancak, ümitlerin hayal olması için fazla zaman gerekmez. Almanların savaşı kazansalar bile Türk yurtlarını kurtarmak gibi bir meseleleri olmadığını çabuk anlarlar.

Teğmen Sadık Turan, savaş sonunda, yurdunu, bütün insanlarıyla birlikte kaybetmiş, Kırım'ı ancak hayalinde yaşatabilecek olan genç insan, italya'da bir otelde otururken, bütün bu olup bitenlerden sonra yaşamak isteğini kaybediyor gibidir; içinde hayat ve umutsuzluk çarpışıyor: ""Onların boğuşması bütün varlığımı temelinden sarsıyor. Beni yavaş yavaş yıkıyor. Korkuyorum. Ben artık sokaklara çıkıp, sevdiğim insanlarla bir arada yaşayamayacağım. Elimden tutup beni dünyada gezdirecek birini araştırıyorum. Öyle biri var mı acaba? Belki var. Ya yoksa? Kalbim ve düşüncelerimle, gene de yer yüzünde her şeyi, canlıyı, cansızı yaratmış olan Allah'ıma uzanıyorum. Allah'ım sen beni bırakma. Sen beni koru Allahım.
284 syf.
·Beğendi·10/10
UYARI : İncelemelerimde spoiler yoktur .. Bu platformda okuduğunu anlamayan ve yazdıklarımı spoiler sanan bir takım "ÇOK AKILLI" insanlar vardır !!! Ben spoiler olduğunu düşünmüyorum ama sen olduğunu düşün ve ona göre oku ..

Başlamadan Not : İşbu inceleme Korkunç Yıllar ve Yurdunu Kaybeden Adam adlı kitaplarının şekersiz nescafe kıvamında yazıya aktarılmış İKİSİ BİR ARADA İNCELEMESİDİR..

Sabahın köründe kalkıp karga "bilmem nesini" yemeden yazmaya başladığım bir incelemeden daha alayınıza selam olsun .. Özellikle haftasonu çalışacaklar .. BEN Mİ GİDEYİM YAUVV?! =)) Kahvemden bir yudum alayım FÜTFÜT !!! Sen de bu arada yatağın altına attığın çoraplarını araya dur .. İşçi ailesiyiz kardeşim genlere işlemiş erken kalkmak .. Bu incelemeyi uzun ama baya uzun bir müddettir öteliyorum .. Sabah kalkıp BETON yün yorgan altında buz gibi havada kitapla gözgöze gelince ne olacaksa olsun yazıcam deyip sarıldım klavyeye ..

2018 senesi benim için baya baya karlı bir sene oldu .. Kitaplığımda olmasına rağmen şans vermediğim yazarlara ve kitaplara bir şans verince boğazda saltanat kayığı içinde çiğ köfteden yapılma bir tahtta oturup , serinlemem için marul yaprakları sallayan ve bir yandan da mangal yelleyen kölelere nazır tekila yuvarlayan modern osmanlı padişahlarına döndüm.. Bunlardan biri Cengiz Aytmatov idi .. Beni çok etkiledi .. 2 tane de inceleme yazdım .. İşte o günlerde bir gece bir msj düştü posta kutuma .. https://1000kitap.com/pikacu_ diyordu ki bu adamı bunca sevdiysen Cengiz Dağcı' ya da bir şans ver .. Aytmatov Kırgızistan' dan katılıyorsa ortamlara , Cengiz Dağcı da Kırım' ın evladıdır...Alkolün bünyede top koşturduğu saatler .. Tamam dedim o an için .. Sabah uyanınca baktım ki zaten okunacaklar listesine almışım .. Az bi araştırma yaptım..Baktım kitapları Ötüken ve Varlık yayınlarından çıkmış .. Ötükeni oldum olası sevemedim bazı ideolojileri gereksiz yere sömürdüğü için .. Düştüm yollara , vurdum kendimi hurda pazarına .. 4 saat o hengamede çuvallarla altlı üstlü mücadele edip şansa bu ve diğer 4 5 kitabını daha almayı başardım Varlık Yayınlarından .. Geldim eve bir sevinçle .. Bu arada yazar hakkında hiçbir bilgiye sahip değilim Kırım Türkü olmasından hariç .. Az bi internette gezindim bir bilgiye rastgelebilir miyim diye , Vatanı Dilinde Cengiz Dağcı diye bir kitaba rastgeldim.. Aradım taradımsa da kitaba erişim şansım olmadı sonrasında.. Kitabın ismi aklıma kazındı yalnız .. Bir de bulamayınca .. Neyse efenim başladım bendeki varlık yayınlarından okumaya .. Esasen bu kitap tek parça halinde Yaşar Nabi 'ye gönderilmiş Cengiz Dağcı tarafından içerisinde bir mektupla .. Kağıdın altından pahalı olduğu dönemler tabii o günler .. Yaşar Nabi bakmış ki kitap çok uzun tek parça halinde yayınlaması mümkün değil , kitabı ikiye bölmüş Korkunç Yıllar ve Yurdunu Kaybeden Adam diyerek .. Korkunç Yılların başına da kitabın yazılış öyküsünü kendince yazmış .. O notun sonunda Cengiz Dağcı' nın öyle bir cümlesi vardı ki daha kitabı okumazdan evvel ben bu adamı ÇOK AMA ÇOK sevdim kardeşim dedim ..

"Elhamdülillah -TÜRKÜM- , müslümanım ve bu notlarımda yazdıklarımın hepsinin de hakikat olduğuna yemin ederim."

