Kürdün Gelini DilanMustafa Akgün

·
Okunma
·
Beğeni
·
193
Gösterim
Adı:
Kürdün Gelini Dilan
Baskı tarihi:
Eylül 2009
Sayfa sayısı:
267
ISBN:
9789944579735
Kitabın türü:
Yayınevi:
Akgün Yayıncılık
Yolculukları saatler sürüp gidiyordu. Mardin’den yola çıkmışlar, İdil ve Cizre’yi geçmişlerdi. Kat ettikleri güzergâhta dikkat çeken farklı tabiat görüntülerine rastlamışlardı. Cehennem Vadisi, Cizre Barajı, Cizre Köprüsü insanı çok etkileyen görüntülere sahiptiler. Yol çoğu zaman meşe ormanlarının arasından geçiyordu. Zaman zaman bağlar göze çarpıyordu.
Cizre’yi geçmişler Şırnak’a doğru yaklaşıyorlardı. Yolculuğun başından beri ova, bağ, orman, baraj gibi hoş manzaralar görmüşlerdi. Ama şimdi arazinin yapısı birden değişmişti. Etraf kayalık dağlardan meydana geliyordu. Bazen kayaların meydana getirdiği bu dağlar ürpertici manzara ortaya koyuyorlardı. Öyle ki yolun iki tarafı çok yüksek kayalarca çevriliyordu. Gökyüzünü insan ancak yüzünü göğe çevirmekle görebiliyordu.
Şırnak’a yol emniyeti açısından akşam olup karanlık basmadan varmaları gerekiyordu. Az bir mesafe kalmıştı amma gün batımına da epeyce az zaman kalmıştı.
İsmail, “Biraz daha hızlı.” dedi. “Karanlık basmadan Şırnak’a varmalıyız. Etraf tekin değil.” Zülküf, “Anlıyorum ve yapabileceğim en fazla hızı yapıyorum.” diye cevap verdi.
Bu sırada önlerine bir jandarma timi çıkıvermişti. Zülküf jandarmayı görünce arabayı kenara çekip durdurdu. Jandarmalara selâm verdiler. “Selâmün aleyküm.” Teğmen öne çıktı. “Aleyküm selâm.” dedi ve hemen bir soru sordu: “Şırnak’a gidiyorsunuz her halde?” İsmail, “Evet” diye cevap verdi.
“Güneş henüz batmadı amma akşamdan önce Şırnak’a varacağınızı sanmıyorum.”
“Yani?”
“İsterseniz devam etmeyin. Yol pek emin değil.” Zülküf’ün içini Şırnak’a bir an evvel varma heyecanı kaplamıştı. “Karanlık basmadan varırız herhalde.”
“Biz yoldan kalmanızı istemeyiz. Ama buralar teröristlerin hakim olduğu yerler. Bu bölgede teşkilâtın başı Rabrini adında bir Suriyeli Ermeni kız. Çocuk denecek yaşta. Çok da merhametsiz biri. Ama gene de siz bilirisiniz.”
“Müsaade ederseniz biz devam edelim.” dedi Zülküf. Teğmen, “Bizim müsaademize gerek yok. İstiyorsanız devam edin.” dedi.
“Pekâlâ. O zaman biz devam edelim. Sizler Allah’a emanet olun.”
“Güle güle. Yolunuz açık olsun. İnşâallah korktuğunuza uğramazsınız.”
“İnşâallah.”
Zülküf arabayı çalıştırdı. Yola devam ettiler. Jandarmalar bir yıl kıvrımında gözden kayboluncaya kadar onların arkalarından baktılar.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kürdün Gelini Dilan
Baskı tarihi:
Eylül 2009
Sayfa sayısı:
267
ISBN:
9789944579735
Kitabın türü:
Yayınevi:
Akgün Yayıncılık
Yolculukları saatler sürüp gidiyordu. Mardin’den yola çıkmışlar, İdil ve Cizre’yi geçmişlerdi. Kat ettikleri güzergâhta dikkat çeken farklı tabiat görüntülerine rastlamışlardı. Cehennem Vadisi, Cizre Barajı, Cizre Köprüsü insanı çok etkileyen görüntülere sahiptiler. Yol çoğu zaman meşe ormanlarının arasından geçiyordu. Zaman zaman bağlar göze çarpıyordu.
Cizre’yi geçmişler Şırnak’a doğru yaklaşıyorlardı. Yolculuğun başından beri ova, bağ, orman, baraj gibi hoş manzaralar görmüşlerdi. Ama şimdi arazinin yapısı birden değişmişti. Etraf kayalık dağlardan meydana geliyordu. Bazen kayaların meydana getirdiği bu dağlar ürpertici manzara ortaya koyuyorlardı. Öyle ki yolun iki tarafı çok yüksek kayalarca çevriliyordu. Gökyüzünü insan ancak yüzünü göğe çevirmekle görebiliyordu.
Şırnak’a yol emniyeti açısından akşam olup karanlık basmadan varmaları gerekiyordu. Az bir mesafe kalmıştı amma gün batımına da epeyce az zaman kalmıştı.
İsmail, “Biraz daha hızlı.” dedi. “Karanlık basmadan Şırnak’a varmalıyız. Etraf tekin değil.” Zülküf, “Anlıyorum ve yapabileceğim en fazla hızı yapıyorum.” diye cevap verdi.
Bu sırada önlerine bir jandarma timi çıkıvermişti. Zülküf jandarmayı görünce arabayı kenara çekip durdurdu. Jandarmalara selâm verdiler. “Selâmün aleyküm.” Teğmen öne çıktı. “Aleyküm selâm.” dedi ve hemen bir soru sordu: “Şırnak’a gidiyorsunuz her halde?” İsmail, “Evet” diye cevap verdi.
“Güneş henüz batmadı amma akşamdan önce Şırnak’a varacağınızı sanmıyorum.”
“Yani?”
“İsterseniz devam etmeyin. Yol pek emin değil.” Zülküf’ün içini Şırnak’a bir an evvel varma heyecanı kaplamıştı. “Karanlık basmadan varırız herhalde.”
“Biz yoldan kalmanızı istemeyiz. Ama buralar teröristlerin hakim olduğu yerler. Bu bölgede teşkilâtın başı Rabrini adında bir Suriyeli Ermeni kız. Çocuk denecek yaşta. Çok da merhametsiz biri. Ama gene de siz bilirisiniz.”
“Müsaade ederseniz biz devam edelim.” dedi Zülküf. Teğmen, “Bizim müsaademize gerek yok. İstiyorsanız devam edin.” dedi.
“Pekâlâ. O zaman biz devam edelim. Sizler Allah’a emanet olun.”
“Güle güle. Yolunuz açık olsun. İnşâallah korktuğunuza uğramazsınız.”
“İnşâallah.”
Zülküf arabayı çalıştırdı. Yola devam ettiler. Jandarmalar bir yıl kıvrımında gözden kayboluncaya kadar onların arkalarından baktılar.

Kitap istatistikleri