Kuğunun Son Şarkısı

7,3/10  (6 Oy) · 
26 okunma  · 
4 beğeni  · 
792 gösterim
Hüsn ü Aşk, kuğunun yani medeniyetimizin son güzel şarkısıydı.
Galib bu şarkıyı Sultan III. Selim, Hattat Mustafa Rakım ve Dede Efendi'yle birlikte söyledi ve sustu. Söz artık 'Nasıl bu taze maarifle eskiler alayim'diyenlerdeydi. Ancak beş yüz yıllık birikimiyle karşılarında heyula gibi duran ve inanılmaz zenginliklere sahip olan divan şiir, Galib'in getirip bıraktığı parıltılı noktada hala gözleri kamaşıtırıyordu. Bu şiirin asla ölmeyen bir tarafı vardı; şiirimizin damarlarında bir usare gibi, Tanzimat şairlerinin pek farkına varamadıkları bir alışkanlıkla, fırsat bulur bulmaz yepyeni bir hayatiyetle gün ışığına çıkmak üzere dolaşıyordu. Bu saf şiir usaresi Şeyh Galib şiirinin imbiğinde damıtılmıştı.
  • Baskı Tarihi:
    2013
  • Sayfa Sayısı:
    226
  • ISBN:
    9789758950799
  • Yayınevi:
    Ötüken Neşriyat
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 4 Alıntı

Azize 
 01 May 15:47 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Şeyh Galib
Bir şu'lesi var ki şem'-i cânın
Fânusuna sığmaz âsmânın

Kuğunun Son Şarkısı, Beşir Ayvazoğlu (Sayfa 178 - Kapı Yayınları)Kuğunun Son Şarkısı, Beşir Ayvazoğlu (Sayfa 178 - Kapı Yayınları)
Azize 
27 Nis 00:10 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Ateşler İçinde Kaknus
"Cehennem, cennet İstanbul'a zaman zaman düşen ateşleri görse, hararetin yüksekliğinden Allah'a sığınır."

Kuğunun Son Şarkısı, Beşir Ayvazoğlu (Sayfa 43 - Kapı Yayınları, 9. Basım)Kuğunun Son Şarkısı, Beşir Ayvazoğlu (Sayfa 43 - Kapı Yayınları, 9. Basım)
dünyamisafiri 
04 Ara 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Genç bir adam olarak son nefesini veren Şeyh Gâlib'in cenazesi yıkanırken henüz hayatta olan babası Mustafa Reşid Efendi'nin oğlunu son olarak görmek istediği,teneşirin başında, yağmur gibi dökülen gözyaşları ak sakalından süzülürken
"Ah oğul,bu tahtaya kara sakal yakışmıyor" dediği bilinmektedir.

Kuğunun Son Şarkısı, Beşir Ayvazoğlu (Kapı Yayınları)Kuğunun Son Şarkısı, Beşir Ayvazoğlu (Kapı Yayınları)
Beatrice 
21 May 2016 · Puan vermedi

Kaknus güzel fakat acayip bir kuştur. Yeri yurdu da Hindistan’dadır. Uzun, kuvvetli bir gagası vardır. O gagada ney gibi birçok delik bulunur. 360 tane delik vardır. Sonra bu kuşun eşi de yoktur; tektir bu kuş! Her delikten başka türlü bir ses çıkar; her sesten de başka bir nağme duyulur. Bütün kuşlar susarlar. Onun sesinin güzelliğinden hepsinin de aklı başından gider. Bir filozof vardı; bir müddet onunla düştü kalktı ve müzik bilgisini onun sesini taklit ederek meydana getirdi. Bu kuşun ömrü bin yıla yakındır. Öleceği vakti bilir. Öleceğini anlayıp da kendisinden ümidi kesti mi çalı çırpı toplar, onları çepeçevre yığar. Tam ortasına da kendisi geçer, yüzlerce türlü nağmelerle feryada başlar. Âdeta ruhunun her deliğinden başka çeşit bir dertli nağme çıkar. Hem feryad eder, hem de ölüm derdinden gazel yaprağı gibi titrer. Onun feryadını duyup işiten bütün kuşlar, onun coşkunluğunu gören bütün yırtıcı hayvanlar, karşısında düşüp ölürler. Hepsi onun ağlamasına bakar, bir kısmı da dermansız takatsiz bir hale düşüp ölür gider. Onun bu ölüm günü acayip bir gündür. Gönüller yakan feryadından adeta gönüllerden kanlar damlar. Nihayet bir soluk ömrü kalınca şiddetle kanatlarını çırpar. Kanadından bir kıvılcım çıkar; alev alır, ateşlenir. O ateş çevresindeki çalı çırpıyı tutuşturur; bu suretle tamamıyla yanıp gider. Külde bir zerre bile ateş kalmayınca, o külden başka bir kaknus kuşu meydana gelir. Hiç kimseye böyle bir şey nasip olur mu? Öldükten sonra doğsun ya da doğursun! Feridüddin Attar

Kuğunun Son Şarkısı, Beşir AyvazoğluKuğunun Son Şarkısı, Beşir Ayvazoğlu