Kuşatılmış Yaşamlar

0,0/10  (0 Oy) · 
2 okunma  · 
0 beğeni  · 
317 gösterim
Bilişim sektöründesiniz. Çok gözde bir mesleğiniz var. İyi para kazanıyorsunuz. Temiz giyimli insanlarla dolu dev binalarda çalışıyorsunuz. Steril bir hayat sürüyorsunuz. Arkadaşlarınız var. Ancak, göğsünüze bir ağırlık biniyor zaman zaman; üzerinize bir karamsarlık çöküyor; bir dalga gibi. Bir eksiklik var.

Bankacısınız. Çok gözde bir mesleğiniz var. İyi para kazanıyorsunuz. Temiz giyimli insanlarla dolu dev binalarda çalışıyorsunuz. Steril bir hayat sürüyorsunuz. Arkadaşlarınız var. Onlarla bowling oynuyorsunuz, bankacılıktan söz ediyorsunuz. Akıllı olduğunuz için mutlusunuz. Ancak çok çalışmak zorundasınız. Öyle ki, kazandığınız parayı harcayacak vakit bulamadığınız oluyor. Her an biri yerinizi kapabilir. Göğsünüze bir ağırlık biniyor zaman zaman; üzerinize bir karamsarlık çöküyor; bir dalga gibi kabarıyor, yüreğinize vuruyor.

Reklamcısınız. İşletmecisiniz. Mimarsınız. Ya da bunların hiçbiri değilsiniz. Gözde bir mesleğe sahip olmak, televizyonlarda gördüğünüz insanlar gibi ışıl ışıl gülücükler saçarak steril yerlerde yemek yemek istiyorsunuz. Beyaz gömlekler giymek ve dizüstü bilgisayarla dolaşmak istiyorsunuz. Ve göğsünüze bir ağırlık biniyor. İsyan ve kıskançlık karışımı bir duygu boğazınızdan gözlerinize doğru yükseliyor Hayattan kopuyorsunuz bu anlarda, daha doğrusu, yaptığınız her şeyin insan hayatı karşısında ne kadar sonuçsuz, ne kadar anlamsız olduğunu hissediyorsunuz. Ve bir gün durumunuz bir sözcüğün içine hapsediliyor: Depresyon.

Kuşatılmış Yaşamlar, içimizden birinin alabildiğine sert öyküsü. Bir depresyon günlüğü.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2001
  • Sayfa Sayısı:
    157
  • ISBN:
    9789750701115
  • Orijinal Adı:
    Extension Du Domaine De La Lutte
  • Çeviri:
    Aysel Bora
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 3 Alıntı

tabula rasa 
12 Şub 18:34 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Daha genel söylersek, bizler hepimiz yaşlılığa ve ölüme boyun eğmişiz. Bu yaşlanma ve ölüm kavramı insan-bireye katlanılmaz geliyor; bu hükümran ve koşulsuz kavram, bizim uygarlıklarımızda serpiliyor, adım adım bilinç alanını dolduruyor. Böylece yavaş yavaş dünyanın sınırlı olduğuna dair kesin bir kanı oluşuyor. Arzu bile yok oluyor, geriye yalnızca burukluk, kıskançlık ve korku kalıyor. En çok da burukluk kalıyor, uçsuz bucaksız, akıl almaz bir burukluk. Hiçbir uygarlık, hiçbir devir insanlarında bunca burukluk yaratmayı başaramamıştır. Bu bakımdan bizler hiç görülmemiş anlar yaşamaktayız. Çağdaş zihniyeti tek bir sözcükle özetlememiz gerekseydi, ben hiç kuşkusuz şunu seçerdim: Burukluk.

Kuşatılmış Yaşamlar, Michel HouellebecqKuşatılmış Yaşamlar, Michel Houellebecq
tabula rasa 
12 Şub 18:35 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bazı insanlar kendileriyle yaşamanın korkunç derecede olanaksız olduğunu hissederler; aslında kendi yüzlerini cepheden görmeye, onu gölgesiz, geri plansız bir bütün olarak görmeye katlanamıyorlardır. Yaşamları, buna katılıyorum, doğa yasaları açısından bir istisnadır; yalnızca uyumsuzluğun temelindeki bu çatlak her türlü genetik erekliliğin dışında meydana geldiği için değil, onun baştan itibaren son derece açık olması yüzünden; sıradan yaşamın algısal şemalarının üstündeki, aşkın bir açıklıktır bu. Bazen bu dayanılmaz kırığın, kesin olarak erişilmeze doğru ışıltılı, gergin ve sürekli bir isteğe dönüşmesi için onların karşısına, onlar kadar saf, onlar kadar saydam olması koşuluyla başka birini yerleştirmek yeter. Böylece, bir ayna günden güne hep aynı umut kırıcı görüntüyü yansıtırken, birbirine paralel iki ayna, insan gözünü acıların ve dünyanın ötesinde sonsuz, sınırları olmayan, geometrik yalınlığı içinde sonsuz bir yörüngeye sürükleyen net ve yoğun bir ağ oluşturur.

Kuşatılmış Yaşamlar, Michel HouellebecqKuşatılmış Yaşamlar, Michel Houellebecq
tabula rasa 
12 Şub 18:34 · Kitabı okudu · Puan vermedi

O kadar az yaşadım ki sanki hiç ölmeyecekmişim gibi düşünme eğilimindeyim; insan hayatının bu kadarcık bir şeye indirgenmesi gerçek olamazmış gibi geliyor bana; elinizde olmadan, er ya da geç bir şey olacak diye hayal ediyorsunuz. Büyük hata. Bir hayat pekâlâ da boş ve kısa olabilir. Günler ne bir iz ne bir anı bırakarak sefil bir şekilde akıp gider; ve sonra bir anda duruverir.

Kuşatılmış Yaşamlar, Michel HouellebecqKuşatılmış Yaşamlar, Michel Houellebecq