Küresel Finans Krizi

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.120
Gösterim
Adı:
Küresel Finans Krizi
Baskı tarihi:
Mart 2011
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751413208
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Küresel krizi anlamak ve Türkiye ekonomisini yorumlamak için bu kitabı okuyun!

Dr. Mahfi Eğilmez, yaşadığımız küresel krizi tüm yansımalarıyla gündeme taşıyor. Krizin Türkiye'yi nasıl etkileyeceğini ve bir daha küresel kriz yaşanmaması için neler yapılması
gerektiğini, ayrıca böyle bir krizde kişilerin ve işletmelerin alması gereken önlemlerin neler olduğunu açıklıyor.

"Şu an yaşadığımız kriz, bizi felaketlere sürükleyen ekonomik modelin ve serbest piyasa ekonomisinin her zaman en doğrusu olduğu yönündeki görüşün de sonudur."
-Joseph Stiglitz- (Nobel Ödüllü Amerikalı İktisatçı)

"Karl Marx haklıymış. Kapitalist sistem insanlığı bu hale getirdi."
-Anglikan Kilisesi-
(Tanıtım Bülteninden)
184 syf.
Geçmiş krizlerin nelerden kaynaklandığını, ülkelerin ve kuruluşların nasıl reaksiyon gösterdiklerini basit bir dille anlatıyor. Özellikle kitabın sonundaki sözlük kısmının çok işime yarayacağını düşünüyorum.
184 syf.
·3 günde·Beğendi·5/10
Mahfi EĞİLMEZ tarafından kaleme alınan Küresel Finans Krizi: Piyasa Sisteminin Eleştirisi isimli kitap kapağı ile içeriği birbirini tutmayan bir yapıda kurgulanmış. Küresel Finans Krizi denildiği zaman herkesin aklına gelen doğrudan 2008 krizi ama bu konu kitapta oldukça yüzeysel olarak işlenmiş. Kapitalizmin gelişme sürecinin yoğun olarak işlendiği kitapta krizlerden ve krizler özelinde Türkiye’nin ekonomik tarihi ve yaşadığı krizler ele alınmış. Konu dışındaki inceleme konuları dahi oldukça yüzeysel ve her İİBF mezunı öğrencinin bildiği kadar derinlikli.

Sonlara doğru Türkiye için önerilerin verilmesi ise kitabın okunurluğunu etkilemiyor. Yüzeysel ve neredeyse her gün televizyonda işlenen konular önerilerin altının doldurulması gerekmekte. Örneğin nitelikli insan gücü artırılması öneriliyorsa bunun nasıl yapılacağı, diğer ülkelerle karşılaştırılması, başarılı uygulama örnekleri veya potansiyelimizin açıklanması gerekmektedir.

Sonuç olarak Mahfi EĞİLMEZ’in kitabı zaman kaybına neden olacak kadar genel bilgiler içeriyor. Bu kitabın yerine Daron ACEMOĞLU’nun Ulusların Düşüşü kitabı okunabilir. İlla küresel finans krizi incelenecekse piyasadaki makaleler çok daha faydalı olacaktır.
(1)Piyasa,değerleri belirler.Herhangi bir mal ya da hizmetin fiyatı piyasada arz ve talep kuralları çerçevesinde oluşur.(2)Piyasa,üretimi örgütler.Üretim piyasada oluşan talebe göre biçimlenir.(3)Piyasa,üretilen mal ve hizmetin dağıtımını sağlar.Talep neredeyse üretilen mal ve hizmetler oraya kayar ve arz ile talebin buluşması sağlanır.(4)Piyasa,rasyonelliği sağlar.Piyasada belirlenen ve talep fazlası olduğu sürece yükselen fiyat,talep fazlasını frenler ve arz ile talep arasındaki dengeyi sağlar.(5)Piyasa,geleceği biçimlendirir.Ekonomik gelişme piyasada oluşan tasarruf ve ondan desteklenen yatırım sayesinde olur.
Mahfi Eğilmez
Sayfa 24 - Remzi kitabevi
Ekonomi politikası: Makro ekonomik dengelerin hangi yönde ve nasıl değiştirileceğini ya da bulunduğu yerde nasıl tutulacağını ortaya koyan yaklaşımları içeren ve bilimle sanatın bir karışımı olarak kabul edilen ekonomi dalıdır.

Ekonomik büyüme: Bir ülkenin belli bir dönemde ürettiği mal ve hizmetlerin miktar olarak artması.

Ekonominin genel dengesi: Bir ekonomideki toplam mal ve hizmet arzının toplam mal ve hizmetler talebine eşit olması durumu. Bir başka ifadeyle,

Y=C+I+G+(X-M)

Enflasyon: Genel fiyat düzeyindeki sürekli artışlar.

Enflasyon çeşitleri: (a) Kaynağına göre: (i) Talep enflasyonu: Bir ekonomide toplam talebin toplam arzı aşarak sürekli fiyat artışına neden olması halinde ortaya çıkan durum. (ii) Arz (maliyet) enflasyonu: Üretimde girdi olarak kullanılan üretim faktörleri ya da ara malların fiyatlarının sürekli artış içine girmesi nedeniyle maliyetlerdeki sürekli artışın satış fiyatlarının da sürekli artışına neden olduğu durum.

Esnek kur rejimi (dalgalı, floating exchange rate regime): Piyasada oluşan arz ve talep dengesine göre ulusal paranın başka ülkelerin paraları karşısındaki paritesinin kendiliğinden oluşmasının sağlanması. Bu rejimin tam olarak uygulanması halinde, Merkez Bankası’nın piyasayı düzenleyici sıfatla müdahalesi söz konusu olamaz.

Faiz: Parayı doğrudan belirli bir süre vazgeçerek başkasının kullanımına sunmanın bedeli (getirisi).

Federal Reserve System (FED): Amerika Birleşik Devletleri’nde merkez bankası işlevini yapan kuruluş. Bir merkezi ve 12 bölgesel teşkilatı olduğundan sistem adı verilmektedir.

Finansal bulaşıcılık: Bir ya da birden fazla ülkede ortaya çıkan sorunlar yüzünden tedirgin olan uluslararası yatırımcıların benzer özelliklere sahip ülkelerden yatırımlarını çekmeleri ve bu şekilde olumsuz yatırım koşullarının diğer ülkelerin finansal sistemlerine de yayılmasıdır.

Finansal kurum: Fonlarını kullanarak hisse senedi, tahvil, bono, gibi finansal varlıkların ticaretini yapan kurum.

Forward kur: Sözleşmeyle belirlenmiş bir tarihte bir ülke parasının bir başka ülke parasıyla önceden belirlenmiş parite üzerinde değiştirilmesi anlaşması ve önceden belirlenmiş kurun adı.

Future işlemi: Sözleşmeyle belirlenmiş bir tarihte belli kalite ve miktarda malın önceden saptanmış bir fiyat üzerinden alım satımı anlaşması.

Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH), bir ekonomideki yerleşik üretici birimlerin belli bir dönemde toplam faaliyetleri sonucu yaratmış oldukları tüm mal ve hizmetlerin üretim değeri toplamından bu mal ve hizmetlerin üretiminde kullanılan girdiler toplamının düşülmesiyle bulunur.

Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH), GSMH’den net dış âlem faktör gelirlerinin (işçi dövizleri, yurtdışından elde edilen müteşebbis gelirleri, yurtdışındaki faaliyetlerden elde edilen kâr transferleri ve yurtdışındaki mali yatırımlardan elde edilen faiz gelirleri) düşülmesiyle bulunur. Dış âlem faktör giderleri de aynı alanda yurtdışına yapılan ödemelerdir. Gelir ve gider farkı net olarak GSYH rakamına ulaşmakta kullanılır.

G7 ülkeleri: ABD, Japonya, Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya, Kanada.

G8 Ülkeleri: G7 + Rusya.

G20 Ülkeleri: G8 + Arjantin, Avustralya, Brezilya, Çin, Hindistan, Endonezya, Kore, Meksika, Suudi Arabistan, Güney Afrika Cumhuriyeti, Türkiye.

Görünmez el (invisible hand): Tam rekabetçi bir ekonomide dışarıdan hiçbir müdahale olmaksızın piyasaların kendiliğinden dengeye geleceğini söyleyen terimdir. Adam Smith tarafından ekonomi yazınına kazandırılmış bir terimdir.

Hazine kâğıtları: Hazine tarafından ihraç edilmiş devlet iç borçlanma senetleri (tahvil ve bonolar).

Hedging: Yatırım riskine karşı korunmak amacıyla finansal pazarlardaki araçları etkin ve doğru bir biçimde kullanarak olası ters fiyat hareketlerine karşı yatırımcının yatırımını güvenceye almasıdır. Yatırımcı, karşılaşılabilecek riskleri belirli bir değere düşürmek amacıyla vadeli işlem sözleşmeleri yardımıyla uzun pozisyon alarak gelecekte fiyatların yükseleceği beklentisiyle vadeli işlem sözleşmesi satın alabilir ya da kısa pozisyon alarak gelecekte fiyatların düşeceği beklentisiyle vadeli işlem sözleşmesi satabilir.

IMF (International Monetary Fund): Üye ülkelerin karşılaşacağı başta ödemeler dengesi sorunları olmak üzere ekonomik sorunları çözmek amacıyla kurulmuş uluslararası finans ve danışma kurumudur. Merkezi ABD’nin başkenti olan Washington D.C.’dedir.

İhracat: Bir ülkenin başka ülkelere sattığı mal ve hizmetlerin miktar ya da para cinsinden değeri toplamıdır.

İstihdam oranı: Aktif işgücünün istihdam edilen bölümüdür. 15-65 yaş arası nüfus çalışabilir nüfus olarak kabul edilir. Bu nüfustan kendini iş piyasasında kabul etmeyenler (ev kadınları, 65 yaşından önce emekli olup çalışmayanlar ve iş bulamadıkları için kendini iş piyasasından çekmiş olanlar) çıkarıldığında aktif işgücü nüfusu bulunur.

İşsizlik oranı: İstihdam oranının tersidir. Aktif işgücü içinde işsizlerin oranıdır.

İthalat: Bir ülkenin başka ülkelerden satın aldığı mal ve hizmetlerin miktar ya da para cinsinden değeri.

Kapitalizm: Üretim araçlarının mülkiyetinin büyük ölçüde özel kesimde olduğu ve neyin hangi fiyatla ve kim için üretileceğini piyasa sisteminin belirlediği ekonomik sistem.

Kâr: Bir ekonomik faaliyet sonucunda elde edilen gelir ile geliri elde etmek için üstlenilen maliyetin farkıdır.

Karşılaştırmalı üstünlük: Bir ülkenin bir mal ya da hizmeti öteki mal ve hizmetlere göre, göreli olarak bir başka ülkeye göre daha düşük maliyetle üretebilmesi hali.

Keynesyen ekonomi yaklaşımı: İktisatçı John Maynard Keynes tarafından geliştirilen ve ekonominin piyasaya bırakılması halinde dengeye gelemeyeceğini, o nedenle de devletin ekonomiye aktif olarak müdahalede bulunarak tam istihdamı sağlamayı hedeflemesi gerektiğini savunan yaklaşım.

Kişi başına gelir: Bir ülkedeki GSMH’nin ülkenin nüfusuna bölünmesiyle bulunan değer.

Klasik ekonomi yaklaşımı: Adam Smith ile başlayıp Keynes’e kadar devam ettiği düşünülen ve başlıca önermesi devletin ekonomiye hiçbir biçimde karışmaması halinde ekonomik dengelerin piyasadaki rekabet ve kişilerin en yüksek tatmin peşinde koşması nedeniyle kendiliğinden oluşacağını savunan görüş. Başlıca temsilcileri Adam Smith, David Ricardo, ]ohn Stuart Mill, Alfred Marshall’dır.

Konjonktür: Türk Dil Kurumu sözlüğünde “ 1. Geçerli durum. 2. Her türlü durumun ve şartın ortaya çıkardığı sonuç” olarak tanımlanmaktadır. Buna karşılık bu sözcük ekonomi jargonunda biraz daha farklı bir anlam almıştır. Ekonomi söz konusu olduğunda ekonominin reel üretim hacminde görülen iniş ve çıkışlar konjonktürel dalgalanmalar ya da kısaca konjonktür diye adlandırılır.

Kota: Üye ülkelerin IMF’deki katılma payıdır. Bir çeşit sermaye katkısı olarak kabul edilebilir. 2008 yılı itibariyle Türkiye’nin IMF’deki kotası 1.191,3 milyon SDR’dir.

Kredi: Üzerinde anlaşılmış bir gelecekte (vade) geri ödenmek üzere verilen borç.

Kredi değerliliği ( creditworthiness): Kredi verenin ya da onun adına hareket eden tarafsız bir kurumun kredi alacak olanın geçmiş ve gelecekteki borç geri ödeme yeteneğine ilişkin yaptığı ölçüm.

Kredi riski: Bir alacaklının verdiği kredilerin geri dönmemesi riskidir.
Sözlük
Açığa satış işlemi: Satıcının, elinde karşılığı bulunmadığı halde fiyatın gelecekte düşeceği beklentisiyle menkul kıymetin satışını gerçekleştirmesi, menkul kıymetin teslim zamanı geldiğinde ise bu menkul kıymeti piyasadan alıp teslim etmesi işlemidir.

Açık pozisyon: Bir işletmenin döviz yükümlülüklerinin döviz varlıklarından daha büyük olması halidir.

Altın standardı: Paranın değerinin belli ağırlıkta altının değerine bağlandığı parasal sistemdir.

Arz yönlü ekonomi yaklaşımı: Ekonominin gelişimini üretim tarafında görerek üretimin artırılması için vergi indirimlerini, piyasaların deregülasyonunu ve liberalizasyonunu savunan yaklaşımdır.

Balon (finansal balon ya da köpük): Bir ekonomik değerin reel değeriyle sanal değeri ya da onu temsil eden kâğıtların değeri arasında sanal olan lehine ortaya çıkan büyük farka balon deniyor.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK): Bankalara ilişkin mevzuat düzenlemelerini yapmak ve bankaları uzaktan ve yerinde denetlemekle sorumlu bağımsız bir kurumdur.

Bankalar arası para piyasası: Bankaların birbirine borç verdiği ya da birbirinden borç aldığı piyasadır. Bazen, bu piyasaya açık piyasa işlemleri yoluyla Merkez Bankası da katılabilir.

Borcun sermayeye katılması (borç-sermaye swapı/debt-equity swap): Borç verenin alacağına karşılık borçlunun sahipliğindeki bir işletmenin hisse senedinin verilmesi halidir.

Borç stoku: Belirli bir tarih itibariyle toplam borç miktarını gösterir.

Borç yükü: Belirli bir tarih itibariyle toplam borçların toplam gelirlere oranını ifade eder.

BRIC ekonomileri: Brezilya (B), Rusya (R), Hindistan (I) ve Çin (C) ekonomilerinin birlikteliğini vurgulamak üzere geliştirilmiş bir kısaltmayı ifade ediyor.

Bulyonizm: Merkantilizmin para politikasının temelini oluşturan bulyonizm, ülkenin ödemeler dengesini lehte tutabilmenin yolunun değerli madenlerin ülkeden çıkışının kısıtlanmasından geçtiği tezinden hareket eder.

Cari açık: Bir ülkenin toplam mal ve hizmet ihracatı ve transferleriyle toplam mal ve hizmet ithalatı ve transferleri arasındaki negatif farka cari açık denir. Cari işlemler dengesi hesaplamasına finansal varlık ve yükümlülüklerdeki değişmeler girmez. Gelirler giderlerden büyük olduğunda, cari işlemler fazlası söz konusudur. Gelirler giderlerden az olduğunda, cari işlemler açığı söz konusudur.

Decoupling hipotezi: BRIC ekonomileri için oluşturulan ortak hisse senedi indeksinin gelişmiş ülke hisse senedi indekslerinden belirli ölçüde bağımsız hareket ettiği gözlemine dayanılarak, ABD’de ve gelişmiş ekonomilerde ortaya çıkacak dalgalanmaların o ülkelerin borsalarında yaratacağı değişimlerin BRIC ekonomilerinin borsalarında aynı etkileri yaratmayacağı, hatta bu ekonomilerdeki sakinliğin gelişmiş ekonomilerdeki dalgalanmaları dengeleyebileceği düşüncesine decoupling hipotezi adı veriliyor.

Deflasyon: Fiyatların genel düzeyindeki düşüş.

Denge hali: Karşılıklı güçlerin birbirlerine bir üstünlük sağlayamaması nedeniyle değişmeyen durağan hale denge hali denir. Ekonomide arz ve talebin birbirine eşitlendiği durumu ifade eder.

Depresyon: GSMH’nin önemli oranda küçülmesine yol açan ve ekonomik faaliyetlerde gerileme yaratan (işsizliğin artması gibi) ekonomik denge bozukluğu hali.

Deregülasyon: Ekonomiyi kurallardan arındırma eğilimi.

Devalüasyon: Bir ülkenin ulusal parasının yabancı ülkelerin ulusal paraları karşısında değişim değerinin (parite) idari bir kararla düşürülmesi işlevi.

Devlet tahvili: Türk hazinesinin çıkardığı, vadesi bir yıl ya da daha uzun olan borçlanma senetleri.

Dış ticaret dengesi: Ödemeler dengesinin, mal ve hizmet ihracat ve ithalatının parasal değer cinsinden gösteren bölümü. İhracat=İthalat ise, dış ticaret denkliği, ihracat ithalattan büyükse dış ticaret fazlası, ihracat ithalattan küçükse, dış ticaret açığı söz konusudur.

Dışsal değişken: Bir ekonomik model içinde, modelin kendisi tarafından değeri belirlenmeyip dışarıdan modele değeri girilen değişkendir.

Doğrudan finansman: Finansman açığı olan (borçlanıcı) ile finansman fazlası olanın (borç veren) herhangi bir aracı kullanmaksızın karşılıklı olarak borç-alacak ilişkisi kurması.

Dolaylı finansman: Finansman açığı olan (borçlanıcı) ile finansman fazlası olanın (borç veren) birbirlerini tanımadan bir aracı kurum aracılığı ile borç-alacak ilişkisinin kurulması hali.

Döviz kuru: Bir ülkenin ulusal parasının bir başka ülkenin ulusal parası cinsinden değeri. İki çeşit döviz kuru vardır: (1) Nominal döviz kuru iki ülke paralarının karşılıklı göreli fiyatıdır, (2) reel döviz kuru iki ülke mallarının karşılıklı değeridir.

Döviz tevdiat hesabı: Bir ülkenin bankalarında döviz üzerinden açılmış, döviz olarak getiri getiren ve istendiğinde döviz olarak çekilebilecek mevduat hesapları.

Dövize hücum (currency attack): Herhangi bir kriz nedeniyle ekonomik birimlerin ulusal parayı yabancı paralarla değiştirmeye yönelmeleri.

Dünya Bankası (IBRD): Gelişmekte olan ülkelerin kamu kuruluşlarına proje kredisi veya program kredisi biçiminde destek veren uluslararası kurum. 2008 yılı itibariyle 185 üyesi olan Dünya Bankası ABD’nin başkenti Washington D.C.’de bulunmaktadır. Genel olarak Dünya Bankası dense de, asıl ismi Uluslararası Yatırım ve Kalkınma Bankası’dır.

Dünya Ticaret Örgütü (WTO): Ülkelerarası mal ve hizmet ticaretinin mümkün olduğunca öngörülebilir, serbest ve olağan olabilmesi için gereken çerçeveyi oluşturmak, kuralları koymak ve uygulamak amacıyla kurulmuş uluslararası bir kurum. Eski adı, Ticaret ve Tarifeler Üzerine Genel Anlaşma (General Agreement on Trade and Tariffs) olduğundan GATT idi.
il spekülasyonu teşvik ediyor. Piyasa daima haklıdır görüşü artık tarihe karıştı. Yeni ve ahlaki bir yapı için dünya liderleri acilen toplanmalı.”

Gordon Brown (İngiltere Başbakanı): “IMF ve Dünya Bankası yeniden yapılandırılmalı. Dünya finansal sistemi değişmeli.”

Joseph Stiglitz (Nobel ödüllü Amerikalı iktisatçı): “Şu an yaşadığımız kriz, bizi felaketlere sürükleyen ekonomik modelin ve serbest piyasa ekonomisinin her zaman en doğrusu olduğu yönündeki görüşün de sonudur.”

Rowan Williams (Anglikan Kilisesi Lideri, Canterbury Başpiskoposu): “Karl Marx haklıymış. Kapitalist sistem insanlığı bu hale getirdi.”

Financial Times: “Finansal sistemi bu duruma getiren zengin New Yorklu bankerlere yüz milyarlarca dolarlık yardım planı, Amerikan halkında öfke yaratıyor.”

Washington Post: “Kapitalizm ölmüyor, değişim yaşıyor. Cebimizdeki paranın artık güvende olmadığını kabul edip, daha iyi bir finansal demokrasi yaratmamız gerek.”

New York Times: “Önce Avrupalı liderler kapitalizmi topa tutmaya başladı, şimdi de din adamları. Tartışalım ama kapitalizmi çöpe atmanın zamanı değil.
AMERİKAN RÜYASI
19. yüzyıl İngiliz yüzyılıydı. İngiltere her alanda müthiş bir çıkış yaşamış ve bir dünya imparatorluğu kurmuştu. İngiltere’den söz edilirken “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” deniyordu. 20. yüzyılın ilk büyük savaşı olan I. Dünya Savaşı İngiltere’nin bu konumunu sona erdirdi. Onun yerini önce ABD almaya başladı. II. Dünya Savaşı yüzyılın sahipleri arasına Sovyetler Birliği’ni de kattı. Böylece 20. yüzyıl ABD ve Sovyet Rusya’nın ortak yüzyılı oldu. Bu iki güç birbiriyle her alanda yarıştı, nükleer güçleri sayesinde karşılıklı bir soğuk savaş düzeni yarattılar ve bütün dünya bu düzene uymak zorunda kaldı. Sovyetler Birliği yüzyıl bitmeden dağıldı ve ABD tek başına kaldı. 1980’lerden itibaren çok kutuplu dünyanın yerini tek kutuplu dünya almaya başladı. Küreselleşme, kapitalizmi her yerde aynı derecede olmasa bile bütün dünyaya egemen kıldı. Piyasa sitemi bütün dünyanın sistemi haline geldi. Çin veya Rusya bu sistemi daha farklı uygulasa da birçok şeyin piyasada belirlenmesine onlar da uyum gösterdi.

Buna karşılık 21. yüzyıl büyük olasılıkla ABD yüzyılı olmayacak. Özellikle bu son finansal kriz ABD’yi büyük ölçüde yaralayacak ve geriye düşürecek. Daha kriz çıkmadan doların dünya parası olmaya devam edip etmeyeceği tartışmaları yüzeye çıkmış, Çin’in rezervlerini dolar olarak tutmaktan vazgeçmesi halinde neler olacağına ilişkin senaryolar üretilmeye başlamıştı. 21. yüzyıl bazılarına göre Çin yüzyılı olacak, bazılarına göre Çin’in yanına Hindistan ve bazı başka gelişmekte olan ülkeler de katılacak. Bazı gelecekbilimciler ise 21. yüzyılın Çin ve Rus yüzyılı olacağını, piyasa sisteminin sosyal yönünün öne çıkacağını ileri sürüyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Küresel Finans Krizi
Baskı tarihi:
Mart 2011
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751413208
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Küresel krizi anlamak ve Türkiye ekonomisini yorumlamak için bu kitabı okuyun!

Dr. Mahfi Eğilmez, yaşadığımız küresel krizi tüm yansımalarıyla gündeme taşıyor. Krizin Türkiye'yi nasıl etkileyeceğini ve bir daha küresel kriz yaşanmaması için neler yapılması
gerektiğini, ayrıca böyle bir krizde kişilerin ve işletmelerin alması gereken önlemlerin neler olduğunu açıklıyor.

"Şu an yaşadığımız kriz, bizi felaketlere sürükleyen ekonomik modelin ve serbest piyasa ekonomisinin her zaman en doğrusu olduğu yönündeki görüşün de sonudur."
-Joseph Stiglitz- (Nobel Ödüllü Amerikalı İktisatçı)

"Karl Marx haklıymış. Kapitalist sistem insanlığı bu hale getirdi."
-Anglikan Kilisesi-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 77 okur

  • FATİH ÜNAL
  • Odkan Yılaydın
  • .
  • Ahmet
  • Osman İnan
  • seçil çil
  • Mndgr
  • Alparslan Türk
  • Furkan Deniz
  • Uğur Çevik

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.7 (3)
9
%11.1 (2)
8
%27.8 (5)
7
%16.7 (3)
6
%16.7 (3)
5
%11.1 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0