Adı:
Kötülük Çiçekleri
Baskı tarihi:
Ağustos 2015
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053325079
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Les Fleurs du Mal
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Charles Baudelaire (1821-1867): Fransız şair, çevirmen ve sanat eleştirmeni. İlk yayımladığı eser Salon 1845 başlıklı sanat eleştirisidir, bu metinle modernist estetiğin öncüleri arasındaki yerini almıştır. 19.yüzyılın en büyük şairlerinden biri olarak gerek çağdaşları gerekse kendinden sonra gelen sanatçılar, A.Rimbaud'dan S. Mallarmé'ye, T.S. Eliot'tan W. Benjamin'e uzanan modernist çizginin hem teorisi hem de pratiği üzerinde muazzam bir etki bırakmıştır. Kötülük Çiçekleri, yabanıl, korkunç ve kara bir gerçekliğin kitabı, Romantizm'in yeniden keşfi, Benjamin'in söylediği gibi Avrupa'yı etkileyen son lirik başyapıttır.
208 syf.
·Beğendi·8/10
Charles Baudelaire, hayatındaki trajik olayları şiirlere bu denli güzel anlatan başarılı şairlerdendir. "Kötülük Çiçekleri"ne aktaracak olduğu şiirleri 1846'dan sonra kaleme alır ve bunlardan altı adet şiir kamu ahlâkına aykırı bulunduğu için Baudelaire hakkında dâvâ açılır. bunun nedeni kitaptaki şiirlerin ana konusu genel olarak erotizm ve şeytan üzerine olduğu için fakat daha ötesi Fransa ikinci imparatorluk rejimi döneminde eserin toplumsal değerleri aşağılamasındandır.

Eser gayet başarılı ve şairin sanki bohem hayata geçmeden önce ki kötü hayatından kurtuluş zaferini anlatıyor, bohem yaşam tarzının güzellikleri bir bir sıralanmış dizelere. Güzel ormanların ve duygulu hoş kadınların barındığı bir peri sarayı kurması belkide bunun bir kanıdı.

Fakat eserdeki şiirler daha sonra Romantizm temalarından arınıyor ve kentin hüzün dolu anlarını anlatmaya başlıyor Charles. Keyifli okumalar dilerim.
208 syf.
·8 günde·9/10
Notos Dergisi'nin en iyi çeviriler listesinde görüp de okumak istediğim bir eser olarak kitaba başladım. Gerçekten öylesine büyük bir şairle karşılaştım ki... Hatta bu kitabın çevirileri tez konusu bile olmuş. 2 farklı tez ile karşılaştım internette. Çok çok zor bir eser. Gerek anlaşılması, gerek dili, gerekse çevirisi... Zor anladığımı, hatta bazen başka bir çevirisi ile kıyas ederek pdf'den okudum.

Kötülük üzerine yazılmış, bazen kötüyü öven bazense yeren satırlardan oluşuyor. Açıklamalar ve önsöz kısmı kitabın yarısı kadar olmasa da büyük bir yer kaplıyor. Farklı farklı bölümler var eserde. Yazar Fransız ve Fransa'nın laşkalaşmasını, kötüye doğru gitmesini konu alarak kitaba başlamış farklı duygulara hitap eden zor bir şiir kitabı. Tavsiye ederim ama gerçekten boş, sakin bir kafayla okumanızı da yine tavsiyeme iliştiririm.
208 syf.
·Puan vermedi
Öncelikle ön yargılı olmamak gerek. Ilk kez yabancı bir şairin şiirlerini okuyorum . Bana bu fırsatı veren kitabı hediye edene minnettarım. Çokça seviliyorsun .
Gel gelelim kitaba ; Farkli bir seslenis var. Sonra saitin önsöz tasarilarini okuyarak daha da belirginlesiyor farklılığı. Kitapta yabancı kelimeler oldukça fazla bunlarin açıklamalarını sonunda vermesi de ayri bi detay gözümden kaçmadı. Bir süre sonra cekip götürüyor seni
432 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Baudelaire’ye hayran olmamak elde değil onun kadar geniş ve yoğun hayal gücüne sahip pek az yazar tanıdım.
Baudelaire’nin kitapta kendini anlattığı bir bölümü var kuşkusuz bende onu anlatsam buna yakın şeyler söyleyebilirdim:

Şarapla afyonun o çılgın zevklerinin ozanıyım ben,tek susadığım şey yeryüzünde hiç bilinmeyen bir içki,göksel eczacının bile bana veremeyeceği bir içki-öyle bir içki ki ne yaşam bulunsun içinde ne de ölüm,ne istek ne de yokluk.

“Şarapla afyonun çılgın zevklerin ozanı”

Her bir şiiri derin bir anlam taşıyor,tıpkı bir ozan gibi şiirlerini kafiyeliyor ve derin ve etkileyici bir anlatım sergiliyor.
Elimde bulunan kitabın baskısı iki yüz sayfa ve bir günde bitirdim aslında şiirlerin yüzde doksanını alıntılayabilirdim ama bu günler sürerdi.
Bambaşka bir duygu işleyiş tarzı var ve kendini bende bambaşka bir yere oturttu kendini Baudelaire arada kitabını açıp birkaç şiirini tekrar tekrar okuyabileceğim türde bir “ozan”.

Her zaman kendime yakın bulduğum insanları okumak çok hoşuma gitmiştir ve sanki ruhumun derinliklerinde yatan bir şeyleri dışarıya çıkarıyormuş gibi.
Şüphesiz daha çok okunmayı hakeden bambaşka bir tat veren bir şair.
Başka okurları bilmem ama benim tarzıma oldukça yakın bir yazar daha başka kitaplarını heyecanla okumayı bekliyorum.
Ve herkese öneriyorum Baudelaire’i belki kendinizi bulamasanız bile en azından kanımca kendine has bambaşka tadına bakabilirsiniz
292 syf.
Baudelaire'nin Kötülük Çiçekleri eserinin çevirisi Baudelaire'nin ruhunu vermekten uzak kalmış. Örneğin 'Lanetlenmiş Kadınlar' şiirinin fransızcasını dinleyip altyazidan takip edince alacağınız tad çok daha bambaşkadır. ( Bir de Fransiz dilinin fonetik yapısı guzel bir tad verir ) Türk Edebiyatının değerli şairlerinin çevirdiği şiirlerle karşılaştırıp okursanız daha büyük haz alacağınıza emin olabilirsiniz. Yine de en önemlisi fransızca öğrenip Baudlaire'yi kendi dilinden okumak. Öncelikle şiirlerinin çevrilmesi de oldukça zordur. Çünkü bir uyak düzenine göre yazmıştır. Ve dört dizeden ikisi uyumlu iken bir diğer ikisi farklı bir uyukla yazılmıştır. (A-B-A-B) sözgelimi Sait Maden bu uyak düzenine göre çevirmemiştir. Şiirde bir esdegerlilik yakalamak için şiir farklı yöntemlerle çevrilir. Benim önerdiğim yöntem ise şiirin farklı çevirilerini de okuyup kitabı bitirmek. Aksi takdirde fonetik ve anlamsal degerini kaybetme gibi bir yanlışa düşme tehlikesi ile karşılaşılır.

