Kur'an Kıssalarının Mahiyeti

·
Okunma
·
Beğeni
·
55
Gösterim
Adı:
Kur'an Kıssalarının Mahiyeti
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
416
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056527791
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kuramer Yayınları
Kur’an’daki kıssalar insanoğlunun her çağda karşılaştığı olaylar ve olgularla ilgili çarpıcı anekdotlar içerir. Geçmiş peygamberler ve toplumlarla ilgili kıssalar ilk bakışta mazinin derinliklerine dair anlatımlar gibi görünse de aslında hep “şimdi”ye dairdir.
Nüzûl döneminde kıssaların işaret ettiği “şimdi”, Hz. Peygamber ve siretine karşılık gelir. Kur’an’da kıssaların aktarım tarzı nüzul vasatındaki aktüel duruma o denli uygundur ki herhangi bir kıssanın nazil olduğu dönem tespit edildiğinde, ilgili kıssadan hareketle o günkü durum hakkında fikir sahibi olunabilir. Bu bakımdan, Kur’an kıssalarının sadece düz anlam içeriklerini değil, katmanlı anlamlarıyla bize hissettirmek istediklerini de kavrayabilmek için nüzul dönemindeki durum bağlamını iyi bilmek gerekir.
Öte yandan, kıssalar nihai amaca hizmet eden birer araç mesabesindedir. Kur’an’da nihai amaç, tevhid inancını benimsemiş ahlaklı insanlardan müteşekkil bir erdemli toplum ve sosyal hayat düzeni kurmak diye ifade edilebilir. Kur’an’da çerçevesi çizilen tarih perspektifinde, yalın tarihî bilgi aktarmak ehemmiyet arz eden bir mesele değildir. Kıssalardaki gerçeklik modern bilim paradigmasındaki nesnellik, yalınlık, tarafsızlık ve kronolojiye uygunluk gibi özelliklerden çok farklı bir mahiyete sahiptir. Başka bir ifadeyle, Kur’an kıssaları gerçektir; ancak bu gerçeklik her şeyden çok dinî ve ahlâkî değer alanıyla ilgilidir. Kıssaların aktarımındaki temel amacı vurgulayan “bi’l-hak” lafzı da tam olarak bunu ifade etmektedir.
Kitapta:
Kur’an’da Kıssa (Kasas) ve Benzer Kelimlerin Anlam Alanları,
Arap Dili ve Edebiyatında Kıssa ile Ilişkili Diğer Terimler,
Kıssaların Kaynağı Meselesi,
Kıssalar ve Tarihî Gerçeklik Meselesi
Kıssalarda Amaç Meselesi
gibi konuları ve içeriklerini bulacaksınız
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kur'an'daki tüm kıssaların tarihi gerçekliğe uygun olduğuna ilişkin geleneksel anlayış özellikle bazı kıssalarla ilgili ayetlerdeki hak kelimesini referans gösterir. Buna göre sözgelimi Al-i İmran 3/62. Ayetteki "İşte bu tarihi açıdan gerçek (HAK) bir kıssadır" manasına gelir. Aynı şekilde Kasas 28/3. Ayetteki ifadeler Musa ve Firavun kıssasının tarihi açıdan doğru aktarılmasını belirtir, dolayısıyla bu ayetler kıssaların tarihi gerçekliğine bizzat Kur'an'ın tanıklığı olarak değerlendirilir26. Oysa Kur'an kıssaları bağlamında zikredilen hak veya el-kasasü'l-hak gibi kelimeler ve terkipler doğrudan doğruya tarihi gerçeklik meselesiyle ilgili değildir.
Ayetteki, "Müminlere gelince, onlar bunun (ennehu))rablerinden bir hak olduğunu bilirler" anlamına gelir. Ennehu lafzındaki zamir sivrisinek meseline racidir. Kâfirlerin, "Allah'ın böyle bir misal vermesinin ne anlamı var?" şeklindeki ifadeleri, sivrisinek meselini anlamsız, hatta saçma olarak gördüklerine, müminlerin hak nitelemesi ise bu meselin anlam ve amaç taşıdığına işaret eder. Dolayısıyla hak kelimesi burada sivrisinek meselinin tarihi olup olmadığını değil, anlam ve amaç taşıyıp taşımadığını ifade eder.
