Kuran'dan İncelikler-2

·
Okunma
·
Beğeni
·
36
Gösterim
Adı:
Kuran'dan İncelikler-2
Baskı tarihi:
23 Mart 2020
Sayfa sayısı:
212
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059325622
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aktaş Yayıncılık
Bismillahirrahmânirrahîm.
Bizi, İslâm dininin müntesibi kılan Allah Teâlâ'ya sonsuz hamd ve Din'in esaslarını ihtiva eden
Kur'ân-ı Kerîm'i kendisine gönderdiği Habîb-i Kibriyâ
Muhammed Mustafa (sallallâhu aleyhi ve sellem)'e sayısız selâm olsun.
Onun ahlâkı Kur'ân idi diyen Hz. Âişe'nin
ifadesindeki gibi yaşayan ve mübarek sözleri ile tebyin
ve tefsir vazifesini en güzel şekilde ifâ eden Hz.
Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem), ondan öğrendik- lerinden kıl payı sapmaksızın Kur'ân
ahlâkını yaşayan ve yaşatmaya çalışan Sahâbe-i Kirâm, onlardan sonra tâbiîn ve günümüze
kadar devam eden ulemâ halkası 1400 küsur yıl önce gönderilen Kitâbullah'ın anlaşıl- masında
azamî gayret sarf etmiştir. Bunun bir neticesi olarak da binlerce ciltlik eserler vücuda
getirmişlerdir.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kur’ân-ı Kerîm’de, mü’minlerin, eşleriyle birlikte Cennet’e gireceğinin anlatıldığı hiçbir âyette hûrilerden bahsedilmemiştir. Yani bir âyette mü’minlerin, eşleriyle birlikte Cennet’e gireceği anlatılıyorsa, o âyette Cennet nimetlerinden biri olan hûrilerden hiç bahsedilmez. Nitekim kadın, fıtrî olarak hûrilerden de olsa kocasına kendisinden başka bir ortak istemez. İşte bundan dolayı Kur’ân-ı Kerîm, kadınların bu hassasiyetine riâyet ederek mü’minlerin eşlerinden bahsettiği hiçbir âyette hûrilerden bahsetmemiştir.

Eşlerin zikredilip hûrilerin zikredilmediği ayetlere örnek olarak şunları zikredebiliriz:

“O güzel son, babalarından, eşlerinden ve çocuklarından lâyık olanlarla birlikte girecekleri Adn cennetleridir.
(Ra’d Sûresi, 13-23.)

“Kendileri ve eşleri gölgelik yerlerde, tahtlarına kurulacaklar.”
(Yâsîn Sûresi, 36-56.)

“Siz ve eşleriniz, muhteşem bir şekilde karşılanıp ağırlanmak üzere cennet’e girin.”
(Zuhruf Sûresi, 43-70.)

Hûrilerin zikredilip eşlerin zikredilmediği âyetlere de şu örnekleri verebiliriz:

“Ayrıca onları beyaz tenli, ceylan gözlü Hûrilerle birleştireceğiz.”
(Duhân Sûresi, 44-54.)

“Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak âfiyetle yiyin için. Ayrıca onları güzel gözlü Hûrilerle evlendireceğiz.”
(Tûr Sûresi, 52-20.)

“(Orada) otağlarına kapanmış Hûriler var.”
(Rahmân Sûresi, 55-72.)

“Güzel gözlü Hûriler; saklı inciler misali.”
(Vâkıa Sûresi, 56-22-23.)

Görüldüğü üzere, hiçbir âyette mü’minlerin eşleri ile hûriler bir arada zikredilmemiştir.

