Kuklacı Çocuk

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.262
Gösterim
Adı:
Kuklacı Çocuk
Sayfa sayısı:
432
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051881324
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Beyaz Balina Yayınları
Baskılar:
Kuklacı Çocuk
Kuklacı Çocuk
Hayatın en zor dönemlerinde bile umutları yeşerten olaylar olur.

Bazen umut; prens, kız, şapşal görünümlü ve dişlerinin çoğu dökülmüş timsah kuklasıyla oyunlar sergileyen kuklacı bir çocuk olarak gelir.
“Palto dikildiğinde 12 yaşındaydım. Terzimiz ve sevgili dostumuz Nathan paltoyu, 1938 Mart’ının ilk haftasında büyükbabam için dikmişti.
O hafta, Varşova ve bizim için özgürlüğün son haftasıydı.”

Varşova Gettosu’nda ölen büyükbabası Mika’ya, muhteşem paltosuyla birlikte paltonun sırlarını da miras bıraktı. Bir gün Mika paltonun gizli cebinde, kafası kâğıt hamurundan, gövdesi bir parça kumaştan yapılmış prens kuklasını buldu.
Ve kuzeni ile birlikte, çocukları neşelendirmek için bir kukla gösterisi yaptı.
Kısa zamanda tüm getto, kuklacı çocuğu konuşmaya başladı.
Ta ki Mika, Alman polisi tarafından durdurulup gizli bir hayat yaşamaya zorlanana kadar…
Bu bir hayatta kalma hikâyesi.
Kıtalara ve nesillere yayılan, Varşova’dan Sibirya’nın esir kamplarına uzanan, savaşın kaosu içinde karşılaşmış iki hayatın destansı yolculuğu.
Genel bakışta gayet başarılı, akıcı, yaşanmışlığı hissettiren bir roman olmasına rağmen suçlamaların tek bir kişiye, Adolf Hitler'e yapılarak fazla yanlı kalınması pek hoşuma gitmedi. Bunun dışında yazarımız dönemin zorluklarını, parçalanmaları, çocukları çocuk olamadan büyüten acımasız savaşı etkileyici bir şekilde nakeltmiş. Etkilendiğimi asla inkar edemem.
Kitaba fuardaki birisi sayesinde sahip olup başladım başta biraz kalın geldi ve savaş konulu bir kitabın o kadar da ilgi çekici olmayacağını düşündüm. Burdan sonrası spoiler içerebilir. Daha sonra okumaya başladığımda Mikanın ve ailesinin yaşadığı çaresizlikleri yaptığı fedakarlıkları yaşanılan olayları okudukça içim cız etti en ufak bir ekmeğin bile değerini bir kez daha anladım. Her zaman aslında dinlerin iyi ya da kötü insan olmakta bir rol oynamadığını düşünürüm. İnsanın dini ne olursa olsun kalbinde sevgi bulunmalı, değer bilmeli, empati yapabilmeli... Burada olay şu sular yükseldiğimde balıklar karıncaları yer, çekildiğinde karıncalar balıkları. Kimse o an ki gücüne güvenip pişman olacağı şeyler yapmamalı. Daha nice dersler verdi bu kitap. Kuklaların gücü, bana mizahı çağrıştırdı. Mizah bile manalı ve güçlü yorumlar yapabilen yüzlerce kişi var buradaysa kuklalar hayat kurtarma görevindeydi. Shindlerin listesine aşırı benziyen bir kitaptı. Son kısım ister istemez duygulandırdı ve psikolojilerini düşünmek dahi içimin acımasına sebep oldu.
"Bazen umut, küçük bir çocuğun yüreğine en yakın yerde hayatı selamlamayı bekleyen bir kuklanın verdiği umuttur...

Zaman; 2.Dünya Savaşı başlangıcı ve yılları, yahudi semtindeki yaşamlar, Almanların Polonya'yı işgali ve daha sonra bir çocuğun kuklaları ile hayata tutunuşunu muhteşem bir olay örgüsü ve anlatım biçimiyle okuyucuya aktarıyor. Çok etkilenerek okuduğum bir kitaptı .
Savaşın acımasızlığına rağmen küçük mutlulukların aslında ne kadar büyük olduğunu etkileyici bir dille anlatmış.
Umudun, cesaretin ve fedakârlığın hikayesi, satırlar arasında kayboldum.
"Hayatın en zor anında bile bir umut vardır. Ve bazen bu umut, küçük bir çocuğun yüreğine en yakın yerde hayatı selamlamayi bekleyen bir kuklanin verdiği umuttur."
Polonya'da 2. Dünya Savaşını izleyen yıllarda, Almanların Yahudilere yaptıklarını Kuklacı Çocuk üzerinden anlatan bir roman. Günümüzde başlayıp anılarla geriye dönerek tekrar günümüzde bitiyor.
Özellikle dönem kitapları sevenler için İçinizi ısıtacak bir öykü, bana kalırsa bir kitaptan daha fazlası; Kuklacı Çocuk.Mika'nin kalbini çok sevdimmm
Yine ikinci dünya savaşı döneminde geçen bir kitap. Küçücük bir çocuğun savaş döneminde kuklalar ile hayatta kalışını anlatan, yıllar sonra Amerika'da gördüğü bir afişle tekrar başlayan bir hikaye. Mutlaka okumanız gereken bir kitap.
Nazi işgali sırasında Varşova Getto'sunda bulunan bir çocuğun acıklı bazen de neşeli hikayesi anlatılıyor. Mika dedesi için Terzi Nathan tarafından dikilen paltonun dikildiği haftanın son günlerinde Nazi'lerle tanışıyor. Büyük dedesi öldüğünde ona da Paltosu hatıra kalıyor. Kendisine biraz büyük gelse de içinde bir hayat vardır adeta. Tahtadan insanlar karanlığın çöktüğü Getto'da zavallı Yahudi'lerin yüzünü güldüren tek şeydir. Derken Kuklacı Çocuk Nazi Subayları tarafından fark edilir. Böylece iki taraf arasında sıkışıp kalmış bir çocuk oluverir. Tehlike çanları mı yoksa başka bir melodi mi çalacak belirsiz. Mika iyi bir sanatçı olduğunu gösterir ve tahmini zor olan olaylar yaşanır.
2.dünya savaşında Varşova 'da yaşayan küçük yahudi bir çocuğun öyküsünü anlatiyor. Beni hüzünlendirdi açıkçası bu kitap.
Kitap üç bölümden oluşuyor. Birinci bölümde Yahudi bir çocuğun hikayesi anlatılıyor, kuklacı çocuk. İkinci bölümde Alman askerin hikayesine yer verilmiş. İlk bölümdeki olaylar farklı bir gözle aktarılmış ama bir nevi ara yol bulmaya çalışmış yazar. Üçüncü bölümde ise kuklacı çocuğun en sevdiği kukla prensle buluşmasına yer verilmiş. Kitabın tamamına bakınca kuklacı çocuktan çok kuklanın hikayesi olmuş bence. Kitapta oldukça fazla olaya yer verilmiş, bu biraz dikkati dağıtıyor.
Sonra, kız gitti, bir, iki saniye içinde birisine verildi ve kokusu sonradan akla gelen bir düşünce gibi geride kaldı...
Oğlunun planlarını dinlemek istemiyordum. Bizim plan yapmak gibi bir lüksümüz yoktu. En iyi ihtimalle, gettodan ve bu kahrolası savaştan sağ çıkmayı umabilirdik. Bir geleceğimiz var mıydı?
Tuhaftı, ama korkunun gerçekten de bir tadı vardı: kan gibi keskin, demirimsi ve acı bir tatdı. Artık ne yesem, tadı korku gibi geliyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kuklacı Çocuk
Sayfa sayısı:
432
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051881324
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Beyaz Balina Yayınları
Baskılar:
Kuklacı Çocuk
Kuklacı Çocuk
Hayatın en zor dönemlerinde bile umutları yeşerten olaylar olur.

Bazen umut; prens, kız, şapşal görünümlü ve dişlerinin çoğu dökülmüş timsah kuklasıyla oyunlar sergileyen kuklacı bir çocuk olarak gelir.
“Palto dikildiğinde 12 yaşındaydım. Terzimiz ve sevgili dostumuz Nathan paltoyu, 1938 Mart’ının ilk haftasında büyükbabam için dikmişti.
O hafta, Varşova ve bizim için özgürlüğün son haftasıydı.”

Varşova Gettosu’nda ölen büyükbabası Mika’ya, muhteşem paltosuyla birlikte paltonun sırlarını da miras bıraktı. Bir gün Mika paltonun gizli cebinde, kafası kâğıt hamurundan, gövdesi bir parça kumaştan yapılmış prens kuklasını buldu.
Ve kuzeni ile birlikte, çocukları neşelendirmek için bir kukla gösterisi yaptı.
Kısa zamanda tüm getto, kuklacı çocuğu konuşmaya başladı.
Ta ki Mika, Alman polisi tarafından durdurulup gizli bir hayat yaşamaya zorlanana kadar…
Bu bir hayatta kalma hikâyesi.
Kıtalara ve nesillere yayılan, Varşova’dan Sibirya’nın esir kamplarına uzanan, savaşın kaosu içinde karşılaşmış iki hayatın destansı yolculuğu.

Kitabı okuyanlar 41 okur

  • Şeyma Sorgun
  • Hsyn
  • Furkan

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%3.4 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0