Esatir Kur'an'da "önceki insanlar, toplumlar" anlamına gelen "evvelin" kelimesiyle birlikte dokuz ayette geçer.( En'am 6/25; Enfal 8/31;Nahl16/24; Mü'minun 23/83; Furkan 25/5; Nemi 27/68; Ahkaf, 46/17; Kalem 68/15; Mutaffifin 83/13.). Bu ayetlerdeki ifadelerden anlaşıldığı üzere Kur'an'ı Hz. Peygamber'in uydurduğunu, bu konuda başkalarının da kendisine yardımcı olduğunu öne süren müşrikler Kur'an'a ve bilhassa uhrevi âlemdeki dirilişle ilgili beyanlara "eskilere ait efsane" nazarıyla bakmışlardır. Yine ilgili bazı ayetlerden anlaşıldığına göre müşrikler, diledikleri takdirde kendilerinin de Kur' an ayetlerine benzer sözler söyleyebileceklerini ileri sürdükleri halde bu iddialarını yerine getirememişler, Kur'an'ın Allah katından gelen ilahi bir kitap olduğunu müdellel kılmak adına gökten başlarına taş yağdırılmasını veya azaba uğratılmalarını teklif etmişlerdir. (Enfal 8/31-33
18. Arab-ı Baide-Belkıs Olayı
Kur'an'daki kıssaların önemli bir kısmı tarih kaynaklarında "Arab-ı Baide" diye adlandırılan ve çok uzak geçmişte yaşayıp zaman içerisinde yok olan Ad, Semud gibi kadim Arap topluluklarıyla alakalıdır. Tasın, Cedis, Ümeym, Amalika, Casim, Cürhüm-i Üla, Abdü Dahm, Amalika, Hadura gibi çeşitli kolları bulunan bu topluluklar hakkındaki bilgiler yetersiz olmakla birlikte, cahiliye devrindeki Arapların şifahi kültürlerinde ve bilhassa şiir antolojilerinde bu topluluklarla ilgili birçok efsanevi anlatı bulunduğu malumdur. Bunun yanında cahiliye devri Arap kültüründe Seyf b. Ziyezen, Lokman b. Ad, Zebba' (Zenobia), Ebıl Leyla el-Mühelhil, hatta Belkıs gibi efsanevi isimlerle ilgili birçok abartılı hikâye ve kıssa da mevcuttur.
Meşhur efsanevi figürlere bir diğer örnek Belkıs'tır. İslam öncesi Arap kültüründe birçok hikâyeye konu olan Belkıs'ın adı, rivayetlere göre Yelkame bint el-Yeşrah b. Haris veya Belkıs bint el-Hedihidb. Şurahbil'dir. Eski Ahit'te (I. Krallar 10/1-10, 13; Il. Tarihler 9/1-9, 12.)ve Kur'an'da da birbirinden farklı tarzda, Belkıs'tan söz edilir. Kur'an'daki anlatıma göre Sebe kraliçesi Belkıs daha yolda iken tahtı bir anda Hz. Süleyman'ın huzuruna getirilmiş, kraliçe geldiğinde tahtını tanıyarak tevhid inancını benimsemiş, Süleyman'ın sarayına girerken karşısına çıkan billur zemini su zannederek eteklerini toplamıştır. ( Nemi 27 /23-44.)( 107)
Eski Ahit'te mevcut olmayan bu motifler Ester kitabının Aramice şerhi olan ve Hz Süleyman'ın yaşadığı dönemden yaklaşık on beş asır sonrasıyla tarihlendirilen Targum Şeni'de de mevcuttur. Bazı araştırmacılara göre İslami gelenek, Hz. Süleyman ve Sebe melikesi kıssasında sadece Tanah'a değil, Tanah sonrası Yahudi kaynakları ile İslam öncesi dönemlerde Arap kıssacıların dilinde dolaşan şifahi anlatılara da dayanır.(107)
Müfessirler cahiliye devrinde muhtemelen Yahudi kaynaklarındaki efsanelere dayalı olarak Kur' an'daki Belkıs kıssasına dair ilginç ayrıntılar aktarmışlardır. Bu ayrıntılara göre annesi peri kızı, babası cin olan Belkıs'ın bacakları tüylerle kaplıdır. Hz. Süleyman bu söylentinin doğruluk derecesini anlayabilmek için sarayının avlusunu altından sular akan billur bir
