Kuşkucu Somon (Galakside Son Bir Kez Otostop Çekmek)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.051
Gösterim
Adı:
Kuşkucu Somon
Alt başlık:
Galakside Son Bir Kez Otostop Çekmek
Baskı tarihi:
Temmuz 2017
Sayfa sayısı:
432
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051715117
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Salmon of Doubt
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayıncılık
Baskılar:
Kuşkucu Somon
Kuşkucu Somon
Douglas Noel Adams neredeyse her satırında zekâ şimşekleri çakan Otostopçunun Galaksi Rehberi serisiyle, bilimkurgu türünün dokusunda geri dönülmez değişimler yaratmayı başarmıştı. Ama sonrasında, herkes ondan yepyeni maceralar beklerken, ne yazık ki çok genç denebilecek bir yaşta aramızdan ayrıldı. Büyük bir şaşkınlık içine düşmüş dostları için yapılacak tek bir şey kalmıştı: Douglas Adams’ın o çok sevdiği bilgisayarının içinde derin bir araştırmaya girişmek ve en azından son kez bile olsa galakside yeniden otostop çekebilmek.

Kuşkucu Somon’un ortaya çıkış macerası işte böyle özetlenebilir. DNA’nın o eşsiz kıvraklıktaki zekâsı bir kez daha karşınızda. “Hayat”, “Evren”, “Ve Her Şey” adıyla üç temel parçaya bölünerek hazırlanmış bu çalışma, tanıyan herkesin sevdiği Douglas Adams’a gönderilen bir saygı ve sevgi selamı olmasının yanı sıra usta yazarın okurlarına gülümseyerek baş parmağını bir kez daha havaya kaldırmasıdır aslında.

En sinirli, en umutsuz okurların bile tüm beklentilerini rahat rahat karşılayan bu küçük kitapta sevgili dostumuz DNA’ya dair daha önce kimsenin bilmediği gerçekleri de öğreneceksiniz. Sonuçta paniğe kapılmanıza hiç gerek yok, yeter ki havlunuzu yanınıza almayı unutmayın…
Kitabın tanıtımlarında söylenen "Galakside son bir kez otostop çekmek" cümlesini benim gibi ciddiye alıp da Otostopçunun Galaksi Rehberi ile çok fazla alakası olacağını düşünmeyin derim. Daha çok Douglas Adams'ın teknolojiye olan merakıyla alakalı yazdığı yazılardan oluşan bir kitap. Bazı yazıların çok ilgi çekici ve güzel olduğunu söyleyebilirim ama Otostopçu serisiyle çok da bağı yok. Douglas Adams'ın zihnine yolculuk yapmak isterseniz okuması eğlenceli olacaktır, yoksa çok da gerekli olduğunu düşünmüyorum kendi adıma.
Otostopçunun galaksi rehberi serisinden farklı tarzda bir kitap. Ancak galakside son bir kez otostop çekmek alt başlığıyla yayımlanıyor.
Kitap dört bölümden oluşuyor; Hayat, Evren, ve Her Şey, bir de en son kısımda kitaba ismini veren Kuşkucu Somon adıyla yarım kalan bir hikaye.
Adams' ın vefatının ardından CD-ROM' daki metinler ve gazete-dergilerde çıkan makalelerin derlemesinden oluşan bir kitap.
Bu makalelerde Adams esprili yazım tekniğiyle hayata, olaylara bakışını çok farklı yorumluyor. Onu bu şekilde daha yakından tanımak, düşüncelerini okumak güzeldi.
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.869 Oy)8.463 beğeni24.333 okunma964 alıntı96.836 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (9.012 Oy)9.266 beğeni30.556 okunma932 alıntı147.663 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (11.235 Oy)14.061 beğeni36.588 okunma3.862 alıntı154.981 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.356 Oy)6.719 beğeni17.906 okunma3.053 alıntı91.061 gösterim
  • Cesur Yeni Dünya
    8.5/10 (2.014 Oy)1.739 beğeni4.667 okunma1.097 alıntı33.462 gösterim
  • Da Vinci Şifresi
    8.7/10 (3.008 Oy)3.106 beğeni11.405 okunma255 alıntı40.238 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (8.013 Oy)9.541 beğeni26.956 okunma1.843 alıntı137.554 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (8.325 Oy)9.320 beğeni27.916 okunma2.988 alıntı122.725 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (16.127 Oy)20.071 beğeni46.130 okunma3.670 alıntı194.383 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.789 Oy)8.262 beğeni22.529 okunma4.823 alıntı138.321 gösterim
Bir tanrı olduğuna gerçekten inanmıyorum -hatta bir tanrının olmadığına ikna oldum. Onun var olduğuna dair etrafta en ufak bir kanıt bile görmüyorum.
İlk adam düşünür: "Eh eşya yapan sadece bir tür varlık tanıdığıma göre, bütün bunları yapan her kimse, benim gibi ama çok daha büyük, çok daha güçlü ve mutlaka görünmez biridir, bütün aletleri yapan, güçlü olmaya yatkın olan kişi ben olduğuma göre o da muhtemelen erkektir." Böylece Tanrı düşüncesine varırız. Bir alet yaptığımızda, onunla bir şey yapmayı amaçladığımız için ilk insan kendine şunu sorar: "Eğer bunu o yaptıysa, ne amaçla yaptı?" İşte tuzak burada kapanır, çünkü ilk insan şöyle düşünür: "Bu dünya bana çok uyuyor. Bana destek olan, beni doyuran, bana bakan her şey burada. Evet, bu dünya tam bana göre," ve kaçınılmaz sonuca varacaktır, dünyayı yapan her kimse, onu kendisi için yapmıştır.

Şimdi hayal edin, bu bir su birikintisinin, bir sabah uyanıp düşünmeye başlaması gibidir, "bulunduğum bu dünya ilginç bir yer - bulunduğum delik ilginç bir delik- tam bana göre, öyle değil mi? Aslında bana şaşılacak kadar uyuyor, beni içinde barındırmak için yapılmış olmalı!" Bu öyle güçlü bir düşüncedir ki, güneş gökyüzünde yükselip hava ısınırken, su birikintisi de giderek küçülür, küçülür ama o telaş içinde her şeyin iyi olduğuna inanmaktadır, çünkü bu dünyanın amacı kendisini içinde barındırmaktır, onu içinde barındırmak için kurulmuştur. Bu yüzden su birikintisinin kaybolma noktasına geldiği an onu çok gafil avlar. Sanırım bu bizim de unutmamamız gereken bir şey.
“Geçmişte insanlar, düşünmek istediklerinde saatlerce ateşe bakarlardı. Ya da denize. Dans eden alevler ve dalgalar, beynimizde akıl ve mantığın ulaşabileceğinden daha derinlere ulaşabilir. Bak, mantık yalnızca bizim zaten yapmış olduğumuz önermeler ve varsayımlardan yola çıkarak ilerleyebilir, bu yüzden biz kurulmuş, küçük oyuncak arabalar gibi iç içe minicik daireler çizer dururuz. Bizi o dairelerden çekip çıkarabilmesi için dans eden şekillere ihtiyacımız var, ama bugünlerde bunu bulmak çok daha zor. Uzun uzun radyatörlere bakıp dalamazsın. Denizi seyredemezsin. Yani seyredersin elbette, ama üstü plastik şişeler ve kullanılmış prezervatiflerle dolu olduğu için karşısında oturup sinirlenmekten başka bir şey gelmez elinden.
Ama ya dergi yayımcıları açısından? Onlar ne satacak? İnsanların tomar tomar para vermeye gönüllü olduğu parlak kâğıt desteleri olmayınca onlar ne yapacak? Aslında her şey onların ne tür bir işte olduğunu düşündüğünüze bağlı. Bir çok kişi sizin düşündüğünüz işi yapmıyor. Örneğin Xerox aslında toner kartuşu satma işindedir. İleri teknoloji harikası fotokopi ve baskı makineleri geliştirdikleri masalı, yalnızca asıl kâr kaynakları olan toner kartuşu için bir emtia pazarı yaratmak için. Televizyon şirketleri seyircilerine televizyon programları iletme işinde değildir, onların işi seyircileri reklam verenlere teslim etmektir.
Çalışmayan şeyleri fark ediyoruz. Çalışanları fark etmiyoruz. Bilgisayarları fark ediyoruz, onlara ödediğimiz parayı fark etmiyoruz. Elektronik kitap okuyucularını fark ediyoruz, kitapları fark etmiyoruz.
“Özel dedektif olmanın tuhaf tarafı da bu. Diğer insanlar hakkında başka kimsenin bilmediği ufak tefek şeyler öğrenmek için zaman harcıyorsun, ama sonra bir bakıyorsun, kendin hakkında herkesin bildiği, ama senin bilmediğin bir sürü şey var. Örneğin. benim tuhaf bir tarzda yürüdüğümü biliyor muydun? Kasılarak paytak paytak bir yürüyüş, demişti biri.”

“Evet, elbette biliyorum. Seni tanıyan herkes biliyor bunu."

“Ben hariç, görüyorsun ya," dedi Dirk. “Öğrendiğimden beri, dükkân vitrinlerinde kendimi böyle yürürken yakalamaya çalışıyorum. İşe yaramıyor, tabii. Bütün görebildiğim uzun bir adım atarken havada donmuş halim...
İçinde yaşamaya çok iyi uyum sağladığımız için evrenin tanrı tarafından, bizim için bir şekilde hazırlandığı şeklindeki kibirli inancın boşluğunu şöyle göstermişti: Çamurlu bir su birikintisinin, her nasılsa kendisiyle tıpatıp aynı biçime sahip bir çukura rahat ve güvenli bir şekilde sığınışının, muhteşem komiklikte bir taklidini yapmıştı. Büyük bir zevkle anlattığı bir başka şey de mesajını açıklamaya gerek olmayan şu kısa öyküdür: Bir adam televizyonun nasıl çalıştığını bilmiyormuş ve kutunun içinde, görüntüleri büyük bir hızla elle hareket ettiren bir sürü adam olması gerektiğine kendisini inandırmış. Bir mühendis ona elektromanyetik spektrumun yüksek frekans modülasyonlarını, vericileri, alıcıları, yükselticileri, katot ışın tüplerini, fosforlu ekranda bir yandan öbür yana ve aşağıdan yukarıya hareket eden tarama çizgilerini anlatmış. Adam, mühendisi dikkatli bir ilgiyle, anlattıklarının her aşamasında başını sallayıp onaylayarak dinlemiş. Sonunda ikna olduğunu bildirmiş. Artık bir televizyonun nasıl çalıştığını gerçekten biliyormuş. Emin olmak için sormuş: “Ama umarım, içeride o küçük adamlardan hiç olmazsa birkaç tane kalmıştır, di mi?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kuşkucu Somon
Alt başlık:
Galakside Son Bir Kez Otostop Çekmek
Baskı tarihi:
Temmuz 2017
Sayfa sayısı:
432
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051715117
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Salmon of Doubt
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayıncılık
Baskılar:
Kuşkucu Somon
Kuşkucu Somon
Douglas Noel Adams neredeyse her satırında zekâ şimşekleri çakan Otostopçunun Galaksi Rehberi serisiyle, bilimkurgu türünün dokusunda geri dönülmez değişimler yaratmayı başarmıştı. Ama sonrasında, herkes ondan yepyeni maceralar beklerken, ne yazık ki çok genç denebilecek bir yaşta aramızdan ayrıldı. Büyük bir şaşkınlık içine düşmüş dostları için yapılacak tek bir şey kalmıştı: Douglas Adams’ın o çok sevdiği bilgisayarının içinde derin bir araştırmaya girişmek ve en azından son kez bile olsa galakside yeniden otostop çekebilmek.

Kuşkucu Somon’un ortaya çıkış macerası işte böyle özetlenebilir. DNA’nın o eşsiz kıvraklıktaki zekâsı bir kez daha karşınızda. “Hayat”, “Evren”, “Ve Her Şey” adıyla üç temel parçaya bölünerek hazırlanmış bu çalışma, tanıyan herkesin sevdiği Douglas Adams’a gönderilen bir saygı ve sevgi selamı olmasının yanı sıra usta yazarın okurlarına gülümseyerek baş parmağını bir kez daha havaya kaldırmasıdır aslında.

En sinirli, en umutsuz okurların bile tüm beklentilerini rahat rahat karşılayan bu küçük kitapta sevgili dostumuz DNA’ya dair daha önce kimsenin bilmediği gerçekleri de öğreneceksiniz. Sonuçta paniğe kapılmanıza hiç gerek yok, yeter ki havlunuzu yanınıza almayı unutmayın…

Kitabı okuyanlar 43 okur

  • Süleyman Onur Avcı
  • Onur Çetin
  • Bilge Akcaalan
  • Tezzcan
  • Çiçek Korkmaz
  • Phoebe
  • Helebe Hübele
  • Ercan Alim Gülşen
  • serhat taś
  • Halil İbrahim yılmaz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%21.1
25-34 Yaş
%31.6
35-44 Yaş
%36.8
45-54 Yaş
%5.3
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%5.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%43.8
Erkek
%56.3

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (4)
9
%25 (4)
8
%18.8 (3)
7
%18.8 (3)
6
%6.3 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0