·
Okunma
·
Beğeni
·
137.993
Gösterim
Adı:
Küçük Prens
Baskı tarihi:
29 Mart 2016
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053754336
Orijinal adı:
Le Petit Prince
Çeviri:
S. İpek Ortaer Montanari
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Yayımlandığı günden beri tüm dünyada en çok okunan çocuk klasikleri arasına giren Küçük Prens’i okuyucularımıza yazarın kendi suluboya çizimleriyle renkli olarak sunuyoruz. Sansürsüz olarak yayımlanan bu metne Ali Lidar’ın önsözü eşlik ediyor…

‘Büyürken yitirdiğimiz değerleri, saf ve masum bir çocuğun gözüyle bakıldığında pek çok yetişkin kaygısının aslında ne kadar da boş ve anlamsız olduğunu, yazdığı hacmen küçük ama aslında kocaman olan kitapla insanlığın kolektif bilinçaltına kazıyan Exupéry, hepimizi yaşantımız boyunca unutamayacağımız bir yolculuğa davet ediyor. Hadi hep beraber yola koyulalım…

Not: Bu kitabı okurken nerede olursanız olun, lütfen kemerlerinizi bağlamayın!’
-Ali Lidar-
Küçüklerin büyük dünyası, büyüklerin küçük dünyası. Aslında küçük ve büyük gibi sıfatlar kullanınca bile bir sayı kısıtlaması içine girmek durumunda kalıyoruz. Bu kitabı kendi hayatıma göre küçük hissettiğim bir zamanımda okuduğum için kendimi şanslı hissediyorum.

Kitapta küçüklerin hayal dünyasının genişliğiyle büyüklerin akıllarının salt sayısal ve statik çalışmasının savaşı var. İçinde büyüklere dair öyle güzel göndermeler ve sosyolojik eleştiriler var ki, bunların içinde büyüklerin, insanları giyim tarzlarına göre yargılamalarından her konuda olan kısıtlayıcılıklarına, her konuya dar açıdan bakıp monoton bir şekilde hayatı ele almalarına kadar bir çok eleştiri mevcut.

Aslında yaşımız ne kadar artıyorsa bize gülen yıldızları da o kadar az hatırlıyoruz, dünyevi sorunlarımızı daha da büyütüyoruz, salt sayısal akıla daha da çok yaklaşıyoruz. Ne kadar bazı şeylerde sayıca artıyorsak, ruhumuz o kadar küçülüyor. Bu dünyada gözümüzün alabildiğine ne kadar gitmeyi düşünüyorsak büyükler bizim gözümüzde o kadar büyük olmaya çabalıyor. Çünkü onların kararlarını büyütüyoruz. Onları ne kadar büyütürsek hayal gücümüzden harcıyoruz. Neyse ki, Küçük Prens'in dediği gibi bu yaşımda yüz bin liralık bir ev gördüm deyip "Aman ne güzel ev!" demiyorum büyükler gibi. Ben de pencerelerindeki saksıları, içinde yaşayacağı insanları ve psikolojileri, çatısındaki kumruları düşünerek o evleri tasarlayıp güzelliği bu değerleriyle düşünmeye çalışıyorum çünkü.

Sayılar üzerinden işleyen dünyamızda o kadar fazla ve o kadar gereksiz şeylerle uğraşıyoruz ki, en değerli olan şeyleri unutuyoruz bazen. Küçük Prens'in anlatmış olduğu her gezegene her gün uğruyoruz. Aynı gün içerisinde krallaşmaya çalışan insanı dinliyoruz, kendini beğenmişin biriyle konuşuyoruz ve o bizi hayranı sanıyor, alkolik ve bağımlı insanlarla konuşuyoruz, işinden ve sayılardan başka bir görmeyen insanlarla konuşuyoruz, bakış açısını geniş tutamayan, düşünemeyen ve sorgulamayan insanlarla konuşuyoruz. Fakat üzerinde yaşadığımız gezegen öyle bir gezegen ki, kendilerinin büyük yer kapladığını sanan insanlarla dolup taşan bir gezegen. Sayılara bayılanlar ve her gününü düşünmek uğruna değil de sayılara, işine ayıranlarla dolu. Bu dünya Küçük Prens'in de dediği gibi o kadar kuru, o kadar sivri, o kadar sert ve acımasız ki evrendeki küçüklüğüne rağmen kendisini en büyük gezegenmişçesine tanıtıyor! Ama bilmiyor ki o noktanın noktasının noktası bile değil. Hal böyle olunca, içinde yaşayan insanların büyüklenmeleri bile ne kadar önemsizmiş dedirtiyor insana.

