Kuran-ı Kerim Türkçe Meali

·
Okunma
·
Beğeni
·
20180
Gösterim
Adı:
Kuran-ı Kerim Türkçe Meali
Baskı tarihi:
Temmuz 2012
Sayfa sayısı:
528
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055248185
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Post Yayıncılık
Kuran-ı Kerim Hz. Muhammed'e Allah tarafından insanlığa gönderilmiş son ilahi kitaptır. Kuran vahiy yoluyla Cebrail tarafından peygamberimize yirmi üç senede nazil olmuştur. Bunun en önemli nedeni ayetlerin hazmedilerek, sindirilerek uygulanmasını sağlamaktadır. Tedrici bir yöntemle aşama aşama insanlığa helmiş, Hz. Peygamber de nasıl uygulandığını kendi hayatında göstermiştir.

Peygamberimizin vefatından sonra Hz. Ebu Bekir zamanında ayetler bir komisyon tarafından titizlikle incelenerek kitap haline getirilmiştir. Hz. Osman zamanına kadar tek Mushaf olarak bulunan Kuran, İslam Ülkelerinin sınırları giderek genişlediği ve başka toplumdan insanların da Müslüman olmalarından dolayı çoğaltılarak bu ülkelere gönderilmiştir.

Kuran-ı Kerim, yüz on dört sureden oluşmaktadır. Hangi suretin nereye geleceğini Cebrail tarafından peygamberimize bildirmiştir.
(Arka Kapak)
528 syf.
·31 günde·10/10
SPOILER SPOILER
Kitap içeriği hakkında bilgi içerir.

Allah’ın indirdiği bir kitapta, kutsal bir kitabın incelemesinde “spoiler” da olur mu diyeceksin biliyorum, ama olur. Nasıl mı olur? Bakalım nasıl olurmuş.

Okumadın ki sen bu kitabı, hem de hiç okumadın, onun için çok güzel olur “spoiler”, hatta en rahatsız edeninden. Sana sorsalar en başta Kur’an’dan hesaba çekileceğim dersin ama buna rağmen yine de okumazsın. Okusan da anlamadan Arapça olarak okursun veya ezberden okuyup boğazından farklı farklı tonlamalar çıkartarak, nağme vere vere okursun, anlamak istemezsin içindekini. Ne gerek var ki anlamaya değil mi, Allah anlasın ya yeter sonuçta(!) Hâlbuki böyle yaparak Allah’ın dediğinin aynısını geri olarak söylediğini de düşünmezsin. Din adına bir şeyler yapmak istediğinde de sana biri gelip Kur’an’dan ayet ile cevap verirse de umursamazsın o ayeti, aynı Hicr Suresi 91. ayetteki gibi; çünkü inandığın, büyüklerinden gördüklerin doğrudur senin için. Bu ayetleri anlayamayacağını ileri sürersin, dua ayetler yeterlidir çünkü senin için.


Arapça okumak tabii ki önemlidir Kur’an’ı ama senin anlaman gerektiği kadar önemli değildir. Bak mesela sana bir örnek vereyim: Senin bir yakının sana mesaj/mektup gönderse hemen açıp okumak istersin haklı olarak. Açtın ve baktın ki bu mesaj farklı bir dilde, hadi olsun Arapça bu mesaj/mektup. Hemen Arapça bilen birine gider ve sana diline çevirmesini istersin. Haklısın, seviyorsun çünkü onu ve sana çok yakın ve öğrenmek anlamak istersin, ama en çok sevdiğim dediğin Allah’ın mesajını anlamak için uğraşamazsın, bırak yakınlığı boş ver şimdi, sana Kaf Suresi 16. ayette yazdığı gibi şah damarından daha yakın olan Allah’ın mesajını anlamak dahi istemezsin.


Tamam o zaman anlaştık seninle, okumak istiyorsun Kur’an’ı ama bu sefer de Türkçe okumak istediğin için etrafındakilerden tepki alıyorsun. Ne diyorlar mesela sana “Kur’an Arapça indirildi ve Arapça okunmalı” mı diyorlar? Bunu derler tabii başka ne diyebilirler ki! O zaman gel onlara Kur’an’dan “spoiler” verelim, Allah’ın İbrahim Suresi’nde “Onlara iyice açıklasın diye her peygamberi yalnız kendi kavminin dili ile gönderdik” diye buyurduğu 4. ayetiyle cevap verelim. Yetmedi mi bu cevap onlara, o zaman Fussilet Suresi 3. ayetten “Bilen bir toplum için ayetleri açıklanmış, Arapça okunan bir kitaptır.” dan cevap verelim. Verdik birçok “spoiler”ı, az da olsa sustular; ama bu sefer sen Kur’an’ı anlayamazsın diyecekler, anlamak için farklı şekilde bilgilerin olması lazım diyecekler. Durdun birkaç saniye, düşünüyorsun “Allah Allah” deyip içinden, şaşkınlığını belli ediyorsun, “Allah bizlere, yarattığı kullarına anlayamayacakları bir kitap mı gönderdi” diye devam ediyorsun düşünmeye. Zumer Suresi 3. ayette “Dikkat ediniz saf din Allah’a aittir” diye yazmasına rağmen bu nasıl olur diye düşünüyorsun, hatta “Allah kendi kitabı için beni başka kaynaklara mı yönlendiriyor diye de” düşünüyorsun, ama boş verelim biz bunları, bunlar kendi düşüncelerimiz bizim. Bakalım Kur’an’da Allah bu durum için neler diyor. Birkaç “spoiler” daha verelim ama bu sefer de fazla verelim biraz. Örneğin: Kamer Suresi 17, Hud Suresi 1, Yusuf Suresi 1, Kehf Suresi 1, Nur Suresi 1, Şuara Suresi 2, Neml Suresi 1-2, Kasas Suresi 2. Sanırım bu kadar “spoiler” yeterlidir onlara. Acaba fark ettiler mi genel olarak hep surelerin başlangıcından örnekler verdik.


Başladın okumaya ama Muzzemmil Suresi 4. ayette de yazdığı gibi ağır ağır okuyorsun, yani anlamaya çalışarak, tabir-i caizse çember yöntemi ile okuyup ayetlerin açıklamasını farklı ayetlerden alıyorsun. Bu kısımlarda işte dikkatini bir şeyler çekiyor. İçinde borçtan kurtulma duasının olmadığını görüyorsun, ne sevdiğinle evlenme duası ne de zengin olma duasının da olmadığını görüyorsun. Doğru yolu bulma haricinde ve Allah’ı anma haricinde bakıyorsun dualar da yok içinde. Burada araya girip sana bir şey anlatmak istiyorum. Yakınımda bir karı-koca vardı, çok da değerli insanlardı. Bunlar her Ramazan ayında Kur’an’ı Arapça okuyarak bitirirlermiş. Sonra kafalarına esmiş ve demişler ki hadi bu sefer de Türkçe okuyalım demişler ve başlamışlar okumaya. Birkaç sayfa okuduktan sonra kadın kocasına demiş ki “Ne olur beni durdur imanım bozuluyor.” Çünkü din diye gördüğü, uyguladığı hiçbir şeyin Kur’an’da olmadığını hatta çoğularının da aksinin olduğunu görmüş, ya korkuyor gerçekten böyle diyor ya da sağlam bir ironi yapıyor. Evet, okuyorsun ve içinde dualar olmadığını görüyorsun, bazı tarihi olaylardan bahsettiğini okuyorsun. Kadınların din adamların söylediği gibi geri planda kalmadığını görüyorsun, erkeklerin ise kadınlardan fiziksel gücün haricinde bir üstünlükleri olmadığını da görüyorsun. Kadın mesela dışarıda veya yabancı erkeklerin yanında gülemez derler ama Hud Suresi 71. ayette İbrahim Peygamber’in hanımın başka erkeklerin yanında güldüğünü görüyorsun ama gülmeye en ufak bir eleştiri olmayıp aksine müjde aldığını da okuyorsun. Yasak meyve konusunda ise hep Havva’yı suçlarlar diye biliyordun ama bir bakıyorsun Taha Suresi 115. ayette Allah değil Havva’ya tabir-i caizse Adem’e yükleniyor.

Merakın gittikçe daha çok artıyor, mesela Hz. Muhammed’i insan üstü bir peygamber olarak tanırken artık insan üstü değil üstün “insan” olarak tanıyorsun. Hadis kitaplarında bile geçmeyen “levlake” hadisi var ya hani “sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım” diye işte buna zıt bir peygamber okuyorsun. Bakıyorsun Tekvir Suresi 22. ayete Allah Hz. Muhammed için “arkadaşınız” diyor, sonra bakıyorsun Furkan Suresi 7. ayette Peygamber’in yemek yediğini ve çarşılara gidip alışveriş yaptığını okuyorsun ama yok hâlâ insandan üstün diyorlar ve bu sefer de Fussilet Suresi 6. ayeti okuyorsun ve “De ki: Ben ancak sizin gibi bir insanım” ile doğru sonuca ulaşıyorsun. Ama yok bu sefer de “ismet” diye bir şeyler çıkartıp peygamberler günah işlemez diyorlar, hak veriyorsun onlara evet işlemez diyorsun ama bu sefer de karşına “Allah seni affetsin” diye başlayan Tövbe Suresi 43. ayet çıkıyor, okumaya devam ediyorsun ve Nisa Suresi 105. ile 106. ayette Allah’ın Peygamber’e “Sakın hainlerden olma” dediğini okuyorsun, devamında da “Allah’tan af dile” kısmını okuyorsun ve onların bu dediklerini de kabul etmiyorsun. Okudukça da Tahrim Suresi 1, İsra Suresi 73-75, Muhammed Suresi 19, Fetih Suresi 1-2. ayetlerinin bu konuyu desteklediğini fark ediyorsun. Unutmadan söyleyeyim, ilerleyen zamanlarda şunu da öğreneceksin ki yukarıda bahsi geçen “levlake” hadisini İncil’de Pavlus’un yazdığı Koloselilere Mektup kısmında okuyacaksın ve İslam’ın içine nasıl girdiğini de öğreneceksin.

Önceden dua ediyordun “Allah’ım bizi Peygamber’in şefaatine nasip eyle” diye. İşte maalesef o zamanlar bazı şeyleri düşünmüyordun. Hesap gününde Allah’tan değil de Peygamber’den şefaat isteyerek dua ediyordun, hâlbuki Fatiha Suresi’ni her gün okurken 4. ayette “maliki yevmiddin” derken “O, din gününün sahidibir” dediğini bilmiyordun. Kur’an okumaya devam ettikçe de Zumer Suresi 44. ayet, İnfitar Suresi 17-19’u okuyacak ve şefaatin yalnızca Allah’ta olduğunu görecek ve öğreneceksin. Bunlar da şaşırtacak seni. Maide Suresi 104. ayet ama seni bu kısımda rahatlatacak, etrafındakilerin hangi yanlışta olduğunu göreceksin ama bu sefer de susmak razı etmeyecek seni ve konuşmak ise çare de olmayacak sana.

Mucizeler okuyordun birçok kitapta, birçok kişiden Ay'ın yarılmasından kafası kesilmiş bir çocuğun diriltilmesine kadar birçok mucizeler okudun ve duydun da. Bu sefer ise Rad Suresi 38'i okudun ve düşünmeye başladın, Hicr Suresi 7 ve 8 ile daha da çok düşünmeye başladın ve İsra Suresi 90 ile 93. ayetler ise sende büyük bir etki yarattı ama yine de için rahat değil bu kadar çok mucizeler duydun bu zamana kadar bunlardan biri gerçek olmalı diyorsun, Peygamber'in Kur'an haricinde mucizesinin olmadığını bilmek seni rahatsız ediyor. Rad Suresi 7. ayeti ve En'am Suresi 35. ayeti okuyorsun ("Eğer yüz çevirip gitmeleri sana ağır geldiyse, haydi gücün yetiyorsa, yerin içinde bir delik yahut gökte bir merdiven ara da onlara bir mucize getir. Allah dileseydi onları doğru ve güzelde birleştirirdi. Artık cahillerden olma.") ve mucizenin gelmediğini tamamen öğreniyorsun, hatta Peygamber'in mucize gelmedi diye üzüldüğünü, üzülmekle beraber istediğini Allah'ın ise O'na gücün yeterse yap dediğini okuyorsun ve O'na cahillerden olmadı dediğini de okuyup bu konuda da doğruya ulaştığın için hem sevinip hem de düşüncelere giriyorsun.

Evliyâ adı altında bazı kişilerin yüceltildiğine sürekli şahit oldun, sen de inanıyordun ki evliyâ diye bir şey vardı ve onlar yüceltilmiyor aksine yücelerdi ama A’raf Suresi 2 ile 3. ayeti okuduğunda da Allah’ın kendisini bırakıp insanların kendilerine evliyâ bulmasına, aralarına evliyâ sokmalarına karşı çıktığını göreceksin ama burada merak edecek ve bu kelimenin manasına bakacaksın. Veli kelimesinin çoğulu olup Allah’a dost manasına geldiğini öğreneceksin yani anlayacaksın ki Allah’a düşman olmayan herkes ve kurallarına uyan herkes artık senin için de evliyâ olacak. Bundan sonra da uçan, kaçan, seslendiğinde sana yetişen, Turkcell şebekesi gibi mükemmel çekim gücüne sahip olduğu iddia edilen kişilerin aldatmacadan başka bir şey olmadığını da öğreneceksin.

Maun Suresi’ni okuduktan sonra ise dinde namazın öncelik değil yardımın ve iyiliğin öncelik olduğunu öğreneceksin. Bakara Suresi 62. ayet de destekleyecek bu görüşünü. Bu sefer de niye hep sorgunun namaz üzerinden yapıldığını düşüneceksin, çünkü “Vay o namaz kılanların haline ki yetimi doyurmadılar” kısmı çok düşündürecek seni. Namaz kelimesini detaylıca araştıracak ve namaz kelimesinin Arapça değil Farsça bir kelime olduğunu öğreneceksin ve fark edeceksin ki namaz kelimesini Kur’an’da da geçmiyor diyeceksin. Geçen kelimenin ise aynı anlamda kılınan namaz ile beraber birçok kelimelere eşit olduğunu da göreceksin.

Daha birçok şeyi daha öğreneceksin. Sırat köprüsünün olmadığını, kabir azabının olmadığını, dinde hadislerin değil önceliğin ayetler olduğunu öğreneceksin. Tasavvuf denilen oluşumun ise tamamen İslam dışı olduğunu öğreneceksin. İşte burada, tam da bu zamanda tepkiler alacaksın. Peygamber düşmanı diyecekler sana, peygambersiz din olmaz diyecekler ama anlatamayacaksın kendini, sen konuşacaksın düşüncelerini söyleyeceksin ama her söylediğin söz karşı tarafta ateşe atılan odun etkisi yapacak; çünkü sen hâlâ onların gözünde peygamber düşmanı olacaksın, hâlbuki senin tek yaptığın Peygamber’i tarihte olduğu gibi Kur’an’ın içine almak olacak, hatta onlara Hakka Suresi 40 – 44. ayetlerin arasını okuyacaksın ama onlara yine de yetmeyecek. Susacaksın ama susmanda da gönlün razı olmayacak. Dediğim gibi konuşman ise hiç etki etmeyecek, belki de sadece lütfen düşünerek ve araştırarak Kur’an okuyun diyeceksin.

Biliyorum sen okuduktan sonra bunları düşüneceksin ve böyle bir inceleme yazacaksın çünkü düşünen birisin ve önceliğin ayetler olduğunu da biliyorsun. Bunda da ben genelleme yapmıyorum zaten, kimseye hakaret de etmiyorum, inancına dil de uzatmıyorum sadece sana söylüyorum evet sana.
350 syf.
Binden fazla kitap okumuş, yüzlerce kitap yorumu yazmış birisi olarak belki de en zor değerlendirme yazım bu olacak. Öyle ya, mensubu olduğum dinin mukaddes kitabını yorumlamak hele de bu eserin müellifinin Allah (cc) olduğunu bilmek bile ürpertiyor insanı. Ara ara, Kur’an meali okurdum. Ama bir meali baştan sona ilk defa okudum.

Kur’an tektir ama sanki bizlerin onu yorumlaması, ondan istifade etmesi, onu anlaması çok farklı. Çünkü ben bu meali mesela on sene önce okusam çok daha farklı gözle bakabilirdim. Oysa ki içinde bulunduğum ruh hali bende en fazla adalet, hesap günü ve hak konusunda merak uyandırdı. Nitekim, yapmış olduğum alıntılara baktığımda hemen hepsinin adalet ve haksızlıkla ilgili olduğunu görüyorum.

Çünkü ben son birkaç yıldır dünyadaki en önemli konunun "adalet" olduğuna inanıyorum. İmandan hatta ibadetten bile önemli zira adil olmayanın pek çok şeyinin tartışılması gerektiği kanısındayım.

Ruh halim pek iyi değil. Yıllardır inandığım, değer verdiğim, uğruna ömrümü tükettiğim pek çok şeyin fos çıktığına şahit oluyorum. Hatta bazen şöyle diyorum; Müslümanların şerrinden Allah’a sığınırım. Elbette dinim olan İslam’la hiçbir meselem yok ama Müslümanların bir kısmı ile ciddi bir meselem var. Dinin siyasallaştırılması, insanların dini duygularının istismar edilmesi, ideolojiler, cemaatler, tarikatlar, muhafazakarlar, sahte kahramanlar, riyakarlar, hayaller, tarih algısı ve daha bir çok şey… Hepsinin koca bir balona döndüğü fikrindeyim. Dine en büyük zararı, dinin mensuplarının verdiğine şahidim. İnsanların dinden soğuması konusunda, onları doğru bulup bulmamak bir yana, onları anlayabildiğimi düşünüyorum. Ben ki Umre'ye gitmiş ama inanılmaz, bir şey sırf bu Umre ziyaretinin de etkisiyle tarifsiz sıkıntılar yaşamış bir adamım.

Peki, Kur’an bu konularda neler söylüyordu? Sorun, İslam’da mı insanda mıydı? Bu gözle de okudum meali. Elbette bilmediğim birçok şeyi öğrendim.

Bu arada özellikle son bir aydır kafam çok karışıktı. Adına vesvese denilebilecek olan ciddi bir buhranın içindeydim –ki halen daha atabilmiş değilim. Travmatik yıllar geçiriyorum. İşte tam da bu esnada mesela şöyle bir ayet çıktı karşıma;
“Rabbin seni terk etmedi ve darılmadı.
Ve ahiret (bundan sonraki hayat), mutlaka senin için, evvelkinden (dünya hayatından) daha hayırlıdır.
Ve mutlaka Rabbin yakında sana verecek (ihsan edecek), böylece sen razı olacaksın.
Duha 3-4-5”

Bu ayet benim için çok kritikti. Ama daha kritik olanı ise sanırım şu idi, zira tam da bana sesleniyordu Cenab-ı Hak; “İnsanlar içinde kimi de vardır; Allah'a iman ettik der, sonra da Allah uğrunda bir eziyet edildi mi, insanların eliyle olan bu sınamayı Allah'ın azâbı gibi tutar. Celâlim hakkı için rabbından bir yardım gelirse “cidden biz sizinle beraber idik” diyeceklerinde şüphe yoktur, Yoksa Allah bütün insanların içlerindekini en iyi bilecek değil mi? Ankebut / 10”

İnsanlara zulmedenler, adaletten şaşanlar ve bunlara ortak olanlara, “.... Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, ancak Allah'a ibadet edin. ( Cin – 18 )” ve “Allah adaletli davrananları sever. (Hucurat – 9)” diyen Kur’an, bütün hakkı yenmişlere ise şunu diyordu; “Yoksa o kötülükleri yapıp duran kimseler, kendilerini o iman edip salih ameller yapan kimseler gibi yapacağız, hayat ve memâtlarını müsavi kılacağız mı sandılar? Ne fena hükmediyorlar! (Casiye – 21)1 ve devam ediyor “Gerçek şu ki, zalimler kurtuluşa ermez. (Kasas - 37)” Bunları okudukça ahiret gününe daha bir iman ettim. Amentüde iman ettiğimiz Ahiret günü vardı, olmak zorundaydı. Eğer ben birine bir haksızlık yapmışsam bana, ama birleri bana haksızlık yapıyorsa, onlara bu hesap sorulmalıydı. Zaten Enbiya – 47’de, “Biz ise kıyamet günü için terazilere adaleti koruz da hiç bir nefis, zerrece adaletsizliğe uğratılmaz, bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa onu getirir koruz, hesap görücü olarak da biz yeteriz.1 buyurmuş Cenab-ı Allah.

Ben bir dönem duadan ümidi kesmiştim. Duanın bir işe yaramadığını düşünür olmuştum. Ancak şunu okudum İbrahim Suresi’nde. “39- Şüphesiz ki Rabbım duayı işitiyor.
...
42 - Sakın zalimlerin yaptıklarından Allah'ı habersiz sanma! Ancak Allah, onların cezalarını, gözlerin dışa fırlayacağı güne erteler.”

Çok şükür dedim içimden. Çünkü, ey kul hakkı yiyenler, aptal aptal kararlar verip talimat üzerine insanların hayatlarını karartanlar, Allah sizin yaptıklarınızdan haberdar; çok şükür benim yaptıklarımdan ya da yapmadıklarımdan da haberdar!

Hele, Bakara 153 ve 155’te tamamen kendime pay biçtim. Yaradan buyurmuş ki, “Ey o bütün iman edenler sabr-ü salât ile yardım isteyin, şüphe yok ki Allah sabredenlerle beraberdir. .... Çaresiz sizleri biraz korku, biraz açlık, biraz maldan, candan ve hasılattan eksiklik ile imtihan edeceğiz, müjdele o sabırlıları.”

İman ettim, ediyorum, edeceğim. Varsın, iyi ki varsın Allah’ım, çünkü senden başka güvenip, dayanabileceğimiz kimse yok. Senin adını kullanarak kirli politikalar yapanları, insanlara zulmedenleri, hak yiyenleri perişan edeceğini bilmek güzel. Sen el Adl’sin, sen her şeyi bilensin…
  • Kuran-ı Kerim Açıklamalı Meali
    9.6/10 (355 Oy)435 beğeni936 okunma2.883 alıntı12.907 gösterim
  • Mesnevi
    9.3/10 (524 Oy)782 beğeni1.572 okunma7.564 alıntı28.459 gösterim
  • Kalplerin Keşfi
    9.2/10 (559 Oy)877 beğeni1.642 okunma3.932 alıntı33.976 gösterim
  • Sözler
    9.3/10 (643 Oy)862 beğeni1.848 okunma7.892 alıntı15.348 gösterim
  • Mektubat
    9.3/10 (328 Oy)449 beğeni1.147 okunma4.134 alıntı6.275 gösterim
  • Hazreti Muhammed
    8.4/10 (461 Oy)568 beğeni1.817 okunma1.509 alıntı20.374 gösterim
  • Dörtlükler
    8.7/10 (2.065 Oy)2.150 beğeni7.347 okunma6.471 alıntı40.868 gösterim
  • Don Quijote
    8.6/10 (2.250 Oy)2.260 beğeni9.159 okunma4.688 alıntı59.655 gösterim
  • Safahat
    9.2/10 (689 Oy)847 beğeni2.936 okunma2.967 alıntı20.937 gösterim
  • Gülistan
    8.4/10 (431 Oy)490 beğeni1.926 okunma3.535 alıntı19.742 gösterim
Yazdı, yazdırıldı…Saçmalık, hayatın gerçeği….Çağ dışı, çağının ötesinde…Barış kitabı, terör kitabı….

Bırakın bunları ben size başka bir şey söylüyorum.

Yüzyıllar öncesinden beri var olan bir kitap var. (Burada sadece Kuran’dan bahsetmiyorum Eski ve Yeni Ahit için de aynı şeyler geçerli ) İnanın veya inanmayın bütün hayatınızı öyle veya böyle etkiliyor.

Ama kitap okumayı sevdiğini söylediği halde bırak tefsirini, mealini bile okuyanların sayısı o kadar az ki.

Okumadan inanıyor, okumadan red ediyoruz. İnanılmaz derecede trajikomik bir durum ( Hani ucundan azıcık entel takılıyoruz ya o bakımdan diyorum.)

Mumcu ne güzel söylemişti bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayın diye.

Mübarek gün gazına gelip de huşu içinde okuyun demiyorum.

Size demiyorum ama ben fena gaza geldim. Allah’ın ne kadar affedici ve merhamet sahibi olduğuna dair söylenenleri sadece bir çeşit din manipülasyonu sanıyordum.

Kitabı okuduğunda anlıyorsunuz ki neredeyse her surede hatta tabiri caiz ise Allah’ın öfkesini en çok hissettiğiniz sure olan Tevbe suresinde ( arkadaşımmmmm!!!! sureye besmele ile başlamak caiz değil, gel artık gerisini sen düşün ) bile Allah’ın affediciliğinden ve merhametinden bahsediyor.

Sürekli yetim hakkından ve insanların ne kadar az düşündüğünden bahsediyor.

Her yanı ile kafana oturdu mu derseniz o işte epey bir zor...

Altını çize çize eleştire eleştire oku, beğenme , nefret et….. Ama bunların hepsini lütfen okuduktan sonra et…..
615 syf.
Çok şükür Kuranın indirilmeye başladığı bu günde hayatımda ilk kez mealini baştan sona okudum ve tecvidli arapça halinide arife günü bitireceğim. Allah okuduklarımdan ders çıkarmayı salih işlerle uğraşmayı nasip etsin, yıllarca bir sürü kitap okuyupta dinimin kitabının mealini okuyup bitirmek bugüne nasipmiş. Allah kabul etsin. Okuyamayan herkese de en azından Kuranda ne yazıyormuş bir bakalım diyerek başlayıp benim gibi bitirmeyi nasip etsin. Kadir gecemiz mübarek dualarımız kabul olsun amin.
528 syf.
Yaşadığımız yerlerde, hep en yüksek yerlere koyduğumuz bu nadide ilahi eseri, artık tozlu raflardan indirip, bir müslümanın kullanma kılavuzu olarak okumamız gerektiği bir dönemdeyiz. Gerçi tüm dönemlerde bu böyle olmalı... Lakin, dilden, yüreğe doğru kayıp gitmeli bu sözler. Kalbe inmedikçe ve uygulanmadıkça ilahi sözler, ne kıymeti kalır dillerimizden çıkan o süslü sözler. Her müslümanın baş ucu eseri olmakla birlikte, en az okunan eser olarak da belki tarihe geçecektir.
474 syf.
·122 günde·Beğendi·10/10
İKRA!

OKU!

Her daim okuduğum, Allah Kelamı. Başucu Kitabım. Kusursuz, Etkileyici... İnsanı dönüştürücü, iyileştirici.

Neden "Falanca yazarın şu kitabı çıkmış kesinlikle okumalıyım!" diyen insan; "Beni yaradan rabbim benimle konuşuyor, bana hitap ediyor, bana yaşam rehberi göndermiş!" deyip de inandığı kutsal kitabı anlayarak okumaz işte bunu anlayamıyorum.
276 syf.
·121 günde·Beğendi·10/10
Oku! Yaradan rabbinin adıyla oku... Sakın okumamazlık etme, çünkü insan muhakkak azıp haddi aşar.(Alak suresi-1/6)
Bu apaçık olan kitabın değerini bilin. Şüphediz biz akıl erdiresiniz diye onu Arapça olarak okunacak bir kuran kıldık. (Zuhruf suresi-2/3)
Kim rahman'ın zikri olan Kuran'ı görmemezlikten gelirse, biz ona bir şeytanı musallat ederiz de artık o şeytan onun arkadaşı olur. (Zuhruf suresi-36)
Kuran-ı Kerim'in önemini ve anlayarak okumamız gerektiğini söyleyen sadece birkaç ayet. Sevdiğimiz bir yazarın kitabı çıkınca onun peşinden koşuyoruzda hakkı ve hakikati anlatan ve gerçeği yazan kitabı okumayı neden bu kadar erteliyoruz. Bilmek ve anlamak farklı şeyler derler ya herkes gibi bende Kuran'ın ne kadar değerli ve önemli olduğunu bilirdim fakat bugün birazda olsa bunu anlamış bulunuyorum. Kuran mealini ciddiyetle okuyan her insanın hayata bakış açısı ve davranışlarında büyük değişiklik olacağına inanıyorum.
Keşke islamı biraz olsa anlayabilsekte bu ölçülerde yaşayabilsek... Eminim ki en azından ülkemiz daha yaşanır bir yer olur. Dinimizde sabır, güzel ahlak, ihlas, adalet, büyüklerimize saygı ve insan sevgisinin önemi o kadar güzel anlatılmış ki ancak okuyunca ne kadar güzel bir dine ve peygambere sahip olduğumuzu anladım. Keşke islamı televizyonlardan eksik ve yanlış bir şekilde değilde kurandan ve sünnetlerden öğrenme gayreti içinde olsaydık bugün toplum olarak daha mutlu ve huzurlu olabilirdik. Geneli müslüman bir toplum olarak ülkemizdeki suç oranlarına bakarsak bunu daha iyi anlayabileceğimizi düşünüyorum.
Aklımızı Allah yolunda doğru işler için kullanmak, çalışmak ve ilimin dinimizce önemini Kuran'da görmüş oldum ki öyle olmasaydı ilk ayeti "Oku!" olmazdı.
İnsanlığımızı unuttuğumuz şu dönemde en önemli değerlerimizi ve insanlığımızı bize hatırlatacak olan Kuran'ı defalarca okumamız gerekir ki Alak suresi 6. Ayettede bu konunun önemi zaten belirtilmiş.
Kuranda birçok yerde kendilerine gelen peygamberlere iman etmemiş ve haddi aşmış kavimlerin davranışları ile dönemimizin çokta farklı olmadığını gördüm.
Kıyamet, Cehennem ile ilgili birçok ayeti okurken insanın korkmaması elde değil ki peygamber efendimiz(s.a.v) "hud" be "kıyame" sureleri için "vahiy olurken yaşlandım" diye belirtiyor. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
Bunun yanında Allah(c.c)'ın bağışlamasının sınırının olmaması ve insana olan merhameti bir çok ayette tekrarlanmış.
Güzel ahlak sahibi olmanın önemi gerçek bir müslüman gibi nasıl yaşayacağımız ayrıntısı ile anlatılmış. Kuran bir kere değil sürekli okunması gereken bir kitap. Ancak en azından bir kere hakkı ile okuyun. Ben bu yaşıma kadar neden okumadım diye pişmanlık duyuyorum ve okumayan herkesede en yakın zamanda en azından bir kere okumalarını tavsiye ediyorum.
"Doğu ve batının hakimi Allah'tır.Hangi tarafa yönelirseniz Allah'ı orada bulursunuz.Şüphesiz ki Allah'ın mağfireti geniştir,o herşeyi bilendir."(Bakara:115)
544 syf.
·Beğendi·10/10
Kehf Süresi.
28.ayet.....
Allah dostlarının şefeatlerini
Rabbim eksik etmesin üzerimizden,
Ah Rauf Amcam ah,
Ah Metin Hocam ah,
vay Mehmet efendi vay....
selam ve dua ile.....
528 syf.
·Puan vermedi
Kuranı kerimin türkçe meali ama bu da çoğu obur meal kitaplari gibi farklılık gösteriyor bazı kelimelerin anlamları mealde farklı şekilde telafuz edilmiş ama yinede Kuranı Kerim okumayanlar için okunması gereken bir meal
528 syf.
·140 günde·10/10
Bugün itibariyle bir süredir okuduğum Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’in Elmalılı Hamdi Yazır’a ait olan Mealini bitirmiş bulunmaktayım..

Böylesine mukaddes bir eseri incelemek haddime değil sadece naçizane birkaç realiteyi dile getirmek ve tabiri caizse durumsal bir farkındalık oluşturmak niyetindeyim izniniz olursa..

