Kudüs'ün Gönüllü Sürgünleri

·
Okunma
·
Beğeni
·
353
Gösterim
Adı:
Kudüs'ün Gönüllü Sürgünleri
Baskı tarihi:
2007
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756107188
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Carpe Diem Kitap
Baskılar:
Kudüs
Kudüs
Orta Doğuyu anlatan bir roman yazmak; sadece savaş ve çatışmaları değil, insan ilişkileri, çelişkileri, sevgiyi, düşmanlığı ve aşkı kaleme almak kolay değildir. Karşılıklı düşmanlıklar üzerinde yükselen insani ilişkileri romanlaştırmak da öyle.
370 syf.
Kudüs hakkında çok şey söylenebilir aslında. Bu kitapta az da olsa Kudüs hakkında bilgi sahibi olunabilir. Daha çok kurgu ön planda olsa da Kudüs'ün tarihi hakkında ara ara bilgiler sunulmuş. Aslında daha çok gazeteciliğin hangi şartlar altında olursa olsun yapılabileceğini anlatmış yazar. Kudüs ve savaş muhabirliğine ilgisi olanların okuyabileceği akıcı bir roman.
370 syf.
·9/10
Bölgeye haber yapmak için giden dört gazetecinin hayatını ele alan kitapta yazarının tabiriyle, ''Kudüs'te ölümü değil yaşamı'' hissediyoruz. Farklı ülkelerden gelen ve farklı inançlara sahip bu insanlar, hayal ürünü değiller. Ayşe Karabat bize kendi anılarını ve arkadaşlarını anlatıyor.

Bir Müslüman, bir Hristiyan, bir Yahudi ve bir ateist gazeteciden oluşan bir ekip. Birbirlerini yargılamayan, birbirlerine saygı duyan, haber yapmak için yardımlaşan bu insanlar, Kudüs'ün hayranları. Kudüs sendromu deniliyormuş, bir kere eteğine varınca insanın büyülenmekten kendini alamayışına. Yazar ''Kıskanç bir aşık değilim.'' diyor ve Kudüs'ün güzelliğini herkese anlatmak istiyor.

Bir yandan Kudüs'ün tarihini ve güzelliklerini anlatırken, bir yandan da burnumuza barut kokusu getiriyor. Bir yandan barışa inananların varlığına ve inancına sevindirirken, bir yandan intihar saldırılarıyla şok etkisi yapıyor. Dört karakterle, her dini inancın ve milletin gözünden Kudüs'ü anlatıyor ve onun dünya için neden bu kadar önemli olduğunu açıklamak istiyor. Yer yer ''Yahudiliği mi övüyor acaba, yoksa İsrail'i haklı mı görüyor?'' desem de, kitabın Nadya'yla başlayıp Nadya'yla bitmesi yazarın tarafının neresi olduğunu gösteriyor. Ki Nadya Filistin asıllı mülteci bir Fransız vatandaşı. Nadya İsrail'e ve dünyanın diğer Yahudilerine öfke duyuyor. ''Buralar bizim, ben buraya aidim ve burada yaşamalıyım.'' diye düşünüyor.

Bir Yahudi olan Steve birçok ayrıcalığa sahipken Kudüs'te mutlu olamıyor. Çünkü istediği hayat o değil. Kanla beslenmeyi sevmiyor, kutsalımız diye yücelttikleri şeylerin aslında insanlara ne kadar zarar verdiğini görmeyen düzenden nefret ediyor. Başkalarının hayatına müdahale eden, yaşamak için öldürmek gerektiğine inanan halkından nefret ediyor. Çünkü biliyor ki, bir gün namlu kendine dönecek, çünkü düzen böyle. Öldürecek, ölecek.

Kitap, İsrail ve Filistin için en uygun düzeninin ne olacağını sorguluyor ve sorgulatıyor. İsrail'in bir devlet olma hakkı var mıydı, varsa bunu başkalarının topraklarını istila ederek yapması mı gerekirdi? Vatandaşı olan Araplara bile aşağılayıcı muamele eden İsrail de zaten Arap değil miydi? İki millet bir devlet olarak, iki halkın birlikte yaşaması gerçekten mümkün müydü? Peki Filistin, bu istilaya ve saygısızca yapılan yerleşimci politikasına neden güçlü çözümler üretemedi? Şimdiki durum birazda Müslümanların, özellikle de Arapların birbirlerinden ayrı hareket etmesinden kaynaklanmıyor mu? Bunlar ve benzeri sorular okuma boyunca zihninizde dolaşıp sizi rahat bırakmayacak. Ben bir Müslüman olarak Kudüs için bir şey yapabilir miydim diye kendime soruyorum. Umarım böyle gelen bu düzen böyle gitmez ve bir şeylerin değişeceği o günleri ben de görebilirim.
-evleneli üç yıl oldu. sabırla bekliyorum.
-neyi?
-kendine kahve yaptığında bana, “sen de ister misin?” diyeceğin günü.
Ayşe Karabat
Sayfa 34 - Lacivert/carpediemkitap
-şeyh, ben kudüs’te yaşıyorum. israilli değilim. yabancı bir sivilim, intihar saldırısında ölürsem ne olacak?

-israilliler, bize saldırırken tank, uçak kullanıyor. bizim tankımız, uçağımız yok. onlar, kadınlarımız çocuklarımız arasında ayrım gözetmiyor. onların katliamlarının hesabını kim verecek?

-intihar saldırısında ölürsem, islam hukuku açısından konumum ne olur?

-iyi biriysen ve kalbin filistin’den yanaysa, şehit olursun, israil’den yanaysan ölüler listesine adın eklenir.

-peki henüz vicdanı oluşmamış israilli çocuklar?

-bu, bir israilli çocuğa yapılabilecek en büyük iyiliktir. büyüyünce, günaha batacağı yerde çocukken ölür ve cennetin kapıları ona açılır.
Ayşe Karabat
Sayfa 92 - Lacivert/carpediemkitap
biraz biz de böyleyiz. başımıza bir sürü kötü şey geliyor ama azıcık iyileşme olunca da büyük kazançlar elde ettik sanıyoruz.
Ayşe Karabat
Sayfa 76 - Lacivert/carpediemkitap
-acaba şeyh yasin de birçok filistinli mülteci gibi evinin anahtarını saklıyor muydu?
Ayşe Karabat
Sayfa 69 - Lacivert/carpediemkitap
anti-israil duygular yükseliyor, anti-semitiklik değil, araplar da sonuçta semitik bir ırkın parçası.
Ayşe Karabat
Sayfa 31 - Lacivert/carpediemkitap

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kudüs'ün Gönüllü Sürgünleri
Baskı tarihi:
2007
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756107188
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Carpe Diem Kitap
Baskılar:
Kudüs
Kudüs
Orta Doğuyu anlatan bir roman yazmak; sadece savaş ve çatışmaları değil, insan ilişkileri, çelişkileri, sevgiyi, düşmanlığı ve aşkı kaleme almak kolay değildir. Karşılıklı düşmanlıklar üzerinde yükselen insani ilişkileri romanlaştırmak da öyle.

Kitabı okuyanlar 10 okur

  • Ayşe Ekici

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0