Kur'an'dan Hikmetler

·
Okunma
·
Beğeni
·
7
Gösterim
Adı:
Kur'an'dan Hikmetler
Baskı tarihi:
1 Temmuz 2018
Sayfa sayısı:
217
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058143456
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nida Yayıncılık
Kur'ân'ı Kerîm okurken satır aralarına dikkatlice bakmak gerekir.
İnsan Sûresinde geçen Onlar yemeği, kendileri seviyor olmalarına rağmen miskine, yetime ve esire yedirirler.
Bu ayette geçen miskin ve yetim genel olarak birbirine yakın iki kavramdır. Ancak esir kelimesi bu iki kelimeden biraz uzaktır. Çünkü esir, düşman tarafından ele geçirilmiş kişidir. Kişi fıtri olarak esire düşmanlık besler. Çünkü onunla savaşmış, savaş sonucu onu yakalamıştır. İşte Rabbimiz, bize yemek yedirilecek kimselerden bahsederken öncelikle miskinden, sonra yetimden, sonra da esirden bahsetmektedir. Burada dinimizin şu inceliğine/hikmetine ulaşabiliriz:
Rabbimiz, düşmanca saldıran ama başaramayıp senin eline esir düşen bir kimseye bile iyilik yapmanı istiyor. Onu da himayene almanı istiyor. Onu da korumanı istiyor. Seninle savaşmış olsa da şimdi eli kolu bağlı ve senin göstereceğin insanlığa bakacak. Ona öyle bir örnek davranış göster ki, sana saldırdığı için utansın. Ne kadar iyiliksever ve yardımsever olduğunu elindeki ekmeği paylaşarak göster. Çünkü düşmanın seni en yakın bu mesafeden tanıyacak. Senin ona yapacağın bir iyilik onun İslam ile müşerref olmasına vesile olacaktır.
Esire iyi örneklik sergileyen kişi esiri kazanmış olur. Dinimizin ahlaki açıdan ne kadar yüce olduğu bu ayetten anlaşılmaktadır. İşte Kur'an'dan Hikmetler derken bu incelikleri yakalamak ve Rabbimizin mesajının daha iyi anlamayı murat ediyoruz.
Gayret bizden muvaffakiyet Allah'tandır..
Murat PADAK
271 syf.
·16 günde
Murat Padak Hoca'nın muhtelif konularda kaleme aldığı, isminden de anlaşalıcağı üzere Kur'an'dan Hikmetleri hâvi kıymetli bir eser. Bazen bir ayet için ortaya konulmuş yaklaşım insanı derinden etkileyebiliyor. Kur'an'ı Kerîm'in Allah'ın kelâmı olduğunu unutup onun mânâ denizinde yüzmeye yeltenmiyoruz. İnsanın ruhuna ferahlık veren, Kur'an'dan ilham almış bir eser.
"Ey Rabbim, benim canımı Müslüman olarak al! Ve beni sâlih kimselerin arasına kat!" - Yusuf Sûresi 101

Bu duayı yapan Hazreti Yusuf'tur. O bile iyi insanlarla birlikte olmayı dilemiştir. Kaldı ki o peygamber olmasına rağmen böyle bir dua yapmışsa bizim de böyle dua etmemiz lazım. Çünkü iyilerle birlikte olmayanların sonu hüsrandır. İyi insanlar ile birlikte olmak, onlarla birlikte gezmek, onların meclisinde bulunmak gerekir.
İnsan insandan olumlu veya olumsuz etkilenir, elektriklenir, negatif veya pozitif enerji alır. Günlük, haftalık, aylık olarak birlikte olduğumuz kişileri gözden geçirelim. Biz ne kadar etki altındayız, ne kadar etkili oluyoruz bunu sorgulamamız gerekiyor. Kişi arkadaşının dînî yaşantısı üzerinedir. Öyleyse kimlerle gezdiğimize dikkat edelim. İyi arkadaş güzel koku satan gibidir. Kötü arkadaş ateş körükleyen adamın yanında durmak gibidir. Adamın körüklediği ateş, o istemese de sana sıçrar, seni yakar. Güzel insanlar birbirlerine hakkı tavsiye eder, sabrı tavsiye eder, birbirlerine Allah'ı hatırlatırlar. Kötü arkadaşlar bize kötü işler telkin eder, bizi olumsuzluklar içine çeker, bize Allah'ı unutturur. Bundan dolayı güzel insanlar ile gerçek veya sanal âlemde birlikte olmak için gayret göstermeli, böyle dostlarımızın olması için en azından duayı ihmal etmeyelim. Ya Rabbi, beni iyi bir dost yap, bana güzel dostlar nasip et! Beni iyi bir eş yap, bana güzel huylu bir eş nasip et! Beni iyi bir komşu eyle, bana iyi komşular nasip et! Âmin.
Murat Padak
Sayfa 270 - Nida Yayıncılık
O münafıklar namaza kalktıklarında üşenerek kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, Allah’ı da pek az hatıra getirirler.
| Nisâ suresi 142
Namaz o kadar önemlidir yani. Medine döneminde münafıklar dahi namaz kılıyordu. İstemeyerek de olsa, üşenerek de olsa, riya için de olsa namaz kılıyorud. Ayet onların namazını övmese bile namazın ehemmiyetine vurgu yapmak için onların dahi namaz kıldığına değiniyor. Peki, günümüzde halis muhlis, kalbi temiz Müslüman olduğunu iddia eden müminler niye namaz kılmaz ki? Acaba Medine münafığının bile ihmal etmediği namazı bizimkiler niye ihmal eder ki?
Namazı kaybeden Allah ile irtibatını koparmış olur.
Medine'de yaşayan münafık namazı terk ettiği takdirde münafık olduğu deşifre olacaktı. Onun münafık olduğunu herkes bilecek ve görecekti. Ama münafık, kendisinin nifakı bilinmesin diye Müslümanların mescidine geliyor ve namaz kılıyordu. Kıldığı namaz makbul olmasa da namazın İslam toplumunda önemli bir yere sahip olduğunu biliyordu.
Murat Padak
Sayfa 169 - Nida Yayıncılık
Hazreti Musa, Hızır/Hıdır ile yola çıkar. Hızır bir gemiyi gizliye parçalar. Hazreti Musa buna tepki gösterir. Sen o gemiyi gemidekileri boğmak için mi parçaladın? Ne kadar iğrenç bir şey yaptın? Diye tepkisini dile getirir.

Halbuki Hızır'ın bildiği ama Musa'nın bilmediği bir şey vardı. O da sağlam gemilerin bir kral tarafından el konulduğuydu. Hızır bunu bildiği için gemiyi özürlü hale getirdi. Böylece sahilde gemilere el koyan askerler, tüm gemileri aldı ama bu gemiyi almadı.

Büyüklerin işlerinde bazen bilmediğimiz hikmetler olabilir. Herşeyi ilk etapta anlamayabiliriz. Sabırlı olmak gerekir.

Her şeye sırf anlamadığımız için muhalefet etmek doğru değildir.

Bazı ufak zararlara büyük zararların önüne geçmek için tahammül edilir, edilmelidir.

"Bunun üzerine yürüdüler. Nihayet gemiye bindikleri zaman o (Hızır) gemiyi deldi. Musa: Halkını boğmak için mi onu deldin? Gerçekten sen (ziyanı) büyük bir iş yaptın! dedi." Keyf sûresi: 71

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kur'an'dan Hikmetler
Baskı tarihi:
1 Temmuz 2018
Sayfa sayısı:
217
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058143456
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nida Yayıncılık
Kur'ân'ı Kerîm okurken satır aralarına dikkatlice bakmak gerekir.
İnsan Sûresinde geçen Onlar yemeği, kendileri seviyor olmalarına rağmen miskine, yetime ve esire yedirirler.
Bu ayette geçen miskin ve yetim genel olarak birbirine yakın iki kavramdır. Ancak esir kelimesi bu iki kelimeden biraz uzaktır. Çünkü esir, düşman tarafından ele geçirilmiş kişidir. Kişi fıtri olarak esire düşmanlık besler. Çünkü onunla savaşmış, savaş sonucu onu yakalamıştır. İşte Rabbimiz, bize yemek yedirilecek kimselerden bahsederken öncelikle miskinden, sonra yetimden, sonra da esirden bahsetmektedir. Burada dinimizin şu inceliğine/hikmetine ulaşabiliriz:
Rabbimiz, düşmanca saldıran ama başaramayıp senin eline esir düşen bir kimseye bile iyilik yapmanı istiyor. Onu da himayene almanı istiyor. Onu da korumanı istiyor. Seninle savaşmış olsa da şimdi eli kolu bağlı ve senin göstereceğin insanlığa bakacak. Ona öyle bir örnek davranış göster ki, sana saldırdığı için utansın. Ne kadar iyiliksever ve yardımsever olduğunu elindeki ekmeği paylaşarak göster. Çünkü düşmanın seni en yakın bu mesafeden tanıyacak. Senin ona yapacağın bir iyilik onun İslam ile müşerref olmasına vesile olacaktır.
Esire iyi örneklik sergileyen kişi esiri kazanmış olur. Dinimizin ahlaki açıdan ne kadar yüce olduğu bu ayetten anlaşılmaktadır. İşte Kur'an'dan Hikmetler derken bu incelikleri yakalamak ve Rabbimizin mesajının daha iyi anlamayı murat ediyoruz.
Gayret bizden muvaffakiyet Allah'tandır..
Murat PADAK

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • s1e2k
  • Enîs Can
  • Meva Nur

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (1)
9
%0
8
%0
7
%50 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0