Kur'an'da Kıyamet Sahneleri (Cennet Cehennem)

·
Okunma
·
Beğeni
·
580
Gösterim
Adı:
Kur'an'da Kıyamet Sahneleri
Alt başlık:
Cennet Cehennem
Baskı tarihi:
1969
Sayfa sayısı:
408
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hilal Yayınevi
Baskılar:
Kur
Kur
"Ahiret âlemi düşüncesi, insan ruhunda derin bir yer tutar. Hatta bu düşünce, insanın ruhi ve fikri uyanıklığının ölçüsü sayılacak kadar derindir."

"Kur'an dilinde bu âlem; görülen bir resim, hareket eden bir canlı, bariz bir şahıs haline gelmiştir. Müslümanlar bu âlemi tam bir şekilde yaşamışlar, sahnelerini görmüşler, olaylarını seyretmişler, bunlardan etkilemişler. Kâh yürekleri hoplamış, kâh tüyleri ürpermiş, kâh içlerine korku dolmuş, kâh ruhlarını huzur ve güven okşamış, kâh onları ateşin dilleri sarmış, kâh cennetten esen hafif, tatlı rüzgâr içlerini açmış. Ve henüz o va'dedilen gün gelmezden önce, o günü bu dünyada görüp bilmişler."

Yirminci asrın dil ustalarından ve Kur'an'ı çok iyi anlayanlarından olan merhum edip Seyyid Kutub böyle diyor Kur'an'da Kıyamet Sahneleri adlı eserinde. Üstad Bediüzzaman'ın tabiriyle "âlem-i ahiretin haritası" olan yüce kitabın bu yönünü çok mufassal ve mükemmel nazarımıza sunuyor.

"Tarihte o seviyede yetişen çok ender insan vardır. Yanlış bir metoddan ötürü devasa bir kamet asıldı gitti" diye kendisinden bahseden muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, merhumun Kur'an'la alakalı eserlerindeki başarısı için de şunları ifade ediyor; "Kutub'un da Kur'an'ı nazara verici bir yaklaşımı var. Ayrı bir enginliği var. Arapça orijinal metninden takip edilince Türkçede çok başarılı tercemeleri olmasa bile, orijinal metninde hakikaten bazen Kutub'un o çağlayanlar gibi ifadesiyle Kur'an'ın içine girince böyle o uyumu, o ifade arasındaki mutabakatı, denmesi gerekli olan şeyleri gördükçe, bazen insan külahını yukarı atası geliyor."

Aziz şehidi rahmetle anarken bu ve Kur'an'la alakalı diğer eserlerindeki gayesini ifade eden açıklaması ile sözlerimize son veriyoruz. Ruhu şâd olsun; "Kur'an'ın anlatımını, ilk Arapların duyduğu şekilde yeniden duyurmak, ondaki öz sanat güzelliğini ihya etmek, bunu tevil ve düğümleme yığıntılarından ayıklamak, ifade ve edebi güzelliğini, Kur'an'ın diğer gayelerinden ayırt etmektir."
326 syf.
·Puan vermedi
Seyyid Kutup okumayı seven kimselerin elbette bu kitabı okuması gerekir. Silkin ve kendine gel, niteliğinde bir kitap. Açıkçası kitabı okuduktan sonra gecesine kafamı yastığa rahat koyamamıştım.
"Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, hiç şüphesiz o (Kur'an), çok şerefli bir elçinin sözüdür. Ve o, bir şair sözü değildir. Ne de az iman ediyorsunuz! Bir kâhin sözü de değildir (O). Ne de az düşünüyorsunuz! (O), âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir."
"Size düşünecek kimsenin düşünebileceği kadar bir ömür vermedik mi? Niçin inanmadınız?"
(Fatır, 36-37)
Sahnelere bakıyoruz ve ashab-ı Yemin, Ashab-ı Şimal ve bu sahnelerim bölümleri arasında ahengi, uyumu görüyoruz. Tüm hatlarıyla ve tafsilatıyla azab, nimetlere mukabil gelmektedir. Çünkü nimetlerde uzunca bir gölge, akarsu, dikensiz ağaç ve çok meyve varken, bunun karşısındaki cehennemde insan hücrelerine işleyen sıcaklık, kaynar su, ne soğuk ne cömert duman ve karınları dolduran zakkum ağacı var... Sahne burada ve diğer yerlerdeki bölümlerde uyum içerisinde tabii bir sahnedir. Bu tasvir kitabinda uzunca anlattığım tasvirdeki edebilik ve sanattır.
Bu surede onlara Nuh kavminun,Ad,Senut,Lut kavminin, Firavun kavminin akıbetine dair haberler anlatılmıştır. Bunlarin hepsi azaba çarptırılmış, cezaları verilmiştir. Her kıssanın sonunda diğer kıssaya geçerken nefret ve alaylı bir tavırla şu cümle tekrarlanmıştır:
"Benim azabım ve uyarmam nasılmış?"
Daha önce de bahsi geçen murselat suresinde uyarı mahiyetindeki devamlı tekrarlanan
"O gün (hakikatleri) yalanlayanların vay haline"
Ayeti de aynı uyumu göstermektedir.
Bu sûrede anlatılan sahneler çok kısa ve küçüktür. Fakat
bu sahnelerde yeni tablolardan örnekler anlatılmaktadır. İlk tabloda cehennem kâfirleri kuşatıcı, hepsini içine alıcı, toplayıcı bir şekilde anlatılmaktadır.
İkinci tabloda amellerin, sahibinin boynuna asılacağı kitaba kaydedilmesi anlatılmaktadır. Öyle ki, her insan kitabını okumakla mükelleftir. Böylelikle de nefsine şahitlik etmiş olacaktır.
Üçüncü tabloda onlara yapılan çağrılar ve onların bu çağrıya icabetleri anlatılmaktadır. Bu sahneler Kur'an'da çokça geçen sahnelerdir. Fakat burada yeni bir tanda gelmektedir. Onlar çağrılırlar, bu çağrıya icabetleri ise Allah'a hamd iledir. Burada, dünyada Allah'a hamd etmeyenlerde alaylı bir tavır söz konusudur. Ba's günü dillerinde ihmal etmeyecekleri ilk şey hamd ile teşbihtir. onların şekilleri, suretleri, korku içerisinde alaylı bir şekilde teşbih ederler. Onlar zanneder ki orada az bir zaman kalacaklar.
Seyyid Kutub
Sayfa 211 - Not kitapta 4. 5. Tablodan bahsedilmiş daha uzun olmasin diye eklemedim
Şeytan: Bütün hileli ve aldatıcı, sorumsuz ve gösterişli, Kurnaz ve hain karakteri ile şeytan... Şeytan Allah'ın onlara Hakkı vaad ettiğini, kendisinin de onlara vaat ederek bu vaadinden caydığını itiraf etmektedir. Bundan sonra da onlara hain bir acı ve eleme sürüklüyor, tebaasından ettiğini çekiyor.
"benim sizi Zorlayacak bir nufuzum yoktu. Sadece sizi çağırdım, Siz de bana uyudunuz Şimdi beni ayıplamayın, kendi kendinizi ayıplayın."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kur'an'da Kıyamet Sahneleri
Alt başlık:
Cennet Cehennem
Baskı tarihi:
1969
Sayfa sayısı:
408
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hilal Yayınevi
Baskılar:
Kur
Kur
"Ahiret âlemi düşüncesi, insan ruhunda derin bir yer tutar. Hatta bu düşünce, insanın ruhi ve fikri uyanıklığının ölçüsü sayılacak kadar derindir."

"Kur'an dilinde bu âlem; görülen bir resim, hareket eden bir canlı, bariz bir şahıs haline gelmiştir. Müslümanlar bu âlemi tam bir şekilde yaşamışlar, sahnelerini görmüşler, olaylarını seyretmişler, bunlardan etkilemişler. Kâh yürekleri hoplamış, kâh tüyleri ürpermiş, kâh içlerine korku dolmuş, kâh ruhlarını huzur ve güven okşamış, kâh onları ateşin dilleri sarmış, kâh cennetten esen hafif, tatlı rüzgâr içlerini açmış. Ve henüz o va'dedilen gün gelmezden önce, o günü bu dünyada görüp bilmişler."

Yirminci asrın dil ustalarından ve Kur'an'ı çok iyi anlayanlarından olan merhum edip Seyyid Kutub böyle diyor Kur'an'da Kıyamet Sahneleri adlı eserinde. Üstad Bediüzzaman'ın tabiriyle "âlem-i ahiretin haritası" olan yüce kitabın bu yönünü çok mufassal ve mükemmel nazarımıza sunuyor.

"Tarihte o seviyede yetişen çok ender insan vardır. Yanlış bir metoddan ötürü devasa bir kamet asıldı gitti" diye kendisinden bahseden muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, merhumun Kur'an'la alakalı eserlerindeki başarısı için de şunları ifade ediyor; "Kutub'un da Kur'an'ı nazara verici bir yaklaşımı var. Ayrı bir enginliği var. Arapça orijinal metninden takip edilince Türkçede çok başarılı tercemeleri olmasa bile, orijinal metninde hakikaten bazen Kutub'un o çağlayanlar gibi ifadesiyle Kur'an'ın içine girince böyle o uyumu, o ifade arasındaki mutabakatı, denmesi gerekli olan şeyleri gördükçe, bazen insan külahını yukarı atası geliyor."

Aziz şehidi rahmetle anarken bu ve Kur'an'la alakalı diğer eserlerindeki gayesini ifade eden açıklaması ile sözlerimize son veriyoruz. Ruhu şâd olsun; "Kur'an'ın anlatımını, ilk Arapların duyduğu şekilde yeniden duyurmak, ondaki öz sanat güzelliğini ihya etmek, bunu tevil ve düğümleme yığıntılarından ayıklamak, ifade ve edebi güzelliğini, Kur'an'ın diğer gayelerinden ayırt etmektir."

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 3 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0