Gelgelelim şiirlerin içeriğine. Genellikle bu uygulamada şiirler üzerine değerlendirme yapılmaz. Bunun en büyük nedenlerinden biri de, şiirin o anki zamanı tatlandırıp sönüp gitmesi niyetiyle okunmasıdır. Halbuki şiirlerin anlam dünyasına dalmak ayrı bir dünya sunar gibidir. Konu Baudlaire olunca bunu yapmamak da kanımca doğru olmaz. Şiirlerinde Tanrı'yı karşısına alıp Seytan'ın safında duran Baud, Kötülüğü de Iyiligin karşısına alır. Bu yüzden de Elem Çiçekleri, Kötülük Çiçekleri ismi gayet uygun bir seçim olmuş. Şiirlerinde din vurgularının ve Hristiyanlık inancının havarilerinin ermislerinin azizlerinin konu edilmesi; öte taraftan Habil-Kabil için yazılan şiirin içeriğine baktığınızda Tanri'nın yanlışını yüzüne vurduğunu göreceksiniz. Isa'ya sırt çeviren ermiş için: " ne iyi etti " demesi de bunun göstergesidir. Bu dinsel alegorilerin dışında ne önerir peki? Şeytansı bir yaşam da karşımıza çıkan gerçeklik nedir? Baudlaire, toplumsal çatışmaları, bireyin yalnız başınalığını, kadını, şarabı alternatif gösterir. Aşkı basit bir soyutlama olarak almaz, aşkı o toplumsal çatışmanın ve çürümenin içinde değerlendirir. Tüm şeytani tutkusuyla yeryüzünde işler onu. Gökyüzüne kucak açan bir aşkınsal değildir o, aksine bir yeryüzü kötümseridir. Pisliğin içine bulanmış bir şair edası vardır. Kitabın sonlarına doğru okuyucuya seslenişi ayrı bir şeytani haz katar ;

HÜKÜM GİYMİŞ BİR KİTAP İÇİN YAZIT

"Dertsiz okuyucu, çoban kadar rahat,
Az’la yetinen, açık yürekli insan,
İçkiye düşkün ve hüzün kokan,
Bu kederli kitabı fırlat, at.
Kendi söz sanatını kapmadınsa
Şeytan’dan, o kurnaz ihtiyardan,
At! bir şey anlayamazsın ondan,
Ya da inanırsın isterik olduğuma.
Ama, büyüye kaptırmadan kendini,
Gözün varsa uçuruma dalmayı bilen,
Oku beni, öğrenmek için sevmeyi beni,
Her şeye meraklı
Ruh, acı çeken,
Ve gideceksin arayarak cennetini,
Acı bana!... Yoksa, lanetlerim seni!"

Şiirde, okuyucuya bizzat seslenir ve ona büyüye kaptırmadan onu gözlemesini ister. Bir şeytandır ve fakat sığınılacak içkin bir şeytan. Şarapla hazla erosla donanmış bir şeytan! Ve okuyucunun da cenneti bu yeryüzünde kurulmalıdır. Çünkü Baudlaire kendini sorumlu hisseder topluma karşı. Ona da tercih yapması gerektiğini söyler. O hüzünlü yasama dahil olacaksa az ile yetinmesini bilmelidir, fedakar olmalıdır. Tıpkı bir bireyin topluma karşı çıkışı gibi ! Birey kendi düşlemlerini ve cennetvari yaşantısını nasıl inşa edebilir? Şüphesiz bohem bir yalnızlıkla. Karşı çıkışlarla. Şeytanla işbirliği kurarak.
208 syf.
·10 günde·Beğendi·8/10
Charles Baudelaire: Paris'te 1821 yılında dünyaya gelir. Yedi yaşındayken babasını kaybeden şair, daha sonra annesinin ikinci bir evlilik yapmasıyla üvey babasından nefret etmesi ve babasından kalan mirasla evden ayrılıp yalnız yaşaması şiirini büyük ölçüde etkilemiştir. Edgar Alan Poe'dan çeviriler yapmış Fransa'da onun hakkında ilk deneme yazısını o yazmıştır. Baudelaire daha genç yaştayken bir çok edebiyatçıyla tanışmış ve kendinden sonra gelen büyük şairlere modernist şiir alanında örnek olmuştur. Şiirlerinin yapısı genellikle mitlerde geçen figürlerle doludur. Onu anlamak için mutlaka bu mitleri bilmek gerekir çünkü şiirlerinde çokça kullanır. Tanrıya olan inancı çok sıkıdır hatta ilahi tarzında şiirleri de vardır ama çok fazla eleştiriyi de yapar. Türkiye'de tanınmasının en büyük etkenlerinden biri Yahya Kemal'dir. Onun hakkında yazdığı "Eski Paris" şiiri de mevcut. Toparlamak gerekirse Baudelaire şiirlerinde modernist şiirin öncüsü olmuş, kendinden sonra gelen Rimbaud gibi şairlere örnek olmuş, hayatı hep bir arayış içinde geçmiş, hatta bir seferinde; "başkaları için gereksiz benim için tehlikeli olan yaşamıma son veriyorum," notunu bırakıp intihara teşebbüs etmiş, şiirlerinin çoğunda tanrıya olan inancını dışa vurmuş 19. Yy'ın en önemli şairlerindendir. Bilinmesi gereken şairlerdendir. Herkese iyi okumalar diliyorum.
360 syf.
·23 günde·Beğendi·10/10
Kendisinin varlığından ilk defa bir anime sayesinde haberdar olmuştum. Animenin ismi "Aku no Hana". Aklımın bir köşesine kaydetmiştim. Lise sonda edebiyat derslerinde de sürekli karşıma çıktığında artık almalıyım demiştim. Aldım fakat rafta öylece duruyordu, bir türlü ona sıra gelmemişti... Sonunda bu yaz artık okumalıyım diyip başladım çok geç kaldım ama olsun hiç okumamaktan iyidir. Bazı yerleri sıkıcı gelse de bunun sebebinin çok fazla şiir okuyan bir insan olmadığımdan kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Genel izlenimim olumlu. Asıl dilinde okumanın daha etkileyici olacağını düşünüyorum.
208 syf.
·10/10
Hayatımda hiçbir çeviri şiirden bu kadar lezzet almamıştım. Bu Baudlaire'den mi yoksa Erdoğan Alkan'dan mı bilmiyorum. Şiddetle tavsiye edilir.
295 syf.
·3 günde·6/10
"Okumadan ölmeyin" listesinde olduğu için okuduğum Kötülük Çiçekleri'ne maalesef doyurucu bir yorum yapamayacağım. Çünkü benim gibi "kafiye sever" bir okuru tatmin edecek bir kitap değildi. Buna rağmen birkaç mısrayı cımbızlamayı başardım. Yoğun mitolojik kişi göndermeleri ve benzetmeleri olan Baudelaire şiirlerinde, yerli şairlerimizin şiirlerindeki o "duygulara dokunma" hadisesini hissedemedim bir de. Sanırım yıldızlarımızı barıştırmayan asıl sebep de buydu. Yine de fikir sahibi olmak için bilgi sahibi olmak gerekir diyor ve tavsiye ediyorum. =)
208 syf.
Okumayı hiç düşünmediğim bir kitaptı. Çünkü yazarını da hiç duymadım. İlk kez bir yabancı şairin şiir kitabını okuyorum. Bana bu kitabı hediye ederek bu şansı verdiği için Doğuyu gezerken Diyarbakır’da görüşme fırsatı bulduğum o muhteşem insana bolca teşekkürlerimi iletiyorum. :)

Kitabı İş Bankası yayınlarından Sait Maden’in çevirisi ile okudum. Önsözü okuduğum da şaşırdım. Elli yıllık bir çeviri serüveni sonrasında bu eser oluşmuş. Biliyoruz ki bir dilden bir dile edebi eserler özellikle bu şiirse anlamını kaybetmeden zor çevriliyor. Bu da üzerinde uzunca durulan bir çeviri olmuş. Kitabı bu çeviri ile ilgili yazıyı okuyarak başlıyoruz. İlk şiirimiz Okur’a isimli şiir. Bize bir sesleniş var. Sonra Şairin önsöz tasarılarını okuyarak biraz daha bilgi ediniyoruz. Kitapta bilinmeyen terimler var. Bunların açıklamalarının kitabın sonunda verilmesi de güzel bir detay olmuş. Neyse şiirlerin için ilk daldığımda diğer şiir kitaplarından farklı bir havada hissettim. Ama bir süre baktım ki beni sarmış. Ben gidiyorum.