Hiçbir art niyet gelmedi şunları okuduğumda aklıma .. Çünkü sene 50 lerin ortası ve ne müslümanlık ,ne de Türklük o dönemlerde insanların bugünki gibi içi boşaltılmış söylemlerle savunduğu olgular değil .. Zaten şu adama bir bakın yahu !! Bu adam nasıl sevilmez !?!?!
https://www.youtube.com/watch?v=zl9Nzs__lzg

Kitabı okudukça kendisine olan sevgim yüze falan katlandı .. Kendime de baya kızdım bunca sene böylesi bir Türk büyüğünü nasıl atlayıp es gecmişim diye .. Az önce bahsetmiştim ya sizlere Vatanı Dilinde isimli kitaptan .. O kitabı bulup okuyamadım ama safi başlığı dahi bu adamın hakkını SONUNA KADAR vermiş .. Ben böylesine saf ve temiz bir milliyetçi , böylesine Türklüğe sarılmış bir adam daha görmedim .. Öyle çok , öyle içten ve öyle saf bir dille bahsetmiş ki Türk birliğinden ve Türklükten , yaşadığı acılardan , kaybettiği değerlerden ve vatanından.. Taşı alsam karşıma da okusam şu kitabı vallahi de billahi de tillahi de o dile gelir de ağlar yeter sus diye.. Burnumun direkleri sızladı.. Biliyorum çok uzadı ama bu inceleme de benim boynumun borcudur..Herkes tanısın , okusun sahip çıksın istiyorum Cengiz Dağcı' ya .. Ben kitabı Korkunç Yıllar ve Yurdunu Kaybeden Adam olarak tek bir kitapmış gibi anlatıcam sizlere .. Yani İKİSİ BİR ARADA OLACAK ! O yüzden inceleme esasen işte burda başlıyor eticin kemiren monçiçiler(tabii ki PORTAKALLI !) ..

O dönemlerden , yani 2. Dünya Savaşı günlerinde Rusya 'da yaşananlardan haberdar olmayanlar için kısaca anlatayım .. Stalin'in Kırımlılara inanılmaz zulmettiği , dilini dinini ve benliklerini, Türklüklerini asimile etmeye and içtiği dönemler .. Traktörle çekerek camii minaresi yıkmak nedir arkadaş !?!?? Böyle manyaklık mı olur demeyin !! Okuyun daha nicesini göreceksiniz bu kitapta .. Neyse devam .. Her iki kitapta da anlatılanlar Sadık Turan isimli bir kırım türkünün anıları şeklinde verilmiş bizlere ama Cengiz Dağcı' nın ÖZ BE ÖZ hayat hikayesi bu yaşananlar .. Fakir bir aileyle hayata merhaba diyenlerden Sadık Turan .. Yokluk ve sefaletten kardeşlerini kaybetmesi , olan kardeşi ile de daha sonrasında düşman dediği , karşısında savaştığı bir ordunun üniformasını giyerek savaşmak zorunda kalması .. Anlatacak öyle çok şey var ki nasıl toparlıyacağımı bilemiyorum .. Dedim ya ruslar zulmediyor diye .. Ailesine aba altından sopa gösterip emrivaki ile rus ordusuna katıyorlar onu .. Soyunuzu yoketmeye yemin etmiş bir orduya mecburen girmek zorunda kaldığınızı aklınıza bir an için getirin .. Hayır dese ailesini buhar edecekler .. Teğmen olarak savaşa giriyor ama birgün Türkistan' ı kuracaklarının hayalini bir an bile aklından çıkarmadan ..Almanlara esir düşüp meşhur toplama kamplarına misafir oluyor .. Sade o toplama kampı anıları bile Anna Frank'in Anı Defterini Cin Ali kıvamına getirmeye yeter ..Şuraya kadar anlattığım tüm konu başlıklarının onlarca alt başlığı var kitapta .. Almanları 2. Dünya Savaşından tanımayanlar pek bilmezler ama Almanlar istihbaratın kitabını yazmış bir millettir.. Bizim Milli İtihbarat Teşkilatının temelleri bile ilkin almanlar tarafından atılmıştır .. Varın gelin gerisini siz hesap edin .. Hal böyle olunca kontrespiyonaj ile propaganda yaparak esasen rusların düşmanı olduğunu çok iyi bildikleri Sadık Turan 'ı kendi saflarına katmaya çalışıyorlar .. Katiyen karşı çıkıyor ilkten.. Ama daha sonra durum muhakemesini yapıp Stalingrad carpışmaları sürerken ve vatanım dediği Kırım da Nazilerin kontrolüne geçince Alman üniformasını giyip Nazilerin Türkistan Lejyonuna katılıyor Ruslara karşı savaşmak için .. Tonla 2. Dünya Savaşı araştırması ve romanı okudum , bu adamınki gibi bir hikayeye rastlamadım .. Hem ruslara hem de nazilere karşı savaşmış bir isim Türkistan birliğini kuracağız günün birinde diyerek .. Muadili yok bunun dünya üzerinde !! Bunun böyle olduğunu kitabı okuduğunuzda sizler de göreceksiniz ..

Esas üzücü olan şu ki , her iki taraf içinde harcanabilir bir isim oluyor kendisi .. Niçin ? Çünkü vatanım dediği topraklar o günlerde rus işgalinden kurtulup nazi egemenliğine giriyor ..Ta en başından beri vatanım dediği topraklar ilhak edilmiş ! Hakan Günday ' ın bir sözü var : "Benimle savaşma. Çünkü kazanırsan, kaybedersin." Kiminle savaşırsa savaşsın kaybetmeye yazgılı .. Ruslar zaten ebedi düşmanları ... Ya Almanlar ? Bakın ben size o günlerde 1943 senesinde Hitler' e verilmiş bir rapordan bahsedeyim .. SS subayı Berger 'in incileri .. İyi okuyun !

1940 yılının başında Nazilere bağlı bir Türk lejyonunun kurulması kararlaştırılır ..Tarih 24 Kasım 1943 ' ü gösterdiğinde SS subayı Berger , Hitler' in danışmanı Grothmann ' a bir rapor sunar .. Aynen aktarıyorum : "Türk lejyonu sorunu bizim için HAYATİDİR. Biz , BATI MÜSLÜMAN BİR ORDUYA KARŞI (YANİ TÜRKİYE ORDUSU!) , doğu müslüman bir ordu çıkarabilirsek , o zaman 220 milyon müslüman için de önemli bir MÜFTÜYLE birlikte çalışmamız başarı açısından selamlanacak bir durumdur."
Bu oyunlarını o günlerde hayata geçiremediler .. Devam ediyorum : "Bu ÇAPULCULARIN (!) çetelerin bölgesinde devreye sokulması gerekir.Eğer başarısız olurlarsa onları KURŞUNA DİZERİZ ..BU BİZİM İÇİN KOLAY BİR İŞTİR."

İşte BU, almanların kendilerinden olmayan , ari ırk mensubu olmayanlara bakış açısı o yıllarda .. Sonrasında Cengiz Dağcı' nın Londra'ya yerleştiği dönemler ..

Son olarak Türkiye' ye hiç gelmemiş , adımını dahi atmamış ama kalbi bizden fazla Türklük için çarpan ismin karşılığı Cengiz Dağcı .. Küçük çocuklara asker elbisesi giydirip selam verdiren ve boş söylemler ardından medyayı karşısına alıp "BAHÇELİ" villalarda boy boy fotoğraf çektiren bir kısım zevata verilip okutturulması gerek .. "Türklük" , "Milliyetçilik" budur diyerek ..

Al son cümleleri de ondan yapayım :
Bize Tatar diyorlar, Çerkez diyorlar, Türkmen diyorlar, Kazak diyorlar, Özbek diyorlar, Azer diyorlar, Karakalpak, Çeçen, Uygur, Kabardı, Başkırt, Kırgız diyorlar. Bunlar hep yalan! DENİZ PARÇALANMAZ ..BİZ TÜRK - TATARIZ! (İŞTE O KADAR!)


Buraya kadar okuyanlar ve beni yazarla tanıştıran sevgili https://1000kitap.com/pikacu_ ... AYEM SO TENK KU !! Okumayanlar , eviniz başınıza yıkılsın ulan sizin!!! O kadar yazıyoruz !! =))
254 syf.
Uyuyamazsan yüze kadar say, bine kadar say, HEP SAY!

Neden uyuyamıyorsun SADIK TURAN? Bir derdin mi var, çok mu acın var, yurdunu mu özlersin?
Yazdığın HATIRALAR benim, sadece bir okuyucu olan benim bile içimi parçaladı. Bu kadar acıyı çeken senin, uyuyamamana ve huzursuzluğuna hiç şaşmamak lazım!

Daha çocukken vatanın Kırım, Rusların istilasına uğradı. Güya dininizi, malınızı, mülkünüzü, özgürlüğünüzü koruyacaklardı, sözleri vardı. Nereden bilecektin minareleri yıkacaklarını ya da tahmin eder miydin yemeğe beklediğin babanın eve gelemeyeceğini?

Bir gün Kırım'ın kurtulacağı ümidiyle Kızıl Ordu'ya katılıp düşman üniforması içinde Almanya'ya karşı savaşı da kabullendi yüreğin. Yeter ki Kırım kurtulsun, ufacık bir ümit bile olsa!

Ya Almanlara esir düşmek... Onca eziyet, işkence! Günde 50 gram ekmekle nasıl yaşanır, nasıl devam edilir nefes almaya. Üşüdüğünde kendini sobanın yanında tahayyül ederken ısınabildin mi? Sen üşürken ben de ısınamadım sıcacık evde!

Şimdi kime sormak lazım hesabını bu harbin? Savaş yüzünden anne kokusundan mahrum kalanların, bir babayla evladın beraber geçireceği zamanları çalmanın, vatanından uzakta aile özlemi çekenlerin, esir kampında kızının bir tutam saçını koynunda saklayanların, ailesinin yüzünü unutmaya başlayanların, anadilini konuşmayı özleyenlerin, türlü işkenceler sonrasında tatlı canları vücudundan çıkanların, arkadaşlarının kanı bedenine sıçrayanların hesabını kime sormalı!
Kime lazımdı bu cenk!

EY HATIRALARLA YAŞAYAN ADAM, kavuşabildin mi rahata, huzurla verebildin mi canını? En büyük merakım bu oldu.
Senin hatıraların bana savaşın mağduru olanların acısını biraz da olsa hissettirdi, yüreğime dokundu o dehşet veren harp. Oysa din, dil ırk olarak ayırmaya gerek var mıydı insanı? Toprak parçası için ne gerek vardı bu savaşlara? Bunu hiç aklım almadı, almayacak da galiba...

