Kristal Denizaltı

·
Okunma
·
Beğeni
·
4529
Gösterim
Adı:
Kristal Denizaltı
Baskı tarihi:
Mart 2013
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051416243
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Kristal Denizaltı
Kristal Denizaltı
Kristal Denizaltı
"İtiraf edeyim ki, ilişkiler içinde en çok hastalıklı olanları severim, ateşimin yükselmesini, sayıklamalarımı, kâbuslarımla hayallerimin birbirine karışmasını, en dokunulmaz yerlerimde hissettiğim sızıları. Hastalığının bütün kıvrımları hastalığımın bütün kıvrımlarıyla öpüşen bir kadınla denizaltıma binip çıktığım yolculukları, solgun bir sabah vakti insanların arasından ayrılışımı. Hiçbir yere gitmeyen bir denizaltının içinde, hiç kimsenin gitmediği yerlere gitmeyi.

"Birçoğumuz çıktık bu yolculuğa. Evet, sevdiğimiz hasta biri. Evet, bu ilişki hastalıklı. Ama bunun ne önemi var, hastalıklarımız birbirini tutuyorsa, öpüşen dudaklar gibi değiyorsa hastalıklarımız birbirine. Hangi sağlıklı ilişki benim gördüğüm rüyaları görebilir ki, hangi sağlıklı ilişki böyle sancıyabilir ki.

"Ateşlerle yanarak, sancılarla kavrularak, çılgın rüyaların içinde kıvranarak, kristal denizaltıda hastalıklı ilişkilerin içinde seyahatlere çıktım. Gezdiğim sıcak sahillerin büyücüleri bana hep aynı şeyi söyledi: Önemli olan onun sana uyması değil, önemli olan onun hastalığının senin hastalığına uyması.

"Dolaştığım tarih sayfaları aşk bölümlerinde hep "hastalıklı" ilişkileri anlatıyordu, kayda geçmeye değer olarak yalnızca onları bulmuştu. Brahms, Clara Schumann'a böyle tutulmuş; Yesenin, Isadura Duncan’a hayatını böyle armağan etmişti."
152 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Tartışmaya, polemiklere açık bir yazar.
Darbe girişimine iştirak suçuyla cezaevinde ve ağırlaştırılmış müebbete çarptırıldı.

Siyasi görüşü, Kemalizm muhalifi oluşu herkes gibi beni de rahatsız etse de edebi yeteneğini göz ardı etmem mümkün değil.
1999 yılında tamamı Kemalist olan jüri ideolojisini edebiyattan bağımsız değerlendirerek “Kılıç Yarası Gibi” romanı için Yunus Nadi roman ödülünü vermişti. Hakikaten Kılıç Yarası Gibi - okuyanlar bilir- muazzam bir eserdir. ( Son Oyun ve Ölmek Kolaydır Sevmekten romanları da benim çok sevdiklerimden)

“Dünyayı Bir Daha Görmeyeceğim” adlı deneme kitabı 26 Eylül’de ilk kez Almanya’da sonra da Hollanda, İngiltere,Norveç, İspanya ve İtalya’da satışa sunulacakmış.
Kitabın Türkçe basılmasını ve Türkiye’de satışa sunulmasını istemiyormuş Ahmet Altan.
Kendi adıma üzüldüm çünkü çok severek okuduğum bir yazar .
Cumhuriyet Kitap’ta bir yazısı yayınlanmış, diyor ki :
Günler ve mevsimler akıyor. Ben duruyorum. Hep aynı on metrekarenin içindeyim.”

Kristal Denizaltı da 32 denemeden oluşuyor ve ruhumun en derinine inenlerden oldu.
Ben’in ülkesidir deneme, her konuya ben açısından bakar, ben’ci bir tavır hakimdir.
Her denemede başka bir Altan, onun ben’inin içinde onlarca ben olduğu gibi onlarca kadın, onlarca erkek, onlarca sanatçı, onlarca eşcinsel, onlarca travesti var. :))

Bakın ne anlatıyor :
Birbirlerinin her şeyi olmak için yola çıkan ama birbirlerinin hiçbir şeyi olamayan âşıkları,
Bıçağı saplayan çıkarsın, diye feryat eden kıskanç kadınları,
Görmeden bile ruhun ruha adanabileceğini,
Hayatın tıpkı kutsal kitaplarda olduğu gibi kat kat olduğunu,
Bir kadını seçtiğini sanan ama aslında bir hayatı seçen erkekleri,
Karanlığın ve kaosun çocukları dediği kusurlu, bencil, kibirli, küstah sanatçıları...
( Dostoyevski kumarbazdır,Balzac dolandırıcıdır, Baudelaire kokainmandır, Poe alkoliktir, Hamsun faşisttir, Miller karısını satmıştır...)
Venüsle buluşamadığımız dönemeçleri,
Cevapsız soruları,
Siyah maskeli ölümü,
Kızıl maskeli acıyı,
Leylakî neşeyi,
Erkeklerin şifrelerini çözen kadınları,
Kadınların şifrelerini çözemeyen erkekleri,
Yalnızlığımızı...

Ben’inizle yüzleşmeye hazırsanız, Altan’ı sadece edebî kimliğiyle izleyebilecekseniz, ruhunuza ayna tutmaya hazırsanız şiddetle öneriyorum.

Dip not : 26 Eylül’e kadar Almanca öğrenmeliyim bir el atın ,bu bir yardım çığlığıdır :))...
152 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Kısa hikayeler, hatıralar ve tespitlerden oluşan bir kitap. Kadın-erkek ilişkileri temelli bir konusu var.

Ahmet Altan, erkeklerden yana pek açık vermezken; kadınların bütün sırlarını ortaya dökmüş. Sakladığımız duygularımızı, acılarımızı, düşüncelerimizi bir bir ifşa etmiş. Beni şaşırtan, kadınları bu denli inceliklerine kadar çözebilmiş bir adamın; kadınlara böyle nahif ve objektif bir bakış açısıyla yaklaşabilmesi. Kadınları aşağılamadan, küçümsemeden, köleleştirmeden, metalaştırmadan sevebilmesi.. Kadınları kusurlarıyla yüceltmesi.. Hatta fiziksel ve duygusal kusurların en sevilesi şeyler olduğunu düşünmesi.. Kitabı okurken kendimi bir kez daha sevdim.

Bazı hikayeler çok vasat, ama bazıları muazzam derecede güzel. Okurken tüylerimi diken diken eden pek çok hikaye oldu. Tanıdık yüzlerle, yazarlarla, olaylarla karşılaşıyorsunuz. Bazı yazarların hiç bilmediğim yönlerini öğrendim. Ayrıca bir kaç film tavsiyesi de aldım.

Zevkle okuduğum ve bana kendimi iyi hissettiren bir kitaptı. Tavsiye edilir.. Okuyacaklara iyi sarsılmalar diliyorum.
152 syf.
·Beğendi·10/10
Bir dönem ardı ardına Ahmet Altan okurdum. Okuduklarım içinde Kristal Denizaltı çok hoşuma gitmişti. Birbirinden etkileyici deneme tarzı ve düşünce yazılarından oluşuyordu kitap. Akılda yer edici öyle çok cümle vardı ki; 'Bıçağı saplayan çıkarsın isteriz', 'İnsanlar Tanrı'yı görmeden seviyorlar. Ama Tanrı'ya inananların çoğu, bir insanın bir başka insanı hiç görmeden sevmeyi sürdürebileceğine inanmıyor', 'Bir kadınla üç şey yapabilirsin: Ya onu seversin, ya onun için acı çekersin ya da onu yazarsın' gibi...Bu tarzı sevenlere, tavsiye ederim...
152 syf.
·2 günde·8/10
Peşinen söyleyeyim konusu bakımından çok farklı bir beklentiniz olmasın. Ahmet Altan yine kadınlar, aşk, hayat, ölüm, ihtiras, hırs, zevk gibi konulara çalmış kalemini. Ahmet Altan'ı genel anlamda severim. Çünkü hayatın daha başka bir yanıyla ilgili yazıları.
Kitaba gelecek olursam içerisinde tamı tamına 32 başlık var. Aslında tam başlık demiyeyim de konu başlığı gibi başlıklar bunlar. Ve yazar bunların altını kendi duyguları ve konuyla ilgili düşünceleri ile doldurmuş. Öykü desem değil, deneme hiç değil, fikir yazıları da değiller. Duygulardan ve yazarın kendi hissedişlerinden ibaret yazılar işte. Zamanı olup da böylesi yazılara merak salanlar için okunası bir kitap.
159 syf.
·4 günde·10/10
Yıllarca köşe yazılarını topladığım bir yazarın kitabını niye bu kadar bekletmişim diye sormam gerekiyor kendime... Çok iyi bir dille yazılmış hiç bitmiyecek bir şiir gibi... Okurken fark ettim de meğerse ben hiç bir şey bilmiyormuşum dedirtti bana itiraf etmeliyim ki çok şey kattı kitap bana binlerce soru ile birlikte...

Okumanızı tavsiye ederim.
152 syf.
·8/10
Okurken bilgilendiğim, düşündüğüm, bolca alıntı aldığım bir kitap.Okudukça cahilliğimi fark ettim.Bana çok şey kattı, yeni kararlar aldırttı.Okuyun derim.
152 syf.
·9/10
Kitapta sorularla,cevapları harmanlayan yazar okuyanda da hisler ile düşünceleri harmanlıyor.Cümlelere yüklediği duyyu akışını da geçirebiliyor size.Her şeyden az,hiçbir şeyden çok mantığıyla da bir çok temaya,duyguya değinmiş stabil bırakmıyor o yüzden de sizi..Okunmaya değer.
152 syf.
·8 günde·Beğendi·Puan vermedi
Ahmet Altan' ın 'Kristal denizaltı'sını okurken sürekli unuttuğum şeyleri yeniden hatırlıyor gibi hissettim. Sanki eskiden okumuşum şimdi yeniden okuyorum gibi.
159 syf.
·11 günde·6/10
Kitapta altını çizerek okuduğum çok güzel bölümler olduğu gibi okumaktan sıkıldığım bölümler de oldu. Ama sıkıldığım bölümler beğendiğim bölümlere oranla daha fazlaydı diyebilirim.
152 syf.
·2 günde·7/10
Bölüm bölüm hikayelerden oluşan kitapları bazen seviyorum,bazen sevmiyorum.Dikkatimi tam kitaba vermişken sanki kesiliyor bir yerde(bu benim fikrim tabiki) ama benim de herkes gibi bu kitapta fosforlu kalemle çizdiğim çok cümleler oldu.Kendi hayatımından bulduğum izler oldu.Hüngür hüngür ağladığım hikaye de oldu.Güzeldi ve güzel bitti ..Keyifli okumalar dilerim.
152 syf.
·Beğendi·10/10
Sanatsal ve edebik kültürünüzü geliştirecek , başkalarının hayatındaki dönemeçlerin, kendi hayatımızdaki sorgulamalarına sebep olabilecek bir kitap.O an okuduğum ruh halinden midir nedir çok etkilenmiştim.Okuyun , hediye edin , kaçın : )
152 syf.
Ahmet Altan'ın deneme kitaplarından bir tanesi, erkek-kadın ilişkilerine değindiği kısa yazılar mevcut, okunduğunda insanı biraz yoldan çıkartabilir. Yoldan çıkmak derken, yoldan çıkmak işte. Gerçi sizde yoldan çıkmak için birşeyler varsa, bu kitapta da o kıvılcım var işte.
''Biz birbirimizin hiçbir şeyi olmayacaktık, ama her şeyi olduk..''

Hiçbir şeyi olmamaktan başlarsan, o geniş özgürlük meralarından 'her şeyi olmaya' ulaşabiliyorsun.

Her şeyi olmaktan başlarsan, kısa zamanda gideceğin yer 'hiçbir şeyi' olmamak oluyor.
Ahmet Altan
Sayfa 10 - Hiçbir Şey ya da Her Şey
Biz, sükuneti özleriz, üstelik sakin bir limanın ortasında yaşarken.
Onlar geride bıraktıkları sükunete lanet okurlar, üstelik de bir kasırganın ortasında gemileri çatırdarken.
"Birine bağlanmadan önce, 'bağlandığımda acı çeker miyim' diye korkarken, bağlandıktan sonra 'acaba o acı çekecek mi' diye korkmaya başlarız."
Ahmet Altan
Sayfa 134 - Alkım Yayınevi
Zevkli bir kadına rastlarsanız zevkiniz, bilgili bir kadına rastlarsanız bilginiz, esprili bir kadına rastlarsanız espriniz, zeki bir kadına rastlarsanız zekanız gelişir; yeni huysuzluklar, kaprisler, kavga nedenleri, acılar da öğrenirsiniz.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kristal Denizaltı
Baskı tarihi:
Mart 2013
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051416243
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Kristal Denizaltı
Kristal Denizaltı
Kristal Denizaltı
"İtiraf edeyim ki, ilişkiler içinde en çok hastalıklı olanları severim, ateşimin yükselmesini, sayıklamalarımı, kâbuslarımla hayallerimin birbirine karışmasını, en dokunulmaz yerlerimde hissettiğim sızıları. Hastalığının bütün kıvrımları hastalığımın bütün kıvrımlarıyla öpüşen bir kadınla denizaltıma binip çıktığım yolculukları, solgun bir sabah vakti insanların arasından ayrılışımı. Hiçbir yere gitmeyen bir denizaltının içinde, hiç kimsenin gitmediği yerlere gitmeyi.

"Birçoğumuz çıktık bu yolculuğa. Evet, sevdiğimiz hasta biri. Evet, bu ilişki hastalıklı. Ama bunun ne önemi var, hastalıklarımız birbirini tutuyorsa, öpüşen dudaklar gibi değiyorsa hastalıklarımız birbirine. Hangi sağlıklı ilişki benim gördüğüm rüyaları görebilir ki, hangi sağlıklı ilişki böyle sancıyabilir ki.

"Ateşlerle yanarak, sancılarla kavrularak, çılgın rüyaların içinde kıvranarak, kristal denizaltıda hastalıklı ilişkilerin içinde seyahatlere çıktım. Gezdiğim sıcak sahillerin büyücüleri bana hep aynı şeyi söyledi: Önemli olan onun sana uyması değil, önemli olan onun hastalığının senin hastalığına uyması.

"Dolaştığım tarih sayfaları aşk bölümlerinde hep "hastalıklı" ilişkileri anlatıyordu, kayda geçmeye değer olarak yalnızca onları bulmuştu. Brahms, Clara Schumann'a böyle tutulmuş; Yesenin, Isadura Duncan’a hayatını böyle armağan etmişti."

Kitabı okuyanlar 949 okur

  • Gipkis
  • Damla ozan
  • Taner kaya
  • Emin kayaalp
  • Mehmet ak
  • İbrahim tekpınar
  • Oblomov
  • Sule kusgoz
  • Nedra arslan
  • Tensa Zangetsu

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.3
14-17 Yaş
%1.8
18-24 Yaş
%13.8
25-34 Yaş
%34.1
35-44 Yaş
%35.5
45-54 Yaş
%10.6
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%69.9
Erkek
%30.1

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18.6 (34)
9
%10.9 (20)
8
%19.1 (35)
7
%18.6 (34)
6
%7.1 (13)
5
%2.7 (5)
4
%0
3
%1.1 (2)
2
%0.5 (1)
1
%0