Kuşlar da Gitti

8,2/10  (65 Oy) · 
180 okunma  · 
54 beğeni  · 
2.025 gösterim
Kuşlar da Gitti, İstanbulun çürüyen, kirlenen yüzü ve insanlığın da şehirle birlikte yok oluşunun romanıdır. Kuşların bir zamanlar mekan tuttuğu İstanbulda çocuklar onları yakalayarak cami, kilise ve singogların kapılarında azat buzat beni cennet kapısında gözet diyerek satarlar. Ancak çocuklar satamadıkları kuşları yemek zorunda kalırlar.
  • Baskı Tarihi:
    1994
  • Sayfa Sayısı:
    79
  • ISBN:
    9789750807219
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Mazlum İlhan 
 21 Oca 20:23 · Kitabı okudu · 1 günde · 8/10 puan

Kitaba başladığım andan kitabı bitirdiğim ana kadar Nikos Kazancakis'in şu sözü zihnimde dolandı durdu: “Dünyada çiçek, çocuk ve kuş olduğu sürece korkma; her şey yolunda demektir.” Konusu İstanbul'da geçen öykünün kahramanları, Hayri, Süleyman, Semih isimli üç çocuk ve kim olduğu bilinmeyen, isimsiz bir anlatıcı. Çocuklar, hazırladıkları tuzaklara yakalanan kuşları kafeslere doldurup İstanbul'un çeşitli semtlerinde satmaya çalışıp geçimlerini sağlarlar. "Azat buzat, beni cennet kapısında gözet" gibi kalıplaşan bir söz eşliğinde kuşlar gökyüzüne salıverilir. Yakalanan kuşlar her zaman satılamaz tabi. Öykümüzün kahramanları bu durumu, insanların içlerinde hiç merhamet kalmamasına, acıma duygularını kaybemelerine ve insanlığın gittikçe daha ağır yara alıp ölmeye yüz tutmasına yorarlar. Alın, alın be, değeri ne ki, iki buçuk lira, alın, bir kuşa bir cennet, uçurun ha uçurun, alın yoksa onları kesip yiyeceğiz diye bağırırlarken içinizde bir yerlerde depremler hissediyorsunuz.

İşin aslı bu üç çocuk, geçim sıkıntısı çeken üç çocuk, ellerinden tutulmasa ölecek olan bu üç çocuk; bu hayatın elleriyle kafese tıkılmış üç çocuktur, üç kuşturlar. Bundandır ki yakaladıkları kuşlara karşı merhametleri, içlerinden biri ölünce insanlık ölmüşçesine kahrolmaları ve çevredeki insanlara sövüp saymaları... İncelemenin başında alıntıladığım sözde geçen çiçek, çocuk ve kuşların gittikçe yok olmaları dolayısıyla da işlerin kötüye gitmesini, İstanbul'un bu değişen yüzünü gözler önüne seren çok beğendiğim bir Yaşar Kemal klasiği. Herkese tavsiye ederim.

Bekir İstanbul 
14 Şub 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · 7/10 puan

Açıkcası "Ağrı Dağı Efsanesi" nden aldığım tadı bulamadım. Benzer fırça darbeleri, benzer dokunuşlar fakat hayır, aynı tat değil. Konu biraz kısır kalmış ve kendini tekrar etmiş... Kuş yakalamaya çalışan çocukların "azat buzat beni cennet kapısında gözet" diye tuttukları kuşları satmaya çalışmaları... Hayri, Semih ve Süleyman üçü de hayatın zorluklarını görmüş çocuklar, üçünün de ayrı fakat aynı hikayesi; yoksulluk, hayatta kalma mücadelesi. Fakat ana tema hep aynı; kuş yakalama, kuş satma. Hemingway'in "Yaşlı Adam ve Deniz" romanı da konu olarak sadece balığı yakalamak ve evine götürmek gibi olsa da beni hiç sıkmamıştı. Yaşar Kemal şüphesiz çok büyük bir yazar fakat her büyük yazarın her kitabı büyük olmuyor.

Celal Uslu 
10 Mar 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 7/10 puan

Konusu bakımından çok ilginç bir kitaptı benim için.

Yaşar KEMAL ile İstanbul semtlerinde dolaşmaya çıktım, her semtin kendine has insanını tanıdım. En çok da Dolapdere betimlemelerine takıldım kaldım.

Betimleme demişken, bazı sayfalarda doğa ve insan tasvirleri tekrar ediyormuş gibi geldi.

Sosyolojik açıdan toplumların zamanla farklı kültür ve yaşayış biçimlerine evrilmesi sürecini mercek altına alma konusu beni her zaman heyecanlandırmıştır. Kuşların üzerinden İstanbul toplumunun yaşam biçimlerinin değişimine ışık tutulmuş, ama daha derine inilebilirdi. Söz konusu Yaşar Kemal olunca haliyle insan daha fazlasını bekliyor.

salih 
07 May 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Spoiler içerir.
Konusunu İstanbul’dan alan bu kısa romanda kuşların bir zamanlar mekan tuttuğu İstanbul ‘da çocuklar onları yakalayarak cami, kilise ve sinagogların kapısında, insanların çok olduğu meydan ve parklarda “azat buzat beni cennet kapısında gözet” diyerek satmaları ve bu şekilde geçinmeye çalışmaları anlatılır.
İstanbul'un çürüyen,kirlenen yüzünün ve insanlığın da şehirle birlikte yok oluşunun romanıdır. Değişen İstanbul değil insanlıktı.İnsanlığın ve onunla birlikte İstanbul'un yavaş yavaş yok oluşunun kuş avlayıp satarak para kazanmaya çalışan çocukların gözünden bakıyor.Yükselen binalara bakıp yeşili göremediklerinde kuşların gitmesi insanın içini acıtıyor.İstanbul'un ve orada yaşayan insanların değişen yüzünü kuş satan çocuklar üzerinden şahane bir şekilde betimlemiş. Kızgınlık kuşları özgür bırakmayan insanlara çocuklara kızamıyorsunuz.

Şeyda 
02 Kas 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yaşar Kemal’in Kuşlar da Gitti kitabı eski İstanbul’u İstanbul’un insanlarını ve kuşların İstanbul’u mekan edişini anlatır. Eski İstanbul’da her tarafta kuşlar vardır ve kuş satmak çocuklar için o zamanların geçim kaynağıdır. Roman üç çocuğun etrafında gelişir. Bunlar, Semih, Hayri ve Süleyman’dır. Bu üç çocuk kuşları, petaniya dedikleri hile ile yakalar, kafese koyup tanesini iki buçuk veya beş liraya satarlar. Satarken genellikle ‘’azat buzat beni cennet kapısında gözet’’ cümlesini kurarlar.
Kitapta yazar bizlere İstanbul’un durumunu kuş satan insanların gözüyle, kitapta kahraman anlatıcı olarak anlatıyor. Kuşçuluk geleneği İstanbul’da büyük yer kaplarken, sonradan bu geleneğin yok olmaya başladığını anlatır ve bu durumu da insanların sevgisinin azalmasına bağlar. Çünkü satarken azat buzat kelimelerini sıkça kullanırlar. Bu kelimeleri kullanmalarına rağmen, insanların kafesteki kuşlara acımayıp bakmadan geçtiklerini anlatır. Böylelikle toplumsal bir eleştiri dikkat çeker. Sonunda üzücü son yaşanır ve çocuklar kuşları satamayarak yerler. Yazar mekânı çoğunlukla Dolapdere ve Florya’da ele alır. Dolapdere’nin her insanı barındırdığı ve karmaşık olduğunun, hayatla mücadele eden insanların barındığı bir yer olarak betimler. Karakterlerin hayatını anlattığı kadarıyla onları İstanbul’a sürükleyen şeyin kuşçuluğa merakı değil, zorunluluğu ve geçinmek için bu işi yaptıkları anlaşılır. Karakterler üzerinde biraz daha durabilirdi. Örneğin Semih’in gittikten sonra ne yaptığı anlatılmamıştı. 

Derya Yalınkılıç 
 08 Şub 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Yaşar Kemal kaleminin gücünü bir kez daha göstermiş. Kendine has anlatım tarzıyla, betimlemeleriyle hayranlıkla okutturuyor kendini. :)
İstanbul'un şehirleşmesiyle birlikte azalan kuş sayısından, toplumun yozlaşmasından ve kaybedilen değerlerden söz etmiş. Her şeye rağmen umudunu yanında taşımış hep. Yine de hüzünlü sondan kaçamamış.
İncecik kitapla içinizde bir yerlere dokunmuş usta yazar.
Hala okumadıysanız okuma listenize ekleyebilirsiniz :)

rafet demir 
25 Kas 2015 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 8/10 puan

Kuşların azat buzat edilmesinden yola çıkarak toplumun bireylere, hayvanlara ne kadar duyarsızlaştırdığını anlatıyor. İnce Memeddeki gibi Çukurovanın ezilenlerini değil, İstanbul'un ezilenleri konu edilmiş. Hikayeyi anlatan kişiden hiç bahsedilmemesi, hikayenin kahramanlarından olmasına rağmen isminin bile geçmemesi ayrı bir merak uyandırıyor insanda. Bir solukta okunabilecek bir kitap.

Uzun bir süreden beri kitaplığımda yer almasına rağmen bir türlü okuma fırsatı bulamadığım bu küçücük ama çok büyük eserden, beklettiğim için özür diledim evet evet özür diledim hem de bir kitaptan :) Bir kitapta çocuklar ve kuşlar bir arada anlatılmışsa ve Yaşar Kemal gibi bir yazarın kaleminden çıkmışsa beğenmemek olmaz, olamaz!
Konusuna gelince Hayri, Süleyman ve Semih'in İstanbul'daki maceralarından bahsediliyor. Tabi bir de hikayenin kahramanı olmasına rağmen ismi geçmeyen, kim olduğu bilinmeyen bir anlatıcımız var. Kuşlar üzerinden İstanbul insanlarının değişime uğramış yaşam biçimlerinden ve insanların sevgilerini, vicdanlarını, merhametlerini ve acıma duygularını yitirme noktasına geldiklerinden bahseder. Keyifli okumalar..

Hakan Ertürk 
20 Oca 10:49 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 8/10 puan

istanbul'un yok oluşunu kuşların kanatlarından anlatan yaşar kemal incili. ben ki istanbul'u çok hazzetmeyen gaddar bir adam, istanbul'un yok oluşunu okurken yüreğimde bir ağrı, burnumda bir sızı hissettim. hele ki kitabın bir bölümünde bir yer var ki, yürek parçalar. çocuklardan biri meydanlardan birinde herkesi kuşlarının başına toplar ve "azat buzat cennet kapısında beni gözet!" diye bağırmaya başlar. herkes izler ama hiç kimse kuşlara tek kuruş vermez. çocuk, siz bu kuşları almazsanız hepsi ölecek, alsanıza lan! ne olur alsanız? diye yalvarır ve kalabalık dağılırken gözlerinden şıp şıp yaşlar süzülür.

M.Ali BARAN 
06 Mar 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kuşlar da gitti romanında, Yaşar KEMAL ilk defa farklı bir konuyu ele alıyor. İstanbul'un zamanla değişen yüzüne, kuş avlayıp satarak, hayata tutunmaya çalışan çocuklar Semih, Hayri ve Uzun Süleyman'ın gözünden bakıyor. Kuşların yakalanıp azat pusat satılmasının artık kimsenin umurunda olmadığını, kuşları seven insanların azaldığını, şehirle birlikte insanların huylarının da değiştiğinden dert yanıyor. Yazar zamanın değişimini o kadar güzel anlatıyor ki, ister istemez etkisinde kalıyorsunuz. Bence okumaya değer bir kitap

2 /

Kitaptan 42 Alıntı

«İnsanlık öldü mü?» dedim.
«Yok,» dedi, «ölmedi, ölmedi ama, bir şeyler oldu, başka bir yerlerde sıkıştı kaldı herhalde?

Kuşlar da Gitti, Yaşar KemalKuşlar da Gitti, Yaşar Kemal

- "İnsanlık öldü mü?" dedim.
- "Yok" dedi, "ölmedi, ölmedi ama bir şeyler oldu, başka bir yerlerde sıkıştı kaldı herhalde?"
- "Kuşlar da gitti."
İnsanlıkla beraber kuşlar da bir bir yok oldu gitti…

Kuşlar da Gitti, Yaşar KemalKuşlar da Gitti, Yaşar Kemal
Mâsiva 
21 Mar 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

...böyle bir tek söz bile söylemeden gitmek de,sırtını dönüp gitmek de neyin nesi?

Kuşlar da Gitti, Yaşar KemalKuşlar da Gitti, Yaşar Kemal

"İnsalık öldü mü?" dedim.
"Yok" dedi, "ölmedi, ölmedi ama, bir şeyler oldu, başka bir yerlerde sıkıştı kaldı herhalde?"

Kuşlar da Gitti, Yaşar KemalKuşlar da Gitti, Yaşar Kemal
böcürt 
23 Tem 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Cehennem yerinde hiç ateş yoktur, herkes ateşini burdan götürür...

Kuşlar da Gitti, Yaşar Kemal (Sayfa 68 - Yapı Kredi Yayınları)Kuşlar da Gitti, Yaşar Kemal (Sayfa 68 - Yapı Kredi Yayınları)

“- İnsanlık öldü mü? dedim
– Yok, dedi, ölmedi, ölmedi ama bir yerlerde sıkıştı kaldı herhalde.
– Nerede kaldı acaba?
Mahmudun yüzü bir an sevinç ışığında şakıdı. İnsanlık belki Mahmudun bu ağız dolusu gülücüğünde, yürek dolusu sevincindedir, kim bilir, belki kuşlarda gitti, dedi Mahmut.
Sonra hiç konuşmadık. Kuşlar da gitti, kuşlarla birlikte de… Ne olacak kuşlar da gitti.”

Kuşlar da Gitti, Yaşar KemalKuşlar da Gitti, Yaşar Kemal
Celal Uslu 
10 Mar 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Var, var, tabii var, olmaz olur mu? İnsanlıktır bu... Kat kattır, en sağlam, en güzel mücevheri en alttadır, soydukça insanlığı, kabuğundan soydukça, bir kat, iki, üç, dört, beş kat, gittikçe aydınlanır insanlık, güzelleşir. Çirkin olan insanlığın en üst kabuğudur. Adam olan hem kendi kabuğunu, hem insanlığın kabuğunu durmadan soymaya çalışır. Soyduka ortalık aydınlanır, soydukça...
"Dur, Mahmut dur."
"Durmam," diye bağırdı, "insanlara söz ettirmem. Olmaz. Bir yerlerde bir şeyler kalmıştır. Durmam, vardır. Parlıyordur. Biz onu bulamıyorsak gücümüz yoktur. O parlak ışığı göremiyorsak, gözümüz içimizin karanlığındadır."
Umutların öldüğüne iyice inandığın bir anda insanlık, binbir yönden açan bir ışık-umut çiçeğiyle birden aydınlanıverir...

Kuşlar da Gitti, Yaşar Kemal (Sayfa 54)Kuşlar da Gitti, Yaşar Kemal (Sayfa 54)
5 /