Kuşlar da Gitti

8,1/10  (92 Oy) · 
250 okunma  · 
71 beğeni  · 
2.227 gösterim
Kuşlar da Gitti, İstanbulun çürüyen, kirlenen yüzü ve insanlığın da şehirle birlikte yok oluşunun romanıdır. Kuşların bir zamanlar mekan tuttuğu İstanbulda çocuklar onları yakalayarak cami, kilise ve singogların kapılarında azat buzat beni cennet kapısında gözet diyerek satarlar. Ancak çocuklar satamadıkları kuşları yemek zorunda kalırlar.
  • Baskı Tarihi:
    1994
  • Sayfa Sayısı:
    79
  • ISBN:
    9789750807219
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Ali AYDIN 
13 Nis 19:16 · Kitabı okudu · 4 günde · Puan vermedi

Evet Kuşlarda gitti hemde herşeyimizle birlikte...
Umutlarımızla,Ümitlerimizle,Düşlerimizle,Anılarımızla...
"Üstad"ımız tarafından Armağan edilen bir kitap.Bu Sadece bir kitap'mı? Kitap evinden alınan bir kitabı okumak ile sevgi,yürek,saygı ve özlem'in olduğu bir kitabı okumanın arasındaki farkını inanın bir "ıssız" ve birde Ben bilirim...
Düşünün ki; yetişkin ve olgun çağımızda Tutsak olan umutlarımızı,ümitlerimizi,Düşlerimizi sonsuzluğa uğurlayarak özgürleştirdiğimiz Kuşları; çocuk çağımızda geçim kaynağı olsun diye Tutsaklığa Mahkum ediyişimiz...
Üç ayrı Fidan,Üç ayrı yaşam ve Üç ayrı Tutsak...
Kitabı okurken şunu çok iyi anladımki bu dünya'da en güzel meşguliyet Herşeyin "Acı"nın bile keyfini çıkarmak...
Çünkü hayat zannettiğimiz,bildiğimiz,hissettiğimiz,gördüğümüz arasındaki kısacık farkı kadar kısa...
Ve zannetiğimiz ile bildiğimiz,hissettiğimiz ile gördüklerimizin tutarsız Duyguların sıkıntısını çekerek farkında olmadan ne denli ağır bir bedel olduğunu bir flim şeridi gibi geçmişi yad etmekte ayrı bir Eziyet...
Acaba Bu Dünya'da İnsan olduğunu farkettiğin "An" hissettiklerin Son Nefes'tede terkedicekmi..?
Şu hayatta ne kadarda cevapsız sorular var.Ne kadarda merakını gideremeyen cevaplar...
Çayımı yudumlarken gözlerimin Anılar ve özlemlere Nemlenişi gibi...
Anımsarım ki;geçen her saniye ve daralan çemberin içinde ne kadar basit şeyler için mücadele etmişiz. Kendimize yetemiyişimiz,Arzularımız,isteklerimiz,Acizliğimiz...
Halbuki her saniye şükürlü ve doyumlu yaşamak vardı...
Düşünün ki; Bunca Mücadelenin Sonucunda Bu Dünya'da insanın başına gelebilecek en kötü şey "Soğumak" Değilmidir.Birinden,Birşeyden,En çok Sevdiğin ve dahada fenası Herşeyden...
İçimdekilerim ile Dışıma tel örgü çekerek;
Üstad'ımıza sonsuz sevgilerimi ve saygılarımı sunarak;
Empati seviyesini genişletmek isteyen herkeze tavsiye ederim.Saygılar...

Sinan yaprak 
03 May 21:06 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 9/10 puan

İstanbul ve çocuklar, çocuklar ve kuşlar, kuşlar ve cami kapıları, ve cami kapılarında bekleyen adamlar. Para kazanmak için önce kuşları tutsak edip, sonra tekrar serbest kalmaları için durmadan, ard arda, çığlık çığlığa bağırmalar. Cennete gitmek için özgürlükleri insan tarafından elinde alınmış, ve tekrar onları bir tekerleme şeklinde sözleri ağızlarından çıkartarak, tutsak kuşları serbest bırakabilecek yine insanlar. Peki gerçekten insanlık ölmüşmüdür? Bence çocuklara, para bulabilmek için tek seçenek kuşları yakalamalak olduğunu ve cami'den çıkan adamların, eğer kuşları serbest bırakırsak cennete gideriz, diye tek düze düşünce haline gelen bir zamanda veya toplumda insanlık bir yere sıkışmamıştı. İnsanlık gerçektende ölmüştü....
Bu denli güzel ve içi edebiyat dolu bir kitabı okuduğum için, çok şanlı ve mutluyum. Ama bide bu denli güzel yazılan kitaba böyle bakmak istedim... Okuyanlar ne anlatmak istediğimi, umarım anlamıştır. Okumayanlarda kitabı okusa iyi ederler.;))

Mazlum İlhan 
 21 Oca 20:23 · Kitabı okudu · 1 günde · 8/10 puan

Kitaba başladığım andan kitabı bitirdiğim ana kadar Nikos Kazancakis'in şu sözü zihnimde dolandı durdu: “Dünyada çiçek, çocuk ve kuş olduğu sürece korkma; her şey yolunda demektir.” Konusu İstanbul'da geçen öykünün kahramanları, Hayri, Süleyman, Semih isimli üç çocuk ve kim olduğu bilinmeyen, isimsiz bir anlatıcı. Çocuklar, hazırladıkları tuzaklara yakalanan kuşları kafeslere doldurup İstanbul'un çeşitli semtlerinde satmaya çalışıp geçimlerini sağlarlar. "Azat buzat, beni cennet kapısında gözet" gibi kalıplaşan bir söz eşliğinde kuşlar gökyüzüne salıverilir. Yakalanan kuşlar her zaman satılamaz tabi. Öykümüzün kahramanları bu durumu, insanların içlerinde hiç merhamet kalmamasına, acıma duygularını kaybemelerine ve insanlığın gittikçe daha ağır yara alıp ölmeye yüz tutmasına yorarlar. Alın, alın be, değeri ne ki, iki buçuk lira, alın, bir kuşa bir cennet, uçurun ha uçurun, alın yoksa onları kesip yiyeceğiz diye bağırırlarken içinizde bir yerlerde depremler hissediyorsunuz.

İşin aslı bu üç çocuk, geçim sıkıntısı çeken üç çocuk, ellerinden tutulmasa ölecek olan bu üç çocuk; bu hayatın elleriyle kafese tıkılmış üç çocuktur, üç kuşturlar. Bundandır ki yakaladıkları kuşlara karşı merhametleri, içlerinden biri ölünce insanlık ölmüşçesine kahrolmaları ve çevredeki insanlara sövüp saymaları... İncelemenin başında alıntıladığım sözde geçen çiçek, çocuk ve kuşların gittikçe yok olmaları dolayısıyla da işlerin kötüye gitmesini, İstanbul'un bu değişen yüzünü gözler önüne seren çok beğendiğim bir Yaşar Kemal klasiği. Herkese tavsiye ederim.

nejla güldalı 
31 Mar 17:06 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Hayri, Süleyman ve Semih üç ayrı çocuk üç ayrı yaşam ve üçünün de bir şekilde İstanbul’da kesişen zorlu hayatları. İnsan düşünmeden edemiyor, sanatçı olmak böyle bir şey olsa gerek çünkü her gün bu çocuklar gibi onlarcasıyla karşılaşıyoruz ama hangimizin aklına geliyor oturup onlarla sohbet etmek ya da hikayelerini sormak… Birde Yaşar Kemal’in İstanbul’unu okurken bu şehri ne kadar hızlı tükettiğimizi daha iyi anlıyorum. Harika bir doğayı iğrenç betonlara mahkum eden biz zavallı insanlar. Çok değil kitapta sadece kırk yıl öncesinin İstanbul’u anlatılıyor ki yazar o zamandan başlayan betonlaşmayı da dillendiriyor kitapta. Şu an ne o zaman ki kuş çeşitliliğini, ne balık, ne de bitki çeşitliliğini asla bulamazsınız. Birkaç ay uğramadığınız bir semte yolunuz düştüğünde bu kadar kısa sürede nasıl değişebilir diye hayrete düşüyorsunuz. Hatta biz arkadaşlarla bazen birbirimize espri yapıyoruz gençliğimizde buralar hep dutluktu diye, ne acı ki bu espri gerçek((

Bekir İstanbul 
14 Şub 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · 7/10 puan

Açıkcası "Ağrı Dağı Efsanesi" nden aldığım tadı bulamadım. Benzer fırça darbeleri, benzer dokunuşlar fakat hayır, aynı tat değil. Konu biraz kısır kalmış ve kendini tekrar etmiş... Kuş yakalamaya çalışan çocukların "azat buzat beni cennet kapısında gözet" diye tuttukları kuşları satmaya çalışmaları... Hayri, Semih ve Süleyman üçü de hayatın zorluklarını görmüş çocuklar, üçünün de ayrı fakat aynı hikayesi; yoksulluk, hayatta kalma mücadelesi. Fakat ana tema hep aynı; kuş yakalama, kuş satma. Hemingway'in "Yaşlı Adam ve Deniz" romanı da konu olarak sadece balığı yakalamak ve evine götürmek gibi olsa da beni hiç sıkmamıştı. Yaşar Kemal şüphesiz çok büyük bir yazar fakat her büyük yazarın her kitabı büyük olmuyor.

Celal Uslu 
10 Mar 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 7/10 puan

Konusu bakımından çok ilginç bir kitaptı benim için.

Yaşar KEMAL ile İstanbul semtlerinde dolaşmaya çıktım, her semtin kendine has insanını tanıdım. En çok da Dolapdere betimlemelerine takıldım kaldım.

Betimleme demişken, bazı sayfalarda doğa ve insan tasvirleri tekrar ediyormuş gibi geldi.

Sosyolojik açıdan toplumların zamanla farklı kültür ve yaşayış biçimlerine evrilmesi sürecini mercek altına alma konusu beni her zaman heyecanlandırmıştır. Kuşların üzerinden İstanbul toplumunun yaşam biçimlerinin değişimine ışık tutulmuş, ama daha derine inilebilirdi. Söz konusu Yaşar Kemal olunca haliyle insan daha fazlasını bekliyor.

salih 
07 May 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Spoiler içerir.
Konusunu İstanbul’dan alan bu kısa romanda kuşların bir zamanlar mekan tuttuğu İstanbul ‘da çocuklar onları yakalayarak cami, kilise ve sinagogların kapısında, insanların çok olduğu meydan ve parklarda “azat buzat beni cennet kapısında gözet” diyerek satmaları ve bu şekilde geçinmeye çalışmaları anlatılır.
İstanbul'un çürüyen,kirlenen yüzünün ve insanlığın da şehirle birlikte yok oluşunun romanıdır. Değişen İstanbul değil insanlıktı.İnsanlığın ve onunla birlikte İstanbul'un yavaş yavaş yok oluşunun kuş avlayıp satarak para kazanmaya çalışan çocukların gözünden bakıyor.Yükselen binalara bakıp yeşili göremediklerinde kuşların gitmesi insanın içini acıtıyor.İstanbul'un ve orada yaşayan insanların değişen yüzünü kuş satan çocuklar üzerinden şahane bir şekilde betimlemiş. Kızgınlık kuşları özgür bırakmayan insanlara çocuklara kızamıyorsunuz.

Şeyda 
02 Kas 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yaşar Kemal’in Kuşlar da Gitti kitabı eski İstanbul’u İstanbul’un insanlarını ve kuşların İstanbul’u mekan edişini anlatır. Eski İstanbul’da her tarafta kuşlar vardır ve kuş satmak çocuklar için o zamanların geçim kaynağıdır. Roman üç çocuğun etrafında gelişir. Bunlar, Semih, Hayri ve Süleyman’dır. Bu üç çocuk kuşları, petaniya dedikleri hile ile yakalar, kafese koyup tanesini iki buçuk veya beş liraya satarlar. Satarken genellikle ‘’azat buzat beni cennet kapısında gözet’’ cümlesini kurarlar.
Kitapta yazar bizlere İstanbul’un durumunu kuş satan insanların gözüyle, kitapta kahraman anlatıcı olarak anlatıyor. Kuşçuluk geleneği İstanbul’da büyük yer kaplarken, sonradan bu geleneğin yok olmaya başladığını anlatır ve bu durumu da insanların sevgisinin azalmasına bağlar. Çünkü satarken azat buzat kelimelerini sıkça kullanırlar. Bu kelimeleri kullanmalarına rağmen, insanların kafesteki kuşlara acımayıp bakmadan geçtiklerini anlatır. Böylelikle toplumsal bir eleştiri dikkat çeker. Sonunda üzücü son yaşanır ve çocuklar kuşları satamayarak yerler. Yazar mekânı çoğunlukla Dolapdere ve Florya’da ele alır. Dolapdere’nin her insanı barındırdığı ve karmaşık olduğunun, hayatla mücadele eden insanların barındığı bir yer olarak betimler. Karakterlerin hayatını anlattığı kadarıyla onları İstanbul’a sürükleyen şeyin kuşçuluğa merakı değil, zorunluluğu ve geçinmek için bu işi yaptıkları anlaşılır. Karakterler üzerinde biraz daha durabilirdi. Örneğin Semih’in gittikten sonra ne yaptığı anlatılmamıştı. 

Derya Yalınkılıç 
 08 Şub 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Yaşar Kemal kaleminin gücünü bir kez daha göstermiş. Kendine has anlatım tarzıyla, betimlemeleriyle hayranlıkla okutturuyor kendini. :)
İstanbul'un şehirleşmesiyle birlikte azalan kuş sayısından, toplumun yozlaşmasından ve kaybedilen değerlerden söz etmiş. Her şeye rağmen umudunu yanında taşımış hep. Yine de hüzünlü sondan kaçamamış.
İncecik kitapla içinizde bir yerlere dokunmuş usta yazar.
Hala okumadıysanız okuma listenize ekleyebilirsiniz :)

Gökhan Parlaktaş 
19 Mar 02:02 · Kitabı okudu · 10/10 puan

80 sayfalık bir gecede okunacak bir kitap. Tür olarak roman diye geçiyor tabi ama ben olay ve durumların işlenişinde bir Sait Faik hikayesi dokusu sezdim. İstanbul'da yaşayanların "kuşların taa ne zamandır gitmiş" olduğu acı gerçeği ile yüzleşmesi...

3 /

Kitaptan 81 Alıntı

zübeyde 
10 Ağu 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

«İnsanlık öldü mü?» dedim.
«Yok,» dedi, «ölmedi, ölmedi ama, bir şeyler oldu, başka bir yerlerde sıkıştı kaldı herhalde?

Kuşlar da Gitti, Yaşar KemalKuşlar da Gitti, Yaşar Kemal
Ali AYDIN 
07 Nis 20:14 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Sabah erken uyandımki gökyüzü yunmuş,arınmış,lekesiz,silme,kadife bir Mavide ipleşiyor...

Kuşlar da Gitti, Yaşar KemalKuşlar da Gitti, Yaşar Kemal
Ali AYDIN 
07 Nis 20:17 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Kuşların yağmurlarda sert yerlerde dikenlere konmalarıyla bir olur.

Kuşlar da Gitti, Yaşar Kemal (Sayfa 10)Kuşlar da Gitti, Yaşar Kemal (Sayfa 10)

- "İnsanlık öldü mü?" dedim.
- "Yok" dedi, "ölmedi, ölmedi ama bir şeyler oldu, başka bir yerlerde sıkıştı kaldı herhalde?"
- "Kuşlar da gitti."
İnsanlıkla beraber kuşlar da bir bir yok oldu gitti…

Kuşlar da Gitti, Yaşar KemalKuşlar da Gitti, Yaşar Kemal
Sinan yaprak 
06 Şub 18:43 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"-İnsanlık öldümü? dedim
-Yok dedi ölmedi, ölmedi ama bir yerlerde sıkıştı kaldı herhalde.
-Nerde kaldı acaba?
Mahmudun yüzü bir an sevinç ışığında şakıdı.
İnsanlık belki bu Mahmudun ağız dolu gülücüğünde, yürek dolu sevincindedir, kim bilir"

Kuşlar da Gitti, Yaşar KemalKuşlar da Gitti, Yaşar Kemal
Mâsiva 
21 Mar 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

...böyle bir tek söz bile söylemeden gitmek de,sırtını dönüp gitmek de neyin nesi?

Kuşlar da Gitti, Yaşar KemalKuşlar da Gitti, Yaşar Kemal
zübeyde 
27 Eki 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

"İnsalık öldü mü?" dedim.
"Yok" dedi, "ölmedi, ölmedi ama, bir şeyler oldu, başka bir yerlerde sıkıştı kaldı herhalde?"

Kuşlar da Gitti, Yaşar KemalKuşlar da Gitti, Yaşar Kemal
böcürt 
23 Tem 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Cehennem yerinde hiç ateş yoktur, herkes ateşini burdan götürür...

Kuşlar da Gitti, Yaşar Kemal (Sayfa 68 - Yapı Kredi Yayınları)Kuşlar da Gitti, Yaşar Kemal (Sayfa 68 - Yapı Kredi Yayınları)