Kurgu Tarih

·
Okunma
·
Beğeni
·
43
Gösterim
Adı:
Kurgu Tarih
Baskı tarihi:
1 Ekim 2004
Format:
E-kitap
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Xasiork Ölümsüz Öykü Kulübü
Düşlerimiz, hayallerimiz, beklentilerimiz vardır.
Zaman zaman olduğumuzla olmak istediğimiz arasındaki uçurumda gider geliriz.
Tüm bunlar, aklımızla algıladığımız evrenle sınırlıdır.
Ama bunun ötesinde-diyelim ki paralel evrenlerde-neler olur bilemeyiz. Belki düşlerimiz, hayallerimiz, beklentilerimiz başka evrenlerde bizden bir yansıma olarak gerçekleşiyordur. Belki rüya dediğimiz olay, gerçeğin kendisidir. Belki her şey zihnimizin uydurmasıdır veya zihnimiz gözlemleyebildiğimiz evreni yanlış algılıyordur. Belki ruhumuz kuantum sıçramaları yapan bir devingendir. Belki Harikalar Dünyasındaki Alice, belki de Schrödinger’in kedisiyiz.
Kurgu Tarih, bu belkilerin bir sonucudur.
Ama belkilere yanıt verme peşinde koşmaz. Sadece iç içe geçmiş öykülerle okuyucuya hoşça vakit geçirtmeyi amaçlar.
Romandaki her şey, düş ve eğlencedir. Gerçekle bağlantı aramayın. Ama yine de bilemem. Malum ya, herkesin gerçeği kendisine aittir.   
 
Suphi VARIM
250 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10 puan
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Yazarı daha önce hiç duymamıştım. Pdf – Epub arşivimi düzenlerken tesadüfen denk geldim. Kitap dedim ama normal kâğıt olarak basılan türden basılmamış. Kütüphaneci arkadaşın bana dediği şu ki yazar, eseri sadece e-kitap olarak yayımlamış.

Yazar normalde ağırlıklı olarak polisiye kitaplar yazmış. Şimdi sitede yer alan kitaplara baktım. Bilim kurgu olarak hiç yok. Bunu da öyle eklememişler ama türü kesinlikle bilim kurgu olarak eklenmeliydi diye düşünüyorum. Diğer kitaplarında da böyle edebiyat türü olarak bırakılıp bilim kurgu olmasına rağmen yazılmamış olanlar var mıdır bilemiyorum.

İncelemeye başlamadan önce daha önceden gözlemlediğim bir durumu yeniden deneyimlemiş olduğumu ifade etmek istiyorum. Sitede olsun, edebiyat dünyasında olsun içerikten önce eserin etiketine yani marka değerine ( yazara ) bakıyoruz. Aslında bu salt kitaplar için de geçerli değil. Birçok şeyde bu durum var. Bu aslında zamanla oluşan bir sürecin sonunda yazarın, üretenin ünlenmesine, kendisine yer bulmasına ve tercih edilmesine sebep olmuş gibi algılanabilir. Ama bu aslında doğru gibi gelse de ben yanlış olduğunu düşünüyorum. Sitede dahi okura göre inceleme, alıntı, ileti okumayı, etkileşime girmeyi tercih ediyoruz. İçerikten önce yine etiket devreye girmiş oluyor. Okurları tercih etmekteki sebep yine zaman içerisinde oluşan kaliteli içerikler olabilir ama ben aynı etikete sahip okurların yeterince iyi olmayan gönderilerinin de süzgeçten geçirilmeden ön plana çıkmasına sebep olduğunu ve daha iyi gönderilerin geri planda kaldığını düşünüyorum. Bu benim şahsi fikrimdir. Aksini düşünen de olabilir. Ben bu gözlemimin sonucunda daha iyi bilgiye ulaşma adına dikkat etmeye çalışıyorum ama ne kadar sağlıklı yapabiliyorum tartışılır. Kitap okumayı keyiften öte öğrenme odaklı diye düşündüğüm için böyle yapıyorum. Sadece okumaktan keyif alanlar ya da salt öğrenme olarak bakmayanlar, farklı sebeplerle okuyanlar bana katılmayabilir tabi. Bunları anlatmamın sebebi yazarın bu eserini duymamış olmamamın verdiği rahatsızlıktan kaynaklanıyor. Bu eseri hiç tarzı olmamasına rağmen Zülfü Livaneli yazmış olsaydı oldukça ses getirirdi. Ya da ünlü bilim kurgu yazarlarından olan Ursula K. Le Guin, Ray Bradbury , Isaac Asimov gibi yazarlar yazmış olsaydı da aynı şekilde olurdu.

Kitaba kısaca değinirsem kitabı beğendiğimi ifade edebilirim. Yazarın hayal gücünü, uçsuz bucaksız düşünce yapısını kendime benzettim. Absürt, garip, komik, gerçek, hayal hepsini bir araya getirip ortaya bir şey koyması oldukça güzeldi. Bu hesabımdan paylaşmadığım gerçeklikten uzak, mizahi, gönderme yaptığım içerikler yazdığım için bunu söyledim.

Yani kitaba bakıyorsunuz bir yerde gerçekçi tarihi bilgiler yer alırken bir yerde gerçek olmayan, tamamen bilinçli olarak kurgulanmış ve çarpıtılmış bilgiler yer alıyor. Bazı benzetimler tarihi kişilere, olaylara göndermeler yaparken aynı zamanda gelecekte insanların başına gelebilecek teknolojik olaylar üzerine de yoğunlaşmış. Kitap sizi sıkmıyor, merak ettiriyor. İlk bölümden itibaren yazarın uçsuz bucaksız düşünce yapısını hissettiğiniz ve alıştığınız için atıyorum bir sonraki bölümlerde dinozorların yer aldığı bir yönetim biçimini dahi kurgulamış ve önünüze sunmuş olsa bu sizi şaşırtmıyor. Yazar kitabında alternatif, kurgusal bir tarih yaratmaya çalışmış. Paralel evrenler, dünyalar, zamanda yolculuklar, ütopyalar vs birçok şey var. Öyle ilginç yani. Dinozor örneğini vermem sizi şaşırtmasın. Her bölüm farklı bir kurgu değil. Yani Ray Bradbury ’nin Mars Yıllıkları kitabı gibi her bölüm farklı bir kurgu değil.

Bu övgülerime rağmen 2 puanı nereden kırdığımı da ifade etmek istiyorum. 1 puanı bölümler arası geçişler yaparken ki okuru yeterince kurguya sokamamasından kırdım. Yani olaylar biraz karışık işlenmiş. Dikkati çabuk dağılan bir okursanız bu sizi yorabilir, hatta kitabı yarım bırakmanıza sebep olabilir. Bazı yazarlar böyle karışık gidip, sonlarda ya da bazı yerlerde kurguyu bağlamayı iyi beceriyor ama bizim yazarımız tam olarak bunu başaramamış diyebilirim. Öteki 1 puanı ise betimlemeyi iyi yapmamış olmasından kırdım. Diğer kitaplarını okumadığım için bilemiyorum ama bu kitabında betimlemeyi yeterince iyi yapamamış diyebilirim. Bir de yazının ortalarında yazarı kendime benzetmemin sebebi de buydu. Ben de betimlemeyi iyi beceremiyorum. Garip evrenler, dünyalar yaratabilirim, yönetimlere, belli olaylara göndermeler yapabilirim ama betimlemeyi iyi oturtamam. Henüz oturtamıyorum yani. Zamanla oturtabilirim belki.

Yazıyı sonlandırırken bilim kurgu seven okurların kitabı tercih etmelerini tavsiye ediyorum. Kitabı beğendim. Umarım siz de beğenirsiniz. İyi okumalar dilerim.
“Bu ülkede kimsenin ideali olamaz. Yukarıdan birileri idealleri belirler, bizim de onlara uymamız istenir. Onların ideallerine uyalım diye de bizim soytarımız olmayı kabul ederler. Onların bütün sorumluluğu, iyi bir soytarı olmaktır. Bizim sorumluluğumuz ise en iyi soytarıyı seçmektir.”
Karıma tarih öğrenmeyi bir türlü sevdirememiştim. O, bütün gün televizyon karşısında oturur, pembe dizilerin düşlerini yaşardı. Buna çok kızardım. Bu diziler, beynin afyonuydu bana göre.
“Demek bu işler yazıldığı gibi kolay olmuyor. Her insan yazabilir. Ama yazdıklarını eyleme geçirmek, herkesin harcı olmasa gerek.”
İnsanlar, televizyon seyretmekten veya falcıların peşinde koşmaktan insanlığın tarihinin belleklerinde kayıtlı olduğunun bilincinde değillerdi.
Rüyalarında da çeşitli boyutlarda dolaşırsın. Gerçekte yaşadığın boyuttan yola çıkarak geçmişte ve gelecekte dolaşırsın. Ama bilincin yeteri kadar gelişmemişse bunlara bir anlam veremezsin. Bunu astral yolculuğa da benzetmek mümkün

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kurgu Tarih
Baskı tarihi:
1 Ekim 2004
Format:
E-kitap
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Xasiork Ölümsüz Öykü Kulübü
Düşlerimiz, hayallerimiz, beklentilerimiz vardır.
Zaman zaman olduğumuzla olmak istediğimiz arasındaki uçurumda gider geliriz.
Tüm bunlar, aklımızla algıladığımız evrenle sınırlıdır.
Ama bunun ötesinde-diyelim ki paralel evrenlerde-neler olur bilemeyiz. Belki düşlerimiz, hayallerimiz, beklentilerimiz başka evrenlerde bizden bir yansıma olarak gerçekleşiyordur. Belki rüya dediğimiz olay, gerçeğin kendisidir. Belki her şey zihnimizin uydurmasıdır veya zihnimiz gözlemleyebildiğimiz evreni yanlış algılıyordur. Belki ruhumuz kuantum sıçramaları yapan bir devingendir. Belki Harikalar Dünyasındaki Alice, belki de Schrödinger’in kedisiyiz.
Kurgu Tarih, bu belkilerin bir sonucudur.
Ama belkilere yanıt verme peşinde koşmaz. Sadece iç içe geçmiş öykülerle okuyucuya hoşça vakit geçirtmeyi amaçlar.
Romandaki her şey, düş ve eğlencedir. Gerçekle bağlantı aramayın. Ama yine de bilemem. Malum ya, herkesin gerçeği kendisine aittir.   
 
Suphi VARIM

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Bilal Günaydın

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%100 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0