Kur'an, İncil ve Tevrat'ın Sumer'deki Kökeni

·
Okunma
·
Beğeni
·
6784
Gösterim
Adı:
Kur'an, İncil ve Tevrat'ın Sumer'deki Kökeni
Baskı tarihi:
Şubat 2006
Sayfa sayısı:
116
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753431101
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kaynak Yayınları
Baskılar:
Kur
Kur
Muazzez İlmiye Çığ, 1914 ylında Bursa'da doğdu. 1931'de İlkokul öğretmeni oldu ve Eskişehir'de 4,5 yıl öğretmen olarak çalıştı.

1936'da, yeni açılan Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'ne girdi. Fakültenin Sumeroloji Hititoloji ve Arkeoloji bölümlerindeki eğitimini 1940 yılında tamamlayan Çığ, İstanbul Arkeoloji Müzelerine Çiviyazıları uzmanı olarak atandı. Müzede bulunan Sumer, Akad, Hitit dillerinde yazılmış 74 bin çiviyazılı belge üzerinde 33 yıl çalıştıktan sonra emekli oldu.

Yurtiçinde ve yurtdışında çok sayıda bilimsel kitabı, makalesi yayımlandı. Muazzez İlmiye Çığ, Sumer kültürü üzerindeki çalışmalarını bugünde sürdürüyor.

Yazar bu kitapta, Sumer dini ve edebiyatından Yahudilik, Hrsitiyanlık ve Müslümanlığa; bu dinlerin kutsal kitaplarına ulaşan etkileri ve konuları, belgeleriyle ve karşılaştırmalı olarak sunulmaktadır.

Sumerliler, bu dinlerin çıkışından yüzlerce hatta binlerce yıl önce, siyasal yaşamlarını yitirmişlerdi. Ancak, Sumerliler, icat ettikleri ve istenileni yazacak biçimde geliştirdikleri yazılarıyla, Ortadoğu kavimlerini etkileri altına almışlar ve bu etki Batı dünyasına kadar uzanmıştır.
(Arka Kapak)
116 syf.
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Okuyalı epey zaman oldu. Açıkçası bu kitabı incelemek isteği bu sitedeki incelemeleri okuyunca oluştu. İnceleyenlerin birçoğu uzun uzun açıklamak, örnekler vermek, neden desteklediğini anlatmak yerine adeta Muazzez Hanım’ın fanı gibi okunmalı, mükemmel şeklinde yorumlar yapıyor. O kadar garip, şişirilmiş inceleme paylaşımı okuduktan sonra ister istemez aynı kitabı mı okuduk acaba demeye başladım. Bilgisayar mühendisi abim Bilal Günaydın ile kitabı incelemeye karar verdik. Ben İslam dinine inanıyorum. En az sizler kadar kuşkucuyum. Sorduğum sorularla adeta abimin başının etini yiyorum. Zihnimizi meşgul eden her şeyi tartışırız. Anlamaya çalışıyoruz. Sağı solu kurcalıyoruz. İnternette araştırmalar yapıyoruz. İnsanların okuyup hemen inanmalarını anlayamıyorum. Kitaptaki bilgileri araştıranları ayırıyorum. Bu kitap sizin kadar zihnimi meşgul etti mi bilemem, çünkü sizin bunun üzerine yeterince düşünmediğinizi incelemelerinizden, körü körüne inanmanızdan anlıyorum. İncelememizde daha çok İslam üzerine yapılan benzetimler üzerinde duracağız. Yazarla ilgili de birkaç şey söyleyeceğim. Şuan 105 yaşında olan yazarımıza saygım var. Atatürk’ün yönlendirmesiyle Sümerolog olmuş, ülkemize hizmet etmiştir. Şahsi olarak bir kinim yoktur. Derdim bu kitabı yazarken yaptığı adeta zorlama yorumlarladır. Kitabı ikinci kere okuyup içerisinde yer alan ifadeleri tırnak içerisinde alıp, eleştirimi yazıp, toparlamayı, kaynaklarını da belirtmeyi düşünüyorum. İncelemeyi bir Word dosyasına yazacağım. İnceleme sonuna indirmek isteyenler için koyacağım. Daha fazla uzatmadan abimle kitabı incelemeye başlıyoruz.

“Gelecekte yeni bulunacak metinlerle bunlara daha ilaveler yapılabilecektir. Çünkü Sümer din veya edebiyatına ait henüz bilinmeyen ve kırıklıkları dolayısıyla tam çözülemeyen metinler de olduğu gibi, hâlâ toprak altında da pek çok tabletin bulunduğu kuşkusuzdur. Bununla birlikte eldeki malzeme bile Sümer kültürünün daha sonraki dinler üzerine olan etkisini okuyuculara göstermeye yeterlidir, kanısındayım.”

Kitap önsözünde yer alan ifadeye göre yer altında çok fazla tablet olduğu ve bulunan bazı tabletlerin kırık olduğundan bahsetmiş. Kırık olsa bile yeterli olduğunu söylüyor. Kırık, okunamayan, çözülememiş tabletler olduğunu kendisi de söylüyor. Bunu unutmayalım.

“Yahudi, Hıristiyan ve Müslüman dinleriyle Sümer dini arasındaki ortak noktalar şunlardır: Tanrının yaratıcı ve yok edici gücü“

Tanrı düşüncesinin mantıken kabul gören tanımına göre bir Tanrıda bulunacak özellikler şunlardır: En büyük, en güzel, en güçlü, yaratıcı, yok edici… Tek tanrılı Semavi dinlerde Tanrının yok edici özelliği bulunması çok doğal değil mi? Bunun benzer olması kadar doğal bir şey yok sanırım.

“Allah bazen üçüncü şahıs olur, bazen doğrudan konuşur.”

Bu ifadeyi Sümerlilerdeki Tanrıların haber verdiği kişiler üzerinden eleştiriyor. Haber verirken bazen o diyormuş bazen ben diyormuş. Örneğin Nisa suresinde 106.ayette şöyle der:
“Allah’tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah çok yargılayıcı, ziyadesiyle esirgeyicidir.”

Bunu tutup benzerlik olarak sunmak ne kadar gariptir ya. Allah ne diyecekti? İnsanın anlaması için nasıl ifade edecekti? Ben Allah’ın gönderdiği tüm kitaplara inanıyorum. Bazıları bozulmuştur. Tamam. Ama dönemine göre inmiştir. Mesela Tevrat indiğinde Mısır’da sihirbazlar ünlüydü. Hz.Musa’nın asayı yılana dönüştürüp, onları yenmesi sihirbazlar üzerinden verdiği bir derstir, bir mucizedir. Hz.İsa’ya İncil indiğinde tıp bilimi ön plandaydı. Hz.İsa hastaları iyileştiriyordu mesela. Allah da tıp üzerinden mucizeler gerçekleştiriyor, mesajlarını iletiyordu. Kur’an indiğinde Arap toplumunda şairlik ön plandaydı. Belagatı iyi olan bir sürü insan vardı. Allah da verdiği mesajları buna göre söylemiştir. Toplumda bir sürü iyi şair, belagatı kuvvetli, bilgi sahibi Hristiyan, Yahudi vardı ve hiçbirinin aklına Allah bazen O diyor bazen ben diyor demek gelmemiş mi? Bu bence diğer dinlerde de vardır diyememiş mi? Bunu benzerlik olarak sunmak? Neyse devam ediyorum.

“Sümer'de kralların nasıl sarayları varsa Tanrıların da öyle evleri olmalıydı. Bunun için "Tanrı evi" adı altında görkemli tapınaklar, yanlarında Tanrılarla insanları yaklaştırdığı düşünülen basamaklı kuleler yapılmıştı. Daha sonra bu Tanrı evleri sinagoglara, kiliselere, camilere dönüştü. Camilerin ve minarelerin üstündeki yarım ay, Sümer Ay Tanrısının sembolüdür.”

Yazar demek istiyor ki bu tür yapılar Sümer’dekiler gibi Tanrı yapıları, evleridir. Allah her şeyin sahibidir. Tutup da Allah’ı bir mekana sınırlamak mantıklı izahı olan bir şey değildir. Diyeceksiniz ki Kabe Allah’ın evi diye geçer. O sadece bir simgedir. Allah’a ibadet edilmesi için gösterilmiş bir mekandır. Müslümanlar da bundan hareketle yüzünü Kabe’ye dönerken Allah’a dönmüş gibi ibadetini yapmış olur. Bunun dışında zaten Allah kendini doğunun ve batının rabbi olarak Kuran’da tanıtır. Detaylı anlatım için şu linke bakabilirsiniz.
https://sorularlaislamiyet.com/...in-evi-ifadesi-nasil

Devam ediyorum. Cami minarelerinde bulunan yarım ay sembolünün Sümer’den alındığını söylemiş. Yazara sormak lazım yarım ay sembolünün tarihini biliyor mu? Yarım ay Türk toplumlarıyla beraber minare üzerine eklenmiştir. Peygamber zamanında böyle bir simge yoktur. Türklerin İslamiyet’e geçmesiyle beraber kendi kültürlerini minareye yansıtmışlardır. Ama bunun sadece taş bir yapı olduğunu ve sıradan bir simge olduğunu unutmamak gerekir. Mesela ben İslamiyet’e geçtim. Bir topluluğun lideriyim. Minare üzerine aslan simgesi koydum. 1000 yıl sonra Sümerolog olan Muazzez Hanım bunu gördü ve dedi ki bu Sümerlilerde bu burç simgesidir. O zaman Sümerlilerden etkilenmiştir. Böyle tutup zorlayıcı yorumlar yapmak ne kadar akla mantığa uygundur? Sümerlilerin binlerce tanrısı vardı. Çok tanrılı dine inanıyorlardı. Ne gördüyse tapmış. Hangi simgesi kullansan oradan gelmiştir diyebilirsin.

“Sümer kralları, Tanrıların yeryüzündeki vekili sayılıyordu. Bu inanç Hıristiyanlıkta papaya, Müslümanlıkta halifeye geçerek sürmüştür.”

Bakara suresi, ayet 30:
Hani rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Biz seni eksiksiz bilirken ve durmadan övgü ile tenzih ederken orada fesat çıkaracak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın?” dediler. Allah “Şüphe yok ki, ben sizin bilmediklerinizi bilirim” buyurdu.”

Bu halife kavramını da doğru aktarmamış. Ayette bahsettiği kişiler insanlardır. İnsanı yaratmaktan bahsediyor. Sümer krallarının Tanrı’nın yeryüzündeki vekili kavramı ile İslam’ın halife kavramı birbirine benzemiyor. Kral muhtemelen Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcisi olarak sınırsız güç ve sorgulanamaz bir yetkiye sahipti. İslam’daki halife kavramı böyle bir şey değil. Ayrıca despotik yönetimin aksine İslam’da istişare ile karar vermek zaten Kuran’da tavsiye edilen bir yöntem.