Ben de bir gün Küçük Prens'in tanımlamasıyla büyük olacağım. Hatta büyük olduğumda da bu kitabı zevkle okuyacağım ve kendimin ne kadar monoton olduğunu göreceğim. Ama artık bir yıldızın bile yaratılışının muazzam bir olay olduğunu biliyorsam, bütün yıldızların da böyle olduğunu bilerek bakacağım yıldızlara. Aslında önemli olan gözümüzle baktığımız şeylere bir de yüreğimizle bakabilmeyi öğrenmek. Mantığımızla algıladığımız şeylere duygumuzu katabilmeyi başarmak. Aşçıysak yemeğimize sevgi katabilmek, ressamsak resmimize renk katabilmek... Unutmayalım ki, bir yerde bir kuyunun saklı oluşudur çöle güzellik veren. Onun için umudunu kaybetme, hala bir yerlerde çölde açan bir çiçeğimiz olabilir. Zira, köklerimizin olmadığı bu dünyada çölde bile açabilen bir çiçeğin olduğunu düşünürsek hiçbir şey imkansız değil.
Öncelikle bir itirafla başlayayım içimden geçenleri yazmaya. Bu kitabı da tıpkı Simyacı gibi epey ertelemiştim. Hani büyüdüm ya, kitap bana çocuk kalır falan diye. Ama yok, ben kitaba küçük kaldım!

Elimdeki kitap piyasada bulunan yüz küsür sayfaya indirilmiş haliydi. Açıkçası tamamını okumak için (kısaltılmamış, bin sayfa civarı olan orjinali) can atıyorum.

Kitap ve yazarla ilgili sanal alemde çok bilgi bulunmakta. Yazarın uçağının düşürülmesi ve düşüren Alman plotun bilseydim o uçağı düşürmezdim demesi, kitaptaki bir çok detayın yazarın hayatıyla ilgili olması, Fransız Frangı'nın üzerinde yazarının ve içindeki resimlerden bazılarının bulunması kitabın hak ettiği değerle ilgili sizlere ipuçları veriyordur. Yazımın çok uzun olmaması için onlara daha fazla girmeyeceğim. İnternetteki kaynaklardan araştırmanızı tavsiye ederim.

Bu kitap bana bir kez daha şunu hatırlatmış bulunmakta; çocuklar ve çocuksu düşünce çok daha saf, çok daha 'insancıl'. Biz büyüdükçe ne kadar kirleniyoruz böyle. Kitapta geçen 'Şu büyükler çok tuhaf.' cümlesi gerçekten o kadar doğru ki. Öğreteceğiz diye böbürleniyoruz ya, oysa bizim çocuklardan öğreneceğimiz çok şey var.

Çok beğendiğimi de şuraya iliştireyim. Ve susmak için çok iyi bir zaman. Çünkü bu kitapla ilgili konuşmaya gerek yok. Mutlaka okuyun diyorum, dahası ne! :)
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.594 Oy)18.123 beğeni41.067 okunma2.632 alıntı172.696 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.166 Oy)8.466 beğeni27.143 okunma751 alıntı132.347 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.210 Oy)8.641 beğeni24.053 okunma1.260 alıntı118.149 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.384 Oy)11.055 beğeni27.340 okunma1.474 alıntı143.860 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.499 Oy)8.448 beğeni24.927 okunma2.252 alıntı107.570 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.824 Oy)8.762 beğeni23.994 okunma1.602 alıntı111.300 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.086 Oy)7.648 beğeni21.482 okunma749 alıntı83.839 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.426 Oy)5.529 beğeni18.750 okunma765 alıntı95.906 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.238 Oy)7.567 beğeni20.450 okunma3.647 alıntı122.110 gösterim
  • Olasılıksız
    8.5/10 (6.015 Oy)6.704 beğeni19.422 okunma622 alıntı109.702 gösterim
Biz büyükler dünyayı o kadar yaşanmaz hale getiriyor, hayatımızı o kadar zorlaştırıyor ve anlamsızlaştırıyoruz ki. Keşke içimizdeki çocuğa erişip tekrar onun gözüyle bakabilsek etrafımıza. “Küçük Prens” 6 yaşındaki bir çocuğun saf, irdeleyici, ısrarcı, ön yargısız, merhametli dünyasına açılan bir pencere; farklı yaşlarda okuyup farklı anlamlar çıkarabileceğiniz felsefi bir kitap.

Kitabı 6 yaşındaki kızıma okuyarak aslında dolaylı olarak okumuş oldum. Okurken beraber internetten beobab ağacını araştırdık, dünya haritasını inceledik, bir sürü kavram hakkında sohbet ettik, kitabın resimlerini yorumladık… Bizim için güzel ve kaliteli bir paylaşım oldu.

Kitapla ilgili birkaç enterasan bilgiyi de sunmak istedim:
• Dünyada, kutsal kitaplar ve Das Kapital’den sonra en çok dile çevrilmiş ve en çok satılan kitaplardandır.
• Her yıl yaklaşık iki milyon satmakta ve şu ana kadarki toplam satış miktarı 140 milyonu aşmaktadır. Dünya üzerinde toplamda 250’den fazla dil ve lehçeye çevrilmiştir.
• Kitaptaki tüm çizimler yazara ait suluboya çizimlerdir.
• Fransa euro’ya geçmeden önce 50 frankların üzerinde Küçük Prens ve Saint-Exupéry’nin resimleri bulunuyordu.
• Japonya’nın Hakone isimli şehrinde bir Küçük Prens müzesi bulunuyor. Ayrıca, Güney Kore’de Gyeonggi-do kentinde Küçük Prens temalı bir köy bulunuyor. Müze ve köy turistlerin uğrak noktalarından. 2000 yılında da yazarın doğup büyüdüğü Lyon’da bulunan havaalanına Saint Exupéry’nin adı verildi.
Büyükleri hoş görmek lazım... Beni bitiren söz bu oldu. Tabi ki kitap hakkında makale yazılabilir... Ama bu kısma değinmek istedim açıkçası. Zira kitap hakkında harika yorumlar zaten yapılmış.
Büyük olmak küçük olmayı unutturuyor anladığım kadarıyla. Öyle ya...
Bizler küçük bir çocuğun hayal dünyasını anlamayacak kadar büyük olduk. Bütün mesele bu. Gerçekten de küçükken büyüklerin yaptığı birçok şeyi saçma bulurdum. Şimdi onları taklit ediyorum ara ara.
Büyüyorum...
Bütün mesele bu...
Teşekkürler Antoine de Saint- Exupèry...
Beni küçülttüğün için...
"Günaydın" dedi Küçük Prens. "Günaydın" dedi bir krala, bir sarhoşa, bir palyaçoya, bir bilgine... "Günaydın" dedi bir yılana, bir tilkiye, bir çiçeğe...

"Günaydın" demeli insanlara, bitkilere, canlılara... Tanımaya çalışmalı canlı cansız tüm varlığı. Sadece sayılarla görmemeli Dünyayı. Renkleriyle, duygularıyla tanımaya çalışmalı, sorgulamalı, ısrarla sorgulamalı insan, öğrenmek için, anlamak için... İşte böyle yapıyordu Küçük Prens ve daha fazlasını. Bu küçük kitabı, bu derin kitabı, bu tatlı kitabı, bu yoğun kitabı tüm küçükler, tüm büyükler okumalı.
Açıkçası burada görene kadar çocuk kitabı sanıyordum. İnce, yüz sayfadan az, dışındaki (kapak) resmi yüzünden önyargılı bir biçimde karar vermiştim öyle olduğuna. Oysa gayet başarılı bir kitap. Zaten kitabın aslı aşağı yukarı bin sayfalıkmış. En az çocuklar kadar büyüklerin de beğenisine uygun. Zevkle okunabilir.
``Hoşça git,``dedi tilki.``Vereceğim sır çok basit: İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez. '' Küçük prens unutmamak için tekrarladı. " Gerçeğin mayası gözle görülmez."

Bu paragrafı okuduktan sonra etkilenmeyip, kitabı okumamakta ısrar ediyorsanız valla kendinize ayıp ediyorsunuz. ;)) Bu kitabı kaç kere okudum bilmiyorum ve hayatımın her döneminde sıkılmadan okumaya devam edeceğim. Böyle tatlı, sevimli bir kitap bugünkü ününü sonuna kadar hakkediyor. Hakkında en çok araştırma yaptığım kitap kesinlikle bu. Her yıl yaklaşık 2 milyon satmakta ve bugüne kadar 140 milyonu aşmış. 250 den fazla dile çevrilmiş. Kitap ilk basıldığında yaklaşık 1000 sayfaymış. Kitaptaki bütün çizimler yazarın kendisine ait. Ayrıca kitap uzun süre yasaklı eserler arasında kalmış.

