Kürt Meselesine İslami Çözüm ÇalıştayıMehmet Ali Gönül

·
Okunma
·
Beğeni
·
4
Gösterim
Adı:
Kürt Meselesine İslami Çözüm Çalıştayı
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052210017
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dua Yayıncılık
7-8 Mart 2015 tarihlerinde Diyarbakır’da; İslami Sivil Toplum Kuruluşlarından, cemaat ve camialardan, medrese âlimlerinden, manevi önderlerimizden, 3500 STK bileşenini temsilen 600 civarında delegenin katılımıyla “Kürt Meselesine İslami Çözüm Çalıştayı” yapılmıştır.

Çözüm sürecinde yapılan yanlışların, meydana gelen tıkanıklıkların nedenleri ve sürecin daha sağlıklı bir zemine oturması, yanlışların düzeltilmesi, tıkanıklıkların giderilmesi için önerilerde bulunmak; “adil bir çözüm ve kalıcı bir barışa” ulaşmanın nasıl olabileceğini tartışmak amacıyla bir araya gelen delegeler, bu sonuç bildirgesini yayınlamak konusunda mutabık kalmışlardır.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Ne zaman başladı bu çözüm süreci ile ilgili girişimler? Sürecin bir yurt dışı tarafı var, bir de yurt içi tarafı. 1998 de Beyaz Saray'in kıdemli danışmanları Henry J. Barkey ve Graham Fuller'in rapor niteliğinde kapsamlı bir Kürt çalışması oldu. "Türkiye'nin Kürt Sorunu" diye bir çalışma, Türkçeye çevrilmemiş. 239 sayfalilk... .Bu rapordaki temel fikir, Geçmişte İslam dünyasının diğer kesimlerinde CHP, BAAS, Nasırcılık, Burgibacılik, Kaddaficilik gibi parti ve akimlar üzerinden ulusal sol, bu sola inanç ve pratik olarak uzak halkın
temsilcisi yapıldığı gibi, PKK ulusal solunu da Kürt halkının temsilcisi konumuna çıkarmaktır. Raporun ana hedefi budur. Nasıl oralarda bu şekilde bir temsil oluşmuşsa burada da buna benzer bir temsil oluşturmak istenmiştir. Elbette Barkey ve Fuller, söz konusu yapılara değinmiyorlar, ikinci kısma, yani bölge üzerine, odaklanıyorlardi. Rapor PKK'nin alternatifi, PKK'ye yakın siyasettir, fikri etrafinda dönerken Islami camiaya veya bu bölgede o dönemde çokça söz edilen Hizbullah'a çok az değiniyordu. Raporda bölgenin PKK'ye yakın siyasete bıraklmasının 28 Şubat'a denk gelen
o süreçte Necmettin Erbakan liderliğindeki siyasetin alanını da daraltabileceği ima ediliyordu. PKK'nin Türkiye siyaseti için önemine göndermede bulunuluyordu.

(Abdulkadir Turan - SDAM Başkanı)
Hocama teşekkür ediyorum (Prof. Ahmet Ağırakça'ya hitaben) ve söylediklerine bir katkıda bulunmak istiyorum. Yanlış hatirlamıyorsam Silifke Cezaevi'nde... 90'lı yılların sonlarında ve 2000'li yilların başında Sarf-Nahiv kitapları dahil, hiçbir Arapça kitabın içeriye alınmasına müsaade etmiyorlardı. Oradaki hocalarımız, bu yasağa teslim olmamışlar; Sarf ve Nahiv'i ezbere bildikleri için oturup Izzi'yi ve diğer kitapları ezberlerinden, el yazmasıyla
olduğu gibi yazmışlar. Bizim kardeşlerimiz de okuyup öğrenmişlerdi. Hocama tekrar teşekkür ediyorum

(Abdulkadir Turan - SDAM Başkanı)
Bu nedenle Islam ümmetinin Anadolu coğrafyasında yaşayan evlatları olarak bizler, çatışmayı değil, uzlaşmayı: kültürel, düşünsel ve etnik ayrışmayı değil ortak iyide buluşmayı; sorun dilini değil, çözüm dilini beslemeyi; bireysel/grupsal hesaplar yapmayı değil, ortak aklı harekete geçirmeyi esas alan bir yaklaşımla yeni varoluş şekilleri bulmak ve yeni dostluklar kurmak vaktinin geldiğine, bunun hepimizin insani ve Islami sorumluluğu olduğuna inanıyoruz. (Açılış Konuşması - Ersin Eryılmaz)
Türkiye ile Suriye arasında sınır çizildiğinde bölgedeki Kürtler ve Araplar bu tabiri kullanmadılar. Türkiye ve Suriye tabirini kullanmadılar. Kürtler "binê xêttê-li ser xattê" diyorlardı. Araplar da "tahtel xat-fewqel xat" diyorlardı. Hiçbir zaman Türkiye ve Suriye tabirleri kullanılmadı, neden? Bu toprakların ayrılmazlıği anlayışı vardı bizde ve hala benim babam Suriye demesini bilmiyor.
(Prof. Ahmet Ağırakça)
Dünyada Arapça'yı en iyi bilen Kürtlerdir. Bunu her zaman söylüyorum. Dünyada Sarf ve Nahiv kaybolursa bunu Kürt Mollalar tekrar yazabilir. O kadar mükemmelce Arapça'yı biliyorlar.
(Prof. Ahmet Ağırakça)
Kürt sorunu; bir ad koyma sorunudur, bir isim koyma sorunudur. Kürt sorunu üzerinde düşündüğüm zaman, aklıma merhum Muhammed Hüseyin Merdukiyi Kurdistani'nin "Tarixi Kurd u Kurdistan" ya da diğer adıyla "Tarixi Merduk" kitabında anlattığı bir anekdot gelir. Tahran'dan Mahabad'a doğru giderken -Mahabad onun doğduğu yerdir- memleketini ziyaret etmeye giderken bu arada bir firsat bulup valiliği ziyaret ediyor. Bakıyor ki; bir masanın üzerine birkaç harita sermişler. Üst düzey tüm memurlar beraber harıl harıl bir şeyler arıyorlar. Soruyor "Ne arıyorsunuz?" Diyorlar ki; "Geçenlerde merkezi hükümet bir İngiliz'i görevlendirdi haritalarla ilgili. Bölgenin haritası çıkarıldı. Bizim bunca yildir bilimediğímiz bir koyümüz varmış. Ağam bir köyü tespit etmiş, şimdiye kadar hiç duymadığimız
bir köy." "Peki köyün adı nedir?" Vali bey diyor ki "Köyün adı Nazanım'dir. Nasıl olur?.." diyor "Bir gidip bakalım" diyor.
"Bu köy nerededir?" Gidiyorlar, bakıyorlar; gerçekten bir köy var. Ama başka bir ismi var. Bilinen tanınan bir köydür. Meğer
Mahabat'tan yanlarina almış oldukları rehbere sormuşlar "Bu köyün adı nedir?" diye, bilmiyorum manasında Soranice "nazanım" demiş ve köyün adını öyle kaydetmişler

(Vahdettin İnce)
Medeniyet çatışması noktasında
varlıağa yönelik bakış açısı noktasında Kürtlerle devletin arasındaki temel fark; Şeyh Said Efendinin Batı'ya tanıtlmasıyla içeriye tanitlması arasindaki o temel farktır. Türkiye devleti, Batı basınına Şeyh Said Efendiyi anlatırken bu hilafetçidir, gericidir, mürtecidir, şeriatçıdır diyordu. İçeriye ise bu bölücüdür, eşkıyadır diyordu. Yani medeniyet perspektifi açısından Batı'ya mesajını veriyordu. İçeride de İslam Medeniyetinin kavramlarına alışık olan Türklerin hemen ram olmaması için bambaşka bir fobiyi devreye sokarak Şey Said Efendiyi Türkler arasında ötekileştiriyordu.

(Vahdettin İnce)

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kürt Meselesine İslami Çözüm Çalıştayı
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052210017
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dua Yayıncılık
7-8 Mart 2015 tarihlerinde Diyarbakır’da; İslami Sivil Toplum Kuruluşlarından, cemaat ve camialardan, medrese âlimlerinden, manevi önderlerimizden, 3500 STK bileşenini temsilen 600 civarında delegenin katılımıyla “Kürt Meselesine İslami Çözüm Çalıştayı” yapılmıştır.

Çözüm sürecinde yapılan yanlışların, meydana gelen tıkanıklıkların nedenleri ve sürecin daha sağlıklı bir zemine oturması, yanlışların düzeltilmesi, tıkanıklıkların giderilmesi için önerilerde bulunmak; “adil bir çözüm ve kalıcı bir barışa” ulaşmanın nasıl olabileceğini tartışmak amacıyla bir araya gelen delegeler, bu sonuç bildirgesini yayınlamak konusunda mutabık kalmışlardır.

Kitap istatistikleri