Kristal Denizaltı

7,8/10  (80 Oy) · 
369 okunma  · 
58 beğeni  · 
2.226 gösterim
"İtiraf edeyim ki, ilişkiler içinde en çok hastalıklı olanları severim, ateşimin yükselmesini, sayıklamalarımı, kâbuslarımla hayallerimin birbirine karışmasını, en dokunulmaz yerlerimde hissettiğim sızıları. Hastalığının bütün kıvrımları hastalığımın bütün kıvrımlarıyla öpüşen bir kadınla denizaltıma binip çıktığım yolculukları, solgun bir sabah vakti insanların arasından ayrılışımı. Hiçbir yere gitmeyen bir denizaltının içinde, hiç kimsenin gitmediği yerlere gitmeyi.

"Birçoğumuz çıktık bu yolculuğa. Evet, sevdiğimiz hasta biri. Evet, bu ilişki hastalıklı. Ama bunun ne önemi var, hastalıklarımız birbirini tutuyorsa, öpüşen dudaklar gibi değiyorsa hastalıklarımız birbirine. Hangi sağlıklı ilişki benim gördüğüm rüyaları görebilir ki, hangi sağlıklı ilişki böyle sancıyabilir ki.

"Ateşlerle yanarak, sancılarla kavrularak, çılgın rüyaların içinde kıvranarak, kristal denizaltıda hastalıklı ilişkilerin içinde seyahatlere çıktım. Gezdiğim sıcak sahillerin büyücüleri bana hep aynı şeyi söyledi: Önemli olan onun sana uyması değil, önemli olan onun hastalığının senin hastalığına uyması.

"Dolaştığım tarih sayfaları aşk bölümlerinde hep "hastalıklı" ilişkileri anlatıyordu, kayda geçmeye değer olarak yalnızca onları bulmuştu. Brahms, Clara Schumann'a böyle tutulmuş; Yesenin, Isadura Duncan’a hayatını böyle armağan etmişti."
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2013
  • Sayfa Sayısı:
    152
  • ISBN:
    9786051416243
  • Yayınevi:
    Everest Yayınları
  • Kitabın Türü:
Üç Renk 
26 Ara 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Peşinen söyleyeyim konusu bakımından çok farklı bir beklentiniz olmasın. Ahmet Altan yine kadınlar, aşk, hayat, ölüm, ihtiras, hırs, zevk gibi konulara çalmış kalemini. Ahmet Altan'ı genel anlamda severim. Çünkü hayatın daha başka bir yanıyla ilgili yazıları.
Kitaba gelecek olursam içerisinde tamı tamına 32 başlık var. Aslında tam başlık demiyeyim de konu başlığı gibi başlıklar bunlar. Ve yazar bunların altını kendi duyguları ve konuyla ilgili düşünceleri ile doldurmuş. Öykü desem değil, deneme hiç değil, fikir yazıları da değiller. Duygulardan ve yazarın kendi hissedişlerinden ibaret yazılar işte. Zamanı olup da böylesi yazılara merak salanlar için okunası bir kitap.