Adı:
Küçük Prens
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
114
Format:
Ciltli
ISBN:
9786053043065
Orijinal adı:
Le Petit Prince
Çeviri:
Beril Uğur
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Artemis Yayınları
Küçük Prens, uçağı çölde arıza yapan bir pilot ile bambaşka bir gezegenden gelen Küçük Prens’in dünyaya yıldızlardan bakan hikâyesi. Küçük Prens, her biri kendi dünyalarında yaşayan bir kralı, bir kendini beğenmişi, bir ayyaşı, bir iş adamını, bir fenerciyi ve bir coğrafyacıyı ardında bırakıp Dünya’ya gelir. Pilot ile Küçük Prens’in sohbetleri, pilot için olduğu kadar, onun bu hikâyeyi anlattığı okurlar için de kendi hayatlarına bambaşka bir gözle bakmanın yolunu açar.
112 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10
Öncelikle bir itirafla başlayayım içimden geçenleri yazmaya. Bu kitabı da tıpkı Simyacı gibi epey ertelemiştim. Hani büyüdüm ya, kitap bana çocuk kalır falan diye. Ama yok, ben kitaba küçük kaldım!

Elimdeki kitap piyasada bulunan yüz küsür sayfaya indirilmiş haliydi. Açıkçası tamamını okumak için (kısaltılmamış, bin sayfa civarı olan orjinali) can atıyorum.

Kitap ve yazarla ilgili sanal alemde çok bilgi bulunmakta. Yazarın uçağının düşürülmesi ve düşüren Alman plotun bilseydim o uçağı düşürmezdim demesi, kitaptaki bir çok detayın yazarın hayatıyla ilgili olması, Fransız Frangı'nın üzerinde yazarının ve içindeki resimlerden bazılarının bulunması kitabın hak ettiği değerle ilgili sizlere ipuçları veriyordur. Yazımın çok uzun olmaması için onlara daha fazla girmeyeceğim. İnternetteki kaynaklardan araştırmanızı tavsiye ederim.

Bu kitap bana bir kez daha şunu hatırlatmış bulunmakta; çocuklar ve çocuksu düşünce çok daha saf, çok daha 'insancıl'. Biz büyüdükçe ne kadar kirleniyoruz böyle. Kitapta geçen 'Şu büyükler çok tuhaf.' cümlesi gerçekten o kadar doğru ki. Öğreteceğiz diye böbürleniyoruz ya, oysa bizim çocuklardan öğreneceğimiz çok şey var.

Çok beğendiğimi de şuraya iliştireyim. Ve susmak için çok iyi bir zaman. Çünkü bu kitapla ilgili konuşmaya gerek yok. Mutlaka okuyun diyorum, dahası ne! :)
112 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye edeceğim YouTube kanalımda Küçük Prens kitabını yorumladım :
https://www.youtube.com/watch?v=zvf5z3JOSrQ

Küçüklerin büyük dünyası, büyüklerin küçük dünyası. Aslında küçük ve büyük gibi sıfatlar kullanınca bile bir sayı kısıtlaması içine girmek durumunda kalıyoruz. Bu kitabı kendi hayatıma göre küçük hissettiğim bir zamanımda okuduğum için kendimi şanslı hissediyorum.

Kitapta küçüklerin hayal dünyasının genişliğiyle büyüklerin akıllarının salt sayısal ve statik çalışmasının savaşı var. İçinde büyüklere dair öyle güzel göndermeler ve sosyolojik eleştiriler var ki, bunların içinde büyüklerin, insanları giyim tarzlarına göre yargılamalarından her konuda olan kısıtlayıcılıklarına, her konuya dar açıdan bakıp monoton bir şekilde hayatı ele almalarına kadar bir çok eleştiri mevcut.

Aslında yaşımız ne kadar artıyorsa bize gülen yıldızları da o kadar az hatırlıyoruz, dünyevi sorunlarımızı daha da büyütüyoruz, salt sayısal akıla daha da çok yaklaşıyoruz. Ne kadar bazı şeylerde sayıca artıyorsak, ruhumuz o kadar küçülüyor. Bu dünyada gözümüzün alabildiğine ne kadar gitmeyi düşünüyorsak büyükler bizim gözümüzde o kadar büyük olmaya çabalıyor. Çünkü onların kararlarını büyütüyoruz. Onları ne kadar büyütürsek hayal gücümüzden harcıyoruz. Neyse ki, Küçük Prens'in dediği gibi bu yaşımda yüz bin liralık bir ev gördüm deyip "Aman ne güzel ev!" demiyorum büyükler gibi. Ben de pencerelerindeki saksıları, içinde yaşayacağı insanları ve psikolojileri, çatısındaki kumruları düşünerek o evleri tasarlayıp güzelliği bu değerleriyle düşünmeye çalışıyorum çünkü.

Sayılar üzerinden işleyen dünyamızda o kadar fazla ve o kadar gereksiz şeylerle uğraşıyoruz ki, en değerli olan şeyleri unutuyoruz bazen. Küçük Prens'in anlatmış olduğu her gezegene her gün uğruyoruz. Aynı gün içerisinde krallaşmaya çalışan insanı dinliyoruz, kendini beğenmişin biriyle konuşuyoruz ve o bizi hayranı sanıyor, alkolik ve bağımlı insanlarla konuşuyoruz, işinden ve sayılardan başka bir görmeyen insanlarla konuşuyoruz, bakış açısını geniş tutamayan, düşünemeyen ve sorgulamayan insanlarla konuşuyoruz. Fakat üzerinde yaşadığımız gezegen öyle bir gezegen ki, kendilerinin büyük yer kapladığını sanan insanlarla dolup taşan bir gezegen. Sayılara bayılanlar ve her gününü düşünmek uğruna değil de sayılara, işine ayıranlarla dolu. Bu dünya Küçük Prens'in de dediği gibi o kadar kuru, o kadar sivri, o kadar sert ve acımasız ki evrendeki küçüklüğüne rağmen kendisini en büyük gezegenmişçesine tanıtıyor! Ama bilmiyor ki o noktanın noktasının noktası bile değil. Hal böyle olunca, içinde yaşayan insanların büyüklenmeleri bile ne kadar önemsizmiş dedirtiyor insana.

Ben de bir gün Küçük Prens'in tanımlamasıyla büyük olacağım. Hatta büyük olduğumda da bu kitabı zevkle okuyacağım ve kendimin ne kadar monoton olduğunu göreceğim. Ama artık bir yıldızın bile yaratılışının muazzam bir olay olduğunu biliyorsam, bütün yıldızların da böyle olduğunu bilerek bakacağım yıldızlara. Aslında önemli olan gözümüzle baktığımız şeylere bir de yüreğimizle bakabilmeyi öğrenmek. Mantığımızla algıladığımız şeylere duygumuzu katabilmeyi başarmak. Aşçıysak yemeğimize sevgi katabilmek, ressamsak resmimize renk katabilmek... Unutmayalım ki, bir yerde bir kuyunun saklı oluşudur çöle güzellik veren. Onun için umudunu kaybetme, hala bir yerlerde çölde açan bir çiçeğimiz olabilir. Zira, köklerimizin olmadığı bu dünyada çölde bile açabilen bir çiçeğin olduğunu düşünürsek hiçbir şey imkansız değil.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (21.254 Oy)26.143 beğeni63.899 okunma7.575 alıntı250.801 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (10.795 Oy)12.640 beğeni37.755 okunma3.897 alıntı201.386 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.1/10 (12.399 Oy)14.475 beğeni39.234 okunma2.465 alıntı185.635 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (11.708 Oy)11.944 beğeni42.539 okunma1.719 alıntı184.864 gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (11.058 Oy)12.279 beğeni38.710 okunma5.259 alıntı159.935 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (13.362 Oy)13.426 beğeni41.017 okunma3.608 alıntı172.196 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (10.721 Oy)11.529 beğeni35.267 okunma1.553 alıntı139.030 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (8.169 Oy)8.345 beğeni29.573 okunma1.636 alıntı150.002 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.2/10 (8.763 Oy)10.761 beğeni30.228 okunma9.382 alıntı196.344 gösterim
  • Olasılıksız
    8.6/10 (7.791 Oy)8.625 beğeni26.933 okunma1.141 alıntı139.575 gösterim
112 syf.
·Beğendi·10/10
Büyükleri hoş görmek lazım... Beni bitiren söz bu oldu. Tabi ki kitap hakkında makale yazılabilir... Ama bu kısma değinmek istedim açıkçası. Zira kitap hakkında harika yorumlar zaten yapılmış.
Büyük olmak küçük olmayı unutturuyor anladığım kadarıyla. Öyle ya...
Bizler küçük bir çocuğun hayal dünyasını anlamayacak kadar büyük olduk. Bütün mesele bu. Gerçekten de küçükken büyüklerin yaptığı birçok şeyi saçma bulurdum. Şimdi onları taklit ediyorum ara ara.
Büyüyorum...
Bütün mesele bu...
Teşekkürler Antoine de Saint- Exupèry...
Beni küçülttüğün için...
112 syf.
·Beğendi·10/10
Biz büyükler dünyayı o kadar yaşanmaz hale getiriyor, hayatımızı o kadar zorlaştırıyor ve anlamsızlaştırıyoruz ki. Keşke içimizdeki çocuğa erişip tekrar onun gözüyle bakabilsek etrafımıza. “Küçük Prens” 6 yaşındaki bir çocuğun saf, irdeleyici, ısrarcı, ön yargısız, merhametli dünyasına açılan bir pencere; farklı yaşlarda okuyup farklı anlamlar çıkarabileceğiniz felsefi bir kitap.

Kitabı 6 yaşındaki kızıma okuyarak aslında dolaylı olarak okumuş oldum. Okurken beraber internetten beobab ağacını araştırdık, dünya haritasını inceledik, bir sürü kavram hakkında sohbet ettik, kitabın resimlerini yorumladık… Bizim için güzel ve kaliteli bir paylaşım oldu.

Kitapla ilgili birkaç enterasan bilgiyi de sunmak istedim:
• Dünyada, kutsal kitaplar ve Das Kapital’den sonra en çok dile çevrilmiş ve en çok satılan kitaplardandır.
• Her yıl yaklaşık iki milyon satmakta ve şu ana kadarki toplam satış miktarı 140 milyonu aşmaktadır. Dünya üzerinde toplamda 250’den fazla dil ve lehçeye çevrilmiştir.
• Kitaptaki tüm çizimler yazara ait suluboya çizimlerdir.
• Fransa euro’ya geçmeden önce 50 frankların üzerinde Küçük Prens ve Saint-Exupéry’nin resimleri bulunuyordu.
• Japonya’nın Hakone isimli şehrinde bir Küçük Prens müzesi bulunuyor. Ayrıca, Güney Kore’de Gyeonggi-do kentinde Küçük Prens temalı bir köy bulunuyor. Müze ve köy turistlerin uğrak noktalarından. 2000 yılında da yazarın doğup büyüdüğü Lyon’da bulunan havaalanına Saint Exupéry’nin adı verildi.
112 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
"Günaydın" dedi Küçük Prens. "Günaydın" dedi bir krala, bir sarhoşa, bir palyaçoya, bir bilgine... "Günaydın" dedi bir yılana, bir tilkiye, bir çiçeğe...

"Günaydın" demeli insanlara, bitkilere, canlılara... Tanımaya çalışmalı canlı cansız tüm varlığı. Sadece sayılarla görmemeli Dünyayı. Renkleriyle, duygularıyla tanımaya çalışmalı, sorgulamalı, ısrarla sorgulamalı insan, öğrenmek için, anlamak için... İşte böyle yapıyordu Küçük Prens ve daha fazlasını. Bu küçük kitabı, bu derin kitabı, bu tatlı kitabı, bu yoğun kitabı tüm küçükler, tüm büyükler okumalı.
112 syf.
``Hoşça git,``dedi tilki.``Vereceğim sır çok basit: İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez. '' Küçük prens unutmamak için tekrarladı. " Gerçeğin mayası gözle görülmez."

Bu paragrafı okuduktan sonra etkilenmeyip, kitabı okumamakta ısrar ediyorsanız valla kendinize ayıp ediyorsunuz. ;)) Bu kitabı kaç kere okudum bilmiyorum ve hayatımın her döneminde sıkılmadan okumaya devam edeceğim. Böyle tatlı, sevimli bir kitap bugünkü ününü sonuna kadar hakkediyor. Hakkında en çok araştırma yaptığım kitap kesinlikle bu. Her yıl yaklaşık 2 milyon satmakta ve bugüne kadar 140 milyonu aşmış. 250 den fazla dile çevrilmiş. Kitap ilk basıldığında yaklaşık 1000 sayfaymış. Kitaptaki bütün çizimler yazarın kendisine ait. Ayrıca kitap uzun süre yasaklı eserler arasında kalmış.

Küçük bir çocuğun gözünden paranın, ünvanın ve mevkinin dünyada değer verdiğimiz her şeyin aslında ne kadar değersiz olduğunu masalsı bir dille anlatıyor. Şeker Portakalı' nı okuyan arkadaşlar bu kitabı çok sevecekler. Kesinlikle okuyun.
112 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
1998 Yılında Almanya’da yaşadığım dönemde, çok değer verdiğim bir arkadaşımın hediyesiydi Küçük Prens. Bana hediye edilen ve hayatımda hediye olarak aldığım ilk kitaptı! Severek ve beğenerek okuduğum bu güzel kitabı en azından birde ben yorumlamak istedim. Küçük Prens çocuklar ve yetişkinler için 1943'teki yayınından bu yana çok sayıda okuyucu kitlesine sahip olan bir öykü kitabıdır ve hala popülerliğini korumaktadır. Japonya’nın Hakone isimli şehrinde bir Küçük Prens müzesi bulunan, Güney Kore’nin Gyeonggi-do kentinde Küçük Prens temalı bir köy olan müze ve köy turistlerin uğrak noktalarındandır. 2000 yılında da, yazarın doğup büyüdüğü Fransa’nın Lyon şehrinde bulunan hava alanına Saint Exupéry’nin adı verilmiştir. Antoine de Saint-Exupéry’nin 1943 yılında basılan “Küçük Prens” kitabı 73’üncü yılını dolduruyor. İşte dünya edebiyat tarihinin en kayda değer eserlerinden biri olan, bugüne kadar 250’den fazla dile çevrilen, 140 milyondan fazla satış rakamına ulaşan ve üzerine 11 kez filmi çekilen bu kitap aslında çok uzun yıllar öncesinden kaleme alınmış olmasına rağmen benim zannımca ülkemizde 2000’li yıllardan sonra daha da popüler oldu.

“Dünyada bu kadar popüler olmuş kitabın bir bölümünde Türk bir gökbilimciden bahseder, hem de küçük prensin geldiği gezegeni ilk kez gören ve uluslararası bir kongrede sunan bir bilim adamı olarak. Fakat kıyafetinden dolayı onu kimsenin ciddiye almadığını anlatır ve ekler `büyükler böyledir işte´…” (Alıntı)

“Bu durum kendi tarihini, kendi liderini tartışmaktan, tanımaktan, karşı durmaktan veya savunmaktan çekinen bir sistemin özgüven eksikliği değil midir? Görüyoruz ki; bu durum dün böyleydi, ancak bugün de böyle.” (Alıntı)

Yazarın esrarengiz ölümü ve 65 yıl sonra gelen itiraf:
Dünya Savaşı sırasında görevi gereği 31 Temmuz 1944’te Akdeniz semalarında havalanan yazardan bir daha haber alınamadı. Ta ki 1998 yılında, Marsilyalı bir balıkçının yazara ait bilekliği bulana ve 2004 yılında yine Marsilya kıyılarında yapılan araştırmalar sonucu uçağın enkazı bulunana kadar. Ölümünden 65 yıl sonra, bir Alman pilotu Hors Rippert, yazarın kullandığı uçağı düşürdüğünü itiraf ediyor ve “İçinde kimin olduğunu bilseydim ateş etmezdim,” diyor. (Alıntı)

Kitabın özeti:
Bir pilot, uçağıyla ilgili teknik sorunlar nedeniyle Sahra'da acil iniş yapmak zorunda kalır. Sadece sekiz gün yetecek kadar erzakı vardır ve bu çölde ölüm tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bu ıssız çölde daha öncesinden de yetişkinler arasında kendisini sık sık hissettiği gibi yalnızdır. Yetişkinlerin dünyasında hayal gücüne yer yoktu ve tüm umuduna rağmen onların arasında kendisine hiç arkadaş bulamadı. Daha küçük bir çocukken, yetişkinlerin hepsi resim çizmek yerine tarih, coğrafya, matematik ve dilbilgisiyle ilgilenmesini öğütlemişlerdir ve bu öğütler de sonunda onun bir pilot olmasına yön vermiştir.

Çölde yalnız geçirdiği ilk gecesinden sonra, ondan bir koyun çizmesini isteyen küçük bir adam tarafından uyandırılır. Birkaç başarısız denemeden sonra, pilot, sinir olmuş bir şekilde sonunda, istenen koyunu içeren bir kutuyu çizer ve koyunun bu kutu içerisinde olduğunu söyler. Beklenmedik bir şekilde, bu küçük adamı tatmin eder ve küçük Prens’in dünyasına bir kapı aralar. Bu sebepten ötürü küçük Prensin minik bir gezegenden geldiğini ve bir çiçekten kaçtığını öğrenir. Ona (çiçeğe) âşık olmuştu, ama onun tuhaf ve boş jestlerini ve onun içinde olan kendi hislerini çözememişti. Böylece kendisine deneyim edinmek ve arkadaş kazanmak için gezegenden gezegene bir yolculuğa çıktı. Az az da olsa, pilot küçük Prens’in tüm hikâyesini öğrenir, çünkü yanındaki yoldaşı genelde sorulara neredeyse hiç cevap vermemektedir.

Küçük Prens’in hikâyesindeki yolculuğu onu ilk önce 6 değişik gezegene götürdü. Orada kendi garip hayal dünyalarında tutsak yetişkinler ile karşılaştığı öğrenir: Bir kral bütün evrenin ona (küçük Prens’e) itaat etmesi gerektiğine inanmaktadır. Kibirli birisi, kendisinin dünyanın en iyi, en zengin ve en zeki insanı olarak kabul edilmesini istemektedir. Bir sarhoş, tüm ümidini içkilerde utançla yitirir ve içtiğini unutmak istiyor. Bir işadamı yıldızların sahibi olduğunu ve sadık sayı dünyasının ardında saklandığını düşünür. Bir fener çalışanı saçma bir iş eğitimini takip eder ve bir coğrafyacı olarak sorgulanabilir yöntemlerle bilgiyi zenginleştirir.

Küçük Prens yeryüzünde ilk olarak yılanla buluşur. Küçük adamı ilk kabullenen ve ona yardım etmek isteyen ilk formdur yılan. Arkadaş araması sırasında dünyada bir sonuca ulaşamayacaktır. Bir yol sonunda onu bir gül bahçesine götürür. Burada gülüne benzeyen binlerce gül keşfeder. Çiçeği tarafından aldatıldığı düşüncesi onu bir çaresizliğe sürükler. Kendisinin (çiçek) eşsiz olduğunu iddia etmişti. Bu yüzden küçük Prens kırılmıştır ve acı bir şekilde ağlar ve o anda tilki beliriverir.

Tilki küçük Prens’in kendisini evcilleştirmesine müsaade eder, çünkü o da kendini yalnız hissetmekte ve bir arkadaşa ihtiyaç duymaktadır. Bu sebepten tilki yeni dostuna arkadaşlık ve sevginin gizemini adar. Önemli olanın görünmez olduğunu ve sadece kalbin gözüyle iyiyi görebileceğini öğretir tilki ona. Sen sadece uydurduğun şeyleri anlarsın diye öğretir tilki. Böylece, küçük Prens sonunda gülünün ona yalan söylemediğini fark eder. O (gülü) eşsizdir, çünkü gezegende sahip olduğu ve özenle ilgilendiği yegâne şeydir o. Diğer güllerin onun için bir anlamı yoktur. Onun kendisi evcilleştirdiği için ondan kendisi sorumludur. Ve küçük Prens gezegenine sevgili gülüne tekrar geri dönmeye karar verir. Yolculuğunun da son durağında pilotla buluşur.

Pilotun erzakı artık bitmiş, tükenmiştir ve çölde uçağını tamir edemeden sekiz gün geçmiştir. Böylece pilot ve küçük Prens su için çölde umutsuz bir arayışa giderler. Beklenenin aksine, pilot iyi bir su kuyusu bulur. İkisi de buldukları kuyu ile susuzluklarını gidererek enerjilerini toparlarlar. Pilot uçağına geri dönerken, küçük Prens tekrar yılanla buluşur. Yılan, Prens’e gezegenine dönmenin bir yolunu teklif eder. İkisi de ertesi gece için bir buluşma yeri ayarlıyorlar.

Pilot uçağını başarıyla tamir ettikten sonra geri döndüğünde, küçük Prens’in aklından neler geçtiğini tahmin eder. Yeni arkadaşını kaybetmek istememektedir. Yine de, küçük Prens ile birlikte bir yıl önce dünyaya düştüğü yere gider. Burada küçük Prens pilota hediye olarak yıldızlar verir. Yıldızları gülüşüyle sembolik olarak birbirine bağlar ve sonrasında da son adımını atar. Yılan seri bir şekilde kumdan dışarı sıçrar ve küçük Prens’i ayak bileğinden ısırır. Cansız gibi yere düşer ve gezegenine döner. Ölümcül kabuğunu yeryüzünde, dünyada bırakır. Ölmüşüm gibi görünecek, ama bu gerçek olmayacak diye talihsiz pilot arkadaşını teselli etmişti.

Küçük Prens’imizin konusu; Bu eserimiz küçük bir çocuğun gözünden yetişkinlerin bazen hiç farkına bile varmadan yaptıkları yanlışlarını anlatmaktadır. Kahramanımız yaptığı gezileriyle yetişkinlerin insanların bakış açılarını çözme, öğrenme gayretindedir. Kitabımız, küçük bir çocuğun ruhu ile bir yetişkinin anlayışının birbirlerinde nasıl uzaklaşabildiğini ufak masallar ile bizlere aktarmaktadır. Çocuklar ile yetişkinlerin arasındaki perspektif değişikliğini ele alır.

Küçük Prens kitabının ana fikri; Küçük Prens, küçüklerin ve büyük insanların okuyup anlamlar çıkarmaları gerektiğini düşündüğüm bir kitaptır. Kitap, yetişkinlerin düşüncesiz tavır ve hatalarına eleştirel bir şekilde bakmaktadır. Zaman ilerledikçe, insanlar büyüdükçe çocuk ruhundan uzaklaşarak, çocuk psikolojisini nasılda unutabildiklerini ifade etmektedir. Çocuklarımızın, yetişmekte olan neslin ve anne babaların okuması gereken bir hikâye kitabıdır.

Küçük Prens kitabının başlıca kahramanları:
Küçük Prens: Gezegeninde güzel bir çiçek ile yaşayan, çeşitli gezegenleri dolaşan, son durağı olan dünyamızda pilotumuz ile karşılaşan ve ona kendi hikâyesini anlatan çocuk kahramanımızdır.
Yazar (Pilot) : Küçük yaşlarda resim yapma yeteneğine yetişkinler tarafından kayıtsız kalınan, büyüyünce de pilot olan yazarımızdır. Uçağı arızalandığı için mecburen çöle iniş yapmak zorunda kalır ve çölde tanıştığı Küçük Prens ile dost olur.
Kral: Kendi gezegeninde yapayalnız yaşayan ve her şeye hâkim olduğunu düşünen birisidir.
Kendini Beğenmiş Adam: Küçük Prens’in seyahati esnasın bir başka gezegende tanıştığı, kendini çok beğenmiş bir insandır.
Sarhoş: Utancını unutabilmek adına sürekli içki içen hikâye kahramanıdır.
İş Adamı: Sürekli hesap-kitap işleriyle meşgul olan ve bu işi aşırı önemseyen bir insandır.
Bekçi: Gezegende olan tüm fenerleri gece-gündüz durumuna göre yakıp söndüren kişidir.
Kâşif: Masa başından hiç kalkmadan, kâşiflerin edindikleri bilgileri not tutan kişidir.
Demiryolu Makasçısı: Yaklaşmakta olan trenleri bazen sağa, bazen de sola yönlendirme işini yapan kişidir.
Satıcı: İnsanlara zaman kazanmaları için su ihtiyacını giderici haplar satan kişidir.

Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesinde görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

~ A.Y. ~
112 syf.
Ne zamandır inceleme yapmıyorum dedim, ve yazdım :) . Küçük prens kitabı, benim hep duyduğum ama pek etkileneceğimi sanmadığım bir kitaptı. Ama okuduktan sonra, düşüncem değişti. Bana büyükleri ve genellikle de hayatı anlattı. Neden öyle bilmiyorum ama, ben de bazen büyükleri anlamıyorum...
112 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
"Ama gözler kördür. İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman gerçeği görebilir..."
"Büyükler hiçbir şeyi tek başlarına anlayamıyorlar, onlara durmadan açıklamalar yapmak da çocuklar için sıkıcı oluyor doğrusu."
"Kendini yargılamayı başarabilirsen gerçek bir bilgesin demektir.Ben kendimi nerde olsa yargılarım.."

Küçük prensin her sözü bir mesaj niteliğinde.Küçük çocukların büyük dünyası.
Büyüklerin su içecek vakti bile bulamayıp hap içerek bu süreci geçiştirmeleri, her şeyin çok hızlı aktığı bir dünyada gönül gözlerinin kapalı olması, büyüklerin vurdum duymazlığı küçük prens bunları çok güzel betimlemiş.

Kitabı 2. Kez okudum. Cemal Süreya ve Tomris Uyar çevirisi olduğu için merak edip okudum, çok güzel bir çeviri olmuş. Ve kitaptaki resimler yazarın kendi sulu boya resimleri üzerinde hiç oynama yapılmadan direkt kitaba basılmış,bilmeyenler için.Keyifli okumalar herkese.
95 syf.
·4 günde
Küçük Prens'in gözünden, büyüklerin (!) dünya görüşlerini, hatalarını, sevgilerini çok güzel bir dille anlatmış yazar.

"İnsanlar artık hiçbir şeyi tanımaya vakit ayırmıyorlar. Hazır şeyleri satın alıyorlar tacirlerden. Dost satan tacir olmadığı için, insanların da dostu olmuyor hiç."

#40415679
112 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Mirasçımız olan Küçük Prensler ve Prensesler… Size daha özgün, daha özgür, daha yeşil ve daha temiz bir dünya bırakmayı çok isterdik. Lakin güvenin dahi değerinin kalmadığı bir toplumda sizlere ne verebiliriz ki... Ancak varlıklarınızla siz küçükler biz büyükleri yola getirebilirsiniz.

Eğer ki yaratıcılığınızı konuşturmak istiyorsanız lütfen bir küçükten yardım alınız. Çünkü engin hayal dünyaları ve nesnelerle konuşma kabiliyetleri vardır onların. Biz büyükler gibi mantığa, doğru değere değil de tamamen kendi iç dünyalarına güvenip öyle hareket ederler.

Bu kitapta anlatılmak istenen de küçük yüreklerin nasıl kocaman birer dünyalara dönüştüğüdür. Biz büyükler birçok şey ile mutlu olamazken, bir 0,5 cc şaşal su kapağına sevinen küçük çocuk gördüm. Bizim için hiçbir şey ifade etmeyen o küçük mavi kapak o çocuğu tebessüme boğup, elinden dahi düşüremediği bir oyuncağa dönüştü.

Önceleri birer birer geçen zaman biz büyüdükçe üçer beşer geçmesini seyrettik ve zaman biz büyüdükçe daha hızlı geçmeye devam etti. Biz bu boşa geçen zamanlarda Küçük Prenslerimize ne kadar “AN’lar” verebildik, ne kadar onların yaşına inip de “hadi daha hızlı koşalım yoksa arkamızdaki ağaç bizi yakalayacak” dedik.

Akıl ile konuşmayı, düzeni ve tertibi, disiplin ile durmadan soluklanmadan çalışmayı tembihlediler. Yaratıcılığımızı öldürüp bir kenara attılar. Hayal dünyanızda arabanızla konuştuğunuzu bir arkadaşınıza anlatsanız “olum sen kafayı mı yedin?” yaftası ile karşılaşırsınız. Her yaşın hakkını vermek bu olmasa gerek. İnsan içerisindeki çocuğu her vakit yaşatmalı her vakit kendi ile arkadaş kılmalı.
Kitap da biz büyüklere inceden inceye göndermeleri de hissetmedim değil. Durup durup vurdu yazar efendi. Kitabın büyük bir insana ithaf edilmesi de ayrı bir manidarlık taşıyor. Küçüklerimiz zaten bu eda ile yaşıyorlar ve engin denizlerde yüzüyor. Aslında her büyüğün okuması gereken ender kaynaklardan bir tanesi. Nasıl da dem vurmuş her fırsatta bize…

Çocuğun babasına her fırsatta elindeki topu uzatıp da “Baba, top.” Ve babanın da her cevabının “şimdi değil”, “işim var”, “daha sonra” ve “çok yorgunum” demesinden sıkılan çocuk yalnızlığa itilmiş bir kimse olup çıkmaz mı?

Bazı değerler vardır ki, bunu ne para ile ne de başka bir maddi kaynakla elde edebilirsiniz. İş işten geçmeden küçük büyük herkese sarılıp sevgi ve tebessüm ile yaşanmalı hayat….

Unutmayın bizler küçükler gibi zamanı geri alamıyoruz….. Onların yaptığı gibi 3 saniye gözlerimizi sımsıkı kapattığımızda 5 dakika geri gidemiyoruz. Herkes gereken değeri hak ediyordur en çokta küçüklerimiz.

Saygı ve selamet ile…. Sevgi ile kalın….
112 syf.
Küçük bir çocuğun gözünden büyüklerin yanlışları, hataları anlatılıyor.
Eşsiz bir yapıt çocukları anlamak istiyorsanız okuyun.
İyi okumalar.
"Küçük Prens yine konuşmaya başladı:
'İnsanlar nerede? Çölde biraz yalnızlık duyuyor kişi...'
'İnsanların arasında da yalnızlık duyulur' dedi yılan."
"Sevdiğiniz çiçek milyonlarca yıldızdan yalnız birinde bile bulunsa yıldızlara bakmak mutluluğunuz için yeterlidir."
''Kişinin kendisini yargılaması, başkasını yargılamasından çok daha zordur. Eğer kendini doğru bir biçimde yargılamayı başarırsan, gerçek bir bilgesin demektir.''

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Küçük Prens
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
114
Format:
Ciltli
ISBN:
9786053043065
Orijinal adı:
Le Petit Prince
Çeviri:
Beril Uğur
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Artemis Yayınları
Küçük Prens, uçağı çölde arıza yapan bir pilot ile bambaşka bir gezegenden gelen Küçük Prens’in dünyaya yıldızlardan bakan hikâyesi. Küçük Prens, her biri kendi dünyalarında yaşayan bir kralı, bir kendini beğenmişi, bir ayyaşı, bir iş adamını, bir fenerciyi ve bir coğrafyacıyı ardında bırakıp Dünya’ya gelir. Pilot ile Küçük Prens’in sohbetleri, pilot için olduğu kadar, onun bu hikâyeyi anlattığı okurlar için de kendi hayatlarına bambaşka bir gözle bakmanın yolunu açar.

Kitabı okuyanlar 48.783 okur

  • Gamze Acar
  • Duygu Toplayıcı
  • Ender Yazıcı
  • Hatice Köse
  • Osman tekin
  • Nergiz
  • Aaknsnansa
  • mervekahya
  • yeliz uysal incebey
  • Rümeysa

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0 (4)
9
%0 (1)
8
%0 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları