Kur'an'ı Anlamak

·
Okunma
·
Beğeni
·
257
Gösterim
Adı:
Kur'an'ı Anlamak
Baskı tarihi:
Şubat 2017
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754374681
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Baskılar:
Kur
Kur
Kur’an, Islâm dininin tartismasiz en temel kaynagidir. Dinin dogru anlasilmasi ve hayata tatbik edilmesi, bu temel kaynagin dogru anlasilmasi ve dogru yorumlanmasina baglidir. Kur’an’i dogru anlamak ve dogru yorumlamak; hurafelerden, israiliyat ve geleneksel yanlis yorum ve anlayislardan uzak, objektif bir tarzda, âyetler üzerinde düsünmek, onlari akil süzgecinden geçirmek, arastirmak ve kavramlarin semantik analizlerini yapmakla mümkündür. Nitekim Kur’an’da: “Ey Muhammed! Âyetlerini akil süzgecinden geçirsinler, akli olanlar da ders alsinlar diye sana bereket dolu bir kitap indirdik.” (Sâd, 38/29) âyetiyle bu gerçek vurgulanmaktadir.
224 syf.
Kur’an’ı Anlamak, ilahiyatçı Prof. Dr. İsmail Yakıt’ın 2003 yılında neşrettiği bir kitabı. Kitabın temel felsefesi İslami olanla Arap örfünden olanların iç içe geçmişliği üzerine. Yakıt, İslam’da devletten, kadın haklarına, fikir özgürlüğünden ilk insana kadar farklı konularda tabiri caizse tabuları yıkıyor.

Din eğitimi almamış, ortalama bir Müslümanım. Öğretme niteliğim yok, öğrenme aşamasındayım. Kitaptan epeyce alıntı paylaştım. Şimdi ise yorumlamaya çalışayım.

İsmail Yakıt Hoca, konuya semantik kavramıyla giriyor. Yani kelime kökenleri. Arapça aslında yapılan Kur’an tercümelerinde bazı temel hatalar olduğunu söylüyor. Ayetler ve orijinal kelimeler üzerinden de bunları delillendiriyor. Kitabın genelinde bu var. Arapça deve, Türkçe at, ok ve yay, Grekçe deniz kökenli bir dildir diyor. Örneğin yaradılıştaki alaq kelimesinin birçok manası olduğunu ama ilk halinin devlerin ön ve arka birer ayağının tek iple çapraz bağlanmasından geldiğini anlatıyor. Alaka bu.

Kitaba göre, Hz. Adem ilk peygamber lakin ilk insan değil. Ayet mealindeki ‘yeryüzünde bir halife yaratacağım ifadesinin doğrusunun yaratacağım değil, tayin edeceğim olduğunu, melekelerin de kan döken ve bozgunculardan mı diyerek zaten var olan insanları bildiklerini söylüyor. Eğer henüz yaratılmamışsa melekler insanın bu özelliklerini nereden bilecek ki? Hz. Adem ve Hz. Havva ile ilgili pek çok şeyin Kur’an’da geçmediği halde Hıristiyan ya da İsrailiyat kökenli rivayetler olduğu ve gerçek sanıldığı anlatılıyor. Bu arada Hz. Adem’in çamurdan yaratıldığı, yani mevcut bir babası ve annesi olmadığı, Hz. Havva’nın da ayetteki ondan bir dişi yarattık derken ondan kastedilen şeyin Hz. Adem olmadığı, yine toprak olduğu söyleniyor.

Kur’an’ın düşünce özgürlüğünü savunduğu belirtiliyor. Öyle ki, inançsızlık dahi rahatlıkla açıklanabilir. Peygamber Efendimizin Mekke’nin fethi sonrasında isim vererek öldürttüğü mürtetlerin öldürülüş sebebinin mürtet olmaları değil, bozgunculuk yapmaları ( alternatif bir cami bile yapmışlardı ) olduğu anlatılıyor. Mesela Müslüman bir erkekle evlenen gayrımüslim bir kadının inancını değiştirmesi için eşi tarafından bile zorlanamayacağı, inancında özgür olduğu anlatılıyor.

Kur’an’da devlet kelimesinin olmadığı, İslam’ın da asla bir devlet modeli dayatmadığı anlatılıyor. İstenen şey adaletle yönetmek, emaneti ehline teslim etmektir. Bu anlamda cumhuriyet ve demokrasinin İslam’la tamamen uyumlu olduğu söyleniyor.

Kitabın en uzun bölümü kadınlar ve hakları. Ana görüş, ki ben de katılıyorum. Maalesef İslam öncesi Arap geleneklerinin bu konudaki dayatmalarının İslammış gibi berdevam olması. Bu konuda pek çok alıntı yaptım. Kur’andaki ayetlerde erkeğe özel, ona üstünlük veren hiçbir ifade yok. Sadece bir ayette ticari bir ihtilafta, katibe yazdırma konusunda iki erkek şahit ya da bir erkek ve diğeri şaşırırsa diye iki kadın şahit ifadesi var. Maalesef erkek içtihatçılar bunu bir erkeğe iki kadın şahit gibi yorumluyorlar. Halbuki orada esas şu, bir erkek ve bir kadın şahit. Ancak konu ticaret olduğu ve kadınların konuya çok vakıf olmaması sebebiyle eğer birinci emin olamazsa diye ikinci de isteniyor. Fakat birinci kadın şahit ile mevzu çözülürse zaten ikinciye sorulmuyor bile…

Varsayımlar üzerinden konuşmak ne kadar doğru olur bilemiyorum ama İslam Araplara değil de o dönemin Türklerine gelseydi, en azından kadın konusu çok daha farklı olabilirdi diye düşünüyorum. Nitekim biz Türkler içinde bile örneğin Karadenizlilerin ve Balkanlıların İslam yorumları ile İç bölgelerinkiler, Kırgızlarla Özbeklerinki gibi farklı yorumlar var.

İslam toplumlarının en önemli sorunu kadın meselesi. Eğitimden istihdama kadar pek çok konu burada tıkanıp kalıyor. Ben nasip oldu Umre yaptım. Arabistan’da kadının adı bile yok. Böyle bir hayat olamaz. Kitap haremlik selamlıktan tokalaşmaya, nikahtan kadın devlet yöneticisine, iş hayatından örtünmeye kadar pek çok konuda ayetlerle örnekler veriyor. Çoğu siyasal İslamcıyı, Emevi gelenekçisini kızdıracak şeyler, selefilere göreyse toptan kafir olacağımız şeyler var ama üzerinde konuşulması gereken şeyler bunlar…

Son olaraksa İslam’da sembolizm konusunda Tebbet Suresi ve Ebu Leheb üzerinden çok doyurucu izahatlara girmiş.

Bugün Müslümanların hali hiç iç açıcı değil. Siyasal İslam, bağnazlık, dini kullanma, dini değerleri politize etme, mezhepçilik gibi ayrıştırıcı konular aldı başını gitti. Kitap meselelere biraz daha farklı ve evrensel pencereden, hatta doğrudan Kur’anî olarak bakmayı öğütlüyor.

Adaletin, özgürlüklerin, hukukun, hoşgörünün olmadığı bir düzen İslami olamaz.
Kadın hakkında pek çok uydurma hadis vardır.
...
Kadınların akılları şehvetlerindendir.
...
Allah'tan başkasına secde etmek caiz olsaydı, kadınların kocalarına secde etmelerini emrederdim.
....

Akla, mantığa ve Kur'an'a ters düşen bu nevi sözlerin hiç birisi Hz. Peygamber'e isnat edilemez. Kadını köle ve cariye olarak kullanmaya alışmış, tarih boyunca haklarını gasp eden,onları hakir gören müşrik Arap zihniyetinin, İslâmiyet'ten sonra da bu tutumlarını devam ettirmek için Hz. Peygamber adına uydurdukları sözlerdir.
İsmail Yakıt
Sayfa 145 - Ötüken Neşriyat
Kur'an, ahlaki ilkelere bağlı kalmak kaydıyla her iki cinsin dayanışma ve yardımlaşma içinde olmasını isterken... Kadın maalesef günümüzde sadece bu yönüyle değil aynı zamanda erkeklerle beraber dini görevlerini yapmaktan da soyutlanmıştır. Mesela Hz. Peygamber zamanında kadınlar cenaze, Cuma ve bayram namazlarına iştirak ederlerdi. Hatta bayram namazlarına ailece katılırlardı. Hz. Peygamber zamanında aynı çatı altında ve aynı mekânda erkeklerle beraber namaz kılar ve Hz. Peygamber'e cemaat olurlardı.
...
Kadınla erkeğin tokalaşması bile dini yasaklar arasında yer aldı. Halbuki Hz. Peygamber, yabancı bir hanımın elinden tutmuş ve onu istediği yere kadar götürmüş ve elini bırakmamıştır.
İsmail Yakıt
Sayfa 172 - Ötüken Neşriyat
Bir neticeye varmak gerekirse Adem, bütün insanların ilk biyolojik babası değil insan neslinin ilk peygamberidir.
İsmail Yakıt
Sayfa 88 - Ötüken Neşriyat
İslam'da özellikle Kur'an'da 'dini nikâh' veya 'din dışı nikâh' diye bir şey olmadığı gibi imam nikâhı, papaz nikâhı diye nikâh da yoktur. Kur'an'da nikâh bir tanedir. Sorumluluk topluma ait olduğundan tescil zorunluluğu vardır. Yani nikâhın resmi olması şarttır.
İsmail Yakıt
Sayfa 157 - Ötüken Neşriyat
Nitekim Hz. Peygamber (sav) zamanında kadınlara hakimlik ve denetleme görevi verilmiştir. Şifa binti Abdillah ile Semra binti Nuheyk isimli iki kadın sahabiye, Hz. Peygamber, pazarlarda ortaya çıkan ticari anlaşmazlıklarla ilgili davalara bakmaları ve onları pazarlarda fiyat ve kalite kontrolü yapmaları konusunda görevlendirmiştir.
İsmail Yakıt
Sayfa 153 - Ötüken Neşriyat
Bugün biz Müslümanlara düşen görev, Kur'ani ve İslami olan değerlerle, gerek Arap örfünden gelen gerekse tarihi seyir içinde şekillenen değerleri birbirinden ayırmaktır.
İsmail Yakıt
Sayfa 12 - Ötüken Neşriyat
Hz. Adem hakkında yanlış inançlar ve efsaneler oldukça çoktur. Özellikle Allah’ın yeryüzüne toprak almak için sırasıyla Cebrail, Mikail ve İsrafil adındaki büyük melekleri gönderdiği ve onların istenen toprağı getiremeyip sonra ölüm meleğini gönderdiği, onun her çeşit topraktan birer avuç getirdiği ve Allah’ın bu toprakları çamur yaparak 80 yıl şekilsiz bıraktığı, güneşte kuruttuğu ve sonra şekil vererek 120 yıl daha ruhsuz bırakarak bilahare ruh verdiği ve böylece canlanıp ilk insanın meydana geldiği ve adının Adem olduğu, eşi Havva’nın onun kaburga kemiğinden yaratıldığı, Cennet’te zina ettikleri, yılan hikayesi, bir başka gezegenden yeryüzüne düştükleri, Adem’in Serendib adasına, Havva’nın Hicaz’a düştüğü vs. hususundaki söylentilerin İslami hiçbir mesnedi yoktur.

Bu hususta bu rivayetleri haklı çıkaracak ne bir ayet ne de sahih bir hadis mevcuttur.

Bu rivayet ve efsanelerin kaynağını Yahudi, Süryani ve diğer Hıristiyan menşeli kaynaklar oluşturmaktadır. Muharref ( tahrif edilmiş ) Tevrat’ın hilkat bahsinin Yahudi ve Süryaniler tarafından yapılmış yorumları zamanla İslam toplumuna girmiş ve yapılan tefsir ve kısas-ı enbiya ile ilgili kitaplarda yer alan ‘İsrailiyat’ denilen menkıbeleri vücuda getirmiştir.
İsmail Yakıt
Sayfa 68 - Ötüken Neşriyat

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kur'an'ı Anlamak
Baskı tarihi:
Şubat 2017
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754374681
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Baskılar:
Kur
Kur
Kur’an, Islâm dininin tartismasiz en temel kaynagidir. Dinin dogru anlasilmasi ve hayata tatbik edilmesi, bu temel kaynagin dogru anlasilmasi ve dogru yorumlanmasina baglidir. Kur’an’i dogru anlamak ve dogru yorumlamak; hurafelerden, israiliyat ve geleneksel yanlis yorum ve anlayislardan uzak, objektif bir tarzda, âyetler üzerinde düsünmek, onlari akil süzgecinden geçirmek, arastirmak ve kavramlarin semantik analizlerini yapmakla mümkündür. Nitekim Kur’an’da: “Ey Muhammed! Âyetlerini akil süzgecinden geçirsinler, akli olanlar da ders alsinlar diye sana bereket dolu bir kitap indirdik.” (Sâd, 38/29) âyetiyle bu gerçek vurgulanmaktadir.

Kitabı okuyanlar 12 okur

  • Kezban Altuntepe
  • Esra Betül Yavaş
  • Selma Kavurmacıoğlu

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0