Kukla (Midi Boy)

·
Okunma
·
Beğeni
·
8668
Gösterim
Adı:
Kukla
Alt başlık:
Midi Boy
Baskı tarihi:
Nisan 2019
Sayfa sayısı:
600
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051853741
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Kukla
Kukla
Kukla
Yıllar sonra karşılaşan iki üvey kardeş. Karanlık güçlerin tetikçisi Doğan... Yaşamın anlamını alkolde arayan eski gazeteci Adnan. Onların yaşamlarından Türkiye'nin yakın tarihi. Gündelik hayatımızı alt üst eden entrikalar, cinayetler, komplolar... Hep sözü edilen ama bir türlü gün ışığına çıkarılamayan o derin devlet. Gizli örgütler, idealist gençler, çıkarcı gazeteciler. Ergenekon'un yıllar önce yazılan romanı.

'Yaşam, kaybetmeyi öğrenmektir... Kaybetme maceramız daha ana karnından çıktığımızda başlar. Hiç emek harcamadan hüküm sürdüğümüz, dünyanın en güvenli, en yumuşak korunağını, ana rahmini kaybederiz önce. Bizden intikam almak için bekleyen dünya, sanki niye çıktın oradan dercesine, gözlerimizi yakan ışıkları, kulaklarımızı tırmalayan gürültüsü, sıcağı, soğuğu, açlığı, kiri, hastalığıyla saldırır üzerimize. Ama biz de öyle kolay kolay pes etmeyiz. Kaybettiklerimizin yerine anında başka bir şey koyarız. Hem cennetimizi yitirsek de o kutsal yerin sahibi olan annemiz bizimledir, üstelik yanında bir de baba verilmiştir emrimize. Dışarıdaki dünyaya alışmaya başlayınca, kaybettiğimiz cenneti hemen unutuveririz. Ancak büyüdükçe, bize gösterilen ilgi günden güne azalır. Azalan ilgi dünyanın bizden ibaret olmadığını gösteren bir uyarıdır aslında. Ama bu uyarıyı görmezden geliriz. Düşler kurar, hayaller uydurur, kaybettiklerimizin yerine yenilerini koyarak dünyayı kendimiz sanmayı, bu güzel yalana kanmayı sürdürürüz.
470 syf.
·2 günde·Beğendi
Spoiler İçerir!

Derin devletle ilişkisi olan bir kardeş ile işinden kovulmuş aynı zamanda da eşiyle sorunları olan bir gazetecinin yaşanan bir olayla yollarının kesişmesi. Türkiye'nin seksen sonrasında yaşanan olaylarını okuyucuyu sıkmadan romanlaştırmış. Gazeteci Adnan'ın özel hayatının ve iç dünyasının geçtiği bölümleri çok beğendim.
503 syf.
·30 günde·8/10
Ahmet Ümit’in okuduğum ilk kitabı. Keşke daha önceden okusaydım. Çünkü gerçekleri vurguluyor. Bu bakımdan oldukça etkileyici. Kitabı okudukça okuyasınız geliyor, akıcı fakat yazar bazı bölümlerde çok ayrıntıya girdiği için sıkılabilirsiniz. Merakla okuduğum bölümler haricinde çok şaşırdığım, ağzım açık okuduğum bölümler de oldu. Çünkü bir olayın sonu tahmin ettiğinizin tam tersi şeklinde sonuçlanıyor. Böyle olmasında profesyonel entrikalar çeviren kardeşin emeği çok tabii. Velhasıl kelam herkes mezarda. Ölenlerin çoğu masum, zaten olan hep masumlara olur. Gerçek hayat işte..
470 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Öncesi ve sonrasıyla 12 Eylül hakkında yazılmış gerçekçi romanlardan biri. Kullanılan insanlar, çıkar için harcananlar ve en önemlisi de güven duygusunun yok edilmişliği... Hepsi güzel bir kurguyla bu kitapta.
470 syf.
Eşinden ayrılmış, bir oğlu olan, Plymouth marka baba yadigarı bir arabaya sahip olan Adnan adında, alkolik ve işinden yeni kovulmuş bir adamın yıllar sonra üvey kardeşiyle karşılaşmasıyla başlıyor her şey. Karşılaşma demek de yanlış olur, üvey kardeşi Doğan'ın ondan yardım istemesiyle demek daha doğru.
Adnan olaylara karışmak istemediği halde cinayetlerin ve entrikaların içinde buluyor kendini. İstese de istemese de olaylar onun etrafında gelişiyor. Ardı ardına ölümler gerçekleşiyor, birisi/birileri planını uygulamaya koyuyor.
Ayrıca son bölümlerinde yaşanan olaylar bana hep söylenilen bir sözü hatırlattı: ''Bu devirde babana bile güvenmeyeceksin.''
Polisiyeyi sevenlere ve ülkemiz yakın tarihiyle ilgili ufak bilgiler edinmek isteyenlere öneririm.
504 syf.
·6 günde
Ahmet Ümit'in neredeyse kitaplarının tamamını okudum . Elveda güzel vatanım, Patasana hep favorim olmuştu ta ki Kuklayı okuyana kadar . Elbette ki bazı şeyler görecelidir ancak Kukla'yı okuduğunuz da olayin örgüsüne öyle bir kapılıyorsunuz ki zamanı unutuyorsunuz. Ben çok beğendim , kesinlikle tavsiye ediyorum.
687 syf.
"Zaten kaybetmeyi öğrenmekten başka neydi ki yaşam?" Aslında bu cümle her şeyiyle anlatıyor bize Kuklayı. Ülkemizde cereyan eden sağ sol olayları iki kutuplu dünyanın açmazları. Bu açmaz öyle bir şey ki bugün hala o fasit dairenin dışına çıkabilmiş değiliz.

12 Eylül ve öncesini anlatıyor Kukla. Darbe sürecine giden yolun iyi niyet taşlarıyla döşeli olmadığını, ideolojilerin çarpıştırması ile ülke gençliğinin enkaza dönüştürüldüğü bir Türkiye resmi çizmekte bize Kukla.
Sosyalisti de Ülkücüsü de kendi inandıkları değerler ölçüsünde birbiriyle çatışmış. Ama doğru ama yanlış. Tek bir doğru var; her iki grubun içinde yer alan ülke gençliğimizin heba oluşudur. Düşünüyorum da, Birinci Dünya Savaşı ve Milli Mücadeleden sonra en fazla gençlerimizi, ülkeyi iyi yerlere taşıyacak bir nesli 12 Eylülle kaybettik. Darbeden sonra yurt dışına gitmek zorunda kalan ülkücülerin devletin karanlık eli ile Asalla terörüne karşı kullanıldığını anlatmakta kitap. Aslında ülkücüler inandıkları değerler uğruna bu işe evet dediler. Çünkü Türk devletinin Büyük Elçileri şehit edilirken sesiz kalamazdı devlet güvenlik birimleri. Ve çözüm olarak gayri nizami harp yapmak kararlaştırıldı. Yurt dışındaki ülkücülerin kapısı çalındı bu iş için. Bilmiyorum izleyen oldu mu 12 Eylül dönemini anlatan “ Ülkücüler “ belgesel filmi vardı. Orada olayları anlatan bir ülkücü şöyle bir şey söylemişti. “ Biz hükümetin bizimle birlikte olduğunu düşünüyorduk, ama 12 Eylül’de sağcısını da solcusunu da içeriye aldılar. Bir sağdan bir soldan mantığını uyguladılar. “ Bunu anlatmamdaki amaç o dönem birileri söz vermişti her iki gruba fakat sözlerini tutmadılar. Asalla için ülkücülerin kapısını çalanlar da bir dizi sözler verdi yine ülke için bir şeyler yaptılar. Yine aldatıldılar. Bataklığa giren kirlenmeden çıkamaz. Asalla’ya karşı mücadele verenlerin bazıları da kirliydi. Ama bu ülke için yaptıklarını değiştirmez. Bugün ülkücüler olmasaydı belki de Asalla ile hala mücadele veriyorduk. Tamam, kirlenmiş olanlar parayı bulunca değişmiş olanlar var. Ama ununu eleyip eleğini asan milletinin hizmetinden çıkmamış olanlar da var.

Kitap ta derin devletin hizmetinde olan bir ülkücüden, üvey kardeşten bahsediyor. Ve sosyalist görüşe sahip, gazeteci diğer kardeşten. İki kardeş üzerinden dönem anlatılmış. Sonradan üvey kardeşin para için nasıl değiştiği anlatıyor. Ancak kitapta darbe öncesi dönem anlatılırken, bir tek ülkücüler silahlı olaylar yapmış gibi anlatılmış. Hâlbuki sosyalistlerin de öldürdüğü, temiz Anadolu çocukları vardı. Süleyman ÖZMENLER, Ruhi KILIÇKIRANLAR vs. Bu nokta da yazar sanki tek bir görüşü, grubu tutmuş gibi. Okurken, gözümde her niyeyse gazeteci karakteri için Soner Yalçın canlandı. Üvey kardeş karakteri de biraz Mehmet Ali Ağca’yı anımsattı bana. :))

Kitabın başında kullandığım alıntı ya değinmek istiyorum kitap çerçevesinde Ülkücüler kaybederek öğrendiler hayatı. Her dönemeçte bir söz aldılar, söz verenler sözünü unuttu. Diyeceksiniz ki kardeşim aldatıldık duygusu inanmasaydılar. O da bir çözümdü. Belki bu kez de sözlerini tutmayacaklarını biliyorlardı. Ama ülkenin başına sorun olan teröristlere karşı mücadele edeceklerdi yinede. Çünkü onlar memleketlerini, insanlarını kendilerinden fazla sevdiler. Devletlerine bağlı kaldılar. Belki de söz verenlere inanmasalar da inanmamış gibi yaptılar. Çünkü devlet kutsaldır. Velhasıl kelam devletini en çok sevene en pis işi yaptırırlar.
470 syf.
·13 günde·Beğendi·8/10
İlk 200 sayfa bayağı sıkıcı. Ondan sonra heyecan yavaş yavaş artarak kitabın sonuna kadar sürüyor. Ben katili tahmin etmeye uğraşırken farklı bir son ile karşılaşmam da beni ayrıca etkiledi.

Kitap, devlet-mafya-polis üçgeninin çarpık ilişkileri üzerine kurgulanmış bir roman. Bununla birlikte sadece bu ilişkilerin anlatıldığı sıkıcı bir kitap değil. Oldukça ilgi çekici karakterler yavaş yavaş hikayeye dahil ediliyor ve aşk, kıskançlık, başarı-başarısızlık, aile, kardeşlik gibi bir çok farklı konuya da değiniliyor.

Devletin halktan gizli olarak yürüttüğü çalışmalar, yıllar öncesine dayanan aile sorunları, muhteşem bir polisiye kitabı. Oldukça da öğretici bir eser olmuş.

Derin devlette olanları çok net anlatmış Ahmet Ümit. Gizli güçlerin neler yaptırabildiğini ve kimsenin hesap soramadığını çok güzel anlıyor insan. Türkiye'nin kirli gerçeğini merak edenler varsa mutlaka okumalı.
470 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10
Ahmet Ümit kitaplarının hepsini çok sevsem de Kukla benim için her zaman çok farklı bir yerde olacak. Gerek olay akışı, gerekse konuların birbiriyle bağlantılı olması nedeniyle en kısa sürede okuduğum Ahmet Ümit kitabı oldu. Sanki bir cinayet romanı değil de macera romanı okurmuş gibi hissettim kendimi. Her satırda, her mısrada yüreğim ağzıma geldi; büyük bir heyecanla okudum. Filminin çıkacağı şeklinde haberler duymuştum umarım gerçekleşir ve bu güzel kitabın en yakın zamanda filmini izleyebiliriz.
470 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
Yazarın yönlendirmelerine bayıldım açıkçası. Olay örgüsünü o kadar ustaca bir o yana bir bu yana çekiyor ki okuyucunun bütün fikirlerin, alt üst ediyor. Çok başarılı araştırma ve düşünce gerektiren bir kitaptı ve Ahmet Ümit yine üstesinden başarılı bir biçimde gelmiş. Okumaktan mutluluk duyduğum kitaplar arasında yer alıyor . . .
470 syf.
·29 günde·8/10
Tecrübeli bir gazeteci ve hayatın anlamsızlığından bunalmış olan Adnan'ın üvey kardeşi olan derin devlet adamı Doğan ile yıllar sonra karşılaşması ve kendini bir anda mafya hesaplamalarının arasında bulmasını konu ediniyor.
Iyi düşünülmüş, iyi kurgulanmış ve iyi işlenmiş bir kitap. Özellikle Gazeteci Adnan'ın iç dünyasında kendiyle ve hayatla savaşı çok detaylı anlatılmış, yazarın karakterdeki dürüstlüğü takdire şayan. Karşınızda her yönden üstün bir kahraman bulmayacaksınız: Aksine kendince zayıflıkları olan, bunalımlı iç dünyasında kendine çıkış yolu arayan, insanlara karşı çoğu zaman iki yüzlü, iyi niyetli bir kişi Adnan.
Okunası bir kitap, ayrıca her iyi kitap gibi sonu vurucu diyebilirim.
470 syf.
·Beğendi·7/10
Polisiye maceralarından hoşlanan okurlar için vazgeçilmez bir klasik daha sunmuş Ahmet Ümit. İşin özün de konu kitabın belki onda birini ancak kapsar. Çok güzel betimlemeler, harika ifadeler eşliği ile sizi sıkmadan okunacak bir kitap. 12 Eylül darbesi öncesi ülkemizde oynanan ( tezgahlı) oyunun iç yüzü. O günlerin sağ -sol çatışmalarının, ülkücü - devrimci ayrıştırılmasından varılmak istenen noktanın aydınlatılması bir nevi. Devletin içİnde ki gizli eller, yine devletin içinde başka bir devlet yapılanması. Gençlerin kullanılmaları. Bazı unsurların artık kendileri için mafya vari çalışmaları ki her türlü pisliğin var olduğu suç çetelerinin ortaya çıkması.Her şey var, hikayeyi destekleyen bilgilendirme çeşnisinde. Yazar sanırım kalkış noktasını Susurluk vakıasından yola çıkmış bir nebze, bilhassa başlardaki gelişimler için diyebilirim Abdullah Çatlıyı göz önünde tutmuş gibi geldi bana.
Keşke sonsuzluk şu anın bana verdiği doygunluktan başka bir şey olmasaydı...
Ahmet Ümit
Sayfa 104 - Everest Yayınları
"Ben daha çok sonbaharda kapılırım bu duyguya. Ortalık henüz sıcaktır, ama belli belirsiz esen bir yel, kışın kapıda olduğunu hatırlatır insana."
Ahmet Ümit
Sayfa 419 - Everest Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kukla
Alt başlık:
Midi Boy
Baskı tarihi:
Nisan 2019
Sayfa sayısı:
600
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051853741
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Kukla
Kukla
Kukla
Yıllar sonra karşılaşan iki üvey kardeş. Karanlık güçlerin tetikçisi Doğan... Yaşamın anlamını alkolde arayan eski gazeteci Adnan. Onların yaşamlarından Türkiye'nin yakın tarihi. Gündelik hayatımızı alt üst eden entrikalar, cinayetler, komplolar... Hep sözü edilen ama bir türlü gün ışığına çıkarılamayan o derin devlet. Gizli örgütler, idealist gençler, çıkarcı gazeteciler. Ergenekon'un yıllar önce yazılan romanı.

'Yaşam, kaybetmeyi öğrenmektir... Kaybetme maceramız daha ana karnından çıktığımızda başlar. Hiç emek harcamadan hüküm sürdüğümüz, dünyanın en güvenli, en yumuşak korunağını, ana rahmini kaybederiz önce. Bizden intikam almak için bekleyen dünya, sanki niye çıktın oradan dercesine, gözlerimizi yakan ışıkları, kulaklarımızı tırmalayan gürültüsü, sıcağı, soğuğu, açlığı, kiri, hastalığıyla saldırır üzerimize. Ama biz de öyle kolay kolay pes etmeyiz. Kaybettiklerimizin yerine anında başka bir şey koyarız. Hem cennetimizi yitirsek de o kutsal yerin sahibi olan annemiz bizimledir, üstelik yanında bir de baba verilmiştir emrimize. Dışarıdaki dünyaya alışmaya başlayınca, kaybettiğimiz cenneti hemen unutuveririz. Ancak büyüdükçe, bize gösterilen ilgi günden güne azalır. Azalan ilgi dünyanın bizden ibaret olmadığını gösteren bir uyarıdır aslında. Ama bu uyarıyı görmezden geliriz. Düşler kurar, hayaller uydurur, kaybettiklerimizin yerine yenilerini koyarak dünyayı kendimiz sanmayı, bu güzel yalana kanmayı sürdürürüz.

Kitabı okuyanlar 2.238 okur

  • N Tuğba
  • Hatice ural
  • Celik Sevda Ilkay
  • GÜLHAYAT ÖZÇETİN
  • Hülya Öncü
  • Cemal ersin çekem
  • Yiğit Can
  • Fatih Uğurlu
  • Ümit Kovacı
  • Tolga Kürşad

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.7 (4)
9
%0.5 (3)
8
%0.5 (3)
7
%0.4 (2)
6
%0.2 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları