Kürtçe Etimolojik Sözlüğü

·
Okunma
·
Beğeni
·
172
Gösterim
Adı:
Kürtçe Etimolojik Sözlüğü
Baskı tarihi:
Eylül 2013
Sayfa sayısı:
390
Format:
Karton kapak
ISBN:
393094362X
Dil:
Türkçe
Ülke:
Germany
Yayınevi:
Kürt Bilim ve Araştırma Enstitüsü
Bu kitap herhangi bir dil grubu üzerinde çalışma olmayıp, Kürtçe sözcüklerin çıkış kaynağının araştırılmasıdır. Şimdiye kadar Kürtçenin etimolojik kaynakları üzerinde daha çok Kürtçeyi bilmeyenlerin lokal çerçevedeçalışma yaptıklarına şahit oluyoruz. Bu durum adeta büyük bir okyanusun, küçük bir kumsalını tanımaya/ tanıtmaya benzer. Yani Kürtçe üzerindeki araştırmalarda henüz büyük bir boşluk söz konusudur. Bu kitap o boşluğu önemli oranda dolduracaktır. Kürtçe yapaylıktan uzak, doğal gelişim seyri içerisinde günümüze ulaşan ender dillerden birisidir. Bütün diller gibi Kürtçenin oluşumu da doğal çevrenin algılanma biçimine göre ilkel seslerin çıkarılmasıyla başlayıp, gelişmiş ve sonradan daha esnek hale gelmiştir. Tarihi süreç içerisinde başına önekler, sonuna sonekler almış, esnek olması için bazı sesler atılmış veya yumuşatılmış, fiiller ile fiiiller, fiiiller ile sıfatlar, isimler ile sıfatlar birleştirilerek yeni sözcükler ortaya çıkmıştır. Sözcükler haykırma sırasında vurgulu, sevgi ve duygu yüklemek amacıyla yumuşak, acı ve ıstırap anları için soruşturmalı, dua ve ilâhi söyleme sırasında yakarmalı karakterli olmaya dönüşse de kelimelerin kökü hep aynı kalmıştır.
Herhangi bir dilin etimolojik sözlüğü hazırlandığında sadece o dili bilmek yeterli değildir. O dilin ortaya çıkmasını sağlayan tüm toplumsal bileşimlerinin araştırılması gerekir. Fakat o da yetmez. Coğrafyasını, iklim koşullarını, fauna ve florasını çok iyi bilmek gerekir. Bütün bunları tarihsel ve arkeolojik bulgulardan beslenerek gerçekleştirmek kaçınılmazdır. Bunun için çok sayıda akademi ve akademisyenlere ihtiyaç vardır.
Her sözlük bir medeniyeti temsil eder. Etimolojik sözlükler ise o medeniyetin nerede ve nasıl ortaya çıktığını araştırır. Sözcükler iki dudak arasında çıkan seslerden ibaret değiller. Çünkü her birisinin akıp geldiği bir enerji kaynağı mevcuttur. Söz konusu enerji ilk insandan günümüze ulaşan milyarlarların tecrübe birikimidir.
Her bir sözcük içerisinde geçmişten günümüze kadar var olan toplumların sosyal, ekonomik ve psikolojik konumları saklıdır. Bu durumu daha çok etimolojik araştırma yapanlar fark ederler. Yani işin temelinde insan faktörü mevcuttur. Kelimeler
veya sesler canlı değiller. Ama onları ortaya çıkaranlar canlıdır. İnsanlar kendi tırnak, saç ve sakallarını kesip atarlar. En sevdikleri yakınları öldüğünde matem tutar ve sonunda onları unuturlar. Fakat dillerini unutmazlar, tam tersine daha da geliştirirler . Onu yasaklamaya kalkanlara karşı direnirler. Sayısız insan, aile, klan, kabile, aşiret ve halklar dillerinin devamını sağlamak uğruna her türlü baskı, işkence ve katliam girişimlerine uğramış, ama kendi dillerinden vazgeçmemişler. Çünkü dilin bittiği yerden itibaren iletişim de biter. Dil, ilk oluşumdan itibaren, özgün varlığın göstergesidir. O yok olduğunda özgün varlık ta yok olur. İşte o zaman, sadece mazide ‘hoş bir seda’ kalır.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kürtçe Etimolojik Sözlüğü
Baskı tarihi:
Eylül 2013
Sayfa sayısı:
390
Format:
Karton kapak
ISBN:
393094362X
Dil:
Türkçe
Ülke:
Germany
Yayınevi:
Kürt Bilim ve Araştırma Enstitüsü
Bu kitap herhangi bir dil grubu üzerinde çalışma olmayıp, Kürtçe sözcüklerin çıkış kaynağının araştırılmasıdır. Şimdiye kadar Kürtçenin etimolojik kaynakları üzerinde daha çok Kürtçeyi bilmeyenlerin lokal çerçevedeçalışma yaptıklarına şahit oluyoruz. Bu durum adeta büyük bir okyanusun, küçük bir kumsalını tanımaya/ tanıtmaya benzer. Yani Kürtçe üzerindeki araştırmalarda henüz büyük bir boşluk söz konusudur. Bu kitap o boşluğu önemli oranda dolduracaktır. Kürtçe yapaylıktan uzak, doğal gelişim seyri içerisinde günümüze ulaşan ender dillerden birisidir. Bütün diller gibi Kürtçenin oluşumu da doğal çevrenin algılanma biçimine göre ilkel seslerin çıkarılmasıyla başlayıp, gelişmiş ve sonradan daha esnek hale gelmiştir. Tarihi süreç içerisinde başına önekler, sonuna sonekler almış, esnek olması için bazı sesler atılmış veya yumuşatılmış, fiiller ile fiiiller, fiiiller ile sıfatlar, isimler ile sıfatlar birleştirilerek yeni sözcükler ortaya çıkmıştır. Sözcükler haykırma sırasında vurgulu, sevgi ve duygu yüklemek amacıyla yumuşak, acı ve ıstırap anları için soruşturmalı, dua ve ilâhi söyleme sırasında yakarmalı karakterli olmaya dönüşse de kelimelerin kökü hep aynı kalmıştır.
Herhangi bir dilin etimolojik sözlüğü hazırlandığında sadece o dili bilmek yeterli değildir. O dilin ortaya çıkmasını sağlayan tüm toplumsal bileşimlerinin araştırılması gerekir. Fakat o da yetmez. Coğrafyasını, iklim koşullarını, fauna ve florasını çok iyi bilmek gerekir. Bütün bunları tarihsel ve arkeolojik bulgulardan beslenerek gerçekleştirmek kaçınılmazdır. Bunun için çok sayıda akademi ve akademisyenlere ihtiyaç vardır.
Her sözlük bir medeniyeti temsil eder. Etimolojik sözlükler ise o medeniyetin nerede ve nasıl ortaya çıktığını araştırır. Sözcükler iki dudak arasında çıkan seslerden ibaret değiller. Çünkü her birisinin akıp geldiği bir enerji kaynağı mevcuttur. Söz konusu enerji ilk insandan günümüze ulaşan milyarlarların tecrübe birikimidir.
Her bir sözcük içerisinde geçmişten günümüze kadar var olan toplumların sosyal, ekonomik ve psikolojik konumları saklıdır. Bu durumu daha çok etimolojik araştırma yapanlar fark ederler. Yani işin temelinde insan faktörü mevcuttur. Kelimeler
veya sesler canlı değiller. Ama onları ortaya çıkaranlar canlıdır. İnsanlar kendi tırnak, saç ve sakallarını kesip atarlar. En sevdikleri yakınları öldüğünde matem tutar ve sonunda onları unuturlar. Fakat dillerini unutmazlar, tam tersine daha da geliştirirler . Onu yasaklamaya kalkanlara karşı direnirler. Sayısız insan, aile, klan, kabile, aşiret ve halklar dillerinin devamını sağlamak uğruna her türlü baskı, işkence ve katliam girişimlerine uğramış, ama kendi dillerinden vazgeçmemişler. Çünkü dilin bittiği yerden itibaren iletişim de biter. Dil, ilk oluşumdan itibaren, özgün varlığın göstergesidir. O yok olduğunda özgün varlık ta yok olur. İşte o zaman, sadece mazide ‘hoş bir seda’ kalır.

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Mustafa Bakan
  • Kanonikçe

Kitap istatistikleri