Adı:
Kuşkucu Somon
Alt başlık:
Galakside Son Bir Kez Otostop Çekmek
Baskı tarihi:
Temmuz 2017
Sayfa sayısı:
432
ISBN:
9786051715117
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Salmon of Doubt
Çeviri:
İrem Kutluk
Yayınevi:
Alfa Yayıncılık
Douglas Noel Adams neredeyse her satırında zekâ şimşekleri çakan Otostopçunun Galaksi Rehberi serisiyle, bilimkurgu türünün dokusunda geri dönülmez değişimler yaratmayı başarmıştı. Ama sonrasında, herkes ondan yepyeni maceralar beklerken, ne yazık ki çok genç denebilecek bir yaşta aramızdan ayrıldı. Büyük bir şaşkınlık içine düşmüş dostları için yapılacak tek bir şey kalmıştı: Douglas Adams’ın o çok sevdiği bilgisayarının içinde derin bir araştırmaya girişmek ve en azından son kez bile olsa galakside yeniden otostop çekebilmek.

Kuşkucu Somon’un ortaya çıkış macerası işte böyle özetlenebilir. DNA’nın o eşsiz kıvraklıktaki zekâsı bir kez daha karşınızda. “Hayat”, “Evren”, “Ve Her Şey” adıyla üç temel parçaya bölünerek hazırlanmış bu çalışma, tanıyan herkesin sevdiği Douglas Adams’a gönderilen bir saygı ve sevgi selamı olmasının yanı sıra usta yazarın okurlarına gülümseyerek baş parmağını bir kez daha havaya kaldırmasıdır aslında.

En sinirli, en umutsuz okurların bile tüm beklentilerini rahat rahat karşılayan bu küçük kitapta sevgili dostumuz DNA’ya dair daha önce kimsenin bilmediği gerçekleri de öğreneceksiniz. Sonuçta paniğe kapılmanıza hiç gerek yok, yeter ki havlunuzu yanınıza almayı unutmayın…
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Bir tanrı olduğuna gerçekten inanmıyorum -hatta bir tanrının olmadığına ikna oldum. Onun var olduğuna dair etrafta en ufak bir kanıt bile görmüyorum.
İlk adam düşünür: "Eh eşya yapan sadece bir tür varlık tanıdığıma göre, bütün bunları yapan her kimse, benim gibi ama çok daha büyük, çok daha güçlü ve mutlaka görünmez biridir, bütün aletleri yapan, güçlü olmaya yatkın olan kişi ben olduğuma göre o da muhtemelen erkektir." Böylece Tanrı düşüncesine varırız. Bir alet yaptığımızda, onunla bir şey yapmayı amaçladığımız için ilk insan kendine şunu sorar: "Eğer bunu o yaptıysa, ne amaçla yaptı?" İşte tuzak burada kapanır, çünkü ilk insan şöyle düşünür: "Bu dünya bana çok uyuyor. Bana destek olan, beni doyuran, bana bakan her şey burada. Evet, bu dünya tam bana göre," ve kaçınılmaz sonuca varacaktır, dünyayı yapan her kimse, onu kendisi için yapmıştır.

Şimdi hayal edin, bu bir su birikintisinin, bir sabah uyanıp düşünmeye başlaması gibidir, "bulunduğum bu dünya ilginç bir yer - bulunduğum delik ilginç bir delik- tam bana göre, öyle değil mi? Aslında bana şaşılacak kadar uyuyor, beni içinde barındırmak için yapılmış olmalı!" Bu öyle güçlü bir düşüncedir ki, güneş gökyüzünde yükselip hava ısınırken, su birikintisi de giderek küçülür, küçülür ama o telaş içinde her şeyin iyi olduğuna inanmaktadır, çünkü bu dünyanın amacı kendisini içinde barındırmaktır, onu içinde barındırmak için kurulmuştur. Bu yüzden su birikintisinin kaybolma noktasına geldiği an onu çok gafil avlar. Sanırım bu bizim de unutmamamız gereken bir şey.
Çalışmayan şeyleri fark ediyoruz. Çalışanları fark etmiyoruz. Bilgisayarları fark ediyoruz, onlara ödediğimiz parayı fark etmiyoruz. Elektronik kitap okuyucularını fark ediyoruz, kitapları fark etmiyoruz.
Çözümler neredeyse her zaman en az beklediğiniz yönden gelir. Bunun anlamı, o yöne bakmaya çalışmanızın hiçbir anlamı olmadığıdır, çünkü çözüm oradan gelmeyecektir.
Ama ya dergi yayımcıları açısından? Onlar ne satacak? İnsanların tomar tomar para vermeye gönüllü olduğu parlak kâğıt desteleri olmayınca onlar ne yapacak? Aslında her şey onların ne tür bir işte olduğunu düşündüğünüze bağlı. Bir çok kişi sizin düşündüğünüz işi yapmıyor. Örneğin Xerox aslında toner kartuşu satma işindedir. İleri teknoloji harikası fotokopi ve baskı makineleri geliştirdikleri masalı, yalnızca asıl kâr kaynakları olan toner kartuşu için bir emtia pazarı yaratmak için. Televizyon şirketleri seyircilerine televizyon programları iletme işinde değildir, onların işi seyircileri reklam verenlere teslim etmektir.
“Geçmişte insanlar, düşünmek istediklerinde saatlerce ateşe bakarlardı. Ya da denize. Dans eden alevler ve dalgalar, beynimizde akıl ve mantığın ulaşabileceğinden daha derinlere ulaşabilir. Bak, mantık yalnızca bizim zaten yapmış olduğumuz önermeler ve varsayımlardan yola çıkarak ilerleyebilir, bu yüzden biz kurulmuş, küçük oyuncak arabalar gibi iç içe minicik daireler çizer dururuz. Bizi o dairelerden çekip çıkarabilmesi için dans eden şekillere ihtiyacımız var, ama bugünlerde bunu bulmak çok daha zor. Uzun uzun radyatörlere bakıp dalamazsın. Denizi seyredemezsin. Yani seyredersin elbette, ama üstü plastik şişeler ve kullanılmış prezervatiflerle dolu olduğu için karşısında oturup sinirlenmekten başka bir şey gelmez elinden.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kuşkucu Somon
Alt başlık:
Galakside Son Bir Kez Otostop Çekmek
Baskı tarihi:
Temmuz 2017
Sayfa sayısı:
432
ISBN:
9786051715117
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Salmon of Doubt
Çeviri:
İrem Kutluk
Yayınevi:
Alfa Yayıncılık
Douglas Noel Adams neredeyse her satırında zekâ şimşekleri çakan Otostopçunun Galaksi Rehberi serisiyle, bilimkurgu türünün dokusunda geri dönülmez değişimler yaratmayı başarmıştı. Ama sonrasında, herkes ondan yepyeni maceralar beklerken, ne yazık ki çok genç denebilecek bir yaşta aramızdan ayrıldı. Büyük bir şaşkınlık içine düşmüş dostları için yapılacak tek bir şey kalmıştı: Douglas Adams’ın o çok sevdiği bilgisayarının içinde derin bir araştırmaya girişmek ve en azından son kez bile olsa galakside yeniden otostop çekebilmek.

Kuşkucu Somon’un ortaya çıkış macerası işte böyle özetlenebilir. DNA’nın o eşsiz kıvraklıktaki zekâsı bir kez daha karşınızda. “Hayat”, “Evren”, “Ve Her Şey” adıyla üç temel parçaya bölünerek hazırlanmış bu çalışma, tanıyan herkesin sevdiği Douglas Adams’a gönderilen bir saygı ve sevgi selamı olmasının yanı sıra usta yazarın okurlarına gülümseyerek baş parmağını bir kez daha havaya kaldırmasıdır aslında.

En sinirli, en umutsuz okurların bile tüm beklentilerini rahat rahat karşılayan bu küçük kitapta sevgili dostumuz DNA’ya dair daha önce kimsenin bilmediği gerçekleri de öğreneceksiniz. Sonuçta paniğe kapılmanıza hiç gerek yok, yeter ki havlunuzu yanınıza almayı unutmayın…

Kitabı okuyanlar 33 okur

  • Halil İbrahim yılmaz
  • Derya
  • Mustafa Adem
  • Fatih Erdoğan
  • Deniz Özel
  • Ceren selvi
  • Gökhan Demir
  • Nilay.Fatih
  • Hakan Derin
  • Meltek

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%21.1
25-34 Yaş
%31.6
35-44 Yaş
%36.8
45-54 Yaş
%5.3
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%5.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%43.8
Erkek
%56.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.8 (4)
9
%23.1 (3)
8
%23.1 (3)
7
%23.1 (3)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0