Cennet, Cehennem, Irmak, Melek, Şeytan motifleri bolca var. Bazı peygamberler bile şiirlerine konu olmuş. Her konu üzerine bir şiir var sanki. Yalnızlığı, Denizi, kuşu, ay, şimşeği, yağmur akla gelen ne varsa hepsine rastlıyoruz. Aşktan sevgiden de bolca bahsedilir. Ama bir umutsuzluk, bir karamsarlıkta sezilmiyor değil. (bkz. Bir şiirinde ruhum çatlak diyor. Bir başka yer de Yüreğim yıkık bir saray kalabalıklardan diyor. Şuradaki manayı bir düşünün. Tabi şiirin tamamını okuyarak düşünün. ) Velhasıl kelam. Benim hoşuma gitti. Arada yabancı şairlerden de okumak gerek.
208 syf.
·9/10
Charles Baudelaıre-Kötülük Çiçekleri


#alıntı
“Derin gökten mi geldin, uçurumdan mı çıktın,
Ey güzellik ? Boşaltır iyilikle birlikte
Suçluluğu tanrısal, cehennemsi bakışın,
Şarapla bir tutarız seni bu yüzden işte.
Rüzgarlı bir akşam gibi kokular saçarsın;
Yaşatırsın gözünde günbatımıyla tanı;
Öpüşlerin o şerbet, o testidir ki ağzın
Çocuğu yiğit kılar ve ödlek kahramanı.


Bin yıl yaşamışça, daha da çok anım var.
Çekmeceleri hep şiirler, bilançolar,
Aşk mektupları, ilamlar, nice makbuzun
Arasına karışmış saçlar dolu, uzun
Bir masada yoktur hazin beynimdeki giz.
Bir piramittir o, bir mahzen ki bitimsiz,
Toplu çukurlardan daha çok ölüleri.


Tokat bende, yanak bendedir!
Ölü de ben, öldüren de ben!
Çark ve çarka gerilmiş beden,
Yara bende, bıçak bendedir!


Şiir severler. Buyurunuz size nefis bir şiir kitabı ve harika bir yazar. Mutlaka okuyun derim. Keyifli okumalar ️ Kötülük Çiçekleri Charles Baudelaire
Hiçbir şey bilmemek, hiçbir şey öğrenmemek,hiçbir şey duymamak,yalnızca uyumak, uyumak hep, bu gün tek dileğim bu.

Utanılacak, rezil bir dilek, ama yürekten.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kötülük Çiçekleri
Baskı tarihi:
Ağustos 2015
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053325079
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Les Fleurs du Mal
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Charles Baudelaire (1821-1867): Fransız şair, çevirmen ve sanat eleştirmeni. İlk yayımladığı eser Salon 1845 başlıklı sanat eleştirisidir, bu metinle modernist estetiğin öncüleri arasındaki yerini almıştır. 19.yüzyılın en büyük şairlerinden biri olarak gerek çağdaşları gerekse kendinden sonra gelen sanatçılar, A.Rimbaud'dan S. Mallarmé'ye, T.S. Eliot'tan W. Benjamin'e uzanan modernist çizginin hem teorisi hem de pratiği üzerinde muazzam bir etki bırakmıştır. Kötülük Çiçekleri, yabanıl, korkunç ve kara bir gerçekliğin kitabı, Romantizm'in yeniden keşfi, Benjamin'in söylediği gibi Avrupa'yı etkileyen son lirik başyapıttır.

Kitabı okuyanlar 401 okur

  • özlem er
  • sude
  • Özge Simay Akça
  • Buse Şahin
  • Hakan
  • Özlem
  • seda
  • Engin Bulut
  • Nisâ
  • La sagrada familia

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.7
14-17 Yaş
%2.7
18-24 Yaş
%14.7
25-34 Yaş
%46.7
35-44 Yaş
%14.7
45-54 Yaş
%4
55-64 Yaş
%1.3
65+ Yaş
%9.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%48.2
Erkek
%51.8

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%29.2 (38)
9
%16.2 (21)
8
%19.2 (25)
7
%6.9 (9)
6
%3.8 (5)
5
%2.3 (3)
4
%0
3
%0
2
%0.8 (1)
1
%0