·
Okunma
·
Beğeni
·
55
Gösterim
Adı:
Köşk
Baskı tarihi:
2021
Sayfa sayısı:
472
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786254098390
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kişisel Yayınlar
Romanın baş kahramanı olan Ahmet, annesinin ölümünün ardından derin bir kedere boğulur ve bundan böyle tek başına sürdürmek zorunda kaldığı hayatında yeni bir arayış içerisine girer. En yakın arkadaşı Emin’in de tetiklemesiyle, rahmetli annesiyle aralarının bozuk olmasına aldırış etmeden, anneannesinin –yani nam-ı diğer Büyükhanım’ın– Köşk’üne gitmeye karar verir. Yıllardır Köşk ile ilgili kulağına çalınan “şehvet uyandırıcı” hikâyelerin yanı sıra, bu yapı içerisinde yürütülen sıra dışı eğitim faaliyeti ile ilgili işittikleri de bir o kadar Ahmet’in aklını kurcalamaktadır. Büyükhanım’ın takınacağı tavır konusunda endişeye kapılmış olsalar da, büyük umutlarla vardıkları Köşk’e kabul edilir her ikisi de. Bundan sonraki hayatlarına doğrudan etki edecek olan Köşk’ün “daimi sakinleri”, onlar gibi Köşk’e kabul edilen genç “nefer”ler ve “Köşk’ün dışında” yer alan unsurlarla temas edip, böylece buranın hiyerarşik yapısı hakkında fikir edinmeye başlarlar. Çok geçmeden bu iki tutkulu genç de, hummalı bir aşkın etkisine kapılacaktır. Kudretin kaynağını temsil eden Büyükhanım; onun baş yardımcısı konumundaki Kapıcıbaşı ve Köşk’ün idari işlerinden sorumlu olan Bekçi’nin kendi hayat hikâyelerinin de devreye girmesiyle birlikte, Emin ve Ahmet’in hikâyeleri gitgide derinleşir ve bir noktadan sonra hayli ilginç bir hâl alır. Büyük bir merakla beklenen, içlerinde bir profesör ve emekli büyükelçinin de yer aldığı, Büyükhanım’ın hürmetli ahbapları tarafından yürütülen eğitim sürecinin başlamasıyla birlikte, Ahmet’in bilgiye duyduğu aşk depreşir ve aklı bulanmaya başlar; öyle ki, bu bilgi aşkının, yer yer sevdiği kadına –Demet’e­– beslediği soylu duyguların yerine bile geçtiği olur. Bu sırada Emin’in hayatına başka bir kadın girer. Ahmet’in, “bilgi ve âşık olunan kadın” arasında yaşadığı gelgitin aksine, birbirine zıt karakterlere sahip olan iki kadın arasında gider gelir Emin. Ahmet’in, her ne kadar sürecin başında, konukların paylaşımlarını sorgulamadan özümseme gibi bir eğilimi olsa da, sonradan yavaş yavaş sorgulama emareleri baş gösterir; tutar paylaşılan bilgileri sorgular, Büyükhanım’ı sorgular, hatta bir noktadan sonra Köşk’ü sorgulayıp ona başkaldırmaya bile kalkar! Bu fikrî başkaldırıda, oda arkadaşı Mustafa’nın da etkisi yadsınamaz elbette. Olaylar öyle bir noktaya evrilir ki, hiç hesapta yokken, eğitim sürecinin sonunda, iki karakterden biri büyük umutlar eşliğinde kapısına dayandığı Köşk’ü terk etmek zorunda kalacaktır.

*

“… Dinlerin doğuş sürecinin ardında da bu ihtiyaç yatmaz mı zaten? Teslimiyeti, aleyhimize kullanmayacağından kuşku duymadığımız “Tanrının” mağfiretine sığınmadık mı hepimiz? Huşu içinde birbirimize bakabildiğimizden değil midir bizim sevincimiz? Bu dünyadaki “Tanrımıza” bir türlü rastlayamadığımızdan değil midir bizim üzüntümüz?..”

*

“… Hatırlayanlarla unutanlar; ilerleyen zamanlarda öyle garip bir yerde yeniden buluşurlar ki, hatırlayanlar unutanları esir alır, parmağında oynatmaya kalkar, ilk rastlaşmalarında olduğu gibi öyle kolay sıvışmalarına müsaade etmez bu sefer…”

*

“… Tanrıya inanmayanlar iddialarını ispatlayamadıkları için Tanrıya inananlar her zaman haklıdır!..”
472 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Köşk… içinde sıra dışı bir eğitim faaliyeti yürütülen, köhne bir yapı… Bu, meselenin görünen yüzü tabii. Bu yapının bir metafor olarak kullanıldığını varsayarsak, günün sonunda, Köşk’ü benimseyip onunla uzlaşı sağlayanlarla, sağlayamayıp “dışarıda” kalanlar arasındaki ayrım ön plana çıkıyor bence. Romanı bu “içeridekiler-dışarıdakiler” diyalektiği ve bunun ardında yatan neden-sonuç ilişkisini irdeleyip okursak, bize farklı bir perspektif sağlayacaktır.

“Köşk” romanı, okuyucunun duygularına değil de zekâsına hitap eden bir roman, bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Yani romanın duygusal ağırlığından ziyade, yazarın okura sunduğu bulmacanın (ki yazarın okurun zekâsına verdiği değerin de bir göstergesidir bu!) çözülebilmesi için üzerinde bir parça düşünülmesi, kafa yorulması gerekiyor.

Söz gelimi otuza yakın karakter var romanda ve bunların tümü etkin. Yazgıları öylesine birbirine bağlı, tamamlayıcı bir niteliğe sahip ki, farkında olmadan sanki ortak bir misyona hizmet ediyorlarmışçasına hareket ediyorlar. Dolayısıyla bu karakter zenginliği ve onların birbiriyle etkileşimi, çözülmesi gereken duygusal bir denklem olarak okuyucuya sunuluyor.
Söz gelimi, romanın baş kahramanı olan Ahmet, en iyi arkadaşı Emin hakkında,

“… Hayat yolundaki bu hazin süzülüşünü, irademin kuvvetli bir temsili sayıp seyretmekle yetinerek, onun hükümleri aracılığıyla, yaşam adına adımlar atıyor olduğum sanrısına kapılmıştım.”

Diyerek, yazgılarının birbirine bağlı olduğunu (en azından Ahmet için durum böyle) vurguluyor. Dolayısıyla Köşk'te Ahmet'in başından geçenleri, kesinlikle bu ilişki minvalinde değerlendirmek gerekiyor.

Buna benzer bir başka vurgu da, Köşk’ün “gözdelerinden” olan Azra ve Meral arasında geçen sohbette sezilebiliyor. Meral, Köşk’ün Kapıcıbaşı’sını ima ederek,

“Onun hükmedici yönünün, benim itaatkâr tarafımla örtüşmesinin ne gibi bir sakıncası olabilir ki tıpkı senin hükmedici yönünün onun itaatkâr tarafıyla örtüşmesinde hiçbir sakınca bulunmadığı gibi…”

Diyor ve böylece, Azra ile Kapıcıbaşı arasındaki tuhaf ilişkinin de (ya da bağlılık mı demeliyiz?) bir anlamı olduğunu ve ilişkilerinin, bu anlam temelinde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamış oluyor aslında.

Başta Ahmet olmak üzere, bu otuza yakın karakterin birbirine bağlı olan yazgılarını, "Köşk'te kalmayı becerebilenlerle, Köşk'ten ayrılmak zorunda kalanlar" ayrımı temelinde, keyifle okuyacağınızı düşünüyorum.

Kitabın ön izlemesini, aşağıdaki link üzerinden gerçekleştirebilir,

https://drive.google.com/...rzX/view?usp=sharing

Satın almaya karar verirseniz de aşağıdaki link üzerinden sipariş verebilirsiniz.

https://www.hepsiburada.com/...oglu-p-HBV000019OSLN

Kitaplarla kalın...
“Cevap vermem gerektiğine inandığım birilerine seslendim yıllarca; dilim tutuldu karşımda kimsenin olmadığını fark edince.”
Erkan Muratoğlu
Sayfa 65 - Erkan Muratoğlu
“Kendinden öte tahayyül edilen hakikat kendisiyle yüzleşmekten kaçınan kişinin uydurduğu bir yalandır.”
Erkan Muratoğlu
Sayfa 5 - Erkan Muratoğlu

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Köşk
Baskı tarihi:
2021
Sayfa sayısı:
472
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786254098390
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kişisel Yayınlar
Romanın baş kahramanı olan Ahmet, annesinin ölümünün ardından derin bir kedere boğulur ve bundan böyle tek başına sürdürmek zorunda kaldığı hayatında yeni bir arayış içerisine girer. En yakın arkadaşı Emin’in de tetiklemesiyle, rahmetli annesiyle aralarının bozuk olmasına aldırış etmeden, anneannesinin –yani nam-ı diğer Büyükhanım’ın– Köşk’üne gitmeye karar verir. Yıllardır Köşk ile ilgili kulağına çalınan “şehvet uyandırıcı” hikâyelerin yanı sıra, bu yapı içerisinde yürütülen sıra dışı eğitim faaliyeti ile ilgili işittikleri de bir o kadar Ahmet’in aklını kurcalamaktadır. Büyükhanım’ın takınacağı tavır konusunda endişeye kapılmış olsalar da, büyük umutlarla vardıkları Köşk’e kabul edilir her ikisi de. Bundan sonraki hayatlarına doğrudan etki edecek olan Köşk’ün “daimi sakinleri”, onlar gibi Köşk’e kabul edilen genç “nefer”ler ve “Köşk’ün dışında” yer alan unsurlarla temas edip, böylece buranın hiyerarşik yapısı hakkında fikir edinmeye başlarlar. Çok geçmeden bu iki tutkulu genç de, hummalı bir aşkın etkisine kapılacaktır. Kudretin kaynağını temsil eden Büyükhanım; onun baş yardımcısı konumundaki Kapıcıbaşı ve Köşk’ün idari işlerinden sorumlu olan Bekçi’nin kendi hayat hikâyelerinin de devreye girmesiyle birlikte, Emin ve Ahmet’in hikâyeleri gitgide derinleşir ve bir noktadan sonra hayli ilginç bir hâl alır. Büyük bir merakla beklenen, içlerinde bir profesör ve emekli büyükelçinin de yer aldığı, Büyükhanım’ın hürmetli ahbapları tarafından yürütülen eğitim sürecinin başlamasıyla birlikte, Ahmet’in bilgiye duyduğu aşk depreşir ve aklı bulanmaya başlar; öyle ki, bu bilgi aşkının, yer yer sevdiği kadına –Demet’e­– beslediği soylu duyguların yerine bile geçtiği olur. Bu sırada Emin’in hayatına başka bir kadın girer. Ahmet’in, “bilgi ve âşık olunan kadın” arasında yaşadığı gelgitin aksine, birbirine zıt karakterlere sahip olan iki kadın arasında gider gelir Emin. Ahmet’in, her ne kadar sürecin başında, konukların paylaşımlarını sorgulamadan özümseme gibi bir eğilimi olsa da, sonradan yavaş yavaş sorgulama emareleri baş gösterir; tutar paylaşılan bilgileri sorgular, Büyükhanım’ı sorgular, hatta bir noktadan sonra Köşk’ü sorgulayıp ona başkaldırmaya bile kalkar! Bu fikrî başkaldırıda, oda arkadaşı Mustafa’nın da etkisi yadsınamaz elbette. Olaylar öyle bir noktaya evrilir ki, hiç hesapta yokken, eğitim sürecinin sonunda, iki karakterden biri büyük umutlar eşliğinde kapısına dayandığı Köşk’ü terk etmek zorunda kalacaktır.

*

“… Dinlerin doğuş sürecinin ardında da bu ihtiyaç yatmaz mı zaten? Teslimiyeti, aleyhimize kullanmayacağından kuşku duymadığımız “Tanrının” mağfiretine sığınmadık mı hepimiz? Huşu içinde birbirimize bakabildiğimizden değil midir bizim sevincimiz? Bu dünyadaki “Tanrımıza” bir türlü rastlayamadığımızdan değil midir bizim üzüntümüz?..”

*

“… Hatırlayanlarla unutanlar; ilerleyen zamanlarda öyle garip bir yerde yeniden buluşurlar ki, hatırlayanlar unutanları esir alır, parmağında oynatmaya kalkar, ilk rastlaşmalarında olduğu gibi öyle kolay sıvışmalarına müsaade etmez bu sefer…”

*

“… Tanrıya inanmayanlar iddialarını ispatlayamadıkları için Tanrıya inananlar her zaman haklıdır!..”

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Simge
  • Erkan Muratoğlu

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (1)
9
%50 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0