·
Okunma
·
Beğeni
·
758
Gösterim
Adı:
Küçük Paşa
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751031884
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnkılap Kitabevi
1900'lü yılların başlarında, Anadolu'nun küçük bir köyünde yaşayan yeni anne olmuş Selime, İstanbul'daki bir paşanın evine sütannelik yapması için çağrılır. Kocası da İstanbul'da, Nişantaşı karakolunda memur olan Selime, bebeği Salih ile İstanbul'a gelir. Selime'nin sütanalık yaptığı bebek ile birlikte büyüyen Salih, ailesi köye döndükten sonra da konakta yaşamaya devam eder. Paşa'nın ölümünün ardından Salih'i artık konakta istemeyen eşi Naime Hanım, Salih'i babasının yanına, doğduğu köye geri gönderir. Salih'in hazin öyküsü bundan sonra başlayacaktır...

Ebubekir Hazım Tepeyran, Küçük Paşa romanında, yirminci yüzyıl başlarındaki kırsal kesim gerçekliğimizi ayrıntılı biçimde sergiler. Romanda, köylünün durumu, yüzyıllardır ihmal edilmiş ve ezilmiş olması, canlı ve çarpıcı bir tahlil gücüyle, ülke sorunlarıyla iç içe tasvir edilir; ülke gerçeklerinin, dönemin sorunlarının altı çizilir. Köy-kent çelişkisi, yönetimin despotik tutumu, savaşların getirdiği yıkımlar ve bütün bunlar içinde Anadolu insanının dramı, zengin bir gözlem gücünün ürünü olarak romanda yansıtılır. Bu özellikleri nedeniyle, edebiyat tarihimizin üstünde en çok durduğu romanlarımızdan biri olan ve ilk kez 1910 yılında basılan Küçük Paşa, 100 yıl sonra tekrar okuyucu karşısına çıkıyor.
176 syf.
·Beğendi·7/10
Yirminci yüzyılın ilk Türk köy romanı olan Küçük Paşa Türk edebiyatında bir yol açıcı olarak değerlendirilmiştir. Köy gerçeklerine yer veren ilk romandır aynı zamanda.

Şehirli insanın köy insanı ile ilgili düşünceleri yazar tarafından anlatılırken hayvanlara özgü, rencide edici benzetmeler romanı okurken sık sık karşımıza çıkmaktadır: "Van kedisi gibi taa Anadolu'dan getirilen bu ineğe dikkatlice baktı" cümlesinde bakılan kişi konağa getiren süt ninedir mesela.
Roman Anadolu'dan bir konağa bebeği ile birlikte süt nine olarak getirilen Selime'nin tüm saflığı ile Konak hayatına uyum sağlamaya çalışması ve onun küçük oğlunun da konakta süt kardeşi ile beraber süregelen hayatı üzerine kurgulanmıştır. Sonu ise hüsrandır.
Selime ve oğluna uygulanan psikolojik şiddet ve fiziksel yıkımlar, sınıf farkları, parasal olarak güçlü olan insanların, diğerlerini kullanılıp atılacak bir eşya gibi görmeleri, insanların bencilliklerinin tavan yapması, ve bir çocuk için başka bir çocuğun hayatının karartılması, etkileyici bir şekilde aktarılmıştır.
Türünün ilk örneği olması, akıcı anlatımı ve toplumsal gerçeklere dem vurması açısından iyi ki okudum dediğim ve konu ilginizi çekiyor ise okuyun pişman olmazsınız diyeceğim kitaplardan biri.
176 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Insana değer vermek için sadece çocuğumuz mu olması gerekir. Yaratılanı yaradandan ötürü sevmek... .
176 syf.
·2 günde·Puan vermedi
"Küçük Paşa" Ebubekir Hazım Tepeyran' ın tek romanı. Nabizade Nazım' ın "Karabibik" romanından sonra "köyü ve köylüyü konu edinen" ikinci roman.

Eser Hicri 1312 yılının Şubat ayında başlar. Miladi 1894 yılı. Osmanlı Devleti' nin son dönemleri. Orta Anadolu' da bir köyde (muhtemelen Niğde' nin bir köyünde) yaşayan yeni doğum yapmış bir kadın İstanbul' da bir Paşa' nın torununa sütanalık yapması için tutulur ve İstanbul' a getirtilir. Paşa' nın torunu ve sütananın oğlu bu evde birlikte büyürler. Süt çağı bitince sütana köyüne döner ancak oğlu konakta Paşa' nın oğlu olarak yaşamaya devam eder. "Küçük Paşa" olarak üvan alır ve ünvanına yakışır muamele görür. Ev halkı ise bu çocuktan rahatsızdır. Çünkü Paşa iki kez evlenmiş ancak çocuk sahibi olamamıştır. Evin hanımı eğer ki Paşa bu çocuğu oğlu olarak tanıtırsa evlat sahibi olamamaktaki sebebin kendinden kaynaklanacağı, kısır bir kadın olarak anılacağı korkusunu yaşar. Çocuk hanımefendi için bir tehdittir. Ancak Paşa tüm varlığıyla çocuğu sahiplenmiş ve Hanımefendiye çocuktan kurtulabileceği hiçbir yol çare bırakmamıştır. Paşa' nın vefatından sonra ise Hanımefendi muradına erer ve çocuğu kandırarak, köyüne geri gönderir. Çocuk Hanımefendi tarafından sevilmediğinin her zaman farkındadır ve ona anlatılan hayali köy kurtuluş gibi gözükür. Yeşil çimenler, yüksek dağlar, otlayan koyunlar ve kuzularla hayalinde canlandırdığı köyden sonra karşılaştığı köy tam bir hayal kırıklığıdır.Etraf yeşildir, dağlar yüksektir, etrafta koyunlar ve kuzular vardır ama kimse bunu umursamaz. Önemli olan koyunları otlatmak, çeşmeden su taşımak, kısaca hayatta kalmaktır.Halbuki çocuk Paşa' nın evinde bir eli yağda bir eli balda büyümüş, hiçbir zorlukla karşılaşmamıştır.
Roman Küçük Paşa' nın köyü gördükten ve yaşadığı hayal kırıklığından hemen sonra olay akışını yavaşlatır ve tamamiyle köye, köylü olmanın zorluklarına, köylünün çektiği sıkıntılara odaklanır.

Roman realizm ve natüralizm akımlarının etkisinde kaleme alınmıştır . Ele alınan gerçekler objektif bir bakışla yansıtılır. Anlatım esnasında yazar sadece gözlem yapar; olayların ya da kişilerin olumlu ya da olumsuz taraflarını övmez ya da yermez. Yazar olaya müdahele etmez; sanki olaylar kendiliğinden gerçekleşmektedir ve yazar saedece bunları olduğu gibi aktarmakla mükelleftir. Bu anlamda eser teknik bakımdan biraz zayıf kalmıştır.

Esere tamamiyle kötümser bir hava hakimdir. Kahramanın başına sürekli kötü olaylar gelmektedir ve kahraman tüm bu süreç içerisinde yalnızdır. Ona destek olacak kimse yoktur. Küçük Paşa ünvanı ile geldiği bu köy ona alışamaz; Küçük Paşa da köye ve köylülere.

Eser "sanat toplum içindir" anlayışını yansıtır. Toplumda aksayan her şey eser boyu irdelenir ve bir çözüme kavuşturulması için uğraşılır. Din, eğitim, sağlık... Köylü bunları bilmez.
Dini yaklaşım eserde köy insanlarının dini bir eğitimden mahrum kalışlarından yola çıkılarak anlatılır. Din; köyde imamın arkasında namaz kılan birkaç insan ve uykudan önce edilen: "Yattım sağıma, döndüm soluma, melekler şahit olsun dinime imanıma" duasından ibarettir.
Doktor köye gelmez. Eğer o gelirse peşi sıra ölüm de gelecektir. Tifo ve verem tüm ülkenin ensesindedir.
Çocuklar okumaz. Ailelerine yardım etmek zorundadırlar. Köylünün hayatı çetindir. Su taşımalı, hayvan gütmeli, tarlayı ekip sürmeli; yani günü çıkaracak ekmeğini kazanmalıdır.

Devlet köyü sadece vergi dönemlerinde ve savaşa gidecek asker ihtiyacını karşılaması gerektiğinde hatırlar. Köylü devlete yük değildir. Çünkü devletin köyden haberi yoktur. Devlet sürekli savaşmakta ve varlığını sürdürmek için uğraşmaktadır.

Eser derin bir pişmalıkla son bulur. İyiler hala iyidir, kötüler hala kötü. Son pişmanlık hiçbir zaman fayda vermediği gibi yine vermeyecektir. Allah' ın kulları birbirine eşittir ve hepsi de kıymetlidir.
Köylü kadını bir şehirli hanım gibi yurtseverlik edebiyatını bilmez. Fakat yurtseverliğin ta kendisidir.
Ebubekir Hâzım Tepeyran
Sayfa 146 - İnkılap Kitapevi
Yurtseverlik hislerinin insanları ne kadar büyük fedakârlıklara katlandırdığını anlamak için her yerden önce köylere gitmeli, köylülerin çoluk çocuğu, genci, ihtiyarı, kadını erkeği ile nasıl didiştiklerini, sefalete, açlığa, zulme nasıl göğüs gerdiklerini görmelidir.
Ebubekir Hâzım Tepeyran
Sayfa 146 - İnkılap Kitapevi
Köyün mevkii, bir şairi, bir ressamı yalnız bir şiir yazmak, bir tablo krokisi çizip geçmek için belki memnun edebilirdi.
Devlet nedir?
"Bunu herkes bilir: Köylerden vergi, asker alır. Fakat kendisi gelmez, kuduz gibi zaptiyeleri saldırır, zift gibi yapışkan tahsildarlar gönderir."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Küçük Paşa
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751031884
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnkılap Kitabevi
1900'lü yılların başlarında, Anadolu'nun küçük bir köyünde yaşayan yeni anne olmuş Selime, İstanbul'daki bir paşanın evine sütannelik yapması için çağrılır. Kocası da İstanbul'da, Nişantaşı karakolunda memur olan Selime, bebeği Salih ile İstanbul'a gelir. Selime'nin sütanalık yaptığı bebek ile birlikte büyüyen Salih, ailesi köye döndükten sonra da konakta yaşamaya devam eder. Paşa'nın ölümünün ardından Salih'i artık konakta istemeyen eşi Naime Hanım, Salih'i babasının yanına, doğduğu köye geri gönderir. Salih'in hazin öyküsü bundan sonra başlayacaktır...

Ebubekir Hazım Tepeyran, Küçük Paşa romanında, yirminci yüzyıl başlarındaki kırsal kesim gerçekliğimizi ayrıntılı biçimde sergiler. Romanda, köylünün durumu, yüzyıllardır ihmal edilmiş ve ezilmiş olması, canlı ve çarpıcı bir tahlil gücüyle, ülke sorunlarıyla iç içe tasvir edilir; ülke gerçeklerinin, dönemin sorunlarının altı çizilir. Köy-kent çelişkisi, yönetimin despotik tutumu, savaşların getirdiği yıkımlar ve bütün bunlar içinde Anadolu insanının dramı, zengin bir gözlem gücünün ürünü olarak romanda yansıtılır. Bu özellikleri nedeniyle, edebiyat tarihimizin üstünde en çok durduğu romanlarımızdan biri olan ve ilk kez 1910 yılında basılan Küçük Paşa, 100 yıl sonra tekrar okuyucu karşısına çıkıyor.

Kitabı okuyanlar 32 okur

  • kübra tekin
  • İnan Olgar
  • Esra Sertkaya
  • Cemile YÜRÜK
  • Eyüp Oktar
  • S.D
  • Alime Alkan
  • Nur
  • Arzu Fidan
  • esmamzrk

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%10 (1)
9
%0
8
%30 (3)
7
%30 (3)
6
%20 (2)
5
%0
4
%0
3
%10 (1)
2
%0
1
%0