Kösem - Dört Devrin Sultanı

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.167
Gösterim
Adı:
Kösem - Dört Devrin Sultanı
Baskı tarihi:
Ekim 2015
Sayfa sayısı:
448
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758263950
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Dame de Topkapı
Çeviri:
Aylin Yeğin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Martı Yayınları
Baskılar:
Kösem - Dört Devrin Sultanı
Kösem Sultan
Kösem Dört Devrin Sultanı
Hırs onun ilhamı, dik başlılığı ise zaferiydi…

Genç yaşta Osmanlı'ya esir düşen Rum asıllı Anastasya'nın yürek burkarak başlayan, Topkapı Sarayı'na cariye olarak alınmasıyla büsbütün değişen, ardından beklenmedik bir sona doğru sürüklenen hikâyesi...

14 yaşında Topkapı Sarayı'na cariye olarak adım attığında, genç Anastasya'nın koskoca bir imparatorluğun kaderini değiştireceğini kimse bilmiyordur. Menekşe rengi gözleriyle baktığı her yeri aydınlatan, büyüleyici güzelliği ve keskin zekâsıyla çevresindekileri etkisi altına alan bu kız, dönemin padişahı I. Ahmed'in gönlünü çalarak kısa sürede sarayın en güçlü kadını haline gelen Kösem Sultan'dan başkası değildir. Mevcut düzene karşı kendi kurallarıyla oynayacak kadar cüretkâr davranan Kösem Sultan, saray hayatı boyunca gücünü yitirmemek için her türlü entrikaya bulaşmaktan geri durmaz. Fakat kendisini bekleyen asıl tehlikenin farkında değildir…
(Tanıtım Bülteninden)
448 syf.
·3/10 puan
Hırsı onun ilhamı dik başlılığı ise zaferiydi.
Kitapta tarihi olaylarla çelişen bir çok olay vardı. Yazar kitabın arkasına çarşaf çarşaf kaynak koymuş ama oturup o kaynakları da araştırmaya zahmet etmemiş anlaşılan. Tabiki yazarken tarihe bağlı kalmayıp kendinden bir şeyler katabilir bazı şeyleri değiştirebilir ya da alakasız şeyler yazabilir ama madem böyle olacaksa o kadar kaynak koymak niye? Tarih bilgisi olmayan insanların okuması uygun değil diye düşünüyorum çünkü gerçek sanabilirsiniz. Onun dışında zaman geçişleri beni çok rahatsız etti. Çok fazla sıçrama var (neredeyse her bölümde) ve bu geçişler arasında bütünlük sağlanamamış bence. Olaylar kopuyor gibi. Tabiki o kadar senenin anlatılmasını beklemiyorum ama en azından daha dikkatli olunabilirdi. Tarih kitabı olması amaçlanmış ama olamamış. Daha çok masal kitabı gibi. Bir de bunun ikincisini de yazmış. Yazarın gerçekten bir donanımı var mı çok merak ediyorum.Kısaca kitabı pek beğenemedim. Bence para verip alınacak bir kitap değil. Bunun yerine daha kaliteli kitaplar okunabilir.
448 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10 puan
*Kösem Sultan 1589 yılında Mora ' da doğdu.
*Osmanlı Sultanı I.Ahmed'in eşi, Sultan IV. Murad ve I. İbrahim'in annesi olan Kösem Sultan Osmanlı tarihindeki en güçlü kadın sultanlarından birisi.
*Asıl adı "Mahpeyker" olan sultan pürüzsüz, güzel bir cildi olduğu için Kösem adını almıştır.
*Hakkındaki ilk görüş "Güzel, kurnaz, birçok yeteneği olan, mükemmel şarkı söyleyen, I. Ahmed'in çok sevdiği, ama devlet işlerini konuşmayacak kadar dikkatli davrandığı haseki.
*I. Ahmed öldüğünde Mahfiruz Sultan ' dan oğlu Osman' ın yerine kardeşi Mustafa 'yı tahta çıkarttı ve saltanat sisteminde önemli değişikliğe yol açarak "kardeş katli" uygulanması sona erdi.
*Kocası döneminde devlet otoritesi ve yönetimi ile ilgili gerekli donanıma kavuşan Kösem Sultan kayını, 2 oğlu ve torunu olduğu dönemlerde yönetimde etkindir.
*Osmanlı tarihinde Kösem Sultan'dan başka ölen valide sultan yoktur. Bu da onun diğerleri ile kıyaslamayacak kişiliği, Osmanlı sarayındaki yarın yüzyıla yakın otoritesi ile açıklanabilir. Osmanlı Devleti'nde pek çok padişahtan daha çok iktidar sürmüştür.
448 syf.
·9 günde·7/10 puan
Söze nasıl başlayacağım, duygularımı nasıl aktaracağım diye düşünüyorum ama işin içinden çıkamıyorum. +18 uyarısı mı versem yoksa daha başka bir anlam mı ortaya atsam bilemedim. Konu, Osmanlı İmparatorluğu'nun Topkapı Sarayında hüküm sürmüş Kösem Sultanın hayatı. Ama ne Kösem Sultan ha? Sivri zekâsı, müthiş planları, entrikalarla dolu tuzakları, akılalmaz taktikleri bizi bizden alıyor. Okudukça ağzımız açık kalıyor. Jean Bell ise güzel bir kurgu ile gerçekleri, yaşanmış tarihi gözler önüne sunuyor.

Bu Kösem Sultan ise zamanında esir bir Rum kölesi olarak saraya alınıyor. Haremde de padişah 1. Ahmet'in gözüne giriyor. Hatta o kadar gözüne giriyor ki 'menekşe gözlüm' olarak padişahın kalbini çalıyor. 1. Ahmet de menekşe gözlüsü için dünyayı ayaklarına seriyor, onun aşkı için dağları devirip, vezirlerin, hatta en yakınlarının bile kellelerini almaktan geri kalmıyor. Erkekler için bir ızdırap olan bu menekşe gözler, her erkeği ateşe atttığı gibi, padişahın da iplerini ele alıyor. Geceleri yaşanan aşk partilerle bu menekşe göz, yani Kösem, sarhoşluğun doruk noktasında gizli belgelere bir busenin eşliğinde, kendini kaybetmiş sultanın parmaklarında mühür vurdurmayı en iyi başaran bir kadın. Öylesine kendini iktidara adamış ki, padişah 1. Ahmet mi Kösem mi bilmek mümkün değil. Topkapı sarayı ve içinde yaşanan bütün entrika ve komploları bu eser sayesinde öğreniyoruz. Öğrendikçe de hayretler içinde kalıyoruz. Aslında bu hayretimiz bazı detaylar için. Normalde bazı anahatları hepimiz aşağı yukarı biliyoruz.

Mesela bu konulardan biri haremağaları. Bu haremağaları hadım ediliyorlar. Bu hadım işlemi erkeklerin cinsel uzuvlarının kesilmesiyle gerçekleşiyor. Günlerce organdan kan gelmesi, ömür boyu idrarda sıkıntı çekmesi, erkekliğinin bitmesi, aşk ve sevgiden uzak kalması, bir kadının karşısında ezilip büzülmesi onlar için en büyük hakaret olmuştur maalesef. Çoğu zaten uygulama ile hemen ölüyor. Bu uygulama ile Padişah ve harem kadınlarının rahat rahat gezebilmesi amaçlanmıştır. Çünkü cinsel hazzı çok kısıtlı olan bir haremağası sultana veya nedimelere yangözle bakamayacak. Tabii kadınların ihtiyaçları olduğunda da bu yakışıklı hadımcılar gereken görevi yerine getirecek. Şöyle romana bir baktım da koskoca İmparatorluk bir genelevine dönüşmüş, fuhşiyatı sözde İslami kurallara göre uyguladıklarını bahseden bir topluluk. Kur'anda haram ve yasak olan zina suçu, haremden hapishanelere kadar sarayın her tarafında cirit atıyor. Padişah hanımından ziyade, mendilini hangi cariyenin önüne attıysa o cariye ile aşk bahçesine, yani haz odasına geçiyor. Bazen de padişahın hanımı, kocasının özelliklerine göre seçtiği güzel Rum veya başka uyruklu bir cariyeyi seçip padişahın huzuruna gönderiyor. Bu arada padişahın hanımı da yine kendi arzuları için nedime ve hadımcılardan oluşan bir toplulukta gönül eğlendirebiliyor. Bu oluşum lezbiyen ve gay türü insanlardan da oluşabiliyor. Hatta hapislerde kalan kadın köleler ise para karşılığında, gardiyanlarla ayaküstü ve başka yollarla kendi arzularını tatmin etmek istiyorlar. Bunun ileri safhası var ki daha fazla yazamam.
Binlerce detay var ki yazmayla yetişmez. Padişahın uykudan kuştüyü ile dokunarak uyandırılması, cariyelere gücünü göstermesi için Afrika veya daha başka ülkelerden gelen cinsel gücü artırıcı ilaçlar, aşk iksirleri, davet ve şölenlerde verilen ziyafetler, giyilen envai çeşit ipek giysiler, sabah kahvaltılarında gelen pars ve ceylan etleri, sırmalı kaftanlar, iffet kafesi, bekaret kemeri, onlarca zümrüt işlemeli elbise ve cübbeler ve daha sayamadığım bin türlü lüks eşyalar. Sultanı ve diğer etrafı daha anlatmadım. Yani şöyle bir baktım ki saray adeta bir kadın erkek mücadelesi yeri. Padişahın hanımı, padişahın kardeşine veya ağabeyine döz dikiyor. Ensest ilişkiler iktidar uğruna meşrulaştırılıyor. Nedime ve haremağaları her gün aşk bahçelerinde karşılaşıyor. Kelleler uçuyor, kardeş katli uygulaması devlet bekâsına uğruna kundaktaki bebekler anında boğuluyor. Korkunç şekilde partiler, şölenler düzenleniyor. Bu konular çok uzun, eh ben de ister istemez uzattım.

Bu cümleleri tamamen eserde de göreceksiniz. Efendim bunlar yalan dolan diyene, Jean Bell kitabın arkasında uzunuzadıya belgelerle ve kaynaklarla şahitlik ediyor. Yani, asla bir cana kıymayın diyen bir kitabımız var ama saçmasapan bir şey yüzünden kardeş katli uygulanıyor. Bebekler ölüyor, aklı ermeyen çocuklar boğuluyor. Bir yanda Kur'anı Kerim, bir yanda Hz. Fatıma'nın şalını giyen bir sultan iki dakika sonra öbür odada 3-5 nedime ve haremağalarıyla gönül eğliyor. Bir de hangi padişah, hangi döneme baksak kadın sultanlar ya bir Rum ya bir Ermeni ya da başka bir yabancı oluyor. İktidarın içinde her türlü entrika dönüyor. İslamı bitirip, Rumları kurtaracağım diyen bir sultanla, yine halifeye uyup ezanları susturmayacağım diyen bir padişah aynı odada kalıp devlet sırlarını paylaşıyorlar. Bir yanda tüm cihana hükmetmiş Fatih Sultan Mehmet var, bir yandan da sırf kendi nefsini tatmin etmekle meşgul olan aday padişah olan şehzadeler var. Dışarıda evlenmesi yasak olan yeniçeriler var, bir yandan da evleniniz diyen Hz. peygamber var. Bir yandan haksız bir yere ne olursa olsun cana kıymayın diyen bir Rabbimiz var, bir yandan da devletin bekası sürsün diye solukları kesilen küçük yaştaki şehzadeler var. Bu devletin bekası Sarayın eğlenceleri kesilmesin diye mi acaba? Günümüzde de yaşanan bu zevkü sefa kim içindir? Saraylarda pişirilen her gün 10 tonluk kavurma etini neden fakirler yiyemiyor? Devletin bekası diye bir lider her gün gözüne kestirdiği bir cariye ile yatmak zorunda mıdır? Yoksa bizim bildiğimiz başka bir Osmanlı mı var anlamak mümkün değil?

Kitabın çevirisi biraz kötüydü. Kadın ve mahrem konular çok fazlaydı, bu yüzden puan biraz düşük kaldı. Ama eski tarihi tekrardan öğrenmek güzeldi. Bir kez daha diyorum. Osmanlı Devleti iyidir, kötüdür, gerçekten bir imparatorluktur. Ama bazı konular var ki, biz bu konuları bütün Dünyaya nasıl anlatırız? İslami bir çerçevede, mantıklı bir şekilde nasıl anlatabiliriz? Her konuda devletin bekası için, devletin bekası için diye tekrarlarsak bu biraz abes kaçmaz mı? Bir de devletin başına, örneğin kadın sultan veya yakınlarına Rum veya yabancıdan başka birileri yok muydu da hep yabancı getiriliyor. Menekşe gözlü olacağına, eli yüzü düzgün Kur'an sevdalısı, Peygamberini seven biri niye getirilmiyordu? Neyse uzattım fazlasıyla. Saygılar...
448 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Tarihe ilgisi alakasi olan kişiler eseri okumaniza gerek yok. Kösem'i , Turhan'i hatta ve hatta haremi tam bir fahişe olarak kaleme almış. Erkeksizlikten intihar edeni mi ararsın, kılık değiştirip erkeklerle ask yaşamalarını mi?
448 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10 puan
Kadınlar ne savaşmış be! Kitabı okuduğum süre boyunca bu cümleyi sürekli kullandım. Hürrem, Nurbanu, Safiye ve en sonunda Kösem. Ama en etkilisi Kösem bu 4 kadının arasında. Hürrem valide sultan olamadan ölüyor, o kadar entrika boşa gidiyor, Nurbanu II.Selim'in zaten kendine de bir hayrı olmadığı için Safiye' ye kolayca yeniliyor. Safiye ne istediyse elde ediyor ama Kösem, hiçbiri onun gibi olamıyor.

Etkili bir kadın olduğunu biliyordum ama bu kadar entrika çevirmiş olabileceğini hiç düşünmemiştim. Devlet kararları üzerinde inanılmaz bir etkisi varmış meğerse Kösem'in. Evladının ölümünü bile kendi yararına çevirebilen akıllı acımasız bir kadın.

Düşünüyorum da acaba Hürrem'le başlayan Osmanlı'yı bitirme aşkı bu kadar güçlü olmasaydı, acaba Osmanlı ne halde olurdu. Rumların bağımsızlığını ilan eden ilk azınlık olmasında Kösem'in etkisinin oldukça fazla olduğunu düşündüm okudukça.

Kalemi beğendim, olaylar bazen uzatılmış gelse de akıcılığı güzeldi. Okurken aynı zamanda araştırma da yaptım. Tabi ki tarihî kitapları tek bir kaynaktan okuyup değerlendirmek gerek ama tarih severler için okunacak bir kitap. Hürrem'le başlamanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalar.
448 syf.
·6/10 puan
Tarih içeriği olan kitapları okurken, mutlaka yan bilgilere de müracaat ederim. kütüphanemdekilerle kifayet etmediğimde internete yönelirim. Bu kitap içinde aynı yöntemi kullandığım. İnternette Kösem hakkındaki bilgiler tarihi yansıtmaktan daha çok Dizi hakkında olduğunu gördüm.Hayret etmemek elde değil doğrusu.
Kitabın yazarı, Jean Bell, belli ki çok fazla kaynaktan yararlanmış. Ancak bazı ifadelerinde bariz hatalar yapmış olduğu aşikar.
Ayrıca edindiğim bilgiler ile yazarın çelişir olduğunu da gözlemledim.
Tarihi gerçekleri tam yansıtıyor mu? Doğrusu bende çelişkiye düşmedim değil.
Bu kitap sadece Kösemin yaşamı ya da biyografisi olarak okunmamalı. o devrin toplum, dahası hanedan yaşamını ortaya koyuyor.
Hikaye, aynı zaman da Kösem ile haremağası Karaca Mustafa'nın da hikayesi. ( Bu isim de, Kösemin 40 hizmetlisi, sırdaşı, yoldaşı olan bir harem ağası var mı acaba? )
Kösem in gerçekten Rum asıllı "Bektaş adında yeniçeriden bir sevgilisi var mıydı? onunla nikah kıydı mı? bilmiyorum.
Kitabı okuduk dan sonra sizlerin yorumu nasıl olur bilemem. Ben bunları söyledim ama asıl söylenmesi gerekenleri tarihçiler açıklamalıdır derim...
448 syf.
·9/10 puan
Bir yabancı yazarın kaleminden, Osmanlının ihtişamı ve saray içinde dönen entrikaları masal tadında ancak bu kadar anlatılabilir...

Yazarın uzun araştırmalar sonucu kaleme aldığı eser Kösem Sultan'ın iktidar hırsı için neleri feda ettiğine, iyiliğin yanında kötülüğe nasıl kucak açtığına, kendi ve evlatları adına taşıdığı can korkusunu nasıl diğer Sultanlara yaşattığını düşünerek okumuştum...

Tarihin en hırslı kadınlarından olan Kösem Sultan' ın hayatını bu yazarın kaleminden okumanızı tavsiye ederim...
448 syf.
·31 günde·Puan vermedi
Daha önce bir çok Sultanın kitabını okudum ama Kösem Sultan ağzı ile yazıldığı için her konu üzerine düşünmeli ve olayların doğru yanlış olma ihtimalini araştırmayı unutmayın olaylar Genel Bakış açısı ile yazılmamış bir çok konuda abartma var. Osmanlı'yı anlatan kısımlarını çok fazla dikkate almayın derim çünkü doğal olarak ailesinin yanından ayrılan küçük bir kölenin mükemmel görmesi imkansız ama gerçekliğini araştırınız. Okumanızı tabiki tavsiye ederim çünkü yabancı Kalemlerden Osmanlı'ya olan bakış açısı merak uyandirabilir. İYİ OKUMALAR...
448 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Mahpeykerin ve saray hanımlarının entrika dolu hayatlarının masal tadında bir anlatımı.
Gayet akıcı ve şoke edici bir kitaptı.
Bi solukta okunur cinsten, çıtır çerez bir roman.

Ekleme: entrika, cinsellik neler neler
448 syf.
·38 günde·Puan vermedi
Kösem Sultan'ın hırsı, entrikaları ve imparatorluğu yönetme aşkı mübalağalı bir şekilde anlatılıyor .Dikkat çeken diğer ayrıntı ise Kösem'in aşkları ...
“Bundan sonra özgürsün, sevgilim,fakat sana yalvarıyorum,geçmişimiz hatrına, bana sık sık haber gönder ,”demekle yetinmek zorunda kaldı.
“Şiirler pençe-i kahrımdan olurken lerzân.
Beni bir gözleri âhûya zebûn etti.”
~
“Korkudan titrerken aslanlar bile pençemde
Felek gitti bir ceylan gözlüye aciz etti beni.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kösem - Dört Devrin Sultanı
Baskı tarihi:
Ekim 2015
Sayfa sayısı:
448
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758263950
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Dame de Topkapı
Çeviri:
Aylin Yeğin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Martı Yayınları
Baskılar:
Kösem - Dört Devrin Sultanı
Kösem Sultan
Kösem Dört Devrin Sultanı
Hırs onun ilhamı, dik başlılığı ise zaferiydi…

Genç yaşta Osmanlı'ya esir düşen Rum asıllı Anastasya'nın yürek burkarak başlayan, Topkapı Sarayı'na cariye olarak alınmasıyla büsbütün değişen, ardından beklenmedik bir sona doğru sürüklenen hikâyesi...

14 yaşında Topkapı Sarayı'na cariye olarak adım attığında, genç Anastasya'nın koskoca bir imparatorluğun kaderini değiştireceğini kimse bilmiyordur. Menekşe rengi gözleriyle baktığı her yeri aydınlatan, büyüleyici güzelliği ve keskin zekâsıyla çevresindekileri etkisi altına alan bu kız, dönemin padişahı I. Ahmed'in gönlünü çalarak kısa sürede sarayın en güçlü kadını haline gelen Kösem Sultan'dan başkası değildir. Mevcut düzene karşı kendi kurallarıyla oynayacak kadar cüretkâr davranan Kösem Sultan, saray hayatı boyunca gücünü yitirmemek için her türlü entrikaya bulaşmaktan geri durmaz. Fakat kendisini bekleyen asıl tehlikenin farkında değildir…
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 115 okur

  • Öykü Turan
  • Şevval
  • Tuğba ER
  • Fatma Öcal
  • Şeyma Buldu
  • laremtns
  • Eylül Yılmaz
  • Hsny
  • gul.mg
  • Sarp Özgüler

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%8.3 (3)
9
%13.9 (5)
8
%11.1 (4)
7
%13.9 (5)
6
%5.6 (2)
5
%16.7 (6)
4
%5.6 (2)
3
%2.8 (1)
2
%0
1
%11.1 (4)