Hz. Peygamber' in doğumundan önce, miladi 547, 552 veya 563 yıllarında veya cahiliye Araplarındaki nesi uygulaması göz önüne alındığında 569-571 yılları arasında vuku bulan Fil vakasıyla ilgili anlatıma da Kur'an'da"elem tera" (Görmedin mi?) sözüyle başlanmıştır. Fahreddin er-Razi bu lafzın da "bilmek" ve/veya "hatırlamak" manasına geldiğini belirtmiştir. Bu ifade tarzı Fil vakasıyla ilgili haberin mütevatir seviyesinde olduğuna işarettir. Nitekim Allah Hz. Peygamber dönemindeki inkârcıları zem maksadıyla kendilerinin bizzat şahit olmadıkları hadiselerden, "Onlardan önce nice nesilleri helak etmiş olduğumuzu görmediler mi?"( Yasin, 36/31) diye söz etmiştir. (Hz. İbrahim, İsmail, İshak ile ilgili Kur'an kıssalarına gelince, aslında bu kıssalar Araplar ile İbraniler arasındaki Hz. İbrahim kökenli hısımlık sebebiyle bir yönüyle Arap, bir yönüyle de Yahudi kültürüne aittir. Âdem, İblis, Habil Kabil, Nuh, İdris gibi kıssalar ise İslam, Yahudilik ve Hıristiyanlığın müşterek kültür havzasına aittir. Bu son gruptaki kıssalarla benzerlik arz eden öykülere Sümer, Babil, Mısır gibi kadim kültürlerde de rastlanabilir
Sonraki bölümlerde daha etraflı biçimde ele alınacağı üzere bazı ayetlerde kıssalarla ilgili olarak zikredilen bil hak lafzı da "maksat ve gayeye matuf" manasındadır. Bu lafızdaki "ha" harfi, mülabeset, yani gaye ve hedefle alakalı ya da gaye ve hedefe matuf/mukterin olmak anlamı taşır. Bu itibarla, bil hak lafzı kıssanın tarihi gerçekliğe sahip olup olmaması meselesinden ziyade, esaslı bir gaye ve amaca yönelik olmasını, tabir caizse kıssanın hikmet ve adalet amacıyla aktarılmasını ifade eder. Made5/27-31. ayetlere konu olan Habil-Kabil kıssasının hemen başındaki ‘’vetlü aleyhim nebe’ebneyademe bil hak’’ ifadesinde kastedilen mana, "Adem'in iki oğluyla ilgili şu hadiseyi, oyun ve eğlence olsun diye değil, esaslı bir gayeye mebni olarak anlat" şeklindedir. İbn Aşur bu ifadenin "Habil-Kabil kıssasını İsrailloğulları kıssacılarının ekledikleri unsurlardan arındırılmış olarak anlatmak" manasına gelme ihtimalinden de söz etmiştir27Bunun yanında, söz konusu ifade, "Bu kıssayı doğru ve aynı zamanda önceki ümmetlere ait kitaplardaki anlatıma uygun biçimde anlat" veya "Gerçek nebi ve doğru sözlü biri olarak bu kıssayı anlat" şeklinde de izah edilmiştir.
Netice itibariyle, "bi'l-hak" lafzından hareketle Kur'an'daki tüm kıssaların tarihi gerçekliğe sahip olduğunu ileri sürmek pek ikna edici görünmemektedir. Mamafih, özellikle geçmiş peygamberler ve toplumlarla ilgili kıssaların tarihiliğinden kuşku duymak da yersiz ve gereksizdir. Ancak burada söz konusu olan tarihilik yalın tarihi bilgi aktarımına karşılık gelmemektedir. Kıssaların sevkinde tarihi boşlukların doldurulması ya da tarihi açıdan yanlış bilinen hususların tashih edilmesi gibi bir hedef söz konusu değildir. Kaldı ki daha önce işaret edildiği üzere bazı kıssalarda kronolojik uyumsuzluklar vakidir. Diğer taraftan, ilk hitap çevresindeki insanlar Kur'an kıssalarını dinlediklerinde bunların tarihi olup olmadığı meselesiyle alakadar olmuş değildir. Çünkü onların şifahi kültürlerinde çok önemli bir yer tutan kıssa ve kıssacılık geleneğinde tarihilik ve gayr-i tarihilik gibi meseleler teferruat kabilindedir. Bunun böyle olduğu kas (kıssacı) kelimesinin geleneksel anlam ve kullanımından bile tespit edilebilir.
Kur'an'ın nazil olduğu kültürel muhitteki insanlar arasında dolaşan pek çok efsane bulunduğu bilinmektedir. Bunların belki bir kısmı tarihi gerçekliği olmayan efsanelerdi; fakat azımsanamayacak bir kısmını da gerçek tarihi şahsiyetlerin rol oynadığı senaryolar teşkil etmekteydi. Bu ikinci tür kıssaların kaynaklığını büyük ölçüde Ehl-i Kitab'ın deruhte ettiği söylenebilir. Eski Ahit'teki tarihi anlatıların, beşeri katkılarla süslenen ve olağanüstü kılınan son şekillerini Kur'an'ın ilk hitap çevresindeki tarih edebiyatını yansıtan İsrailliyat ürünlerinde bulmak mümkündür.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kur'an Kıssalarının Mahiyeti
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
416
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056527791
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kuramer Yayınları
Kur’an’daki kıssalar insanoğlunun her çağda karşılaştığı olaylar ve olgularla ilgili çarpıcı anekdotlar içerir. Geçmiş peygamberler ve toplumlarla ilgili kıssalar ilk bakışta mazinin derinliklerine dair anlatımlar gibi görünse de aslında hep “şimdi”ye dairdir.
Nüzûl döneminde kıssaların işaret ettiği “şimdi”, Hz. Peygamber ve siretine karşılık gelir. Kur’an’da kıssaların aktarım tarzı nüzul vasatındaki aktüel duruma o denli uygundur ki herhangi bir kıssanın nazil olduğu dönem tespit edildiğinde, ilgili kıssadan hareketle o günkü durum hakkında fikir sahibi olunabilir. Bu bakımdan, Kur’an kıssalarının sadece düz anlam içeriklerini değil, katmanlı anlamlarıyla bize hissettirmek istediklerini de kavrayabilmek için nüzul dönemindeki durum bağlamını iyi bilmek gerekir.
Öte yandan, kıssalar nihai amaca hizmet eden birer araç mesabesindedir. Kur’an’da nihai amaç, tevhid inancını benimsemiş ahlaklı insanlardan müteşekkil bir erdemli toplum ve sosyal hayat düzeni kurmak diye ifade edilebilir. Kur’an’da çerçevesi çizilen tarih perspektifinde, yalın tarihî bilgi aktarmak ehemmiyet arz eden bir mesele değildir. Kıssalardaki gerçeklik modern bilim paradigmasındaki nesnellik, yalınlık, tarafsızlık ve kronolojiye uygunluk gibi özelliklerden çok farklı bir mahiyete sahiptir. Başka bir ifadeyle, Kur’an kıssaları gerçektir; ancak bu gerçeklik her şeyden çok dinî ve ahlâkî değer alanıyla ilgilidir. Kıssaların aktarımındaki temel amacı vurgulayan “bi’l-hak” lafzı da tam olarak bunu ifade etmektedir.
Kitapta:
Kur’an’da Kıssa (Kasas) ve Benzer Kelimlerin Anlam Alanları,
Arap Dili ve Edebiyatında Kıssa ile Ilişkili Diğer Terimler,
Kıssaların Kaynağı Meselesi,
Kıssalar ve Tarihî Gerçeklik Meselesi
Kıssalarda Amaç Meselesi
gibi konuları ve içeriklerini bulacaksınız

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • hasan sabbah
  • Fâtih KAYMAK
  • Mir'ât-ı Cünûn
  • Cengizhan06
  • Yusuf Mirza
  • Sümeyye Zehra

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0