Bu kitap kesinlikle kurgu değildi, yazar Cengiz Dağcı'nın bizzat yaşadıklarından ibaret. İlk defa okudum yazarı ve diğer eserlerinin de okunması gerektiğini düşünüyorum artık. Üslubu akıcı olabilir ama yazdıkları hem çok üzdü hem de çok yordu beni. Aslında gerçeği, savaşın acı yanını anlatıyor fakat gerçeklerle yüzleşmek insan için çok zor olmuştur her zaman.
Yine de bir nebze acılarına ortak olmak iyi hissettirdi.
Şimdi en büyük duam; en güzel mekânlar onların olsun...
Kitap listenize Cengiz Dağcı eserlerini mutlaka almanızı tavsiye ederim. Keyifli Okumalar...
232 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Cengiz Dağcı'nın okuduğum ilk kitabı. Savaşın tüm korkunçluğunu ve gerçek yüzünü bize gösteren müthiş bir kitap.

Kitapta, Sadık Turan ismindeki Kırımlı bir gencin hatıralarına yer veriliyor. Bu hatıralar da ilk olarak, Stalin Rusya'sı döneminde Kırımlı Türklere yapılan zulüm anlatıldıktan sonra,', İkinci Dünya Savaşına katılan ve daha sonra Almanlar tarafından esir alınan Sadık Turan'ın bu savaşta ve esaret altındaki yaşadıkları tüm dramatikliği ve gerçekliğiyle bize aktarılıyor. Ayrıca savaş ve esaret dönemlerindeki insanların ruh halleri de çok ayrıntılı biçimde bize yansıtılıyor.

Her türlü güç ve dramatik durumda bile, Kırımlı gencin yaşadığı millet sevgisi ve milletinin özgürlüğünü sağlama düşüncesi, kitapta işlenen en önemli temalardan birini oluşturmaktadır.

Yazarın hayatını incelediğimizde ise, aynen kitapta yazılan Sadık Turan gibi onun da Kırımda doğup büyüdüğü, İkinci Dünya Savaşında Rus üniforması altında savaşırken, Almanlara esir düştüğü ve bu esaret döneminden sonra bir şekilde Almanların elinden kurtularak Londra'da ikamet etmeyi başardığını görüyoruz. Bu durum da bizi kitaptaki olayların yazarın anılarından derlenmiş ve kurgulanmış olabileceği düşüncesine götürmektedir. Ama ne kadarının gerçek ne kadarının kurgu olduğu veya ne kadarının yazarın başından geçenler, ne kadarının başkalarının yaşadıklarının anlatılması olduğunu bilemeyiz. Yalnız şu var ki yazılanların çok büyük bir kısmının gerçek olaylar olduğunu bildirecek bir çok ipucu da kitapta yer almaktadır.

Kitap çok akıcı bir dille yazılmış olup aynı zamanda da müthiş bir sürükleyicilik içinde okunmaktadır. İnsanların çektikleri acıları okurken, yüreğinizin sızlamaması mümkün değil. Ama en acı olanı da maalesef ki bütün bunların yaşanmış olduğunu bilmektir.

Bu kitabı bana önererek, okumama vesile olan Oktay Şen (Oktay Şen/Duvar/) kardeşime teşekkür ediyorum. Onun sayesinde Cengiz Dağcı ile tanışmış oldum. Yazarın diğer kitaplarını da kesinlikle okumayı düşünüyorum.

Savaşın korkunçluğunu bize en iyi şekilde anlatan, aynı zamanda da vatan ve millet sevgisi duygularının en yücesini bize gösteren bu kitabı ben büyük beğeniyle okudum ve okunmasını da kesinlikle tavsiye ediyorum.
232 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Eğer korkunç yıllar bir roman ise ben daha önce okuduğum 460 kitaplik geçmişimle, aslında hiç kitap filan okumamışım. 2.dünya savaşiyla ilgili boyali kuşu ben dahil övüp duruyoruz ya. Bu kitap boyalı kuşu şamarlar. Öyle bi kitap... Anlatımından kurgusuna kadar bir kitabın her sayfası mükemmel olur mu yahu. Oluyormuş. Burası kötü dediğim tek bir sayfa yok. Müzelik kitap. Şurada bu boyleyken şöyle oldu diye kitap yorumlarımda içerik anlatmayı sevmiyorum. O yüzden herkesin bu kitabi okumasını, iceriğini özümsemesini isterim. Ki ben 1000k'nın kadrolu kitap gömücüsüyüm, bu kitap beni duman etti. Çok farkli hisler içindeyim.
Güzel kitap, güzel...
Çok güzel....
Bunun üstüne söyleyebilecek tek bir sözüm yok.
232 syf.
Cengiz Dağcı mühim bir yazardı. Eserleriyle üniversite yıllarımda tanıştığım ve adeta fahri bir Kırım Türk’ü olmamı sağlayan bir yazardı. Hatta yazarlığından da öte hayatıyla mühim bir yazardı. O bir Kırım Tatar’ıydı. 1919 yılında dünyaya gelmiş; İkinci Dünya Savaşı’nı cephede yaşamış ve savaş sonrası ülkesinden ayrılmak zorunda kalan yüz binlerce Kırımlıdan biri olarak Londra’ya yerleşmişti. Bütün kitapları Türkiye’de yayınlanmasına rağmen Türkiye’ye hiç gelememiş bir yazardı ve bu haliyle dünyada eşi olmayan bir örnekti belki de. ‘Onlar Da İnsandı’ adlı romanı Milli Eğitim Bakanlığı’nın tavsiye ettiği ‘100 Temel Eser’ arasında yer alıyor. Ayrıca birkaç sene öncesine kadar ‘Korkunç Yıllar’ ve ‘Yurdunu Kaybeden Adam’ merkezli olmak üzere hayatı ve eserleri lise edebiyat müfredatlarında yer alıyordu. Türkiye’deki Kırımlılar tarafından da iyi bilinen bir yazar elbette.

Dağcı’nın eserlerinin hemen hemen tamamı Kırım’da geçen hikâye ve anılardan oluşur. Kırım’ın asli unsuru olan Türklerin bilhassa Stalin döneminde uğradıkları zulümler ve nihayetinde 18 Mayıs 1944 tarihli ‘Büyük Kırım Sürgünü’ ile Türklerin yok edildiği bir Kırım projesinin gerçekleşmesine kadar uzanan hazin süreç anlatılır. Bu anlamda Dağcı, mazlum Kırım Türklerinin ve hatta sadece Kırım Türklerinin değil, sürgüne maruz bırakılan diğer Kırım halklarının da sesi olmuştur.

Dağcı’nın ilk eseri Sadık Turan’ın Hatıraları’dır. Ancak hacim olarak hayli büyük olan kitap Varlık Yayınevi tarafından 1956 ve 57’de iki kitap halinde yayınlanır; Korkunç Yıllar ve Yurdunu Kaybeden Adam. Dağcı’nın hayatına dair biyografik çizgileri taşıyan eser, edebi değer bakımından Dağcı’nın acemilik dönemi eseri olmasına rağmen etkileyicilik bakımından belki de en iyileridir. Çünkü anlatılanlar gerçeklik hissi vermektedir. Savaş sırasında zorla Sovyet Ordusuna alınan Dağcı, Almanlara esir düşer. Almanlar ilerleyen süreçte esir Sovyet Türk askerlerini toplayarak bir Türkistan Lejyonu oluştururlar ve bu lejyon bu sefer Türk ilkelerinin Rus işgalinden kurtarılması için Alman saflarında çarpışırlar. Ancak Dağcı, Almanların da Ruslardan farklı olmadığını görecektir. Korkunç Yıllar ve onun devamı niteliğinde olan Yurdunu Kaybeden Adam, Cengiz Dağcı’dan kesitler taşısa da sonuçta kurguya dayanan bir roman ikilemesi. Romandaki ana karakter Kırımlı Sadık Turan. Onun macerasını okurken aslında pek de bilmediğimiz II. Dünya Savaşı yıllarına ve o savaşta Türk halklarının yaşadığı acılara şahit oluyoruz.

Bence mutlaka ama mutlaka okunması gereken bir ikilemedir Korkunç Yıllar ve Yurdunu Kaybeden Adam…
254 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Korkunç Yıllar... Cengiz Dağcı Ağabeyin okuduğum ilk kitabı.
Cengiz Ağabey bu eserinde kendi hayatından kesitleri bizlere sunuyor. Kırım Türklüğü hakkında bilgi almak isteyenler için en güzel edebi eserler Cengiz Dağcı'nın eserleridir. Bu eserde daha çocukluğunda karşı karşıya kaldığı Komunist Rus Rejiminin, Türkleri maddi ve manevi yönden ne kadar sarstığını, kaç ocağa ateş düşürdüğünü, hayatların nasıl mahvolduğunu iliklerinize kadar hissedeceksiniz. Zulüm ne imiş? Sürgün... Esaret... Vatana hasret ne imiş görüp değerlerinize sımsıkı sarılacaksınız. Kimi zaman şaşıp kalacak, kimi zaman gözleriniz dolacak, kimi zaman gülümseyeceksiniz ama en çok bu milletin gururu ve onuruyla şeref duyacaksınız!
Bu olayların yaşanmışlığıyla içiniz titreyecek fakat okuduğunuza asla pişman olmayacaksınız. Beni en çok etkileyen kısımları sizinle paylaşacağım:

Yurtta kalmış yavrularımızı, aksakallı babalarımızı, analarımızı, kızlarımızı, Kızıllar hayvan vagonlarına doldurarak uzak, vahşi Sibirya ormanına sürüyorlar. Bir Millet düşman kamçısı altında ''Vatan! Vatan'' diye inleyerek mahvoluyor.

Cengiz Dağcı'nın bu eserinde Komunizmin Türk Birliğini engelleme projesine darbe niteliğindeki şu sözleri çok önemlidir:
Bize Tatar diyorlar, Çerkez diyorlar, Türkmen diyorlar, Kazak diyorlar, Özbek diyorlar, Azer diyorlar, Karakalpak, Çeçen, Uygur, Kabardı, Başkırt, Kırgız diyorlar. Bunlar hep yalan!
DENİZ PARÇALANAMAZ,
BİZ TÜRK'ÜZ!

Dağcı, çocukluğunda Vatan Sevdası ile Allah'a şöyle yalvarıyor:

Kompartıman penceresinden, elimizden alınmış ata topraklarına baktım. Bu topraklar, vagonların tekerlekleri altında yılların kanlı türküsünü söylüyordu. Bu türküyü saatlerce dinledim, sonra Allah'ım, Allah'ım diye yakardım, sen bizi ayırma bu topraktan! Bu toprak bizimdir. Atalarımızın mirasıdır. Aç, çıplak kalsak da bu toprakta olalım. Ölsek de bu toprakta ölelim. Vatanım, vatanım! Dünyanın hangi köşesinde olursam olayım, ben yaşadıkça sen de bizimle beraber olacaksın...

Keyifli okumalar dilerim. Profilimde en beğendiğim kısımları mevcut, okuyup kitap hakkında fikir edinebilirsiniz.
232 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Bazı önemli olayları; belki gülünç anıları belki unutulmaması gereken hatıraları unutmamak için ya da içeriğindeki önemli bilgiler nedeniyle başucu kitabı yaptığımız eserler vardır. Fakat yaşanan acıları da unutmamak için kitaplara bu değeri vermemiz gerekiyor. Bence Korkunç Yıllar bu kategoride bir kitaptır.

Kitap, Cengiz karakterinin Amerika'da eski bir Rus askeri olup aslında Kırımlı bir Tatar olan Sadık Turan ile karşılaşması ile başlıyor. Onun ikinci dünya savaşı ile ilgili hatıralarını, başına gelenleri dinliyor. Sadık Turan'ın kendisini bir gece kaldığı otele davet etmesi üzerine gidiyor ve kendisine bir kadın tarafından, içinde savaş hatırlarının yazılı olduğu bir kitap veriliyor. Bu olaydan sonra Sadık Turan'dan haber alınamıyor ve kitap bu hatıraların aktarılması ile devam ediyor.

Sadık Turan ve arkadaşlarının esirlik zamanlarında yaşadıkları acılar ve işkenceler zaman zaman dayanamayıp okumaya ara vermeme neden oldu. Bu olayların gerçekten birilerinin başından geçmiş olması tüylerimi diken diken etti. Vatan hasretinin ne demek olduğunu, mensubu olmadığı bir millet için savaşıp acı çekmenin hissiyatını içtenlikle hissettim.

Olay örgüsünün nasıl gerçekleştiğini Sadık Turan şöyle özetlemiş: "Tatar'ım. Ana yurdum Kırım. Orada doğdum, orada büyüdüm. Asker oldum. Almanya'ya karşı harb ettim. Günün birinde cephede esir düştüm. Bir yıl esir kaldım. Esirlikte hayat zordu. Hayat bize orada işkence oldu. Dayandım gene de. Hayata kırılmadım bile! Sonra harb ettiğimiz Almanlar tarafından serbest bırakıldık. Müttefik olduk onlarla. Alman üniforması giydik. Her şeyden önce, Almanlar hesabına Ruslara karşı savaşmaya yemin ettik. Doğru muydu bu? Bilmiyorum. Doğru, yanlış; kalbimin bana emrettiğini yaptım. Belki o günler hayatı olduğu gibi gördüm. Ama hayatın başka yolları varmış, ben ne bileyim?"
O başka yollar bir merak unsuru olarak kalsın ve kitabı okumamış olanlara bir motivasyon olsun. Korkunç Yıllar ın Türk gençleri için bir rehber kitap olacağını düşünüyorum. Şimdiden iyi okumalar dilerim.
232 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
.

Bir söylentiye göre:

"Jack London, California Üniversitesinde yazarlık kurslarına devam ederken,
yazdığı öykü denemelerini, 'Gerçek yaşamda rastlanmayacak derecede vahşi sahnelerle dolu.' diye eleştiren profesörüne, 'Bütün bunları gördüm ve yaşadım.' diye cevap vermiş".

Kitabı okuyunca Jack' ın bu hatırası geldi aklıma.
Zaten yazar, Sadık Turan tiplemesi vasıtasıyla kendi anılarını yazmış. Kitabı okudum; bu kitabın kurgu olamayacak kadar gerçeklerle dolu olduğunu düşünüyorum. Çok etkileyici.

Ey Yüce Türk Milleti ! Oluk oluk kanını akıttığın yetmedi mi? Oku, tarihindeki acı hatıralarından ders al, titre ve kendine dön !

.
232 syf.
·9 günde·Beğendi·Puan vermedi
Yanlış hatırlamıyorsam ikinci Cengiz Dağcı eseriydi okuduğum. Dönüş'ü okuduğumda lisedeydim. O zaman ne hissettim bilmiyorum da şimdi sanki her damarıma bir düğüm atılmış, her hücreme bir kurşun sıkılmış gibiyim.
Gerçek bir yaşamda savaşın aldığı, alamadıklarını ise ömür boyu beyin hapsine mahkum ettiği binlerce hayati buldum.
Açlığı, inancı, direci, yaşama arzusu, vatan sevgisi ve daha bir çok olgunun hafızanıza kazinircasina işlendiği bir kitap. Okuduğunuz süre boyunca beyninize adeta mıhladığı kan donduran dramatik, vahşi ve çaresiz sahneler. Bütün bunların karışısındaysa 50 gr kurtlu samana bulanmış ekmekle gösterilebilen insan sevgisi.
Karşılıksız yapılan tek iyilik korkuyla bakmak. Şu an kavrayamadigim bir sekil de gülümsemek bile büyük bir nimet.
Hayaller ümitleri besliyor, beslenen umutlar hayatta tutuyor. 1937-1946 yokluk, çaresizlik ve savaş yılları.
Savaş ne menem bir şey, ölüm ne kadar kolaysa eve dönmek ondan daha zor.
Kırımlı bir gencin kızıl orduya subay alınışı, ikinci dünya savaşında Almanlara karşı savaşırken esir düşmesi ve Almanların Rus ordusuna karşı kullandığı Türkistan ordusuna katılarak özgür kalışı. Savas bittikten sonra Romada tutuluşu ve içindeki savasi hic bir zaman bitiremedigi kitabın özeti. Benim iki cümleye sigdirdigima bakmayın her paragrafı olay bir kitap.
Okuyun efendim, bunu da okuyun başka kitapları da.
232 syf.
·4 günde
Bu yıl okuduğum ve gerçekten etkilendiğim iki kitaba yılın son gecesi yorum yazmadan geçemedim. Korkunç Yıllar  ve devamı olan Yurdunu Kaybeden Adam  kitapları ile tanıştım Cengiz Dağcı ile, öyle sevdim ki kendisini, eşinin vefatının ardından yazdığı Regina kitabını  #36517018 da okudum. Temin ettiğimde diğer kitaplarını da okuyacağım.

Öncelikle yazardan bahsedeyim. Kendisi 1919 yılında Kırım'ın köyünde doğan bir Tatar ve çocukluğu yoksulluk, Rus emperyalizmi zulmü ve büyük baskılar altında geçiyor. İkinci Dünya Savaşında cephede Almanlara esir düşüyor ve sonra kurtularak müttefik devletler safına sığınıyor. Londra'ya yerleşiyor. "Türkçe bana anamın konuştuğu dil" diyerek yazı dili olarak Türkçe'yi benimsiyor ve eserlerini Türkçe çıkarıyor. Romanlarında Kırım Türklerinin yaşadıklarını anlatıyor.

Korkunç Yıllar, Sadık Turan adında bir gencin, çocukluk yıllarından başlayarak hayatını,  gerçekten istemese de Rus ordusunda bir subay olarak savaşa katılmasını ve Almanlara esir düşmesini, esir kamplarında yaşadıklarını anlatıyor. Savaşın tüm korkunçluğunu ve acılarını yüzümüze vuruyor. Öyle zorlukların içinde aynı yerde doğup büyümüş insanların, aynı dili konuşanların nasıl birbirine destek olduğunu, kardeş olduğunu içimizi sızlatarak anlatmış. Yazarın kendi hayatına çok benziyor, kendini Sadık Turan'da bulduğunu Regina'da yazmış.

"Yurdunu Kaybeden Adam" kitabın devamı, esirlikten kurtuluyor ve Türkistan Lejyonu için Alman üniformasıyla Ruslara karşı savaşıyor bu sefer Sadık Turan. Ve şöyle diyor; "1942 yılının baharında Alman ordusunun kadrosu içinde, Türk aslından esirlerle Türkistan lejyonu teşkil edilmiş, bizler de yeniden asker olmuştuk. Alman üniformasıyla halimiz hem gülünç, hem de acıklıydı galiba."

İkinci Dünya Savaşı ile ilgili bir romanı bu savaşı yaşamış bir Türk'ten okumak inanın çok özel. Cengiz Dağcı öyle samimi, öyle içten, öyle naif ki.

Kitabın bende hissettirdiklerinin tamamını yazamadım. Lütfen bu kitabı yeni yıl okuma listenize ekleyin. Keyifli okumalar, mutlu yıllar...
232 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Korkunç Yıllar --- Cengiz DAĞCI

Kırım Türklüğü, Türkiye Türklüğü ile neredeyse eş zamanlı Milliyetçilik akımlarının başladığı hatta bazı noktalarda bizi geçtiği bir yer. Bunun sözüm ona ceremesini ise yaklaşık 100 yıldır çekmektedirler.

İlk Önce Çar rejiminin yoğun baskısı ve eğitim engelleme çalışmaları, daha sonra menşevikler ve en sonunda ise Bolşeviklerin yaptıkları.

Hiç şüphesiz bu baskıda en büyük hainliği ise Bolşevikler yapmıştır.
Devrimden önce Kırım Türklerine her türlü özeklik ve hakları vereceklerini tahahhüt etmişler, daha sonra önce kısmı katliyamlara ve göçlere daha sonra 2. Dünya savaşında sorgusuz askere almalara ve en nihayetinde ise bütün Kırım Türklüğünü göçe zorlayarak Kırım'ı Türksüzleştirmeye neden olmuşlardır.

Bu kitapta 2. Dünya Savaşında SSCB tarafında savaşan bir teğmenin başından geçenler yukarıdaki tarihin küçük bir özeti olarak anlatılmaktadır.

19-20. Yüzyıllar Türklerin en kara yüzyıllarıdır. Bu kara lekelerden biri bu kitapta gizlidir.

Önemli Not: Filmi ile kitap herzamanki gibi paralel değildir.

Okumanız tavsiyedir.
254 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Korkunç Yıllar, Cengiz Dağcı'nın 1956 yılında Varlık Yayınları tarafından yayımlanan Türkiye Türkçesindeki ilk kitabıdır. Cengiz Dağcı, Yaşar Nabi Nayır ile mektuplaşarak tanışır ve eserlerini de posta yoluyla gönderir. Yaşar Nabi eseri bir kitaba sığdırmanın zor olacağını düşünerek "Korkunç Yıllar" ve "Yurdunu Kaybeden Adam" adıyla iki cilt halinde yayımlar. Kırım Türkü olan Cengiz Dağcı "Türkçe bana anamın konuştuğu dil" diyerek yazı dili olarak Türkçeyi kabul eder. Yazarın Kırımlı Türklerin Rus zulmü altında yaşadığı yılları anlattığı "Onlar da İnsandı" adlı kitabı da yüz temel içerisinde yer almaktadır.

Korkunç Yıllar, Stalin Rusyasının zulmü altında ezilen, yurtlarından sürülen, zorla Ruslaştırılmaya çalışılan Kırım Türklerinin acı dolu geçmişini anlatır. Sadık Turan orta halli bir evde dünyaya gelmiş Kırım Türkü'dür. Rusya'nın Kırım'ı işgal etmesiyle birlikte evlerinden atılmış, ana dillerini bırakıp Rusça konuşmaya mecbur bırakılmış ve camilerinin, minarelerinin yıkılıp yerle bir edilmesine tanık olmuştur. İşgal altında geçen yıllardan sonra İkinci Dünya Savaşı'nda Almanya ve Rusya karşı karşıya gelir ve Rus-Alman savaşları başlar. Savaşın başlamasıyla birlikte milyonlarca Tatar Türkü de Rusya uğruna savaşmak için cepheye gönderilir. Sadık Turan'da onların arasındadır. Bir çarpışma sırasında Alman askerlerine esir düşer. Ukrayna'daki Uman esir kampında ölümle yaşam arasında verdiği mücadeleyse yürek dağlayıcıdır. Açlık, soğuk, özlem, sinir ve dehşetle geçen günler tam bir trajedidir.

Eser Cengiz Dağcı'nın anlatımıyla başlar ve Sadık Turan'ın anılarıyla devam eder. Sadık Turan gerçekte yaşamış biri midir ya da kurgu mudur bilinmez ama Cengiz Dağcı'nın bütün bu acıları yaşadığı ve cephede savaştığı büyük bir gerçektir. Lisede okuduğum Onlar Da İnsandı romanıyla Cengiz Dağcı'ya zaten hayran olmuştum. Kendisinin vatanına ve milletine olan bağlılığı, Türk milletini bu denli savunuşu ve yüceltişi takdire şayandır. Korkunç Yıllar, daha ilk cümlesinden boğazımın düğüm düğüm olduğu bir eserdi. O insanların yaşadığı işkenceleri okuduktan sonra hangi insanın gözü dolmaz ki? Aç bırakılmak, ölüme terkedilmek hangi milletten olursa olsun bir insanın hakedeceği şeyler değildir. Hangi insan olursa olsun bunca acıyı ve zulmü gördükten sonra kolay kolay unutup atlatamaz. Sadık Turan'da atlatamıyor zaten.
Uzun zamandır okuduğum en etkileyici ve çarpıcı romandı diyebilirim. Cengiz Dağcı'nın daha fazla okunması ve tanınması gerektiğini düşünüyorum. Hakkında çokta fazla bilgimiz olmayan bu yazar verdiği eserlerle Türklerin yaşadığı zulmü ve acıyı duyurmak istemiş tüm dünyaya. Cengiz Dağcı'yı okumak bizim için bir görev aslında.

Tavsiyemdir, okuyunuz

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Korkunç Yıllar
Baskı tarihi:
Ekim 2019
Sayfa sayısı:
254
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754370621
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Baskılar:
Korkunç Yıllar
Korkunç Yıllar
Korkunç Yıllar ve Yurdunu Kaybeden Adam, Yazarın kendi hayat hikâyesine dayanan savaş romanlarıdır. Henüz öğrenci iken, askere alınan ve ikinci Dünya Savaşı'na sürülen Kırım'lı bir gencin hikâyesidir. Roman, Teğmen Sadık Turan'ın hatıraları olarak anlatılmaktadır. Almanlara karşı savaşırken, birliklerindeki Rusların zulmünü göre Sadık Turan esir düşer. Alman esaret kamplarında birbirleriyle ilgilenmeye çalışan bir avuç Türk soylu askerin ayakta kalmak için girdikleri mücadeleler anlatılır. Savaşın ve esaretin bütün acıları, karanlık yüzü bu insanların çektiklerinde yansıtılır. Otuz bin kişilik esir kampında ayakta kalabilenlerin sayısı sınırlıdır ve bir kısmı da Yahudi sanılarak Alman askerleri tarafından öldürülmüştür.

Derken, bir gün Almanların esir kamplarındaki Türk soyluları ayırarak bir birlik kuracakları ve Sovyetlerin işgali altındaki Türk yurtlarını kurtarmak üzere savaştıracakları duyulur. Şüpheler, endişeler, tereddütler, büyük bir heyecan ve ümide karışır. Rus üniformaları çıkartılır, Alman elbiseler giyilir; Türkistan Kurtuluş Lejyonu kurulmuş olur.

Ancak, ümitlerin hayal olması için fazla zaman gerekmez. Almanların savaşı kazansalar bile Türk yurtlarını kurtarmak gibi bir meseleleri olmadığını çabuk anlarlar.

Teğmen Sadık Turan, savaş sonunda, yurdunu, bütün insanlarıyla birlikte kaybetmiş, Kırım'ı ancak hayalinde yaşatabilecek olan genç insan, italya'da bir otelde otururken, bütün bu olup bitenlerden sonra yaşamak isteğini kaybediyor gibidir; içinde hayat ve umutsuzluk çarpışıyor: ""Onların boğuşması bütün varlığımı temelinden sarsıyor. Beni yavaş yavaş yıkıyor. Korkuyorum. Ben artık sokaklara çıkıp, sevdiğim insanlarla bir arada yaşayamayacağım. Elimden tutup beni dünyada gezdirecek birini araştırıyorum. Öyle biri var mı acaba? Belki var. Ya yoksa? Kalbim ve düşüncelerimle, gene de yer yüzünde her şeyi, canlıyı, cansızı yaratmış olan Allah'ıma uzanıyorum. Allah'ım sen beni bırakma. Sen beni koru Allahım.

Kitabı okuyanlar 948 okur

  • Özlem Kale
  • Mertcan4646
  • Raskolnikov
  • Muhammed Fettah
  • Habib Şahin
  • Emine
  • FT
  • Sbld
  • Busra Shn
  • Buket

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.4
14-17 Yaş
%4.1
18-24 Yaş
%27
25-34 Yaş
%29.7
35-44 Yaş
%24.3
45-54 Yaş
%5.4
55-64 Yaş
%5.4
65+ Yaş
%2.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%56
Erkek
%44

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%42.2 (124)
9
%24.1 (71)
8
%22.4 (66)
7
%6.8 (20)
6
%1 (3)
5
%1 (3)
4
%0
3
%0.3 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları