Kurşunlanan Türkoloji

9,8/10  (4 Oy) · 
9 okunma  · 
3 beğeni  · 
645 gösterim
ONLAR SADECE BİR CAN DEĞİL BİR MİLLET DEMEKTİ!Türkologların, şair, yazar, fikir adamı, Türk aydınlarının, uğradığı katliam, sürgün ve baskılar...16. yüzyılın ortalarından itibaren ve özellikle de 17. yüzyıldan sonra, Türk dünyası dediğimiz büyük coğrafyanın doğu, batı, kuzey ve güney uçlarında kırılmalar ve geriye dönüşler başlamıştır. Bu geriye dönüş ve çekilme süreci, ne yazık ki, önlenemeyen kanlı bir "etnik arındırma"yı ve "soykırım"ı da beraberinde getirmiştir. Çünkü çekilme ve geri dönüş süreci başlayınca, yerli halklar Türklerin onlara davrandığı gibi davranmamış; Türk ordusunun çekildiği bölgelerde silahsız ve savunmasız kalan sivil Türkleri, amansız ve acımasız bir etnik arındırmaya, sürgün ve soykırıma tabi tutmuşlardır.

İki bölümden oluşan bu kitabın "Korku Tüneli" adını taşıyan Birinci Bölümünde, 19. yüzyılın ikinci yarısı ile 20. yüzyılın ilk yarısı arasında, yaklaşık yüz yıllık zaman dilimi içinde Türk dünyası coğrafyasında meydana gelen bu sürgün, kıyım ve ölümler özetlenmiştir. Bu süreçte Kırım'da, Balkanlar'da, Kafkaslar'da, İdil-Ural'da, Batı Türkistan'da, Doğu Türkistan'da (Çin), İran, Irak, Suriye bölgeleri ile Anadolu'da Türkler gerçek bir ölüm kalım mücadelesine girişmiş ve nüfuslarının yarıdan fazlasını kaybetmişlerdir. Kitabın bu bölümünde, sonsuza akan zaman yolculuğunda, Türklerin panik halinde girdikleri, yüz yıllık karanlık yolculuğunda, "korku tüneli"nden sağ çıkanları ile çıkamayanların öyküsü özetlenmiştir.

Kitabın "Kurşunlanan Türkoloji" adlı İkinci Bölümünde ise, çoğunluğu Sovyetler Birliği'nde olmak üzere, Türkologların, şair, yazar, fikir adamı Türk aydınlarının uğradığı katliam, sürgün ve baskılar anlatılmaktadır. Bu bölümde, daha çok cezalandırılan; sürgüne gönderilen, hapsedilen ve kurşuna dizilerek öldürülen şair ve yazarlara yer verilmiştir.

Öldürülen şair, yazar, fikir ve devlet adamları, Türk topluluklarının fikir ve kanaat önderleriydi. Onlar Türk toplumuna yol gösterecek, Türk dilini işleyecek ve Türk aydınlanmasını gerçekleştireceklerdi. Onları yok etmek, Türk milletini, yolunu aydanlatacak ışıktan yoksun bırakmak demekti. Onlar sadece bir can değil, bir MİLLET demekti... Onun için bu kitabın adı "KURŞUNLANAN TÜRKOLOJİ"dir.
  • Baskı Tarihi:
    2011
  • Sayfa Sayısı:
    560
  • ISBN:
    9789753389549
  • Yayınevi:
    Akçağ Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 4 Alıntı

Bu imiş; bilgi-fen, hüner asrı
Bu imiş; yükselen beşer asrı
Hadisat öyle gösterdi ki; bu asır
Yalnız; şer ve şer ve şer asrı. (Çolpan)

Kurşunlanan Türkoloji, Ahmet Buran (Sayfa 25)Kurşunlanan Türkoloji, Ahmet Buran (Sayfa 25)

1991 yılında Sovyetler Birliği dağılıp Türk toplulukları birer birer bağımsızlıklarını ilan edince, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel "hazırlıksız yakalandık" demişti. Çünkü yıllarca Amerika, Avrupa, İran, Japonya, Çin ve Arap ülkeleri, Türkistan ile ilgilenip, bu coğrafyanın yer altı, yer üstü kaynaklarını, dillerini, inanvlarini ve sosyo-kültürel durumlarını araştırmak üzere enstitüler, bölümler, kürsüler kurarak, uzmanlar yetiştirip bölge hakkında veri tabanları oluştururken, biz bu coğrafya ile ilgilenen herkesi, "Türkçü, Turancı, ırkçı, hayalperest" olarak suçlamış, hiçbir hazırlık yapamamıştık. Dolayısıyla bu coğrafya ile ilgili idealleri olanların bildikleri de, sadece milli romantik duygulardan ve hayallerde öteye gidememişti.
Sovyetlerden ayrılan Türkler de hazırlıksız yakalanmışlardı... Çünkü onlar, Stalin baskı ve kıyımından geçerek gelmişlerdi. Düşünen beyinleri, gören gözleri olan aydınlarınım tamamına yakını Stalin tarafından katledildiği için, yollarını aydınlatacak ışıktan yoksun kalmışlardı. Bu da yetmezmiş gibi sistemin kabulleri ve hedefleri doğrultusunda, yalan yanlış bilgiler onlara hakikat diye öğretilmişti. Atatürk, daha 1933'te " Bugün Sovyetler Birliği, dostumuzdur; komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse bu günden kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir… Bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inanci bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak, yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lâzımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevî köprüleri sağlam tutarak. Dil bir köprüdür… İnanç bir köprüdür… Tarih bir köprüdür… Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların (Dış Türklerin) bize yaklaşmasını beklememeliyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gereklidir." diyordu. Ama biz, bir Sovyetleşme sürecinden geçmemiş, Stalin yönetiminde yaşamamış olmakla birlikte, en az yaşayanlar kadar tarihsel hafizamızı yitirmiş, değerlerimizden uzaklaşmış ve âdeta "mankurt"laşmış olduğumuz için olup biteni anlayamamıştık bile.

Kurşunlanan Türkoloji, Ahmet BuranKurşunlanan Türkoloji, Ahmet Buran

Yunan ordusu İzmir'e çıkınca, birden arslan kesilivermişti İzmir'deki Rum gençleri. Aya Fotini'ye gidip, Yunan ordusunun üniformalarını giymiş ve hazırda bekleyen silahları kaptıkları gibi katılmışlardı Yunan ordusuna. Nitekim bugün içindi, insanı yardım adı altında gelen sandıklarla dolusu silah ve cephane...
Sonra.. sonra dağılmışlardı dört bir yana, dalmışlardı silahsız ve savunmasız Türk evlerine, Türk köylerine; gitmişlerdi minicik bebeklerin cennet kokan kanlarına. Yapmadıklarını bırakmamışlardı şeref ve namus timsali Türk kadınlarına ve kızlarına...
Ve Türkler, her günün şafağında, Ankara'ya dönerek masum yüzlerini, beklemişlerdi dile kolay üç yıllık karanlık gecenin 9 Eylül 1922 sabahı doğacak Mustafa Kemal adlı güneşini...

Kurşunlanan Türkoloji, Ahmet Buran (Sayfa 224)Kurşunlanan Türkoloji, Ahmet Buran (Sayfa 224)

Komünistler genel bir taktik olarak, iktidara gelene kadar "eşitlik, sosyal adalet milletlerin özgürlüğü" gibi kavramlardan bahsediyorlar, ancak sıra uygulamaya gelince durum değişiyordu. Eşitliğin yerini politbüro diktası, sosyal adaletin yerini sömürü, özgürlüklerin yerini ise sürgünler, işkenceler, toplama kampları ve toplu katliamlar alıyordu.

Kurşunlanan Türkoloji, Ahmet Buran (Sayfa 188)Kurşunlanan Türkoloji, Ahmet Buran (Sayfa 188)