Geri Bildirim

Kur'an'sız MüslümanlıkBayraktar Bayraklı

·
Okunma
·
Beğeni
·
143
Gösterim
Adı:
Kur'an'sız Müslümanlık
Baskı tarihi:
Aralık 2014
Sayfa sayısı:
370
ISBN:
9786055125592
Kitabın türü:
Yayınevi:
Düşün Yayıncılık
Bugün İslam âleminde yaşanan İslam dini, Kur’ân’dan kaynaklanan din değildir. Kur’ân’ın arkada bırakıldığı, devre dışı kaldığı ve dikkate alınmadığı bir din anlayışı ve uygulaması hüküm sürmektedir.
Kur’ân kaynaklı bir kültür oluşturamayan Müslümanlar, yabancı kültürlerin istilasını durduramamış, bu istila ile beraber bid’at ve hurafelerden müteşekkil bir kültür ortaya çıkmıştır.
Kur’ân’dan uzak kalan nesiller, bu kültüre din olarak sarılmış ve sarılıyorlar. Kur’ân sadece okunmuş, içinde ne anlam olduğuna bakılmamış, böylece Müslümanın hayatından koparılmıştır.
Hayattan uzaklaştırılan Kur’ân’ın yerini, yabancı kültürler doldurmuştur. Nesiller boyu sürüp giden bu durum, kültürün dinleşmesine sebep olmuştur.
Artık hurafeleri, dogmaları Kur’an’a kabul ettirme zamanı geçmiş, onları Kur’an’ın süzgecinden geçirip dinin dışına hatta hayatın dışına atma zamanı gelmiştir.

Bayraktar Bayraklı Hoca’ya bu çalışması için teşekkür etmek lazım, teşekkürün en büyük sebebi de Hint Kur’ancılık akımı gibi Hz. Peygamber’i, onun sünnetini ve kaynaklarda geçen insanlığa ve Kur’an’a uygun olan hadisleri bir kenara bırakmayıp, bu kitabında delil ve kaynak olarak gösterdiği için. Kitabın ana konusu dinin kaynağı Kur’an olmayıp, Kur’an’dan önce Kütüb-i Sitte ya da Kütüb-i Tis’a olup, hadislerden önce de hacı, hoca, şeyhler mollalar olup icmanın ve içtihatın daha üst kaynak olması sonucu ortaya çıkan Müslümanlığı ve bu ortaya çıkan Müslümanlık sonucu düşülen durumu anlatıyor; ve dindeki doğru bilinen bir sürü yanlışı Kur’an ışığında süzgecinden geçirip doğrusunu anlatıyor. Bir konunun açıklamasını yaparken hadisler eşliğinde açıklaması, kendi yorumunu kullanması ve bunlarla beraber tarihte yer almış kişilerin de görüşlerini belirtmesi hem objektiflik açısından hem de farklı farklı yorumlar olması açısından daha şeffaf bir yaklaşım oluşturmuş. Tabii farklı farklı görüşleri mantıklı konularda ele almış, hurafelerde ya da dogmalarda bunlara haklı olarak da gerek duymamış.

Ne diyor Bayraktar Hoca, dinimize, İslam kültürüne giren bu hurafe ve dogmatik anlayışın kökenini, nereden geldiğini bulmadan ve tarihi bilmeden bu tarz konuları sağlıklı bir şekilde sorgulayıp cevap bulmamız mümkün değildir. Kültürden kültüre intikal eden (en büyük sebebi de fetih ve zorla Müslüman yapma) ve oralarda yaşamını devam ettiren yanlış, dogma ve hurafeler zaman geçtikçe filizlenir ve büyürler. Geçtikleri yeni kültürün sağlam taraflarını ilk başta rahatsız edip devamında da çürütürler. İlk yaratılış ve kaburga kemiği olsun, şefaat konusu olsun, Hz. İsa’nın geri geleceği olsun, kabir azabı olsun, sırat köprüsü olsun, evliyalık adı altında bazı kişilerin kerameti ve kıyamet alameti bilgileri olsun hepsi İslam dininde yer bulmaya çalışırken aynı Furkan Suresi 30. Ayeti gibi bu ümmet tarafından Kur’an terk edilmiş ve bu unsurlar da sahte İsrailiyat kökenli hadislere dönüşerek, Hz. Aişe Annemiz’in Hz. Muhammed’in ahlakı Kur’an’dır demesine rağmen Hz. Peygamber’e iftira boyutuna gelecek kadar filizlenip büyümüştür. Saydığım unsurların hiçbiri Kur’an’da geçmemesine rağmen Kur’an’a bir şekilde farklı farklı zorlama manalar verilerek kabul ettirilip içinde yer bulmaya kadar uzanmış, kuvvetlenmiş, din alimi ve görevlilerimizin zihinlerine yerleşmiş ve farklı din kitaplarının içinde de yer bulmuşlardır.

Kitabın son kısımlarındaki açıklamalar ve tespitler bana göre kitabın en etkili yerleriydi. Regl zamanındaki bir kadının Kur’an’da sadece cinsel ilişkiye girmesi yasakken, dinimize giren farklı farklı kültürlerin etkisi ile nasıl fiziken kirlilikten ruhen kirliliğe geldiği, her tür ibadetten uzaklaştırıldığı, ibadet değil hatta dua etmesinin bile sakıncalı görüldüğü duruma gelmesi, İslam’ın şartının nasıl 5 olduğu ve o şartların da sadece ibadet olmasını açıklaması, barış anlamına gelen bir ismi olan İslam dininin yardımdan, hayırdan uzaklaşıp ne şekilde sadece kendine has ibadet dini haline geldiği kısımları anlatması anlayabilenler için yeterince doyurucuydu.

Allah kendisi ile tarihte iletişimi koparan, aralarına başka varlıklar alan insanlığa yeni bir mesaj göndererek bu sefer bu iletişimin kopmayacağını temin ettiği bir mesajla iletişim kurmuştur; ama insanlar ya bu mesajı anlamıyorlar ya da anlamak istemiyorlar ve anlamaya çalışmıyorlar (gerçi birkaç tane çoban çıkıp anladığını söyleyip tutarsız tutarsız fikirlerini de ortaya atabiliyor). Anlamak istenmeyince, anlamaya çalışmayınca maalesef o mesaja karşı, bu mesaj Allah’ın mesajı da olsa gönülde, kalpte ve zihinde sağlam bir iman oluşmuyor. Sözde, lafta Kur’an tamamdır, mükemmel kitaptır derler ama iş canlıya, uygulamaya geldiğinde biz Kur’an’ı anlamayız derler, altında her hadis yazan sözü kayıtsız, şartsız ve Kur’an süzgecinden geçirmeden de kabul ederler, daha da kötüsü icma ve içtihat ilk sıralara konulur. Çok değil 2 gün sonra Ramazan başlıyor ve ülkemizin icmaya, içtihata ne derece önem verdiği basit basit sorularla daha doğrusu saçma saçma sorulara alacakları daha saçma cevaplarla görülecek ve dinlerini yaşadığını sanacaklar. Kadir Gecesi de Çağrı filmini izledikten sonra da kendilerince ibadette zirveye çıkacaklar.
Bir yerde din adına aldatma varsa, orada cehalet ve taraflı bakış var demektir.
Bayraktar Bayraklı
Sayfa 245 - Düşün Yayıncılık
Kimse kimsenin ameli ve ibadeti ile cennete gidemez. Herkes kendi sevabı ile cennete, kendi günahı ile cehenneme gidecektir. Bir insan başka biri için iman edemeyeceği gibi, ibadet de yapamaz. Birisi kalkıp birine '' ben senin için ibadet edeceğim'' diyebilir mi? Peki '' senin için ibadet yapacağım, Kur'ân okuyacağım'' nasıl diyebilir! Herkes bu dünyada kendi Kur'ân' ını kendisi okumalıdır. Bunun böyle olacağını hocalar ve din alimleri baştan söylemiş olsalardı, herkes Kur'ân okumayı öğrenecek ve Yüce Allh' ın emrini yerine getirecekti. Çocukları veya yakınları, para ile veya parasız Kur'ân okutarak satın almayacak ve böylece Kur'ân' ı ticarete dökmeyeceklerdi. '' Ölünün arkasından Kur'ân okunur ve bunu başkaları okuyabilir '' anlayışı, insanları Kur'ân okumayı öğrenmekten alıkoymuştur. '' Nasıl olsa benim çocuklarım ben öldükten sonra, para verip benim arkamdan Kur'ân okuturlar'' diyerek, çocukları da '' Para verip Kur'ân' ı babamızın, anamızın ruhuna okutabiliriz '' diyerek, Kur'ân' ı kendilerinin okuması, öğrenmesi gerektiğini düşünmemişlerdir. Bu anlayış, eğitim açısından tehlikeli olmuş ve Kur'ân' ın öğrenilmesini, okunmasını engellemiştir.
Bayraktar Bayraklı
Sayfa 27 - Düşün Yayıncılık
O'nun kudret çamuru bitmiş ve çamurdan kadın yaratmış; dönüp Hz. Âdem'e demiş ki 'ver bana bir kemik, yaratayım sana bir hanım.' Bu nasıl bir anlayış ve nasıl bir hurafedir?
Bayraktar Bayraklı
Sayfa 160 - Düşün Yayıncılık
Anlatıldığı şekilde bir mirac yaşanmış ise, buna öncelikle Yüce Allah Kur'an'da yer verirdi. O zaman Hz. Peygamber onun oluşumu üzerinde açıklamalar yapardı ve Kur'an'a dayalı açıklamalara güvenimiz olurdu.
Bayraktar Bayraklı
Sayfa 120 - Düşün Yayıncılık
"Düşünmezsen, sorgulamazsan, yeni şeyler üretmeye kalkmazsan rahat edersin. Bırak düşünmeyi, sorgulamayı, yeni şeyler üretmeyi; al şu kitaptan, koy kendi kitabına, neyine gerek."
Bayraktar Bayraklı
Sayfa 225 - Düşün Yayıncılık
okunan Kur'an'ın sevabının ölülere verilmesi, ölü adına Kur'an okunması, yapılan infakın sevabının ölülere dağıtılması, ölü adına kurban kesilmesi ve hacca gidilmesi hep hurafe uygulamalardır. İslam dininde, Kur'an'da böyle bir şey yoktur.
Bayraktar Bayraklı
Sayfa 32 - Düşün Yayıncılık
" Sırat köprüsü" kavramı Kur'an'da yer almamaktadır. Müslümanların arasında yayılması büyük bir talihsizliktir. Kestiğimiz kurbanın sırat köprüsünde bize binek olup bizi köprüden geçireceği inancı, mantar olarak İslam kültüründe yer almaktadır. "Sırat köprüsü" inancı Milattan (Hz. İsa'nın doğumu) önce gelmekte, asırdan asra intikal etmekte, İslam kültürünün içinde bir kurtçuk olarak yaşamaktadır. Tabii, bu hurafe kurtçuğu, İslami anlayışıiçten içe kemirmekte ve çürütmektedir.
Bayraktar Bayraklı
Sayfa 100 - Düşün Yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kur'an'sız Müslümanlık
Baskı tarihi:
Aralık 2014
Sayfa sayısı:
370
ISBN:
9786055125592
Kitabın türü:
Yayınevi:
Düşün Yayıncılık
Bugün İslam âleminde yaşanan İslam dini, Kur’ân’dan kaynaklanan din değildir. Kur’ân’ın arkada bırakıldığı, devre dışı kaldığı ve dikkate alınmadığı bir din anlayışı ve uygulaması hüküm sürmektedir.
Kur’ân kaynaklı bir kültür oluşturamayan Müslümanlar, yabancı kültürlerin istilasını durduramamış, bu istila ile beraber bid’at ve hurafelerden müteşekkil bir kültür ortaya çıkmıştır.
Kur’ân’dan uzak kalan nesiller, bu kültüre din olarak sarılmış ve sarılıyorlar. Kur’ân sadece okunmuş, içinde ne anlam olduğuna bakılmamış, böylece Müslümanın hayatından koparılmıştır.
Hayattan uzaklaştırılan Kur’ân’ın yerini, yabancı kültürler doldurmuştur. Nesiller boyu sürüp giden bu durum, kültürün dinleşmesine sebep olmuştur.

Kitabı okuyanlar 7 okur

  • Yasemin...
  • Ayşegül Sivri
  • Seyid Ahmet GÜLTEKİN
  • şüheda
  • t s u k i n o •r
  • Uğur
  • NEBİYE YILDIRIM
  • Sadecebirokur

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%66.7 (2)
8
%33.3 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0