Adı:
Kudüs Yazıları
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058245396
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aşina Yayınları
Kudüs, söylemlerimizin coşkusuna ve iddialarımızın büyüklüğüne rağmen, hakkında pek az bilgi sahibi olduğumuz bir şehir aslında. Çok önemli ve yaygın birkaç anekdot dışında, Kudüs’le ilgili malumatımızın tamamen ezbere dayalı olduğu söylenebilir. Bunun üzerine, bir de herkes söz ettiği, siyasi sloganlara konu olduğu ve çok gündeme taşındığı için konunun “eskimesi” ve “sıradanlaşma sonucu dikkatimizin dağılması” tehlikelerini eklediğimizde, Kudüs’ü hak ettiği ilmî ihtimamdan epey mahrum bıraktığımız, su götürmez bir gerçeğe dönüşüyor. Kudüs konusunda mikrofonun ilk uzatılması gereken kişilerden biri olan Taha Kılınç’ın bu kitabı, bugünlerde şahit olduğumuz Kudüs seferberliğine “bilgi temelli” bir katkıda bulunmak amacıyla hazırlandı. “Kudüs Yazıları”nı oluşturan 34 metin, elbette Kudüs’le ilgili söylenmesi gereken her şeyi söylemek iddiasında değil. Ancak kitap, “Nerden başlayalım?” sorusuna mütevazı bir cevap denemesi olarak görülebilir. İçerdiği okuma önerileri, gündeme taşıdığı bazı isimler ve olaylar, tamamen bu başlangıç noktasının bulunabilmesi hedefine yönelik.
168 syf.
Sosyal medyada sürekli paylaşılan yaralanma, ağıt veya ölüm videolarının aksine Kudüs'ü anlamak için duygulardan uzak, mantıklı ve bilgi yaklaşımlı içeriklere ulaşmamız gerektiğini savunuyor yazar.

Çünkü; başlarda ağır hakaret ettiğimiz bütün duygu yüklü paylaşımlarda göz yaşlarımızı sildikten sonra geriye bir şey kalmadığını söylüyor. Ve ekliyor; Kudüs göz yaşları kadar kısa ve anlık olmamalı. Daima bizimle olmalı.

Kudüs hakkında okunacak kitaplardan bir tanesidir vesselam...
168 syf.
·8 günde·10/10
Bu kitabı okuduğumda Kudüs hakkında aslında hiç bir bilgiye sahip olmadığımı fark ettim. Müslümanlar olarak öyle eksiklerimiz var ki... Okumadığımız için sadece medyanın bize gösterdiğiyle hareket ediyoruz. Kudüs bir anlığına gündeme geliyor, herkes slogan atıyor, sosyal medyada İsrail’i kınayan paylaşımlar yapılıyor ve ortalık yatışınca Müslümanlar tekrar gaflet uykusuna geri dönüyor. Bu da Kudüs meselesinin asla bir çözüme ulaşmamasına sebep oluyor. Bu kitap biraz olsun bizi aydınlatıyor, üstüne de 5 tane kitap tavsiyesi veriyor. Eğer Allah’a bir Müslüman olarak iman ediyorsanız Kudüs hepimizin önünde bir sınav kağıdı. Hepimizin imtihanı. Ve biz bu imtihanı bir kaç günlük “zalim“ kınamasıyla kazanamayız. Önce okuyacağız. Sonra savaşacağız.
168 syf.
·3 günde·Beğendi
Kudüs davasını içinde yaşayan, bu davanın sadece Filistinli lerin meselesi olmadığının idrakinde olan, herkesin bu meseleyle ilgili giriş eseri olarak okuması gerek ien bir kitap.
168 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Uzun süren bir çok şey gibi, işgaller de kanıksanıp normallesiyor. Bunun en rahatsız edici sonucuysa, durunu düzeltmek için bir şeyler yapma enerji ve heyecanının yok olması. İsrail'in Kudüs ve diğer Filistin kentlerine 1967'den bu yana uyguladığı işgal ve yıldırma politikasının, İslâm dünyasını kapsamlı bir şekilde harekete geçirememesinin nedeni de bu. Anormal şeyler normalleşti, şaşırma eşiği kayboldu, ellerde-kollarda derman kalmadı.

Allah'ın mesajı çok netti: Bizans toprağı bile olsa, Kudüs Müslümanlarındı. Müşrik işgali altında bile olsa Kâbe Müslümanlarındı.
168 syf.
·11 günde·10/10
Kitap hiç bitmesin ve ben Kudüs’ten hiç ayrılmayayım istedim. Tekrar beni Kudüs’e götüren, o güzel sokakları gezdiren ve o nezih havayı içime çektiren bir kitap oldu. Sanki yazar oralarda hissettiklerimi yazıya dökmüştü. Teşekkürler Taha Kılınç.
168 syf.
·21 günde·Beğendi·10/10
Taha Kılınç’ın gazetedeki köşe yazılarının derlenmiş hâli esâsında.
Ancak “Kudüs’ü anlamaya nerden başlayayım? Nedir bizi bu kadar alakadar eden? Şöyle hızlıca ve hiç sıkmadan biri Kudüs meselesini anlatsa da okusak...” diyenler için tam nokta atışı bir kitap bence.
Beginner seviye Kudüs’ü anlama rehberi olmuş.
168 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Kudüs ve İsrail hakkında bilgi sahibi olmak isteyenlere başlangıç için güzel bir eser. Talha Kılınç'ın okuduğum ilk kitabı olmasına rağmen yazım tarzı bana hiç yabancı gelmedi. Kitabın en çok beğendiğim kısmı ise derin okuma yapmak isteyenler için alanda yazılan temel eserler hakkında bilgi vermesiydi . Kendi minik yolumu cizerken bana yardımcı olacağını düşünüyorum.
168 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
İlâhi hikmet gereği, İslam'ın ilk yıllarında Müslümanlar, Kudüs'teki Beyt-i Makdis'i kıble edinmişlerdi. 23 yıllık Risaletin yaklaşık 14 yılı boyunca, namazlar Kudüs'e dönülerek kılındı. O sırada Kudüs'te Beyt-i Makdis fizikten ve cismen mevcut değildi. Müslümanlar, aslında bir hatıraya, Hz. Süleyman'ın inşa ettiği o muhteşem mabedin hatırasına yöneltilmișlerdi. Verilen mesaj şuydu adeta: "Kudüs'e dikkat."
Mirac yolculuğu sırasında Hz. Peygamber'in Kudüs'e uğraması da, burada kendisine gösterilen ilahi işaretler de yine aynı amaca matuftu: "Kudüs, gündemimizde olsun."
Müslümanlar olarak ister ihmal edelim, ister ciddiye alalım, Kudüs her zaman "temel meselemiz" olarak kalacak. Tarihin de coğrafyanın da kilidi Kudüs. Bundan kaçış olmadığı gibi, konun ihmale gelir bir tarafı da yok.
168 syf.
·Beğendi·10/10
Kudüs'ü merkeze alarak Ortadoğu'daki güç dengelerinin tarihi olgu ve olaylarla açıklanmaya çalışıldığı, dağınık yazılardan oluşan, bölgeyi okuma anlamında giriş mahiyetinde sayılabilecek akıcı bir eser. Yer yer ders çıkarılması gereken yaşanmışlıklar yazar tarafından okuyucunun takdirine sunuluyor. Ortadoğu'nun dününün öğrenilebilmesi, bugününün anlaşılabilmesi ve geleceğine dair öngörüde bulunulabilmesi için bu tarz eserlerin daha çok yazılması gerek. Belirtelim ki kitabın çeşitli yerlerinde Kudüs ve Ortadoğu merkezli okuma önerilerine de rastlamanız mümkün.
168 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Kudüs meselesi nedir?
Nerden başlanmalı?
Neler yapılmalı?
...
Gibi sorulara kısa öz sıkmadan cevap bulunacak bir kitap.
Yazarın kitabın içinde ayriyetten bu konuyla alakalı tavsiye kitap sunması da hoşuma gitti. Bu meseleleri ilk kez duyanlar için gidilecek yolu şekillendirmiş oldu.
Bu davayı ancak şu şekilde çözüme kavuşturacağız;
"Her bir ferdin kendi içinde tutarlı, ahlaklı, donanımlı ve cesaretli olmasına çalışacağız. Tarih bilen, coğrafya bilen, dil bilen, dünya sistemini bilen, ahirete taalluk eden sorumluluklarını bilen, kısacası varlık şuurunun farkında Müslüman bireyleri ne kadar çoğaltabilirsek, işimiz de o kadar kolaylaşacak.

Kendi başına ayakta duramayan, kendisinden ve dünyadan habersiz, nereye sürüklenirse oraya giden insan toplulukları, mevcut kaosu daha da derinleştirmekten başka bir işe yaramıyor.

İnsan kalitemizi arttırmak için sabırla ve sebatla çalışmak gerekiyor. Buna odaklanmadan, "Kudüs Müslümanlarındır!" sloganlarının altını doldurmak imkansız. "

Şuraya da kitabın son cümlesini bırakıyorum;
" Keşke daha fazla okusak. "
165 syf.
·8/10
Kudüs'ü alemimize niçin almamız gerektiğinin başlangıç adımı bu kitap olabilir.

Ayrıca Kudüs okumaları için başyapıt niteliğinde okunması tavsiye edilen kitaplardan da bahsedilmiş.

Bir müslüman olarak Kudüs'ün farkına varmamızı, siyasi malzeme olmuş klişe sözlerden öteye geçirtip bizi hakiki bir Kudüs sevdalısı olmamızı güzel bir şekilde öğütlüyor. Müslüman camiamızın yanlışlarından ve kopukluklarından da bahsediliyor.

Yahudi aklından, İsrail'in kurulması uğruna yapılanlardan, Filistin'in yalnız bırakılmasından, Türkiye'nin Kudüs politikası ve bölgedeki etkinliğinden ve istenmeyişinden de bahsedilmiş.

Prof. Dr. Mehmet Görmez'in Mescid-i Aksa hutbesinin anlatıldığı yer çok etkileyici.

'Kudüs'ü okumaya buradan başlamak iyi bir fikir haritası çizmenize yardımcı olabilir. İyi okumalar.
168 syf.
Kendisine Müslüman diyen herkes, kişisel sorunlarının yanında bir de ümmet olma bilinci nedeniyle farklı sorunları kendisine dert edinir. Bu dertlerin başında ise Kudüs gelmektedir.

Jeopolitik öneminin yanında dini ve tarihi bir mirasa da sahip olan Kudüs, son günlerde ABD Başkanı Trump’ın seçim vaadini yerine getirmesiyle yine gündemimize girdi. Herkes kendince bir şeyler yapmaya çalıştı bu dönemde.

Peki gündemimizde sürekli yer bulan Kudüs’ü ve dolayısıyla ilgili coğrafyayı ne kadar tanıyor, biliyoruz?

Taha Kılınç, Kudüs Yazıları’nda işte bu sorudan hareket ediyor ve acı cevabı veriyor: “Kudüs söylemlerimizin coşkusuna ve iddialarımızın büyüklüğüne rağmen, hakkında pek az bilgi sahibi olduğumuz bir şehir aslında.”

Evet Kudüs’ün tarihi, önemi, şuan içinde bulunduğu durum ve tabi ki o bölgede yaşayan Filistinlilerin düşünceleri, hisleri, istekleri hakkındaki bilgilerimiz tamamen kulaktan dolma ön yargı ve ezberlere dayanıyor. Ezberlerimiz şaşmıyor fakat konuya olan ilgimiz ve tepkimiz zamanla sıradanlaşıyor. İşte en büyük sorun bu.

Gazeteci-Yazar Taha Kılınç tam bu noktada "nerden başlanmalı?” sorusuna kendi ifadesiyle mütevazi bir katkı sunuyor. Kudüs konusuna bilgi temelli yaklaşan 34 metinden oluşan kitap, anlattığı gerçekleri derinlenmesine araştıracak okuyucuya başlangıç fırsatı sunuyor. Kitap, okuma önerileriyle birlikte okuyucusunu uzun ve derin bir yolculuğa davet ediyor.

Kitabı okurken aslında bildiklerimin ne kadar az ve bölük pörçük olduğunu farkettim. Her bir satırını çizerek, notlar alarak ve daha da önemlisi yeni okumalara kapı aralayarak, araştırarak okudum. Naçizane bunu tavsiye de ediyorum.

Kitapta geçen her bir ismin öğrenilmesi gereken bir gerçeklik olduğunu sürekli akılda tutarak ve Kudüs’te her daim devam eden yangına bir damla su olmak amacıyla Kudüs Yazıları Kitabı, Kudüs101 olarak okunmalı ve devamı diğer okumalarla getirilmeli. Bu bireysel olarak Kudüs'e borcumuz olduğu gibi, imani olarak da görevimiz.
Acı sıradanlaştı, normalleşti,rutin haline geldi.
Tıpkı Filistin ve başka coğrafyalardaki acılar gibi...
İslam dünyasının elindeki imkanlar günlük siyaset,
kavga ve hırslara kurban edilirken,
Kudüs'teki yangın hala sönmüş değil.
Her şey avucumuzun içinde, parmaklarımızın ucunda.
Paylaşıyoruz, Watsapp gruplarında birbirimize yolluyoruz.
Üzerine yorumlar yapıp 'beğeni' ler topluyoruz.
Değişen ne? Hiçbir şey...
Sohbetlerimizde Kudüs mutlaka geçsin. Orada olup bitenleri muhakkak her gün düzenli şekilde takip edelim. Kudüs'te bugün acaba bana ne oldu sorusunun cevabını tıpkı en yakınlarımız ettiğimiz gibi merak edelim.
Hz. Peygamberin hadislerinde 'Beyt-i Makdis' olarak geçen Kudüs, bugünkü mevcut ismine Abbasiler döneminde kavuştu.
Gözler göre göre, gönüller de alıştı. Acı sıradanlaştı, normalleşti, rutin hale geldi. Tıpkı Filistin ve başka coğrafyalardaki acılar gibi...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kudüs Yazıları
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058245396
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aşina Yayınları
Kudüs, söylemlerimizin coşkusuna ve iddialarımızın büyüklüğüne rağmen, hakkında pek az bilgi sahibi olduğumuz bir şehir aslında. Çok önemli ve yaygın birkaç anekdot dışında, Kudüs’le ilgili malumatımızın tamamen ezbere dayalı olduğu söylenebilir. Bunun üzerine, bir de herkes söz ettiği, siyasi sloganlara konu olduğu ve çok gündeme taşındığı için konunun “eskimesi” ve “sıradanlaşma sonucu dikkatimizin dağılması” tehlikelerini eklediğimizde, Kudüs’ü hak ettiği ilmî ihtimamdan epey mahrum bıraktığımız, su götürmez bir gerçeğe dönüşüyor. Kudüs konusunda mikrofonun ilk uzatılması gereken kişilerden biri olan Taha Kılınç’ın bu kitabı, bugünlerde şahit olduğumuz Kudüs seferberliğine “bilgi temelli” bir katkıda bulunmak amacıyla hazırlandı. “Kudüs Yazıları”nı oluşturan 34 metin, elbette Kudüs’le ilgili söylenmesi gereken her şeyi söylemek iddiasında değil. Ancak kitap, “Nerden başlayalım?” sorusuna mütevazı bir cevap denemesi olarak görülebilir. İçerdiği okuma önerileri, gündeme taşıdığı bazı isimler ve olaylar, tamamen bu başlangıç noktasının bulunabilmesi hedefine yönelik.

Kitabı okuyanlar 103 okur

  • Roseday
  • yesimm
  • Sevde Özdal
  • Betül Yılmaz
  • ENES ELMAS
  • tkalem
  • Şemsihan Çelik
  • keşke bilselerdi
  • Fatih Çağlak
  • Hafsa Huzeyfe

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%77.8 (28)
9
%8.3 (3)
8
%11.1 (4)
7
%2.8 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0