Küçük bir çocuğun gözünden paranın, ünvanın ve mevkinin dünyada değer verdiğimiz her şeyin aslında ne kadar değersiz olduğunu masalsı bir dille anlatıyor. Şeker Portakalı' nı okuyan arkadaşlar bu kitabı çok sevecekler. Kesinlikle okuyun.
Ne zamandır inceleme yapmıyorum dedim, ve yazdım :) . Küçük prens kitabı, benim hep duyduğum ama pek etkileneceğimi sanmadığım bir kitaptı. Ama okuduktan sonra, düşüncem değişti. Bana büyükleri ve genellikle de hayatı anlattı. Neden öyle bilmiyorum ama, ben de bazen büyükleri anlamıyorum...
"Ama gözler kördür. İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman gerçeği görebilir..."
"Büyükler hiçbir şeyi tek başlarına anlayamıyorlar, onlara durmadan açıklamalar yapmak da çocuklar için sıkıcı oluyor doğrusu."
"Kendini yargılamayı başarabilirsen gerçek bir bilgesin demektir.Ben kendimi nerde olsa yargılarım.."

Küçük prensin her sözü bir mesaj niteliğinde.Küçük çocukların büyük dünyası.
Büyüklerin su içecek vakti bile bulamayıp hap içerek bu süreci geçiştirmeleri, her şeyin çok hızlı aktığı bir dünyada gönül gözlerinin kapalı olması, büyüklerin vurdum duymazlığı küçük prens bunları çok güzel betimlemiş.

Kitabı 2. Kez okudum. Cemal Süreya ve Tomris Uyar çevirisi olduğu için merak edip okudum, çok güzel bir çeviri olmuş. Ve kitaptaki resimler yazarın kendi sulu boya resimleri üzerinde hiç oynama yapılmadan direk kitaba basılmış,bilmeyenler için.Keyifli okumalar herkese.
Mirasçımız olan Küçük Prensler ve Prensesler… Size daha özgün, daha özgür, daha yeşil ve daha temiz bir dünya bırakmayı çok isterdik. Lakin güvenin dahi değerinin kalmadığı bir toplumda sizlere ne verebiliriz ki... Ancak varlıklarınızla siz küçükler biz büyükleri yola getirebilirsiniz.

Eğer ki yaratıcılığınızı konuşturmak istiyorsanız lütfen bir küçükten yardım alınız. Çünkü engin hayal dünyaları ve nesnelerle konuşma kabiliyetleri vardır onların. Biz büyükler gibi mantığa, doğru değere değil de tamamen kendi iç dünyalarına güvenip öyle hareket ederler.

Bu kitapta anlatılmak istenen de küçük yüreklerin nasıl kocaman birer dünyalara dönüştüğüdür. Biz büyükler birçok şey ile mutlu olamazken, bir 0,5 cc şaşal su kapağına sevinen küçük çocuk gördüm. Bizim için hiçbir şey ifade etmeyen o küçük mavi kapak o çocuğu tebessüme boğup, elinden dahi düşüremediği bir oyuncağa dönüştü.

Önceleri birer birer geçen zaman biz büyüdükçe üçer beşer geçmesini seyrettik ve zaman biz büyüdükçe daha hızlı geçmeye devam etti. Biz bu boşa geçen zamanlarda Küçük Prenslerimize ne kadar “AN’lar” verebildik, ne kadar onların yaşına inip de “hadi daha hızlı koşalım yoksa arkamızdaki ağaç bizi yakalayacak” dedik.

Akıl ile konuşmayı, düzeni ve tertibi, disiplin ile durmadan soluklanmadan çalışmayı tembihlediler. Yaratıcılığımızı öldürüp bir kenara attılar. Hayal dünyanızda arabanızla konuştuğunuzu bir arkadaşınıza anlatsanız “olum sen kafayı mı yedin?” yaftası ile karşılaşırsınız. Her yaşın hakkını vermek bu olmasa gerek. İnsan içerisindeki çocuğu her vakit yaşatmalı her vakit kendi ile arkadaş kılmalı.
Kitap da biz büyüklere inceden inceye göndermeleri de hissetmedim değil. Durup durup vurdu yazar efendi. Kitabın büyük bir insana ithaf edilmesi de ayrı bir manidarlık taşıyor. Küçüklerimiz zaten bu eda ile yaşıyorlar ve engin denizlerde yüzüyor. Aslında her büyüğün okuması gereken ender kaynaklardan bir tanesi. Nasıl da dem vurmuş her fırsatta bize…

Çocuğun babasına her fırsatta elindeki topu uzatıp da “Baba, top.” Ve babanın da her cevabının “şimdi değil”, “işim var”, “daha sonra” ve “çok yorgunum” demesinden sıkılan çocuk yalnızlığa itilmiş bir kimse olup çıkmaz mı?

Bazı değerler vardır ki, bunu ne para ile ne de başka bir maddi kaynakla elde edebilirsiniz. İş işten geçmeden küçük büyük herkese sarılıp sevgi ve tebessüm ile yaşanmalı hayat….

Unutmayın bizler küçükler gibi zamanı geri alamıyoruz….. Onların yaptığı gibi 3 saniye gözlerimizi sımsıkı kapattığımızda 5 dakika geri gidemiyoruz. Herkes gereken değeri hak ediyordur en çokta küçüklerimiz.

Saygı ve selamet ile…. Sevgi ile kalın….
Küçük bir çocuğun gözünden büyüklerin yanlışları, hataları anlatılıyor.
Eşsiz bir yapıt çocukları anlamak istiyorsanız okuyun.
İyi okumalar.
Bu eseri beğenerek okuyacağımı biliyordum fakat Küçük Prens'ten tüylerimi ürpertecek kadar etkilenebileceğimi bilmiyordum.
Antoine De Saint-Exupéry'in ıssız bir çölde uykuya dalan Küçük Prens'i kucağına aldığı vakit tıpkı kırılgan bir hazine taşıyormuş gibi hissettiği o duyguyu, eseri başından sonuna kadar okurken hissettim. Aslında, eser benim için son bulmuş değil. Şimdiye dek kapalı duran ve açılması gereken bazı duygu kapılarının aralanmasını sağladı. Ben de tıpkı Küçük Prens'in gezegenleri tek tek dolaştığı gibi, bu aralanan kapılardan içeri girip keşiflerimi yapacağım.
"Küçük Prens yine konuşmaya başladı:
'İnsanlar nerede? Çölde biraz yalnızlık duyuyor kişi...'
'İnsanların arasında da yalnızlık duyulur' dedi yılan."
"Sevdiğiniz çiçek milyonlarca yıldızdan yalnız birinde bile bulunsa yıldızlara bakmak mutluluğunuz için yeterlidir."
"Ancak sen herhangi bir saatte gelirsen yüreğimi hangi saate hazırlayacağımı bilemem."
''Kişinin kendisini yargılaması, başkasını yargılamasından çok daha zordur. Eğer kendini doğru bir biçimde yargılamayı başarırsan, gerçek bir bilgesin demektir.''

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Küçük Prens
Baskı tarihi:
29 Mart 2016
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053754336
Orijinal adı:
Le Petit Prince
Çeviri:
S. İpek Ortaer Montanari
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Yayımlandığı günden beri tüm dünyada en çok okunan çocuk klasikleri arasına giren Küçük Prens’i okuyucularımıza yazarın kendi suluboya çizimleriyle renkli olarak sunuyoruz. Sansürsüz olarak yayımlanan bu metne Ali Lidar’ın önsözü eşlik ediyor…

‘Büyürken yitirdiğimiz değerleri, saf ve masum bir çocuğun gözüyle bakıldığında pek çok yetişkin kaygısının aslında ne kadar da boş ve anlamsız olduğunu, yazdığı hacmen küçük ama aslında kocaman olan kitapla insanlığın kolektif bilinçaltına kazıyan Exupéry, hepimizi yaşantımız boyunca unutamayacağımız bir yolculuğa davet ediyor. Hadi hep beraber yola koyulalım…

Not: Bu kitabı okurken nerede olursanız olun, lütfen kemerlerinizi bağlamayın!’
-Ali Lidar-

Kitabı okuyanlar 32.886 okur

  • Baran Gülkaya
  • Sibel Gedik
  • Tomris Parlak
  • Səadət Abasova
  • Burcu Güler
  • Öteki Kadın
  • Seffan Çakır
  • Merve Uysal
  • simge akbulut
  • G Aksoy

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%75
Erkek
%25

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0 (3)
9
%0 (4)
8
%0 (1)
7
%0
6
%0 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları