Adı:
Küçük Ağaç'ın Eğitimi
Baskı tarihi:
Nisan 2012
Sayfa sayısı:
280
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754680942
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Education Of Little Tree
Çeviri:
Şen Süer Kaya
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayınları
Sevgiyi, duyarlılığı, dürüstlüğü, samimiyeti
Kızılderili mantığıyla işleyen muhteşem bir kitap...

Egemenlik ve güç tutkusu peşinde koşan Beyaz Adam'ın acımasızca yok ettiği Çeroki'lere ithaf edilen bu kitap, insanı 'umursayan', acılarını 'paylaşan', yaşamın bütünselliğini 'savunan' bir kültürün mesajı... Evrensel dostluk ve barışın hikâyesi... İnsani duyarlılığın görkemli direnişi... Yüzeysel ve mekanik ilişkilerin hâkim olduğu günümüzde, yitirilen değerlere saygı duruşunda bulunma denemesi... Heidi, Küçük Prens, Şeker Portakalı ya da Martı'daki samimiyeti, dürüstlüğü özleyenler; coşmak, sevmek, özgür olmak, hüzünlenmek, doya doya ağlamak isteyenler için... En çok da kitle iletişim araçlarının kölesi olanlar, yaratıcılığı körelten eğitimi sorgulamak isteyenler için...
280 syf.
·8 günde·5/10
Kimi eserler vardır, pek çok okuyucu tarafından istisnasız beğenilir, üzerine pek çok güzel yorum yapılır. Henüz eseri okumamış birine 'Mutlaka okumalısın.' diye telkinde bulunulur. Herkesin dilinde o kadar iddialı övgülerle dolaşır ki henüz okumamış bir okuyucuda epey merak uyandırır. Küçük Ağaç'ın Eğitimi de bu kategoride yer alan eserlerden biri. Hakkında pek çok güzel yorum mevcut. Durum böyle olunca insan 'Bu güzellikten mahrum kalmayayım' diyerek kitaba sarılıyor.

Eserin ana unsurunu Amerika kıtasının en eski sahipleri olan yerliler/Kızılderililer oluşturuyor. Yerli olan bir büyükbaba ve büyükannenin 'Küçük Ağaç' adını verdikleri torunlarıyla sürdürdükleri yaşam anlatılıyor eserde. Herkesten uzakta, sâkinlik ve huzur içinde, çok az şeye ihtiyaç duyularak sürdürülen bir yaşam var satırlarda. Zîra günümüz keşmekeşliğinden epey uzak bir manzara mevcut. Kendi yiyeceklerini kendileri yetiştiren, ilaçlarını dahi kendileri yapan, kaldı ki doktora pek de ihtiyaçları olmayan bir aileden bahsediyoruz. Anne ve babasının ölümü üzerine küçük yaştan beri büyükanne ve büyükbabasıyla yaşamaya başlayan Küçük Ağaç, yaşadığı bu ortamda her fırsatta kimi zaman doğaya, kimi zaman hayata dair bir şeyler öğrenmektedir.

Genelde esere dair yapılan övgülere baktığımda kitap içerisinde verilen duyguların yoğunluğuna dikkat çekildiğini görmüştüm fakat ben aynı şeyi hissedemedim. Daha önce Bir Çift Yürek isimli eseri okumuştum ve hemen hemen iki eserin konusu da birbirine yakındı. Bir Çift Yürek'de de bir bayan doktorun Avustralya'da yaşayan Aborjinler'e konuk olması ve onlarla birlikte geçirdiği zaman süresince çıktığı ruhsal yolculuk anlatılıyordu. Bir Çift Yürek'de insanlığın temelinde sahip olduğu saf ve samimi duygulara, aslında hantallıklardan kurtularak yaşanan bir hayatın gerçek yaşamı yansıttığına ve sevginin her daim iyileştirdiğine şahit olmuştum. Küçük Ağaç'ın Eğitimi'nde ise asıl amaç bu iken, bu duygular yeterince öne çıkarılmamış bana kalırsa. Bu sebeple kitap bana fazlasıyla yavan geldi.

Bunların yanı sıra eserin çevirisinin çok da kaliteli olduğunu düşünmüyorum. Bendeki kitap 2018 baskılı Say Yayınları'na ait. Başka bir yayınevinden satışı var mı bilmiyorum fakat ben sipariş verirken sadece bu yayınevi mevcuttu. Kitabın genel olarak anlatımı mı bu kadar sıkıcı yoksa çeviriden mi kaynaklı bir durum tam olarak bilemiyorum. Eserde beni rahatsız eden bir diğer unsur ise, Küçük Ağaç'ın büyükbabası ve büyükannesinden öğrendiklerini aktardığı kısımların üst üste sürekli 'Büyükbaba/ büyükanne dedi ki' şeklinde başlayan cümlelerle verilmesi anlatım bozukluğuna sebep olarak okuyucunun kulağını tırmalıyor. Haliyle metnin akıcılığını da bozuyor.

Eserin sonunda ise birtakım şahısların kitaba dair görüşlerine yer verilmiş. Sırf bu yazılardan birini okuyarak bile kitap içinde anlatılanlar çözülebilir. Velhasıl-ı kelâm, büyük umutlarla okumaya başladığım eser beni hayal kırıklığına uğrattı. Sıkılarak, 'Acaba bir sonraki sayfada akıcı olur mu?' diye ümid ederek okuduğum bir eser oldu.
280 syf.
·57 günde·Puan vermedi
muhteşem bir kitap daha bitti.çok çok güzel bir kitap.Şehrin bunaltıcı ortamından kaçıp doğaya sığınmak isteriz ya huzur bulmak için işte bu kitap bizi doğanın eşsiz huzuruna götürüyor.Menekşelerin, çamların,çınarların mis gibi kokusunu hissedeceksiniz, rüzgar değecek teninize, yazın sıcak güneşi ısıtacak vücudunuzu, kışın buzu, karı çıtırdayacak ayağınızın altında, baharın eşşiz güzellikleri renkleri içinde yürüceksiniz, dağların tepelerine çıkıp güneşin doğuşunu izleyeceksiniz,tatlımı tatlı bir büyükanne ve büyükbabanız olacak sizinle konuşan gereksiz sözcükleri atıp samimi sözcükler ile seslenecek.öksüz kalmış 5 yaşında bir çocuk önce babasını sonra annesini kaybediyor kızıldereli soyundan gelen büyükanne ve büyükbabasının yanında yaşamına devam ediyor.Öyle güzel eğitiliyor ki onların yanında sıcacık bir yuva içinde yaşamına devam ediyor.Yaptığı en ufak bir işten gurur duymasını sağlayacak övgülerle.Doğaya en büyük saygıyı gösteren topluluğun kızıldereliler olduğunu birkez daha öğrenmiş oluyoruz.Muhteşem bir eğitim, insana, hayvana, doğanın en küçük bitkisine saygıyı görmüş olacaksınız.kesinlikle alıp okumanızı tavsiye ediyorum.

Yüreğinizde ki sevgiyi çocuklardan esirgemeyin :))))
280 syf.
·8/10
Insanların farklı olanı neden hazmedemediğini bir türlü anlayamıyorum. Farklı fikirler, kültürler, inanışlar, görünüşler beni her zaman heyecanlandırıyor. Peki ama bazı insanlar farklılıklardan neden bu kadar korkuyor? Dünyada binlerce renk varken tüm insanları tek bir renge boyamaya çalışmak ne büyük talihsizlik..
Kitabı yetişkin birinin yazdığını bilmeme rağmen inanamıyordum. Kelimeler bir yetişkinde olabileceğine ihtimal vermediğim ölçüde masumiyet ve saflık içeriyor sanırım ben kitabı dokuz yaşında bir çocuğun yazdığına inanmaya devam edeceğim. Yaşantıları ve hissettikleri doğal, her kelimesi gerçek..
280 syf.
Size de hiç oluyor mu,bazı filmleri bazı kitapları ders olarak okutulması ve izletilmesini istiyorum.İşte bu kitap da tam olarak öyle bir kitap oldu benim için.İstanbul'a yeni taşınmış olmamın etkisidir belki de bilemiyorum.İncelemeye geçmeden önce sırt çantalarınızı ulaşamayacağınız bir yere koymanızı tavsiye ederim zira into the wild ve bir çift yürek karışımı tadındaydı.

6 aylıkken ananem ve dedemin yanına verildiğim,senin yaşlarındayken tüm çiçek isimlerini ezbere bildiğim,hiç arkadaşım olmadığı için köpeklerimizle konuştuğum için sen benim kandaşımsın Küçük Ağaç..

Bir gün bir anne olursam çocuğumu toprağı ayağına değecek şekilde yetiştireceğim demiştim.Doğayla iç içe büyüyen bir çocuk olmanın tadına varmış olanların beni gerçekten anlayacağına da eminim.Kitaptan hayattan öğrenemeyeceğim birçok şeyi öğrendiğime inanıyorum aslına bakarsanız.Dikkatimi çeken diğer bir husus Da şu oldu,yerli halka vahşi diyen beyaz insanların Küçük Ağaç'ı yetiştirme yurdunda dövmesi.Köpeklerini bile öldükten sonra kucaklayıp o şekilde gömen insanlara vahşi diyebilmek...Bir gün çocuğum olunca ona izletmek istediğim filmlerden birkaçı Çizgi pijamalı çocuk,cennetin çocukları başta olacak demiştim.Kitap olarak da okumak istediğim kitaplar listesine yazdım bu kitabı da anlayacağınız.Birlikte küçük ağaç gibi rüzgarı dinlemeyi,gidişatı,dostluğu öğreneceğiz.Sonunda büyükbaba ve büyükannenin ölümünde bir iki damla yaş bırakmadım desem yalan söylemiş olurum.Diyebilecegim şu ki okuyun,okutun Hatta ders olarak gösterilsin tüm bunlar,vahşi diye nitelendirdiğimiz insanların bir çocuğu ne kadar güzel eğittiğini görelim,eğitim diye bize verilen şeyin Aslında eğitim olmadığını yetkili mercilere gösterelim.Doğayla daha çok iç içe olacağımız günler temennisiyle..
280 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
Küçük Ağaç'ın Eğitimi,beş yaşındaki bir çocuğun bilgeliğe ermesine,tecrübelerini,yaşamını bir çocuk gözüyle bize aktardığı masum ,samimi,dürüst, duyarlı bir kitap.
Ne yazık ki kitapta asırlardan beri tekrarlayan beyaz ırkın siyah ırka olan üstünlüğünden, siyasilerin çıkarları uğruna çıkardığı çatışmalardan ,yitirilen değerlerden dem vurulmakta.
Kitabın asıl mesajı ise evrensel barış ve dostluk hikayesi.. Bu dostluğu, barışı, samimiyeti ise çocuktan dinlemek insanı olduğu yaştan alıpda Küçük Ağac'ın yanına, yaşına,ruhuna götürüyor.
"Insanlar sevebilirler. Ki bu doğru davranıştır. Ağlayabilir,hüzünlenebilir. Bu da doğrudur."
Insanlar konuşmalı, sohbet etmeli ,mutlaka bir işle meşgul olmalıdır. Ancak bunları yaparken doğa kurallarına uyulmalı ihtiyaç olunan kadar harcama yapılmalıdır.
Teşekkürler Küçük Ağaç beni çocukluğuma,eski samimiyetlere,sevinçlere götürdüğün için..

Keyifli okumalar.. :)
280 syf.
·6 günde
Bu kitap hakkında ne söylesem eksik kalır. Ama henüz kitabı okumayanlar için, okumaya teşvik edici bir şeyler söylemek zorunda hissediyorum kendimi. Çünkü bu kitap insanı derinden etkiliyor!
Küçük Ağaç'ın Eğitimi, kitabın yazarı Forrest Carter'ın otobiyografik kitabıdır. Bu kitapta Kızılderili küçük bir çocuğun -Yerli adı Küçük Ağaç- ağzından, kendi yaşam hikayesini öğreneceksiniz. Küçük Ağaç'ın çocukluk yıllarında, büyükannesi ve büyükbabasından edindiği bilgi ve deneyimlere şahit olacaksınız. Bu muazzam kitabı okurken o kadar farklı duygular hissedeceksiniz ki; bittiğinde kendinizi hüzünlü, hayatta olan ve daha önce olmuş olan adaletsizliklere, kötülüklere karşı sitemli ama bir o kadar da güçlü bulacaksınız.
280 syf.
·7/10
Tavsiye üzerine aldığım ve 6-7 aydır okumayı ertelediğim bir kitap. Yazarın üslubundan mıdır yoksa çeviri hatasından mı kaynaklı anlayamadığım şekilde cümleleri oldukça basit ve hatalı buldum. İlk başta üslubunu yadırgasam da içerik bakımından sayfalar ilerledikçe git gide bağlanmama vesile oldu. Öksüz ve yetim kalan 5 yaşındaki çocuğun gözünden, kızılderili Büyükbaba ve Büyükanne tarafından doğa şartlarında yetiştirilişi anlatılıyor. Dönemde işleyen sisteme farklı noktadan bakarak oldukça gerçekçi eleştirilerde bulunulmuş, özellikle Büyükbabanın özlü sözleri altı çizilesi.

İnsanlar doğayla iç içe yaşayarak sivrilikleri törpüleniyor, törpülenme seçeneği bulunmayanların ölümüne sebep oluyor. Fakat günümüzde sistem tüm insanları barındırmayı amaçladığından, birlikte olmanın gerektirdiği problemlerin ortaya çıkmasına olanak sağlıyor. Sonra sistem zapt edemez hale gelip gaddarlaşıyor. Sonuç insanların kafalarında dahi barındırdığı küçük cehennnemler birliktelikle oluşan büyük cehennemler...
Hazırakonmuşluk ilkelliğimizin göstergesi değil midir ?

Bülbülü Öldürmek kitabını sevdiyseniz bu kitabı da seveceğinizden eminim. Keyifle okumanızı dilerim.
280 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Egemenlik ve güç tutkusu peşinde koşan Beyaz Adam'ın acımasızca yok ettiği Çerokilere ithaf edilen bu kitap, insanı umursayan, acılarını paylaşan, yaşamın bütünselliğini savunan bir kültürün mesajı... Evrensel dostluk ve barışın hikâyesi... İnsani duyarlılığın görkemli direnişi... Yüzeysel ve mekanik ilişkilerin hâkim olduğu günümüzde, yitirilen değerlere saygı duruşunda bulunma denemesi...
280 syf.
·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kızılderili bir atasözü der ki:
"İlkbaharda usul usul yürü, toprak ana hamiledir."
Evrenle bu derece bütünleşmiş bu naif insanları nasıl "ilkel" sayabiliyorlar, nasıl incitip nasıl yok ediyorlar?!..

 Evrenin  bütünlüğünden uzaklaşıp parçası olduğumuz doğayı; hükmetmeye, sömürmeye çalıştıkça aslında kendimizi sömürdüğümüzü, bunalımlara, yabancılaşmaya sürüklediğimizi, kendi kendimizi hırsımız ile yok ettiğimizi fark edemiyoruz. Fark edemediğimiz diğer bütün şeyler gibi...
Oysa doğaya bir kulak versek neler fısıldıyor bizlere... Şu amansız koşuşturmaya bir ara verip, dursak, bakmakla yetinmeyip, görebilsek; konuşan  ağaçları, yeniliğe gebe toprağı, her gün bizim için doğan güneşi, ağlayan bulutları, şefkatle saran havayı, öpen rüzgarı ...

Zamanın içinde zamansızlıktan yakınıp duruyoruz. Yaşam telaşesine öyle çok kaptırmışız ki kendimizi arada sırada "yaşıyor muyum?" diye soracak kadar bile  vaktimiz yok.
Hep daha fazlası, daha fazlası için uğraşırken tam her şey tamam olduğunda hiçliğin kıyısında olacağız. " ihtiyacın olanını al daha fazlasını değil." der Kızılderililerin mütevazı hayatları.

Çerokiler; evrendeki her şeyin bir ruhu olduğuna inanırlar. Ancak yüreğiyle bakanlar, duyanlar görebilir bu ruhları.
 Kendilerini yaradılışın bir parçası olarak gördüler; yaradılanın hükümdarı, sömürücüsü değil. Birbirlerine duydukları sevgi ve saygıyı canlı cansız tüm varlığa duydular. Fakat medeni insanlar (!) yerlilere bu saygıyı duyamadı. Vahşetle onları kendi topraklarından sürgün ettiler.  Gözyaşı Yolu'nda ölümlerle ilerlerken hep içlerine döktüler gözyaşlarını, ağıtlarını...

Yitirilen değerlerimizi Kızılderili geleneği ile hatırlatan, yüreği atan bu kitabın;
kendisini, efendisi sandığı zamanın ve paranın aslında kölesi olanlara, modern insanlara(!) bizlere söyleyecekleri var.

Çerokilerin son evlatlarından olan Küçük Ağaç'ın ağzından anlatır yazar, kendi yaşam hikayesini. Bu sese kulak verin 5 yaşındaki çocuktan öğrenin paylaşmayı, sevmeyi, iyiliği, hayatı...
Beyaz Adamın köreltici eğitimini, kendisini mekanikleştirdiği eğitimle körleştiren, duyarsızlaştıran, cahilleştiren yaşamak için saldır, intikamını al, daima bencil ol öğretisini eğitimmiş gibi sunmasını irdeler.

Okuması yazması olmayan ama evrenin sırlarını okumuş, bilge insanlar olan büyükbaba ile büyükannenin felsefi söylemleriyle hem yaşamı hem kendimizi sorgulamaya başlıyoruz. 
Bazen güldüren bazen hüzünlendiren bu hikaye sizi yüreğinizden sarsacak,
mutsuzlukla örülü sanal duvarlarınızda deprem etkisi yaratacak.

 Ve son olarak
Farklı renkleri sindirerek tek renge dönüştürürsek, karanlığın renginde ancak birbirimizi boğarız.

Sevgiyle kalın...
280 syf.
·Beğendi·8/10
Adalet(sizliğ)in ve hukukun işleyiş sistemine,Hristiyanlığa ince eleştirilerle yaklaşmış Forrest Carter.Doğa ve hayvan sevgisini öyle perçinlemiş ki,toprağı işlemeyi,bir mahsulü ekip biçmeyi öyle tatlı bir kıvamda vermiş ki,kitabı kitap yapan şeylerden yararlanmasını bilmiş açıkçası.Komün yaşamın da örneklerinden birini vermiştir aslında fakat günümüzde elektrik kesilince ne yapacağını bilemeyen bir kitleye sahip olduğumuzdan dolayı,o yaşam tarzına sadece kitaplardan erişebileceğiz.Keyifle okunabilecek,''Beyaz Adam'' a karşı bir duruş belirtebilen nadir kitaplardandır,pişman olmazsınız.Bu arada anlatımı 5 yaşındaki bir çocuğun ağzından aktarılmaktadır,bu ilk başta çeviri hatası gibi gözükse de,kitap bitimine doğru,netleşiyor her şey.Okuduysanız eğer zamanınızdan çaldığım için özür diler,kitabınızdan keyif almanızı umarım,sevgiyle kalın.
280 syf.
·21 günde·Beğendi·10/10
Küçük Ağaç, Çeroki olan bir Kızılderili. Anne ve babasını kaybettikten sonra büyükannesi ve büyükbabasıyla yaşamaya başlıyor. İşte olaylar da bundan sonra başlıyor. Küçük Ağaç’ ın hayatına birçok arkadaş giriyor. Onlardan çok şey öğreniyor. Mesela doğanın Gidişat’ını öğreniyor. Ağaçların,suyun,hayvanların,toprağın ve bilcümle varlıkların konuşabildiğini fark ediyor. Ölümün hayatın bir parçası olduğunu öğreniyor. Ruh aklını ve beden aklını uyutmayı biliyor.
280 syf.
·21 günde·Beğendi·10/10
Bir çocuğun gözünden hayatın tüm tuhaflığını izliyorsunuz...Bir başınalığı ,aile kavramını,hayat olgusunu,yaşam mücadelesini...ve ne olursa olsun vazgeçmeyişi...Gıpta ile izledigimiz,dinlediğimız kızıl derili hikayelerinin en gerçek olanı bence...saygı duyulası...okuyup beğenmeniz dileğiyle...
İyi bir şeyle karşılaştığın zaman, yapman gereken ilk şey bulabildiğin insanla onu paylaşmaktır; bu şekilde iyilik öyle bir yayılır ki nereye gittiğini bilemezsiniz.
Benim geçmişi bilmemi istiyorlardı."Geçmişi bilmezsen bir geleceğin olmaz çünkü.Halkının bir zamanlar nerede olduğunu bilmezsen,nereye gittiğini de bilemezsin."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Küçük Ağaç'ın Eğitimi
Baskı tarihi:
Nisan 2012
Sayfa sayısı:
280
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754680942
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Education Of Little Tree
Çeviri:
Şen Süer Kaya
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayınları
Sevgiyi, duyarlılığı, dürüstlüğü, samimiyeti
Kızılderili mantığıyla işleyen muhteşem bir kitap...

Egemenlik ve güç tutkusu peşinde koşan Beyaz Adam'ın acımasızca yok ettiği Çeroki'lere ithaf edilen bu kitap, insanı 'umursayan', acılarını 'paylaşan', yaşamın bütünselliğini 'savunan' bir kültürün mesajı... Evrensel dostluk ve barışın hikâyesi... İnsani duyarlılığın görkemli direnişi... Yüzeysel ve mekanik ilişkilerin hâkim olduğu günümüzde, yitirilen değerlere saygı duruşunda bulunma denemesi... Heidi, Küçük Prens, Şeker Portakalı ya da Martı'daki samimiyeti, dürüstlüğü özleyenler; coşmak, sevmek, özgür olmak, hüzünlenmek, doya doya ağlamak isteyenler için... En çok da kitle iletişim araçlarının kölesi olanlar, yaratıcılığı körelten eğitimi sorgulamak isteyenler için...

Kitabı okuyanlar 731 okur

  • melisa
  • Htc
  • Rukiye canpolat
  • Ceylannb
  • Hilal Çelik
  • Yurdanur
  • Ayşenur
  • Ozan Yıldırım
  • Amine berre çuhacı
  • Münevver kübra kırbıyık

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%8
14-17 Yaş
%6.5
18-24 Yaş
%25.4
25-34 Yaş
%32.6
35-44 Yaş
%19.6
45-54 Yaş
%7.2
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%74.4
Erkek
%25.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%39.6 (111)
9
%26.1 (73)
8
%21.1 (59)
7
%8.9 (25)
6
%2.1 (6)
5
%1.4 (4)
4
%0.4 (1)
3
%0.4 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları