·
Okunma
·
Beğeni
·
32287
Gösterim
Adı:
Kral Kaybederse
Baskı tarihi:
Şubat 2015
Sayfa sayısı:
384
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751416575
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Avına av olan bir avcının hikâyesi…

İnsanoğlu ilk çocukluk yıllarında yaşadıklarından çok etkilenir. Henüz tam ortaya çıkmamış bir heykel gibidir o; hayat da onu ince ince şekillendirmeye çalışan usta bir heykeltıraş… Alır eline keskiyi, usul usul oyar. Ama bazen keskiyi öyle bir savurur ki, bir parça kopuverir ve o parçayı bir daha kimse yerine koyamaz. Kendini hep dorukta görüyor ve asla aşağı düşmeyeceğini sanıyordu. Ama bir gün hayat elindeki keskiyi ona da savuruverdi ve onun da koptu yüreği…

Oysa pek çok kadının gönlüne taht kurmuş bir kraldı o… Uzun süre ne kendi inandı tahttan indiğine, ne de kadınlar. Ama bir şeylerin değiştiğini yine de ilk hisseden kadınlar oldu; ona yıllarca köle gibi itaat eden kadınlar… Psikiyatrist Dr. Gülseren Budayıcıoğlu Kral Kaybederse romanında, doruklardan aşağı inmeyeceğini sanan bir avcının avına av olup yuvarlanışını, kendini sevilmeyeceğine inandırmış mutsuz bir kadının da trajik hayatı içinde avken nasıl avcı olduğunu anlatıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
384 syf.
·9 günde·10/10
Psikiyatrist Dr. Gülseren Budayıcıoğlu'nun,üç hastasına(Fadi-Fatoş,Kenan Baran ve Handan) verdiği seanslardan oluşan gerçek bir hayat hikayesini kaleme aldığı bir terapi kitabı. Kişisel gelişim saçmalığından uzak muhteşem bir roman.Gerçek bir hikaye olması da içinden çıkarılacak derslerin ve dertlerin bir o kadar sağlam ve gerçek  olmasını kolaylaştırıyor.Kenan Baran'ın,kendisini ibret olarak gösterilmesi için yazılmasını istediği,Gülseren Budayıcıoğlu'na olan maddi manevi borçlarına karşılık yazılmasını istediği bir kitap.

Klasik bir psikolog ritüeli vardır,bilirsiniz. Deri koltuğa yatırmak ve çocukluğa inmek.Ne var bu çocuklukta? Biz erkekler bazen bize daha samimi ve ılık ılık yaklaşan hemcinslerimize "hayırdır olum, küçükken topun inşaata mı kaçtı sen ne ayaksın" deriz. Yani çocukken bir tacize uğradın da cinsel tercihin mi değişti o bende yok demeye getiririz.Kısmen büyük travmaların hayata ilk adım attığımız dönemlerde gerçekleşmesi normal.Bu bir terk ediliş olabilir,şiddet olabilir,taciz olabilir ya da korkular olabilir. Ama hepsini çocukluğa inerek bulma çabaları yanlış.Muhteşem bir çocukluk yaşayıp askerde çok sevdiği nişanlısı tarafından terk edilen biri bir daha sevmeye tövbe edip dağıttığı zaman onun çocukluğunda ne bulucaz? Ya da 99 Marmara depremini 30 yaşında yaşayıp şuan en büyük korkusu deprem olan bir travmatiğin çocukluğunda ne bulucaz? Aslında bu travmaların hepsi yaşa döneme bakmaksızın hayatın her anında oluşabilecek travmalar. Kitaptaki kahramanların olaylarının hep çocuklukta yaşadığı travmalardan kaynaklanması "aaaa bu çocukluk dönemi çok önemli bütün kaderi ve hayatı etkiliyor" düşüncesini tamamen getirmedi aklıma.Tamam o da olabilir ama yaşadığımız sürece çalışan bir bilgisayar gibi her türlü virüsü kapmaya hazırız. Fiziksel olarak bir virüs aldığımızda ilaçla tedavi alarak nasıl iyileşiyorsak ruhen de bir virüs aldığımız zaman ilaçtan önce o travmanın nedenlerini,niçinlerini tam olarak kendi kendimize yada bir uzman tarafından anlayarak ruhu kanser etmeden bir an önce hayatın akışını değiştirmek için elimizden geleni ardımıza Kenan Baran gibi koymamalıyız.

Sevdiğim kitapların yazarlarını da seviyorum ve araştırıyorum kendi çapımda.Gülseren Budayıcıoğlu'nun bu kitabını tabi ki kendinize psikanaliz yapmanız için tavsiye ediyorum. Zira 30 tl olan bu kitabı (ki hiçbir şekilde epub yada pdf yok bulunamadı :)) okuyup bazı şeyleri anlamazsanız eğer yarın 3 bin TL verseniz bile kendisinden bir tek seans alamazsınız çünkü zor ulaşılan bir Doktor. Son olarak 346.sayfadan sonra ağlaya ağlaya ruhumu yıkayarak okuduğum bu terapiyi Nilüfer'e ithaf ediyorum. Hani erkekler ağlamazdı?

Kitap hakkında 8 metre inceleme yazarım ama içeriğinden bahsedip terapinizi mundar etmek istemiyorum. Bana çok şey kattı,bana çok şey öğretti. KRAL KAYBEDERSE kitabında bana göre KRAL kesinlikle ve kesinlikle kaybetmedi! Kazandı mı bilmem. Bildiğim tek şey KAYBETMEDİ.

Seni Seviyorum Kenan BARAN.
Seni Seviyorum Fadi.
Seni de Seviyorum Handan.



https://youtu.be/gCM2KlNqwbg
384 syf.
·Beğendi·9/10
Yazar bir psikiyatri doktoru,
Ve bu olay gerçek bir öyküden esinlenmiş... İsimler ve mekan değiştirilmiş ama kurgu,
Bir gerçeğe dayanıyor...
Kadın bir doktorun bir erkek etrafında ki tüm, Parametreleri inceleyip ortaya döktüğü bir Roman. Yazım dili sade anlaşılır.
Tıp terimlerinden olabildiğince uzak durulmuş Ve daha çok işin psikoterapi yönü, Vurgulanmış...
Erkek tam bir maço ve vurdum duymaz narsist, Bir gerçeklik içinde var olmaya çalışıyor... Kitap, birden çok kadının da ruhsal durumunu, Davranışını ve sebeplerini ortaya koyuyor...
Bu adam, etrafında pervane oluşlarını,
Bunun nedenlerini incelemiş...
Kadınlar bir yana erkeğin gerçek acılarını Anlatıyor kitap...
Bir amacın olmasının ne kadar değerli, Olduğunu ve zorluklar karşısında dışarıdan Değil içimizden çözümü bulmamız gerektiğini Vurguluyor...
Doktor aynı zamanda kendi ruhsal dünyasını, Ve çaresizliğini hem sosyal anlamda hem de, Mesleksel olarak ortaya koymuş...
Hepimiz insanız ne çok iyiyiz ne de çok, Kötüyüz sadece insanız ve hata yapabiliriz.. Önemli olan az hata yapmak veya hata, Konusunda ısrar etmemek...

Yazar, avcı olduğunu zanneden,
Ruhu kırık dökük bir erkeği,
Ve onu elde etmek için kendilerinden vazgeçen Kadınları anlatmış kitabında...
Ne ilginçtir ki, kahramanımız Kenan'ın, Yaptıklarını önceleri büyük bir nefretle okurken, Hikaye ilerledikçe ona müthiş bir acıma, Duydum içimden...

Kral Kaybederse, teknik olarak da deneysel,
Bir kitap...
Yazarın notları, hikaye, Kenan'ın güncesi derken hikaye çok katmanlı ilerliyor...

Kitap yaşanan bir hayat hikâyesini anlatırken Çocukluğumuzun şuan ki kişiliğimizi ne denli etkilediğini vurguluyor...
Unutulmaya yüz tutmuş çocukluk anılarımızın aslında en hassas tepkilerimizin temeli olabileceğini ortaya çıkarıyor...

Kenan, karakteri sanırım birçok bayanı oldukça Etkileyebilecek bir karakter...
Güçlü, mevki sahibi, bir ortama girdiğinde,
Tüm dikkatleri üzerine çekecek kadar, Karizmatik ve erkekler tarafından kıskanılan Ama kadınlar tarafından hayranlık duyulan bir, Adamın hayat hikâyesi...

Hayata bakışı ve hayatın ona öğrettiği büyük, Bir dersi anlatıyor...
Hiç yıkılmayacak bir adamın yıkılışıyla, Değerlerinin bir anda altüst olduğu ve tekrar Hayatı yeni baştan keşfettiği bir hayat, hikâyesi...

Kitap oldukça ilginç tam olarak kategoriye koyamıyorum...
Yazarın, anlatımı kuvvetli, duyguyu aktarması Çok başarılı...
Kitapta aşk, ihanet, fedakârlık, erkek kadın ilişkisi, psikoloji açıkçası birçok duyguyu yaşayabilirsiniz.!
Dolayısıyla sürükleyici...

( Aynı zamanda öngörüm kitap oldukça güzel bir sinema filmine çevrilebilir )
Oldukça da başarılı olur, diye düşünüyorum. :)

Yazar'ın önsözde de belirttiği gibi,
Kral Kaybederse'nin bir yansıtma görevi, Üstleneceğini umuyor, kendimiz, kurduğumuz İlişkiler, kadınlık ve erkeklik rollerine,
Atfettiğimiz önem, aşk acısı ismi altında,
Tüm hayatımızın düş kırıklıklarını topluyor, Olmamız...
Siz siz olun korkularınızın üstüne gidin,
Gidin ki yıllarca kendinizden kaçmayın... Narsist'liğin esiri olan kitabın kahramanı,
Bunu çok güzel öğretiyor...
Umarım okursunuz...
Kütüphaneniz de mutlaka bulundurmanız Gereken bir eser..

Hele bir son söz var ki kitapta,
Enfes, inanın bana...
Bence okumana değecek, nefis bir kitap.!!!
Sevgili okur, keyifli okumalar...
384 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Sürtük FİLOZOF olabilir, acemi ise ÜSTAT !

“Hayatın sesini duyabilseniz keşke...
Hayat size :
Artık yeter, dur, diyor.
Değiş, diyor.
Bazı şeyleri anla artık, diyor.

Bir aslanı minik bir kediye çevirir bu hayat, her şey bir anda değişebilir, hayatın altı üstüne gelebilir, bir playboy aniden felç geçirebilir ,tahtında oturan kral bir kılıçla devrilebilir.

Hayat şakağına namluyu çevirmişse yapacağın iki şey vardır :

Ya eline küreği alıp kendi mezarını kazarsın !
Ya da tetik çekilmeden önce bir adım sağa çekilirsin.
Öylece durup ölümü bekleyerek ve kaderi suçlayarak mızmızlanırsan mutlu olamazsın.
Çok mu önemli mutlu olmak?
ELBETTE ÇÜNKÜ HAYATIN TEK AMACI VARDIR : MUTLU OLMAK!

KORKUYORUZ ;kaybetmekten, yalnız kalmaktan, yalnız ölmekten...
Korktuğumuz çoğu şey de başımıza geliyor çünkü psikiyatriye göre biz korkularımızın tiryakisi olmuşuz.

KENDİMİZİ SUÇLU HİSSEDİYORUZ ne yazık ki bu annemizden kaynaklı. Çocuğuna güven veremeyen, çocuğunu yalnız bırakan, giden, sevgisini abartıp aşırı korumacı davranan anneler “ suçlu hisseden çocuklar” büyütüyor.

GÜVENSİZİZ, AŞAĞILIK KOMPLEKSİMİZ VAR çünkü baba şefkati görmüyoruz, sığınamıyoruz, şiddet görüyoruz ve ondan hep korkuyoruz.

Psikiyatri koltuğunda çocukluğa dönmenin haklı sebepleri var; bizi biz yapan anne ve babalarımız çünkü.
Kızlar annelerinin kaderini yaşarmış sözündeki gerçeklik şu : Ne kadar sevsek de ne kadar nefret etsek de hem beğendiğimiz hem suçladığın ne varsa istisnasız anneyi taklit ederiz.

Sonra KADERİ SUÇLARIZ
Öfkemiz öyle büyür ki
GÖZÜMÜZDE YAŞ
DİLİMİZDE ÖFKE
ELİMİZDE SOPA eksik olmaz!

Gülseren Budayıcıoğlu çok başarılı bir psikiyatrist ve diyor ki:

“Çektiğimiz acılar değiştirir bizi.
Mutluluk emekle, çabayla birikimle, acı çeke çeke gelir insana.
Yani kader değil, karar.”

Psikiyatri insanı kendine affettirme sanatıdır;
KENDİYLE KAVGALI , hayatla savaşan, aynı hataları defalarca yapanlar, kaderi suçlamaktan vazgeçip sorunun sebebini bulmalı öncelikle.

Psikiyatriye göre:
Biz yaşıyoruz, bilinçdışımız hafızaya kaydediyor ve kaderimizi yazıyor.
Tanrı kaderimizi kendi yazmıyor, bize yazdırıyor.

Sen anlayana kadar:
HAYAT VURACAK SANA
KAFANI DAĞITACAK
Öğrenemedin mi?
Derse devam...
KAFANA VURA VURA ÖĞRETECEK!

Yaşanmış hayat hikayeleri ile psikiyatri birleşmiş , basit bir olay ama işin işine psikiyatri girince işler değişiyor.
Okurken ben de çok deştim kendimi; annemi, babamı ve kardeşlerimi düşündüm. İster istemez farkındalık geliştiriyor insan.
Ne karmaşığız, düğüm düğümüz , kendimizi çözmeye başlamak için öneriyorum kitabı yoksa daha çok dayak yeriz.

GÜLÜMSE KADERİNE...
YOKSA ÇOK DAYAK YERSİN HAYATTAN...
384 syf.
·7 günde·9/10
Gülseren Budayıcıoğlu' nun okuduğum 5.kitabı. Okuduğum her kitabı kendimi ve hayatı tekrar tekrar sorgulamamı sağlıyor. Yaşadığım her bir olayı farklı bakış açılarıyla yorumlamama yardımcı oluyor. Yeni kitaplarını dört gözle bekliyor ve herkese yazarın tüm kitaplarını tavsiye ediyorum.
384 syf.
·22 günde·Puan vermedi
''KRAL KAYBEDERSE''
Ne çok şey öğrendim yine okuduğum bu kitaptan. Bitmesin istedim. Kendini kaybeden kahramanların ,kendilerini bulduklarında kitap da bitti ben de...
Kenan Baran ...O yıkılmaz, dayanılmaz, karşı konulamaz Kral..Öyle bir düştü ki tahtından .Düştüğü yerde kendini yeniden tanıdı, yeniden keşfetti içindeki benini. Ve gördü ki kaybetmek ,kazanmaktan daha çok öğretiyor hayatı. Gördü ki incilmek daha çok güçlü kılıyor insanı inciltmekten. Onunla birlikte ben de bir kez daha öğreniyorum.Ne kadar çok yükselirsek bu hayatta yere çakılmamız da o kadar derinden oluyor.Kenan Baran çakıldığı yerde kalmak yerine oradan bambaşka biri olarak çıktı.Tatdığını sandığı ama hiç doyasıya tatmamış olduğunu farkettiği duyguları içselleştirerek çıktı..SEVGİ gibi...İYİLİK gibi..
Kaybettiği şeylerden çok daha fazlasını kazanarak yolun sonuna geldi.
Sevgili Kenan Baran iyiki senin hayat hikayenin misafiri oldum..Ve sevgili yazarımız Gülseren Hanım.Bir gün, bir yerde ,biz zamanda birlikte olmak arzum...İyiki sizin gibi mesleğini büyük bir tutkuyla ve ihtiyatla yapanlar var...
384 syf.
·10/10
Gülseren Budayıcıoğlu'ndan ikinci kitabını da okudum.

Kalemine sağlık, o kadar güzel yazıyor ki!

Kenan beyin sonunda huzura kavuşmasına sevindim aynı zamanda derin derin ağlamak geldi içimden!

İşte böyle bir kitap, insanı düşündürüyor, kendini hesaba çektiriyor.
Kitapta ki yaşananlar gerçek hayattan esinlenmiş olması da etkiliyor tabi fazlaca insanı.

Mutlaka bu yazar psikiyatri doktorunun kitaplarını okuyun derim.

"Gözlerimi kapatıp bir süre öylece oturuyorum. Gözlerimden akan yaşlar önce ağır ağır düşüyor kucağıma Bu gözyaşları durur sanıyorum ama durmuyor, durduramıyorum. Giderek hıçkırıklara boğuluyorum; içi keder, hüzün, sevinç, huzur dolu hıçkırıklar bunlar."

Okuyun (。ŏ﹏ŏ)(〒﹏〒)
384 syf.
·15 günde·9/10
Gerçek bir hayat hikayesine dayanan kitapta narsistlik derecesinde kendine hayran olan bir erkeğin kadınlarla olan iliskisi ve hayatı anlatılıyor.Doktorun hastası olan kişi yıllar içinde terapi almaya devam edince aslında çocukluğunda yaşadığı travmaların sonucu hayatının ne hale geldiği ve yasadıkları neticesinde kendi iç dünyasına yaptığı yolculuk çok güzel anlatılmıs.Yanılmıyorsam Doğan Cüceloğlu'nun bir sözü vardi şöyle diyor "Çocukluk insanin anavatanıdır." Buradan cıkarılan sonuç bence şu ki ; çocukluğumuzda yasadığımız her durum yetişkin olduğumuzda yaşayacağımız her durum ile bağlantılı.Hepimize keyifli okumalar dilerim.
384 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Öyle bir olay örgüsü var ki elinden bırakamıyorsun, bıraktığında da aklında hep acaba ne olacak sorusu dolaşıyor. Kitabın can alıcı noktası ise kitap resmen okuyucuyu küçük psikolojik seanslarda hissettiriyor. Okurken sürekli olarak kendi geçmişini ve geçmişin geleceğin üzerinde ki izlerini düşünüyorsun. Kitap bittiğinde hissettiğim şeyse UMUT.
384 syf.
·14 günde·Beğendi·8/10
"Kral Kaybederse" birçok okurun oku, çok beğeneceksin demesi üzerine almış olduğum bir kitaptı. Ama ne zaman sıra gelir okurum bilmiyordum yani plân yapmamıştım. Bir gün arkadaşım ile sohbet ederken o kitabı çok geçe bırakma, kesin oku dedi.
Eee hemen hemen okuma tarzımız aynı olan ve yorumlarına güvendiğim insan da öne çek deyince tamam dedim, okuyayım.
Neyse okumaya başladım. Yazarın dili akıcı sayfalar su gibi gidiyor, onda hiç sıkıntı yok. Lakin ya ben ne okuyorum, bu ne ! Adam tam bir kazanova çıktı. Öyle böyle değil! Tamam, çok yakışıklı sözüm ona, zengin vs ama gıcık eden davranışları var. Tam karşımda olsa, dayanamaz laf sokar dilimle dövebilirdim (Zaten kazanova adamları sevmem, birde bu yürüyen ego, hep ben ben biri olunca sinir oldum) Kitabı okurken ara ara arkadaşım ile konuşuyorum ya diyorum ben sinir oldum ya! O da diyor devam et, detay vermeyeyim, bitirince konuşalım. Iyi tamam dedim. Kitabı okumaya devam ettim.
Ve hiçbir şeyin aslında göründüğü gibi olmadığını... Buz dağının arkasına her zaman bakılması gerektiğini... Ah almamanın önemini... Hayatımızda istersek bazı şeyleri değiştirebileceğimizi... Kaderimizi aslında bilinçaltımıza farkında olmadan işlediklerimizin şekillendirdiğini de okumuş ve bir kez daha anlamış oldum.
Bir şey daha diyeyim; Kenan karakterine o kadar kızan ben, son sayfaları okurken içim acıdı diyebilirim.
Iyi ki bu kitabı okumuşum. Her insanın kendinden ufak tefek bile olsa bir şeyler bulabileceği güzel bir kitaptı. Tavsiye ederim.
384 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Gercek bir hayat hikayesini kaleme alan Gulseren Budayicioglu' nun okudugum ilk kitabi. Kitabin konusu ve kahramani beni benden aldi. Kitabin baslarinda cok kizdigim Kenan Baran' a kitabin sonunda cok uzuldum. Bogazim dugumlendi kendimi aglamamak icin zor tuttum. Turk filmi tadindaki bu kitabi okumanizi şiddetle tavsiye ederim. Kendinize iyilik yapmis olursunuz. Hayata bakisiniz degisecek eminim,bende de oldugu gibi...
Kitapla kalin...
Sevilmeyen insanların gözlerinin ışığı hep biraz sönüktür. Bunu görmek her zaman hüzünlendirir beni. Aç kalmak, susuz kalmak gibi bir şeydir bu...
... eğer bir insan mutsuzsa,onu hiçbir şeyle mutlu edemezsin çünkü mutluluk bir karardır. Köşkler, yatlar, katlar, hatta mevki, başarı, sevgi bile insanı mutlu edemez.
Bu kadar okumasa,herşeyi bu kadar bilmese,bazı şeyleri görmeyiverse belki de daha huzurlu bir hayat yaşayabilirdi ama öyle değildi işte...
Ne bir katre hayır karşılıksız kalıyor, ne de bir katre şer. Bu dünyada ne yaparsan, dünya er ya veya geç sana onun karşılığını mutlaka veriyor.
Mutsuzluğunu kadere yükleme. Savaş onunla.
Mutluluğun peşine düş. Her yerde ara onu. Mutluluk emekle, çabayla, birikimle, acı çeke çeke gelir insana. Üstelik her emek, her caba, her birikim, her acı mutluluk getirmez.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kral Kaybederse
Baskı tarihi:
Şubat 2015
Sayfa sayısı:
384
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751416575
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Avına av olan bir avcının hikâyesi…

İnsanoğlu ilk çocukluk yıllarında yaşadıklarından çok etkilenir. Henüz tam ortaya çıkmamış bir heykel gibidir o; hayat da onu ince ince şekillendirmeye çalışan usta bir heykeltıraş… Alır eline keskiyi, usul usul oyar. Ama bazen keskiyi öyle bir savurur ki, bir parça kopuverir ve o parçayı bir daha kimse yerine koyamaz. Kendini hep dorukta görüyor ve asla aşağı düşmeyeceğini sanıyordu. Ama bir gün hayat elindeki keskiyi ona da savuruverdi ve onun da koptu yüreği…

Oysa pek çok kadının gönlüne taht kurmuş bir kraldı o… Uzun süre ne kendi inandı tahttan indiğine, ne de kadınlar. Ama bir şeylerin değiştiğini yine de ilk hisseden kadınlar oldu; ona yıllarca köle gibi itaat eden kadınlar… Psikiyatrist Dr. Gülseren Budayıcıoğlu Kral Kaybederse romanında, doruklardan aşağı inmeyeceğini sanan bir avcının avına av olup yuvarlanışını, kendini sevilmeyeceğine inandırmış mutsuz bir kadının da trajik hayatı içinde avken nasıl avcı olduğunu anlatıyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 3.387 okur

  • Mücahit
  • Okuyan Türkçeci
  • Rumeysa Kamacı
  • Sibel Özinan
  • mahmut porsuk
  • Canan Demirer
  • Seval Svl
  • Özgür KIR
  • AyşeY.
  • Ecem Süslü

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%10.5
14-17 Yaş
%1.8
18-24 Yaş
%14
25-34 Yaş
%22.8
35-44 Yaş
%42.1
45-54 Yaş
%7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%1.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%90.6
Erkek
%9.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%47.3 (615)
9
%23.8 (310)
8
%16.5 (214)
7
%6.9 (90)
6
%2.1 (27)
5
%1.8 (24)
4
%0.7 (9)
3
%0.2 (2)
2
%0.2 (3)
1
%0.5 (6)

Kitabın sıralamaları