Efendim öncelikle Peygamber Efendimize gelen ilk vahyin “Oku” olduğunu ifade etmekte yarar görüyorum, bunu detaylı bir şekilde anlatacak olursak:
Peygamber Efendimize  Miladi 610 senesi Ramazan ayının bir Pazartesi gecesi Peygamber Efendimiz kırk yaşında iken Kadir gecesinde Nur dağında İlk Vahiy  ulaşmıştır.Peygamber Efendimiz ibadet ve Rabbinin huzurunda tefekkürde iken Cebrail A.S Peygamber Efendimize kendini göstermiştir. Peygamber Efendimiz korku içindeyken Cebrail ona Oku! dedi. Peygamber Efendimiz korku ve heyecan içinde ” Ben okuma bilmem” diye cevap verdi. Ve bu konuşma aralarında üç kez tekrarlandı. Üçüncüsünde Peygamberimiz, ” Ne okuyayım” ? diye cevap verdi. Cebrail ise ona Alâk suresinin ilk beş ayetini okudu.Cebrail Alak suresinin ilk 5 ayetini okuduktan sonra Peygamber Efendimiz Alak suresinin ayetlerini heyecanlı bir şekilde tekrarladıktan sonra koşarak evine geldi.
Alak Suresinin ilk 5 ayeti şu şekildedir:
Yaratan rabb’inin adıyla oku!
O,insanı aşılanmış bir yumurtadan yarattı.
Oku, rabbin sonsuz iyilik sahibidir.
Kalemle (yazmayı)öğreten odur.
İnsana bilmediğini öğreten odur.

Gelelim diğer hususi konuya: Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de Bakara Suresi 219. Ayette “lealle-küm tetefekkerün” (umulur ki düşünürsünüz), En’am Suresi 50. Ayette “e fe la tetefekkerün” (hiç düşünmez misiniz?), Araf Suresi 176 Ayette “lealle-hum yetefekkerun” (belki biraz düşünürler), Nahl Suresi 44. Ayette “leallehum yetefekkerun” (Belki onlar da düşünürler.),
“Eve lem yetefekkerû fî enfusihim” (Kendi içlerinde hiç düşünmediler mi ki) ve Haşr Suresi 21. Ayette ise “ve tilkel emsâlu nadribuhâ lin nâsi leallehum yetefekkerûne” (Bu misalleri düşünsünler diye insanlara veriyoruz.) ifadeleri yer almaktadır.. Görüldüğü üzere beşeriyeti sürekli düşünmeye davet eden bir Yaradanımız, bir Kitabımız, bir Peygamberimiz vardır..

Peygamber Efendimize ilk gelen vahyin “oku” olduğunu ve Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de de bizi düşünmeye, tefekkür etmeye, tabiri caizse Hak Yolunu bulmaya davet eden bir üslup olduğunu göz önünde bulundurursak dinimiz açısından okumanın ve düşünmenin ne derece önemli/gerekli olduğunu bence çok daha iyi anlarız..

Mamafih ben bu İlahi ve Mukaddes Kitabı tüm Ümmeti Muhammed’in hem Arapçasını hem Mealini okumasını ve okutturmasını, kütüphanesinde bulundurmasını şiddetle tavsiye ediyorum..
Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Ecelleri geldiği zaman ise ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kuran-ı Kerim Türkçe Meali
Baskı tarihi:
Temmuz 2012
Sayfa sayısı:
528
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055248185
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Post Yayıncılık
Kuran-ı Kerim Hz. Muhammed'e Allah tarafından insanlığa gönderilmiş son ilahi kitaptır. Kuran vahiy yoluyla Cebrail tarafından peygamberimize yirmi üç senede nazil olmuştur. Bunun en önemli nedeni ayetlerin hazmedilerek, sindirilerek uygulanmasını sağlamaktadır. Tedrici bir yöntemle aşama aşama insanlığa helmiş, Hz. Peygamber de nasıl uygulandığını kendi hayatında göstermiştir.

Peygamberimizin vefatından sonra Hz. Ebu Bekir zamanında ayetler bir komisyon tarafından titizlikle incelenerek kitap haline getirilmiştir. Hz. Osman zamanına kadar tek Mushaf olarak bulunan Kuran, İslam Ülkelerinin sınırları giderek genişlediği ve başka toplumdan insanların da Müslüman olmalarından dolayı çoğaltılarak bu ülkelere gönderilmiştir.

Kuran-ı Kerim, yüz on dört sureden oluşmaktadır. Hangi suretin nereye geleceğini Cebrail tarafından peygamberimize bildirmiştir.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 1.546 okur

  • Muhammet Görkem Eraslan
  • Mehmet Toyran
  • Yıldız Taşdemir
  • Selma
  • Tuğba
  • Sedanur  Balkan
  • Goksel kurt
  • Okur
  • SEMİH ALEMDAR
  • Ayşe İkra Mermer

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.9
14-17 Yaş
%4.3
18-24 Yaş
%22.7
25-34 Yaş
%27.6
35-44 Yaş
%23.8
45-54 Yaş
%11.4
55-64 Yaş
%3.8
65+ Yaş
%1.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%45.3
Erkek
%54.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%32.7 (210)
9
%2.3 (15)
8
%1.1 (7)
7
%0.6 (4)
6
%0.6 (4)
5
%0.2 (1)
4
%0.3 (2)
3
%0
2
%0.3 (2)
1
%1.6 (10)

Kitabın sıralamaları