“Musa'nın kanununda bulunan anaya babaya saygı, kimseyi öldürmeyeceksin, zina yapmayacaksın, çalmayacaksın, yalan tanıklık etmeyeceksin, komşunun karısına ve malına göz dikmeyeceksin gibi kurallar Sümer kanununda da aynı. “

Yazarın dinlerin amacını bildiğine inanmıyorum. Ben de yarın bir din üretmeye kalksam çalma, öldürme diye kurallar söylerim. Din peygamberler aracılığıyla gönderilirken sadece yaratıcısını tanıtmak için mi gönderilir? Sadece yaratıcısına ibadet için mi gönderilir? Hayır. Peygamber gönderilen yerler genelde yollarından sapmış, zulümlerin boy gösterdiği, haksızlıkların olduğu yerlerdir. Eminim dünyanın herhangi bir yerine gitsem hiç Sümer’i vs.. duymamış etkileşimde olmamış toplulukların kurallarına baksam toplumlarının düzenlerini sağlamak için yukarıda geçen kuralları kullanacaktır.

“ Ne yazık ki, Sümer kanunlarının yazılı olduğu tabletler çok kırıklı, belki de toprak altından daha çıkarılamayanlar da var. Bu yüzden tam karşılaştırma yapılamıyor. Buna karşın daha sonra Samiler tarafından yapılan kanunların, Sümer kanunlarına dayandığı kuşku götürmez.”
İncelemeye başlarken ne demiştim? Kırık tabletler var demişti. Kırık tabletlerle karşılaştırma yapıyor, muhtemelen eklemelerde yapıyordur. Sonra bunları karşılaştırıyor. Bence bu gariptir. Örnek veriyorum. Ben 5 bin yıl önce yaşadım. Bir tane ağaçtan sopa yaptım. Nasıl yapıldığını da bir yere yazdım. Sen de bu sopayı binlerce yıl sonra buldun. Ben normalde sopayla ulaşamadığım meyvelere vurarak düşürmeyi hedefledim. Meyveleri düşürmek için kullandığım bu sopanın nasıl yapıldığını, ne için yapıldığını yazdığım yazının yarısı eline geçti. Orada meyve olduğu yazmıyor. Sen bu yazıdan tamamen bir çıkarım yapabilir misin? Sen tuttun dedin ki bence bu sopayı bir çeşit ayin için kullanıyordu. Meyveye vurduğum kısmı yok diye sen de bence bu sopayı yapan kendini dövüp bir tür manevi günah çıkarma yapıyor diyebilirsin. Diyemez misin? Bence diyebilirsin. Tabletlerin kırık olması ifade edip karşılaştırmak yapmak bence aynen buna benziyor.

“Sümer'de sosyal adaleti koruyan Tanrıça, senede bir kere insanları iyi veya fena hareketlerinden dolayı yargılar, kötüleri cezalandırır. Bu inanış İslam'a, Şaban ayının on beşinde Berat Kandili olarak girmiştir.”

İslam’da berat kandili zayıf hadislere dayanıyor. Doğruluğu tartışılıyor. Birçok insan peygamber döneminde olmadığını söyler. Kur’an’da da geçmez. Kur’an’da sadece önemli gün olarak kadir gecesi geçer. İslamiyet’te bir de, bu tür bir yargılama yıl içindeki önemli günlerde yapılır diye bir inanış yok. Yargılama tamamen ahiret gününe bırakılmıştır.

“Sümer Tanrılarının esas adlarının başka, niteliklerine göre diğer adları da vardı. Babilliler bu adlardan 50'sini yeni yarattıkları Tanrı Marduk'a vererek tek Tanrı düşüncesine doğru bir adım atmışlardı.
İslam dininde Allah'a verilen 99 ad, aynı geleneğin bir devamı gibi görünüyor.”
Allah’ın sıfatlarının tarihi Kur’an’daki eylem ifadelerinin sonucudur. Örneğin yine Nisa 106’te “Allah çok bağışlayandır” ifadesi geçer. Sonra da bu ayeti okuyanlar buna arapça “Et – Tevvab” demişler. Bunlar hadislerde geçiyor. Kur’an’daki ifadelerin çıkarımı sonucudur. Kitap Kur’an’daki köken diyor ama yazar hadislerdeki ifadeleri de Kur’an’mış gibi önümüze sunuyor. Ayrıca Allah’ın 99 ismi sınırlı bir sayıyı değil çokluğu ifade eder.

“Sümerliler, dünyadaki bütün olayların ve Tanrıların isteklerinin gökte yıldızlarla yazılı olduğuna inanırlardı. Kur'an'da aynı inanış "Levh-i Mahfuz" olarak sürüyor.

Nemi Suresi, ayet 75: "Gökte ve yerde göze görünmeyen hiçbir şey yoktur ki, apaçık bir kitapta da (Levh-i Mahfuz) bulunmasın."

Bürûc Suresi, ayet 17, 18:

"Orduların haberi geldi mi sana? Onlar Firavun ve Semûd orduları idi (nasıl helak oldular?). Bilakis inkarcılar bir başka çeşit yalanlamanın içine düştüler. Allah onları arkasından kuşatmıştı. Hakikatte onların yalanladıkları Levh-i Mahfuz'da bulunan şerefli Kur'an'dır."
“Bu ayete göre Kur'an bile gökte yazılı bulunuyor. Sümer'den kaynaklanan bir inanç!”
Yazar nasıl zorlama bir yorum yapacağını şaşırmış! Buradaki ayetlerde Kur’an gökte yazılı duruyor diye bir şey yazıyor mu? Bazı ayetlerde Allah katında bulunduğu yazılıyor. Allah’tamekandan münezzehtir. Levh-i Mahfuz’un detaylı tanımına aşağıdan ulaşabilirsiniz:
https://sorularlaislamiyet.com/...mahfuz-ne-demektir-0
“Sümerlilerde 7 sayısı çok önemlidir. 7 gün geçmek, 7 dağ aşmak, 7 ışık, 7 ağaç, 7 kapı gibi. Aynı şekilde Tevrat ve Kur'an'da da 7 sayısı bolca bulunmaktadır. İslam'a göre cennetin 7 kapısı vardır; Sümer yeraltı dünyasının da 7 kapısı bulunuyor.”
Kur’an’da cennetin kapı sayısı yazmaz. Hadislerde ise cennetin 8 kapısı olduğu rivayeti var. Hem Kur’an’daki kökeninden bahsediyor hem hadisleri kullanarak Kur’an’mış gibi sunuyor.
İlgili hadis:
“Cennetin sekiz kapısı vardır. Hadislerde “Cennetin sekiz kapısı olduğu” açıkça ifade edilmiştir,(bk. İbnHacer,VII/28).”
Detaylı bilgi için: https://sorularlaislamiyet.com/...talebelerin-girecegi

“Yahudilere ve Kur'an'a (dipnot 28'e bkz.) göre Tanrı 6 günde dünyayı yaratıp yedinci gün dinlenmiş.”
Dipnot olarak verdiği açıklamada ise Kur’an ve Tevrat’taki dünya yaratılışıyla ilgili ayetlere değiniyor. Ama Kur’an’da Allah’ın dinlendiği yazmıyor.
Allah’ın dünyayı yaratmaktan yorulmayacağı Kur’an’da Ahkaf suresi 33.ayette “Gökleri ve yeri yaratan ve onları yaratmaktan yorulmayan” şeklinde geçer.

“Sümer yazarlarına ve ilahiyatçılarına göre her insanın ve ailenin bir şahsi Tanrısı veya Tanrısal baba yerine geçen iyi bir meleği vardı. Bu, bir fal, bir rüya veya görünen Tanrı ile bir anlaşma yapılarak belirlenirdi. Bunun görevi, Baştanrılardan, ait olduğu kimse için sağlıklı ve uzun ömür dilemek ve onun isteklerini Tanrılar meclisine iletmek. Tevrat'ta (Tekvin, 31:53), "İbrahim'in, Nahor'unAllahı, babaların Allah’ı aramızda hükmetsin!)" deniyor. Bu da Sümerlilerin şahsi Tanrısının bir yansıması, İbrahim'in Allah’ı, İbrahim ile, onu tanıyacağına, kendine Allah yapacağına dair bir ahit yapıyor, onu da sünnet yapılmak suretiyle pekiştiriyor.

Kur'an'da (Kaf Suresi, ayet 17, 18), "Hiç kimse yoktur ki, onun üzerinde bir koruyucusu ve denetleyicisi bulunmasın," denmektedir ki, bu da Sümerlilerdeki bireylerin özel Tanrılarını yansıtıyor.”
Burada bahsedilen ayetin çevirisini nereden almış bilmiyorum ama ona göre bu ayet koruyucu meleklerden bahsediyormuş. Diyanetin veya bilinen başka çevirilerde bunu göremedim.
Kaf Suresi: 16 – 18 meali:
"İnsanı biz yarattık ve elbette içinden geçenleri biliriz; sağında solunda oturmuş iki alıcı (yaptığını) alıp kaydederken biz ona şah damarından daha yakınız.
O hiçbir söz söylemez ki yanında çok dikkatli bir gözetleyici olmasın!"
Ayrıca burada bahsettiği 2 melek insanların günahını ve sevabını kaydeden meleklerdir.

“Araplarda da bunun olduğunu, hatta Muhammed'in büyükbabasının, "Eğer on oğlum olursa birini Tanrı'ya (veya Tanrılara) kurban edeceğim," dediğini bir kitapta okumuştum. Mezopotamya'dan gelen İbrahim Peygamber bu ilkel âdeti kaldırtmış.”

Bir kitapta okumuştum diye bir açıklama olabilir mi? Kaynak nerede? Her şeyde dipnot, kaynak veriyorsun da bunda niye vermemişsin? Yakında eltimden duydum falan da diyebilirsin gibime geliyor.
"Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıklarında) örtülerini üzerlerine almalarını söyle. Onların tanınmaması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur."
Bu ayete göre kadınlar örtününce ne okullara gidebilecek, ne de çalışabilecekler.
"Bu ayete göre kadınlar örtününce ne okullara gidebilecek ne de çalışabilecekler"

Yazar bu yorumu hangi tefsire veya kimin mealine göre yazmış bilmiyorum ancak böyle bir anlayış yok İslam’da. Hz. Aişe’nin tefsir, hadis, fıkıh bilgisi birçok sahabeye nazaran üst düzey nitelikteydi. Yine bu anlayışın olmadığını, bildiğim kadarıyla sonraki dönemlerde de yerleşmediğini 13.YY’da yaşayan Muhyiddinibn Arabi’nin Arzuların Tercümanı kitabının önsözünden de örnek olarak bakabilirsiniz. Hadis rivayeti aldığı kadınlardan övgüyle bahsedip ilimlerinin derecesini sizi şaşırtacak şekilde anlatıyor.

Kitabı epubtan okuyorum. %20’sine geldim. Daha 5’te 1’ini okurken bu kadar hata göze çarpıyor. Kitabı tamamen incelersem wordde yazdığım sayfa sayısı 10u geçer.
Kitabın geri kalan kısmı ile ilgili olarak da şunu diyebiliriz: İlk yaratılış, Cennetten gönderiliş, nuh tufanı, harutmarut vs..Sümerler'den önce geçmiş bir dizi olayın Sümer tabletlerinde görülüyor olması ilahi kitapların uydurma olduğunu değil dönemin anlayışına -bozuk bazı inançlar bulunuyor olsa bile- işlediği için ilahi kitapların aynı kaynaktan beslendiğini gösterir diye düşünüyorum. Hatta Kuran'da bu, şu ayetle bildiriliyor: 'Şüphesiz bu hükümler ilk sayfalarda, İbrahim ve Mûsâ’nın sayfalarında da vardır.' (A'la- 19)
Hz.Muhammed’in Kur’an’ı etrafındakilerden alıp oluşturmuş olması ihtimalini düşünmek bana çok garip geliyor. 6.yüzyıldasınız. Ne teknoloji var ne tarih bilginiz ne de dönemin üst düzey Arapça bilgisine sahip şairleri ile yarışabilir konumdasınız. Bu kişi kendi yazdığı kitaba bilgisizce “ben insanı bir damla sudan yarattım”, “yaratmaya suda başladım” diye cümleler yazıyor. Bu yetmiyor kendinden önceki birçok filozofun evrenin sonsuzluğunu işaret etmesini görmezden gelip evrenin bir başlangıcının ve sonunun olduğunu söylüyor.(Şu anda kabul gören görüş budur) Örnekleri böyle uzatabiliriz ama kısa kesiyorum. Yine yukarıda değindiğimiz gibi herhangi bir yerde din oluşturmak isteseniz ve belli bir entelektüel birikime sahip değilseniz diyecekleriniz mecburen “Ahlaklı bir insan ol, insanlara yardım et, kötü şeyler yapma” demekten bir adım öteye geçemeyecektir. Ama o çağının ötesine uzanıp yüzyıllar sonrasında bile geçerli olacak bilgilerle, hiçbir ilime yeterince vakıf olmadan kitabı nasıl doldurabiliyor? Size Kur’an’ı uyduramayacağını anlatan birkaç yazı atacağım. Merak edenler okuyabilir.
Bu kitabı okuyup dinden çıktığını söyleyenlerin iyi bir okuma yaptığına inanmıyorum. Detaylı bir şekilde araştırmadan nasıl bu kitaptan etkilenerek dinden çıkıyorsunuz? Bu kadar kolay mı inançtan vazgeçmek?
Yazıyı sonuna kadar okuyanlara teşekkür ederim. Niyetim araştırıp, bir şeyleri ifade etmekti. Size önerim her şeye direk atlamamanız, kurcalamanızdır. Katkıları için abim Bilal Günaydın ’a teşekkür ediyorum.

Güncelleme: #72746219 İşin içine Sümerler veya ortadoğu toplumları girmeden de görülebilen benzerlikler ektedir.

Linkler:
http://islamicevaplar.com/...rler-nuh-tufani.html
http://islamicevaplar.com/...n-kaynagi-nedir.html
http://islamicevaplar.com/...dinlerin-ozudur.html
https://twitter.com/.../1229835694362832899
https://yek1blog.blogspot.com/...sumerler-mi.html?m=1
https://yek1blog.blogspot.com/...i-iddialari.html?m=1
https://eksisozluk.com/...-tavsiyeler--5568397
https://eksisozluk.com/...-tavsiyeler--5690673
http://michaelsikkofield.blogspot.com/...an-din-ve-kuran.html
116 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Dünyanın ve Türkiye'nin önde gelen Sumerolog'larından Muazzez İlmiye Çığ hocamızın okuduğum ilk kitabı. Kitap kısa olmasına rağmen içerdiği bilgiler bakımından adeta bir hazine olarak değerlendirilebilir.

Kitapta, ilk olarak Sumer uygarlığı ve bu uygarlığın insanlık tarihine ve gelişmesine yaptığı büyük katkıların kısa bir özeti yapıldıktan sonra, esas konu olan üç semavi dindeki inanç ve yaşantının Sumer'lerde görülen benzerliklerine değiniliyor. Kitabın isminde de yazıldığı gibi Kuran,İncil ve Tevrat'ta bulunan bir çok ayrıntının Sumer yazıtlarıyla benzerlikleri üzerinde duruluyor. Kabaca olarak düşündüğümüzde aralarında ortalama biner yıllık süreler bulunan bu yazıtlar ve kutsal kitapların, bazı bölümlerde birebir veya benzer uyum sağlamasının altı çiziliyor. Bu durumun nasıl olmuş olabileceği hakkında da ayrıca fikir yürütülüyor.

Kitap, içerdiği bilgilerin bu kadar kapsamlı olmasına ve bölümler çok ayrıntılı bir şekilde yazılmasına rağmen müthiş bir akıcılıkla okunuyor.

Son cümle olarak, müthiş ve çok ilginç bilgiler içeren bu kitabı , özellikle de bu tür kitaplarla ilgilenen kişilerin mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum.
116 syf.
·Beğendi·9/10
Deisttim,Ateist oldum.Pişman değilim.Bu kitabı "idrak yolu enfeksiyonu" olmuş herkese okutulması lazım.
Bana uymuyorsanız inandığınız dinin kitabına uyun ve okuyun .Kadını köle,cariyeden öte bir şeye benzetmeyen din sadece faztazi kitabıdır.
116 syf.
Özellikle semavi dinlerde, ilk insan inancından hareketle, Allah'ın tüm toplumlara(kavimlere) din gönderdiği ve bu toplumların dinlerini bozduğu inancı yer alır.

Dolayısı ile, bu iddiaya göre Sümerler'de, İncil'de ve Tevrat'ta gördüğün benzerlikler, Tevrat'ın, İncil'in ya da Kuran'ın onların kopyası olduğunu değil; aksine "her topluma(kavime) gelen peygamberden kalan bilgi kırıntıları olduğunu" gösterir.


https://eksisozluk.com/entry/65948704


Linkteki incelemeyi çok başarılı bulduğum için ayrıntılı bir inceleme yazmaya gerek duymadım açıkçası.

Yazarımız kitabı hazırlarken ciddi teolojik hatalar yapmış, tutarsız açıklamaları var. Olayları birbirine bağlamaya çalışmış ama bence başarılı olamamış.
Tevrat'la Sümeri rahatça karşılaştırken, bazı kısımlarda konu Kuran'a gelince yazar "Kuran'da bunlar yüzeysel" diyerek konuyu geçiştiriyor.
Kuran'dan bir şey bulamayınca hadislerden ve rivayetlerden örnek vermeye başlıyor.( Burada gülüyorum :D)

Okurken ciddiye alamıyorum yazarı. Dinlerin eleştirilmesi, incelenmesi gerekir mutlaka. Ama buradaki argümanlar benim için yetersiz ve düşük seviye.
Daha diyecek söz bulamıyorum...

