Adı:
Kum Gülü
Baskı tarihi:
Haziran 2004
Sayfa sayısı:
143
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751409782
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Urfa toprağı sıcaktır. Çarşıları serin mi serin...
Evleri de... Ama II. Abdülhamid döneminin zorbalığına karşı çıkan Miralay Cemil Şekib Bey ve ailesi İstanbul'dan sürgün edilince, eşraftan Kazzaz Mihman Ağa'nın mürekkep yalamış oğlu Memduh için her mevsim sarı zamandır artık...
Miralay'in büyük kızı Süreyya'yı görmüştür çünkü bir kapı aralığında...
(Arka Kapak)
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Sıkıntıyla avurtlarıma hava doldurup boşaltıyordum. Amacıma ulaştım çok geçmeden:
-Neyin var? diye sordu.
-Canım sıkılıyor..Mektep tatil olunca oyalanacak bir şey bulamıyorum..
-Bedesten'e git..Babana yardım edersin..
-İstemiyor ki..
-Niçin?
-Para kazanmanın tadını alınca okumaktan vazgeçermişim..
-Geçer misin?
- Aslında geçmem ama sonu yok bu işin.. İstanbul'a göndermeyecek babam beni..
-Ne edeceksin İstanbul'da
-Darülfünunda okumak istiyorum..
-O da neresi?
-Büyük mektep.. İdadiden de büyük..
-Niye göndermiyor baban..
- Yeter bu kadarı, diyor.. Dilediğim anda yüksek bir memur olabilirmişim devlet kapısında..Yıllarca uzakta yalnız yaşamama gönlü razı değilmiş..
-Öyleyse boşuna emek çekme..Şimdiden git Bedesten'e ipek bükmeye başla..
-Ona da izin vermiyor.. İdadi bitmeliymiş mutlaka..
Biraz önceki varlık yokluk davasından uzaklaşabilmek için ortaya attığım darülfunun konusunu anımsamak da ayrı bir sıkıntı vermişti gönlüme. Bundan sıyrılmanın yolunu bulmakta da pek gecikmedim:
-Pazar günü meclis kuralım mı İshak?
Kaşlarını havaya kaldırıyor:
-Olmaz ayin günümüz Pazar
-Unutmuşum, kusura bakma..
-Geceleri de sen çıkmıyorsun..
-Babamı kandırabilecek bir bahane bulamam ki..
-İstiyorsan bizim meclise gel..
-Hangi meclise..
-Klise
Ellisekiz Meydanı'ndaki büyük taş yapı geldi gözümün önüne. Kapısından gizlice baktığım çocukluk çağları dışında içine adım atmış değildim.Üzerleri tütsü kokan, temiz giyimli insanların dağıldığını görürdüm ayin günlerinde, aralarında tanıdığım kişiler olsa bile hiç oyalanmadan uzaklaşırdım oralardan.Şimdi neden gidecektim? Bana göre ne vardı Süryani Tapınağında?
-Babam çok dindar bir adam değildi. Gerçi bu da kimseyi ilgilendirmez ya, dinsiz de değildi..Öylesine çirkin bir yakıştırmayı hiç hak etmemişti.
Sözlerini özenle seçebilmek için durmadan yutkunarak zaman kazanmaya çalışıyor. Yakalığını, kravatını yokluyor düzgün durduğu halde.Fesini çıkarıp eline alıyor. Püskülüyle oynarken:
-Haklısınız Süreyya Hanım, diyor "Lakin Allah şahidimdir ki bizim evde kullanılmadı o yakışıksız laf(Gavur Zabit).. Ne rahmetli pederimin ağzından duydum ne de ben dile getirdim. Söyleyen densizler adına da bağış diliyorum sizden..."
Konuştukça garip bir bağ kurulmakta aramızda. Sıcak soluğumuz buz kalıplarından örülmüş bir duvarı eritiyor da birbirimizi daha iyi görüyoruz sanki..Yemini de inandırıcı..Ama neden gelmiş?Gerçekten özür dilemek için mi?Ta Urfadan..Bilmiyorum..Zaten ne biliyorum ki son günlerde? Süheyla'nın mektubu karıştırdı aklımı..Edirne yolculuğu..Naim Bey..Vatanpervermiş..Bana ne? Sevilmeyecek de yanı yokmuş..Sessizliğimiz uzadı gitti yine..Nasılsa kolay buluyorum bu kez duruma uygun lafları:
-Kusura bakmayın Memduh Bey, uzak yollardan gelmişsiniz, fakat bir kahve bile ikram edemiyorum size..Malumunuz her şeyin kıtlığını çekiyoruz..
Hoşlanıyor söylediklerimden..Yüzünde sevinç kıpırtılarıyla gülümseyerek bana bakıyor:
-Süleymaniye uzak mıdır sizce?
Şaşkınlıkla soruyorum:
-İstanbul'da mı oturuyorsunuz artık?
-İki yıldır..Darülfünun lisan şubesinin Fransızca kısmında biraz yaşlı bir talebeyim.. Birkaç ay sonra mezun olacağım kısmetse...
-İkimiz aynı anda, aynı düşü görebilir miyiz Süreyya?
-Göremeyiz..
-Öyleyse bu bir tansık..
-Belki.. Sağ olduğundan umut kesmiştim çünkü..
-Avucunda ne var senin?
-Kum gülü..
-Nereden buldun onu?
-Annen verdi sen gittikten sonra..Sevda tılsımıdır, iyi sakla, Memduh'u sana getirecek, demişti..
-Hem bedeninde hem de ruhunda silinmeyecek izle taşıyan, saçı, bıyığı kırlaşmış, omuzları çökmüş bir gaziyi kabul eder misin kocalığa?
-Ya sen, büklümlerine gümüş rengi teller sarılmış, beklemekten benzi solmuş bir gelini kabul eder misin?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kum Gülü
Baskı tarihi:
Haziran 2004
Sayfa sayısı:
143
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751409782
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Urfa toprağı sıcaktır. Çarşıları serin mi serin...
Evleri de... Ama II. Abdülhamid döneminin zorbalığına karşı çıkan Miralay Cemil Şekib Bey ve ailesi İstanbul'dan sürgün edilince, eşraftan Kazzaz Mihman Ağa'nın mürekkep yalamış oğlu Memduh için her mevsim sarı zamandır artık...
Miralay'in büyük kızı Süreyya'yı görmüştür çünkü bir kapı aralığında...
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Meral Ateş Cömert
  • özlem karagöz
  • safak azat

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%100 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0