Kur'an'ın Yarattığı Mucize Devrimler

·
Okunma
·
Beğeni
·
106
Gösterim
Adı:
Kur'an'ın Yarattığı Mucize Devrimler
Baskı tarihi:
Mart 2010
Sayfa sayısı:
448
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751029553
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnkılap Kitabevi
Yaptığı bilimsel çalışmalarla İslam dininin evrenselliğine ve akılcı karakterine sürekli vurgu yapan Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, bu dinin geniş kitlelerce doğru anlaşılmasında bu yüzyılın en büyük hizmetlerinden birini vermiştir. Temel eğitimi bakımından ilahiyatçı, felsefeci, hukukçu ve bu eğitiminin gereği olarak da çok yönlü bir düşünür olan Öztürk’ü biz, hayatını adadığı Kur’an’dan aldığımız iki sözcükle tanımlıyoruz: ‘Hanîf Mümin.’
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, “Kur’an’ın Yarattığı Mucize Devrimler” adlı eseriyle bizlere aklın, bilimin, zulme, sömürüye ve şirke karşı isyanın temellendirdiği gerçek bir İslam anlayışının yolunu bir kez daha açıyor. Öztürk, elinizdeki eserinde, çıkarcı siyasetlere, emperyalizme teslimiyet politikalarına, İslam’ı çıkarları doğrultusunda yorumlayan zihniyetlere karşı sergilediği bilimsel ve düşünsel dirayeti, altı bölüm ve altmışı aşkın başlık altında gözler önüne koyuyor.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
“Dinlerini parça parça edip fırkalara, hiziplere bölünenler var ya, senin onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi Allah’a kalmıştır. Allah onlara, yapıp ettiklerini haber verecektir.” (En’am, 159)
Bu ayetten anlaşılır ki, dinde fırkacılık edenlerin, din ve Peygamber hakkında sloganları ne olursa olsun, gerçekte Hz. Muhammed’le aralarında bir iman bağı kalmamıştır. Bunlar ya kendi kendilerini aldatan basireti bağlanmış gafillerdir yahut da din ve peygamber sloganlarıyla saltanat ve menfaat devşiren ikiyüzlülerdir.
‘Allah’ın indirdiği’ başlığının altına ilk yazılacak olan akıldır. Çünkü o, peygamberlerin tebliğinden önce, o tebliğe muhatap olmamış olanlar da dahil, tüm insanlarda bulunan tanrısal bir cevherdir. Akıl, vahiyden daha önce, daha geneldir. Bu öylesine şaşmaz bir gerçektir ki, İslam bilginlerinin akılcı olmayanları bile, akıl ile vahyin çatışması (daha doğrusu çatışmış gibi görünmesi) durumunda aklın esas alınacağını söylemişlerdir. Bu söylem onlara, Kur’an’ın öğrettiği tartışmasız, tevilsiz bilgilerden biridir. İslam düşünce tarihinde aklın işletilmesinin ve onayının dinin kabul edilebilirliğinin de ölçüsü olduğunu ilk dile getiren düşünür olarak gördüğümüz Mutezile imamı Kadı Abdülcebbar (ölm. 415/1024) şaheseri el-Mûğni de şu tespiti yapıyor:
“Akıl ve ilimle ispatı yapılamayan şey itikat konusu da olamaz. Böyle bir şeyin inkârı gerekir. Bunun içindir ki, Kur’an’ın kalpte olan bir mânâdan ibaret olduğunu, aklî- zarûrî delille ispatını istemenin söz konusu edilemeyeceğini söylemek Kur’an’ın reddedilmesini istemekle aynı anlama gelir.” (Kadı Abdülcebbar, el-Muğnî, Halku’l-Kur’an, 14-15)
Kur an’ın kişiler egemenliğinden ilkeler egemenliğine geçişin devrimini yapan ayeti, başlığın altına koyduğumuz Âli İmran 144. ayettir. Esasında bu ayet iki devrimi birden gerçekleştirmektedir:
1. Vahyin bir kişide değil, bir kitapta mihverleştirilmesi:
Kilise, bu tevhit gerçeğini tersine çevirerek, tanrısal vahyi İsa’nın kişiliğinde kristalleştirmiştir. Kur’an ise vahyin bir kişide, Muhammed’de kristalleşmesini istememekte, bunu bir kitapla yapmaktadır. İslam tarihinde bu tevhit gerçeği, resmi mabet olmadığı için kilise gibi bir kurum tarafından yıkıla- madı ama uydurma hadisler yoluyla yıkıldı. Vahyi, ‘okunan vahiy-okunmayan vahiy’ diye ayırıp ardından da “Okunan vahiy Kur’an’dır, okunmayan vahiy de hadisler” söylemini dinleştiren zihniyet işte bu şirke kayışın baş temsilcisidir.
Böyle bir vahiy anlayışına Kur’an asla izin vermez. Böyle bir anlayış, Kur’an’ı sessiz sadasız ve bizzat onu tebliği eden Peygamber’i kullanarak devre dışı etmektir. Kur’an dışında,
din adına bağlayıcı metin anlamında vahiy olmaz; “Olur” demek, niyet ne kadar samimi olursa olsun, örtülü bir şirke kapı aralamaktır. Hadislerin gerçekten Peygamber’e ait olanları bile sadece vahye getirilmiş peygamber yorumlarıdır ve o nitelikleriyle saygıya layıktır. Ama hiçbirsi asla vahiy değildir. Çünkü Hz. Muhammed beşerdir, Kur’an, beşerden vahiy sadır olacağını asla kabul etmez.
2. Kişiler egemenliğinden ilkeler egemenliğine geçiş:
Muhammed, dinler tarihi geleneğinin kıstaslarıyla baktığımızda peygamberler zincirinin son halkası ve bu itibarla peygamberlerin en yücesi olduğu halde Kur’an, ona sadece bir ‘beşer-peygamber’ olarak atıf yapmakta, onu, Allah elçiliğinin ötesinde bir kutsallıkla yüceltmemektedir. Daha doğrusu, Hz. Muhammed’i bir ‘melek-peygamber’ olarak algılamaya gidecek yolu tıkamaktadır. Kur’an, Hz. Muhammed’in kişiliğini değil, temsil ettiği ilkeleri yücelterek, en büyük insan da olsa, kişilerin değil, ilkelerin öne çıkarılması gerektiğine vurgu yapmaktadır. Bu, hukuk ve medeniyet tarihinin tespitinden onbeş asır önce ilan edilmiş ve yürürlüğe konmuş bir büyük devrimdir.
Peygamberin şefaati diye bir amaç ve ibadet hedefi yoktur. Bu fırkacılığı kırmak içindir ki Kuran, Cin Suresi 18. Ayet başta olmak üzere birçok yerde, "Allah'a ibadete herhangi bir kişiyi ortak yapmayın!" emrini vermiştir.
İnsanların birçoğu, peygamberlik konusunda, olması gereken sıfatları belirlemekle işin içinden çıkacaklarını sanırlar. Oysaki konunun önemli yanlarından biri de olmaması gerekenleri tespittir. Çünkü bu İkincisi gereğince yapılmadığında peygamberler ilahlaştırılır ve sonuçta dindarlık adı altında şirke meddahlık yoluna girilir. Hz. Peygamber bu kaygıyı duyan en büyük ruhtur. Ümmetini ısrarlı bir biçimde kendisini ilahlaştırmamak hususunda uyarmıştır. Ve göstermiştir ki, eski ümmetlerden birçoğu özellikle Hıristiyan kitle bu yola girdiği için şirke bulaşmıştır.
Peygamberleri şirk aracı yapmada ilk belirti daima aşırı övgüdür. Bunun içindir ki, Hz. Muhammed’in ısrarla şunu istediğini görmekteyiz: Beni diğer peygamberlerle üstünlük yarışma sokmayın ve beni Hz. İsa’yı övdükleri gibi övmeyin; bana ‘Allah’ın kulu ve elçisi’ demekle yetinin...
Akıldan uzaklaştırılan iman (sonuç olarak da din) sübjektifleşir, kişiselleşir, nefsanîleşir. Böyle olunca da gerçeğe ve genele sırt dönerek, kişinin egosuyla eşitlenir. Bu noktaya geldiğinizde iman, yapıcı-yaratıcı bir mutluluk kaynağı olmaktan çıkar, yıkıcı bir tahrip gücüne dönüşür.
Kur’an’ın, imanı sürekli bir biçimde akıl ve bilimle kucaklaştırması, insanı bu olumsuz sonuçtan korumaya yönelik en hayatî tedbirdir. Bu Kur’ansal tedbirin işlerlik kazanmasında laiklik birinci derece önem arz edecektir. Çünkü laiklik, tabu- laştırılmış eski kuralların egemenliği yerine çağa, zamana ve ihtiyaçlara göre hukuk ve kural oluşturmanın bir numaralı sistemi ve normatif güvencesidir.
Din maskeli ve gerekçeli bütün zulüm ve ahlaksızlıklar dini temsil durumundaki zümre tarafından sergilenmekte ve din, bunların kötülükleri yüzünden kavga ve kötülük kurumuna dönüşmektedir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kur'an'ın Yarattığı Mucize Devrimler
Baskı tarihi:
Mart 2010
Sayfa sayısı:
448
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751029553
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnkılap Kitabevi
Yaptığı bilimsel çalışmalarla İslam dininin evrenselliğine ve akılcı karakterine sürekli vurgu yapan Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, bu dinin geniş kitlelerce doğru anlaşılmasında bu yüzyılın en büyük hizmetlerinden birini vermiştir. Temel eğitimi bakımından ilahiyatçı, felsefeci, hukukçu ve bu eğitiminin gereği olarak da çok yönlü bir düşünür olan Öztürk’ü biz, hayatını adadığı Kur’an’dan aldığımız iki sözcükle tanımlıyoruz: ‘Hanîf Mümin.’
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, “Kur’an’ın Yarattığı Mucize Devrimler” adlı eseriyle bizlere aklın, bilimin, zulme, sömürüye ve şirke karşı isyanın temellendirdiği gerçek bir İslam anlayışının yolunu bir kez daha açıyor. Öztürk, elinizdeki eserinde, çıkarcı siyasetlere, emperyalizme teslimiyet politikalarına, İslam’ı çıkarları doğrultusunda yorumlayan zihniyetlere karşı sergilediği bilimsel ve düşünsel dirayeti, altı bölüm ve altmışı aşkın başlık altında gözler önüne koyuyor.

Kitabı okuyanlar 9 okur

  • Red Kit
  • Cem Öztürk
  • Kadir
  • Ta
  • Vural Karasu
  • Reyhan Deniz
  • Gülşah Yelekin
  • Büşra
  • Abdurrahman Tayhan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0