Kitaptan alıntılarım, yazdıkça güncelleyeceğim.
#60581816
#60584308
#60613292
#60611513
#60582253
#60583535
#60585605
#60590874
#60610282
#60609377
#60630135
#60759140
116 syf.
·8 günde
Muazzez İlmiye Çığ’ın kitabını Gör Beni’yi okuduktan sonra listeme eklemiştim. Sümerolog olan eser sahibinin daha birçok araştırması ve kıymetli kitapları var. Yavaş yavaş onları da okumayı planlıyorum. Kutsal kitapların kökeninin Sümerler’e dayandığını, yaptığı araştırmalar neticesinde aralarındaki benzerlikleri, konu olan önemli efsanelere yer verdiği bu eseri sorgulamaya, düşünmeye ve araştırmaya iten bir kitap. Tarih Sümerde Başlar isimli bir kitaptan da bahsediyor. Baskısını bulduğumda onu da okumak istiyorum. Meraklılarına tavsiyemdir
116 syf.
·Beğendi
Hiç bir şey yoktan var vardan yok olmadı.
Değişerek gelen şeylerin kökeninde yatan gerçeklere ışık tutan büyük bilge İlmiye ÇIĞ'ın gözünden kaleme alınan eserin herkes tarafından okunması gerekiyor.İnanırken bile neye inandığını bilmeyen insanlarla dolu olan dünyada duyduklarıyla değil öğrendikleriyle bakmanın ayrıcalığı mutlaka bir yerlerde işine yarayacaktır.
116 syf.
·1 günde
Sümer kil tabletlerinden elde edilen veriler ışığında, geçen olayların Kuran-ı Kerim,Tevrat ve İncil kıyaslaması yapılmış kitapta. Sümerler konusunda bilgi almakla birlikte, yorumlarda geçen dini konular da dikkat gerektiriyor.
116 syf.
Aslında çok şey yazılabilir bu kitap hakkında. Kendisi belki de Türkiye'nin en iyi sümerologlarındandır, saygım büyük. """Platon düşüncesinde adalet/doğruluk, herkesin kendi işini düzgün bir biçimde yaptığı, bir başkasının işine karışmadığı ideal bir kentte tecelli etmektedir.""" Kısaca bunu desem sanırım herkes anlamış olur, çünkü Sn. Çığ'ın yazdıklarını doğru bulmuyorum. Uzun uzun yazmanın bir mantığı yok çünkü Sn. Bilal Günaydın yeterli açıklamayı yapmış, ağzına sağlık. Yok bana bu da yetmez diyorsanız Bilal Günaydın 'ın #66116689 kaynakçasından yararlanabilirsiniz.
116 syf.
·6 günde·Beğendi·7/10
Sümerlerle ilgili önemli bilgileri bugün dünyaya kazandıran Muazzez Hocanın yine güzel bir eserini daha keyifle bitirmenin mutluluğunu yaşıyorum. Coğrafyamız içerisinde kadim millet Sümerler'in yaşadığını ve bugün pek çok unsurda onların izlerini gördüğümüzü kabul etmek zorundayız. Hocamız uzun araştırmalar sonucunda 3 büyük kitaptaki bazı konuların temelinin Sümerler döneminden beri olduğunu farklılıklarla bugünlere kadar ulaştığını bize belgeleri ile ispatlamaktadır. Dini bilgilerim burda ki pek çok arkadaşa göre oldukça sığdır. O yüzden kimse beni yargılamasın fakat inandığım bir şey var yüce Allahımız insanının yaratılışından itibaren ona doğru yolu göstermek için çeşitli efsaneler, hikayeler vb ile biz insan oğlunu bilinçlendirmeye çalışmıştır. Önce çok tanrılı dinleri olan topluluklara belli kuralları iletmiştir. Sonra dinler aracılığıyla insanoğluna doğruyu göstermeye çalışmıştır. İşte bu kitap bu ortak değerlerin Sümerler den başlayarak bugünlere nasıl geldiğini anlatmaktadır. Bu tarz araştırmaları seven tüm kitap severlerin keyifle okumasıyla...
Ali
Ali Kur'an, İncil ve Tevrat'ın Sumer'deki Kökeni'yi inceledi.
116 syf.
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki sorgulayıcı biri değilseniz bu kitabı okumanız size bir şey katmayacaktır bilakis bazı okuyucuların gerçekleri görmenin acizliğiyle yaptığı bir takım eleştirmeler gibi sizde kitabı yerden yere vurarak, çalakalem yorumlar yazıp vaktinizi boşa harcamış olacaksınız. Dünya çapında sayılı Sümerolog M.İlmiye Çığ, binlerce Sümer kil tabletlerinin sadece çözümünü vermekle kalmıyor, bir bilim adamına yakışan bir üslupla tabletlerde yazılanlarla kutsal kitaplarda bahsi geçen konular arasındaki benzerlikleri ortaya koyuyor. Kitabın sonunda, bahsedilen Sümer tabletlerinin fotoğrafları var. Yani kanıtlar sağlam. Din kitaplarında geçmeyen cümleler de yok, uydurup da yazmamış. Saygısız kelimeler kullanılmamış. Yorumları okurken, bazılarının gerçekten de abartılı olduğunu gördüm. Karşıt fikirlerin doğru olabileceğine inanmıyorsanız, neden alıyorsunuz ki kitabı? Nuh Tufanı'nın benzeri Sümer tabletlerinin birinde yazıyormuş mesela, gidin tableti bulun, çevirin, okuyun. Tesadüf mü, kopyalama mı nedir öğrenelim biz de. Kadın en azından araştırma yapıyor, gerçeği bilmek istiyor, bulduklarını da paylaşıyor. Teşekkür etmemiz gerekir, saygı duymamız gerekir. Kitap M. İlimiye Çığ'ın diğer kitapları gibi son derece sarsıcı. Sümer inanış sisteminin aslında nasıl bir çok din ve inanışın kökeninde yattığı çok güzel anlatılmış. Okumaya fazlaca değecek bir kitap. Medeniyet ve insanlık tarihinin ortak kaynağına ulaşma yolunda önemli bir çalışma olmuş. Bir de yazarı Sümer tarihini araştırmaya Atatürk'ün sevk ettiğini anladığınızda, Atatürk'ün yalnız çağını değil bin yılları da aşan dehasını anlayacaksınız.
116 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bu kitaba göre tüm dünyaya uygarlık, yazı, cebir, muhasebe, krallıklar, inanç sistemi Sümerlerden yayılmış. Antik Yunan mitolojisinin de kökeni Sümerlere dayanıyor. Tevrat, İncil ve Kurandaki çoğu hikayenin kökeni Sümerlere dayanıyor. Ve arkeolojik kazılar ve araştırmalar Türklerin kökeninin Sümerler olduğuna işaret ediyor. İlk kez Muazzez İlmiye Çığ'ın kitabını okuyorum. Yalın dille ve referanslara dayalı anlatımını çok beğendim. Diğer kitaplarını da okuyacağım.
Kerem C
Kerem C Kur'an, İncil ve Tevrat'ın Sumer'deki Kökeni'yi inceledi.
116 syf.
·5/10
Muazzez hanımın sümerliler ile yazdığı ve aslında alışık almadığım bi yorumlama tarzıyla dinler tarihine bence yanlış değinen bi kitabıdır . Uygarlığın kökeni kitabının henüz ilk sayfalarında Sümer tabletlerini olduğu gibi yazacağından ve kırık eksik ama yorumlanabilir yerleri bile yorumlamadan yazacağından bahsetmişti. Bu ilk kitabında başarılı olmasına karşın, bu kitabında adeta bir şeyleri ıspat etmeye çalışır gibi didinmesi beyhude bir çabadan öteye gidemedi gözümde. Kendisi Türkiye değil dünyada sayılı Sümerologlardan biridir ve onun ilmine tatbiki yaklaşmam. Ayrıca bir görüşün bir dinin savunucusu da değilim, ancak İslami kaynak olarak salt kaynaklar yerine, zamanında diyanette görev yapmış ve müftülüğe kadar yükseldikten sonra okuduğu Sümer tabletleri ve hammurabi kanunlarının etkisiyle önce deist sonra ateist olan birini seçmesini doğru bulmadım. Bile bile lades.. aynı kitabını salt fikirli tarafsız islam kaydından okuyarak söylede etkisi yerinde olabilirdi. Emeğine ve ilmine sağlık Muazzez hanımın. Özellikle hz İbrahim konusunda çok aydınlandım
Sümerlilerin uygarlığa en önemli katkıları, dillerine göre bir dil icat etmeleri ve okullar açarak onu istedikleri her konuyu yazacak şekilde geliştirmeleridir.
Sümer efsanesine göre evrende ilk olarak Tanrıça Nammu adında büyük uçsuz bucaksız bir su vardı. Tanrıça o sudan büyük bir dağ çıkarıyor. Oğlu hava Tanrısı Enlil, onu ikiye ayırıyor. Üstü gök oluyor, Gök Tanrısı onu alıyor, yer olan altı da Yer Tanrıçası ile Hava Tanrısının oluyor. Bilgelik Tanrısı ve Hava Tanrısı, yeri bitkiler, ağaçlar, sularla donatıyor. Hayvanlar yaratılıyor ve hepsini idare edecek Tanrılar meydana geliyor.
Tevrat'a göre yaratılış 6 bin yıl önceymiş. Hristiyanlık da bu tarihi kabul etmiş. Kuranda bu yok ama İslam inanışına göre 5 bin yıl önceymiş. Çinliler 49bin yıl önce diyorlarmış, Heredot ise 17 bin yıl önce diyor. Bugün 4 milyon yıl önceye ait insan fosilleri bulundu . Allah neden doğrusunu yazdırtmadı acaba?
Sümer'de, Dilmun adında, saf, temiz, parlak Tanrıların yaşadığı bir ülke var. Hastalık ve ölüm bilinmeyen yaşam ülkesi. Fakat orada su yok. Su Tanrısı, Güneş Tanrısına yerden su çıkararak orasını tatlı su ile doldurmasını söylüyor. Güneş Tanrısı söyleneni yapıyor. Böylece Dilmun meyve bahçeleri, tarlaları ve çayırları ile Tanrıların bahçesi haline geliyor. Bu cennet bahçesinde Yer Tanrıçası 8 bitki yetiştiriyor. Bu ağaçlar meyvelenince Bilgelik Tanrısı Enki her birinden tadıyor. Buna yer Tanrısı çok kızıyor, Tanrıyı ölümle lanetleyerek ortadan yok oluyor. Bilgelik Tanrısı çok hastalanıyor. Diğer Tanrılar büyük güçlüklerle Yer Tanrıçasını bularak Bilgelik Tanrısını iyi etmesi için yalvarıyor. Tanrıça, Tanrının 8 bitkiye karşı hasta olan 8 organı için birer Tanrı yaratıyor. İlginç olan yaratılanlardan beşi Tanrıça. Hasta olan organlardan biri kaburga. Onu iyi eden Tanrıçanın adı "kaburganın hanımı" anlamına geken Ninti'dir. Bu kelime de Nin hanım, ti kaburgadır. Ti'nin bir anlamı da hayat'tır.
Eğer, ikinci anlamıyla tercüme edersek Tanrıça'nın adı "hayatın hanımı" olur.
Batı'da uygarlıkla ilgili her konunun başlangıcı Yunan'da denir. Halbuki şimdi yapılan araştırmalar bunun yanlış olduğunu, hepsinin kaynağının Sümerlilere dayandığını gösteriyor.

Bana Sümer yolunu açarak bunları açığa çıkarma olanağı sağlayan ölümsüz Atam'ı şükranla anıyorum.
"Tanrım, gün ışıdı benim günüm karanlık,
Gözyaşları, ağıt ve sıkıntı sardı beni.
Gözyaşlarımdan başka bir seçeneğim yokmuş gibi üzüntü kapladı beni.
Kötü kader eline aldı beni, çalıyor yaşam soluğumu,
Fena hastalıklar yakıyor bedenimi."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kur'an, İncil ve Tevrat'ın Sumer'deki Kökeni
Baskı tarihi:
Şubat 2006
Sayfa sayısı:
116
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753431101
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kaynak Yayınları
Baskılar:
Kur
Kur
Muazzez İlmiye Çığ, 1914 ylında Bursa'da doğdu. 1931'de İlkokul öğretmeni oldu ve Eskişehir'de 4,5 yıl öğretmen olarak çalıştı.

1936'da, yeni açılan Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'ne girdi. Fakültenin Sumeroloji Hititoloji ve Arkeoloji bölümlerindeki eğitimini 1940 yılında tamamlayan Çığ, İstanbul Arkeoloji Müzelerine Çiviyazıları uzmanı olarak atandı. Müzede bulunan Sumer, Akad, Hitit dillerinde yazılmış 74 bin çiviyazılı belge üzerinde 33 yıl çalıştıktan sonra emekli oldu.

Yurtiçinde ve yurtdışında çok sayıda bilimsel kitabı, makalesi yayımlandı. Muazzez İlmiye Çığ, Sumer kültürü üzerindeki çalışmalarını bugünde sürdürüyor.

Yazar bu kitapta, Sumer dini ve edebiyatından Yahudilik, Hrsitiyanlık ve Müslümanlığa; bu dinlerin kutsal kitaplarına ulaşan etkileri ve konuları, belgeleriyle ve karşılaştırmalı olarak sunulmaktadır.

Sumerliler, bu dinlerin çıkışından yüzlerce hatta binlerce yıl önce, siyasal yaşamlarını yitirmişlerdi. Ancak, Sumerliler, icat ettikleri ve istenileni yazacak biçimde geliştirdikleri yazılarıyla, Ortadoğu kavimlerini etkileri altına almışlar ve bu etki Batı dünyasına kadar uzanmıştır.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 1.070 okur

  • Seçkin YILDIZ
  • ysmnalmc
  • Erhan UZMAN
  • Yılmaz Can Özdemit
  • Kardelen Tetiköz
  • Tuncer Önder
  • Goksel kurt
  • Derya uysal
  • ümit kara
  • Cennet özşan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.8
14-17 Yaş
%1.8
18-24 Yaş
%18.8
25-34 Yaş
%24.1
35-44 Yaş
%35.7
45-54 Yaş
%16.1
55-64 Yaş
%1.8
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%31.1
Erkek
%68.9

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%31.8 (132)
9
%25.3 (105)
8
%21 (87)
7
%7.2 (30)
6
%6 (25)
5
%2.7 (11)
4
%1.4 (6)
3
%1 (4)
2
%0.7 (3)
1
%1.9 (8)

Kitabın sıralamaları