Küçük Şeyler (Günümüz Türkçesiyle)

·
Okunma
·
Beğeni
·
7.483
Gösterim
Adı:
Küçük Şeyler
Alt başlık:
Günümüz Türkçesiyle
Baskı tarihi:
Ağustos 2018
Sayfa sayısı:
84
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052955178
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Küçük Şeyler
Küçük Şeyler
Küçük Şeyler
Küçük Şeyler
Küçük Şeyler
Küçük Şeyler
Küçük Şeyler sıradan insanın başına gelmesi muhtemel sıradan olayları, acıları, ümitleri, hayal kırıklıklarını, yani kimi hayat gerçeklerini ve bu gerçekler karşısında yaşanan duyguları ele alıyor. Ağaçların kesilmesine üzüntü duymamız, kuş sesleriyle neşelenip aşk uğruna acı çekmemiz, bir tebessümle umutlanıp kurduğumuz hayallerin yıkılıvermesi gibi olağan ama okuru derinden etkilemeyi başaran hikâyelerdir bunlar. Türk edebiyatına modern anlamda hikâyenin ilk örneklerini kazandıran Samipaşazade Sezai, Küçük Şeyler için yazdığı önsözde, neyin anlatıldığının değil, nasıl anlatıldığının önemli olduğunu vurgulayarak hikâyenin gücünün ayrıntıda gizli olduğunu ve güzel yazıldığı sürece basit konuların da önem kazanacağını söyler.
Samipaşazade Sezai (1859-1936) İstanbul’da doğan Sezai’nin çocukluk ve ilkgençlik yılları Maarif nazırlığı da yapmış olan babası Sami Paşa’nın Taşkasap’taki büyük konağında geçer. Bu konak dönemin meşhur fikir adamlarına, yazar ve şairlerine ev sahipliği yapan önemli bir buluşma noktasıdır. Sezai burada pek çok yazar ve şairle tanışır. Özel hocalardan Arapça, Farsça ve Fransızca dersleri alır. Gençlik yıllarında oldukça etkilendiği Namık Kemal ve yakın dostu Abdülhak Hamit’in yenilikçi düşüncelerini benimseyen Sezai, 1880’de Londra Sefaretine ikinci kâtip olarak atanır. Burada Batı edebiyatını, özellikle Shakespeare’in eserlerini inceleme imkânı bulur. Londra’da geçirdiği bu zaman onun düşünce dünyasını ve edebi ufkunu genişletir. 1901’e kadar İstanbul’da Hariciye Nezareti’nde muavinlik görevini sürdürür. İstanbul’da geçirdiği 1886-1901 yıllarında Sergüzeşt’i, Küçük Şeyler’i ve Rumûzü’l-Edeb’i yayımlar. İstanbul’un alafranga dünyasına yönelik ilk köklü saptamalar onun eserlerinde belirir. Sergüzeşt’te esirlik ve özgürlük kavramlarını işlemesi hükümetin takip çemberine girmesine neden olur ve 1901’de Paris’e kaçar, burada Jön Türkler’e katılır. Tanzimat dönemi yenilikçi edebiyatın öncülerinden Samipaşazade Sezai’nin seçme eserlerine Türk Edebiyatı Klasikleri Dizimizde yer vermeyi sürdüreceğiz.
84 syf.
·1 günde·7/10
SUNUŞ
Samipaşazade Sezai, Küçük Şeyler için yazdığı önsözde neyin anlatıldığının değil, nasıl anlatıldığının önemli olduğunu vurgulayarak hikayenin gücünün ayrıntıda gizli olduğunu ve güzel yazıldığı sürece basit konuların bile önem kazanacağını söyler.

KATILIYORUM..
Çünkü yazar kitabındaki hikayelerde, ne önemli rollerle süslenmiş karakterlere yer vermiş, ne de öyle ahım şahım bir konu işlemiş. Gayet basit, birkaç cümleyle özet geçilebilecek tarzda olayları, dilin gücü ve bileğinin kuvvetiyle harmanlayarak öyle hale getirmiş ki; bu hikaye için böyle bir dile gerek var mıydı diyorsunuz okuduktan sonra. Ama varmış. Yazar başta sunduğu görüşü, alın size kanıtı diyerek bu öyküleri yazmış. Evet konuları basit dedik ama yazarı da hafife almamak gerek. Hikayelerinin hemen hemen hepsi, duygusal ve içimizi burkacak bir sona yaklaşıyor. Yaklaşıyor dedim çünkü bazı hikayeler tam bitmiyor. Yazar devamını bizim hayal gücümüze bırakmış, veya; siz bu durumda olsaydınız ne yapardınız? demiş gibi ucu açık bir şekilde bırakmış. Sonlanmayan kitaplar pek sevilmez ama bu hikayelerde nedense farklı bir sıcaklık var. Bunu, yazarın basit ve hemen hemen herkesin başından geçebilecek hikayeleri bize sunuş şeklinden dolayı böyle düşünüyorum. Kitabı okurken, bu hikayenin sonu nasıl olmalı, ya da şöyle midir diye yola çıksanız, o sonuca ulaşamazsınız. Hikayelerini çoğu duygusallıkla kaplanmış olmasına rağmen ben hepsini beğendim. 1891 yılında ilk baskısı ve edebiyatımızın ilk hikaye örneklerinden olan bu güzel eseri okumamız ve okutmamız gerek diye düşünüyorum. Keyifli okumalar.

https://hizliresim.com/Wq1O8E

Yılbaşı nöbetinden mutlu yıllar herkese.
84 syf.
·5 günde·9/10
Türk edebiyatının batılı anlamda ilk öykü denemesi olan bu eser 1891 yılında yayımlanmış.
Kitap yedi öykü ve bir çeviriden oluşuyor. Öykülerin tamamı, hepimizin hayatında olan küçük şeyler üzerine yazılmış ve çoğunluğu hayal kırıklığı temasını işliyor.
Öykülerin tamamına bayılmış olduğumu söylersem, abartmış olmayacağım. Keşke imkanım olsaydı da bütün bir öyküyü ve hatta bütün kitabı burada alıntı olarak paylaşabilseydim. Beklentimin çok ama çok üstündeydi hatta beni en çok etkileyen öykü kitapları arasına girdi bile diyebilirim.
Kitap baştan sonra yazarın güçlü gözlem ve betimleme yeteneğini ortaya seriyor ve aslında çoğumuzun gün içinde farketmediği ayrıntılardan bile muhteşem edebi eserler ortaya çıkartılabileceğini gösteriyor. Güçlü kalemi ile sıradan olayları bile sanata çevirebilen yazar, aslında bir olayın nasıl anlatıldığının, en az anlatılan şey kadar önemli olduğunu göstermeye çalışıyor.
Gerçekten de bu öyküleri okuduktan sonra sıradan bir olayın bile kalplere dokunacak kadar nitelikli edebi bir eser olabileceğini anlıyorsunuz.
Toplam 72 sayfadan oluşan bu kitabı herkese tavsiye ediyorum, çok beğeneceğinize eminim.
Sevgiyle kalın. :)
84 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Lise yıllarımızda edebiyat dersinde ezberlediğimiz "ilkler", dönemin edebiyatında önemli, türleri ve özellikleriyle hepsinin ayrı ayrı değeri olan canım kitaplar... Türkiye iş bankası yayınları Türk edebiyatı klasiklerini günümüz çevirisiyle ve harika kapak tasarımlarıyla bizlerle buluşturuyor ve çok da iyi yapıyor. Türk edebiyatını her zaman seven ve merak duyan biri olarak hem kitapların yazıldığı döneme ilişkin bilgi sahibi olmak hem de özelliklerini, karakterlerini ve konularını az çok bildiğim bu klasikleri tanımayı çok istediğim için okumaya karar verdim. Kapak tasarımının çok hoşuma gitmesi ve Samipaşazade Sezai ile yakın zamanda tanışmış ve Sergüzeşt romanını çok beğenmiş olmam sebebiyle öncelikle Küçük Şeyler'i okumak istedim.

Batılı anlamda hikayenin ilk örneği olan Küçük Şeyler kısa hikayelerden oluşuyor, hatta iki sayfalık hikayeler bile mevcut kitapta. Okumadan önce biraz tereddüt edip iki sayfada ne anlatacak, kopuk anlamsız hikayeler mi bekliyor beni diye düşünebilirsiniz. Ancak hikayeler bittiğinde öyle olmadığını anlıyorsunuz; Samipaşazade Sezai sondaki bir cümleyle, anlatımla bizi bazen güldürüyor, bazen içimizde bir burukluk bırakıyor ve bazen de düşündürüyor. Hikayeler daha çok duygularımız, acılarımız, üzüntülerimiz, umutlarımız, hayal kırıklıklarımız ve insana, yaşamımıza dair "küçük şeyler" üzerine.

"Dünyada bir zerre yoktur ki güzel yazılmak suretiyle önemli bir konu olarak kabul edilmesin." diyor Samipaşazade Sezai. Anlatımı anlatılandan üstün tutarak üsluba verdiği önemi belirtiyor. Yine de betimlemeleri, süslü anlatımı hiç yormuyor aksine anlatılanların bize geçebilmesini, duyguları daha iyi hissedebilmemizi sağlıyor. Bu basit, sıradan denebilecek olayları, küçük şeyleri, anlatılandan çok anlatım biçimine, üsluba, verdiği önem ile ne kadar güçlü ve etkileyeci kılabilmesindeki ustalığını kanıtlıyor bizlere Küçük Şeyler ile.
84 syf.
·2 günde·9/10
Samipaşazade Sezai, Türk Edebiyatına modern anlamda hikâyenin örneklerini kazandıran, büyük bir edebiyat ustasıdır. Yazı hayatına on dört yaşında başlamıştır Samipaşazade Sezai. Kendisini en çok etkileyen edebiyatçı ise Namık Kemal olmuştur. Ayrıca İngiliz edebiyatıyla ilgilenmiş ve Shakespeare'den etkilenmiştir. Jön Türkler'e katılmak için gizlice Paris'te yedi yıl kalmış, Jön Türkler'in çıkardığı gazetede II. Abdulhamid ve baskı yönetimi hakkında ağır yazılar yazmıştır. Katiplik ve elçilik görevleri de yapan yazara 1936 yılında İstanbul'da ebediyete ayrılarak, ardında beş büyük edebi eser bırakmıştır.

Küçük Şeyler ise bir hikâye kitabıdır. Aynı zamanda edebiyatımızdaki Batılı anlamda ilk hikâye eseri olma özelliğini taşır. Yazar bu eserini, Alphonse Daudet, Guy De Moupassant ve Emile Zola gibi Batılı yazarlardan etkilenerek kaleme almıştır. Küçük Şeyler'in içinde biri Alphonse Daudet'ten çeviri olmak üzere yedi öykü vardır.

Küçük Şeyler, sıradan insanların başına gelmesi muhtemel olayları, acıları, ümitleri, hayal kırıklıklarını, yani hayatımızın gerçeklerini ve bu gerçekler karşısındaki duygularımızı ele alıyor. Para için ağaçların kesilmesi karşısında üzüntü duymamız, kuş sesleriyle neşelenip aşk uğruna acı çekmemiz, bir tebessümle umutlanıp hayaller kurmamız, kurduğumuz hayallerin bir anda yıkılıvermesi gibi olağan ama okuru derinden etkileyen hikâyeler bunlar. Kimi zaman alaycı bir tutum takınan, kimi zamansa hikâyelerindeki hüzün ve sevinçlere ortak olan yazar, okurun yanı başındadır. Yazarın ders verme çabasından uzak duran üslubu ise ayrıntılı çevre ve insan tasvirleri, bizleri hikâyelerin atmosferine kolaylıkla çekeceğinden emim olabilirsiniz.

Türk Edebiyatı'nın büyük klasiklerinden Küçük Şeyler'i kesinlikle okumalısınız bilgisini verdikten sonra, kitabın içinde bulunan, Kediler adlı hikâyeden sevdiğim küçük bir konuşmayı aktararak incelemeyi bitirmek isterim:

"Hanım! En son cevabını isterim. Ya ben ya kediler?"

"Kediler!"

S.Y.
84 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Edebiyatımızın batılı anlamda ilk hikaye denemesi olan Küçük Şeyler adlı eser 1891 yılında yayınlanmıştır. Bu eser sıradan olayları, acıları, ümitleri, hayal kırıklıkları yani kimi hayat gerçeklerini ve bu gerçekler karşısında yaşanan duyguları ele alıyor. Samipaşazade Sezai'nin dediği gibi
"edebiyatta küçük detaylar vardır ve bu görmezden gelinen küçük şeyler edebiyatın temel taşlarını oluşturur."
Neyin anlatıldığını değil, nasıl anlatıldığının önemli olduğunu vurgulayarak hikayenin gücünün ayrıntıda gizli olduğunu ve güzel yazıldığı sürece basit konularında önem kazanacağını söyler.
  Eser yedi hikayeden oluşuyor. Bunlar; Bu Büyük Adam Kimdir, Hiç, Kediler, İki Yüz Elli Kuruşa Bir Asır, Düğün, Pandomima, Allphonse Daudet'ten çevrilen Arlezyalı adlı hikâyelerdir.
Genel olarak dili gayet akıcı hikâyelerdi hepsini beğendim diyebilirim. En çok İki Yüz Elli Kuruşa Bir Asır hikâyesinden etkilendim. Çamlıca’nın güzelliğini, oradaki ağaçları, koruları gerçekçi gözlemlerle anlatması çok iyiydi.
84 syf.
·4 günde·6/10
Ne hissedeceğimi çok bilmiyorum açıkçası. Türk Edebiyatı Klasikleri'ne yeni yeni alışıyorum. Samipaşazade Sezai'nin de Küçük Şeyler'ini bitirdim an itibariyle. Kısa hikâyelerden oluşan bir kitap. Bazı hikâyeleri hoşuma gitti.
Zaten ön sözde neyin anlatıldığı değil de nasıl anlatıldığının önemli olduğu yazıyor, bu yüzden betimleme bekliyordum açıkçası. Yer yer uzun cümleler yorsa da genel olarak kötü değildi benim için. Gerçekten vay be diyebileceğiniz bir durum yok, tanıtımında da yazdığı gibi insanın başına gelmesi muhtemel olan sıradan olayları ele alıyor kitap.
73 syf.
·1 günde·6/10
Kitap hakkında uzun bir inceleme yapmak istemiyorum çünkü sevmedim.

Küçükken aynı yazarın Sergüzeşt adlı kitabını okuyup hayran kalmıştım. Buradan o kitabi da kesinlikle tavsiye ederim.

Bu kitabı ise konu olarak şu şekilde oluşmuş. Sezai edebiyat için çok çok büyük olayların olması gerektiği fikrine karşı çıkmış.
Küçük şeyler de edebiyat olur onlar için de kitap yazılabilir diye bu kitabı yazmış, kanıt misali...

Kitap içerisinde kısa kısa hikayeler var ve bunların da konuları basit şeyler.
Yazar önsözde neyin anlatıldığının değil nasıl anlatıldığının önemli olduğunu vurgulamış ama bana kalırsa ki kitabı da okuyarak söylüyorum bunu, neyi anlattığı da önemliymiş!

Her neyse ben pek begenmedim.
Okumak isteyen herkese iyi okumalar dilerim.
84 syf.
·Beğendi·7/10
Kitap, 8 küçük hikayenin bir araya gelmesiyle 68 sayfalık bir eserden
oluşuyor. Küçük hikaye deyip geçmemek lazım, zira etkileri okuyucu üzerinde derin izler
bırakıyor. Önemli bir eser, çünkü Türk edebiyatımızda ilk kısa hikayeler olma özelliğini taşıyor.
Yazar, Tanzimat Dönemi edebiyatının da etkisiyle "sanat, sanat içindir." anlayışını
benimsemiş durumda. Ama gelin görün ki sanatı sanat için yaparken de okuyucusunu kazanmayı
bilmiş usta kalem.
Kitap, toplam 127 sayfa, ama yarısı orjinal metin diğer yarısı ise sadeleştirilmiş metin. Yani
68 sayfalık bir eserden bahsediyoruz. Buna rağmen hikayeler gayet orantılı uzunlukta. Ne azı ne
de fazlası kabul edilebilirdi. Eleştirebileceğim bir noktası, hikayelerin içinde hep karamsarlığın,
aşk acısının ya da hayal kırıklığının işlenmiş olması. Edebiyatta ilklerin arasına girmiş bir eserden
ben biraz da aydınlık tarafları görmeyi umut ederdim açıkçası.
Üslup olarak da muazzam bir yapıt ortaya koymuş yazar. Edebiyatçı olduğunu iliklerimize
kadar hissettirmiş desek yeridir.
Sonuç olarak, küçük şeylerden bile büyük dersler çıkarabileceğimizi bize aktarma
çabasında olan bu eser işini gayet iyi yapmış.
72 syf.
·7 günde
1891 senesinde yazılan bu kitap, Türk hikayeciliğininde başlangıcı olarak kabul edilir. Samipaşazade Sezai'nin iki kitabından biri, diğeri de Sergüzeşt bildiğiniz üzere. İş Kültür Yayınlarının Türk Edebiyatı Klasikleri serisinin 7. kitabı olarak bastığı kitap, 6 hikaye, 1 çeviri hikaye bir de kısa mensur şiirden oluşuyor, hikayeler;
Bu Büyük Adam Kimdir?
Hiç
Kediler
İki Yüz Elli Kuruşa Bir Asır
Düğün
Bir Kitabe-i Sengi Mezar (Bir Mezar Taşı Yazıtı -mensure)
Arlezyalı (Alphonse Daudet'in hikayesi -çeviri-)
Pandomima
Kitabın girişinde yazarın iki sayfa önsözü var. Diyor ki: "Dünyada bir zerre yoktur ki güzel yazılmak suretiyle önemli bir konu olarak kabul edilmesin." yani konu mühim değil üsluba bak diyor. Tartışılır tabi bu. Neyse ama ben sevdim hikayeleri. Şimdi tek tek hikayelerden bahsetmeyeceğim 72 sayfa kısa bir kitap zaten alın okuyun ama genelde hüzünlü. Bilhassa kedilerini, 30 yıllık eşini tercih eden teyze üzdün, Arzelyalı Jan sende üzdün, Düğündeki Dilsitan sen çok üzdün, Pandomimadaki palyaçodan hiç bahsetmiyorum, ama en çok üzen Bir mezartaşı yazıtı oldu.
84 syf.
Sami paşazade'nin merak ettiğim bir eseriydi. İş Bankası çeviri yapınca okumadan duramadım. Kitap 8 öyküden oluşuyor. Öykülerden biri Alphonse Daudet'in öyküsünde çeviridir. Kitabın en son öyküsü olan Pandomima'yı önce Mehmet Kaplan'ı hikaye tahlili kitabında okumuştu. Kitapta en çok Pandomima, Kediler ve Düğün öykülerini çok beğendim. Küçük şeyler, Sergüzeşt kitabı gibi güzeldi. İyiki okumuş. Siz de okuyun mutlaka
84 syf.
·Beğendi·8/10
Sami Paşazade Sezai. 1892 yılında bir öykü kitabı kaleme alır. Kitabına 7 öykü (Bu Büyük Adam Kimdir, Hiç, Kediler, 250 Kuruşa 1 Asır, Düğün, Arezyalı, Pandomima) koyar. Yetmez, yayıncılar bunlara Bir Hayal, Sihirli Dükkan ve Eski Bir Mektep hikayeleri; bazıları da Mesnevi Seçmelerini ekler. Bu minik öykü kitabında Sami Bey bizimle tek bir konu işler. Hayal Kırıklıkları.
Sami Bey bununla da yetinmez ve Sözel öğrencilere Tanzimat döneminin ilk çağdaş hikaye örneğini verir. Sanat İçin Sanat anlayışı (2. Tanzimat Dönemi) kullanılır.
Kitabın adını da işlediği konuya uygun olarak Küçük Şeyler koyar Sami Bey! Geçmiş dönemin ilk örnekleri nasıl olur, neler yapılmış, kim kendini nasıl geliştirmeye çalıştırmış bunları görmemizi sağlıyor yazarımız aslında. Eh, bizlere de keyifli keyifli okumak kalıyor. Cümleten mutlu sabahlar, keyifli okumalar dilerim..
84 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Kitap kısa ve siradan hayatlari konu alan hikayelerden oluşmaktadır.Benim en beğendiğim hikaye "dugun" oldu.hikaye dilistan adındaki genç kızın odalıgi olarak alindigi Behçet beyin evleneceğini duyunca vereme yakalanıp ölmesini konu aliyor.ben Türk klasiklerini dönemi yaşattığı için severek okuyorum.samipasazade sezai Türk klasikleri serisinin başarılı yazarlarından.yazarin eserlerinden tercih edecek olursaniz serguzesti de okumanızı tavsiye ederim.
Bizler de mutlu olduğumuz anları gözden geçirsek, bütün kâinatın karşısında titrediği şu kelimeye ulaşmaz mıyız?

"Hiç!"
Samipaşazade Sezai
Sayfa 13 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 1.Basım
"Bir alimin varlığın içyüzüne bakışıyla bir şairin kainata bakışı aynı mıdır ? İlkinin gerçeği araştırmaya adanmış bakışlarında küçük bir kırgınlık, büyük bir sükunet görülürken ikincisinin benzersiz bir cennetin hayaline dalmış kararsız gözlerinde bir hüznün, bir ıstırabın varlığına şahit olunmaz mi? "
Bununla beraber yine sever.
Bir başkasının kolunda gördükten sonra daha da çok sever. Yalnız bir şey söyleyemez.

Zavallı çocuğu, işte bu bir şey söyleyememek öldürür.
Samipaşazade Sezai
Sayfa 61 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 1.Basım
"Sen memnun ol ki ben kedileri seviyorum. Ya bunların yerine herifleri sevsem..."
Samipaşazade Sezai
Sayfa 26 - Bilge Kültür Sanat

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Küçük Şeyler
Alt başlık:
Günümüz Türkçesiyle
Baskı tarihi:
Ağustos 2018
Sayfa sayısı:
84
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052955178
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Küçük Şeyler
Küçük Şeyler
Küçük Şeyler
Küçük Şeyler
Küçük Şeyler
Küçük Şeyler
Küçük Şeyler sıradan insanın başına gelmesi muhtemel sıradan olayları, acıları, ümitleri, hayal kırıklıklarını, yani kimi hayat gerçeklerini ve bu gerçekler karşısında yaşanan duyguları ele alıyor. Ağaçların kesilmesine üzüntü duymamız, kuş sesleriyle neşelenip aşk uğruna acı çekmemiz, bir tebessümle umutlanıp kurduğumuz hayallerin yıkılıvermesi gibi olağan ama okuru derinden etkilemeyi başaran hikâyelerdir bunlar. Türk edebiyatına modern anlamda hikâyenin ilk örneklerini kazandıran Samipaşazade Sezai, Küçük Şeyler için yazdığı önsözde, neyin anlatıldığının değil, nasıl anlatıldığının önemli olduğunu vurgulayarak hikâyenin gücünün ayrıntıda gizli olduğunu ve güzel yazıldığı sürece basit konuların da önem kazanacağını söyler.
Samipaşazade Sezai (1859-1936) İstanbul’da doğan Sezai’nin çocukluk ve ilkgençlik yılları Maarif nazırlığı da yapmış olan babası Sami Paşa’nın Taşkasap’taki büyük konağında geçer. Bu konak dönemin meşhur fikir adamlarına, yazar ve şairlerine ev sahipliği yapan önemli bir buluşma noktasıdır. Sezai burada pek çok yazar ve şairle tanışır. Özel hocalardan Arapça, Farsça ve Fransızca dersleri alır. Gençlik yıllarında oldukça etkilendiği Namık Kemal ve yakın dostu Abdülhak Hamit’in yenilikçi düşüncelerini benimseyen Sezai, 1880’de Londra Sefaretine ikinci kâtip olarak atanır. Burada Batı edebiyatını, özellikle Shakespeare’in eserlerini inceleme imkânı bulur. Londra’da geçirdiği bu zaman onun düşünce dünyasını ve edebi ufkunu genişletir. 1901’e kadar İstanbul’da Hariciye Nezareti’nde muavinlik görevini sürdürür. İstanbul’da geçirdiği 1886-1901 yıllarında Sergüzeşt’i, Küçük Şeyler’i ve Rumûzü’l-Edeb’i yayımlar. İstanbul’un alafranga dünyasına yönelik ilk köklü saptamalar onun eserlerinde belirir. Sergüzeşt’te esirlik ve özgürlük kavramlarını işlemesi hükümetin takip çemberine girmesine neden olur ve 1901’de Paris’e kaçar, burada Jön Türkler’e katılır. Tanzimat dönemi yenilikçi edebiyatın öncülerinden Samipaşazade Sezai’nin seçme eserlerine Türk Edebiyatı Klasikleri Dizimizde yer vermeyi sürdüreceğiz.

Kitabı okuyanlar 755 okur

  • Kübra Kocatürk
  • Berna Vanlı
  • Senem Yavuz
  • Hilal Sarı
  • Ceyda Aykenar
  • Kubra Baltacı
  • Buendia
  • Cansu
  • Serdar Alkan
  • Serap Ertaş

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.6
14-17 Yaş
%13.1
18-24 Yaş
%36.1
25-34 Yaş
%39.3
35-44 Yaş
%4.9
45-54 Yaş
%1.6
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%72.7
Erkek
%27.3

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%17.3 (39)
9
%15 (34)
8
%16.8 (38)
7
%23 (52)
6
%12.8 (29)
5
%4.4 (10)
4
%4 (9)
3
%2.2 (5)
2
%0.4 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları