·
Okunma
·
Beğeni
·
66
Gösterim
Adı:
Kurtlu Kuyu
Baskı tarihi:
31 Ekim 2020
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057658203
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dağhan Külegeç Yayınları
Otuzlu yaşlarında, güzel, eğitimli bir kadın Eda. Türkiye, Hollanda ve Amerika’ya savrulan yaşamı boyunca parçalanmış ailesinden ona kalanları topluyor. Duygusal boşluklarını doldurmaya çabalarken okur, Eda’nın dilinden aile kavramını, çocukluk travmalarının insan yaşamına etkisini, tutkulu aşkları, hezeyanları, hasta bir zihnin kıvrımlarından geçerek öğreniyor.
Kurtlu Kuyu, kurtulmaya çalışırken karanlığa çeken, rahatsız eden, sarsıcı bir roman. Finale doğru giderken, o huzursuz soruya da dikkat çekiyor: Aslında ne yaşıyoruz?
128 syf.
Otuzlu yaşlarında, güzel, eğitimli bir kadın Eda. Türkiye, Hollanda ve Amerika' ya savrulan yaşamı boyunca parçalanmış ailesinden ona kalanları topluyor. Duygusal boşluklarını doldurmaya çabalarken okur, Eda'nın dilinden aile kavramını, çocukluk travmalarının insan yaşamına etkisini, tutkulu aşklarını, hezeyanları, hasta bir zihnin kıvrımlarından geçerek öğreniyor.

Okurken bir şeyler anladığımı sanıp hiçbir şey anlamadığım bir eser ne yazık ki Yazarın ilk kitabı ve biraz kendine has karışık bir anlatıma sahip. Tam ne oluyor derken başka bir konu, başka bir olay hoop ve kitabın sonu, kafam allak bullak oldu
Olayları tarih/ mekan vererek anlatmış ama bana göre geçişler çok hızlıydı bu yüzden arafta kaldım ve okurken kitaba kendimi veremedim Kitabın konusu çok güzel fakat anlatımda eksik bir şeyler var. O yüzden beklediğim etkiyi alamadım kitaptan
Kısa ve ince bir kitap, bu tarz kitapları sevenler için tavsiye ediyorum
128 syf.
·2 günde·8/10 puan
Otuzlu yaşlarda eğitimli bir kadın olan Eda üç ülke arasında parçalanmış hayatından kırıntıları toplamaya çalışıyor. Çocukluk travmaları, tutkulu aşklarını, aile kavramını bir de Eda'nın kaleminden okuyoruz.
Kurtlu Kuyu, kurtulmaya çalışırken karanlığa çeken, rahatsız eden, sarsıcı bir roman. Finale doğru giderken, o huzursuz soruya da dikkat çekiyor. Aslında ne yaşıyoruz?

Kurtlu Kuyu, kısa ve öz yazılmış bir kitap. İlk sayfadan itibaren sizi içine alıyor. Eda'nın hayatında size dokunan bir şeyler mutlaka çıkıyor. Bölümlerin hızlı geçişleri hariç severek okuduğum bir kitaptı.
128 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Eda sıradan bir yaşam, aynı dünyadaki diğer yaşamlar gibi. Bu sıradan yaşam içinde üç ayrı mekan, üç ayrı ülke arasında savruluyor. Sürekli bir arayış içinde, onu hayatta tutacak anlamlar bulmaya çalışıyor. Eksik bir yapboz gibi sürekli kayıp olan parçası için koşturup duruyor. Parçalı bir ailesi, o aileden geriye kalan ayrı ayrı acıları, yine aynı şekilde parçalı aşk hikayeleri var. Biz de Eda savrulurken neler yaşadı, başından neler geçti, onu uçurum kıyısına ne itti, bunu okuyoruz. Sanrılarına şahit oluyoruz.
.
Kitapta sürekli bir gizem havası hakimdi, belki polisiye bir kitap değildi ama Eda’nın kendine has esrarengiz bir anlatımı vardı. Her bölüm sonunda öncesinde ne oldu, sonrasında ne oldu diye düşündürüp durdu. Özellikle kendi kendine olan iç konuşmaları yer yer güldürürken çoğu zaman içindeki yangının sebebini çok iyi anlattı. Hikayesinin sonuna kadar ait olacak bir yer aradı kendine. Bir ülkeden diğerine savruluşu da en çok bu aitlik arayışıydı. Ne tamamen umutsuz ne de tamamen hayata bağlıydı. Eda tam bir griydi. Bu grilik içinde onu kurtaracak bir dal, elinden tutacak başka bir el bulmak istedi. Fakat tuttuğu bazı dallar ellerinde kaldı.
.
Yazar güçlü kalemiyle bizi aslında yavaş yavaş sona hazırlıyor. En başta, sondan bir sahne verilmiş olması da kitabın dinamizmini aşırı yüksek tutuyor. Çünkü sürekli o sahnenin nereye bağlanabileceğini kurgulayıp duruyorsunuz. Sonunu okuduğunuz da ise ben bir sanrı mı yaşadım, yoksa bu gerçekten oldu mu diye düşünüyorsunuz. Eda’nın sanrılarına ortak olmak isteyen varsa ilk sayfayı aralayabilir. Gönül rahatlığı ile tavsiye ediyorum.
128 syf.
·1 günde·8/10 puan
Eda,çocukluk travmalarıyla dolu,Amerika,Türkiye,Hollanda arasında savrulmuş yaşama sahip. Duygusal boşluklarını doldurmaya çabalarken onu daha da dibine çeken bir kuyu. Eda’nın dilinden aile,aşk,parçalanmak,hasta bir zihnin düşündüklerini detaylarıyla Eda gibi savrula savrula okuyoruz.

Beni en çok etkileyen ama hiç şaşırtmayan tek şey Eda ile Okan’ın yollarının ayrılmasıydı. Kitapta beklediğim bir olayken yine de bana “Vay be bunu da gördük!” dedirtti. Kitabın dili oldukça akıcı ve kendini tek seferde okutacak kadar insanı kendine çeken türden. Bu konuda yazar,ciddi manada tebrik edilmeli. Çünkü insanlar genelde bu tarz savrulmalı kitapları okumaktan çekinir,korkar,kendinden kaçtığı şeyleri görür genelde “bence”.

Bu kadar kendimi acaba görür müyüm korkusundan sonra yine de tek seferde okudum ve ister istemez kitabın sonunda “E ne oldu şimdi?” oldum. Bir sanrıya kapılmışım da sanki o bitmiş gibi hissettim,içimi bir huzursuzluk kapladı.

İşte böyle savrularak okuduğunuz romanları özlediyseniz bu kitap tam size göre!

Bir kağıdı ortadan ikiye bölüp,hayatının artılarını ve eksilerini bir teraziden geçirip,kaybedecek bir şeyin olmadığını fark ettiğinde gitmek istersin.En uzağa...
Hikayen varsa sen de varsın. Hikayeni anlatmaya başladığında daha fazla varsın.Sustuğunda.
Sustuğunda yoksun. Sen düşündüğün için dünya var.
Düşünüyordum.İnsan sürekli gülemez ya,düşünür bazen...Sonra çıkamaz işin içinden ve kendini ikna etmek zorunda kalır bazı şeylere.
İki insanın bu denli aynı olup,aynı noktaya bu kadar uzak oluşu... Büyük bir yıpranış.



@dkyayinlari
@sevde.ozsaygin
128 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Orta yaşta bir kadının çocukluk travmaları ile şehirler arasında geçişleriyle aklının içinde gezdiğimiz bir romanın etkisi bitirdikten sonra da devam ediyor. Akıcı ve sarsıcı bir dil ile yazılan kitapta karakterin kendine sorularının peşine takılıyor okuyucu. Başka kitaplarını merakla bekliyoruz.
128 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Kısa ve yoğun, derin ve sorgulatıcı, hem geren hem güldüren, mizahı da eksik bırakmayan bir eser. Keyifle okudum. Bazı tespitleri hayranlıkla not aldım, eserin ve yazarın yolu açık olsun.
128 syf.
·2 günde·8/10 puan
Eda hayatının anlamını ne yaşadığını arıyor, ailesinden kalan parçaları toparlıyor. Hayatını ise Amerika Hollanda ve Türkiye arasında geçiriyor. Yaşayamadığı çocukluğunu hatırlarken daha dünü yaşıyor resmen.

Kitaptan bahsetmeden önce birazcık yazardan bahsetmek istiyorum çünkü kitaba başlamadan önce ithafını ve biyografisini okudum ve kendimi o kadar yakın hissettim ki ona. Yazar babasına ithaf etmiş ilk kitabını... Bence babasının hayalleri için yaşamış ve hayalleri uğruna öldüğünü düşünmesi çok gurur verici bir şey çünkü benim babamda öyle. İlk benzer yön olarak bulduğum şey buydu ve ikinciside her ne kadar onun gibi profesyonel bir şekilde yapmasamda tiyatro ile ilgileniyor olması beni çok mutlu etti. Uzun bir süre tiyatro ile ilgilendim diyemem ki bunu demem yazarımıza hakaret bile olabilir. Aslına bakarsanız o kadar benzer bir yönümüz yok cidden ama yinede biyografi ve ithafı okuduktan sonra hiç tanımıyor olsam bile bir samimiyet hissettim.

Kitaba gelicek olursam eğer başlarken olayın sonundan biraz bahsediyor ve okuduktan biraz sonra ise olayların başına geliyor. Yani Eda'nın kendini bulma çabalarını okuyoruz. Eda ile ilgili hep bir gizem vardı kitapta. Önce "Hayır Süeda, Eda'yı da anlamaya çalış hemen kenara atma." diye düşünüp bayağı bir anlamaya çalıştım. Ama hikayenin başlarında Hollanda da geçirdiği dönemde bunu yapamadım. Üzgünüm Eda hala Vasco'ya haksızlık ettiğini düşünüyorum. Ama sonrasında karşısına Okan çıkınca birden Eda'nın tarafına geçtim. Kitabın sonlarına doğru annesinin ve babaannesinin öldüğü dönemlerdeki Eda'yı okuyoruz ve size şunu söylemeliyim ki babaannesi ve Eda her ne kadar sürekli tartışsalarda içlerinde birbirlerine karşı sevgi olduğunu hissettim hatta size bir sır vereyim babaannesinin ölümü anlatılırken birkaç göz yaşı bile döktüm.

Kitabı okuması çok güzeldi. Uzun zamandır bu tarz bir kitap okumuyordum. Her ne kadar diyaloglar içersede genel olarak iç monologlar benim için çok etkileyiciydi. Bu kitabın yazarın ilk romanı olduğunu söylemeseler hayatta inanmazdım ilk olduğuna kalemi bence bayağı güçlüydü. Tabi ben derste çalışmam gerektiği için bir günde okudum ama akıcılığı ile bir bir buçuk saatte bitirilebilecek bir kitap.
Her şey sen düşündüğün için var. Bu ağaçlar, bu gökyüzü, şu koltuk... Acı, sen acıyı düşündüğün için. Mutluluk? Biz mutluluğu pek düşünmeyiz.
"Yaşayacağım, öleceğim."
Bu yazıyı düşünüyorum. "Haklı," diyorum, "yaşayacağım, öleceğim." Bizim oralarda da denildiği gibi her canlı ölümü tadacak. Dinler değişiyor, onların binaları değişiyor ama sonuç değişmiyor. Yaşayacak ve ölecek.
Birine iyilik falan yaptın mı, o kişiye karşı asla kötü duygular besleyemezdin. "İnsanlardan büyük beklentileriniz varsa, önce onlara büyük iyilikler yapın," diyordu profesör.
"Düșünüyordum. İnsan sürekli gülemez ya, düșünür bazen... Sonra çıkamaz ișin içinden ve kendini ikna etmek zorunda kalır bazı șeylere."
Bir kağıdı ortadan ikiye bölüp, hayatının artılarını ve eksilerini bir teraziden geçirip, kaybedecek bir șeyin olmadığını fark ettiğinde gitmek istersin. en uzağa...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kurtlu Kuyu
Baskı tarihi:
31 Ekim 2020
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057658203
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dağhan Külegeç Yayınları
Otuzlu yaşlarında, güzel, eğitimli bir kadın Eda. Türkiye, Hollanda ve Amerika’ya savrulan yaşamı boyunca parçalanmış ailesinden ona kalanları topluyor. Duygusal boşluklarını doldurmaya çabalarken okur, Eda’nın dilinden aile kavramını, çocukluk travmalarının insan yaşamına etkisini, tutkulu aşkları, hezeyanları, hasta bir zihnin kıvrımlarından geçerek öğreniyor.
Kurtlu Kuyu, kurtulmaya çalışırken karanlığa çeken, rahatsız eden, sarsıcı bir roman. Finale doğru giderken, o huzursuz soruya da dikkat çekiyor: Aslında ne yaşıyoruz?

Kitabı okuyanlar 17 okur

  • MERVE
  • İlknur
  • Birsen Kurtuldu
  • Rabia
  • semra Akıncı
  • εʟıғ
  • Aylin Güney
  • Fulya Ciğerci
  • Şule Hatipoğlu
  • Elif GÜMÜŞ

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%27.3 (3)
9
%18.2 (2)
8
%36.4 (4)
7
%9.1 (1)
6
%0
5
%9.1 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0