Kuran ve Bilimsel Zihnin İnşasıCaner Taslaman, Enis Doko

·
Okunma
·
Beğeni
·
878
Gösterim
Adı:
Kuran ve Bilimsel Zihnin İnşası
Baskı tarihi:
Haziran 2015
Sayfa sayısı:
115
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056441769
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İstanbul
Kuran-bilim ilişkisi" pek çok kişi tarafından merak edilen ve ilgi duyulan bir konu olmuştur. Bu konudaki çalışmalarla genelde modern bilimin bulgularıyla Kuran'ın içeriğinin ne kadar uyumlu olduğu sorgulanmaktadır. Bu husustaki yaklaşımlar da önemli olmakla beraber bu kitabın konusu değildir. Burada, "Kuran-bilim ilişkisi" ile ilgili daha önce ele alınmamış bir konu ele alınıyor ve Kuran'ın inşa ettiği zihinsel yapının bilimsel faaliyette bulunmaya ne kadar elverişli olduğu masaya yatırılıyor.

Farkında olalım veya olmayalım bilimsel faaliyette bulunurken zihnimizde çeşitli ön kabuller vardır ve bunlar bilimi mümkün kılar. Bu kitapta Kuran'ın sunduğu varlık anlayışının ve içeriğinin bu ön kabulleri nasıl desteklediği gösteriliyor. Bu ön kabullerle bilimsel faaliyette bulunan birçok natüralist-ateist de elbette vardır, fakat Kuran'a inananlar için bilimsel faaliyet sürecinde bunları benimsemenin rasyonel bir temeli vardır.
Caner hoca olayları Kur'an'a göre yorumlayan, alanında gayet bilgili bir ilim insanıdır. Bu kitabında da İslam özelinde bilim din ilişkisini felsefi bir bakışla incelemiş. Kitabın ilk bölümünde Kur'an ve bilimsel faaliyetlere eşlik eden ön kabuller anlatılır. Kur'an'ın bilimsel faaliyet yapılırken zihinde mevcut olan ön kabulleri desteklediğine dair bir tez ortaya koyar. İkinci bölümde ise Kur'an'ın bilimsel uğraş için motivasyon sağladığından bahsedilir. Kur'an insanı canlı cansız tüm varlıkları ve doğayı tanımaya, bunlar üzerinde derin düşünmeye teşvik eder. Kur'an açısından evreni anlamayla ilgili tüm faaliyet Allah'ın gücünü, kudretini, sanatını anlamaya hizmet etmektedir.
" O birbiriyle uyum içinde yedi kat göğü yaratmış olandır. Rahman'ın yaratışında herhangi bir kusur bulamazsın. Haydi dön de bir bak herhangi bir çatlak görüyor musun? Sonra bir daha bir daha dön de bak. Bakışların aciz ve perişan olarak sana döner " Mülk suresi 3-4
Kuran'ın bilimi desteklediği bizzat Kuran'ın içinden ayetler getirilerek delillendiriliyor bu kitapta. Bunu kitabın başında da kaydettiği 7 ön kabul ile sunuyor bizlere caner ve enis hocalarımız. Belli bir dönemden sonra müslümanların bilime uzak kalması Kuran'ın veya İslamın bilimle celismesi değil müslümanların kuranın sadece sesiyle ilgilenmesinden dolayı olduğunu güzel bir biçimde anlatmışlar. Naturalizmin aksine Kuran bilime ne para ne şöhret nede başka birşey için değer verilmesini öngörür Kuran, para şöhret vb. Menfaatler olmadan da bilime teşvik eden ilahi kitaptır.
Bu kitap akademik bir çalışmanın meyvesidir.
Kitapta; teizm ve ateizm karşılaştırması yapılarak ateizmin savlarının bilimsel olarak doğrulanamadığı teizmin savlarının ise bilimsel olarak doğrulandığı izah edilmiş. Evrenin yasalarının rasyonel olduğu ve insan zihninin bu yasaları anlayabilecek şekilde yaratıldığı anlatılmış. Kuran'ın insanları düşünmeye ve bilimsel araştırma yapmaya teşvik ettiği, bu konuda bir motivasyon kaynağı olduğu açıklanmış.
Okurken Caner hocayı dinliyormuşum gibi hissettim, kelimeler kulağımda onun sesiyle canlanıyordu sanki. Atezimle ilgili kısımlarda Enis Doko'yu görmekte de hiç zorlanmadım. Okumaktan keyif aldığım bir eser olmuş.
Din ile bilim arasında duvarlardan setler olduğu düşüncesini yıkan çok başarılı eleştirel bir kitap...
Sevgili Caner Taslaman bu kitabında- Enis Doko' nun da yardımıyla - İslamın bilimle çatışmadığını hatta bilimle dayanışma içinde olduğunu, Kuran ın müslüman bilim adamlarına müthiş bir motivasyon kaynağı olduğunu anlatmış.
Sadece bununla da kalmayıp akılcı ve bilimsel dayanaklarla naturalizme karşı teizmi savunmuş, Kuran ın bilimin ön kabulleri nasıl temellendirdiğini yazmış...
Bu kitap beni çok etkilemedi ama çok önemli bir şeyin fitilini ateşledi İslam dünyasının genel sorunu bilim yetmezliği rasyonel düşünce yoksunluğu bu kitapta ise buna atılan bir adım görüyorum ve bu adım çok güçlü olmayabilir ama kesinlikle okuyan kişilerin zihinlerine yaptığı etki bakımından çok ileri zamanlara bakarak 10 yıldız verdim çünkü biliyorum bu kitap kendi türünde yazılan ve art niyeti olmayan mantık ve akıl çerçevesinde tutarlı olan nadir kitaplardan ben allahın seçilmiş kuluyum ben üstünüm kuranda geleceğim söylendi diyen şeyh şıhlar mı yazdığım bu kitabı görüyor musun işte bu bana vahiy geldi diyen adamlar mı derseniz caner taslaman mı derseniz bana kalırsa caner taslaman gibi yazarlar haricindeki çoğu dine yönelik yazılmış kitaplar vakit kaybıdır.
Bilim anlatan islam kitaplarının bile %10 unda bilimsel veriler %90 ında ise işte bu allah yarattığı için böyle oldu diyerek mutlu sona bağlayan tipler tarafından yazıldığını göz önüne alırsak çığır açacağına ve açması gerektiğine inanıyorum.
Caner taslaman ve niyazi kahveci gibi değer görmeyen adamlar ile göklere çıkarılan cahil insanlar arasında bir fark olduğu aşikar bu kitapta bunu gözler önüne seriyor ve unutmayın hiç bir kitabın hatta belgeselin ana fikrinin allah böyle yarattığı için böyle mesajı içermesi beni rahatsız etmez ama ana fikri ana fikir olmaktan çıkarıp direkt olarak sürekli papağandan biraz daha ilginç teknikler kullanarak karşımıza çıkartırsanız orada insanların vaktini çaldığınızı farkettiğim için ateş püskürüyorum yani sonuçta biz bu kitapları okurken hayatımızdan süre gidiyor neden sürekli allah yarattığı için allahın yüceliği yüzünden allah böyle yarattı diye tekrar tekrar yazılan bir kitabı okuyarak vaktimi kaybedeyim ? bunu benim düşünmem gerekiyor oysa günümüzde bilim ve dini birleştiren kitaplarda benim anlamam gereken şeyleri bana açıklayan angutlar sürüsü ile uğraşıyoruz ve din adı altında okuduğumuz kitaplar bir yerden sonra benzer içerikleri yüzünden hiç bir zenginlik ve kişiye değer katamayacak kadar yozlaşmış oldukları için ve muhtemelen dini kullanarak para kazanmak amacıyla yazıldıkları için bir okuyucu olarak beni çekmiyor.
Bu kitabı size tavsiye etmemin tek sebebi bu para için yazılan ve sayfaları dolu gösterilmeye çalışılan iğrenç kitaplardan birisi olmaması 10 puanı hak etmesinin sebebi de çok bir etkileyiciliği olmamasına karşın en çok okunan dini kitapların bile bu kitap kadar sağlam bir mantık ve rasyonellik ile yazılmıyor olmasından ileri geliyor arada ufak bir kaç irrasyonel şey de olabilir bunların bir sorun oluşturduğunu da sanmıyorum tek bildiğim okursanız size aynı ana fikri başka yazılar ile vermeyecek ve bir şeyler katacaktır.
Verilen argümanlar insanı tatmin edici kiliyor.Okuyunca ben hiç olayın bu tarafını görmemiştim dedirir insana.Felsefeci ve fizikçi olmanın en güzel yani bu olsa gerek.Evren anlaşılır ve rasyoneldir.
Öteki toplumlardan gelen her şeyi reddeden dinci fanatikliğe malzeme olacak bir ifade Kuran’da yer almamıştır. “Din” adına konuşanların bu konudaki kötü siciline bakılırsa Kuran’da böylesi bir ifadenin olmamasının değeri daha iyi anlaşılır. “Din” adına konuşan bu tipleri “din tüccarları” olarak niteleyen ilk İslam filozofu olarak kabul edilen Kindi’nin (9. yüzyıl) şu sözleri, bir Müslüman’ın diğer toplum ve inanç gruplarından gelen bilgilere karşı göstermesi gereken tavrı çok güzel özetlemektedir: “Nereden gelirse gelsin, isterse bize uzak ve karşıt milletlerden gelsin, gerçeğin güzelliğini benimsemekten ve ona sahip olmaktan utanmamalıyız. Çünkü gerçeği arayan için gerçekten daha değerli bir şey yoktur. O halde gerçeği eksik görmek ve onu söyleyeni ve getireni küçümsemek yakışık almaz.”
Caner Taslaman
Sayfa 101 - İstanbul yayınevi
Dünyada geniş kitleler üzerinde etkili olan hiçbir dinsel metinde; evreni, canlı ve cansız varlık ve süreçleriyle doğayı tanımaya, bunlar üzerinde derin derin düşünmeye, doğadaki fenomenlerden sonuçlar çıkarmaya Kuran’daki kadar yoğun teşviğe rastlanmaz.
“Evrende muhtemelen 10^60’dan fazla elektron vardır ve bunların tamamının tam olarak aynı elektrik yüküne sahip olduğunu varsayabiliriz. Her ne kadar aynı sıradaki beş arabanın kırmızı olmasını tesadüf olarak değerlendirmeye hazır olsam da, 10^60 cismin tam olarak aynı elektrik yüküne sahip olmasını benzer şekilde tesadüfle açıklayabilir miyim?"
Kuran’ın anlamına nüfuz etmeye ve emirlerini hayata geçirmeye çalışmaktan ziyade anlamadan seslendirenler, Kuran’ın evrendeki olguları incelemeye yönlendiren yüzlerce ayetini gereğince takdir edememişlerdir. Müslümanların, Kuran’ın söz konusu ayetlerinin gereğini yerine getirmemelerini ve bilimden uzak kalmalarını sıkça eleştiren, Nobel ödüllü fizikçi Abdus Salam (elektro manyetik kuvvetle zayıf nükleer kuvveti birleştirerek 1979 yılında Nobel ödülünü aldı) şöyle demektedir: “Kuran, âlimlerin, yani bilgi sahiplerinin ve kavrama yeteneğine sahip olanların üstünlüğüne vurgu yapar ve şöyle sorar: ‘Bilenler ile bilmeyenler bir olur mu?’ Kuran’daki yedi yüz elli ayet neredeyse Kuran’ın sekizde biri) inananları doğayı incelemeye, üstüne düşünmeye, nihai gerçeklik arayışında akıldan en iyi şekilde yararlanmaya, bilgi edinmeye ve bilimsel anlayışı toplum hayatının bir parçası yapmaya teşvik eder.”Abdüs Salam’ın, Nobel ödülünü Kuran okuyarak alması, onun, bilim-din ilişkisine yaklaşımını gösteren sembolik öneme sahip bir davranış olmuştur. Ödülü şu ayetleri okuyarak almıştır: O birbiriyle uyum içinde yedi kat göğü yaratmış olandır. Rahman’ın yaratışında herhangi bir kusur bulamazsın. Haydi dön de bir bak herhangi bir çatlak görüyor musun? Sonra bir daha bir daha dön de bak. Bakışların aciz ve perişan olarak sana döner.(67-Mülk Suresi 3-4)
Caner Taslaman
Sayfa 93 - İstanbul yayınevi
Masa başında düşünerek varlık hakkında gerekli tüm bilgilerin elde edilebileceğini zannetmenin yanında, bazı şahısların her meseleyi çözdüğünü düşünüp, bu şahısların görüşlerine başvurarak evrendeki fenomenler hakkında her şeyi öğrenebileceğini zannetme de gözlemsel bilimin düşmanıdır. Nitekim İbni Heysem de bu duruma dikkat çekmiştir: “Gerçeği arayan kişi, eskilerin yazdıklarını araştırarak ve doğal eğilimini takip ederek onlara güvenen kişi değildir, tam aksine onlara kuşkuyla yaklaşan, onlardan topladığı bilgileri sorgulayan, türlü türlü kusur ve eksikliklerle dolu yapıya sahip insanların sözleri yerine argümanlara ve kanıtlara boyun eğen kişidir.”Bu konuyla ilgili anlatılan meşhur bir hikâye böylesi bir zihniyetin yaygın olduğu dönemler hakkında bize bilgi vermektedir. Bu hikâyeye göre atın kaç dişi olduğunu soran birine cevap olarak “Aristoteles’in kitabını açıp da bakalım” denmiştir. Bu hikâye gerçek olmayabilir ama her halükarda uzun bir zaman dilimindeki zihniyeti aktarması açısından önemlidir. Batı dünyasında 17. yüzyılda bilimsel devrimin yapılmasında, Aristoteles’in gözleme merkezi yer verilmesini önleyecek şekilde yerleşmiş otoritesinden kurtulma, bilim tarihi kitaplarında önemli bir etken olarak su- nulmaktadır. Kuran’ın evreni gözlemeye yönlendiren ifadelerinin değerini anlamak için bu olguyu göz önünde bulundurmalıyız. Kuran’ın iddiasına göre bütün varlıkların çok üzerinde olan Allah’tan gelen bir kitap olan Kuran, tüm kitaplar ve kişiler üstü bir oto- riteye sahiptir. Oysa Kuran’da, Allah tarafından vahyedilme iddiası olmasına rağmen “Bu kitaptan evrenle ilgili her şeyi öğrenin” denmemiş, bu kitabın inananları evren üzerine gözlem yapıp sonuçlar çıkarmaya davet edilmişlerdir. Kuran, kendisine güvenen bir üslupla, bu gözlemleri kendi otoritesine tehdit görmemiş; tam tersine, aklı çalıştırmayla ve gözlemle bilgi elde etmeyle ulaşılan sonuçları kendi iddialarını tasdikleyen aracılar olarak takdim etmiştir.
Caner Taslaman
Sayfa 72 - İstanbul yayınevi
Kuran’da birçok farklı fenomenin incelenmesine yönlendirme olduğunu tespit etmek konumuz açısından önemlidir. Günümüzde bilimlerdeki özelleşmeyle bu farklı alanların her biri farklı bir çalışma disiplini olarak isimlendirilmektedir. Bunlara birkaç örnek verelim. Örneğin şu Kuran ayetinin yönlendirmesi astronomi alanıyla ilgilidir: Üzerlerindeki göğü nasıl kurduğumuza ve süslediğimize bakmazlar mı? Bir çatlağı da yoktur onun.(50-Kaf Suresi 6)
Şu ayetlerin yönlendirmesi jeoloji (yerbilimi) alanıyla ilgilidir: Dağların nasıl dikildiğine bakmazlar mı? Ve yeryüzünün nasıl yayıldığına bakmazlar mı? (88-Gaşiye 19-20)

Şu ayetin yönlendirmesi canlıların başlangıcıyla ilgilenen paleontoloji (fosilbilim) gibi bilim alanlarıyla ilgilidir: De ki “Yeryüzünü gezip dolaşın da yaratılışın nasıl başladığını görün.”(29-Ankebut 20)

Şu ayetin yönlendirmesi arkeoloji alanıyla ilgilidir: Yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden öncekilerin sonuna bakmazlar mı? Onlar bunlardan daha kuvvetliydiler, yeryüzünü eşip deşip didik didik etmişler ve bunların imar ettiklerinden çok daha fazla imar etmişlerdi.(30-Rum Suresi 9)

Şu ayetin yönlendirmesi botanik (bitkibilimi) alanıyla ilgilidir: O, gökten su indirendir. Her çeşit bitkiyi onunla bitirdik, ondan bir yeşillik çıkardık, üstüste binmiş taneler üretiyoruz ve hurmanın tomurcuğundan sarkan salkımlar, bir kısmı birbirine benzeyen, bir kısmı da benzemeyen üzüm bağları, zeytin ve nar bahçeleri meydana getirdik. Meyve verirken ve olgunlaştığı zaman her birinin meyvesine bakın. Kuşkusuz bütün bunlarda inanan bir toplum için deliller vardır.(6-Enam suresi 99)

Şu ayetin yönlendirmesi zooloji (hayvanbilimi) alanıyla ilgilidir: Muhakkak hayvanlardan alacağınız ibretler vardır.( 16-Nahl Suresi 66)

Şu ayetin yönlendirmesi embriyoloji alanıyla ilgilidir: Ey insanlar! Eğer dirilişten şüpheleniyorsanız, gerçekten de sizi topraktan yarattık, sonra bir damla sudan, sonra asılıp tutunan bir şeyden, sonra yaratılış biçimi belli belirsiz bir çiğnem et parçasından; size apaçık gösterelim diye. Dilediğimizi belirli bir süreye kadar rahimlerde tutuyoruz sonra sizi bebek olarak çıkarıyoruz, sonra da güçlü çağınıza eriştiriyoruz.(22-Hac Suresi 5)
Caner Taslaman
Sayfa 91 - İstanbul yayınevi
Akıl yürütme faaliyetinin tesadüfi bir doğal seleksiyon süreciyle oluştuğunu savunan bir natüralist, sıradan akıl yürütme faaliyetinin güvenilirliğini bile savunamaz duruma gelecektir. Fakat o zaman, felsefi ve bilimsel üst seviyede bir akıl yürütmeyle ilgili olan natüralizmin ve evrim teorisinin doğruluğunu da savunamaz. Tarih boyunca natüralist görüşün alternatifi olmuş teizme göre ise evren daha var olmadan önce akıl, irade, kudret, bilinç sahibi bir Allah vardı. Evren ve canlılar ister evrimle ister başka türlü yaratılmış olsun, bu yaratılış süreci bu ezeli yaratıcının akıl ve irade gibi sıfatları çerçevesinde gerçekleşmiştir. Bu yaratılış sürecinde insana yaratıcınınkine göre düşük bir seviyede de olsa aklın verilmesinin sebeplerinden biri doğru bilgiye ulaşması olduğu için aklın doğruya ulaşma kapasitesi olduğunu beklemeyi bu paradigma destekler
Caner Taslaman
Sayfa 42 - İstanbul yayınevi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kuran ve Bilimsel Zihnin İnşası
Baskı tarihi:
Haziran 2015
Sayfa sayısı:
115
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056441769
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İstanbul
Kuran-bilim ilişkisi" pek çok kişi tarafından merak edilen ve ilgi duyulan bir konu olmuştur. Bu konudaki çalışmalarla genelde modern bilimin bulgularıyla Kuran'ın içeriğinin ne kadar uyumlu olduğu sorgulanmaktadır. Bu husustaki yaklaşımlar da önemli olmakla beraber bu kitabın konusu değildir. Burada, "Kuran-bilim ilişkisi" ile ilgili daha önce ele alınmamış bir konu ele alınıyor ve Kuran'ın inşa ettiği zihinsel yapının bilimsel faaliyette bulunmaya ne kadar elverişli olduğu masaya yatırılıyor.

Farkında olalım veya olmayalım bilimsel faaliyette bulunurken zihnimizde çeşitli ön kabuller vardır ve bunlar bilimi mümkün kılar. Bu kitapta Kuran'ın sunduğu varlık anlayışının ve içeriğinin bu ön kabulleri nasıl desteklediği gösteriliyor. Bu ön kabullerle bilimsel faaliyette bulunan birçok natüralist-ateist de elbette vardır, fakat Kuran'a inananlar için bilimsel faaliyet sürecinde bunları benimsemenin rasyonel bir temeli vardır.

Kitabı okuyanlar 68 okur

  • Volkan
  • Meltem
  • Yasemin...
  • Leyla Rajabova
  • π-Kuantum_rüyası_@lfa
  • Ahmet İlhan
  • halime akbas
  • #havva
  • Bilgehan Guler
  • Mehmet

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.7 (4)
9
%45.8 (11)
8
%29.2 (7)
7
%4.2 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%4.2 (1)