·
Okunma
·
Beğeni
·
5280
Gösterim
Adı:
Kumandanı Öldürmek
Baskı tarihi:
Kasım 2018
Sayfa sayısı:
848
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050955804
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Hepimiz hiç kimseye açamayacağımız sırlarla yaşıyoruz...

Dünya edebiyatının tartışmasız en büyük yazarlarından olan Haruki Murakami’den gerçek bir şaheser… İlmek ilmek örülmüş bir gizem hikâyesi… Kumandanı Öldürmek yalnızlığı bir yük olarak görmeyen, yeri geldiğinde yalnızlığını bir madalya gibi göğsünde taşıyanlar için yazılmış bir roman. Tıpkı bir dağ başında yalnız bir hayat süren, bu yalnız varoluşuyla gizemli bir şeyleri hayatına davet eden roman kahramanı gibi. Bu muhteşem romanı okurken yol arkadaşımız yine müzik olacak… Mozart’ın Don Giovanni’sini, Strauss’un Güllü Şövalye’sini başucu müziğimiz yapacağız. Kumandanı Öldürmek’in gizemli labirentlerinde kaybolurken Fitzgerald’ın Muhteşem Gatsby’sine selam gönderecek, Orwell’ın 1984’ü yazarken inzivaya çekildiği o adayı merak edeceğiz… Ve hepsinden önemlisi “büyülü bir dünya”da yaşadığımızı bir kez daha anlayacağız.
848 syf.
·27 günde·Puan vermedi
Her satırında edebiyat ve müziğin birbirine nasıl yakıştığını, ayrılmaz bir bütün olduğunu, bir de bunlara resimler,portreler, ressamlar eklenince okumaktan keyif aldığım bir kitap oldu. Hatta bir ara bitmesin istedim, gizem çözülmesin, devam etsin ve ben hep kitabın içerisinde yol alayım istedim.
Sık sık bahsedilen Mozart'ın Don Giovanni'sini, Strauss'un Güllü Şövalye'sini kaç kere dinledigimi bilmiyorum. Boşanma sonrası genç karakterimizin ünlü bir ressamın dağ başındaki, sessiz evinde inzivaya çekilmesiyle başlayan gizemli olayları takip ediyoruz bu kitapta. Yine Murakami bir kaç kurguyu aynı anda paralel olarak okuyucusu ile buluşturuyor ve bu okuyucunun dikkatini sürekli kitapta tutmasına yardımcı oluyor. Kumandanı Öldürmek tablosunun gizemini çözmek için çıktığım bu yolculuk harikaydı ve Murakami severlere okumadan geçmeyin dediğim bir kitap oldu.
Murakami severler dememin sebebine gelince, eğer daha önce Murakami'nin bir kitabını okumadiysaniz bu kitap ile başlamak yanlış bir seçim olabilir. Kitaptan tam bir lezzet alabilmek için öncesinde Murakami'yi tanımak, birkaç kitabında yol almak , bu kitabın okunmasını daha verimli kılacaktır. Sonsuz sevgi ve saygılarımla.
848 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Olay örgüsü için köprü görevi gören ve fedakarlığıyla ödüllendirilmeyi hak eden adsız ve yalnız bir baş karakter. Adı yok çünkü sevdiklerimiz söz konusu olduğunda hepimiz bu yalnız başına mücadele veren adama dönüşürüz. O hepimiziz, bir isme ihtiyacı yok. Bu yalnız adam en sevdiğim Murakami karakteri oldu. (1Q84'ten sonra da böyle düşünmüştüm ama Norwegian Wood'un yeri ayrı tabii.)

Kuyu, kumandan, Subaru Foresterli Adam, Yüzü Olmayan Adam gibi birçok metafor mevcut. Yeni bir kitaba başlamayıp bir süre bunları irdelemeye çalışsam iyi olacak. Ve araştırmam gereken birçok tarihi olay: Kristal Gece, Anschluss, Nanking... Ülkesini Nazi Almanyası'yla aynı "başlık" altında ele alıp Japonya'nın savaş suçlarıyla yüzleşecek cesareti için takdir etmek gerekir Murakami'yi. Darısı özellikle bugünlerde çizgiyi iyiden aşmış Japon medyasıyla siyasetçilerin başına. Aralıklarla tekrar tekrar okuyacağım bir roman.

Tavsiye ederim~
848 syf.
·14 günde·Beğendi·8/10
***Dikkat Spoiler İçerir***
Bir portre ressamı karısının onu boşamak istemesiyle her şeyi geride bırakıp yakın arkadaşının babasına ait evine yerleşir.
Arkadaşının babası ünlü ressam Tomohiko Amada’dır. Kendisi bir bakımevinde kalmaktadır.
Portre ressamı eve taşındıktan sonra tavan arasında Amada’ya ait, “Kumandanı Öldürmek” adlı eseri bulur ve başına bundan sonra ilginç olaylar gelir.
Oldukça fazla tarihsel olayı satır aralarına ustalıkla yerleştiren Murakami kitabında; Japonlar için bir tabu olan Nanking Katliamı
2. Dünya savaşı
Kristal Gece( Yahudilerin ev ve iş yerlerine yapılan kanlı saldırıların yaşandığı gece)
Almanya’nın Avusturya İlhakı
Mauthausen-Gusen toplama kampına yer vermiştir.
Bütün bunların yanında Murakami’nin müzik tutkusunu da derinden hissettim. Öyle ki Puccini’den Mozart’a, Richard Strauss’dan Beethoven’a, ABC’nin The Look of Love’ından Key Largo’ya kadar pek çok sanatçı ve eserden bahsediyor. İdeanın, metaforların havada uçuştuğu gerçek ve gerçeküstü olayların birbirini takip ettiği, olağanüstü bir ağla örülmüş muhteşem bir roman. Beni fazlasıyla yormuş olmasına rağmen iyi ki dediğim kitaplardan biri oldu.
848 syf.
·15 günde·10/10
Haruki Murakami gerçekten efsane yazıyor.Bu kitap içinde aradığınız her şeyi bulabilirsiniz.Bir sürü alıntı bıraktım.Kitabı çok beğenerek 13 günde okumuşum.Gayet akıcı ve anlaşılır.Dallanan konular beni içine çekti.Murakami okumaya kesinlikle devam edecegim.Bilgi birikimi değil belki ama okuma geçmişi isteyen türde bir kitap.Keyifle okuyun.
848 syf.
·Beğendi·8/10
850 sayfalık kumandanı öldürmek haruki murakami okuyordum. Ben ilk defa bu yazarı okuyorum efendim ama çok beğendim. Okurum diyebileceğim yazarlar arasina koydum. Iki ayri ressamın ayni evde ,farklı zamanlarda yaşaması konu ediliyor. Biri oldukça, meşhur ,Japon geleneksel resimleri yapan Tomohiko Amada, diğeri de romanin ana kahramanı ve onun ağzından aktarılan portre çizen adsiz ressam. Ikisinin en büyük paydası "yalnızlık " diyebilirim. Ama ikisi de yalnızlığından oldukça memnun. Tabi esrarengiz olaylar filan ,cok başarılı bir şekilde kurgulanmış, hiç ürkütmeden, merak uyandırarak bize aktarılıyor . Arka fonda çalan müzikler cok güzel, kendi başına bile bir soundtrack gibi.
848 syf.
·Puan vermedi
Hemen hemen bütün kitaplarını okudum Murakami'nin...Adını duyduğumda bir çırpıda aklıma gelenler bile değişmez yıllardır.Hep ortalarda dolaşan bir kedi vardır,hikayenin göbeğinde mutlaka bir kuyudan bahsedilir,ana kahramanlar kendilerine iyi bakan,yemekle çok arası olmayan,yüzmeyi ihmal etmeyen,minicik evlerde,birkaç eşyayla yetinen insanlarken;yan karakterlerin elinden sigara paketi düşmez ve illaki bakımsız tiplerdir,bizim dile uyarlamak gerekirse pejmürde...Her satırından bir şarkı geçer Murakami kitaplarının,okurken bir yandan da dinlersin ki olayın içine daha çabuk nüfuz edebilesin...Son dönemlerde bu tür kitapların sayısı artmaya başladı epeyce...Bu akımdan Livaneli de nasibini aldı...Serenad ile birlikte o da içinden müzik geçen kitaplara imza atar oldu.Mutluluk verici...Yazarın hayal dünyasında yolculuk ederken gerçek hayatında etkilendiği müziklerden esintiler buluyorum o kitaplarda...Sanki yazdıkları yetmiyormuş gibi üstüne bir de mühür basıyorlar böylelikle...Ya da bana öyle geliyor...Konu Murakami olunca müzik,resim,her şey giriyor olayın içine...Adam hem yazıyor,hem dinletiyor,hem seyrettiriyor adeta...Tek bir kitapta ne kadar ayrı tat verebilirse o kadar mutlu oluyor sanki.Bende hastalık biraz,bir kitabı okudum,beğendim ya,aynı yazarın ne kadar kitabı varsa sırayla okurum.Okurdum...Zaman içinde yazdıkları birbirinden ayrıldıkça bende de bir uzaklaşma hali başladı.Özellikle Murakami'de yaşadım hatta bunu...Sahilde Kafka,İmkansızın Şarkısı,1q84 kaptırmış gidiyordum ki araya Yaban Koyununun İzinde diye bir kitabı girdi...Hala ne anlattığı hakkında bir fikrim yok mesela...Demem o ki düşe kalka yıllar boyu kol kola geldik biz bu yolu Murakami ile.Daha fazla uzak kalamadım.Ve iyi ki de kalamadım...Sanırım bu okuduğum en iyi kitabı olmaya aday ki daha 100'lü sayfalara bile gelmedim.Toplamda 848 sayfa.Gözüm korktu mu?Asla...Can o can...Ve iyi ki var...
848 syf.
·4 günde
Harukiciğim ...

( uzunca bir süre ne yazacağımı nerden başlayacağımı bilemeden kalakaldım...)

Kalın bir kitaptın ne ara bittin be mübarek:)))

Bir o kadar daha olsaydı, aynı ilgi ve merakla okurdum. Her kitabının yeri ayrıdır bende.
Bölümlerin ve paragrafların sonundaki benzetme cümlelerini çok sevdim.(.... -mış gibi, -miş gibi... diye biten cümlelerini merakla bekledim ve gülümseyerek tekrar tekrar okudum.)

Eserlerinde değişmeyen imza gibi kullandığın şeyler bu kitapta da vardı.

Çok basit günlük olayları/durumları/ hareketleri öyle güzel yazmış ve anlatmışsın ki...

Harukiciğim:) 1-2 kitabın kaldı okumadığım... yakın zamanda yeniden kavuşmak dileğiyle...
848 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10
Murakami'nin hayata bakış açısını ve yazım tarzını çok özel buluyorum. Genelleyeceğim gerçi ama, bir yere kadar gayet olağan ve oldukça hoş bir tarzda akıyor hikayeler. Sonra bir anda -bir kara delik açılıyor ve- paranormal bir evrenden 'bak sonunda kesin rüya falan çıkacak bu ha,' diye düşündüren, olağanüstü olaylar akışı başlıyor. Kumandanı Öldürmek de tam böyle bir roman. Sevdim mi, sevdim. Aklımda yine bir sürü soru işareti kalmış olsa da, tamamlanmış çemberlere kayıtsız kalamıyorum. Stoklar eriyor ama #heraybirmurakami okumaya Mart'ta da devam... =)
848 syf.
·12 günde·7/10
Klasik müziğiyle, operalarıyla, yazarlara ve karakterlere yaptığı selamlarla yine Murakami tarzını görüyoruz tabiki.
Kitabın sonuna kadar adını öğrenemediğimiz bir ressamın, eşi tarafından terkedildikten sonra hayatındaki fantastik değişimi izliyoruz. Nanking katliamı, 2011 Japonya depremi gibi konulara da değiniyor ama tabiki yüzeysel.
Bu kitaptan rahatsızlık duyduğum şey fazlasıyla 1Q84 kitabına benzetmek oldu onun dışında severek okudum. Popüler kültüre biraz yem olduğunu da düşünmüyor değilim çok çabuk tüketilebilecek bir kitap çünkü.
Murakami sevenler tabiki okusun, murakamiyi tanımayanlar da bu kitapla tanışmasın..
848 syf.
·15 günde·Beğendi·9/10
Aldatılan bir erkeğin hayal kırıklıklarını içine gömerek çıktığı uzun bir yolculuktan sonra, zihninin kuyularına yaptığı inişleri çok zamanlı gerçek ve gerçek üstü geçişlerle harika bir şekilde anlatmış Murakami. Metaforların egemen olduğu bir dünyada gerçek isimlerin bir önemi olmadığını düşünmüş olacak ki,tüm kitap boyunca ana karakteri isimsiz bırakmış.Bir düşüncenin ,fikrin yada ideanın yapısını,zihinde nasıl aniden yüzeye çıktığını ve kaybolduğunu bu kadar iyi anlatan bir roman görmemiştim bu yönüyle beni büyüledi.

Henüz çocukluktan yeni çıkmak üzere olan çok sevdiği kız kardeşini kaybetmiş olan kahramanımız aslında onu harikalar diyarındaki Alice gibi görmekte ve öte yandan da kendi tavşan deliğini aramaktadır. Yazar bu noktada çok önemli bir soruyu soruyor bize; eğer tüm uyaranları, görüntüleri ve sesleri yani dış dünyayı çekip alsaydık etrafımızdan geriye ne kalırdı içimizde? Geçmiş mi? Korkular mı? Acı mı? Öfke mi? Vs. Bu ve buna benzer harika sorgulamaları bu eserde bulacaksınız.

Murakami kitaplarının vazgeçilmezi olan müzik yine bizi sarmalamaya devam ediyor. Don Giovanni ‘yi ve Strauss’un Güllü Şovalye’sini araştırıp hemen dinledim. Ayrıca resim sanatının birçok inceliği hakkında bilgi edindim. Bir romanın aurasının bu kadar sanatsal güzelliği yayması beni çok keyiflendirdi.Kumandanı Öldürmek romanında 2.dünya savaşı tarihine uzanan bir koridor da var ki bu kısım pastanın üstündeki krema olmuş.Harikulade.

Duygusal olarak zor bir dönem geçirirken bu kitabı okumam çok iyi oldu. Çünkü böylece büyülü bir evrene kaçıp soluklana bilme fırsatını yakalamış oldum. Gerçekten sizi en çok büyüleyecek kısım bence romanda kurulan dünyanın sizi, derin bağlarla radikal bir şekilde sarmalaması. Tümüyle izole edilip kitabın içine çekiliyorsunuz. İçsel yolculuktan bahsettik ama aslında birçok dış karakter var romanda kısaca bazılarından bahsedersek ; Marie Akikava,Menşiki,Beyaz Subaru Forester’li adam vs vs. umarım hepsini çok seversiniz.

Son olarak romanın 850 sayfalık kalınlığı sizi korkutmasın. Hızlı ve rahatça okunabilen ve güzel çevrilmiş bir roman bu.Belki Murakami’yi daha önce okumadıysanız biraz zorlayıcı olabilir ama eğer benim gibi yazara hayranlığınız her kitabında biraz daha büyüyorsa mutlaka okumalısınız.İyi okumalar efendim.
848 syf.
·8 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kitap tam 848 sayfa bunca sayfadan neler çıkar neler anlatılır değil mi? O kadar merakla ve aşkla okudum ki daha o kadar olsa okurdum, neyi nasıl anlatacağımı da halâ düşünüyorum. .
Haruki Murakami'nin en sevdiğim kitabı 1Q84 diyordum ama Kumandanı Öldürmek de favorilerim arasında yerini aldı. 
Çok sevdim deyince okumayanlar merak ediyor, okumak istiyor haliyle ama öyle herkesin hemen sevdiği bir yazar olmayabilir, çünkü çok kişi tanıyorum okuyor ve sevemiyor, bir kere sevilince ve yazdıklarının müptelası olunca bence hep merakla okunan bir yazar. .
Kahramanımız diğer kitaplarında olduğu gibi hayattan biraz dışarıda kalmış, şahsına münhasır bir karakter. Klasik müzik dinliyor, kendi başına vakit geçirebiliyor, arayışlar içinde olan bir adam. Kendini birden tuhaf olayların içinde buluyor. Spiritüel olaylar, Kumandan, idealar, kuyu, çan, yüzü olmayan adam gibi birçok metaforlar mevcut. Gerçek hayatla gerçek ötesi dünya birbiriyle öyle güzel harmanlanmış ki her okuduğu uçuk da olsa doğalmış gibi okuyor insan. Keşke hiç bitmeyen kitabı olsa ben çok sevdim, Murakami severler zaten gözü kapalı okuyacaktır. Azcık fiyatları daha da uygun olsa tadından yenmez kitaplar.
848 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
  "Gerçek bazen daha büyük bir yalnızlık getirir." S.353B

  Bazen bir kitap hiç bitmesin isteriz,guzel bir rüyadan uyanmayı istemediğimiz gibi. Sayfalar uzasın gitsin ve biz kurgunun koridorlarında kaybolalım. Rüyalarımızda gizemleri çözmeye başlayıp fikir yürütürken bambaşka çıksın gerçekler,tabi gerçek diye bir şey varsa.

   Murakami beni her zaman şaşırtmayı başaran ve roman bittiğinde tadı damağımda kalan hep yazsa dediğim ve şükür ki hep yazan bir yazar. Büyülü gerçekçilik ile gerçeklik dengesini kurmayı çok iyi bilen 848 sayfanın bir sözcüğü bile doldurma olmayan içinde bir dolu müzikle romana eşlik eden bir o kadar da başka romana değinen bir romandı Kumandanı Öldürmek. Edebi, görsel ve işitsel bir şölen eşliğinde köşenize çekilmek bazen görünenlerin de ötesi olduğuna inanmak isteyeceğiniz bu roman iyi ki karantina günlerinde okudum dediklerimdendi. Birbirine paralel kurgularla ilerleyen romanın adsız karakteri ressam, inzivaya çekildiği evin asıl sahibi de. adsız ressamın Kumandanı Öldürmek adlı tabloyu bulmasıyla başlayan gizemli olaylar serisi roman boyunca sürüyor. Ormandan gelen gizemli sesler, karşı tepedeki beyaz gösterişli evde oturan adam ve olaya dahil olmasıyla birlikte dallanıp budaklanan olaylar, genç sessiz kimseyle konuşmayan bir kız öğrenci, beyaz Subaru Forresterlı adam, yüzü olmayan adam, kumandan, ressamın ölmüş kız kardeşi ve dahası.Hepsi de kendine has hikâyesi ve kurguya  katkısıyla ayrı ayrı dünyalara çıkardı yolumuzu. Biz olayların birbiriyle ilişkisini kurmaya çalışırken 

Kafka'dan T.S. Eliot'a, Dostoyevski'den Lewis Carol'a, Fitzgerald'den Mavi Sakal öyküsüne (Kurtlarla Koşan Kadınlar'da okudum ben bu öyküyü)ve daha birçok romana selam gönderiyor yazar. Derken George Orwell'in 1984'ü yazdığı adaya davet ediliyoruz. Bu anlamda edebî donanımınız bir kez daha devreye giriyor ve o oranda zevk alıyorsunuz metinden.
    Depremleriyle, tsunamisiyle Japonya'da olduğumuzu hissederken öte yandan Nanking, Ancshluss, Kristal Gece gibi birçok olaydan Nazi Almanyası'ndan dave Japonya'nın savaş günahlarından cesur bir şekilde bahsetmekten geri durmuyor yazar. Kör kuyulardan, dehlizlerden, tünellerden geçerek çözülen metaforlarla bir bakıyorsunuz kitap bitmiş elinizde altını çizdiğimiz onlarca satır.
   Hem macera hem üslup aynı anda bulunsun bir eserde bence nadiren rastlanan bir durum. Keşke her yazarın yapabilse dediğimi Murakami yapıyor. Öyle ifadeler öyle benzetmeler vardı ki bu kitabında da kelime kelime okumamızı sağlayan bir büyüydü bu aynı zamanda.Yüzlerce sayfayı sıkılmadan devrmemizin sırrı belki de burada yatıyor diyorum bazen ve düşünüyorum bu bir çeviri, kesinlikle başarılı bir çeviri yine de böylesi bir üslubu ah Japonca bilsem de orijinalinden okusam. Kimbilir ne keyif alırdım.
   Ressam romanın sonunda "İsimler önemlidir." diyor. Oysa o isimsiz bir kahraman kendi hikayesinde. Yeni bir Murakami romanında görüşmek üzere.
“Bazen insan büyük dönüşümler geçirir.” dedi Menşiki. Kendi tarzını bir anda değiştirip o enkaz içinden güçlü bir şekilde yeniden doğduğu da olur.
Şimdiye dek benim yolum budur deyip normal bir şekilde yürümüşsün, sonra birden yol ayaklarının altından gıcırtılar çıkararak yok oluveriyor, önünde bir boşluk var, ne yöne gideceğini bilmiyorsun, sadece aynı tempoda adım atmaya çalışıyorsun, bunun gibi bir his...
Haruki Murakami
Sayfa 417 - Doğan Kitap
Gördüğüm sadece bir rüyaydı diye düşünmeye çalıştım. Ne var ki bunun bir rüya olmadığını çok iyi biliyordum. Öyle olsaydı, yaşadığım dünyanın ta kendisi de bir rüyadan ibaret olmalıydı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kumandanı Öldürmek
Baskı tarihi:
Kasım 2018
Sayfa sayısı:
848
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050955804
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Hepimiz hiç kimseye açamayacağımız sırlarla yaşıyoruz...

Dünya edebiyatının tartışmasız en büyük yazarlarından olan Haruki Murakami’den gerçek bir şaheser… İlmek ilmek örülmüş bir gizem hikâyesi… Kumandanı Öldürmek yalnızlığı bir yük olarak görmeyen, yeri geldiğinde yalnızlığını bir madalya gibi göğsünde taşıyanlar için yazılmış bir roman. Tıpkı bir dağ başında yalnız bir hayat süren, bu yalnız varoluşuyla gizemli bir şeyleri hayatına davet eden roman kahramanı gibi. Bu muhteşem romanı okurken yol arkadaşımız yine müzik olacak… Mozart’ın Don Giovanni’sini, Strauss’un Güllü Şövalye’sini başucu müziğimiz yapacağız. Kumandanı Öldürmek’in gizemli labirentlerinde kaybolurken Fitzgerald’ın Muhteşem Gatsby’sine selam gönderecek, Orwell’ın 1984’ü yazarken inzivaya çekildiği o adayı merak edeceğiz… Ve hepsinden önemlisi “büyülü bir dünya”da yaşadığımızı bir kez daha anlayacağız.

Kitabı okuyanlar 466 okur

  • Busra S
  • Nilufer Ermis
  • Bilal Akan
  • Nihan Çete
  • gülay yvz
  • Büşra Üstün
  • Neslihan ER
  • lectorem
  • Ararat Güneş
  • Cansu Bıçak Gök

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%37.9 (89)
9
%28.1 (66)
8
%23.4 (55)
7
%6.4 (15)
6
%2.1 (5)
5
%0.4 (1)
4
%1.3 (3)
3
%0.4 (1)
2
%0
1
%0