·
Okunma
·
Beğeni
·
16,1bin
Gösterim
Adı:
Kötülük Çiçekleri
Baskı tarihi:
Kasım 2020
Sayfa sayısı:
326
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055717827
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Les Fleurs du Mal
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İkaros Yayınları
Hemen hemen tüm dünya dillerinde paylaşılan, kendisinden sonra gelen şiiri ve sanatı derinden etkileyen ve Rimbaud’nun “şairlerin sultanı”, Jules Barbey D’Aurevilly’nin de “günahkâr bir çağın Dante’si” dediği modern şiirin kurucusu Baudelaire’in, bize kırık ve kara bir aynadan sunduğu azabına tanık olduğumuz Kötülük Çiçekleri şiirin başyapıtlarından biridir. Modern şiirimizin önemli isimlerini etkileyen bu kitap yeryüzüne Baudelaire’in büyük ve unutulmaz hediyesidir.
Bu çalışmada Les Fleurs du Mal’in Baudelaire hayattayken yapılan baskıları (1857, 1861) ile şairin ölümünden sonra dostları tarafından hazırlanan 1868 baskısındaki şiirlerin tümü yer almaktadır.

Ayrıca Baudelaire’in modern şiirin kapılarını aralayan sıradışı poetikası ve afsunlu şiirlerine dair önemli ipuçları veren kronolojik hayat hikâyesi; henüz hayattayken çeşitli dergi ve gazetelerde yer alan, kendisini ve eserini ya göklere çıkaran ya da yerden yere vuran yazılardan örnekler; ölmeden altı yıl önce, 1861’de, annesine yazdığı ve çocukluğuna dair önemli ipuçları veren mektubu, fotoğrafları ile bazı şiirlerinin kendi el yazısı nüshaları da okurla paylaşılmıştır.
Yakup Yaşa tarafından titizlikle hazırlanan ve çevirilen bu kitap; şiirseverlere, akademik ve kültürel çalışma yapanlara ve öğrencilere önemli bir rehber olacaktır.
208 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kötülük üzerine yazılmış olan şiirler bazen kötüyü öven bazen de yeren dizelerden oluşuyor. Kitapta açıklama, önsöz ve sonda ek bölümüne epey yer verilmiş. Şairin sembolist şiirlerinin yanısıra Dandyciliği de bu açıklamalardan öğrendim. Ayrıca yazar birçok Türk şairini de etkileyip şiirlerine ilham kaynağı olmuş.

Fransız dilini en iyi kullandığı belirtilen şairin pek çok şiirini beğeniyle okudum. Çevirisi de fena değildi hatta bazı mısralarda öyle bariz kafiye uyumu vardı ki gerçekten etkileyiciydi.
Daha önce okuduğum birkaç eserde Baudelaire’in kötülük çiçekleri adlı kitabı geçiyordu. Böylelikle merakımı gidermiş oldum hem de şiirin bambaşka halini okumuş oldum.


Şiirler, kitabın adından da anlaşılacağı üzere daha çok karamsar, melankolik tarzda yazılmış. Duygu yüklü bir eser, kelimeler çok iyi kullanılmış. Farklı farklı bölümler ve başlıklar var eserde. Anlaşılması zor şiirler de...Bu nedenle boş ve sakin bir kafayla okumanızı tavsiye ederim.
208 syf.
·8 günde·9/10
Notos Dergisi'nin en iyi çeviriler listesinde görüp de okumak istediğim bir eser olarak kitaba başladım. Gerçekten öylesine büyük bir şairle karşılaştım ki... Hatta bu kitabın çevirileri tez konusu bile olmuş. 2 farklı tez ile karşılaştım internette. Çok çok zor bir eser. Gerek anlaşılması, gerek dili, gerekse çevirisi... Zor anladığımı, hatta bazen başka bir çevirisi ile kıyas ederek pdf'den okudum.

Kötülük üzerine yazılmış, bazen kötüyü öven bazense yeren satırlardan oluşuyor. Açıklamalar ve önsöz kısmı kitabın yarısı kadar olmasa da büyük bir yer kaplıyor. Farklı farklı bölümler var eserde. Yazar Fransız ve Fransa'nın laşkalaşmasını, kötüye doğru gitmesini konu alarak kitaba başlamış farklı duygulara hitap eden zor bir şiir kitabı. Tavsiye ederim ama gerçekten boş, sakin bir kafayla okumanızı da yine tavsiyeme iliştiririm.
208 syf.
·10 günde·Beğendi·8/10
Böylesine güzel kitapları seviyorum. Kötülük mü bilmem ama kesinlikle karanlık tarafın şiirleri yer alıyor bu kitapta. Ve kesinlikle karanlık bir ruhun kaleminden çıkmışlar.
208 syf.
·Puan vermedi
Öncelikle ön yargılı olmamak gerek. Ilk kez yabancı bir şairin şiirlerini okuyorum . Bana bu fırsatı veren kitabı hediye edene minnettarım. Çokça seviliyorsun .
Gel gelelim kitaba ; Farkli bir seslenis var. Sonra saitin önsöz tasarilarini okuyarak daha da belirginlesiyor farklılığı. Kitapta yabancı kelimeler oldukça fazla bunlarin açıklamalarını sonunda vermesi de ayri bi detay gözümden kaçmadı. Bir süre sonra cekip götürüyor seni
432 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Baudelaire’ye hayran olmamak elde değil onun kadar geniş ve yoğun hayal gücüne sahip pek az yazar tanıdım.
Baudelaire’nin kitapta kendini anlattığı bir bölümü var kuşkusuz bende onu anlatsam buna yakın şeyler söyleyebilirdim:

Şarapla afyonun o çılgın zevklerinin ozanıyım ben,tek susadığım şey yeryüzünde hiç bilinmeyen bir içki,göksel eczacının bile bana veremeyeceği bir içki-öyle bir içki ki ne yaşam bulunsun içinde ne de ölüm,ne istek ne de yokluk.

“Şarapla afyonun çılgın zevklerin ozanı”

Her bir şiiri derin bir anlam taşıyor,tıpkı bir ozan gibi şiirlerini kafiyeliyor ve derin ve etkileyici bir anlatım sergiliyor.
Elimde bulunan kitabın baskısı iki yüz sayfa ve bir günde bitirdim aslında şiirlerin yüzde doksanını alıntılayabilirdim ama bu günler sürerdi.
Bambaşka bir duygu işleyiş tarzı var ve kendini bende bambaşka bir yere oturttu kendini Baudelaire arada kitabını açıp birkaç şiirini tekrar tekrar okuyabileceğim türde bir “ozan”.

Her zaman kendime yakın bulduğum insanları okumak çok hoşuma gitmiştir ve sanki ruhumun derinliklerinde yatan bir şeyleri dışarıya çıkarıyormuş gibi.
Şüphesiz daha çok okunmayı hakeden bambaşka bir tat veren bir şair.
Başka okurları bilmem ama benim tarzıma oldukça yakın bir yazar daha başka kitaplarını heyecanla okumayı bekliyorum.
Ve herkese öneriyorum Baudelaire’i belki kendinizi bulamasanız bile en azından kanımca kendine has bambaşka tadına bakabilirsiniz
208 syf.
·10 günde·Beğendi·8/10
Charles Baudelaire: Paris'te 1821 yılında dünyaya gelir. Yedi yaşındayken babasını kaybeden şair, daha sonra annesinin ikinci bir evlilik yapmasıyla üvey babasından nefret etmesi ve babasından kalan mirasla evden ayrılıp yalnız yaşaması şiirini büyük ölçüde etkilemiştir. Edgar Alan Poe'dan çeviriler yapmış Fransa'da onun hakkında ilk deneme yazısını o yazmıştır. Baudelaire daha genç yaştayken bir çok edebiyatçıyla tanışmış ve kendinden sonra gelen büyük şairlere modernist şiir alanında örnek olmuştur. Şiirlerinin yapısı genellikle mitlerde geçen figürlerle doludur. Onu anlamak için mutlaka bu mitleri bilmek gerekir çünkü şiirlerinde çokça kullanır. Tanrıya olan inancı çok sıkıdır hatta ilahi tarzında şiirleri de vardır ama çok fazla eleştiriyi de yapar. Türkiye'de tanınmasının en büyük etkenlerinden biri Yahya Kemal'dir. Onun hakkında yazdığı "Eski Paris" şiiri de mevcut. Toparlamak gerekirse Baudelaire şiirlerinde modernist şiirin öncüsü olmuş, kendinden sonra gelen Rimbaud gibi şairlere örnek olmuş, hayatı hep bir arayış içinde geçmiş, hatta bir seferinde; "başkaları için gereksiz benim için tehlikeli olan yaşamıma son veriyorum," notunu bırakıp intihara teşebbüs etmiş, şiirlerinin çoğunda tanrıya olan inancını dışa vurmuş 19. Yy'ın en önemli şairlerindendir. Bilinmesi gereken şairlerdendir. Herkese iyi okumalar diliyorum.
292 syf.
·7 günde·Beğendi
Baudelaire'nin Kötülük Çiçekleri eserinin çevirisi Baudelaire'nin ruhunu vermekten uzak kalmış. Örneğin 'Lanetlenmiş Kadınlar' şiirinin fransızcasını dinleyip altyazidan takip edince alacağınız tad çok daha bambaşkadır. ( Bir de Fransiz dilinin fonetik yapısı guzel bir tad verir ) Türk Edebiyatının değerli şairlerinin çevirdiği şiirlerle karşılaştırıp okursanız daha büyük haz alacağınıza emin olabilirsiniz. Yine de en önemlisi fransızca öğrenip Baudlaire'yi kendi dilinden okumak. Öncelikle şiirlerinin çevrilmesi de oldukça zordur. Çünkü bir uyak düzenine göre yazmıştır. Ve dört dizeden ikisi uyumlu iken bir diğer ikisi farklı bir uyukla yazılmıştır. (A-B-A-B) sözgelimi Sait Maden bu uyak düzenine göre çevirmemiştir. Şiirde bir esdegerlilik yakalamak için şiir farklı yöntemlerle çevrilir. Benim önerdiğim yöntem ise şiirin farklı çevirilerini de okuyup kitabı bitirmek. Aksi takdirde fonetik ve anlamsal degerini kaybetme gibi bir yanlışa düşme tehlikesi ile karşılaşılır.

Gelgelelim şiirlerin içeriğine. Genellikle bu uygulamada şiirler üzerine değerlendirme yapılmaz. Bunun en büyük nedenlerinden biri de, şiirin o anki zamanı tatlandırıp sönüp gitmesi niyetiyle okunmasıdır. Halbuki şiirlerin anlam dünyasına dalmak ayrı bir dünya sunar gibidir. Konu Baudlaire olunca bunu yapmamak da kanımca doğru olmaz. Şiirlerinde Tanrı'yı karşısına alıp Seytan'ın safında duran Baud, Kötülüğü de Iyiligin karşısına alır. Bu yüzden de Elem Çiçekleri, Kötülük Çiçekleri ismi gayet uygun bir seçim olmuş. Şiirlerinde din vurgularının ve Hristiyanlık inancının havarilerinin ermislerinin azizlerinin konu edilmesi; öte taraftan Habil-Kabil için yazılan şiirin içeriğine baktığınızda Tanri'nın yanlışını yüzüne vurduğunu göreceksiniz. Isa'ya sırt çeviren ermiş için: " ne iyi etti " demesi de bunun göstergesidir. Bu dinsel alegorilerin dışında ne önerir peki? Şeytansı bir yaşam da karşımıza çıkan gerçeklik nedir? Baudlaire, toplumsal çatışmaları, bireyin yalnız başınalığını, kadını, şarabı alternatif gösterir. Aşkı basit bir soyutlama olarak almaz, aşkı o toplumsal çatışmanın ve çürümenin içinde değerlendirir. Tüm şeytani tutkusuyla yeryüzünde işler onu. Gökyüzüne kucak açan bir aşkınsal değildir o, aksine bir yeryüzü kötümseridir. Pisliğin içine bulanmış bir şair edası vardır. Kitabın sonlarına doğru okuyucuya seslenişi ayrı bir şeytani haz katar ;

HÜKÜM GİYMİŞ BİR KİTAP İÇİN YAZIT

"Dertsiz okuyucu, çoban kadar rahat,
Az’la yetinen, açık yürekli insan,
İçkiye düşkün ve hüzün kokan,
Bu kederli kitabı fırlat, at.
Kendi söz sanatını kapmadınsa
Şeytan’dan, o kurnaz ihtiyardan,
At! bir şey anlayamazsın ondan,
Ya da inanırsın isterik olduğuma.
Ama, büyüye kaptırmadan kendini,
Gözün varsa uçuruma dalmayı bilen,
Oku beni, öğrenmek için sevmeyi beni,
Her şeye meraklı
Ruh, acı çeken,
Ve gideceksin arayarak cennetini,
Acı bana!... Yoksa, lanetlerim seni!"

Şiirde, okuyucuya bizzat seslenir ve ona büyüye kaptırmadan onu gözlemesini ister. Bir şeytandır ve fakat sığınılacak içkin bir şeytan. Şarapla hazla erosla donanmış bir şeytan! Ve okuyucunun da cenneti bu yeryüzünde kurulmalıdır. Çünkü Baudlaire kendini sorumlu hisseder topluma karşı. Ona da tercih yapması gerektiğini söyler. O hüzünlü yasama dahil olacaksa az ile yetinmesini bilmelidir, fedakar olmalıdır. Tıpkı bir bireyin topluma karşı çıkışı gibi ! Birey kendi düşlemlerini ve cennetvari yaşantısını nasıl inşa edebilir? Şüphesiz bohem bir yalnızlıkla. Karşı çıkışlarla. Şeytanla işbirliği kurarak.
360 syf.
·23 günde·Beğendi·10/10
Kendisinin varlığından ilk defa bir anime sayesinde haberdar olmuştum. Animenin ismi "Aku no Hana". Aklımın bir köşesine kaydetmiştim. Lise sonda edebiyat derslerinde de sürekli karşıma çıktığında artık almalıyım demiştim. Aldım fakat rafta öylece duruyordu, bir türlü ona sıra gelmemişti... Sonunda bu yaz artık okumalıyım diyip başladım çok geç kaldım ama olsun hiç okumamaktan iyidir. Bazı yerleri sıkıcı gelse de bunun sebebinin çok fazla şiir okuyan bir insan olmadığımdan kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Genel izlenimim olumlu. Asıl dilinde okumanın daha etkileyici olacağını düşünüyorum.
208 syf.
·10/10
Hayatımda hiçbir çeviri şiirden bu kadar lezzet almamıştım. Bu Baudlaire'den mi yoksa Erdoğan Alkan'dan mı bilmiyorum. Şiddetle tavsiye edilir.
295 syf.
·3 günde·6/10
"Okumadan ölmeyin" listesinde olduğu için okuduğum Kötülük Çiçekleri'ne maalesef doyurucu bir yorum yapamayacağım. Çünkü benim gibi "kafiye sever" bir okuru tatmin edecek bir kitap değildi. Buna rağmen birkaç mısrayı cımbızlamayı başardım. Yoğun mitolojik kişi göndermeleri ve benzetmeleri olan Baudelaire şiirlerinde, yerli şairlerimizin şiirlerindeki o "duygulara dokunma" hadisesini hissedemedim bir de. Sanırım yıldızlarımızı barıştırmayan asıl sebep de buydu. Yine de fikir sahibi olmak için bilgi sahibi olmak gerekir diyor ve tavsiye ediyorum. =)
295 syf.
·5 günde·Beğendi
Charles Baudelaire'nin 'Kötülük Çiçekleri' adlı şiir kitabını okurken, neden 'çiçek' ve neden 'kötülük' ? Bu iki kavramı bir arada mantıklı bulamadım çünkü herkes çiçeklerin güzel olduğunu düşünür 'kötü' kavramıyla tuhafıma gitmişti.Şiirlerini okumaya başladığımda ise hep bir ikilemde kaldığını,sitem ettiğini,karamsar kızgın olduğunu gördüm.Bu bana şairin trajik bir hayat hikayesi olmuş olabileceğini düşündürdü. Hayatı ile ilgili araştırma yaptığımda düşüncelerimde haklı olduğumu gördüm.

Şiirlerine baktığımız zaman; Baudelaire’i basit anlamda iyi olan ya da klasik anlamda güzel olan ilgilendirmez, onu asıl çeken şey kötülüğün, günahın içinde saklanan güzelliktir.
Baudelaire’e göre İnsanın içinde de bir ikilem yatar. İlki Tanrı’ya yükselmeyi arzulayan soylu duygulardan oluşan varlık, ikincisi de şeytanın emrine girmeye hazır, hayvansal güdülerin yönettiği varlık. Biri, diğeri olmadan varlığını sürdüremez,diğeri olmadan tam olamaz.
Duygu ve düşüncelerini şiirlerinde tam olarak hissettirdiğini düşünüyorum.
Şiirlerin genelinde romantizm etkili.Kimi şiirlerinde dili kapalı ve sembollerle süslü.
Şiirlerinden bazıları düzyazı niteliğinde yazılmış şiir olarak değerlendirilebilir.

Kendisinden sonraki birçok yerli ve yabancı şairi etkilemiştir.

Şairin bu eseri oluştururken ki amacı insanları sarsan bir eser bırakmakmış ve sanırım amacına da ulaşmış.

Keyifli okumalar dilerim ;)
.
Hiçbir şey bilmemek, hiçbir şey öğrenmemek, hiçbir şey duymamak, yalnızca uyumak, uyumak hep, bu gün tek dileğim bu.

Utanılacak, rezil bir dilek, ama yürekten.
Şu yıldız olmasa ,ey Gece! Işıkları
Bildik bir dille konuşan, bayılırdım sana!
Tutkunum ben çünkü boş, kara, çıplak olana!

Karanlık öyle perdeler ki, dışarı
Fışkırır da gözlerimden akın akın, yaşar
İçlerinde herkese görünmeyen varlıklar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kötülük Çiçekleri
Baskı tarihi:
Kasım 2020
Sayfa sayısı:
326
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055717827
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Les Fleurs du Mal
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İkaros Yayınları
Hemen hemen tüm dünya dillerinde paylaşılan, kendisinden sonra gelen şiiri ve sanatı derinden etkileyen ve Rimbaud’nun “şairlerin sultanı”, Jules Barbey D’Aurevilly’nin de “günahkâr bir çağın Dante’si” dediği modern şiirin kurucusu Baudelaire’in, bize kırık ve kara bir aynadan sunduğu azabına tanık olduğumuz Kötülük Çiçekleri şiirin başyapıtlarından biridir. Modern şiirimizin önemli isimlerini etkileyen bu kitap yeryüzüne Baudelaire’in büyük ve unutulmaz hediyesidir.
Bu çalışmada Les Fleurs du Mal’in Baudelaire hayattayken yapılan baskıları (1857, 1861) ile şairin ölümünden sonra dostları tarafından hazırlanan 1868 baskısındaki şiirlerin tümü yer almaktadır.

Ayrıca Baudelaire’in modern şiirin kapılarını aralayan sıradışı poetikası ve afsunlu şiirlerine dair önemli ipuçları veren kronolojik hayat hikâyesi; henüz hayattayken çeşitli dergi ve gazetelerde yer alan, kendisini ve eserini ya göklere çıkaran ya da yerden yere vuran yazılardan örnekler; ölmeden altı yıl önce, 1861’de, annesine yazdığı ve çocukluğuna dair önemli ipuçları veren mektubu, fotoğrafları ile bazı şiirlerinin kendi el yazısı nüshaları da okurla paylaşılmıştır.
Yakup Yaşa tarafından titizlikle hazırlanan ve çevirilen bu kitap; şiirseverlere, akademik ve kültürel çalışma yapanlara ve öğrencilere önemli bir rehber olacaktır.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları