Kötülüğün Sıradanlığı (Eichmann Kudüs'te)

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.427
Gösterim
Adı:
Kötülüğün Sıradanlığı
Alt başlık:
Eichmann Kudüs'te
Baskı tarihi:
Mart 2012
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753427326
Orijinal adı:
A Report On The Banality Of Evil / Eichmann In Jerusalem
Çeviri:
Özge Çelik
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Yahudi soykırımı nasıl oldu? Neden oldu? Neden Yahudiler? Neden Almanlar? Diğer devletlerin rolü neydi? Müttefikler bundan ne ölçüde sorumluydu? Yahudi liderler kendi insanlarının sonunu hazırlayanlarla işbirliği yapmaya nasıl yanaşmışlardı? Yahudiler neden kendi ayaklarıyla ölüme gitmişlerdi? Ülkemizde özellikle totalitarizm üzerine çalışmalarıyla tanınan ünlü Alman filozof ve siyaset bilimci Hannah Arendt bu sorular doğrultusunda, Nazi Almanyası döneminde milyonlarca Yahudinin toplama kamplarına, ölüme gönderilmesinden sorumlu SS yetkilisi Karl Adolf Eichmann'ın Kudüs'teki yargı sürecini ele alıyor.

Yahudi soykırımının mimarı olarak sunulan Adolf Eichmann'ın sadist bir canavardan ziyade, normal, hatta korkutucu derecede normal bir insan olduğuna dikkat çeken Arendt, özellikle düşünme ve muhakeme yetisinin kaybolmasıyla birlikte kötülüğün nasıl sıradanlaştığını vurguluyor. Eichmann duruşmasından yola çıkarak, insanlık tarihinin dönüm noktalarından birini ve bu dönemde yaşanan toptan ahlaki çöküşü gözler önüne seriyor.
(Tanıtım Bülteninden)
320 syf.
·23 günde·Beğendi·8/10
İnsanlığa karşı işlenen toplu kıyım ve katliamlara baktığımızda; bu filleri işleyenlerin büyük çoğunlukla bir siyasi organizasyonun teşviki ile gerçekleştirdiğini görmekteyiz. Bu fiillerin işlemesinde bir bilinç, realist bir fikir veya insani bir nüve bulmak neredeyse imkansız. Daha çok ideolojik, etnik ve inanç temeli kollektif bir suç makinasının işlediğini görmekteyiz. Ve genellikle o atmosferin toz dumanın her şeyin muğlaklaştırı.

Dünyadaki toplumlarının duyarsız olmaları veya bir anlamda bu durumlara rıza göstermeleri sonucu bu yıkımları geride bırakmışlardır.

Hannah Arendt, “Kütülüğün Sıradanlığı” kitabında bu konuları irdeliyor. Her ne kadar kitap, Alman Nazi katliamlardan sorumlu ve bu katliamların bilfiil uygulayan Adolf Eichmann’nın; İsrail devleti tarafında 1960 yılında Brezilya’da kaçırarak İsrail’de yargılamasını esas alsa da, suç, adalet, insan hakları, soykırım, totaliter devlet, siyaset kurumu vb konularda geniş bir sorgulamaya davet ediyor.
A. Eichmann davası yaklaşık iki yıl sürdü. Bu süre zarfında 6 milyon yahudi katliamında geriye kalan tanık, kanıt ve belgeler mahkemeye sunuldu. Bir rapor mahiyetini de taşımaktadır. Ve neticesinde mahkeme, Eichmann’nı ölümle cezalandırdı.
Mahkeme boyunca Eichmann hep kendini, emir ve yasalara göre hareket ettiğini savundu. Bu suçlamaları doğrudan bir muhatabı olmadığını, en büyük şansızlığını Alman Hitler rejimi için de bulunduğunu savundu. Halbuki nazi rejimin Avrupa genelinde yahudi sürgün ve ölüm kamplarında sorumluydu. Başta Avusturya, Çek cumhuriyeti, Macaristan, Sırbistan, Bulgaristan ve daha bir çok bölgede adeta yahudi ve çingeneleri başına gelen her olaylardan birinci derece sorumlusuydu. Buna rağmen bütün faşist diktatör uşakları gibi kendini insanlara yardım eden ve işleri kolaylaştıran olarak gösterme çabası içerinde olmayı ısrar etmişti.
Hannah Arendt, bu durumu “kötülüğün sıradanlığı” olarak kavramlaştırmıştır.
Kitabın en önemli özeliği, bütün yapılara karşı eşit mesafeli olmasıdır. Adeta bu yargılamaya bir hakem gözüyle bakmaktadır. Yeri geldiğin de İsrail devletinin eleştirmekte, yeri geldiğinde Alman devletini eleştirmekte, yeri geldiğinde mahkeme heyeti ve yargılama usulüne karşı görüşünü belirmekten de geri kalmamıştır.
Bu yüzde insanlığa karşı işlenen olay ve olgulara yaklaşım için adeta bir manifestodur. Aslında gelişebilecek toplum kıyım ve katliamlara karşı emsal teşkil eden bir metindir.
Kitapla birlikte;
-Nürnberg mahkemeleri filmi ile Generation war mini dizisini izlemenizi tavsiye ederim..
320 syf.
·18 günde·10/10
Hannah Arendt, Nazi Komutanı olan Otto Adolf Eichmann üzerinden, düşüncenin önemini açımlıyor. Bir toplumda düşüncesizliğin, toplumsal gelenek halini almasıyla o toplumun nerelere evrilebileceğine dair Hitler Almanyası, Arendt için bir örnek oluşturur. Buna göre "insanlar, kendi başlarına düşünmekten vazgeçerlerse, yapmaları istenen şeyleri sorgulamadan uygularlarsa nasıl bir "Hitler" yaratabilirler," işte bu eser bunu açımlıyor. Peki nasıl?
Dönemin Almanya'sında Hitler'in sözü harfiyen uygulanır hale gelmişti; artık yasa, Hitler'in söylediği şeydi. Örneğin, kendisine, "insanları öldür"me emri verildiğinde Eichmann, bunu hiç sorgulamadan kabul etmişti. Yargılandığı İsrail mahkemesindeki savunmasında ise kendisinin bir çarkın dişlisinden başka bir şey olmadığını, kendisinin özel olmadığını, bu görevi yerine getirmeseydi kolaylıkla başkalarının bu iş için ayarlanabileceğini söyledi. Bu tarz savunmalar, birçok Nazi komutanı tarafından öne sürülür. Oysa yetenekleri öyle özeldir ki, onların yerine bir başkasını bulmak imkansızdır. Ayrıca insanlar, direnişe de geçebilirler ve emre başkaldırabilirler. Oysa bu yolu hiç seçmemişlerdir. Bu duruma Arendt'in cevabı; #42233955
Siyaset ile ilgilenmeyenler için biraz sıkıcı olabilir ancak dönemi anlamak ve "düşüncesizliğin bedeli"ni görmek açısından okunmasının elzem olduğunu düşünüyorum.
320 syf.
·Beğendi·9/10
Özgün ve Çağdaş bir felsefeci,filozof olan Arendt, Yahudi olmasına rağmen insanlığın anlından hiçbir zaman silinmeyecek bir kara leke olan bu soykırımı en başından sonuçlanana kadar oldukça objektif bir bakış ile yazmış..
Eichmann Yahudi soykırımın mimarında sarsıcı bir yapıt...
dönemine ait bir gözle bakarak okumak da fayda var... ben pek objektif bulmadım
tavsiye üzerine alıp bir kenara bırakmıştım çok sonraları elime geçti parça parça okudum tavsiye eder miyim :) bilmiyorum
320 syf.
·Puan vermedi
Yahudi soykırımı, buna neden olan olaylar, soykırımı yapanın yargılanması. Oldukça sıkıcı bir kitap ama bitirmeyi başardım sonunda. Sürüklemese de gidiyor.
320 syf.
·182 günde·9/10
Hayatımda yaptığım en güzel şeylerden biri de bitirme ödevimi “Hannah Arendt ve Şiddet” üzerine yazmaktı.
Burada anlatarak büyüyü bozmak istemiyorum alın okuyun, okutun. 🤓
Dostoyevski günlüklerinin bir yerinde, Sibirya'daki onlarca katil, tecavüzcü ve soyguncudan bir tanesinin bile hata yaptığını kabul ettiğini görmediğini söyler.
“Yalancılığın Alman ulusunun karakterinin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini düşünmemek zordur. Savaş sırasında, Alman halkının tamamı üstünde en çok etkili olan yalan, "Alman halkının kader savaşı" [der Schick-salskampf des deutschen Volkes] sloganıydı. Hitlerin veya Goebbels'in bulduğu bu slogan, insanın kendini aldatmasını üç açıdan kolaylaştırıyordu: Birincisi, bu savaş aslında savaş değil, demeye getiriyordu; İkincisi, savaşı başlatan Almanya değil, kader olmuştu; üçüncüsü, bu savaş Almanlar için bir ölüm kalım meselesiydi - ya düşmanlarını yok edeceklerdi ya da kendileri yok olacaklardı.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kötülüğün Sıradanlığı
Alt başlık:
Eichmann Kudüs'te
Baskı tarihi:
Mart 2012
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753427326
Orijinal adı:
A Report On The Banality Of Evil / Eichmann In Jerusalem
Çeviri:
Özge Çelik
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Yahudi soykırımı nasıl oldu? Neden oldu? Neden Yahudiler? Neden Almanlar? Diğer devletlerin rolü neydi? Müttefikler bundan ne ölçüde sorumluydu? Yahudi liderler kendi insanlarının sonunu hazırlayanlarla işbirliği yapmaya nasıl yanaşmışlardı? Yahudiler neden kendi ayaklarıyla ölüme gitmişlerdi? Ülkemizde özellikle totalitarizm üzerine çalışmalarıyla tanınan ünlü Alman filozof ve siyaset bilimci Hannah Arendt bu sorular doğrultusunda, Nazi Almanyası döneminde milyonlarca Yahudinin toplama kamplarına, ölüme gönderilmesinden sorumlu SS yetkilisi Karl Adolf Eichmann'ın Kudüs'teki yargı sürecini ele alıyor.

Yahudi soykırımının mimarı olarak sunulan Adolf Eichmann'ın sadist bir canavardan ziyade, normal, hatta korkutucu derecede normal bir insan olduğuna dikkat çeken Arendt, özellikle düşünme ve muhakeme yetisinin kaybolmasıyla birlikte kötülüğün nasıl sıradanlaştığını vurguluyor. Eichmann duruşmasından yola çıkarak, insanlık tarihinin dönüm noktalarından birini ve bu dönemde yaşanan toptan ahlaki çöküşü gözler önüne seriyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 84 okur

  • Mlhcnsz
  • B. Ermeydan
  • M
  • İmre yılmaz
  • Fatih Başaran
  • Şenay Güzelbaba
  • Hüseyin Tolga Coşkuner
  • Refet Tuna
  • bookkeeper
  • Erencan Şahin

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%40
25-34 Yaş
%30
35-44 Yaş
%20
45-54 Yaş
%10
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%34.6
Erkek
%65.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.6 (8)
9
%25 (7)
8
%25 (7)
7
%17.9 (5)
6
%0
5
%3.6 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0