·
Okunma
·
Beğeni
·
12038
Gösterim
Adı:
Kurtlar İmparatorluğu
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
408
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759915186
Kitabın türü:
Orijinal adı:
L'Empire Des Loups
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Kurtlar İmparatorluğunda Fransa ile Türkiye arasında gerilimli bir hat kuruluyor. Jean-Christophe Grangé, her zamanki gibi etkileyici bir atmosfer yaratıyor, kahramanlarına inandırıcı roller biçiyor ve okuyucuyu soluksuz bırakacak bir serüvene tanık ediyor. Seri cinayetler, uyuşturucu kaçakçılığı, Strasbourg-Saint-Denisdeki küçük Türkiye, Fransız polisindeki iç hesaplaşmalar, tıbbın karanlık amaçlara alet edilmesi... Okuyucu kendini böyle gerilimli bir dünyanın içinde buluyor. Heyecan dozu son sayfaya kadar hiç düşmeyen bir roman.
405 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
> BAK SPOILER, MPOILER YOK, HER KİMSEN SAKIN ŞİKAYET EDİP, EMEKLERİ HİÇ ETME DOSTUM !!! <

> Evet, geldik gene güzel bir kitabımızın sonuna ve benden merakla beklenen incelemelerden birisine daha. Her ne kadar Zümrüt GÖKÇE'nin Grangé etkinliğinde aktif olarak boy gösterememiş olsam da, kendisinin şiddet ve cebir ile beni tanıştırmak istemiş olduğu yazarın kendisi ve okutmak istediği kitaplarından birisi olan; Kurtlar İmparatorluğu ile sonunda ben de tanıştım ve Grangé kervanına katılanlar arasındayım. Neyse, bu kadar şaka yeter! Zümrüt cinnet geçirip, beni boğazlamadan ve pıçahlamadan önce, ben hemen incelememe geçeyim ve size kitap hakkında olan düşüncelerimi aktarayım.

> Eskiden Avrupa'da yüzyıllardır kulaktan kulağa dolaşan, korkutucu bir hikâye vardı ve hikâyemizin adı; Türk’ün Öfkesi’ydi. 16. yüzyılda, Avrupalılar da, Avrupa'nın sınırlarını zorlayan ve neredeyse cihana hükmeden Türklerin, yeni doğmuş bebeklerinin mızraklarına tükürdükleri düşüncesi hâkimdi. Bunda yüklü olan mana, Türklerin savaş sanatındaki kabiliyetlerini bu şekilde soyunun devamına aktarmak olduğu düşüncesiydi. Fakat bu düşünce zaman içerisinde değişti ve buna etkende; Osmanlı padişahlarının kendi soylarını ve hanedanın bekası adına devamlılığını sürdürebilmek için, kardeşlerini susturması ile ilgili korkunç hikâyeler Hristiyan Batı'yı dehşete düşürdü ve Haçlıların, Avrupalıların bu sebepten ötürü Türklerin dünyasına olan bakış açısında, barbar Türkler düşüncesi daha fazla yer edindi.

> Belki bazılarınız yapmış olduğum alıntılar içerisinde Türkler ve özellikle Bozkurtlar geçtiği için, Jean-Christophe Grangé'nin bu polisiye gerilim romanıyla belirli ırkçılık kavram ya da terimleri ile okurların milli duygularına oynadığını düşünebilir. Fakat ben şahsen eminim ki, yazar bu okumuş olduğum romanını ele/kaleme almadan önce, bizlerin geçmiş tarihi hakkında epey bir araştırma yaparak, bu eserini tamamlamıştır düşüncesindeyim.

> Okumuş olduğum birçok şeyden sonra, Zümrüt sayesinde aşırı keyifli bir mola vermek anlamında okuduğum bu “Kurtlar İmparatorluğu” için konuya ilişkin mükemmel bir örnek vermek gerekirse: bana biraz Paris’te bulunan, Quartier Pigalle’deki efsanevi “Théâtre du Grand Guignol”ü hatırlattı. İlgilenenler netten kısa bir araştırma ile bu ilginç tiyatro hakkında daha detaylı bilgiye erişebilirler. Grangé'ın bu romanındaki sürükleyici konusu ile hafızasını kaybetmiş bir kadının öyküsü biz okurları beklemektedir. Anna Heymes, onun şu an içinde bulunduğu bu kötü durumundan sorumlu olabileceğini ya da olmayabileceğini düşündüğü şüpheli bir karakter olan kocasına güvenebilir mi?

> Yazarın bu dördüncü romanı, konusu itibariyle biraz çağdaş Türk siyasetini de içine almakla birlikte, Avrupa'daki Türk göçmen işçilerden tutun da, Fransız polis teşkilatının işleyişini, biraz kurgusal, biraz gerçek olan nörolojik araştırmaları ve deneyleri, plastik cerrahiyi, seri katilleri, amnezi ve hafıza kayıplarını işliyor. Eski bir muhabir olan Grangé, gazetecilik geçmişinin vermiş olduğu deneyim ile kitabın akışında, detaylarında ve araştırmalarının derinliğine bir hayli önem vermiş görünüyor. Aslında filmlerini izleyenler ya da kitaplarını okuyanlar bilirler, gidişat bize az biraz Alfred Hitchcock'un çalışmalarını da hatırlatmıyor değil. Kendisi, kalemi sayesinde, gayet hızlı ve akıcı tempolu bir anlatım tarzı ile doğru karakterleri olması gerektiği gibi çok etkili işliyor ve sıra dışı gelişen hadiseler ile romanın dramatizmine ve benzersizliğine katkıda bulunuyor. Yaşamını, hatırlayabildiği kısımları bir araya getirip yavaş yavaş birleştirmeye çabalayan ve neredeyse hiçbir şeyi anımsamayan bir kadının kendi gerçek kimliğini ararken, daha da şüpheli duruma gelmesinin öyküsüdür “Kurtlar İmparatorluğu”.

> Kısacası, polisiye roman okumayı seven, bol aksiyon, kan ve vahşet görmek isteyen herkesi Zümrüt Gökçe ile tanışmaya, aman ne diyorum ben pardon, Grangé ile tanışmaya davet ediyorum. Ben okudum, pişman olmadım ve sizleri de okurken görmek isteyenler illaki olacaktır.

Şimdiden keyifli okumalar dilerim arkadaşlar.

Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesin de görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

~ A.Y. ~
405 syf.
·1 günde·6/10
Türkiye, Türkler ve Ülkücülerin kitabın gövdesini oluşturmasından dolayı biraz akıcı ve ilgi çekici olan bir kitap. Fakat bir polisiyeye nazaran, bir Leyleklerin Uçuşu'na göre kurgusu çok kötü bir kitap. 400 küsür sayfa boyunca adam akıllı şaşırdığım bir yer olmadı. Alıntı yapabileceğim bir cümleye de denk gelmedim. Bunun dışında bilinen yabancı bir yazarın Nemrut dağını, Antep'i, Adıyaman'ı, 80 Darbesini böylesine araştırıp bilmesi çok hoş. Kitap bir Türkiye tanıtımı gibi aynı zamanda. Türkiye'yi İstanbul'dan ibaret görmemesi yazarın mekanları iyi bildiğine delalet.

Kurgusu güzel olsaydı, mükemmel bir kitap olabilirdi. Önceki kitaplarına göre romanın belirli bir kahramanı yok. 4 karaktere neredeyse eşit bir alan ayırmış. Böyle olunca kahramanı benimseyip kendinizi kitaba da kaptıramıyorsunuz. Ayrıca yabancı sitelere göre 1k'da kitabının puanı biraz yüksek. Sanırım içinde bizden bir şeyler olduğu için biraz tarafsızlığımızı kaybediyoruz. :) iyi okumalar dilerim.
405 syf.
Ve böylece Grangé'nın tüm romanlarını okumuş bulunmaktayım. Kitap harikaydı. Okurken hiç sıkılmadım. Kitapta Türkler'e ait bir şeyler bulmak dahada güzeldi. Bir kez daha efsane olduğunu gösterdi. İlk sayfadan son sayfaya kadar merakım dinmedi. En akıcı kitabı diyebilirim Kurtlar İmparatorluğu için. Favorilerimin içinde yerini aldı. Bu kitabı şiddetle tavsiye ettiği icin Zümrüt'e de teşekkürlerimi sunuyorum. Kitap Türkiye'de şiddetin başka bir yüzünü gözler önüne seriyor. Yazarın Türkiye hakkın da bu kadar bilgi sahibi olması beni çok sevindirdi. Aksiyon, merak ve kan hiç bitmedi sonuna kadar. Başka bir kitapta buluşmak dileğiyle. Size bol kitaplı günler diliyorum.
405 syf.
·8/10
Grange bu kitabı da okuduğum diğer kitapları-Kızıl Nehirler,Leyleklerin Uçuşu ve Şeytan Yemini- gibi beni gayet tatmin etti. Bu kitabı bulunduğumuz coğrafyada yaşayanların okuması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye'nin 80'li yıllardaki siyasi durumunu bir Türk gibi iyi yorumlamış. Ayrıca yazar kitabında Türkiye'de yaşayan diğer ulusları da es geçmemiş.
405 syf.
·9/10
Fransa'dan Türkiye'ye uzanan müthiş bir roman. Karakterler, olay örgüsü ve genel hikayeyi çok sevdim. Yazarın Kaiken ve Ölü ruhlar Ormanı romanlarını okumuştum, çevre tasvirleri ve uzun betimlemeler olaylardan uzaklaştırıp romanı sıkıcı hale getiriyordu ancak Kurtlar İmparatorluğu'nda böyle uzun ve sıkıcı betimlemeler yoktu. Yazar baştan sona gizemi ve aksiyonu bol bol kullanmış. Okurken hiç sıkılmadım, aksine merak ederek çevirdim sayfaları.
Kurgu gerçekten güzeldi, olaylar hız kesmeden devam ederken sürekli yeni bir şeyler yaşanıyordu. Türkiye - Bozkurtlar - Fransa hikayede kendilerine güzel bir yer bulmuş. Hatta ben Bozkurtlarla ilgili daha önce bilmediğim şeyler bile öğrendim.
Sonu fena değildi yalnız bir karaktere yazarın acımasız davrandığını düşünüyorum, sindiremedim başına gelenleri. Karakterleri sevdim, yazar başarılı karakterler oluşturmuş.
Kısacası ben beğendim Grangé'i ya da bu türü seviyorsanız tavsiye ederim.
408 syf.
·8/10
Kim olduğunu, nerden geldiğini bilmeyen hafızası silinmiş bir kadının hikayesinin yanında Fransa Türkiye arasındaki yeraltı dünyasına uzanan içerisinde gerçek tarihi bilgiler de barındıran güzel bir gelirim.
Türkiye'ye bir de yabancıların gözüyle bakmakta yarar var...
405 syf.
·3 günde·Beğendi
Kitabın bir kısmı Türkiye'de geçiyor.Türk mafyasından ve Bozkurtlardan bahsetmesi ilgiyle okumamı sağladı. Yazarın okuduğum ilk romanıdır.Bu kitaptan çok memnun kalıp diğer kitaplarını da büyük bir hevesle okumuştum. Paris'ten Nemrut Dağı'na kadar nefes kesen macera. Yazar ülkemizi ve coğrafyamızı bayağı araştırmış. Sıkılmadan okudum.
405 syf.
·3 günde·9/10
Satır satır giderek artan gerilim ve macera dolu harika bi roman. Grange'ye özgü kusursuz bir kurgu. Her sayfasını daha büyük bir hızla çevirdiğim en iyi polisiye kitaplarından biriydi, çok etkilendim. Hikayenin ve olayların Türkiye'den geçmesi kitaba olan ilgimi daha da arttırdı, Grange sayesinde bilmediğim birçok şey öğrendim. Teşekkürlerimi sunuyorum.
408 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Grange için çok sıradan bir anlatım geldi bana. Konusu güzel fakat işlenişi beni tatmin etmedi hatta en sonunda tüm olayları birer birer sanki çözümleyemezmişiz gibi anlatması. Yeni başlayanlar için iyi olabilir ama bana Grange için fazla basit geldi.
405 syf.
·41 günde·8/10
Yazarın okumuş olduğum ilk kitabı. Daha önce hiç araştırma yapmadığım halde birçok okur gibi bende çok beğendim. Bir Fransız yazarın Türkiye’nin bazı detaylarını yazması iyi bir araştırma yaparak yazmış olduğunu gösteriyor. Bu da kitabın Türk okurlarını arttırdığı aşikar. Kurgu olarak hiç rast gelmediğim bir konu üzerine epeyce bilgi var. Bir kişinin çeşitli yöntemlerle hafızasının silinmesi ve farklı bir ırk kişiliğinin hatasız işlemesi şaşırtıcı. Türklük sembolü olan bozkurta kitap içerisinde çok yerler vermiş. Ülkücülerin gayri resmi silahlı eğitim kamplarından bahsedilmiş olması hakkında fazla bilgi sahibi olmadığım bir konuydu. Umarım gerçek değildir.Fazla detay vermemek adına burada sonlandırırarak, çok kaliteli bir polisiye kitap olması çok harikulade buldum. Herkese tavsiye ederim. İyi okumalar.
405 syf.
·9 günde·Beğendi·Puan vermedi
Sırf adında “Kurt” geçiyor diye başladığım bir kitaptı ve zerre zevk almadım. İlk on yirmi sayfada devamı için inanılmaz bir beklentiye giriyorsunuz ama bekletiniz boşa çıkıyor. Fransa’da bir Türk mahallesinde işlenen cinayetten girip; “ Kürtler dünya üzerinde ülkesi olmayan en büyük halk. Yaklaşık yirmi beş milyon.” diye etnik edebiyat kasma özelliği sadece bizim çomarlara özgü değilmiş demek. Adam nasıl hırs yapmışsa Lazlar’dan da bahsetmiş. Siz Çepni’yi Laz sanan insanlarsınız sizin fikrinizin ne önemi var, diye sorarlar adama. Üşenmemiş Alparslan Türkeş eleştirisi yapıp bozkurt kötülemiş. Bozkurtlar insan öldürmek için eğitiliyormuş, bu iddialar hep bu insana ait. Azıcık Türk siyâsi tarihi bilen bir insan olsa elbette ciddiye alınır ama gülüp geçmekle yetiyor insan. Ulan bir de bunu okuyp, beğenip bir sürü güzellemesini yapan Türk var. Damarınızda akan kandan utanın kardeşim. 
Kurtlar İmparatorluğu’ndan selâmlar.
408 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
#polisiye dediğiniz zaman ilk akla gelen isimlerden biri şüphesiz ki Grange 'dir. Fakat bu kitabı özel kılan başka bir konu daha var ; Türkler. Romanin bir kısmı Fransa'da bir kısmı Türkiye' de geçiyor ve ana katakterlerden birkaçı Türk. Grange her zamanki şahane anlatımının, kusursuz tasvirlerinin ve canlı kanlı hissettiren karakterlerinin yanına öyle bir Türkiye araştırması eklemiş ki hayran kaldım. 1980 öncesi Türkiye 'nin siyasi durumu baz alınarak hazırlanmış olan kurgu Alparslan Türkeş, Mustafa Kemal Atatürk, Tansu Çiller, Ülkücüler, Türk kartelleri, İstanbul, Gaziantep ve Fransa arasında sekillenmis.

Okurken dikkatimi çeken en güzel şey Grange' in çok tarafsız bir bakış açısı kullanmış olmasıydı. Ülkelerin iç karışıklıklari tamamen gözlem ve araştırma usulü nakledilmis. Grange 'in Türk hayranlığı ise her bölümde farklı cümlelerde karşınıza çıkıyor ve gurur duyuyorsunuz.

4 ana karakter üzerinden anlatılan kitabın aklımı karıştıran tek yönü kime odaklanacagimi bilmemek olsa da her karakterden ayrı bir şey öğrenmek gayet keyifliydi. Bilimsel açıklamaların doyuruculugu ise çok ayrı bir güzellik vermiş kitaba. Yani kısaca Grange farkı diyerek yorumu noktaliyorum.
-Kötülüğün ne olduğunu bilmeden nasıl kötülükle mücadele edebilirsin?
.
Düşmanının üstün taraflarını bilmeden nasıl düşmanını tanıyabilirsiniz ?
.
Yeşil denizlerde dolaştım,
.
Taş duvarları, karanlık gözçukurlarını kucakladım.
.
Kar kaplı yamaçları okşadım,
.
Pembe renkli kum gibi serpiştirilmiş,

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kurtlar İmparatorluğu
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
408
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759915186
Kitabın türü:
Orijinal adı:
L'Empire Des Loups
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Kurtlar İmparatorluğunda Fransa ile Türkiye arasında gerilimli bir hat kuruluyor. Jean-Christophe Grangé, her zamanki gibi etkileyici bir atmosfer yaratıyor, kahramanlarına inandırıcı roller biçiyor ve okuyucuyu soluksuz bırakacak bir serüvene tanık ediyor. Seri cinayetler, uyuşturucu kaçakçılığı, Strasbourg-Saint-Denisdeki küçük Türkiye, Fransız polisindeki iç hesaplaşmalar, tıbbın karanlık amaçlara alet edilmesi... Okuyucu kendini böyle gerilimli bir dünyanın içinde buluyor. Heyecan dozu son sayfaya kadar hiç düşmeyen bir roman.

Kitabı okuyanlar 4.754 okur

  • Melda
  • Aykut pektaş
  • Navruz Erciyas
  • Berke Ünal
  • Hakan Postacı
  • Şeyma Sert
  • ZeDe
  • Turkmaestro
  • Bilge çavuş
  • Meryem Balat çınar

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.2
14-17 Yaş
%2.1
18-24 Yaş
%15
25-34 Yaş
%35.7
35-44 Yaş
%31.2
45-54 Yaş
%11
55-64 Yaş
%1.2
65+ Yaş
%0.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%60.8
Erkek
%39.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25.8 (304)
9
%22.6 (267)
8
%29 (342)
7
%14.8 (175)
6
%4.7 (56)
5
%1.6 (19)
4
%0.4 (5)
3
%0.4 (5)
2
%0.2 (2)
1
%0.3 (4)

Kitabın sıralamaları