Allâh-u a’lem.
Hicr Sûresi’nde Ashâb-ı Hicr’in inkârı şöyle ifâde edilmiştir:
“Andolsun, Hicr halkı da peygamberleri yalanlamıştı.” (Hicr Sûresi 15/80.)
Ashâb-ı Hicr’e tek bir peygamber gönderildiği hâlde, âyette peygamber kelimesi çoğul kullanılmış ve “peygamberleri yalanlamıştı” denilmiştir, neden? Yani Hicr ashâbı birden fazla peygamberi değil, yalnızca kendilerine gönderilen peygamberi yalanlamıştı.
Çünkü bütün peygamberlerin tebliğ ettiği din, şeriatları farklı olsa da “Tevhid” ilkesine dayanmaktadır. Dolayısıyla bir peygamberi inkâr eden, bütün peygamberleri inkâr etmiş olur.
Allâh-u a’lem.
Yüce Rabbimizin kelâmı olan Kur’ân-ı Kerîm’in her bir kelimesi hatta her bir harfi mutlaka bir hikmete binaen kullanılmıştır. Kur’ân’daki bir kelimeyi çıkarıp yerine aynı manaya gelen farklı bir kelime koymak mümkün değildir. Zira o kelime değiştirildiği takdirde, âyette ki birtakım incelik ve hikmetler de yitirilmiş olacaktır. Bunu bir örnek üzerinden izâh edelim:

Kur’ân’da kullanılan ”el-Aksâ" ”Aksâ” ve ”Kasiyyâ” kelimelerinin üçü de ”uzaklık" mânâsina gelir. Ancak her birinin uzaklık dereceleri birbirinden farklıdır:

”El-Aksâ” kelimesi, elif lam takısı (elif lam) ile marife olan ismi tafdil bir kelime olduğu için diğer iki kelimeye göre daha uzak bir mesafe için kullanılır.

”Aksâ” kelimesi de ismi tafdil bir kelimedir. Ancak nekire olduğu için ”El-Aksâ” kelimesine göre daha yakın bir mesafeyi ifade eder.

Son olarak ”Kasiyyâ " kelimesi, diğer iki kelimenin ifade ettiği mesafeden daha yakın bir mesafe için kullanılır.

Özetle: El takısıyla marife olan ”El-Aksa’“ uzaklıkta birinci derece, nekire olan ”Aksa “
ikinci derece,’ ’Kasiyya “ ise üçüncü derecededir.
Kasas Süresi’nde Rabbimiz, Hz. Şuayb’ın iki kızının şöyle dediğini haber vermiştir:

(O iki kız), ”Çobanlar sulayıp çekilinceye kadar biz koyunlarımızı sulayamayız. Babamız ise çok yaşlı bir adamdır" dediler. (Kasas Süresi, 28/23. )

Bazı âlimler bu ayetle istidlâl ederek, kadının çalışabilmesi için ihtilat (erkeklerle beraber oturup haşır neşir olma) durumunun olmaması ve kadının nafakasını temin edecek hiç kimsenin bulunmaması gerektiğini söylemiştir.

Ayetteki ”Çobanlar sulayıp çekilinceye kadar biz koyunlarımızı sulayamayız” ifâdesi, ihtilâtın câiz olmadığına delildir. Zira Hz. Şuayb’m kızları, koyunlarını sulamak ıçin orada bulunan erkek çobanların çekilmesini beklemiştir.

"Babamız çok yaşlı bir adamdır” ifâdesi ise, kadınların çalışabilmesi için nafakalarını temin edecek kimsenin bulunmamasını gerektirir. Zira bu ifâde: ”Babamız yaşlı olduğu ve koyun sulama işine güç yetiremediği için biz bu işi yapıyoruz” anlamındadır.

Not: İstisnai durumların varlığı göz ardı edilemez.

Allâh-u a'lem.
Şems Sûresi’nde, Semûd kavminin yanlış seçimi ve bu yüzden başlarına gelen büyük felâket hatırlatılmıştır. İmtihân sebebiyle kendilerine teslim edilen deveyi kesen Semûd kavmi, bu cürümlerinin sonucunda azâba uğratılmıştır.
Tefsirlerde zikredildiği üzere deveyi kesen Kudâr adında bir şahıstı.(Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb) Deveyi sadece o kestiği hâlde, bu cürüm âyet-i kerîmede; (kestiler) denilmek sûretiyle tüm kavme nispet edilmiştir.(Şems 96/14)

Deveyi bir kişi kestiyse de Semûd kavminin tüm fertleri buna râzı olmuştu. Bu da gösteriyor ki; günâha râzı olanlar da günâhı işleyen gibi azâbı hak etmektedir. Dolayısıyla azâptan kurtulmak için günâha râzı olmamak gerekir. Bir hadîs-i şerifte şöyle buyrulmuştur:

“Sizden herhangi biriniz bir kötülük gördüğünde onu eliyle değiştirsin. Eğer buna güç yetiremezse kalbiyle (buğz etsin). Bu ise imânın en zayıf mertebesidir. (Müslim, İmân, 49.)
Kur’ân-ı Kerîm’de sâliha kadınların özelliklerinden biri şöyle anlatılmıştır:
“Sâliha kadınlar, Allah’ın korunmasını emrettiğini, kocasının bulunmadığı zaman da koruyanlardır.” (Nisa Sûresi, 4,/34)
Bazı müfessirler bu âyet hakkında şu yorumu yapmıştır:
“Sâliha kadınlar, asla mahremiyeti hakkında bilgi vermezler. Kendilerine evleri hakkında bir soru sorulduğunda ise en fazla;”Biz iyiyiz Elhamdulillah” derler.”
Üzülerek belirtmek gerekir ki; dedikodu meclislerinde, mahremiyetiyle alâkalı anlatılmadık hiçbir şey bırakmayan hatta evinin içinden canlı yayın yapan kadınların olduğu günleri yaşıyoruz.
Allah mahremiyetini koruyanları muhâfaza eylesin.
Yüce Rabbimiz, dünya hayâtını gökten indirilen suya benzeterek şöyle buyurmuştur:

”Onlara dünya hayatının örneğini de ver: O gökten indirdiğimiz bir su gibidir.”(Kehf,45)

Bu âyet-i kerîmede dünya hayâtının suya benzetilmesinin bâzı hikmetleri vardır ki onları şöyle ifâde edebiliriz:

1. Su bir hâl üzere kalmaz. Dünya da bir hâl üzere durmaz, dâima değişir.

2. Su bir yerde durmaz, akıp gider. Dünya da bâki kalmayacak fâni olacaktır.

3. Hiç kimse suya girip de kuru kalmayı başaramaz. Aynı şekilde dünyaya gelen hiç kimse onun fitne ve âfetlerinden selâmette kalamaz.

4. Su, olması gerektiği kadar olursa faydalı olur, gereğinden fazla olursa zararlı olur ve helâk eder.Dünya da öyledir, olması gerektiği kadar olmalıdır. Fazlası zarar verir ve insanı helâk eder.“1

"Bu misâller (yok mu?) işte biz onları, insanlar düşünsünler diye veriyoruz.(Haşr,21)

'

1 İmâm Kurtubî, El-Câmi’ Li Ahkâmi'l-Kur’ân.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kuran'dan İncelikler-2
Baskı tarihi:
23 Mart 2020
Sayfa sayısı:
212
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059325622
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aktaş Yayıncılık
Bismillahirrahmânirrahîm.
Bizi, İslâm dininin müntesibi kılan Allah Teâlâ'ya sonsuz hamd ve Din'in esaslarını ihtiva eden
Kur'ân-ı Kerîm'i kendisine gönderdiği Habîb-i Kibriyâ
Muhammed Mustafa (sallallâhu aleyhi ve sellem)'e sayısız selâm olsun.
Onun ahlâkı Kur'ân idi diyen Hz. Âişe'nin
ifadesindeki gibi yaşayan ve mübarek sözleri ile tebyin
ve tefsir vazifesini en güzel şekilde ifâ eden Hz.
Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem), ondan öğrendik- lerinden kıl payı sapmaksızın Kur'ân
ahlâkını yaşayan ve yaşatmaya çalışan Sahâbe-i Kirâm, onlardan sonra tâbiîn ve günümüze
kadar devam eden ulemâ halkası 1400 küsur yıl önce gönderilen Kitâbullah'ın anlaşıl- masında
azamî gayret sarf etmiştir. Bunun bir neticesi olarak da binlerce ciltlik eserler vücuda
getirmişlerdir.

Kitabı okuyanlar 5 okur

  • Büşra
  • İlim fakiri
  • Meryem Betül A
  • R.A
  • Muhammed Ali

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%66.7 (2)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%33.3 (1)
3
%0
2
%0
1
%0