Kum ve Köpük

·
Okunma
·
Beğeni
·
11.512
Gösterim
Adı:
Kum ve Köpük
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
120
Format:
Ciltli
ISBN:
9789755842714
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Öteki Yayınevi
Evim bana diyor ki, “Beni bırakma, geçmişin burada yatıyor.” Yol bana diyor ki, “Gel, takip et beni, çünkü geleceğin bende.” Ben ise hem evime, hem de yola diyorum ki, “Ne geçmişim var, ne de geleceğim. Eğer burada kalır isem, kalışımda bir gidiş; ve eğer buradan gider isem gidişimde bir kalış olacaktır. Yalnız aşk ve ölüm her şeyi değiştirmeye kadirdir.”
83 syf.
·10/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye edeceğim YouTube kanalımda Kum ve Köpük kitabını yorumladım:
https://www.youtube.com/watch?v=y9UvosnlMJc

10 üzerinden 10 puanı nadir olarak veririm. Çünkü gerçekten hak eden kitaplara verilmesi gerektiğini düşünürüm ve bu kitap benim için sonuna kadar hak etti diyebilirim. Neden mi?

Askerliğimi yaparken hiç muhabbetimiz olmayan arkadaşlarla bu kitabın içinde bulunan aforizmaları tartıştığımız oluyordu. Çay ocağımızda komutanların davranışları yerine Halil Cibran'ın aforizmalarının konuşulduğu bir dönem olmuştu.

Ben okuyordum : "Sadece bir keresinde dilsiz kaldım. Biri bana; "Kimsin sen?" diye sorduğunda." Karşımdaki uzun dönem arkadaşım bugüne kadar hiç böyle cümleler okumadığını söylüyordu, beraber saatlerce Halil Cibran üzerine kafa patlatarak geçiriyorduk zamanımızı.

"İnsanlık; ezelden ebediyete doğru akan bir ışık nehridir." diyordu Halil Cibran. Karşımdaki arkadaşım bön bön bakıyordu. Yahu ne diyor bu adam diyordu bana. Ben de anlatıyordum ona öncesizlik ve sonrasızlığın, ışık prizmasının içinden geçen beyaz ışığın bütün renklere ayrılmasının, Pink Floyd diye bir grubun var olmasının güzelliğini anlatıyordum. Şaşırıyordu tabii, hayatında ilk kez duyduğu cümleleri söylüyordum. Ama ortak bir noktamız vardı, benim de hayatımda okuduğum en düşündürücü cümleleri içeren bir kitap tutuyorduk elimizde.

"Cennet işte orada, kapının arkasında, yan odada; ama ben anahtarı kaybettim. Ya da belki de sadece nereye koyduğumu unuttum." Bu cümleleri okurken cennetin kolay elde edilebileceğini düşünenlere yöneltilen bir eleştiri olduğunu anlıyorduk ama işler bu kadar basit değildi. Cibran kesinlikle iki insanı ortak noktada buluşturan bir köprüydü, hiç tanımadığım bir insanı bana kendi cümleleriyle tanıtan bir insandı. Çünkü çoğu kişi cennetin anahtarını elinde tuttuğunu sanırdı.

Hepimiz kutsal dağın zirvesini arıyorduk kendisinin de dediği gibi, Maslow ihtiyaçlar hiyerarşimizin en yüksek noktasına tırmanmayı hedefliyorduk. Geçmişi bir harita olarak mı yoksa bir rehber olarak mı görmeliydik? Geçmişinden kurtulamayanlar için zor sorular soruyordu Cibran.

Avuçların altın ile dolu olduğunda dua etmenin imkansızlığını, ağızlar yemek ile dolu olduğunda şarkı söylemenin imkansızlığını, evlerimizin pencerelerine bir de Doğu penceresi açarak dünyanın biraz Doğu ile de ilgilenmesini anlatmaya çalışan bir adamdı bu Cibran.

Benim için yeri çok ayrıdır, birbirini hiç tanımayan iki insanı sadece cümleleriyle birleştirebilmiş bir insandır. Belki de çay ocağında bir daha hiç konuşulmayacak cümlelerin sahibi olan insandır. Güzel insandır vesselam.
83 syf.
George Gordon Byron " Bir damla mürekkep bir milyon kişiyi düşündürebilir. " diyor işte sizlere bunun ispatı olan 83 sayfa bi dolu Dünya. Okurken hiç sıkılmayacağınız az sayfaları olsun hatta o sayfalarda az yazıları olsun sizleri derin düşüncelere daldıracak bir kitap arıyorsanız doğru yerdesiniz. Halil Cibranin bu kitabi bunların hepsini karşılayan türdendir. Okurken bir girdabın içinde olacağınızı sürekli sizi derin düşüncelere çeken yazimsal olarak az ama öz yazılarin olduğu bir eser..
  • Meczup
    7.7/10 (473 Oy)395 beğeni1.497 okunma588 alıntı11.610 gösterim
  • Ermişin Bahçesi
    7.7/10 (403 Oy)316 beğeni1.167 okunma758 alıntı5.398 gösterim
  • Gezgin
    7.6/10 (341 Oy)264 beğeni1.054 okunma313 alıntı5.315 gösterim
  • Dörtlükler
    8.8/10 (1.036 Oy)1.081 beğeni3.516 okunma2.422 alıntı20.138 gösterim
  • Bağbozumu Şarkıları
    8.6/10 (368 Oy)378 beğeni1.158 okunma1.399 alıntı9.990 gösterim
  • Don Quijote
    8.6/10 (1.096 Oy)1.082 beğeni4.607 okunma1.792 alıntı23.620 gösterim
  • Kalanlar
    8.5/10 (329 Oy)328 beğeni1.137 okunma797 alıntı7.081 gösterim
  • Gömülü Şamdan
    7.7/10 (482 Oy)368 beğeni1.302 okunma341 alıntı7.215 gösterim
  • Ermiş
    8.4/10 (2.645 Oy)2.381 beğeni7.912 okunma5.878 alıntı41.693 gösterim
  • Clarissa
    8.2/10 (493 Oy)430 beğeni1.390 okunma1.066 alıntı10.947 gösterim
83 syf.
·5 günde·8/10
Bilmek istiyorum....
Bilmek yetmez....
Bildiğimi söylemek istiyorum...
Söylemek yetmez...
İsabet ettirmek istiyorum...
İsabet ettirmek yetmez...
Kimsenin söylemediği şekilde söylemek istiyorum...
O da yetmez...
Herkes söylediğimi duysun istiyorum....
Duyması yetmez...
Herkes bana hak versin istiyorum...
Hak vermesi de yetmez...
Herkes beni alkışlasın istiyorum...
Alkış da yetmez...
100 yıl sonra bile “haklıymış” desinler istiyorum....
Neeeeee ? :)

Çok şey mi istiyorum?

AFORİZMA konusunda ustalaşacağım bu gidişle, önce Kafka, şimdi Cibran....

Dipnot: Bir aforizma da benden gelsin. Siz de deneyin.

“Bu hayatı yaşamayı beceremeyen, eline yüzüne bulaştıran insanlar her şeyi anlamaya çalışan insanlardır.”
“Etrafındaki kalabalığa gözlerini ,kulaklarını ve kalbini kapat çünkü bu gürültüde hayatın anlamını dinleyemezsin.”
83 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Halil Cibran tam bir filozof, Ermiş, Gezgin, mezcup...
Merakla okumayı istediğim yazarla Ermiş kitabıyla tanışmış ve yazara hayran olmuştum. Ardından Kum Ve Köpük kitabıyla da ikinci stefan Zweig imi bulmuş oldum.
Kısacık bir kitap bu kadar mı dolu olur, bu kadar mı düşündürür. Aforizma ve söylemleriyle kişisel gelişim kitaplarını rafa kaldırtacak bir kitap. O derece kitapta altını çizdiğim cümleler o kadar fazla ki bunları birer birer alıntılayarak parçalamak yerine tek seferde incelememe eklemeyi daha uygun buldum.
Kitapta din, giyim, aşk, dostluk, sevgi ne ararsan en derin anlamlarıyla bulabiliyorsun. Her cümlesi o kadar derin ve anlamlı ki kesinlikle bir çırpıda değil de sindire sindire okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyor ve
Okunmasını şiddetle tavsiye ediyorum.

_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _

ALINTILAR.

*Bugüne kadar yalnızca, “Sen kimsin?” diye sorana ne cevap vereceğimi bilemedim.

*Yalnızca bir kez konuştu Sfenks, “Bir kum tanesi çöldür, çöl de bir kum tanesi.” Bunu söyledi ve tekrar sustu. Bir daha da hiç konuşmadı.

*Unutkanlık bir tür özgürlüktür.

*Kuş tüyünde uyuyanların gördükleri düşlerin toprak üstünde uyuyanların düşlerinden daha güzel olmadığını bildiğim halde, hayatın adaletine olan inancım nasıl azalır?

*Başkasın gerçekliği; size açıkladığı şeyde değil, açıklayamadığı şeyde gizlidir. Bu yüzden eğer onu anlamak istiyorsanız, sözlerini dinlemektense, söylemediği ama yaptığı şeylere bakın.

*Hayat; kalbinden geçen şarkıyı söyletecek bir şarkıcı bulamadığında, aklından geçeni dillendirecek bir filozof çıkarır sizden.

*Yalnızca dilsizler kıskanır geveze olanı.

*Şayet kış; “Bahar kalbimdedir benim, ” deseydi, kim inanırdı kışa?

*Pek çok öğreti pencere camı gibidir. Camdan bakarak gerçeği görebiliriz ama gerçekle aramızdaki engel de yine odur.

*Kim bir kadını anlar ya da dehayı kavrar veya sessizliğin gizemini çözerse o kişi adam olmuş, güzel bir rüyadan uyanmış, kahvaltı masasına oturmuş demektir.

*'Üstüngörmecilik, ayrımcılık yapmayalım.'

*Ağaçlar, toprağın göğe yazdığı şiirlerdir. Bizler onları yere devirir, kendi boşluğumuzu kaydetmek için kâğıda dönüştürürüz.

*Şiir bir fikrin ifade ediş biçimi değildir. Kanayan bir yaradan ya da gülen bir dudaktan yükselen bir şarkıdır.

*Deli bir adam ne senden, ne de benden daha az müzisyen değildir; sadece onun enstrümanının akordu sizinkinden biraz farklıdır.

*Bizler sadece güzelliği keşfetmek için yaşarız. Geri kalan bir bekleme biçimidir sadece.

*Kendini her gün yenilemeyen bir aşk, alışkanlığa ve köleliğe dönüşür.

*Sadece büyük bir acı ya da büyük bir mutluluk şendeki gerçek olanı açığa çıkarabilir.
Eğer gerçek olanı açığa çıkarmak istiyorsanız, ya güneşin altında çıplak dans edeceksiniz ya da çarmıhınızı sırtlayacaksınız.

*Güneşe arkanızı dönerseniz, görüp göreceğiniz tek şey gölgeniz olur.

*Kibar ve nazik bir kurt, kendi halinde bir koyuna, “Evime buyurmaz mıydınız?” diye sormuş. Ve koyun cevap vermiş: “Evinize buyurup, sizi şereflendirmek isterdik şayet eviniz karnınızda olmasaydı."

*Eğer kalbiniz bir yanardağ ise, elinizdeki tomurcukların çiçek açacağını nasıl umut edebilirsiniz?

*Bir başkasını ancak kendi bilgi ölçünüzle yargılayabilirsiniz. Şimdi söyleyin bana, aranızda kim suçlu, kim suçsuz?

*Samimi olan kişi, sizin suçlarınız karşısında kendini yarı yarıya suçlu hissedendir.

*Sadece kovalandığınızda en yüksek hızınıza ulaşırsınız.

*Hapishaneye götürülen birini görünce içinizden şöyle deyin, “Belki de kurtuluyordur daha dar bir hapishaneden." Ve sarhoş bir adam görünce içinizden şöyle deyin, “Belki de kurtulmak istiyordur daha çirkin bir şeyden."

*Yavaş yürüyene, yavaş düşünenden daha çok acımanız ne zavallıca bir durum. Ve gözü kapalı olana, kalbi kapalı olandan daha çok acımanız da.

*Gerçekte iyi olan kişi, adı kötüye çıktığı halde iyi kalabilendir.

*Hepimiz tutsağız ama bazılarımızın hücresinde pencereler var, bazılarımızın yok.

*İnsanlar arasında en acınası durumda olanlar, hayallerini gümüş ve altına çevirenlerdir.

*Bir keresinde bir dereye denizden bahsettim.
Dere benim abartmayı seven bir hayalperest olduğumu düşündü. Ve bir keresinde denize dereden bahsettim. Ve deniz benim her şeyi küçük gören bir iftiracı olduğumu düşündü.

*Karıncanın çalışmasını, çekirgenin şarkı söylemesinin üstünde gören bir görüş, ne kadar da dardır.

*İnsanlar arasında yapılan cenaze töreni, melekler arasındaki düğün şenliğidir belki de.

*Hayata, “Ölümün sesini duymak istiyorum, " dedim. Ve Hayat sesini her zamankinden daha fazla yükselterek bana, “Şimdi onu duyuyorsun, " dedi.

*Belki de melekler gökte gezinen iyi düşüncelerimizdir.

*Sadece kalplerinde sırları olanlar, kalbimizdeki sırları hissedebilirler.

*Sırlarınızı rüzgâra salarsanız, onları ağaçlara fısıldıyorlar diye dönüp rüzgârı suçlayamazsınız.

*Sanat doğadan sonsuzluğa doğru atılmış bir adımdır.

*Yahuda’nın annesinin ona duyduğu sevgi, Meryem Ana’nın İsa’ya olan sevgisinden daha mı azdı?

_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _
**Zaman ayırdığınız için teşekkürler.
83 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10·
Sevgili Ruhyazarım senin nasıl kocaman bir yüreğin, nasıl dipsiz bir zihnin, nasıl güzel bir ruhun varmış? Senin kelimelerle dansına, şiirsel anlatımına ve derin cümlelerine ne söylesem az gelir; anlatamam benim için değerini... 

Birine yeniden ve yeniden kaç defa daha aşık olursunuz? Halil'im Cibran'ımı her okuduğumda ben ona tekrar tekrar aşık oluyorum ki... 

Kum ve Köpük kitabında üstadın derin ve şiirsel aforizmaları yer almakta. Onun tarzını bilenler aforizmalarının tadına doyulmazlığını da bilir. Ama bilmeyenler ise kısaca insanları, yaşamı, aşkı, sevgiyi şiirsel bir o kadar da felsefi olarak okuyucuya aktardığına şahit olacaklardır. Buna kısa ama tadına doyulmaz haz yolculuğu da diyebiliriz. İster bu kitabı ile ister başka bir eseri ile onun kalemi ile tanışın farketmez ama mutlaka onun ruhunu görmeye, kalemini tatmaya çalışın. Emin olun bambaşka pencereden bakmanızı sağlayacaktır. Tavsiye değil, şiddetle tavsiye olunur. 
83 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
İnsanı düşünmeye iten aforizmalarla dolu bir kitaptı. Bazısında ne demek istemiş diye kafa yordum, bazen de ne zeki adam nasıl bir bakış açısı bu Yarabbim! demekten kendimi alamadım.
Halil Cibran'la tanışmam da bu kitap sayesinde oldu. Kendi adıma çok memnunum, son olmayacağına eminim.
Herkese keyifli okumalar dilerim.
68 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Halil Cibran ile tanışma eserim oldu Kum ve Köpük. Aforizma ve mesellerden oluşan sizi düşünmeye sevk eden, mükemmel tespitler, cümleler. Bazı cümleleri bir cok kez okuyup ne demek istedigi üzerine düsündüm. Cogu yerde ise bu nasıl güzel bir bakış açısıdır deyip hayrete düştüğüm de oldu. Bu kadar kısacık bi kitaptan nasıl bu kadar anlamlı, farkındalık yaratan ve kişinin bakış açısını değiştiren türde cümlelerle dolu bir kitap olmasına şaştım kaldım. Muhteşem bir eserdi bana göre. Sırada Ermiş var :)
95 syf.
Cibran’ın Sand and Foam (1926) adlı eserinin, Eleşmendrit Antonyus Beşir tarafından Er-Remlü ve’z-Zebed adıyla Arapçaya yapılan mükemmel çevirisinden faydalanılarak Kum ve Köpük adıyla Türkçeye çevrilen bu eserdeki mistik fikirlerin kaynağı nedir?

Cibran dinsel hakikatin deneye değil, içgörü dediğimiz vicdan ve sezgiye dayanması gerektiğini, dinin kurallar getirici ve toplumu düzenleyici bir sistem olarak değil, kişiyi özgürleştirici bir “ruhi yükseliş sistemi” olarak algılanması gerektiğini savunuyordu.


Bu yüzden Cibran okunurken onun ortaya koyduğu “metafizik” tadındaki yorumların metafiziği değil, fiziği (= fusika = tabiat; doğa) yücelttiği anlaşılmalıdır. Nitekim resimleri ve hayat tarzı da bunu gösterir. Kısaca onun dindarlığı klasik bir dindarlık değil, estetik kaygılara bürülü bir “doğa ve özgürlük dini”nin takipçiliğidir. (A. Sait Aykut Ocak 2005, İstanbul)

Halil Cibran'ın zamanında küçük kâğıt parçalarına ve defterlerine karaladığı aforizma ve mesellerden oluşan bu küçük kitap, sanatçının parçalı bir "otoportresi"ni ortaya koyuyor. Ruhunun derinliklerinden gelen çarpıcı ve çağrışımlı imgelerle aşk, güzellik, doğa ve insanlık durumuna ilişkin bir türlü ifadesini bulamayıp "suskunluğa gömülmüş" olanı ifşa ediyor.



Yazarı ilk defa ERMİŞ kitabıyla tanıdım ve beğendim. İkinci kitap olarakta KUM ve KÖPÜK okudum, bazı Aforizmaları güzeldi, bazılarını beğenemedim. Kısacık , akıcı bir kitaptı...

Alıntıladığım Aforizmaları:

Kum ve Köpük/alintilar?s=benimkiler
Kum ve Köpük/alintilar?s=benimkiler
83 syf.
·Beğendi·10/10
Ahh Halil Cibran...
Seninle tanışabilmek için yüzyıllar önce yaşamayı dilerdim.

Sadece kum ve köpük değil bütün eserlerini okudum ve bıkmadan yine yine okuyorum.
Yazarın insan ruhuna dokunan, bakıp da göremediklerimizi, görüp de anlayamadıklarımızı anlatan samimi bir tarafı var, sanki bizden biri gibi.

"Hayat dairesinde kararsızca dalgalanan bir zerreymişim gibi gelirdi daha dün.
Oysa bu gün biliyorum ki, o dairenin ben kendisiyim."
83 syf.
Her bir cümlenin çok derin anlamlar içerdiği öyle bir anlık okunup kenara konacak bir kitap değil aksine her cümle üzerine günlerce muhabbeti yapılacak bir kitap. Bu kitabı okumamla bildiğimiz bi çok sözün Halil Cibran imzası taşıdığını öğrendim
Ne gariptir ki toplum olarak, aklı yavaş olana değil de ayağı yavaş olana, yüreği kör olana değil de gözü kör olana acırız.
Aşk sürekli filizlenmiyorsa,
bil ki can çekişiyordur.
Halil Cibran
Sayfa 74 - Modern Klasikler Dizisi 32, 5. basım, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
"Kadının küçük kusurlarını bağışlamayan erkek, onun büyük erdemleriyle asla tanışamayacaktır."
Halil Cibran
Sayfa 28 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Sevinçlerimizi ve acılarımızı,
onları yaşamadan çok önce seçeriz.
Halil Cibran
Sayfa 68 - Modern Klasikler Dizisi 32, 5. basım, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Veriyor, Ama Verirken Verdiğin Kimsenin Utancını Görmemek İçin Yüzünü Çeviriyorsan, O Zaman Gerçekten Merhametlisin.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kum ve Köpük
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
120
Format:
Ciltli
ISBN:
9789755842714
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Öteki Yayınevi
Evim bana diyor ki, “Beni bırakma, geçmişin burada yatıyor.” Yol bana diyor ki, “Gel, takip et beni, çünkü geleceğin bende.” Ben ise hem evime, hem de yola diyorum ki, “Ne geçmişim var, ne de geleceğim. Eğer burada kalır isem, kalışımda bir gidiş; ve eğer buradan gider isem gidişimde bir kalış olacaktır. Yalnız aşk ve ölüm her şeyi değiştirmeye kadirdir.”

Kitabı okuyanlar 1.334 okur

  • Zübeyde Doğan
  • Nilgun ozdemir
  • Mewîj
  • Atila Demirtaş
  • Gamze Bal
  • Lavinia ️
  • Ulaş Sari
  • Kasım ŞAHİN
  • Batuhan Okuyan
  • Fevzettin

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%2.3 (11)
9
%1.5 (7)
8
%2.3 (11)
7
%0.8 (4)
6
%0.4 (2)
5
%0.2 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları